İntihar, Allah’ın insanlara kesin olarak haram kıldığı bir eylemdir. İmanı zayıf olan, Allah inancı olmayan kişiler bu dünyada yaşadıkları sıkıntılardan, zorluklardan, üzerlerindeki baskıdan intihar ettikleri zaman kurtulacaklarını, bütün dertlerinin son bulacağını düşünürler. Oysa bu çok büyük bir yanılgıdır. Bu kişilerin böyle büyük bir yanılgı içerisinde olmalarının nedeni Allah’ı tanımamaları ve Kuran’ı bilmemelerinden kaynaklanır.

Ahiret inancı olan bir insan, Allah’tan, O’nun vereceği azaptan korkan bir insan dünya hayatında karşılaştığı zorlu imtihanlardan dolayı asla intihara kalkışmaz. Ama imasız olan bir insanın zorluklar karşısındaki direnci çok zayıftır. Allah sevgisinden, ahiretten, cennetten, cehennemden bihaber yetiştirilen insanlar dünyada yaşadıkları zorluklar karşısında hemen ümitsizliğe kapılırlar, neşelerini kaybederler, dışardan ne kadar mutlu görünseler de içlerine kapanıp, en ufak bir olayda bile psikolojik olarak çok büyük bir çöküntü içine girerler. Ama imanlı olan, Allah’a tevekkül eden, öldükten sonra yaptıklarından hesap sorulacağını bilen bir mümin Allah’ın yarattığı her olayda bir hayır olduğunu bilir. Onu çok zorlayan dönemlerden de geçse, Allah’a tevekkül eder ve karşılaştığı olayları Allah’ın onu denemesi için yarattığını bilir.

Kuran ahlakından uzak, darwinist, materyalist mantıkta yetiştirilen, insanın başıboş ve amaçsız, maymundan gelen bir hayvan olduğunu öne süren, öldükten sonra bu dünyadaki her şeyin son bulacağı, mezara gömüldükten sonra bedeninin çürüyüp gideceği ve ruhununun da yok olacağı inancıyla büyütülen kişiler doğal olarak başlarına gelen her olayı çok zahir değerlendirirler. İmtihan olduklarını, Allah tarafından denendiklerini fark edemezler.

İman olmadan yaşadığında dünya hayatının zorlukları bir insanı ruhen sıkıntıdan sıkıntıya sokar. Ve bu sıkıntıların içinde boğulan insanlardan bazıları intiharı bir kaçış yolu, kurtuluş olarak düşünürler. İntihar, bir insanın manevi olarak ne kadar büyük bir çöküntü içinde olduğunu gösterir. Bu şekilde manevi bir çöküntü yaşayan insana da yapılması gereken en önemli şey Allah’ı, ahireti, öldükten sonraki sonsuz hayatı hatırlatmaktır. İntihar ve ölüm asla bir kurtuluş değildir, tam tersine çok büyük bir felaketin başlangıcıdır.

Rabbimiz, "Ve kendi nefislerinizi öldürmeyin." (Nisa Suresi, 29) ayetiyle yazımın başında da belirttiğim gibi intiharı açıkça haram kılmıştır.

İntihar etmek bir çeşit cinayettir ve birini öldüren de sonsuza kadar cehennemde kalır. Kuran’da bizlere bildirilen ayetler çok açıktır. Çünkü intihar eden bir insan aynı zamanda tevbe etmeden ölmüş olur, Allah’ın verdiği canı kendi kendine alıp katil hükmüne girer. Bir insan her ne olursa olsun Allah’ın şiddetle yasakladığı bu harama asla kalkışmamalıdır. Yoksa sonsuza kadar bu yaptığından dolayı pişman olur.

İntiharın tek çözümü insanlara Allah sevgisinin, Allah inancının, Kuran ahlakının anlatılmasıdır. Gerçek İslam’ı bilen, Allah’ı seven birinin intihar etmesi imkânsızdır. İnsan kendisini yoktan yaratmış olan Yüce Allah'ı tanısa, her şeyin O’nun kontrolünde olduğunu bilse, çevresinde yaratılan bütün olayların bir deneme olduğunu düşünse asla bir bunalımın içine girmez. Sabreder, tevekkül eder, “her şeyde bir hayır vardır” diyerek Rabbine yönelir.

Allah dünyada huzurun nasıl elde edilebileceğini çok önemli bir sır olarak bize ayetinde şöyle bildirmiştir:

"... Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur" (Rad Suresi, 28)

Evet, insan sadece Allah’ı anarak huzur bulabilir. Huzurun tek gerçek kaynağı Rabbimizi anmaktır. İnsana dünya üzerinde mutluluk ve huzur verecek olan yaşam biçimi de, Allah'ın bizlere bildirdiği Kuran ahlakıdır.

Bir insanın Allah inancı olmaması o kişi için çok büyük manevi bir yıkımdır aslında. Ama o kişi bu manevi yıkıma neyin neden olduğunun farkına bile varmaz. Bu manevi çöküntüden çıkmak için kendince çeşitli yollar arar ama bunda da başarılı olamaz. Doktorlara gider, ilaçlar alır, içki, uyuşturucu gibi maddelerle mutsuzluğunu unutmaya çalışır. Ama hiçbiri o kişinin huzuruna veya mutluluğuna vesile olmaz. Olamaz. Çünkü bu insan çözümü Allah’a iman etmenin dışında arar. Yazımın başında da belirttiğim gibi bir insan ancak Allah’ı sever, O’na iman ederse tüm zorlukların, sıkıntıların üstesinden gelebilir. Çünkü iman bir insana, güç, neşe, şevk, ruh sağlığı, güzellik, vicdan rahatlığı ve müthiş bir güç kazandırır.
Rabbimiz iman edenlerin kalplerine güven ve huzur duygusu indireceğini bizlere şöyle bildirmiştir:

Müminlerin kalplerine, imanlarına iman katıp artırsınlar diye, 'güven duygusu ve huzur' indiren O'dur... (Fetih Suresi, 4)

Bir başka ayette de Allah iman etmeyenler için zor ve sıkıntılı bir geçim olduğunu şöyle haber vermiştir:

"Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır..." (Taha Suresi, 124)


Yukarıdaki ayetlerden de gördüğümüz gibi iman eden bir insana Allah mutluluk ve huzur vermesine karşın, Allah’a iman etmeyenler için de zor ve sıkıntılı bir geçim hazırlamıştır. Unutmamak gerekir ki, insanın ruhu ancak imanla tatmin bulur. Allah’ı sevmek, O’na tevekkül etmek, kadere teslim olmak dünyadaki en güzel nimetlerden ve en büyük konforlardan biridir.