Güneşli bir kış sabahı İstanbul’dan Sakarya’ya doğru yola koyulduk . Yanımda yılların usta foto muhabiri Saim Bozer , Trakyalılara has neşesi ve esprileriyle yolculuğumuza keyif katıyordu . Ama nedense kafamdan atamıyordum . 22 yaşında motosiklette Dünya SuperSport şampiyonu olmuş , henüz 24’ünü süren toy bir delikanlı ile röportaj yapacaktım . Acaba Kenan Sofuoğlu , nasıl birisiydi ? Kibirli mi , alçakgönüllü mü , sıcakkanlı mı , mesafeli mi ? Yoksa ... Yoksa ... Bu soruların cevapları çok önemliydi . Ya okuyucu için ortaya çok güzel bir malzeme çıkacak ya da güzel bir söyleşi umuduyla yollara koyulan ben hayal kırıklığına uğrayacaktım . Sakarya’ya ulaştığımızda karşımda , yaşadığı sıkıntıların , çektiği acıların yağında ince ince kavrulmuş , kanının en deli aktığı çağda çok erken olgunluğa kavuşmuş ve ulaştığı başarıyı çok iyi hazmetmiş , bir halk çocuğu buldum . Heyecanlıydım , sorularımı seri bir şekilde yöneltim . İstediğim cevapları da fazlasıyla aldım ...

H.Ü. : Finali girişte yapalım . Rossi mi , Kenan mı ?

K.S. : Rossi , dünyadaki en yetenekli , en iyi pilot . 8 kez dünya şampiyonu . 4-5 yaşlarında kariyerine başlamış . Ben ise 18 yaşında . Ayrıca farklı klasmanlardayız . Ben Moto GP’yi gitsem zorlanırım , Rossi SuperSport’a gelse zorlanır .

H.Ü. : İtalyan olsaydın , şimdi kariyerin hangi noktadaydı ?

K.S. : Rossi’nin yaşlarında yarışlara katılsaydım , onun yaptıklarını yapmıştım . Ama üstüne basarak söylüyorum . Rossi , benim geçtiğim yollardan geçebilir miydi ? Para yok , Avrupa’da yaşayacak yer yok , imkan yok , sponsor yok . Kıyaslama yanlış olur .

H.Ü. : Fatih Sultan Mehmet’i örnek aldığını söylüyorsun . Neden ?

K.S. : Hiçbir zaman bir sporcuyu idol olarak kendime seçmedim . Acaba onlar benim geldiğim yerden gelseler , bu kadar dayanabilirler miydi ? Yaşadıklarımı bir ben , bir de çevremdekiler bilir . Avrupalılar’ın her türlü imkanları önlerinde . Rossi ve diğerleri , yapılmış hazır yollarda yürüdüler . Ben ise yolları yaparak , açarak geldim . Örnek aldığım kişi , Fatih Sultan Mehmet . Bunun nedeni 21 yaşında yüzlerce yıldır fethedilemeyen İstanbul’u fethetmesi . Ben de henüz o yaşlardayım , 22 yaşında Dünya SuperSport şampiyonu oldum .

H.Ü. : Motosiklet sporuna başladığında ailenin tepkisi ne oldu ?

K.S. : İlk başta pek istemediler . Çünkü iki ağabeyim yarışıyordu ve üçüncüsüne gerek yoktu . Ama ailenin küçük çocukları ağabeylerine özenirler . Bahattin ağabeyimin sakatlanmasının ardından motosikleti boş kaldı . Babam da yalvarmalarımı kabul etti . Ve çıktığım ilk yarışı -amatör bir klasmandı- kazandım . Başarım ailemi etkiledi . Bu sayede yarışmaya başladım .

H.Ü. : Baban bir motosiklet atölyesi yerine restoran işletseydi , aşçı mı olurdun . Yoksa yine motosiklet mi ?

K.S. : Lisedeyken elektriğe ve elektroniğe hevesim vardı . Belki de bu yönde bir eğitim alırdım . Motosiklete yönelmemin sebebi , ağabeylerimin sürekli motosiklet kullanmalarıydı ve ailecek bu işle uğraşmamızdı . Şunu açıkça söyleyebilirim ; Babamın bir restoranı olsaydı ya da devlet memurluğu yapsaydı bugün ben dünya şampiyonu olamazdım . Kader bu . Bizim hayatımız , işimiz motosiklet . Ağabeylerimi kaybetmemiz de aynı şekilde , biz motosikletten kopamıyoruz . Siz annenizi , babanızı silebilir misiniz ?

H.Ü. : Ağabeylerini yitirdin , deprem felaketi yaşadın . Bu yıl Sinan vefat ettikten sonra çok büyük bir kaza geçirdin . Tüm bunlar üzerinde tedirginlik yaratmadı mı ?

K.S. : Sinan ağabeyimin vefatından sonra derecelerim iyi olmamaya başladı ki , yarışlar moral işidir . Moralim bozuktu . Sıkıntım şuydu ; bana da bir şey olursa annem , babam ne yapar ? Dikkat edeyim , düşmeyeyim de annem , babam görmesin diye çok sıkıntı yaşadım . İtalya’da geçirdiğim kaza bana biraz rahatlık verdi . O çok büyük bir kazaydı . Şöyle düşündüm ; zaten başına bir şey gelecekse , önüne geçemiyorsun .

H.Ü. : Ailenin duyarlılığı arttı mı ?

K.S. : İnanın babam bu yönde bir tepki vermedi bana . Annedir sonuçta . Annem sürekli , ‘dikkatli ol ‘diyor . Ama yarışma diye bir şey ağzından çıkmadı .

H.Ü. : Uzun yürüyüşünde destek gördün mü özellikle devletten ?

K.S. : Bence devlet elinden geleni yapıyor . Beni üzen nokta ödüllerin dağıtılma kriteri . Senede 15 yarışım var . 15 farklı ülke , 15 farklı pist . Hava şartları değişiyor , mekanik problemler oluyor . 1 yıl boyunca mücadele veriliyor . Benim Türk olarak , evimde yarışım yok . Hep deplasmandayım . Buna rağmen dünya şampiyonu oluyorsunuz . Sonuçta bir olimpik sporcuya 2 bin altın verilirken , benim ödülüm 150 , belki federasyonun desteği ile 200 altın oluyor . Devletin , yönetmelikleri , ödülleri ve desteği ile biraz daha diğer sporlara eğilmesi gerekiyor . Bunu kesinlikle yadırgamıyorum . Çünkü benden önce motosiklet sporuyla bu düzeyde uğraşan bir sporcu yoktu . Doğal olarak da devletin bir yönetmeliği yoktu . Şu anda federasyonumuz inanılmaz derecede aktif . Belki de konuya şuradan başlamak gerekiyor ; önce sporcu üzerine düşen vazifeyi yapmalı ve belli noktaya gelmeli . Devletimiz de spora çok önem veriyor . Elde ettiğim başarı ve geçirdiğim kaza sonrası başbakanımızın araması beni gururlandırdı . Sponsorlara da çok ihtiyaç var . Sponsorlara bu sporu yine sporcular tanıtacak .

H.Ü. : Yani sporcu acı çekmeli diyorsunuz ...

K.S. : Bence rahat yaşayan bir sporcu kolay kolay başarılı olamaz . Zorluklar sporcunun kamçısıdır . Beni en çok kamçılayan şey başıma gelen zorluklardır . Zorluklar nedeniyle daha azimli çalıştım . Başka seçeneğim yoktu . Şu anda benim konumumdaki bir insan için , gerekli desteği aldım , hem devletten , hem federasyondan . Ayrıca çevremdeki insanlardan fazlasıyla destek görüyorum . Bu konuma gelene kadar destek almamıştım . Ama şikayetçi değilim . Ülkemiz bu sporu bilmiyor . İnşallah ben bunu zamanla öğretmeye çalışacağım . İleriye yönelik projelerim de var . En büyük niyetim , motosiklet yarışı okulu açmak ; Sofuoğlu Racing School . Bilgi birikimimin kaybolup gitmesini istemiyorum . Burada yetişebilecek çok yetenekli çocuklar var . Özellikle bir Türk’ün cesareti Avrupalılar’dan daha farklı ve fazladır .

H.Ü. : Ekonomik açıdan verdiklerinin karşılığını alıyor musun ?

K.S. : İlk yılımda yarışabilmek için çok para harcadım . Çok derken , 20 bin Euro . Ama bu para bizim için çoktu . İşyerimiz vardı . Bütün motosikletlerimize kadar sattık . Daha sonra benim her yıl normal şartlarda 100-200-300 bin Euro civarında sponsor gelirine ihtiyacım vardı . Hiçbirini bulamıyorduk . Ama çok başarılı olduğum için de takımlar benden vazgeçmiyordu . Yıllarca bu işten para kazanmadım . Uçak masraflarımı ailem zar zor karşılıyordu . Karavan kiralıyordum , karavanda kalıyordum o şekilde orada yaşamaya çalışıyordum . Tabii şampiyonluk sonrası işler değişti . Tarihte rekor 7 yarıştı bir sezon içinde , ben 13 yarıştan 8 tanesin-de birinci oldum . Tüm bunların sonunda ne kazandın diye geriye dönüp bakarsan , ikinci lig topçusu bile benden daha fazla para kazanıyor . Ama ben memnunum . Çünkü sevdiğim işi yapıyorum .

H.Ü. : Son olarak Türk gençliğine bir mesaj verir misiniz ?

K.S. : Kazanan her zaman çözüm , kaybeden bahane bulur . Üç nokta çok önemli : 1- Yetenek , 2-Sabır , 3-Tecrübe . Tecrübe gelmeden asla sonuç alamazsınız . Ben bir anda şampiyonluğa ulaşmadım , 8 yıllık mücadelenin ardından ulaştım . Bu sekiz yılda , hem sabrım ölçüldü , hem tecrübe kazandım .

H.Ü. : Daha çok gençsin ama , kısa vadeli planlarında evlilik var mı ?

K.S. : Anneme kalsa , bugün evlenmemi istiyor . Babam ise ‘Sen ne yaparsan doğru yaparsın’ diyor . Çünkü yedi yıldır yurt dışında yalnız yaşıyorum . Babam bana hiçbir konuda baskı yapmadı . Benim düşüncemde önümüzdeki üç dört senelik süreçte böyle bir planım yok . Tabii ki her şey nasip kısmettir . Ayrıca şimdi böyle bir aday da bulunmuyor .

H.Ü. : Çocukları seviyor musun ? İleride nasıl bir aile planlıyorsun , kalabalık mı yoksa çekirdek mi ?

K.S. : Çocukları çok seviyorum ve kalabalık bir aile istiyorum . Çünkü biz kalabalık bir aileydik . 6 kişiydik . 4 kardeştik , ağabeylerim vefat etti , ablam da evlenince evde bir annem , bir babam ve ben kaldık . Kolay değil bu . Birbirimize çok bağlıydık çünkü . Zoruma gidiyor . Bu yüzden de işin doğrusu evlenmek istiyorum , annem de istiyor . Ancak şu anda benim için daha önemli olan yarışlar . Yaşadığım evliliklerde ufak tefek sıkıntıların bile beni yarışlarda olumsuz etkilemesinden korkuyorum . En önemli dönemlerim , en başarılı olmam gereken zamanlarım .

H.Ü. : Formula 1’de çok yetenekli pilotlar var . Ancak orada en belirleyici faktör arabalar . Bunu senin branşınla karşılaştırır mısın ?

K.S. : Schumacher benim motosikletimle test yaptı . Benden 4-5 saniye yavaştı . Bizde bir turda 4-5 saniye yersen barajı aşamazsın . Rossi 2 hafta önce Ferrari’nin F1 aracını kullandı . Bir saniye civarında yavaş . Formula 1 , bizim yarışlara göre çok kolay . Motosikletle 250 ile giderken yere yatırıp kaldırdığınız zaman tekerleğiniz , parmak kalınlığında yere basıyor . Schumacher’e sorun ; o da aynısını söyleyecektir , Formula 1 aracının kullanımı , bizim motosikletlerin kullanımına göre çok daha kolay . Hamilton geldi , ilk sezonunda neredeyse dünya şampiyonu oluyordu , ikinci senesinde çok rahat bir şekilde kazandı . Schumacher ve bir çok pilotun dediği gibi Formula 1’de araca eşeği bile oturtsanız , kullanabilecek hale gelmiş .

Doğum tarihi : 25.08.1984
Doğum yeri : Adapazarı
Yaşadığı yer : Grevenbroich/Adapazarı
Boy : 175 cm , Kilo : 64 kg
Mesleği : Yarış pilotu
Hobiler : Futbol , jogging , bisiklet , sinema
Hoşlandığı müzikler : Pop , funk , Türk müziği
Favori yemeği : Şiş kebap , balık
Favori içeceği : Çay , Red Bull
İlk yarışı : İzmit (Supersport B)
Favori pisti : Oschersleben , Nürburgring
Örnek aldığı kişi : Fatih Sultan Mehmet
Amacı : Hep kazanmak
Takımı : Hannspree Ten Kate Honda
Motosikleti : Honda

Röportaj : Akşam / Hakan ÜÇSULAR



Alıntıdır...