Merhaba

Ayrılığın sebebini sorgularken çekilen inanılmaz acı!
Uzman Psikolog Füsun Budak yazdı!



Yaşamımız boyunca birçok ayrılıklar yaşarız. Her seferinde o an yaşadığımız ayrılık hiç daha önce yaşanmamış, ilk defa başımıza geliyormuş gibi gelir. Her ayrılık insanı üzer, kaygılandırır ve belki de öfkelendirir. Ayrılığın sebebini sorgularız. Çoğu zaman bir suçlu ararız. Kimi zaman karşımızdaki insanı kimi zaman da kendimizi suçlarız.
Burada paylaşmak istediğim ayrılık evinden, yaşadığın şehirden, işinden, arkadaşından ayrılmak değil sevdiğin birinden sen istemediğin halde ayrılmak.
Ayrılık bize terkedilmişliği, yalnızlığı, acıyı, endişeyi, güvensizliği, korkuyu, umutsuzluğu, özlemeyi, kaybetmeyi, kırgınlığı hatta başarısızlığı çağrıştırır. Bütün bunlar ayrılığın kendisinden ziyade bize yaşatacağı sonuçları değil midir?
Oysa ne emekler harcanmıştır, ne fedakarlıklar yapılmıştır. Ama bir de bakarsın yaptığın her şey boşa gitmiş. Onun için pek çok şeyden vazgeçmişsindir. Arkadaşından, işinden, okulundan, çok sevdiğin ailenden kopup Yaşamımız boyunca birçok ayrılıklar yaşarız. Her seferinde o an yaşadığımız ayrılık hiç daha önce yaşanmamış, ilk defa başımıza geliyormuş gibi gelir. Her ayrılık insanı üzer, kaygılandırır ve belki de öfkelendirir. onun peşinden gidersin. Onun mutluluğu senin mutluluğun olur. Hayatının anlamı onunla birlikte iken var olur. Bütün bunları sen yaşarken bir de bakarsın ki o gitmek istiyor. Seninle birlikte olmak istemiyor. Sensiz bir yaşama devam etmek istiyor. Kısa bir şaşkınlık yaşadıktan sonra bunun bir kabus olduğunu düşünür. Bu kabustan bir an önce kurtulmak istersin. Her şey bu kadar güzel giderken ne olmuştur? Sen nasıl fark etmeden bu duruma gelinmiştir?

Aslında terk eden bir şeyler söylemeye çalışmıştır. Ama sen bunları görmek istememişsindir. Kendine bir dünya kurup, orada yaşamışsındır. Ta ki bir çığlık duyana kadar.
Bir taraf terk eden diğer tarafta terk edilendir. Terk eden için pek çok şey tükenmiştir. Artık onunla olmak mutsuzluğa sebep olmaktadır. Oysa terk edilen yoğun yaşadığı duyguları ile baş başa kalmıştır. Onun içinse onunla olmamak mutsuzluğa sebep olmaktadır. Ne şekilde olursa olsun bir taraf sevinir bir taraf üzülür. Kavuşmak insana ne kadar hoş duygular katarsa ayrılıkta bir o kadar hüzün katar. Ayrılığı kabullenmek bir o kadar da zor gelir.
Nice ayrılık şiirleri, yazıları ve şarkıları yazılır. Hepsinde sevgiliye sitemler, özlemler, kırgınlıklar vardır.
Çoğu zaman danışanlarımdan şu cümleleri duyarım. 'Her şey bitti, mahvoldum. Şimdi ben onsuz ne yapacağım. Ben o olmadan yaşayamam. Buna hiç hazır değilim. Beni nasıl terk eder? Ben onun için neler yapmıştım. Ben onu çok seviyorum. Nasıl yapar bunu?' Ben ve o ile başlayan pek çok cümleler. 'O'nun yaptığı davranışın 'Ben'de yarattığı kaygılar. Sanki dünyada onunla var oluyorsun da o olmayınca var olamayacaksın endişesi. Bir daha onun gibi birini bulamayacak olma endişesi. Onun için yaptığın şeylerin boşa gittiği endişesi. Yalnız kalacak olma endişesi. Onunla birlikte geçirdiğin zamanların olmayacak olması ve şimdi ne yaparım endişesi. Herkese bunu nasıl anlatırım endişesi. Daha yaşanacak şeyler olduğu ama bunları yaşayamama endişesi. Tekrar bir enerji, emek harcayacak olma endişesi. Tüm bunlar ayrılığın getirdiği şaşkınlık ortadan kalktıktan sonra düşünülmeye ve hissedilmeye başlanır.
Zordur kabullenilmesi! Değer ve önem verdiğin bir insan tarafından reddedilmek ve terk edilmek.
Neden, niçin ve niye ile başlayan sorular kafamızın içinde dolanır durur. Bu sorulara cevap bulmak acıyı dindirecekmiş gibi düşünürüz. Belki de buna sebep olan şeyi bulmak, sorumluluğu o sebebe yüklemek biraz olsun rahatlamamızı sağlayacaktır.
Ayrılığı isteyen yani terk eden kişi kendini korumak için bir de karşı tarafı suçlayarak bu işi bitirmeye çalışıyorsa, terk edilen kişinin depresyon yaşaması kaçınılmazdır. Bu olayın sorumluluğunu sadece bir kişiye ya da bir olaya yüklemek sorumluluktan kaçmaktır. Aslında ayrılığa gelene kadar yaşanan süreçte bunun yaşanacağına dair bir takım ipuçlarını ve sorunları görmezden gelmek ve kaçmak kolay olandır.

Bu arada terk edenin bir gün döneceği umudu taşınır. En ufak şeylerden anlamlar çıkarılmaya çalışılır. Her güne dönecek beklentisi ile başlanır ve dönmediğini gördükçe bu umut gittikçe azalır. Bunun yanı sıra çekilen bu acının bir an önce bitmesi beklenir.
Kimi zamanda onun size geri dönmesini isteme ve onun bu isteğini reddederek ondan intikam alma planları yapılır.
Yaşam durmuştur sanki! Hiçbir şeyin anlamı kalmamıştır. Birlikte iken paylaşılan şeyler tekrar tekrar hatırlanır. Her yer dar gelmeye başlar, hiçbir şeye konsantre olamaz, kendini sıkışmış hisseder ve yerinde duramazsın. Çevrende hiç kimseyi görmek istemezsin. Onların sorularından adeta kaçar hale gelirsin. Onunla olan ortak arkadaşlarla zaman geçirmek ve onlardan bilgi almak için uğraşırsın. Acaba hala seni düşünüp düşünmediğini öğrenmek istersin. Çünkü unutulmak yok olmak gibi hissedilmesine sebep olur. Sürekli onu arayarak, kendini hatırlatmak ve unutmamasını sağlamak için adeta çaba gösterilir.
İçe kapanmanın ve yalnız kalmanın yaşandığı süreçten sonra tekrar insanlarla birlikte olma ve onlarla paylaşma dönemi başlar. Sadece ondan bahsetmek ve adeta tekrar onunla yaşanan anları yaşatma fırsatı oluşturulur.
Onunla karşılaşıldığında ne kadar perişan olduğunu gösterip, seni bu hale getirenin o olduğunu ima ederek onun vicdan azabı çekmesi için uğraşılır. Bazen de onsuz ne kadar mutlu olduğunu göstermeye çalışırsın. Onu hala unutmamaktan dolayı zaman zaman kendine kızgınlıklar duyulur. Gelgitler yaşanır ve ne yapacağına karar verememek yorar.

Bu yaşadıklarını kendine yakıştıramayıp, bu durumla baş edemediğin için kendine kızarsın. Yaşanan bu durumdan bir an önce kurtulmak istersin. Bir gece uykuya dalıp, kabuslar görmek ve uyandığında hiç birini hatırlamak istememe gibi bir şey. Sihirli bir değnekle bir anda her şeyden, onunla yaşadığın olumlu olumsuz her şeyden kurtulmak. Sanki hiç yaşanmamış gibi.
Uykusuz gecelerde sürekli onu düşünmek. Kimi zamanda çok uyuyup bu durumdan bir an önce sıyrılmak.
Terk edilen insan terk edeni cezalandırmak isterken farkında olmadan kendini cezalandırır.
Yaşanan bu süreçte çevrendeki olayları görmezden gelip, tüm dünya senin etrafında dönüyormuş ta sanki yön değiştirmiş ve sen yapayalnız kalmışsın gibi hissedersin. Onun sevgisi ile birlikte herkesin sevgisinin de senden uzaklaştığını düşünürsün. Bir hiç olduğunu adeta savunursun.
Bu durumu bütün hayatına geneller, ne kadar beceriksiz ve başarısız olduğunu dile getirirsin. Sevgilisi olan arkadaşlarına imrenir, sokaktaki aşıkları kıskanırsın. Bir süre sonra da yeni bir sevgi hayal eder, aynı hataları tekrar yapmayacağına dair kendine sözler verirsin.
Her zaman olduğu gibi 'Zaman' ve 'Yaşananlar' pek çok şeyi çözüme ulaştırmıştır. Tabii ki ayrılık bu iki sayfayla anlatılacak kadar basit olmadığı gibi, çözülemez bir şey de değil. Ayrılmayı becerebilmek ve bunu öğrenebilmek gerek. Yaşanan ayrılıkların, zor olmasına rağmen yaşanıp bittikten sonra kişinin gelişimi açısından sağladığı yararları da göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum.
Ayrılığın acısı bir süre yaşanır ama bir ilişki tüm olumsuzluklara rağmen hala devam ediyorsa daha çok acı yaşanacağı da unutulmamalı. İlişkinin bittiğini bilmene rağmen hala devam ettirmeye çalışmak, ayrılığın yaratacağı kaygı, endişe ve acıdan daha az olamaz. Hiç kimse insanın kendisinden daha önemli ve daha değerli değildir. Daha önce de dediğim gibi ayrılmayı bilebilmek, karşı tarafı değersizleştirmeden ve aşağılamadan ayrılmak doğru olanıdır. Terk edilen kişi de daha az zarar görür. Terk edilen kişi de terk eden kişiyi hayatının odak noktası, merkezi haline getirmemelidir.
Olumlu olumsuz pek çok şey yaşanır. Bunları kaybetmek kişinin hayatında bir boşluk yaratır. Bu boşluğu bir anda hissetmek ve yerine bir şey koyamamak acı verir. İnsan ne yapacağını bilemez. 'Sudan çıkmış balık gibi' şaşkın ve çaresiz hisseder kişi kendini. Yalnız kalmıştır. Mantık yönü bunun bittiğini kabul etse de, duygu yönü bir süre daha bittiğini kabul edemeyecektir. Ayrılıklar yaşanır ve yaşanmaya da devam edecektir.
Yalnız kalmaktan korkmak yerine yalnızlığı da yaşamak ve nasıl yaşayacağına karar vermek daha doğru olur. Çünkü ne istediğini bilerek yaşamak kişiyi daha mutlu eder.
Sezen Aksu'nun bir şarkısında dediği gibi 'yaşandı ve bitti'.
Şunu unutmamalıyız. Hiç kimse insanın kendinden daha değerli ve önemli olamaz, olmamalı da...

Ayrlk acsn atlatmak iin uzman nerileri! | Ekolay.net | Mahmure.com