Mantık Evliliği Mantıksızlığın Daniskası Olmasın

Evlilik müessesimiz toplumumuzun belkemiği olan güzide kurumlarımızdandır. Bizim gibi köklerine bağlı bir millet için, kurum geleneğini cinslerin bir arada olması gerekçesiyle bağdaştırmak ve mesai saati mefhumu anlayışı ile sevişmeye çalışmak alışkanlık olmuş haliyle.
Asla ihanet etmek istemeyeceğimiz(!) geçmişimizin mirası bu düşünceden kurtulmak pek mümkün değil. Ama sıfatlandırdığımız çeşitli isimlerle, asla ihanet etmeden günü yakalamanın peşinde koşmayı da ihmal etmiyoruz. Kurnazız vesselam.

EV-Lİ-LİK kelime yapısı itibari ile türemiş bir kelime olup, başımızı sokacak bir dam anlamıyla bütünleşmiştir.
Dam=Koca
Akıllıca!

Yani deniliyor ki; nohut oda, bakla sofa sahibi olabilmek için dama ihtiyaç vardır. "Dam üstünde un eler, tombul tombul memeler" türküsüyle de, isteyen otantik hava yaratabilir evlilik semalarında.
Haydi bakalım şappii….

İnsanoğlu ve kızının birada yaşama fikrine kapılmasının Adem ve Havva ilk insanlarımız sayesinde olduğunu biliyorsunuz. Belki de yaşamın en baba kazığını, bize bu zihniyeti miras ederek yaptılar ama biz hala bir elma masalı tutturmuş yılanla cebelleşiyoruz. Oysa ki eş olma, karı koca olma fikrini; insan olmaktan öte aktarmak nasıl eziyet edici bir rahatsızlıktır bünyeye, farkında değiliz.

Artık kanıksanmış. Mutlaka karşı cinsten biriyle mutlaka beraber olunmalı, aynı ev, aynı ortam, aynı hava, aynı kap kacak, aynı tuvalet kağıdı paylaşılmalı. Niyeyse?! Hadi onu da geçelim. Bu durum toplum içinde öyle bir takdir duygusu yaratır ki insanlarınüzerinde,”Bak bunlar aynı lavaboda ellerini yıkıyorlar” diye bir göbek atmadıkları kalır. Maşallah pekte yakışıyorlar.
Hadi bakalım şappiii…

Peki kurumumuz tarihi seyir içinde ilerlemesini gerçekleştirirken, karşımıza nasıl acımasız bir sorun çıkardı insan evladı:

Aşk için mi evlilik, mantık için mi?
Ya da mantıkla yapılan evlilikler sürer, aşki evlilikler biter.
Aşk karın doyurmaz, mantıklı adım atmakta fayda vardır evlilik adına.
Züğürt adamla evleneceğine aşkla, çarığı sağlam olsun evliliğin mutluluk dolsun.
Sözleşmeye imza atar gibi evlilik olmaz, aşkla dolu yuvada sorun morun kalmaz.
Aşk mı mantık mı deme, evliliği her ikisine kurban etme.
Kalbin kıpırtısı mı yoksa, para şıkırtısı mı olmalı evlilikte…. gibilerinden münazara sorularımızla olayı kutuplaştırma çalışmaları içinde bulunabiliriz ama, gerek yok sevgili okuyucu. Lüzumsuz çene enflasyonu.

Böyle gelmiş böyle gider misyonun devamı niteliğinde ki zevc bulma çalışmaları içinde, temel harcı nasıl karacağı tarafların tasarruflarındadır ve kimsenin müdahale hakkı yoktur. Dışarıdan gazel okumak kolay olduğu gibi; yeşil türbe görünen aksamın, estağfurullah tövbe kıvamında olması yine elalemin derdi olmaz.
Haydi bakalım şappii...

Eğer bir arada yaşama cesareti göstermiş ve bunu bünyelerine kabul ettirmiş talipliler varsa; ister körkütük aşık olsun, ister mantık denizinde boğulsun özü anlamadığı sürece, kutsal müessesemizin çatlayan kısımları olacaktır. Eğer iki kişinin bir dünya içine sığmayı başarabilmesiyse evlilik, alt alta sıralanan maddeler içinde ne aşk, ne de mantık yer almalı. Olduğu gibi akışa bırakılan bünyelerin, bir bütün olmayı başarması her zaman daha kolaydır. Hoş insan türü kendi benliğinden sıyrılabilir mi bütün olmak adına, ayrı bir sorun aslında?!

Mantık veya değil, aşk veya meşk, para veya güvence ne olursa olsun evlilik üzerine kondurulan kelebelek, ömrünün az olduğunu unutmamak lazım. Atılan her adımın insan beyninde nasıl şekilleneceği, yine insanın azim ve kararının sonucudur. Adına ne derseniz deyin. İster mantık için aşk, ister evlilik için para, ister mantık için evlilik olsun, hepsi aynı. Ve aslında niyete değil, akibete bakmalı…
Haydi bakalım şappii...
kaynak:handan