ORG. İLKER BAŞBUĞ' A GÖNDERİLEN MEKTUP




Paşam! Biliyoruz bu hitabı sevmiyorsunuz. Biliyoruz neden sevmediğinizi de... Ama, işte bütün mesele bu tavrınızda saklı. Açalım... Paşam! Siz, Hürriyet Gazetesi genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök'e, "Türkiye burjuvazisi kendi devrimine sahip çıkmıyor" eleştirisini yapacak kadar birikimli bir askersiniz. Fakat... Bu kadar donanımlı bir asker son yıllarda Türkiye'de yaşananları nasıl analiz edememiştir? Paşam! Ağır olacak AMA yazmalıyız. 1984 yılında PKK'nın Eruh saldırısı nasıl analiz edilememişse, Ergenekon süreci de NE yazık ki Genelkurmay karargahında doğru dürüst irdelenmedi. Eğer iyi bir değerlendirme yapılsaydı; bugün TSK bu hale düşürülmezdi. Paşam! Türk Ordusu'na karşı psikolojik bir savaşın açıldığını geç fark ettiniz. "Üç-beş sorumsuz gazetecinin yazıları" olarak değerlendirip küçümsediniz. Arkalarındaki dış gücü fark etmediniz. Bugün Türkiye'nin bulunduğu bölgedeki büyük mücadeleye dikkat çekip, Türkiye üzerinde büyük oyunlar oynandığını satır aralarında verip, TSK'nin hedef olduğunu söylüyorsunuz. Ama geciktiniz Paşam! TSK tarihinin hiçbir döneminde bu kadar büyük bir saldırıyla karşı karşıya kalmadı. Ama bu sürpriz değil ki... Soğuk Savaş'ın "duvarı" yıkıldıktan sonra ABD think thank'leri, CIA şefleri, sözüm ona akademisyenleri Türkiye'nin rotasını çizdiler. Bunu DA hiç saklamadılar; demeçler verdiler. Kemalizm devri artık bitmeliydi. İşte bugün bu demeçlerin, gizli kapılar ardındaki toplantıların hayata geçmesini izliyoruz. Paşam! Sözü uzatmaya gerek yok. Geç oldu, güç oldu AMA bugün Türkiye'de hangi oyunların oynandığını biliyorsunuz. Ne yapılması konusunda hala iyimsersiniz. Basın toplantıları yapıyor, gerçeği anlatarak "birilerini" ikna edeceğinizi sanıyorsunuz. Paşam! "Onlar" gerçeği aramıyorlar ki! "Onlar" sizin darbe yapmayacağınızı DA biliyorlar; sık sık TSK'nin darbe yapmayacağı sözünü tekrarlamanıza gerek yok! İyi niyetli çabalarınızla devletinizi korumaya çalışıyorsunuz. "Onlar" bu çabalarınızla daha DA güçleniyorlar. Sizi kendilerine muhatap yapıyorlar. Paşam! Gerçeği yazmak zorundayız: Kuşatılmış durumdasınız. "İşgal güçleri" İzmir'e asker çıkarmış, İstanbul'u işgal etmiştir. Önünüze Sevr Haritası'nı koymalarına çok vakit yoktur. Paşam! Peki NE yapılmalıdır? Ne darbe yapınız NE de istifa ediniz. Ne tankları harekete geçiriniz NE de uçakları uçurunuz. Dişe diş savaşınız Paşam! "Onlar" psikolojik harp yapıyorsa siz de onların bu oyunlarını tek tek ortaya çıkarınız. Evet Paşam! Bugün gayri nizami kuvvetlere karşı yiğitçe mücadele veren, dünyadaki saygınlığı tartışılmayacak bir orduya sahipsiniz. Bunu birçok bedeller ödeyerek, hatalar yaparak başardınız. Ama bu savaşın bir yönünü unuttunuz; psikolojik harp. Bu nedenle TSK'ya karşı bugün yürütülen psikolojik savaşın mağlubu gibi gözüküyorsunuz. Demek TSK bu konuda hiç iyi durumda değilmiş. Demek TSK psikolojik harbi bilmiyormuş. Demek bir zamanların psikolojik savaşını yürüten içinizdeki Gladyo Okyanus ötesinden yönetiliyormuş . Paşam! Sizi ve ordunuzu zor günler bekliyor. Sanmayınız ki bizler bu büyük oyunun farkında değiliz. Farkındayız. Bunun demokrasiyle, hukukla, anti-darbecilikle ilgisi olmadığını biliyoruz. Kafasını yukarı çevirip "renkli devrimlere" sahne olan ülkelere bakanlar bunu anlayacaktır. Evet bu bir iç savaştır Paşam! Bunun topu tüfeği, askeri bazı gazetelerdir, tv'lerdir. Bazı sivil toplum kuruluşlarıdır. Bazı partilerdir. Bazı cemaatlerdir. Bin kez basın toplantısı yapsanız DA, gerçeği açıklasanız DA bunları ikna edemezsiniz. Bunları ikna edemezsiniz. .. Paşam! Sizi zor günler bekliyor. Ya bu yeni konsepte uygun karşı adımlar atacaksınız ya DA bu savaşta yenileceksiniz.



BAŞAK ÖZTÜRK 01Temmuz 2009