Dünyada pek çok din vardır. Bunların aralarındaki en büyükleri; İslam, Musevilik, Hristiyanlık, Hinduizm ve Budhizm olarak bilinirler. Tanrıya olan inançlarını korumaktadırlar, ve birçoğu ibadetlerini ve dini görevlerini yerine getirmektedirler. Birbirimize düşman etmeyi başaran insanlardan öte, dünyayı yönetenlerdir.

Yıllarca önümüze bir sürü yalan koyup inandırttılar. Yiyecek sektöründe bilmediğimiz zararlı maddeleri koydular, hayvanları vahşice öldürdüler ve fast-food sayesinde milyarlarca dolar kazandılar. Haberlerle insanları başka ülkelere karşı nefret ettirdiler, sahte görüntülerle yalan olan konuları beynimize yerleştirip gerçekmiş gibi gösterdiler. Çocuklarımıza gençlerimize açık seçik dizi-filmler izletip şiddeti, yasadışı seks ve tanrıtanımazlığı beynine işlediler. Ve bununla kalmayıp, şimdide bu proje üzerinde çalışıyorlar. İnsanları ancak ve ancak Din ile yönetebileceklerini düşünüp bir teknoloji geliştirdiler. 1994’te Serge Monast bu bilgileri bize sunmuştur. Gizli bir proje, Dünyayı değiştirecek bir proje. Adı: Mavi Işın Projesi

Mavi Işın Projesi Nedir?

NASA’nın deşifre olan projelerden biridir. İlluminati adı altında Masonik Örgütün Deccal’in hizmetinde olup yeni bir devlet, yeni bir inanç kurmaktır. Hologram teknoljisi ile toplumun inanç ve diliyle ifade edilecektir. Rusların senelerce geliştirdiği bir teknoloji ile beyni etkileyecek düşük frekansta yayın yapacaktır. Yayınlanan Hologramdaki yansıma Hz.Muhammed (SAV) gibi davranacak ve Mehdi’yi Deccal gibi gösterip, ve Deccal’ide Mehdi gibi gösterecektir.

İnançlarımızı Hatalı Gösterecekler

Bugüne kadar öğrenilmiş bütün Dinsel/İlahi bilgilerin hatalarını ve yanlış anlaşılmış olduğunu gözler önüne serecekler. Yüzyıllardır hepimizin yanlış şeylere inandığımızı inandırmaya çalışacaklardır. Psikolojik olarak medya ile hazırlıklarda yapılmıştır. Bunlara örnek olarak: 2001: A Space Odyssey, Star Trek, Kurtuluş Günü, Dünya İstilası: Los Angeles Savaşı. Bu tür filmler/diziler uzaydan gelen E.T. (Extra-Terrestial)’lere karşı halk ve ordunun birleşip savaştığını göstermektedir. Charles Darwin’in ortaya koyduğu Evrim Teoresine örnek bir filmde Jurassic Park’tır. Burada Evrim’i destekleyerek Tanrının sözlerine karşı gelinmiştir.

Özellikle Hristiyanlık ve Müslümanlık inancının temellerini çökertecek nitelikte ipuçları sunulacaktır. Bunu yapabilmek için kadim geçmişe ait bazı hatalı kanıtlar yenileri ile karşılaştırılarak uluslara dinlerini yanlış anladıkları gösterilecektir.

Gökteki Uzay Gösterisi ve Yalancı Peygamberin Gelişi:
Projenin ikinci ayağı, devasa üç boyutlu bir gösteridir. Show Optik Hologramlar, Lazer Görüntüler ve Sonik Seslendirmeler (doğrudan kafanızın içine konuşabilme teknolojisi) kullanılacaktır. Hologram ve Lazer dünyanın her bölgesinde ülkeye ve onların inançlarına bağlı olarak farklı şekilde hareket edeceklerdir. Sovyetler ileri teknoloji bir işlemciyi mükemmelleştirdiler ve ihraç ettiler. İşlemcinin haznesine şimdiye kadar insan beyni ve vücudu üzerine yaptıkları anatomik, elektromekanik kompozisyon, kimyasal ve biyolojik yapılanma bilgilerini parçalar halinde yüklediler. Bu işlemciler serisi tüm insan dilleri, kültürleri ve bunlara bağlı anlamlarla yüklediler, ve bunların en başlarında Yeni Mesih programını yüklediler. Sovyetler beyin dalgaları yollayarak ister tek bir kişi isterse koca bir ulusu diktatörlüğe uydurmaya çalışacak, uymayanlara ise ‘intihar’ düşüncesi verilecek ve böylece tehdit unsur eden kişiler ortadan kaldırılacaktır.

İki farklı bakış açısı var. İlk öncelikle ‘’Uzay Şovu’’. Dinlerin çökmesine az kala, verilmiş olan kehanetlere bağlı olarak eş zamanlı yapılacak. Gösteri uydulardan, sodyum bazlı bir katman üzerinde yerden yaklaşık 90km yukarıda gerçekleşecek. Günümüzde arada bir testlerini görmüş oluyoruz ama bunları UFO gözlemlemesi olarak kayıtlara geçiriyoruz.

Profesyonelce hazırlanan bu şovda gereğinden çok gerçekler ortaya atılacağı için kimsenin karşı çıkma gibi bir fırsatı olmayacak. Hatta en bilgeler dahi kandırılacaktır. Projenin en can alıcı araçlarından biri ise Tractor Beams (Emici Işınlar). Böylece insanlar sanki Tanrının evine gidiyorlarmış gibi bir görüntü yaratılacak. Yeni inanca ve Mesih’e karşı olacak ayaklanmalar gerçekleşecek kutsal savaşlar çok büyük olup dünya üzerinde görülmemiş bir can kaybına neden olacaktır.
Gökyüzü bir film ekranı olarak kullanılacak ve uzay tabanlı uydular sayesinde Dünyanın dört köşesine eş zamanlı, her dilde ve lehçede yayın yapılacaktır. Holografik görüntüler neredeyse aynı ELF, VLF ve LF beyin sinyallerine bağlı olarak görsel ve işitsel olacak. Aynı zamanda sanki bir optik fenomenmiş hissi uyandıracak. Özellikle her ülkeye kendi kültürüne ve inancına bağlı olan görüntüler ve akustik sinyaller verilecektir.

Dünyanın her köşesinde olup kaçınılmaz olacaktır. Sanki uzaydan gelirmişçesine gelen görüntü ve sesler, birçok Mesih bekleyen din gruplarını ve tarikatlarını çok etkileyecek ve sanki bekledikleri Mesih en sonunda gelmiş gibi bir düşünce uyandıracaktır. Ardından Hz.İsa, Hz.Muhammed, Buddha, Krishna v.b. görüntüler açıklanmış olan ilahi ve mistik gerçeklerden sonra iç içe kayarak bir bütünü oluşturacak. Ancak bu yeni gelmiş olan Tanrı esasında ‘Antichrist’ denen yalancı peygamber olacak ve kadim anlatımların yanlış anlaşıldığını bu nedenle kardeşin kardeşi vurduğunu, ulusların uluslarla savaş açtığını belirterek artık eski dinlerin yok edilmesi gerektiğini ve yeni bir inanışa geçilmesinin vakti geldiğini söyleyecek. Tabiki birçok insan öğretiler için birbirini suçlayacak ve din uğruna harcanan milyonlarca doların hesabı yapılacak. Bunlarla beraber dünyada politik anarşi ve doğal afetlerden oluşan zararların gerçekleştiği bir an olacak. Kısacası bu proje uzun süredir üzerinde çalışılmış olan elektromanyetik radyasyon ve hipnotizmadır. 1974’te araştırmacı G.F. Shapits yaptığı araştırmaların birinde şöyle anlatmıştır:

’’Araştırmalara göre hipnotizörün kullandığı kelimeler elektromanyetik enerjiye çevrilebilir ve bu enerji doğrudan insan beyninin bilinç altına, şahsın bilgisi veya herhangi bir araca bağlı olmadan yerleştirilebilir ve şahsın bu iletiyi bilinçli bir şekilde kontrol veya bloke etme imkanı yoktur! Bu sayede şahsın kişisel kontrolü elinden alınabilir ve özgür iradesi bastırılabilir. ‘’

21 Mart 1983 yılında The Sydney Morning gazetesinde yayınlanan haberde, Sovyetlerin insan aklını ele geçirmeye dair çalışmalar yaptığını yazılmıştı. Eski haber olmasına rağmen bize ne zamandan beri bunun üzerinde uğraştıklarını gösteren bir kanıttır. Köşe yazısını yazan editör bunun çok önemli olduğunu vurgulamıştı. O zamandan bu zamana kadar teknolojinin ne kadar hızlı ilerlediğine bakılarak, bu çalışmalarla ne kadar geliştiklerini hayal bile etmek güçtür.

Yapay Düşünce ve İletişim

Üçüncü basamak, insan akıllarına düşünceler sokmak. Çift-Yönlü iletişim metodu ile beyne dalgalar göndererek sanki Tanrıyla konuşuyormuşçasına bir ikna edici his yaratacak. 1970, 1980 ve 1990lı yıllarda insan beyni üzerinde araştırmalar yapılmıştır ve tıpkı bir bilgisayar gibi çalışıp manipüle edilebileceğini göstermektedir.

Bilgi Yüklenir->İşleme Konulur->Entegre Edilir->Sistem Programlanır.

Ocak 1991, Arizona Üniversitende sunulan ‘’The NATO Advanced Research Workshop on Current and Emergent Phenomena and Biomolecular Systems’’ (NATO İleri Seviye Güncel ve Acil Fenomen ve BiomolekülerSistemler Üzerine Araştırmalar) konferansı düzenlemişti. Bilim adamları bilinmeyen kaynaklar tarafından finanse edilen araştırmalarının yanlış ellerde potansiyel birer silah olabileceği konusunda uyarılmak istenilmişti. Buluşları sayesinde ABD çoktan körlerin görmesini, sağırların tekrar duymasını ve felçlilerin tekrar yürümelerini sağlayan iletişim aygıtları üretmişti. Bu yeni iletişim aygıtları insan beynine ve nörolojik sistemlerine ultra-alçak frekanstaki raydasın dalgaları ile yeni bir bakış açısı ile bakmamızı sağlıyor.

Bu aygıtların bazıları CIA ve FBI tarafından şu an kullanımda. Ancak bu aygıtlar asla hastaları iyileştirmek için kullanılmayacak çünkü Yeni Dünya Düzeni için uygulanan ajandaya ve onun kukları olan ABD Hükümetine aykırıdır. Bu yeni aygıtlar, bu düzene karşı grup veya kişiler üzerinde kullanılarak işkence ve suikast ile oradan kaldırmalarını sağlanıyor. Sistem ‘Manchurian Adayları’ yaratıyor. Halk kimin iyi kimin terörist olduğu konusunda manipüle ediliyor. Bu sistem sayesinde yeni bir köle halk tipi yaratılıyor, ‘Modern Köleler’. Böylece halkı korkunç eylemlerle korkutulur ve güvenliklerinin tehlikede olduğu hissi verilerek, koyulacak olan ‘faşist kanunlara’ karşı desteklemekten başka bir şey yapamayacaktır. Bu yol ile halk silahsızlandırılır, tüm kişisel bilgileri ele geçirilir ve halka tüm bunlarun sadece güvenlikleri için olduğunu söyleyerek kandırırlar.

George Bush:
‘’Dudaklarımı okuyun: Korku her zaman güçlü Elitler tarafından halkı kontrol altında tutmak ve yönetmek için kullanılmıştır’’ demişti. Bütün bu psikolojik çöküşlerle insanları daha kolay kandırılabilir bir hale sokar ve kontrol edilmeleri daha kolay olup Mavi Işın Projeyi daha rahatlıkla gerçekleştirebilir.

Elektronik Yolu ile Evrensel Doğaüstü Bağlamlar

Dördüncü aşamada Evrensel Doğaüstü Bağlamlar elektronik yolu ile gerçekleştirilecektir. Bu aşama üç farklı yönlere ayrılmaktadır.

Bir: İnsanoğlu dünya dışı bir uzaylı ırkın ülkelerinin büyük şehirlerine saldırısına uğrayacağına dair aldatılacak ve bu yolla tüm ülkelerin nükleer silahları ile karşı gelmesi için hepsi provoke edilecek. Tüm silahlar ateşlendikten sonra Birleşmiş Milletler Senatosu ateşlemeden kısa bir süre sonra ülkelere füzelerini imha etmeleri için çağrı yapacak ve saldırının olmadığını açıklayacak.

İki:
Hristiyanlar İncil’e göre beklenen bir iblisin yaratacağı katliama karşı gelecek olan Dünya dışı bir ırkın kendilerini kurtarmaya geleceklerine inandırılacaklar. Olayın amacı tüm Yeni Dünya düzenine karşı gelebilecek muhaliflerin tek seferde ortada kaldırılması. Bu olay Uzay Gösterisinin başlamasından birkaç saat sonra gerçekleşecek.

Üç: Elektronik ve Doğaüstü güçlerden oluşan bir karışım yapılacak. Bu sefer kullanılan dalgalar optik fiberde, coaxial kablolarda (TV), elektrik ve telefon hatlarında kısacası her cihazda doğaüstü güçlerin gezmesini sağlayacak. Cihazlarda çipler zaten bunun için hazır. Bu olayın amacı insanları küresel bir şekilde şeytani ruhlarla karşı karşıya getirip düzensizlik ve kaosa neden olmak. İnsanlar bu yüzden psikolojik bunalımlara, intihar dalgalarına ve katliamlara varan düzensizliklere itilecek. Binlerde yıldız gecesinin ardından dünya halkı yeni Mesih’i kabul etmek için hazırlanmış olacak. Barış ve Düzen ne pahasına olursa olsun yerine oturtulacak, hatta özgürlüklerin kaybolması pahasına. İnsanlar ellerindeki parayı bankalara yatırılmaya zorlandırılacak ve nakit para sistemi yok olacak. Yerine küresel elektronik para sistemi gelecek. İnsanlardaki bağımsızlığı önlemek için hayvanlara, kuşlara, balıklara v.b. mikroçipler yerleştiriliyor. Böylece düzene karşı gelenler takip edilecek ve ya hapsedilecek yada öldürülecektir.

Bu Raporu hazırlayan Serge Monast ve arkadaşı, açıklamadan birkaç gün sonra kalp krizi geçirmiş ve ölmüşlerdir. Yoksa öldürüldüler mi?

Şimdiden hepimiz bir şeylere bağlı kalmakla zorunluyuz. Vergiler, Sigortalar, Faturalar. Devlette parmak izimiz ile resimlerimiz var. Ve yavaş yavaşta tüm iletişim araçlarımıza, özellikle internete sınırlar getiriliyor. Aldığımız tüm yiyecek içeceklerdeki gerçekten nelerden yapıldığını ve nereden geldiğini bilmiyoruz ve çoğumuz hazır yemekler alıyor. İnsanlardaki hastalıkları komple iyileştirebilme teknolojisi elimizde, ve Kanser gibi dünya çaplı bir hastalığın %100 önlemediğini inanıyoruz. Doktorların verdiği ilaçların kesin olarak iyileştirdiklerine inanıyoruz. Domuz Gribin çıkarıldığı sene normal grip olan insanlara bile ‘Domuz Gribi var sizde’ denildi. WHO, GREENPEACE, UNICEF, WWF gibi kurumların yardım sever olduklarını düşünüyoruz. Birçoğumuz NATO hakkındaki gerçekleri bilmiyor. NASA FBI CIA’deki herkes iyi insan değildir, bazılarda farkında olmadan kullanılır, ve bir buluş yaptığında bunun kötü amaçlar doğrultusunda kullanılacağını hepsi bilemez.

Peki, Ne Yapmalıyız?

Cevap çok basit. İnancınızı koruyun, daima koruyun ve hiçbir zaman vazgeçmeyin. Tüm Dinlere olan saygınızı koruyun ve kendi inandığınıza tam anlamıyla bağlı kalın. Doğrulara en yakın din olan İslam’da Kıyamet iyilerin başına gelmeyeceği söylenmektedir. Allah (c.c.) istemeseydi o zaman Şeytan ve oğlu olarak tanımlanan Al Dajjal (Deccal/Antichrist) hiç var olmazdı. Bunların hepsi birer hayat sınavıdır. Bilimadamlarının araştırmalarına göre sadece bizim Galakside 38,000’e yakın gezegenin hayat barındırabileceğini söyleniyor. Evren o kadar büyük ki, hayal etmemiz çok zordur. Dış Varlıklarla iletişim kurulduğunda yapılan bir konuşmada ‘’Neden ortaya çıkmıyorlar?’’ sorusuna şuna benzer bir cevap verilmiştir:

‘’İnsanların hepsi bizi görmek için hazır değillerdir. Gözüktüğümüzde direk saldırgan bir hal alıp bize karşı geleceklerdir. Tanrı inancımız var, ve sizlere yardım için buradayız, ama hayatınıza karışamayız çünkü Özgür İrade yasası vardır. Belirli kişilerle iletişim kurarız, onlarda bu söylediklerimizi size aktarırlar’’.

Aztek, Mayalar, Mısırlılar, hatta MU (Lemuryan) ve Atlantis’e bile baktığımızda Astrolojik bilgilerinin ne kadar çok fazla olduğunu açıkça görebiliyoruz. Yapılarında çok ilginç kanıtlar bulunmaktadır ve özellikle Uzay ile alakalıdırlar. Bugünün Mimarisiyle bile Mısır Piramitlerini inşa edemiyoruz. Daha yeni yeni keşfettiğimiz Gezegenler onlar çoktan biliyorlardı. Sirius takımyıldızına işaretler gösteriliyor. Maya tapınağın merdivenlerdeki gölgenin yılda iki kere yılan şeklinde alması ilgi çekicidir, özellikle bu iki gün Ekinoks tarihleri olunca. Mısır piramitlerin içine Firavunun ölüm-doğum günlerinde güneş ışığın girmesi sadece bile insanları hayrete düşürmektedir.

Antichrist genel olarak Hristiyanlıkta belirtilmektedir, ve birçok kehanetleri Book of Revelation’da yazılmaktadır. Ama şunu unutmayalım ki her ne kadarda birçok bilgileri İslam ile yakın olsada, İncil Din adamları tarafından yazılmıştır, ve tam 400 kitap arasından 4 tanesi seçilmiştir: Matta, Markos, Luka, Yuhanna. Oysa 4 kutsal kitaptan biri olan Kur’an-i Kerim 23 sene boyunca Hz. Muhammed’e indirilir ve Allah’ın sözleridir. Tek bir kitaptır ve İncilden ve geriye kalan tüm diğer kitaplardan daha fazla detay ve cevap içerir. Oysa bugünkü toplumda yeni bir akım oluşmuştur. Aynı Kitap, Farklı Yorumlar, adı Modern İslam’dır. İçindeki birçok sırrı ortaya çıkarmaya çalışan pek çok din bilimceleri arasından birçoğumuz Ömer Çelakıl’ı bilir. Din adamlarından biri şunu demiştir: ‘’Biz daha Kur’anın %1’ini bile anlayamadık’’. Pek çok İslami tarikat başında olanlarda ilginç konulara değinmektedir, Saidi Nursi ve Şeyh Nazım Kıbrısiye gibi. Ama unutmamalıyız ki birçok konuda doğru konuşsalar da onlar Türkiye Cumhuriyetin kurucusu olan Mustafa Kemal ATATÜRK’e karşıdırlar.
Allah bize bu zihinleri kullanabilmek için vermiştir. Ve beden ile zihinlerimiz hakkında daha pek çok gizem bulunmaktadır. Astral Seyahat ve Şifa gibi diğer Enerji ile Parapsikoloji dallar Şeytan ile alakalı değillerdir. Çünkü herhangi bir Satanist Ritüel uygulanmıyor ve sadece kendi ruhumuzu keşfetmemize daha yardımcı olup içsel huzura kavuşmamızı sağlıyor. Kendimize olan saygımızı sevgimizi korumalıyız. Aynı şeyi Ailemiz, Dostlarımız, Sevgilimiz/Eşimiz,Çocuklarımız,Hayvanlar ve Doğadaki tüm canlılar için yapmalıyız.

Peki Şimdi Uzaylılar Var Mı?: Hem de çok uzun bir zamandır varlar ve eğer tehdit edici olsalardı biz çoktan yok olmuş olurduk öyle değil mi? O kadar çok kanıt var ki, birkaç film ve iddia yüzünden ‘sahte’ demek yanlıştır.

Mavi Işın Projesi Gerçek Mi? Gerçek olma olasılığı tabi ki var, ama bunun doğruluk yüzdesi için bir şey denilemez. Belki gene insanları korkutmak için birden ortaya çıkan bir konudur. Kabe’nin üzerindeki Melek ile Mısır’daki Yeşil At yanılsamalar hakkında bir şey diyemeyiz, ama hepimizde biliyoruz ki, Banu Avar’ında dediği gibi Haberler genel olarak Yalandır ve sadece beyin yıkamadır. Aramızdaki ayrımcılıkları oluşturur ve yanlış bilgilerle beynimizi doldurmaktadırlar. Yukarıda da belirttiğim gibi, Dış Varlık ile kurulan konuşmada ‘…saldırgan hale geçebilirler’ cümlesinde artık hepimiz ne kastedildiğini daha iyi biliyoruz. Bu Proje ile onlara karşı bile çevirebilir, ve bize yardım etmek için gelen bu varlıkları tehdit olarak bile algılayabiliriz.

Beyin Yıkama:
Bunları yazarken benimde beynim yıkandımı ve sizleride yıkıyorumuyum şu an ‘bu gerçek şu yalan’ demekle? Tabiki hayır, herkesin mutluluğa ulaşmasını ve özgür hissetmelerini sağlamaya çalışan birçok insandan sadece birisiyim. Materyalizm ile dönen bu dünyada herkes soyuttan öte somut kanıt arar. Kafamızı tüm bu bilglerle bozmamalıyız. En iyi yapacağımız şey, okuyup araştırıp bilinçlenmektir, ve sonrada hayatımıza devam etmektir. Ama sizlerde çok derinlere inip ‘Aman Allah’ım her şey yalanmış Mavi Işın olacak tüm Dünya yanacak!’ o zaman sizlerde farkına varmadan bir güzel beyninizi yıkattınız, çünkü bu Proje aklınıza yerleştirildi şimdi. Bunca sene boyunca araştırdığınız duyduğunuz öğrendiğiniz her şeyi birden bu Proje yazısı ortaya çıktı ve inançlarınızı yıktı. Mavi Işın Projesi gelecekte değil şu anda bile uygulanıyor. Ve en büyük hedef olan Din ile insanları aydınlatmaktan öte yönetmek için kullanmak istiyor. Unutmayın ki Gizli Örgütler bilime dayanır ve genel olarak Ateist ve Satanistlerden oluşur. Birde Ziyonist (Siyon) Yahudi tarikatı bulunur. ‘’Gelenler’’ (The Arrivals) dizisini birçoğumuz izlemiştir, birçok yayınlanan bilgide doğrudur ama karamsar olmakla, üzüntülü sinirli ve korku içinde yaşamaya ayırdığımız vakti, Mutlu olmayı hayata tutunmayı aile birliği sağlamayı dostlarla eğlenmeyi ve sevdiğimiz insanla özel anlar yaşamamıza ayrılan vakti öldürüyor. Dikkate alındığında bütün bu konularla ilgilenen yaş grubu 15’ten başlayıp 19-20’ye kadar uzanmaktadır. Daha büyük olanlarda vardır ama daha kolay bir hedef olan genç zihinler bunlarla yıkanır. Daima haberlerle yalanları sizlere sunacaklardır. Hologramları göstereceklerdir, tıpkı Mescid-i Aksa'nın üzerinden uçan şeyleri gibi durmadan size 'Şifreler' gibi yayınlarda da gösterecektir ve tartışılacaktır.

Allah’a güvenin, o kadar çok Dini mucizeler var ki inkar etmesi zordur. Ve gidip hayatınızı dozunu kaçırmadan yaşayın.

facebook