Merhaba

İlişkiler nerede dağılmaya başladı tam olarak bilemiyorum.
Ancak hatırladığım en yakın zaman 1999 depremi ve sonrasıdır.



Sanki o depremde yıkılan evler değil, insan ruhlarıydı. Depremden sonra, içimizdeki canavarlar su
yüzüne çıkmış olabilir. O deprem, ilişkilerin de fay hattının üstünden geçti diye düşünüyorum çünkü
sonrasında değişen düzenin ne hızını, ne tarzını yakalayamadım.

O güne kadar etrafımda herkes çift dolaşıyordu. Tek olanlar da, çift olabilmek için uğraşıyorlardı.
Şimdi dışarı çıkıyorum ve bu kadar yalnız insanı gördükçe üzülüyorum. Biz kadınların ortak fikri
şudur ki; ortada adam yok! Erkeklerin ortak fikri ise şu: ortada kadın yok! Peki, bunca kadın ve
erkek, ortalıkta yapayalnız dolaşıyorken, nasıl oluyor da bir türlü buluşamıyorlar?

Beklentiler değişti! Sanırım işin püf noktası bu! Hayat artık üstümüze o kadar yük bindirdi [Kalpleri
topla, 2 milyon TL bonusu kaçırma!] ki, kimseyi çekemez hale geldik. Çekemedik ama sonunda
düştüğümüz durum da, hiç iç açıcı olmadı. Kadınlar, cinsel kimliklerini kazandıklarını
zannediyorken, ruhlarını kaybettiler. Erkekler, karşılarında bunca kadını onlarla birlikte olmaya
hazır beklerken görünce, akıllarını kaybettiler.

“Her akşam aynı yemek yenmez” fikrini ezelden beri seven erkekler, meydanı böyle görünce at
koşturmaya başladılar. İlk zamanlar piyasaya çıkıp, hayatın idamesini erkeğe yıkan avcı kadınlar
ve özgür kadın ifadesini karıştırıp başka bir hale dönen kadınlar yüzünden, erkeğin de kaybettiği
aklı yerine geldi. Bu yerine geliş maalesef kötü oldu çünkü erkek de kendi ruhunu ne kadar
kaybettiğini fark edemedi.

Sonuçta, hepimiz kaybolduk! Fazla bedene değdikçe, ruhumuzdan bir parça kopup gitti. Ortada
erkek olmayınca, erkeğin tüm görevleri de üstümüze düştü. Zaten çok güçlü varlıklardık, şimdi
hepten sertleştik. Kırılmaz bir zırhla dolaşmaya başladık. O kadar erkeksiz kaldık ki, sonunda
erkekleştik.

Kapı açmak, sigara yakmak, hesap ödemek, garsonu çağırmak, [Kalpleri topla, 2 milyon TL
bonusu kaçırma!] tesisatı onarmak artık bizim görevimiz haline geldi. Bunları üstümüze aldıkça,
erkeklere de yapacak bir şey kalmadı elbette! Onlara da nazlanmak, dırdırlanmak, küsmek,
alınganlık gibi roller düştü. Rolleri değiştik! Kötü oldu!

Özümüzü koruyamadık. Kadın yanını saklı tutan kadın, karşısında erkek tavrında bir erkek
görmedikçe, zırhını indirmedi. Sürekli duvara toslayan erkek, benim de hakkım bu kaprisleri
yapmak [Kalpleri topla, 2 milyon TL bonusu kaçırma!] diye düşünmüş olmalı ki, ruhlarımızı
değişiverdik.

Şimdi ortada, erkek görünümünde ancak tam olarak erkekliğini koruyamamış adamlar, kadın
görünümünde ve tüm zarafetini kaybetmiş, kadın yanları eksilmiş kadınlar var. Suç kimde
derseniz, her iki tarafın da bu hale gelmemizde eşit derecede suçu var. Ne kadın, ne erkek
kimliğini koruyamadı. İktidar savaşı de, cinsiyet savaşı de, en dersen de ama ortadaki tablo hiç de
parlak görünmüyor. Belki bizden birkaç kuşak sonra her şey yerine oturacaktır. Ama olan bizim
nesillere oldu!

Candan Ünal

Erkeksiziz, O Yüzden Değiştik! - *MSN Kadın - Aşk ve İlişkiler