Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4
  1. #1
    Aktif Üye orkuorkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
    Yaş
    48
    Mesaj
    1.942
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    37781

    Tohumda Tekellesme

    --Dunyada genetik dalda korkunc adimlar atiliyor, bizler ise baska seyler ile ugrasiyoruz, birbirimizi yiyoruz. Uretim faktoru onemlidir. Ac kalmak , aclik yonunden ulkeler gelecekte buyuk gucler tarafindan kontrol edilecek. suzuzluk artiyor dunya isiniyor.

    HYBRIT tohumlardan bahsediyorum, hibrit tohumlarin KISIR tohumlar yayiliyor dunyada ve bunu yapan belirli kuruluslar var. Genetigi oynanmis tohumlar satiyorlar.
    Bir tohumu 1 kez aliyorsunuz cok guzel urun veriyor. Onun tohumunu alamiyorsunuz.

    Kisaca Tohum ureten firmaya mahkum oluyorsunuz. Dunyada tohum uretimi su anda her cesit oldugu icin fiyatlar dusuk. Ancak Kisir tohumun ozelligi daha guzel olmasi,daha iyi urun vermesi bir defaya mahsus. Bu da ciftcileri ve tarim ile ugrasanlari cezbeder.herkes para kazanmak ister.

    Ne yazik ki ulkeler zamanla orjinal tohumlari kaybedecekler , ve tohum tekeli olan firmalara mahkum olacaklardir. Mesela 4-5 tane ureticisiniz o zaman tohum fiyatlari ile istediginiz gibi oynarsiniz.

    Adamlar korkunc dusunuyorlar sizin 20-30 yil sonraniz icin plan yaptilar bile uyuyalim, uyuyun.

    --
    Biz de ziraat ve genetige yatirim yapmaliyiz, Orjinal tohum bankasi kurulmali .
    Yabancilari bu ise katmamaliyiz. Dunyada genetikte ileri iki ulke var israil ve ingiltere (amerika)

    Yiyecekler orjinalden cikacak. Dunya tekellesecek. Kendi urettigimiz kisirdonguden kurtulmaz isek. Gelecekte kendimize zarar veririz. Cok degil sadece Cocuklariniz zarar gorecek. Irkinizi soyunuzu korumak istiyorsaniz tohumunuza sahip cikin. size mamayi istedikleri gibi vermeyi planliyor olabilirler. Cocuklariniz bir robot olacak. gerekirse savasacaklar ac kalmamak icin.

    Tohum onemlidir, hemde cok onemli yasamak icin.

    Bence

  2. #2
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755
    Çok önemli bir duyuru,emeğine sağlık arkadaşım

    bende bir alıntı ile bilgilendireyim sİzleri

    Prens Charles'in Türkiye ziyaretini herkes başka bir açıdan
    değerlendirdi.Kimi için cami ziyaretleri, kimi için Mevlana hayranı.

    ayrılırken uçağına doldurduğu kasalar dolusu sebze önemliydi.
    Koca Prens Türkiye'nin domatesine muhtaç değildi herhalde.

    Öyleyse bir anlamı olmalıydı bu kasaların.
    Evet, Prens Kaz Dağı'nda kendisi için yetiştirilen organik
    sebzeleri ülkesine götürüyordu.Meğer o civarda yaşayan birkaç aile sürekli kraliyet ailesinin sebzesini yetiştiriyormuş ve kraliyet ailesi sadece bu sebzeleri kullanıyormuş.
    Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde Cumhurbaşkanı Talat ile aralarında şöyle bir konuşma geçtiğini hatırlayalım;
    Cumhurbaşkanı Talat, Toptan'a bir yemek sırasında 'Türkiye'de en son
    yediğim domateslerin tadı hala damağımda'
    demişti. Bu konuşma üzerine
    Toptan, Talat'a 'En kısa zamanda size hormonsuz Anavatan domatesleri
    göndereceğim' sözü vermişti.Meclis Başkanı Toptan kendisinden sonra
    Kıbrıs'a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e hormonsuz domatesleri emanet ediyor, Cumhurbaşkanı Gül de Toptan'ın bu masum ricasını yerine getiriyordu.
    Meclis Başkanı Toptan'ın Ankara'da ancak bir hafta araştırma
    sonucunda hormonsuz domates bulabilmiş o dönemde. Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzun farkında mısınız?
    Gelelim işin teknik meselesine.
    Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda 115 bin kişi çalışıyor. 70 tane

    üniversitemiz, 30 tane ziraat fakültemiz, 50 tane tarım araştırma
    enstitümüz, 10 bin işsiz ziraat mühendisimiz
    var.Buna rağmen Türkiye
    tohumda tamamen dışa bağımlı.Tek kelimeyle tohumun patronu ise
    İsrail.Domuz geni yerleştirilmiş domates, AIDS mikrobu bulaştırılmış kavun
    haberleri biraz spekülatör olabilir ama İsrail tohumu olayının kesinlikle
    öbür madalyon tarafı da var.İsrailli araştırmacıların, genleriyle
    oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi'nin internet sayfasından bulabilirsiniz.
    İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile
    bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli...
    Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru.Gelelim başka doğrulara. Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok. Yani İsrail'den bir defa
    tohum almakla kurtulamıyorsunuz.Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir
    gram altına denk oldu.Üstelik
    İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık
    isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz.Genetik tohum o toprağ a da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız.
    50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık
    tamamen kullanılmaz hale
    geliyor.Buna en güze l örnek Türkiye'nin patates
    deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde
    kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin
    verilmemesidir.Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana
    hastalığı bedava...Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede
    zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor. Bütün bu acı tabloya
    rağmen Türkiye'de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi
    işletiliyor. Ne korkunç. Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak. Yoksa uluslar arası mahkemede yargılanacak!Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak'tır. İkincisi de
    biz olacağız.
    WEBFORUM

  3. #3
    Aktif Üye orkuorkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
    Yaş
    48
    Mesaj
    1.942
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    37781
    ben israile veya ingilize karsi degilim ama tarim sektorunde, genetik bilimini gelistirmeyen yatirim yapmayan gericidir. Bugun olmasa da gelecekte gerici diyecekler bize cocuklarimiz. Kafalarini calistirmamislar diyecekler bizim icin.
    Bir an once yatirim yapmaliyiz. Madem ki ticaret bu bunu ogrenmeliyiz.
    5 tane ulke varsa 1 tanesi biz olmaliyiz

    ilk turk arabasi Devrim ,in arka planinda donenler gibi oluruz, o donemin bakanlari o arabaya yatirimi kisip, aptalca para kazandirmayan yatirimlara harcamalar yapmislar. Tarihten ders almaliyiz. Devrim arabasini yapacagiz diye Turkiyenin gelismesini istemeyenler patent vermisler boylece Turk arabasi olma ihtimali tamamen ortadan kalkmistir. Bugun Guney kore ,Malezya,endonezya araba uretirken bizler patent altindayiz.
    Ve Turk mali arabamiz yok.

  4. #4
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Konuya uygunluğu bakımından aşağıdaki yazıyı eklemek istedim:

    Bugün Rusya deyince birçoğumuzun aklına hemen doğalgaz, petrol, kıymetli madenler gelir. Bu yerinde ve normaldir de, zira Rusya bugün bu ekonomik unsurlar bakımında dünya devlerinden birisidir.Doğalgazdaki durumu zaten malum sayılır. Hem üretim hem de rezerv bakımından dünya birincisidir.

    Petrolde üretim bakımından de Suudi Arabistan'dan sonra ikinci geliyor. Suudi Arabistan günde 10 milyar varil ham petrol, Rusya da 9 küsur milyar varil ham petrol, üretiyor. Ülkemiz hem doğalgazının hem de petrolünün önemli bir kısmını Rusya'dan temin ediyor. Pek çok kıymetli maden bakımından da Rusya ayrıca bir dünya gücü sayılır. Özellikle de uranyum ve adları sadece uzmanlar tarafından bilinen kıymetli madenlerde Rusya önemli bir global paya sahiptir.
    Ne var ki, Rusya'yı sadece bu unsurlarla anmak, tanımlamak da yeterli değildir şüphesiz... Nitekim, geçen pazar günü St. Petersburg'da yapılan Dünya Hububat Forumu dolayısıyla konuşan Rusya Tarım Bakanı Bayan Yelena Sıkrynik bu hususun altını şöyle çizmiş bulunuyor: "...Rusya sadece gaz, petrol ve madenlerden ibaret değildir. Bunlara ilaveten bizim büyük bir hububat potansiyelimiz de vardır."
    Bayan bakan bu sözlerinden sonra yeni bir 'hububat havuzu' fikrini de ortaya atmış bulunuyor. Bu havuz hububat (buğday, arpa, çavdar gibi taneli bitkiler) üretiminde önemli paya sahip Rusya, Ukrayna ve Kazakistan'dan meydana gelecek. Fikir Ukrayna ve Kazak yetkilileri tarafından da olumlu karşılandı. Bu çerçevede, Forum'a katılan Ukrayna Tarım Politikaları Bakanı Yuriy Melnik ve Kazak Tarım Bakan Yardımcısı Arman Yevniyev, Rus bakanın fikrini desteklediklerini açıklamış bulunuyorlar.
    Bakan bu 'hububat havuzu' fikir ya da planını şöyle savunuyor: "Bu havuzun teşekkülü bize global hububat piyasasındaki fiyat oynaklığını azaltma imkânını sağlayacak ve aynı zamanda bizim bu piyasadaki spekülatif faktörlere olan bağımlılığımızı da azaltacak. Önümüzdeki 10-15 yıl içinde biz Rusya'nın hububat ihracatını yılda 40-50 milyon tona ulaştırmayı planlıyoruz. Böylece, global hububat piyasasındaki payımızı yüzde 20'ye yükseltmiş olacağız... Bu bakımdan, bu konuda yavaş davranamayız. Ülkelerimizin son birkaç yıl içinde kazandıkları konumların, Karadeniz havzasından çıkan hububatın uzun vadeli rekabetçi altyapısına dönük yatırımlarla desteklenmeleri gerekmektedir..."
    Bakanın havuz için sözünü ettiği üç ülkenin geçen yılki hububat ihracatları dünya hububat ihracatının yüzde 24'üne tekabül etmişti. Bu da bize bu üç ülkenin son yıllarda dünya hububat piyasasına yönelik atak ve kararlı bir tavır içinde olduklarını açıkça gösteriyor. Nitekim, bu ülkelerin atakları sonucu bu üç ülkenin global hububat piyasasındaki payı 2000 yılından bu yana yüzde 6'dan yüzde 24 civarına yükselmiş bulunuyor. Bu da şüphesiz bu piyasadaki diğer ülkelerin payının düşmesiyle gerçekleşmiş oluyor. Nitekim, bu yüzden dünya hububat devi Amerika'nın payı yüzde 28'den yüzde 20'ye, Kanada'nınki yüzde 17'den yüzde 14'e, Avustralya'nınki ise yüzde 16'dan yüzde 13 civarlarına inmiş durumda bugün.
    Ülke bazındaki paylara bakarsak, Rusya'nın yüzde 1'den yüzde 14'e, Ukrayna'nın yine yüzde 1'den yüzde 5'e, Kazakistan'ın ise yüzde 4'ten yüzde 5'e yükseldiği görülüyor. Bütün bunlar ve Rus Bakan Yelena Sıkrynik'in geçen hafta sonu ortaya attığı 'hububat havuzu' fikri bize önümüzdeki dönemde global hububat piyasalarının önemli gelişmelere sahne olacağını gösteriyor. Bu piyasada hem üretim hem de ihracat bakımından ilk 20 ülke arasında yer alan ülkemizin bu gelişmeleri iyi takip etmesi ve gerekenleri şimdiden planlaması gerekiyor elbette.
    Rusya, yanına Ukrayna ve Kazakistan'ı alarak gaz, petrol ve madenlerden sonra hububat gücü olmaya da hazırlanıyor. Olur mu, olmaz mı, şimdiden söylemesi zor; ama bu ülkenin bu planını da şimdiden bilmek gerekiyor velhasıl... f.ertan@zaman.com.tr



    11 Haziran 2009, Perşembe
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

Yukarı Çık