Merhaba



Rengin gerçekte ne olduğunu ve bizi her açıdan, ne kadar etkilediğini hiç düşündünüz mü? Ve eğer renkler, fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal dünyamızı derinden etkileyebilme gücüne sahiplerse, onları hayatımıza mutluluk getirmek veya sağlığımızı düzeltmek için kullanabilir miyiz? Bütün bu soruların cevaplarını öğrenmeye çalışacağız.

Renklerle tedavi çalışması yapmak isteyen bir kişinin, öncelikle imgeleme konusunu ve renklerin özelliklerini çok iyi bilmesi şarttır. Çünkü bir metod olarak renkleri, şakralar üzerinde imgeleyerek, bozulmuş olan sağlığınıza kavuşabilirsiniz.

İmgeleme: (İmajinasyon, hayalgücü)

Renklerle tedavi konusuna geçmeden önce öğrenmemiz gereken önemli bir konu var. İmgeleme. Bütün şifa çalışmalarında imgeleme gücü çok önemlidir. Renklerle yapılan şifa çalışmalarında da şakraların harekete geçirilmesi, birçok bilginin ve enerjinin özümsenmesi, madde ortamının ve duyu ortamının terkedilip, imgeleme gücünün tezahür ettirilmesiyle sağlanabilir.

İmajinasyon, ruhun yeteneklerinden biridir. Tarif edecek olursak, herhangi bir şeyin zihinde şekillendirilmesi, resimlendirilmesi olayıdır. İmajinasyon gücümüz sayesinde ve yeteneklerimiz oranında, olaylara ve maddeye hakim olabiliriz. Ruh bir şeyi biçimlendirmek istediği zaman, onu, imajinasyon yeteneğinin yardımı ile yapar. İmajine edilen şey veya obje, fizik planda kendini göstermeden önce astral planda oluşur. İmajinasyonda ön planda olan şey, kendi duyularımızdan kopup, duyular ötesine geçmektir.

İnsandaki imajinasyon yeteneği, insanın tasarım halinde bulunan düşüncelerinin uygulamasına yarar. Ve herhangi bir isteğin yerine gelebilmesi için, önce onun iyice tahayyül edilmesi gerekir, yani zihinde resimlendirilmesi, canlandırılması, adeta elle tutulacak hale getirilmesi gerekir. Ruhsal istek, ruhsal etki maddelere imajinasyon yoluyla ulaşır. İradesini ve imajinasyon yeteneğini geliştirmiş bir insan, sağlığını, huzurunu ve mutluluğunu kısaca bütün hayatını düzenleyebilir.

Renklerle tedavi

Biliyoruz ki evrende var olan her şey kendine özgü bir titreşime sahiptir. Renkler de bir ışık frekansının belli orandaki yoğunlaşması sonucunda ortaya çıkar. Elektromanyetik yelpazeye baktığımızda, yelpazedeki her rengin kendine özgü bir titreşime sahip olduğunu görürüz. Aynı şekilde, insan vücudundaki hücre, organ, kas ve kemik de belirli bir frekansla titreşir. Bu frekansın değişmesi, hastalığa sebep olur. Bu değişikliklerin birçok nedeni vardır ama bu nedenlerin en büyüğü içinde bulunduğumuz ruhsal durumlar ve negatif düşüncelerdir. (Streslerdir.)

Renkleri tek başına ya da başka bir tedavi yöntemiyle birlikte, beden titreşimlerini düzeltmek ve sağlığı temin etmek için kullanabiliriz.

Eğer vücudumuzun bir hücresi yanlış bir frekanstaysa, bu durum elektromanyetik alanı etkiler. Bu hücrenin bulunduğu organ ve bedeni çevreleyen auramızın da kötü etkilenmesine neden olur. Eğer bir rengin frekansını kullanarak, bu organın yeniden doğru titreşmesini sağlarsak, yani hasta olan bölgeye gerekli olan rengi verirsek, değişmiş olan titreşimi yeniden dengeye kavuşturabiliriz. Çünkü beden, uygun şartlar altında, her zaman, orijinal yapısını yeniden kazanma eğilimine sahiptir.

Sağlıklı yaşamanın bir koşulu da, bedendeki renk enerjilerinin uygun bir denge halinde bulunmasıdır. Bu denge durumunun bozulması hastalığı doğurur. Renkle tedavi biliminin gayesi, bedendeki renk enerjileri arasındaki doğal dengeyi yeniden inşa etmek yoluyla hastalıklarla mücadele etmektir.

Renklerle şakralar arasındaki ilişki



Renklerin özelliklerine girmeden önce renklerle şakralar arasındaki ilişkiden söz etmek istiyorum. Daha öncede söylediğimiz gibi vücudumuzda 7 tane şakra, “enerji merkezi” vardır. Bunların her birinin kendine ait bir rengi vardır. Yani her bir şakranın, enerji merkezinin kendine ait bir ana rengi vardır. Fakat bu şakralar diğer renklerden de yardım alabilirler. Her bir şakranın (enerji merkezinin) kendi rengine ana renk, yardım aldığı renge de ara renk veya tamamlayıcı renk diyoruz. Ana ve ara renkler çeşitli nedenlerden dolayı dengesi bozulmuş enerji merkezlerinin dengeye gelmesinde, birbirleriyle tamamlayıcı unsurlar oluştururlar.

Herhangi bir tedavide kullanılan ana ve tamamlayıcı renk tablosu şöyledir.

Ana renk – Tamamlayıcı renk
Kırmızı – Turkuaz
Turuncu – Mavi
Sarı – Mor
Yeşil – Eflatun

Renklerin özellikleri

Kırmızı:
Kırmızı, oldukça canlandırıcı bir renktir. Taşıdığı özelliklerle kök şakrayı harekete geçirir. Kırmızı, sahip olduğu yoğun enerji sebebiyle fiziksel bedenimize enerji ve canlılık veren bir ışındır. Bedenin özellikle yapıcı, üretici ve onarıcı fonksiyonlarını düzenler. Bu renk, üşütmelerde, dolaşım bozukluklarında ve tükürük bezi rahatsızlıklarında tedavi amacıyla kullanılabilir. Kırmızı, vücut sıcaklığını arttırmak ve kan dolaşımını hızlandırmak için çok uygun bir renktir. Yorgunluk ve atalet duygusunu da geçirir. Ama bu renk, intikam, kin, öfke, aşk ve seks duygularını da harekete geçirebileceği için, çok dikkatli kullanılmalıdır. Kırmızı, aşırı bir dozda uygulandığı zaman, duygusal düzensizliklere ve depresyonlara yol açar. Kırmızı ile beraber tamamlayıcı rengi olan turkuazı da beraberinde kullanmak gerekir. Ayrıca yüksek tansiyon, bu rengin yoğun olarak varolduğunun bir göstergesidir.

Turuncu:
Turuncu ışın ikinci şakrayı kontrol eder. Bu renk en basit tanımıyla, neşenin ve bilgeliğin rengidir. İnsanlardaki sosyalleşme duyguları, turuncu yardımıyla faaliyete geçer. Psikolojik yönden, turuncu ışın zihinsel bastırmaların ve çekingenliklerin giderilmesinde birebirdir. Akılcı yaklaşım gerektiren durumlarda, mantal seviyenin yükseltilmesi açısından büyük faydası dokunabilir. Zihinsel genişlik kazandırdığından, anlayışı ve hoşgörüyü artırır. Kişinin içinde bulunduğu depresyon ve duygusal dengesizlik hallerinde de turuncu renk kullanılabilir. Duygusal kökenli inmelerde olumlu cevap verebilir. Bu rengin beden içinde en etkin olduğu yer, adele sistemidir. Dalak, pankreas, mide, bağırsak ve böbrek rahatsızlıklarında turuncu renk tedavi amacıyla kullanılabilir. Turuncunun aşırı kullanımı, sinir sistemini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle onun tamamlayıcı rengi olan maviyi de beraberinde kullanmak gerekir.

Sarı:
Sarının en etkin olduğu bölge, güneş sinirağı adını verdiğimiz üçüncü şakradır. Bu rengin enerjisi, kişinin zihinsel faaliyetlerini her yönüyle harekete geçirir. Ayrıca, moral çöküntüsünü ortadan kaldırabileceği gibi, kişiye yeni bir yaşama sevinci ve gücü aşılayabilir. Sarının yardımıyla insandaki iyimserlik ve kendine güven duyguları artar. Karaciğer, mide, bağırsak, sinir zayıflığı (nevrasteni), deri ile ilgili sorunlar, ve şeker hastalığı durumlarında sarı ışın kullanımı faydalı olabilir. Kısaca sarı renk ve onun altın sarısı tonları, hem hayati vücut fonksiyonları, hemde zihin üzerinde olumlu etkiler yaratır.

Yeşil:
Yeşil ışın, kalp şakrası tarafından emilir ve kalp merkezini kontrol eder. Dünya üzerinde en çok bulunan renklerden biridir. Yeşil, doğanın, dengenin, barış ve uyumun rengidir. Yeşil renk sakinleştirici bir özellik taşıdığı için, enerjimizi dengeler ve şefkat duygularımızı arttırır. Dostluk, ümit, inanç ve barış duygularının geliştirilmesine yardımcı olur. Yeşil, kalp rahatsızlıklarında, yüksek tansiyonda, baş ağrısı ve bitkinlik hallerinde tedavi amacı ile kullanılır. Unutulmaması gereken bir nokta ise, yeşilin kanser ve tümör gibi hastalıkları iyileştirmek amacıyla asla kullanılmaması gerektiğidir. Çünkü yeşil renk her türlü büyümeyi ve ilerlemeyi hızlandırdığı için, bu tür hastalıkları daha da tehlikeli bir hale getirebilir.

Mavi:
Mavi, gırtlak şakrasının rengidir. Bu merkez, insanın en gelişkin kendini ifade etme melekesini idare eder. Mavi, enerji sistemimizi serinletici ve dinlendirici bir özellik taşır. Vücut enerjilerini dengeleyerek, etkin bir antiseptik görevi yapar. Vücut ısısında yükselmeye yol açan enfeksiyonlu hastalıklarla mücadele etmek içinde kullanılır. Ayrıca solunum sistemini güçlendirip düzene sokar. Bunlardan başka yüksek tansiyonun düşürülmesi ve çeşitli boğaz sorunlarının giderilmesi için de mavi renk kullanılır. Astım, suçiçeği, sarılık, romatizma ve çeşitli çocuk hastalıkları, bu rengin enerjisi yardımıyla engellenebilir. Şoklar, uykusuzluk ve dönemsel ağrılar içinde yararlıdır. Ayrıca sezgilerin güçlendirilmesi ve üzüntü duygusunun giderilmesi için mavi renk çok uygun bir renktir. Mavi rengi fazlaca kullandığınız zaman ise, kişi melankolik ya da karamsar bir ruh haline girebilir. Onun için tamamlayıcı rengi olan kırmızı veya turuncu rengi de beraberinde kullanmak gerekir.

Lacivert (Çivit mavisi):
Lacivert renk, ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkların giderilmesinde çok etkin bir yere sahiptir. Bu rengin en önemli etki alanları alın şakrası bölgesinde bulunur. Dolayısıyla da, söz konusu şakrayla bağlantılı tüm fonksiyonların dengelenmesi ve bir düzene kuvuşturulmasıyla ilgilidir. Turuncu ışın gibi zihnin genişlik kazanmasına yardımcı olur. Onu korkulardan ve çekingenliklerden kurtarır. Ayrıca laciverdin yatıştırıcı ve dinlendirici özelliği de vardır. Bu renk, lenf ve salgı bezleriyle birlikte, vücuttaki bağışıklık sisteminin güçlenmesini de sağlar. Bu rengin enerjisi çok iyi bir kan temizleyici olduğu için, vücudun toksinlerden arınmasını kolaylaştırır. Beynin her iki yarımküresi arasındaki uyum, yine laciverdin oluşturduğu olumlu etkilerdendir. Bu renk, yüz ile ilgili (göz, kulak, burun, ağız, sinüslerde) meydana gelen tüm rahatsızlıkların tedavisinde, rahatlıkla kullanılabilir.

Mor (Menekşe):
Bu renk, tayfın enerji ışınları içinde en yüksek titreşime sahip olanıdır. Başın üzerindeki tepe şakrasını kontrol eder. Mor bütün öteki renklerden farklı olarak, vücudun iskelet yapısını etkiler. Ayrıca ruhsal ve fiziksel açıdan vücudu toksinlerden arındırıcı, antiseptik (mikrop kırıcı) bir özelliğe sahiptir. Bu yönüyle de, fiziksel ve ruhsal dünyamızın enerjileri arasında sağlıklı bir denge kurulmasını kolaylaştırır. Mor renk enerjisi çeşitli kanser türlerinin tedavisinde kullanılabilir. Özellikle eklem iltihabı hastalıkları mor renkle iyileştirilebilir. Ayrıca, bu renk yıpranmış olan sinir sistemi üzerinde fevkalade teskin edici, yatıştırıcı bir etki yapar. Bu renk ayrıca ruhsal, sezgisel melekelerin geliştirilmesine yardımcı olarak da kullanılabilir.

Derleyen: Erol Yurderi
Yoga Öğretmeni

– Renkler ve Şakralar arasındaki ilişki « BİLGELİKYOLU