Hz. Süleyman'ın İhtişamlı Sarayı


Kudüs'te bulunan Hz. Süleyman'ın sarayı yeryüzündeki en ihtişamlı ve görkemli yapıtlardan bir tanesiydi. Bu saray Hz Süleyman döneminde yaşanan dünya hakimiyetini, zenginliği ve refahı yansıtmaktadır. Sarayın her yanı detaylı bir şekilde dekore edilmiş ve yapımında çok büyük emek sarf edilmiştir.

Allah Hz Süleyman'ı -aynı babası Hz Davud gibi- İsrailoğullarına peygamber olarak göndermiştir. Bu nedenle İsrailoğullarına indirilen Eski Ahit'te Hz. Süleyman ve yaşadığı saray hakkında detaylı bilgi verilir. Eski Ahid, Allah'ın Kuran'da bildirdiği üzere tahrif edilmiş bir kitap olduğundan bu kitapta geçen yazılara, içerisinde hak kısımlar olmakla birlikte orijinalliğini kaybetmiş tarihsel bir kaynak olarak bakmak gerekir. Eski Ahid'te Hz. Süleyman'ın sarayının yapısı hakkında çok detaylı bilgiler verilmektedir. Sarayın ihtişamını göstermek açısından Kuran ayetlerinin yanısıra, Kuran'la mutabık görünen Eski Ahit'teki bilgileri de aktarmak faydalı olacaktır.

Sarayın İçi ve Dışı Halis Altınla, Tunçla ve Değerli Taşlarla Kaplanmıştır

Allah Kuran-ı Kerim'de Hz. Süleyman'a bakır madenini sel gibi akıttığını bildirmektedir. Bu da Hz. Süleyman ' ın bakır madenini sarayın yapımında da kullanmış olabileceğine işaret ediyor olabilir. Ayette şöyle buyrulur:

“... Erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık...” (Sebe Suresi, 12)

Eski Ahid ' te de sarayın değerli madenlerle, örneğin altın, tunç ve değerli taşlarla kaplandığına dair birçok bilgi mevcuttur. Bunlardan bir tanesi şöyledir:

“... Ve onu içerden halis altınla kapladı. Ve büyük eve servi ağaçlarından tavan yapıp onu saf altınla kapladı; ve onun üstüne kabartma hurma ağaçları ve zincirler işledi. Ve güzel olsun diye, evi değerli taşlarla süsledi; ve altın Parvaim altını idi. Ve evi, kirişlerini, eşiklerini, ve duvarlarını, ve kapılarını altınla kapladı; ve duvarlara kerubiler oydu. Ve kudsülakdas evini yaptı; onun uzunluğu evin genişliğine göre yirmi arşın; ve onu altı yüz talant kadar saf altınla kapladı. Ve çivilerin ağırlığı elli sekel altındı. Ve yukarı odaları altınla kapladı.” (2. Tarihler, Bab 3/ 4–9)

Sarayın Zemini Saydam Camdan Yapılmıştır

Allah bir Kuran ayetinde bize sarayın zemininin saydam camdan yapılmış olduğunu bildirmiştir. Bundan binlerce yıl önce yapılmış bir sarayın saydam camdan olma düzeltilmiş bir zemine sahip olması da o dönemdeki mimarinin oldukça gelişmiş olduğunu göstermektedir. Konuyla ilgili ayet şöyledir:

“Ona (Sebe Melikesi Belkıs): Köşke gir ' denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir. ' Dedi ki: Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.” (Neml Suresi, 44)

Evin Yapımında Hünerli İşçiler Çalışmıştır

Kuran ' da ki ayetlerde Allah, Hz. Süleyman ' ın duvar ustalarını, cinleri ve şeytanları işçi olarak kullandığını haber vermektedir:

“Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi. Şeytanları da; her bina ustasını ve dalgıç olanı.” (Sad Suresi, 36–37)

Eski Ahit ' te Hz. Süleyman'ın sarayının yapımında binlerce insanın yer aldığı bilgisi mevcuttur. Pek çok tarih kaynağı da bu sarayın yapımında binlerce duvar ustasının, marangozun, heykeltraşın ve işçinin çalıştığını doğrulamaktadır.

Oyma İşlerinde Çeşitli Ağaçlar Kullanılmıştır

Eski Ahit ' te, sarayın içindeki duvarların ve bazı bölümlerin ağaçla kaplandığı daha sonra bu ağaçların da oyularak motifler haline getirilip üzerlerinin kabartmalarla süslendiği şöyle anlatılmaktadır:

“Ve içerde ve dışarda çepçevre evin bütün duvarlarına kabartma şekiller, kerubiler, ve hurma ağaçları, ve açılmış çiçekler oydu. Ve içerde ve dışarda evin döşemesini altınla kapladı. Ve iç odanın girilecek yerine zeytin ağacından kapı kanatları yaptı; üst eşikle kapı süveleri duvarın beşte biri idi. Böylece zeytin ağacından iki kapı kanadı yaptı; ve üzerlerine kabartma kerubiler, ve hurma ağaçları, ve açılmış çiçekler oydu, ve onları altınla kapladı; ve altını kerubilerle hurma ağaçları üzerine döşedi. Mabedin girilecek yerine de zeytin ağacından duvarın dörtte biri olmak üzere kapı süveleri (çerçeve) , ve servi ağacından iki kapı kanadı yaptı; ve bir kanat iki parçadan olup katlanırdı, ve obir kanat iki parçadan olup katlanırdı. Ve üzerlerine kerubiler, ve hurma ağaçları, ve açılmış çiçekler oydu; ve oyma işine uydurulmuş altınla onları kapladı. Ve iç avluyu üç sıra yonulmuş taşla, ve bir sıra erz ağacı kiriş ile yaptı.” (1. Krallar, Bab 6/29–36)

Burada Hz. Süleyman ' ın sarayındaki ihtişamı gösteren sadece birkaç örnek ele aldık. Bunlar bile, sarayın tarihte az rastlanan güzelliğe sahip bir eser olduğunu göstermektedir.

Hz. Süleyman Allah ' ın kendisine nasip ettiği ihtişam karşısında hiçbir zaman bir büyüklenme ve övünme içinde düşmemiş, daima Rabbimize karşı şükredici olmuştur. Hz. Süleyman ' ın sahip olduğu ahlaki güzellik, zenginlik karşısında gurura kapılmamasını ve her nimeti Allah ' tan bilmesini sağlamakta ve müminlere örnek olmaktadır. Allah, Hz. Süleyman ' ın bu örnek tavrını şöyle haber verir:

“O da demişti ki: Gerçekten ben, mal sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.” (Sad Suresi, 32)

Allah, Hz. Süleyman ' a büyük bir saltanat, eşsiz bir zenginlik, cinler ve kuşlarla desteklenmiş çok güçlü ordular ve üstün ilimler lütfetmiştir. Yaşadığı topraklarda hayatı boyunca adaletle hükmetmiş, yüksek yöneticilik ve hakimlik vasfı ile farklı toplulukları hizmetinde toplamıştır. Ancak Hz. Süleyman kainattaki tüm ilimlerin, mülkün ve hükmün gerçek sahibinin alemlerin Rabbi olan Allah olduğunu her zaman bilerek, her işinde Allah ' a yönelmiş (Sad Suresi 30), O ' na karşı olan boyun eğici ve teslimiyetli tavrını hayatı boyunca muhafaza etmiştir. (makale harun yahya)