William Shakespeare'nin Hırçın Kız eserinden....:


PETRUCHIO
Katherina, hadi, hemen şimdi
Bu dikkafalı kadınlara anlat bakalım,
Kocalarına, efendilerine karşı ödevler neler.

DUL KADIN
Hadi hadi, şaka ediyorsun herhalde;
Biz bunu dinlemek istemiyoruz.

PETRUCHIO
Hadi, anlat diyorum. Önce de onunla başla.

DUL KADIN
Anlatmayacak.

PETRUCHIO
Ben anlatacak diyorum. Önce onunla başla.

KATHERİNA
Ayıp ayıp, alnını öyle düşmanca kırıştırma;
Gözlerinden de haince bakışlar fırlatıp,
Beyini, efendini, kralını incitmeye çalışma.
Kırlara don vurduğunda çayırı nasıl lekelerse,
Bu tavırlar da senin güzelliğini öyle bozar;
Fırtınaların körpe tomurcukları söküp attığı gibi,
Bunlar da senin şöhretini alır götürür,
Ne sana yakışır bu davranış, ne dışarıya hoş görünür.
Sinirlenmiş kadın, suyu bulanmış pınara benzer:
Sevimsiz, tatsız, itici, güzellikten yoksundur.
Öyle kaldıkça da, ne kadar susamış olursa olsun,
Kimsenin içinden gelmez ondan bir yudum almak,
Ya da bir damlasına bile dokunmak.
Kocan senin efendin, hayatın, hamindir;
Senin başın, hükümdarındır; seni kollayan,
Koruyan kişidir; senin için karada, denizde
Her türlü eziyete katlanır; sen sıcak yuvanda,
Sağlık ve güven içinde döşeğinde yatarken,
Fırtınalı gecede uyumaz, ayazda nöbet tutar.
Bunun karşılığında da senden çok şey istemez;
Sevgi, güler yüz ve içten saygı dışında.
Bu büyük borca karşı, bu kadarcık ödeme!
Hükümdar kulundan nasıl görev beklerse,
Koca da karısından aynı görevi bekler.
Kadın aksi, huysuz, suratsız ve gönülsüz olduğunda,
Kocasının makul iradesine karşı geldiğinde,
Kullarını seven ve kollayan bir hükümdara karşı
Nankörce başkaldıran, hain bir âsiden farksızdır.
Kadınların aptallıklarından utanıyorum:
Diz çöküp barış isteyecekleri yerde,
Diklenip savaş ilan ediyorlar;
Kendilerinden hizmet, sevgi ve saygı beklenirken,
Yönetmeye, efendiliğe, hükmetmeye hevesleniyorlar.
Bedenlerimiz nasıl yumuşak, zayıf ve narinse,
Dünyanın eza ve cefasıyla başetmeye uygun değilse;
Yüreğimiz ve duygularımız da öyle yumuşak olmalı,
Varlığımızın maddi yanıyla uyum sağlamalı.
Hadi hadi, siz kendini bilmez ve cılız solucanlar,
Benim hayalim de sizinki kadar genişti,
Yüreğim azmandı, aklım sınır tanımazdı;
Lafa laf, surata surattı ilkem.
Ama şimdi görüyorum ki, kargılarımız birer saman çöpü;
Gücümüz zayıflık, zayıflığımız ise benzersizmiş;
Görünüşte en güçlüyken bile, gücümüz bir hiçmiş gerçekte.
Onun için, iyisi mi siz duyguları yatıştırın;
Başka yolu yok çünkü.
Kocanızın ayaklarının dibine koyun ellerinizi.
Eğer kocam dilerse, gönlünü hoş edecekse,
Saygımı göstermeye hazır bile şu anda benim ellerim