Güzellik bir lanet mi yoksa kadın bedeninin özgürlüğü mü?İnsanın estetik tarihinde, güzellik anlayışı dönem dönem hep değişti. Bazen şişmanlık, bazen zayıflık, bazen ince dudak, bazen kalın dudak güzelliğin sembolü sayıldı. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Yasemin İnceoğlu ve Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi sosyolog Altan Kar, işte bu değişimleri araştırdı.

Güzelliğin aslında bir mahkumiyet mi, özgürlük mü olduğunu araştırıp kitap haline getirdiler. “Kadın ve Bedeni” kitabında, farklı akademisyenlerin şiddet, cinsel istismar, ayrımcılık gibi konuları yer alsa da, en ilgi çekici bölüm, estetik ameliyat olmuş 30 kadınla yapılan görüşmenin sonucunda, ortaya çıkan akademik makale. Makaleyi okuduğunuzda, aklınıza tek bir soru geliyor; kadınların güzel olmaya zorlanması aslında örtülü bir terör mü?

Amerika’da yapılan bir araştırmada, liseli genç erkeklere kadın fotoğrafları gösterilip, boğulmak üzere olsalar hangisini kurtarırsınız diye soruldu. Hepsi de güzel olan kadını kurtaracağını söyledi.

Güzellik, popüler ve haz kültürüyle direkt bağlantılı olduğu için benim hep dikkatimi çekti. Zaten, tüketim kültürü ve tüketim davranışları konusunda çalışıyorum. Kadın bedeni giderek haz kültürüne konu olmaya başladı. Güzellik, kadınların üzerinde artık bir baskı. Ama bunu da biraz daha usturuplu yapıp, sağlıklı olmak, diyet programları gibi örtülü bir baskı odağına dönüştürdüler. Ev kadınları günlerde topladıkları parayla artık estetik ameliyat yaptırıyorlar. Kadınlar, dayatılmış güzellik ikonlarına benzeyeceğiz diye öğle aralarında bile gidip dudaklarına dolgu yaptırıyorlar. Bankalar, estetik operasyonlar için kredi veriyor. Lisede bile sınıf geçme hediyesi olarak burun estetiği veriliyor. Güzellik dayatması, kadınların üzerine çökmüş bir lanet.

KADIN BEDENİYLE ÖDÜL CEZA İLİŞKİSİ KURUYOR

Kadın, bedeniyle bir nevi ceza-ödül ilişkisi kuruyor. Tekrarlanan estetik ameliyatlarda, bu ilişkiyi kuruyor kadın vücuduyla. Dayatılan güzellik, kadının bedenine yönelik bir tür şiddete yol açıyor. Olaylar karşısında özgüvenini yitirdiği anda, bunu görünüşüne yöneltiyor. Estetik ameliyatların birçoğununun nedenine baktığınızda altında ayrılma, aldatılma gibi travmatik nedenlerin yattığını görüyorsunuz.
GÖRÜNÜŞÜNDEN EN RAHATSIZ OLANLAR JAPONLAR

Tek tipleşen bir güzellik anlayışı var. Üniversitede hocayım ve hepsi birbirine benzeyen genç kızlar görüyorum. Röfleli uzun saçlar, orantılı burun… Giyimleri, çanta taşıma biçimleri, hepsi aynı. Vücut dilleri bile. Derste onların çanta taşımalarını taklit ettiğimde bana gülüyorlar. Aslında hepsi farkında ama bunu o kadar içselleştiriyorlar ki, bir acayiplik görmüyorlar. Bağdat Caddesi’nde gezdiğimde, kızların hangi üniversiteden olduğunu anlayabiliriyorum, çünkü hepsinin bir tipolojisi var. Yaratılan güzellik ikonlarına öykünüyorlar. Ama bu sadece Türkiye’de değil Avrupa ve Uzakdoğu’da da böyle. 2005 yılında 11 ülkede bir araştırma yapıldı. Görünüşünden en fazla rahatsız olanlar Japon kızları. Uzun beden ve kısa bacaklarından şikayetçiler. Koreli kızlarda da yüz, kaş, göz memnuniyetsizliği var. Estetik ameliyatlarla başka biri olmak istiyorlar.

YASEMİN İNCEOĞLU
Güzellik tutkusu artık bir mania, üç beyaz ve üç kırmızının peşindeler

Türk kadınlarının ortak tavırları var. Aidiyet duygusu mu gelişmiş yoksa bireyselleşme mi gelişmemiş ama biri bir şey yapınca, herkes kefal sürüsü gibi aynısını yapıyor. Sıradışı olmak, herkesin yaptığını yapmamak garip karşılanıyor.

Güzellik, kadınlarda obsesif bir davranışa dönüştü. Saplantı haline getiriyorlar ve adeta bir ritüel gibi estetik ameliyatların peşinden koşuyorlar. Antik çağdan beri güzellik eşittir kadın bedeni olarak algılanmış. Ama bugünkü güzellik tutkusu bir tür çılgınlık, bir mania. Bir fetişizm sözkonusu. Kadının bir kendi bedeni, bir de idealize ettiği bir beden var. Bunların arasında sıkışıyor. Arzuladığı bedene sahip olmak için enerji, vakit, nakit harcıyor, üstüne acı çekiyor.

GÜZEL KADIN EŞİTTİR HOLLYWOOD STARI

Estetik ameliyat olmuş 25-60 yaş arasında 30 kadınla, birer saatlik mülakat yaptık. “Güzel kadın nedir?” sorusunu Hollywood isimlerini sıralayarak cevapladılar. Popüler kültürün dayattığı dolgun göğüs, uzun bacak, kalın dudak, beyaz diş, beyaz eller gibi tanımlarla, onların güzellik anlayışı birebir uyuştu. Bunun yanında tarzı olmak, uyumlu giyinmek, konuşmaya başlayınca güzelliği kaybolmamak gibi dayatılan güzellik anlayışla çelişen şeyler de söylediler. Ama yine de büyük çoğunluğu üç beyaz ve üç kırmızının peşinde. Üç beyaz; porselen yüz, karbeyaz el, fildişi boyun. Üç kırmızı ise yanaklar, dudaklar ve tırnaklar.

SIK YAPTIRILAN ESTETİKLE MAZOŞİZM İLİŞKİSİ

Burun ameliyatı radikal bir ameliyat, meme yaptırmaya ya da popo küçültmeye benzemiyor. Burunlarını değiştirdikleri an başka biri olduklarını söylüyorlar. Çoğu memnun değil ve yeniden ameliyat olmak istiyor. Dört kez burnunu yaptırıp, artık kıkırdak kalmadığı için yaptıramayan bir kadın vardı. Kulaktan kıkırdak alınıp takviye yapılması gerekiyordu. İşte bu durumu da, Freud’un mazoşizmiyle açıklamak gerekir belki.
Güzelliğin tarifi, etnik gruplara göre tarihte değişiyor. Genellikle batılı kadın idealize ediliyor. Zaten bu yüzden, Asyalılar bu kadar çok ameliyat oluyor. 1920’ye kadar kusursuz kadın etine dolgun kadındı. Sonra tahta göğüs ve kalçası olmayan erkeksi vücut hatları yükselişe geçti. Güzellik hâlâ kaotik bir şey. Kadınların bu oyunu gönüllü ya da gönülsüz, ama isyan ederek ama zevkle, ama bilinçli ama bilinçsiz bir kabullenişleri var. Ve aslında bu böyle gelmiş böyle gider. Biz sadece kadının maruz kaldığı bu şiddeti tartışmayı hedefledik o kadar.

kadınca.net