Merhaba!

Bahçeşehir'de sevgilisi Münevver Karabulut'u başını keserek öldürüp çöp konteynerine atmakla suçlanan Cem Garipoğlu'nun 24 yıla kadar hapsi istenen yargılanmasına başlandı. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada öldürülen Münevver Karabulut'un kardeşi İbrahim Enver Karabulut, Cem Garipoğlu'na içinde sıvı bulunan şırınga ile saldırdı. Cem Garipoğlu ifadesi boyunca yüzlerce kez "Hatırlamıyorum" dedi. Garipoğlu, "Keşke ben ölseydim" diye konuştu. Mahkeme Cem Garipoğlu ile diğer 6 şüpheli hakkında açılan davaların birleştirilmesini kararlaştırdı.



Cem Garipoğlu polis ve jandarmanın yoğun güvenlik önlemleri altındaki duruşmaya traş olmuş bir şekilde siyah kazak beyaz gömlek gri kot pantolon giyerek katıldı. Cem Garipoğlu 4 saat süren duruşmadaki ifadesini kısık ve titrek sesle verdi. Defalarca mahkeme başkanı yüksek sesle konuşması için uyardı. Duruşma boyunca kollarını müşteki masasına dayayıp başını avuçlarının arasına alan Münevver Karabulut'un annesi Nagihan Karabulut, gözlerini sanıktan bir an için ayırmadı. Söz verilen Nagihan Karabulut, "En ağır şekilde cezalandırılmasını, cezanın azmettirici değil, caydırıcı olmasını istiyorum" dedi.

Münevver'in babası Süreyya Karabulut da "Türk adaletine güveniyorum. Bu katilin 197 gün nerelerde ne şekil kimler tarafından kol kanat gerildiğinin ortaya çıkarılmasını istiyorum. Savunmalarında ezber ifadesi olduğunu düşünüyorum. Kızı katledilen baba olarak bunu kimlerin ne şekilde sakladığını öğrenmek istiyorum" diye konuştu.

Kardeşi şırınga fırlattı
Kimlik tespitinin ardından Cem Garipoğlu ifade vermeye başladığı sırada Karabulut ailesinin avukatı Rezzan Epözdemir, sanığın etrafında bulunan 4 jandarmanın, sanığın mimiklerini görmesine engel olduğunu söyledi. Mahkeme başkanının talimatıyla jandarmaların açılmasının ardından ifadesine başlayan Cem Garipoğlu, "Olaydan bir gün önce tartıştık. Münevver, erkekliğime laf ederek 'Sen ne biçim erkeksin' dedi. Bunun üzerine yerinden ayağa kalkan Enver Karabulut, "Seni öldüreceğim. Senin kafanı keseceğim" diye bağırdıktan sonra cebinden çıkarttığı içinde tuz ruhu olduğu iddia edilen büyük boy şırıngayı Cem Garipoğlu'na saplamak istedi.

Başaramayınca Garipoğlu üzerine fırlattı. Sıvı Garipoğlu'ndan sekip jandarma, polis ve gazetecilerin üzerine geldi. Münevver Karabulut'un kardeşi Enver Karabulut, polis tarafından etkisiz hale getirilirken, yaşanan arbede üzerine jandarma Cem Garipoğlu'nu duruşma salonundan çıkarttı. Enver Karabulut da polislerce mahkeme salonundan çıkartılarak gözaltına alındı. Şırıngaya da el konuldu. Sağlık kontrolünden geçirilen Enver Karabulut daha sonra aynı adliyede nöbetçi savcının önüne getirildi. Savcı, "sıvının niteliksiz" olması gerekçesiyle Enver Karabulut'u serbest bıraktı.

Sevdiğimden deliye döndüm
Tuvalete görürülen Cem Garipoğlu 15 dakika sonra salona geri getirildi. Tekrar başlayan ifadesinde olay günü Karabulut'un okuluna Münevver'i almaya gittiğini belirterek şunları söyledi:

"Beraber karar verdik benim evime geldik. Saat kaçtı hatırlamıyorum. Evde her sevgilinin yaptığı gibi öpüştük, sarıldık. Aperatif bir şeyler yemek için mutfağa gittik o sırada Münevver lavaboya gitmişti. Masanın üzerinde duran telefonunu karıştırmaya başladım. Mesaj bölümüne baktım. Sevgilim, canım gibi sözler olan mesaj gördüm. Telefon yanımdayken Münevver yanıma geldi. Mesajların ne olduğunu sordum. O da seni seviyorum mesajların önemi yok gibi sözler söyledi. Umursamaz tavrı beni çok kızdırdı. Mesajları ısrarla sormam üzerine sen benim babam mısın dedi. Bu şekilde tartışma çıktı. Münevveri çok sevdiğim için deliye dönüm sonra cinnet mi geçirdim ne oldu bilmiyorum ama kendime geldiğimde Münevver'i yerde ölü buldum. Kendime ona kesin benim vurduğumu anladım.

Kendimi öldürmek istedim
Cinnet geçirdiğim sırada masadan bıçağı aldım. Hatırlamadığım yerine hatırlamadığım kez batırdım. Cansız bedenini gördüğümde kendimi öldürmek istedim ancak yapamadım. Büyük bir telaşla Münevver'in cesedinden kurtulmak istedim. Evin hatırlamadığım bir yerinden bavul aldım. Münevver'in cesedini o bavula sığdırmaya çalıştım ancak sığmadı. Sığmayınca evden korku ve telaşla havanın kararıp kararmadığını dahi hatırlamadan nalbura gittim ve bir testere satın aldım. Sanırım koşarak tekrar eve geldim. Nasıl yapabildim bunu ben de anlamıyorum. Çok da pişmanım keşke geri getirebilsem
Sadece başını kestim. Bavula koydum. Başını da sanırım gitar kutusuna koydum. Korsan taksi çağırdım. Aklıma nereden geldi bilmiyorum ama Etiler'e gitmek istediğimi söyledim. Evde çok profesyonel değil kaba bir temizlik yaptım. Takside ne şekilde davrandığımı hatırlamıyorum. Tek başıma indirdim. Ne söylediğimi hatırlamıyorum. Cesedin bulunduğu gitar kutusu ve bavulu çöp konteyneri içine attım. Ondan sonra bilinçsizce alışveriş merkezine gelmişim.
Sonra otobüsle eve döndüm. Annem kirli çamaşırlıktaki çamaşırları, izleri görmüş olacak ki kustun mu ne oldu diye sorunca soruyu geçiştirdim. Hatırlamadığım zaman geçtikten sonra yaklaşık 22.00-22.15 civarında babam geldi. Annem babama bir şeyler anlatmış olacak ki babam evde ne olduğunu sordu. Üzerime geldi.

Ben de dışarı çıkmak istediğimi söyledim. Hatırlayamadığım araçla Beylikdüzü'ndeki şirketin lojmanına bıraktı. Babama Münevver'i kazayla ittiğim sırada başını komodinin sivri olan kenarına çarpıp baygınlık geçirdiğini sonra da onu korsan taksiyle eve yolladığımı belirttim. Babama yaraladığımı söylemiştim ama öldürdüğümü söylediğimi hatırlamıyorum.

Hatırlamadığı süre sonra yüzünü göremediğim biri beni bir yere götürdü. Yaklaşık 7 ay orada tek başına kaldım. 7 ay sonra da hatırlamadığım biri gelip beni teslim edilmek üzere götürdü."
Cem Garipoğlu, hakimin nereye bıraktığını sorması üzerine İstanbul olup olmadığını dahi hatırlamadığını söyledi. Pişman olduğunu söyleyen Cem Garipoğlu, "Böyle bir suç işlemek istemezdim. Keşke Münevver yerine ben ölseydim. Keşke onu geri getirmenin yolu olsaydı. Münevver ailesi içinde çok üzgünüm. Kendi ailem için de çok üzgünüm. Kendi ailem için de çok üzgünüm çünkü oğulları katil oldu. Bu suçu tek başıma işledim" dedi.

Cevabı gelecek celse vereyim
İfadenin ardından tuvalete gidip tekrar salona gelen sanığa ilk olarak Cumhuriyet Savcısı soru sordu. Savcının, evde birçok yerde kan bulunduğunu hatırlatıp cesedi taşıdın mı sorusuna Cem Garipoğlu, "Ben bu konu hakkında gelecek celse ifade vermek istiyorum" yanıtını verdi. Karabulut ailesinin avukatı Rezan Epözdemir'in 4 sorusunu da hatırlamıyorum yanıtını verdi. Hayyam Garipoğlu'nun aracıyla nereye gittiğinin sorulması üzerineyse, "Amcam kesinlikle yoktu. Amcamı en son olaydan 15 gün önce gördüm. Aracı hatırlamıyorum ama amcam yoktu. Tanıklar görmüşse de ben görmedim. Benim ifadem böyledir" dedi.

Ezberletilmiş ifade
Sanığın tekrar tekrar "Hatırlamıyorum" demesi sonrası Karabulut ailesinin diğer avukatı Altan Altınyurt, "Ben de soru hazırlamıştım ama hatırlamıyorum. Unutkanlık bana da bulaştı. Tek soru aklıma geldi. Daha önce elektrikli testere kullanmış mı?" dedi. Cem Garipoğlu bu soruya kesin cevap vererek, "Kullanmadım" dedi.
Cem Garipoğlu'nun avukatı Aytekin Kaya da avukatın kinayeli sözleri üzerine Anglosakson sorgulama teknikleri üzerine konuştuktan sonra, kendisinin de Cem Garipoğlu'nu normal görmediğini, akli ve ruhi dengesinden şüphe ettiğini rapor alınması talebinde bulunduğunu söyledi.

Karabulut ailesinin avukatı Rezan Epözdemir ise sanığın anlattığı hikayede bir tek aksakallı dedenin eksik olduğunu belirterek, "Ezberletilmiş. Tamamen çalışılmış ezberlenmiş ifadedir. Amaç diğer sanıkları kurtarmaktır. Sanığın akli dengesi yerindedir" dedi.

Soruların bitmesinin ardından mahkeme dosyanın Cem Garipoğlu'nun babası Nida Garipoğlu ve diğer sanıkların yargılandığı Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dosyayla birleştirilmesine karar verdi.

Münevver Karabulut'un babası Süreyya Karabulut ile avukatları Rezan Epözdemir, duruşması sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladılar. Cem Garipoğlu'nun emniyet ve savcılıkta verdiği kendisine ezberletilen ifadeleri tekrarladığını belirten Süreyya Garipoğlu, "Biz aile olarak bu tiyatroyu seyretmeye geliyoruz" dedi. Rezan Epözdemir de uzun bir duruşma olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Takriben 4, 4.5 saat. Sıkıntılı ve sancılı bir duruşma oldu. Hoş olmayan şeyler de tabii ki yaşandı. Enver'i de anlayabiliyorum. Tabiki meşru değil yaptığı. Makul değil. Hiçbir sebep bunu meşru kılamaz. Ama yani hunharca, vahşice ablasını kaybetmiş, ablası katledilmiş bir kardeş. Genç olgunlaşmak zorunda kaldı. 17 yaşında. Son derece olgun. Sanığa sıkmış olduğu sıvının içersinde acaba yaralayıcı, yaralamaya matuf bir şey olup olmadığını bilmiyorum. Tuz ruhu gibi bir şeymiş herhalde. Çok niteliksiz bir şeymiş. Ama yine de olmamalıydı. Hoş değil. Çünkü orada bir yargılama faaliyeti yapılıyor. Sonuç itibariyle orada adalet tecelli edecek. Orada bir mahkeme var. Her şeyden önce mahkemeye bir saygısızlık olarak adledilebilir. Zaten sayın Başkan'dan da değerli heyetten de ben özür diledim Enver adına. Zannediyorum şimdi gözaltında. Gideceğiz soruşturma mak*****."
Bir gazetecinin "Enver Karabulut'un bundan sonraki duruşmalara girip giremeyeceği" yönündeki soruya ise, "Hayır öyle bir karar yok. Yasaklılığa ilişkin herhangi bir değerlendirme ve karar yok. Zaten Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi bizim de talebimiz doğrultusunda değerlendirdi. Hem usul ekonomisi açısından hem sanık 18 yaşını ihmal ettiği için kapalılık ortadan kalktığı için hem de hukuki ve fiili bağlantı olduğu için davalarda birleştirme kararı verdi ve dosyası 4 Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Yargılama bundan sonra orada yapılacak, tek elden. Deliller bir arada değerlendirilebilecek. O bağlamda çok da sağlıklı olacağını düşünüyorum.

Bizim biraz üzüldüğümüz bir başka gelişme, sanık mesela soruşturma ve iddia makamının sorduğu soruya ‘önümüzdeki celse cevap vereyim' diyor. O arada düşüneyim, değerlendireyim, ezberleyim, vakıf olayım. Sonra cevap vereyim diye garip cevaplar da verdi. Öncesi, sonrası, olay anı, sonraki süreç. Hepsiyle ilgili bütün her şeyi anlattı. Anlatılmasının telkin edildiği her şeyi anlattı diyelim. Ona rağmen sevgili meslektaşımız akli melekelerinin yerinde olmadığını, yargılama devam ederken bir rapor talep edeceklerini belirtti. Biz de iyi, kötü her şeyi ayırt ettiğini, isnat yeteneğinin olduğunu hatta ve hatta benden daha sağlıklı olduğunu izah ettim. Son derece soğukkanlıydı. Psikolojisi son derece iyiydi. Bunların hepsinin amacı şu. Onu özellikle söylemek istiyorum. Bu çocuğa bir hikaye ezberletilmiş. Bir kurgu. İlmik ilmik süreç anlatılmış. Her şeyiyle bir hikaye ezberletilmiş. Çocuk o hikayeyi burada anlatıyor.

Bir sakallı dede eksik
Hayatın olağan akışına ve mantık kurallarına uymayan şeyler. Bir araba beni aldı. Altı saat yolda götürdü. Nereye götürdüğünü bilmiyorum. Üzerime battaniye örtüldü. 15 günde bir bana birtakım gıda maddeleri bırakıldı. Kimin götürdüğünü kimin getirdiğini bilmiyorum gibi televizyondan başka bir şey izlemedim, gibi hayatın olağan akışına aykırı bir kısım hikayeler anlatıyor. Bir sakallı dede eksik. Hal böyleyken bunun amacı da belli. Süreçteki diğer sujelerin sorumluluğunu bertaraf etmek. Babayı sorumluluktan kurtarmak. Diğer asli faali, diğer iştirak edenlerin sorumluluğunu bertaraf etmek. Tabi ki biz bu ezberi bu oyunu bozacağız.

Bir gazetecinin "Kardeşinin içerde yaptığı olay sonrası yargılama dursaydı ne olurdu" sorusuna ise Epözdemir, şu yanıtı verdi:

"O içerdeki sıvı çok niteliksizmiş. İçeriğini bilmiyorum. Niteliksiz bir sıvıymış. Şimdi yanına gideceğim. Bilmiyorum, kesinlikle vurgulayım. Ama ne kadar niteliksiz olursa olsun yapılan hukuka aykırı, kabul edilebilir gibi değil. Yani hiçbir gerekçe, acılı olmak dahi bunu meşru kılmaz. Kesinlikle ve kesinlikle tasvip edilebilir bir şey değil. Yüce mahkemeye yapılmış bir saygısızlık olarak kabul ediyorum. Ama sonuç itibariyle 18 yaşını doldurmamış, kardeşi hunharca katledilmiş. O da kendince karşı tarafı korkutmak için böyle bir şey yapmış. Bunun savunulabilir bir tarafı yok. Buradaki ihmal olsa olsa kolluğundur. Çünkü içeri girerken bunun tetkini ve tespitini yapacak olan kolluktur. Kolluk kuvvetlerine aittir ve denetimi onlar yapar. Mahkemeye böyle bir sorumluluk izaf edilemez.. Tek tek insanları da arayamaz. Plastik bir şeymiş. Plastik olduğu için de çıkmamış diyorlar.

Çocuklar hariç mahkeme disiplinini bozduğu için 4 günlük bir disiplin hapsi var. Ama çocuk olduğu için o da çocuklara uygulanamıyor. Bu da 18 yaşından küçük olduğu için uygulanmayacak. Onun dışında eğer yakmaya, zarar vermeye öldürmeye müteallik yeterli verimli bir aletse, bir sıvıysa tabi ki bir müeyyidesi vardır.

Diyabet hastasıyım
Münevver Karabulut'un babası Süreyya Karabulut duruşma açıklama yaptı. Süreyya Karabulut, diyabetik olduğunu belirterek, "Biliyorsunuz ki ben diyabetik hastasıyım. Mümkün olduğu kadar sizlere tabiiki cevapları vereceğim. Ama sizler de hoşgörülü karşılayın. Biz anne ve baba olarak rahatsız olan iki insanız. Çok fazla bunaltmaya gerek yok. Agresif soru sormaya gerek yok" dedi. "Enver'in mahkemede yaptığı olayı kendisine söyleyip söylemediği sorusuna Süreyya Karabulut, "17 yaşında 16 yaşında genç bir delikanlı. Yaptığı bir hatadır. Olmaması gereken bir hatadır. Ama bu konu tamamen kendi inisiyatifindedir. Ne annenin ne benim ne de yakın arkadaşlarının haberi kesinlikle yoktur" yanıtını verdi.

Şırınganın içinde ne olduğu sorulunca Süreyya Karabulut, "Madde olaraktan benim gördüğüm kadarıyla içerisinde bir ufak idrardır" dedi. Nasıl sokulduğu yönündeki soruyu ise Süreyya Karabulut, "Bana sormayın. Avukatımızın çantasında değil" dedi. Bu sırada Avukat Rezan Epözdemir de "Ne alakası var. Böyle saçma bir soru olabilir mi? Ben yargı mensubuyum. Nasıl benim çantamda olabilir" diye konuştu.

Aile olarak tiyatro izliyoruz
Bir gazetecinin Cem Garipoğlu'nun ifadesini nasıl bulduğu yönündeki soruya da Süreyya Karabulut, "Cem Garipoğlu'nun tamamen ezber bir ifadesi var. Daha önce bu pazarlıkla teslim edilen Cem Garipoğlu'nun emniyette, savcılıkta verdiği ifadeleri aynen tekrarladığını gördüm. İnşallah bu ezber bozulacak. Bizim davamız 4'üncü Ağır Ceza'ya gitti. Bu ezber bozulduğu zaman davanın gerçek yönüne gideceğine eminim. Garipoğlu'na bir hikaye ezberletilmiş. Biz de aile olarak bu tiyatroyu izlemeye geliyoruz" dedi.
"Oğlunuz şırıngayla girdi, silahla girmiş olsaydı" sorusu üzerine de Süreyya Karabulut, "Ben de girebilirdim silahla, anne de girebilirdi. Çünkü evlat gitti burada. Burası Adliye'ye geliyorsun. Buraya silahla gelinmez. O kadar çocuk değiliz ama lütfen" diye konuştu.

Duruşmaya girmeden önce "Gözlerine bakacağım" dediği hatırlatılan Süreyya Karabulut, "Evet baktım. Orada gözünün içine baktığım zaman şunu gördüm ki inanın bu davanın seyri arka bahçesi aydınlığa çıkacaktır. Zanlı baskı altındadır. Baskı altında sürekli ifade veriliyor. Bu ezberin sonucunda mahkeme huzurunda anlattıkları birdir ama cinayetin arka bahçesine değinilmedi. Zannediyorum ki 4'üncü Ağır Ceza'da bu ezber bozulacak. Merakla bekliyoruz. Sizler de göreceksiniz. İnancım odur. Onun gözünden almış olduğum elektrik bu. Çözüleceğine inanıyorum" dedi.

Adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cem Garipoğlu'nun avukatı Aytekin Kaya, "Enver Karabulut'un duruşmadaki saldırısıyla" ilgili sorulara "Eğer kendiliğimizden hüküm verirsek sonuç bu hale gelir. Yargılama sonucunu bekleyeceğiz. Hükme hepimiz saygı duyacağız. Yoksa bu iş şirazesinden çıkar ki çıkıyor. Bu gidişat doğru bir gidişat değil. Ne yapacağız? Bekleyeceğiz. Savcılık bütün delilleri belgeli bulguları hepsini topladı. Daha hala ne istiyoruz ne amaçlıyoruz. Niye bunlar. Meramımı anlatabiliyor muyum?" dedi.
Aytekin Kaya, "Cem Garipoğlu'na ifadelerinin ezberletildiği" iddialarıyla ilgili bir soruyu ise "Arkadaşlar bu eşyanın tabiatına aykırı. Delillere bakılır. Mübadelelerle hüküm kurulmuyor" diye yanıtladı.
Aytekin Kaya ayrıca adliye koridorlarında ismini bilmediği bazı kişilerin yanında çalışan bir asistan avukata saldırdığını iddia etti.

Enver Karabulut serbest bırakıldı
Duruşma salonunda Cem Garipoğlu'na şırınga fırlatınca gözaltına alınan Münevver Karabulut'un kardeşi Enver Karabulut sağlık kontrolünde geçirildi. Enver Karabulut, adliyeden çıkarıldıktan sonra Bakırköy Çocuk Şube Büro Amirliği'ne götürüldü. Enver Karabulut, buradaki işlemlerinin ardından sağlık kontrolü için Bakırköy Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Karabulut hastaneden çıkarılırken gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktı. Enver Karabulut daha sonra tekrar Bakırköy Çocuk Şube Büro Amirliği'ne götürüldü. Bu arada hastane önünde bekleyen bir yakını, "Benim hiçbir şeyden haberim yok" dedi. Enver Karabulut'un, şırınganın içinde tuz ruhu ve çamaşır suyu bulunduğunu söylediği öğrenildi. Karabulut daha sonra serbest bırakıldı. Savcılığın, Enver Karabulut'u sıvının 'niteliksiz' olmasının belirlenmesi üzerine serbest bıraktığı bildirildi.

Davalar birleştirildi
Öte yandan, mahkeme Münevver Karabulut'un öldürülmesine ilişkin yargılanan Cem Garipoğlu ile diğer 6 şüpheli hakkında açılan davaların birleştirilmesini kararlaştırdı.

Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Cem Garipoğlu'nun savunmasını tamamladığı ilk duruşmanın sonunda, bu dava dosyasının, Garipoğlu'nun anne ve babasının da aralarında bulunduğu 6 sanık hakkında Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava dosyasıyla hukuki ve fiili bağlantısı bulunduğu gerekçesiyle birleştirilmesine karar verdi.

Bu karar ile Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili dava, bundan sonra Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek.

Protestolar
Adliye önüne gelen ve kendilerini, "Emekçi Hareket Partili kadınlar" olarak nitelendiren grup, "Münevver Karabulut katledildi, tüm kadın cinayetlerinin hesabını soracağız" şeklindeki pankart açarak Cem Garipoğlu aleyhinde sloganlar attı.

Grup adına basın mensuplarına açıklama yapan Belce Metin, Cem Garipoğlu'nun cinayeti tasarlayarak, canavarca bir hisle ve ailesinin de katkılarıyla gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Ellerinde Münevver Karabulut'un fotoğrafları ile dövizler bulunan Karabulut'un arkadaşları ile bazı vatandaşlar da adliye önünde protesto gösterisi düzenledi. Gösteriler sırasında polisin adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemleri aldığı görüldü.

MSN Haberler