Merhaba



http://www.supermeydan.net/forum/for...tml#post278442 basligindan alinti;
1876 - Anayasası'nın mimarı Mithat Paşa, Sultan Abdülaziz'i öldürttüğü iddiasıyla yargılanmış ve Taif'e sürülmüştü. 1884 yılında burada öldürülen Mithat Paşa, Taif'te gömüldü.


Yılmaz Öztuna’nın “Bir Darbenin Anatomisi” adlı kitabında Abdülaziz’in nasıl öldürüldüğünü bütün ayrıntılarıyla anlatıyor:Katillerin isimleri: Cezayirli Mustafa, Yozgatlı Mustafa ve de Boyabatlı Hacı Mehmet.adlı üç pehlivan.Yılmaz Öztuna, kanıtlarını büyük ölçüde kendisinden önce yazmış Osmanlı tarihçilerine (Cevdet Paşa, İbnülemin Mahmut Kemal falan) fakat esas olarak Yıldız Mahkemesi tutanaklarına dayandırıyor.

Tarihçi Yılmaz Öztuna öyle detaylar veriyor ki kitabında sanki bir tarih kitabı değil de bir tarih filmi seyrediyor hissine kapılıyorsunuz. Mesela Serasker Hüseyin Avni Paşanın metresi! Arz-ı Niyaz Kalfa, odaya girmeden, “intihar etti” diye bağırması, gibi bir çok detayları dakikası dakikasına veriyor.

Hüseyin Avni paşa doktorlara, cesedin kollarından başka hiçbir yerini göstermiyor Cenazeyi yıkayan Sultanahmet Cami imamı, iki dişinin kırık, saçının ve sakalının yolunmuş, göğsünde de büyük bir çürük olduğunu söylüyor. Ölüm raporu cesede bakmadan yazılıyor, fakat Hüseyin Avni ilk üç raporu beğenmediği için, içlerinde “intihar” teşhisi bulunmadığı için yırtıyor!

Sol bileğinde üç santim derinliğinde kesik olan adam, o elle sonra sağ bileğini de nasıl kesmişti? İntihar eden “radial” damarı keser, en dipteki “cubital” damarı nasıl kesebilmişti? Gibi inanılmaz detaylar var.

Sultan Abdulaziz’in oğlu Yusuf İzzettin Efendi’nin öldürülmesi ile intihar etmesine biz katılmıyoruz.. Neden katılmadığımızı aşağıda ifade etmeye çalışacağız. Şehzade Yusuf İzzettin Efendi Öldürüldü mü? İntihar mı etti? İsimli kitaptan bazı bilgileri sizinle paylaşacağız bu bilgileri sizlerde diğer bilgilerle bir araya getirdiğinizde bizim neden o sonucu çıkardığımızı siz de anlayacaksınız.

Murat Bardakçı’nın Şahbaba adlı kitabında belirtildiğine göre 1966 yılında ölen Abdulkaziz’in torunlarından Tevhid Efendi, Yusuf İzzettin Efendi’nin kızı Mihrişah Sultan’a şunları anlatır: “...Zincirlikuyu’daki köşkte her gece dört doktor kalırdı. Harem ağalarından biri, “ bu gece hanımların eğlencesi var, oyuncularla sazendeler gelecek. Efendi Hazretleri (Yusuf İzzettin Efendi) zaten erkenden odalarına çekilecekler, dolayısıyla sizin kalmanıza lüzum yok” diye doktorları evlerine göndermiş. Akşam çengilerle saz heyeti geldi. Geç vakte kadar musiki yapıldı. Gece Efendinin odasında garip bir sessizlik olduğunu fark ettik.ve içeri girdik. Efendi bilekleri kesilmişi kanlar içerisinde yatıyordu. İşin garibi duvarlar da kan içindeydi. Odada sanki bir mücadele olmuştu. Üstelik aylardan Şubat’tı, hava buz gibi soğuktu ama pencere ardına kadar açıktı ve penceredeki ağaçlardan biri pencerenin önüne kadar yükseliyordu...” diğer detayları yazmıyoruz.

Çok önemli detaylardan birisi de yine bu kitapta Yusuf İzzettin Efendi’nin özel doktorluğunu yapan Bahaettin Şakir hakkında şöyle bir cümle geçmektedir: “ Onun Bahaettin Şakir tarafından katl olunduğu nazariyesine gelince bu çürüktür...” diye karşı çıkan Yusuf izzettin Efendi’nin İntihar ettiğini savunan Ercüment Ekrem Talu, Dr. Bahattin Şakir’in İttihat Terakki’nin önemli yöneticilerinden biri olduğunu göz ardı etmektedir.

Yine Sultan Abdulhamid hatıratında Dr. Bahaettin Şakir ile ilgili düşünceleri ilginçtir:“Ahmet Celalettin Paşa’nın Mısır’da Ali Kemal Bey’den aldığı bir mektubu görmüştüm. Bu mektup her halde Yıldız evrakı arasında saklıdır. Kimin nereden para aldığını isim isim yazıyordu. Bu mektupta Dr. Ahbullah Cevdet, Dr. İshak Sükûti, Dr. Bahattin Şakir, Dr. Nazım, Dr. İbrahim Temo’nun Fransız ve İtalyan localarına bağlı olduklarını ve bu locaların yardımı ile yaşadıklarını, hatta memleketteki ailelerine dahi bu localar eliyle para gönderildiğini yazıyor ve bunların vesikalarını gönderiyordu.Fakat mason locaları, bütün takiplerimize rağmen , “İttihat ve Terakki”ye bağlı subayları harekete geçirince, bu avare insanlar birer bayrak haline geldiler. İşte Jön Türk’ler ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin hikâyesi de budur…” diyerek ittihat ve Terakki ne menem bir örgüt olduğunu ifade etmektedir.

Nitekim ülkeyi padişahın mutlakiyetçi idaresinden kurtaracağız diyerek Sultan Abdulhamid’i mason ve emperyalist işbirlikçilerinin desteği ile tahttan indirerek Osmanlı’yı görünürde padişahların ama perde arkasında dış güçlerin kontrolü altındaki İttihat Terakki’nin sultası idare etmeye başlamıştır. Nitekim bu sözde partide ipler Enver, Talat, Cemal Paşalar, Halil (Menteşe) Bey, Bahattin Şakir, Dr. Nazım ve Cavid Bey'den oluşan çetenin elindeydi. Nitekim l. Dünya Savaşı'na girme kararı, ilk dört adam tarafından partiye, hükümete ve Padişah'a danışılmadan alındı....

Yeni Osmanlilar Dernegi - Sultan Abdulaziz ve olu Yusuf izzettin Efendiyi ldren Gler ve Bugnk Uzantlar