Mucizeler Zinciri Bir Bitki: Soya

Son dönemlerde gerek mucizevi özellikleri gerekse kullanım alanlarındaki çeşitlilikle dikkat çeken soya bitkisinin önemi, her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır. Yüce Rabbimiz’in sonsuz ilminin tecellilerinden yalnızca biri olan soya bitkisi, olağanüstü özellikleriyle sağlıklı beslenme ve tıp alanlarının yanı sıra tutkal, mürekkep ve sabun gibi 300’ün üzerinde endüstriyel ürünün üretiminde de
kullanılmaktadır.

Doğu Asya’da yaklaşık 5000 yıl önce keşfedilmiş olan mucize bitki soya, Batı ülkelerinde ancak 20. yüzyılda önem kazanmaya başlamıştır. Batı ülkeleri tarafından bu denli geç keşfedilmesine rağmen, günümüzde dünyada en çok yetiştirilen ürünlerden biridir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan araştırmalar sonucunda insan sağlığı açısından öneminin anlaşılmasının ardından, tüm dünyada uzmanların üzerinde araştırma yaptığı bir bitki olmuştur. Her yapılan araştırma sonucunda ise soyanın hayranlık uyandıran bir özelliği daha keşfedilmiştir.

Şifa Kaynağı Soya

Soya, Batılı toplumlara göre kalp hastalıklarına daha ender yakalanan Asya halkının beslenme alışkanlığının vazgeçilmez bir öğesidir. Bu nedenle de uzmanların özellikle dikkat çektiği bir bitkidir.

İçerdiği yüksek kaliteli protein ile çocuklar ve yetişkinler için sağlık kaynağı bir bitki olan soya, aynı zamanda –başka bir protein kaynağı olan- hayvansal gıdalara oranla daha az yağ içermektedir.

Soya fasulyesini bu denli önemli kılan, zengin bir protein kaynağı olmasının yanı sıra, insan vücudunun ihtiyaç duyduğu amino asitler açısından mükemmel bir denge oluşturmasıdır. İnsan vücudu tarafından üretilemediği için çeşitli besin kaynaklarından elde edilmesi gereken amino asit ihtiyacı, soya proteini tüketildiği takdirde dengeli olarak giderilmektedir. Pek çok gıda maddesinde en az bir amino asit eksikken, soyada bu denge kusursuzca mevcuttur.

Soya lifi ise kandaki kolestrol seviyesinin azalmasına, kan şekerinin düşmesine yardımcı olmaktadır. Yapılan araştırmalarda, soya lifi (fiber) kullanan kimselerde kolon kanserine yakalanma riskinin azaldığı da tespit edilmiştir.

Soya fasulyesi aynı zamanda zengin bir vitamin ve mineral kaynağıdır. Kalsiyum, demir, çinko, fosfor, magnezyum ve B vitaminleri soyanın içinde en fazla bulunan vitamin ve minerallerdir. Bu nedenle sağlıklı bir yaşam ve dengeli beslenme için soya ve soyadan yapılan ürünlerin kullanılması önerilmektedir.

Kalbin Dostu

Türk Kardiyoloji Derneği’nce, yalnızca Türkiye’de bir milyon iki yüz bin kalp hastası ve yüksek kolestrollü hasta olduğu tahmin edilmektedir. Kalp hastalıklarının tedavisinde birçok yeni gelişme yaşansa da, uzmanlar özellikle bu hastalıklara yakalanmadan önce alınacak önlemlerin titizlikle uygulanması konusunda uyarmaktadırlar. Bu açıdan özellikle üzerinde durdukları besin ise, kolestrol seviyesinin düşüşünde önemli bir rol oynayan soyadır.

Kanda yüksek oranda bulunan kolestrol, zaman içinde kalp krizi ve felç gibi hayati hastalıklara neden olmaktadır. Bu nedenle, kandaki kolestrolü ve daha da önemlisi seyrek yoğunluğa sahip lipid oranını (LDL) düşürmek, insan sağlığı için büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu oran (LDL) arttığında kalp hastalığı riski de artmaktadır. Bu çerçevede Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), 20 Ekim 1999 tarihinde, soya proteini tüketimi ile azalan kroner kalp hastalıkları arasındaki ilişkinin, içeriğinde soya proteini bulunan gıdaların ambalajlarında ve etiketlerinde kullanılmasını onayladığını duyurmuştur. Bunun öncelikli nedeni ise doymamış yağ asidi yüksek olan soya yağı ile beslenildiğinde, kötü huylu protein (LDL) oranının azaldığının belirlenmesidir.

Ayrıca bütün bitkisel yağlar gibi, soya yağı kolestrolsüzdür. Doymuş yağlar açısından da fakirdir. Soya yağında Omega-3 ve Omega-6 adlarıyla bilinen iki tür yağ asidinin kendine özgü bir karışımı bulunmaktadır. İçeriğindeki Omega-3 yağ asitleri nedeniyle soya yağının kalp hastalığı riskini azalttığı da belirtilmektedir.

Günde, 25 gr. soya proteini tüketilmesinin (içinde 18 gram granül soya proteini -soya kıyması- bulunan bir burger yemek ve yarım bardak soya sütü içmek yeterlidir), kalp hastalıkları riskini azaltacağı görüşü, 50 bağımsız araştırmanın sonucu olup Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nce (FDA) kabul edilmiştir. Yapılan araştırmalara göre günde 25 gr soya proteini, toplam kolesterolü (iyi ve kötü kolesterolün toplamını) % 9 civarında düşürmektedir.

Soyanın kolesterol üzerindeki bu azaltıcı etkisinin bir diğer nedeninin ise içerdiği Lesitin olduğu genel kabul görmektedir. Kolesterolün kanda yüksek oranlara ulaşmasını engelleyen ve karaciğerde fazla yağ birikmesini önleyen doğal bir madde olan Lesitin, aynı zamanda vücut yağlarını parçalayarak kandaki kolesterol düzeyini kontrol altında tutmaktadır.

Soya bitkisinin yalnızca kalp sağlığı konusunda sahip olduğu mucizevi özellikler, Yüce Rabbimiz’in sonsuz ilminin tecellisi olan yaratılış delillerinden yalnızca birkaç tanesidir.

Kanser Araştırmalarından Çıkan Mucize Sonuç

Kolesterol içermeyen ve B1 vitamini oranı ete kıyasla daha yüksek olan soya, 20. yüzyılda çağın vebası olarak adlandırılan kanser hastalığından korunmak için de sık sık tüketilmesi gereken bir besindir. Yapılan birçok araştırmanın sonucu, bu gerçeği desteklemektedir. Örneğin çeşitli soya ürünlerinden her gün 30 gr. soya proteini tüketen deneklerin, tüketmeyen deneklere göre göğüs kanserine yakalanma risklerinin daha düşük olduğu gözlenmiştir.

Göğüs kanserinin yanı sıra, diğer kanser çeşitleri de incelenmiştir. Bu çerçevede yapılan deneyler, soyanın yoğun olarak içerdiği izoflavonların (bitkisel kimyasallar) mucizevi bir özelliğini ortaya çıkarmıştır. Yapılan yüzlerce çalışma, genistein isimli izoflavonun, hormon ilişkili olsun ya da olmasın, pek çok tipteki kanserli hücrenin (örneğin deri, prostat, akciğer, ve kolon kanseri gibi) test tüpü içinde büyümesini engellediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca epidemiolojik araştırmalar, düzenli olarak soya proteini tüketen toplumlarda prostat ve mide kanserine, protein ihtiyacının büyük bir kısmını hayvansal ürünlerden karşılayan toplumlara oranla daha seyrek rastlandığını göstermektedir.

Genistein isimli bitkisel kimyasal, anormal hücre oluşmasına neden olan enzimlerin aktivitesini ortadan kaldırarak bu etkiyi sağlamaktadır.

Bu durumu basit bir örnekle netleştirmek gerekirse; 1998 yılında ABD’de her 15 dakikada bir prostat kanserli bir erkeğin ölümünün aksine, soyalı gıdaların tüketimine dayanan beslenme alışkanlığı olan Japonya’da bu oran Amerika’dakinin beşte biridir. Zengin bir genistein kaynağı olan soyanın, bu derece düşük kanser oranı yakalamada etkisi açıktır.

Olağanüstü Ürün Çeşitliliği

Baklagiller içinde besin değeri en yüksek olan ve en kolay sindirilen ürünlerden biri olan soya, aynı zamanda sahip olduğu ürün çeşitliliği ile de dikkat çekmektedir. Bu çeşitlerden bazıları şöyledir:

Soya Yağı: İstatistiklere göre dünyada en çok üretilen ve tüketilen bitkisel yağ konumundadır. Hafif tatlı ve hemen hemen kokusuz bir yağdır. Hiç kolesterol içermeyen soya yağının, tam tersine kolesterolü düşürme yönünde etkisi bulunmaktadır. Soya yağında yoğun miktarda bulunan Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleri ise kanserden koruyucu etkiye sahiptir. Ayrıca soya yağının sunduğu yararlar, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde yoğun olarak kullanılan soya mürekkebi ve mazot yerine kullanılabilecek bir yakıtın soya yağından elde edilmesi nedeniyle de artmaktadır.

Soya Eti ve Kıyması: Tüm dünyada karşılaşılan bazı hayvan hastalıklarının etkisiyle ete alternatif olarak geliştirilen soya eti, etin kullanıldığı her yerde kullanılabilmektedir. Ete göre daha düşük fiyatlı oluşunun yanı sıra, sahip olduğu iki kat fazla protein oranı, soya etini dengeli beslenme açısından daha da önemli kılmaktadır.

Soya Unu: Soya fasulyesinin kavrulup öğütülmesiyle elde edilen soya unu, yüksek nitelikli protein açısından zengin olmakla birlikte; mükemmel bir demir, kalsiyum ve B vitaminleri kaynağıdır.

Soya Sütü: Çin ve Japonya’da taze olarak tüketilen soya sütü, ıslatılıp pişirilen soya fasulyelerinin öğütülüp bastırılması yoluyla günlük olarak hazırlanmaktadır. İnek sütüne karşı alerjisi olan kişiler için önemli bir protein kaynağıdır. Mükemmel bir yüksek kaliteli protein, B vitamini ve demir kaynağı olan soya sütünde, süt şekeri laktozu bulunmamaktadır. Bu nedenle soya sütü, laktoz hassasiyeti olan kişiler açısından iyi bir alternatif olmaktadır. Ayrıca içerdiği B vitaminleri sayesinde hazmı kolaylaştırdığı gibi, kemik gelişimini arttırmakta ve inek sütüyle beslenme sonucunda birçok çocukta görülen kronik sindirim zorluğu büyük oranda azaltılmaktadır. Fındıksı bir tadı bulunan ve aynı zamanda toz halinde de kullanılabilen soya sütünden yoğurt, çorba ve puding gibi yiyecekler de yapılabilmektedir.

Soya Peyniri (Tofu): Nagari adlı bir maddenin soyayla karıştırılması sonucu elde edilen tofu, donmuş yağ açısından fakir olup kolesterol içermez. Soya loru olarak da adlandırılan tofunun katı, yumuşak ve ipeksi çeşitleri bulunmaktadır. Hem doğal östrojen içeriği ile hem de kemik erimesini önleme özellikleriyle özellikle bayanların yaşlılık dönemleri için önem taşıyan bir besindir. soya Filizi: Yeşil soya fasulyesinin uzantısı olan soya filizi, genellikle çiğ olarak tüketilmektedir. İçinde bulunan B vitamini türevlerinden folik asitin rahim, akciğer ve bağırsak kanserine karşı koruyucu bir etkisi bulunmaktadır.
Ayrıca;

Soya fasulyesi yağının kullanılması ile; anti-korozyon maddeler, macun bileşenleri, inşaat malzemeleri, beton katkı maddeleri, bakım yağları, dezenfektan, toz kontrol maddeleri, elektrik izolasyonu, fungisitler (mantar zehirleri), metal kaplama, mürekkep vb. ürünler elde edilmektedir.

Soya fasulyesi ürünlerinden olan soya lesitini ile; ilaç yapımı, fırıncılık, beslenme, köpük giderici, maya, insektisit (böcek zehiri), yapay dana sütü ve kozmetik gibi birçok alanda faydalanılmaktadır.

Soya fasulyesi proteininden de; elyaf, antibiyotik, asfalt emülsiyonları, ambalaj folyoları, sunta, plastik, polyester, tavuk ve balık yemi gibi alanlarda büyük ölçüde istifade edilmektedir.

Kuran’da Dikkat Çekilen Baklagiller

Günümüzde birçok bilim adamı, soyayı esas alan beslenme modelini insan sağlığı için en ideal model olarak görmektedir. Bu nedenle de soya bitkisinin her çeşit ürünü, günlük beslenme programında bulunması gereken en temel besinlerden biri olarak vurgulanmaktadır.

Yazı boyunca ancak genel hatlarıyla aktarabildiğimiz soyanın mucizevi özelliklerine ve sağlığa olan yararlı etkilerine her geçen gün yenileri eklenmektedir. Soyadan sağlanan tüm yararlar, sonsuz rahmet sahibi Yüce Allah’ın kullarına verdiği büyük birer nimettir. Tüm besinlerde olduğu gibi soyanın sahip olduğu harika yapıyı da kulları için yaratan Alemlerin Rabbi Allah’tır. Rabbimiz’in yarattığı nimetler bir Kuran ayetinde şöyle bildirilmektedir:

Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür. (İbrahim Suresi, 34) (makale harun yahya)