Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 Toplam: 7

Uyku Bozukluğu

Sağlık ve Hastalıklar Kategorisi Ruh Sağlığı (Psikoloji) Forumunda Uyku Bozukluğu Konusununun içerigi kısaca ->> Uykusuzluk nedir? Uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve sonlandırmaya ilişkin sorunlar, dinlendirici olmayan uyku, insomnia (uykusuzluk) karşılığı kabul edilmektedir. Gündüzleri yorgunluk ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye Gül@y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Samsun
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    37
    Mesaj
    2.600
    Rep Gücü
    72678

    Uyku Bozukluğu

    Uykusuzluk nedir?
    Uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve sonlandırmaya ilişkin sorunlar, dinlendirici olmayan uyku, insomnia (uykusuzluk) karşılığı kabul edilmektedir. Gündüzleri yorgunluk hissi, duygu alanında değişmeler (huzursuzluk, hırçınlık gibi), verimlilikte azalma, hatta düşünsel işlevlerde bozulma tabloya eşlik edebilmektedir.

    Uykunun dönemleri var mıdır?
    Uykuda farklı 5 dönem dikkati çekmektedir. Bu dönemlerden birisi REM (Rapid Eye Movement) diğerleri ise Non-REM olarak adlandırılmaktadır. Non-REM dönemi kendi içinde iki ana bölüme ayrılabilir:

    Yüzeyel uyku (1. dönem ve kısmen 2. dönem)

    Derin uyku (3. ve 4. dönemler). Bu dönemleri içine alacak şekilde bir tanım yapılırsa uyku, uyanıklıkla 5 uyku dönemi arasındaki periyodik geçişlerdir denebilir.

    Genellikle kısa bir uyanık dönemden sonra insanlar 1., 2., 3. ve 4. döneme girmektedir. Uykunun başlamasından yaklaşık 90-120 dakika sonra da ilk REM dönemi ortaya çıkmaktadır. Daha sonra da 90-120 dakikalık aralarla bir gecede 3-5 REM döneminden geçilmektedir. Genç erişkin insan uykusunun yaklaşık olarak %5-10’unu 1. dönem, %45-60’ını 2. dönem, %20-25’ini 3. ve 4. dönem ve %20-30’unu REM dönemi kapsamaktadır. Genel olarak uykunun ilk üçte birlik bölümünde Non-REM, son üçte birlik döneminde de REM uykusu daha fazla yer almaktadır.

    Yüzeyel uyku, uyku-uyanıklık geçişi arasındaki dönemi oluşturmakta olup bu dönemde insanlar kolaylıkla uyandırılabilmektedir. Derin uyku sırasında insanın uyandırılabilmesi için daha şiddetli uyarana ihtiyaç vardır. Bu dönemdeki değişimlerin, bedensel dinlenmeye, yenilenmeye hizmet ettiği kabul edilmektedir. Derin uykunun yeterince uyunmadığı ya da deneysel olarak ortadan kaldırıldığı durumlarda ise insanlar dinlenemediklerinden, sabah yorgun kalktıklarından, yeni bir günün yükünü taşıyacak durumda olmadıklarından yakınmaktadırlar.

    Rüyalar ne zaman görülür?

    Rüyaların % 80'inin REM sırasında görüldüğü bilinmektedir. Bu dönemdeki değişimler, fizyolojik aktiviteler açısından uyanıklığa benzerlik göstermektedir. REM'in işlevi konusunda iki temel açıklama vardır: birincisi, REM'in amacı gün içinde yaşananları unutmaktır, ikincisi, REM uyanıklıkta alınan bilgilerin düzenlenmesinde hizmet eder.REM'in birey için gerekli bulunmayan kayıtları silerek, gerekli olanları düzenleyerek ertesi güne duygusal ve düşünsel olarak hazırlanmaya hizmet ettiği söylenebilir.Ayrıca hayvan deneyleri, öğrenme ile REM arasında yakın ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.

    Uyku bozuklukları yaygın mıdır?

    Uyku bozukluklarının genel populasyonda yaygınlığı % 15-35 civarında olup, % 10-20 oranında ağır ve kalıcı bir şekilde uykusuzluktan yakınanlar bulunmaktadır. İnsanların % 50’si yaşamlarının bir döneminde uykusuzluk çekmektedirler. Bu insanların yarısının sorunlarının ciddi boyutta olduğunu ifade etmeleri, uykusuzluğun önemli ve oldukça yaygın olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

    Yaşa ya da cinsiyete göre uyku sorunları değişir mi?

    Araştırmalar kadınların daha fazla uykusuzluk yakınması bulunduğunu göstermektedir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte uyku ihtiyacı da azalmaktadır. Gençlerin daha çok uykuya dalma güçlüğü çektikleri, yaşlıların ise uykuyu sürdürmeye ilişkin sorunlarının ön planda olduğu dikkati çekmektedir. Yaşlılıkla artan hastalıkların uykusuzluk oluşumuna katkısı da yadsınamaz. Süregen uykusuzluk, kadınlarda, yaşlılarda ve bedensel ya da ruhsal hastalıkları olanlarda yaygındır.

    Uykusuzluk insanı nasıl etkiler?

    Uykusuzluk, hasta için uyuyamamanın ötesinde anlam taşımakta, psikososyal, mesleki alanlarda da sorunlara yol açmaktadır. Araştırmalar, uykusuzluğu olan insanların günlük yaşamlarında ve genel sağlık alanlarında daha çok sorunları olduğunu, giderek yaşam kalitesinin düştüğünü ve zaman/enerji yönünden daha çok yardım aramaya yöneldiklerine işaret etmektedir.

    Ruhsal bozukluklarda uyku sorunları daha fazla görülür mü?

    Psikiyatrik bozukluklarda uykusuzluk yakınmasının % 75 oranında bulunduğu dikkati çekmektedir. Bunların içinde depresyonda ortaya çıkan uyku bozuklukları özel bir yer tutmaktadır. Depresyonda olan kişilerin uyku örüntüsündeki değişiklikler biyolojik gösterge olarak kabul edilmektedir. Bu örüntüdeki tipik özellikler, kısa sürede REM dönemine girme, geceleri sık uyanma, sabahları erkenden uyanma olarak özetlenebilir. Anksiyete (kaygı) tablolarında ise çoğu zaman uykuya giriş sorunları ön plandadır. Bu hastaların bir bölümü gerginlik nedeniyle, yeterince gevşeme elde edemediklerinden uykuya zorlukla girebilmektedirler.

    Uykusuzluk nedenleri nedir?

    Uykusuzluğa, uyarılmaya yol açan tüm faktörlerin neden olabileceği söylenebilir. Bu nedenle kaynağında kısa süreli ya da kalıcı psikoljik/biyolojik değişmeler yer alabilir.

    Bedensel hastalıklar ve bazı ilaçlar biyolojik faktörler olarak ortaya çıkmaktadır.

    Psikolojik faktörler olarak bireyin içinde bulunduğu gerginlik ve kaygı gibi yaşantıların, uykunun başlangıcında beklenen gevşemeye engel olduğu, hatta uyku ya da uyumanın kaygı verici bir yaşantı olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Böylece, hastanın uykuya girişi gecikmekte ya da uykuya geçememekte, uyku başlasa bile kesintilerle sürmektedir.

    Aşırı uyku nedir?

    Gündüzleri uyuklamaların temel yakınma olduğu aşırı uyku tabloları, tüm uyku bozukluklarının yarısını oluşturmaktadır. Aşırı uyku tablosunun içinde iki önemli bozukluk yer almaktadır: Bunların birincisi uyku apnesi, ikincisi ise narkolepsidir.

    Uyku apnesi, bir saatlik uyku sırasında 10 saniyeden uzun süren beşden fazla sayıda solunum durmasıdır. Yaşamı tehdit eden, ani gece ölümlerine neden olduğu ileri sürülen ve yorgunluk, isteksizlik, verimsizlik, düşünsel işlevlerde bozulma, duygusal dengesizlik gibi çeşitli psikiyatrik belirtilere yol açabilen bir tablodur.

    Narkolepsi, gündüzleri uyku atakları, karabasan ve diğer ek belirtilerle karakterize bir tablodur.. Tanı, uyku laboratuarlarındaki çalışmalarla konabilmektedir.

    Uykuda konuşma, yürüme, kabus neden olur?

    Uykuda konuşma, yürüme, diş gıcırdatma, kabus, korku, karabasan, altını ıslatma gibi tabloları içeren uyku bozuklukları (parasomnia'lar) tüm uyku bozukluklarının % 15.'ni oluşturmaktadır. Genellikle çocukluk ve ergenlik dönemde görülmektedir. Çocuk ve ergenlerin yaklaşık dörtte birinde parasomnia görülmektedir. Bu oran, erişkin dönemde % 1’e düşmektedir. Genellikle uykunun başlangıç dönemindeki Non-REM uykusu sırasında görülmekte olan parasomnia tablolarının genellikle psikolojik nedenlere dayalı olduğu dikkati çekmektedir. Bu nedenle tedavinin temelini psikolojik modeller oluşturmaktadır.

    Uyku düzeni bozuklukları nedir?

    Uyku düzeni (siklus) bozuklukları, tüm uyku bozuklularının % 2.9'nu oluşturmaktadır. Burada zaman zaman gece çalışanlara, uçakla ekvatora paralel olarak yolculuk yapanlara (jet-lag), günlük siklusu 24 saatten kısa ya da uzun olanlara ait tablolar yer almaktadır. Tedavi nedene yönelik olup, ritmin düzenlenmesi temel alınmaktadır.

    Uyku bozukluğunun tanısının konabilmesi için,yakınmanın tanımlanması, nasıl ortaya çıktığının ve ilişkili faktörlerin araştırılmasına yönelik olan ayrıntılı bir görüşme , psikolojik değerlendirme yapılmalı ve fizik muayene ile laboratuvar testleri uygulanmalıdır.Ancak görüşme ve incelemeler sonucunda uygun tedaviye yanıt alınamamış, spesifik bir uyku bozukluğuna işaret eden sorunları bulunduğu düşünülen ya da tedavi sonuçları izlenecek hastalar uyku laboratuvarında incelenmelidir.

    Uyku sorunlarının tedavisi nasıl oluyor?

    Uykusuzluğu olan kişilerin bir sonuç alamamalarına karşın uyumak için alkol vb. maddeleri kullandıkları dikkati çekmektedir. Bu şekilde, tabloya diğer sorunlar eklenmektedir.

    Uykusuzluğun kaynağı olarak görülen bedensel ve psikolojik gerginlikle başetmek için gevşeme teknikleri ile gerginlik ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bazı uykusuzluk tablolarında ilaç tedavisi kullanılmaktadır.

    Uykusuz insanların bir bölümünde sadece uyku hijyeninin düzenlenmesiyle önemli ölçüde yarar sağlanabilmektedir. Uyku hijyeni için şu noktalara dikkat edilmelidir:

    çok aç ya da tok olmamak,
    kafeinli, alkollü, kolalı içeceklerden ve tütün kullanımından kaçınmak,
    düzenli egzersiz yapmak, ancak akşam saatlerinde heyecan oluşturacak aktivitelerden kaçınmak,
    uyku gelmeden yatağa girmemek,
    yatak odasını sadece uyku ve cinsel ilişki için kullanmak,
    uyuyamadığında uyumaya çabalamamak, yataktan ve yatak odasından çıkarak başka bir yerde zaman geçirip uyku gelince yatağa dönmek,
    ne kadar uyunursa uyunsun sabah belirli bir saatte kalkmak,
    gündüzleri uyumamak ve yatak odasını ses, ışık, ısı yönünden izole etmek.

    Aslında bunlar herkesin sağlıklı bir uyku için dikkat etmesi gereken kurallardır.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Niçin uyuma ihtiyacı duyarız?

    Merhaba



    Uyku sadece günlük yaşamın dışında kalmış bir zaman parçası değil, bedenin kendini yenilediği sağlıklı ve uzun yaşamın temeli olan yaşamsal bir gerekliliktir.
    Gereğince alınamayan uyku, insanın kendini gün boyunca yorgun, bitkin ve uykulu hissetmesine neden olur. İşinizin kalitesi, konsantrasyon yeteneğiniz ve insanlarla karşılıklı ilişkileriniz etkilenebilir.

    Ne kadar uykuya ihtiyacımız var?
    Uyku ihtiyacı kişiden kişiye değişir. 4 - 5 saatlik uykuyla zinde uyanan ve gün boyu dinç kalan insanlar olduğu gibi, sekiz saat uykudan sonra bile uyuma ihtiyacı duyan insanlar vardır. Uyku süresi kişiden kişiye farklı olmakla beraber, genelde sekiz saatlik uyku sağlıklı bir insan için yeterlidir.

    İyi bir uyku aldığınızın başlıca ölçüsü nedir?
    Sabah dinç uyanmanız ve kendinizi gün içinde zinde hissetmenizdir.

    Uyku apnesinin belirtileri nelerdir?
    Hayati sağlık sorunlarına neden olabilen uyku apnesinin belirtilerini hastanın kendisinin farkedebilmesi zordur. Hasta genellikle uykudaki anormal durumlardan, eşi veya yakınlarının farketmesiyle haberdar olur.

    Düzensiz solunum:
    Uyku apnesinin en önemli belirtisi gece uykusu süresince ani solunum duraklamaları, çok gürültülü horlamalar ve iç çekmelerdir. Bu solunum düzensizlikleri, çoğumuzda zaman zaman ortaya çıkan yumuşak, hafif horlamalardan farklıdır. Bu tip horlamalar daha çok sırtüstü uyuma sırasında gerçekleşirken, apne türü horlamalar her türlü pozisyonda gerçekleşebilir. Apne tipi horlamada hasta, el kol hareketleriyle rahatsız bir şekilde uyumaya çalışır.

    Uykuda nefesin durması:
    Uykuda dalma, uyanma veya rüya görme sırasında bazı solunum düzensizlikleri hemen herkeste görülebilir. Uyku apneli hastalıklarda ise sık sık tekrarlanan uzun süreli solunum durmaları olur. Apneli durumlarda 10 saniyeden başlayan solunum duraklamaları bir dakikadan fazla sürelere kadar devam edebilir. Uykuları boyunca saatte 20, hatta 100 defa tekrarlayan, bir dakikaya varan nefes durmalarıyla boğulurcasına mücadele eden kişilerde uyku ve oksijen yetersizliğinin büyük sorunlara neden olması kaçınılmazdır.

    Uyku apnesi şüphesinde ne yapılır?
    Bahsi geçen belirtilerin birkaçının bulunduğu bir kişide uyku apnesi olabileceği düşünülse de, benzer şikayetlere neden olan farklı birçok uyku bozukluğu hastalığı vardır.
    Uyku apnesinin kesin teşhisi ve şiddetinin ölçülebilmesi için uyku labaratuarlarında “poligrafik tetkik” adı verilen incelemeler yapılması gerekir. Uyku sırasında birçok parametrenin kaydedildiği “poligrafik tetkik”, beyin bölgelerinin aktiviteleri, uykunun yapısı ve uyku bozuklukları hakkında en sağlıklı bilgileri veren modern bir laboratuar yöntemidir.
    Bu yöntemle, solunum hareketleri, uykuda oksijenlenme, kalp ritmi ve EKG kayıtları yapılarak bunların beden fonksiyonları üzerindeki etkileri incelenir.

    Kimlerin tedaviye ihtiyacı vardır?
    Uyku testlerinden sonra elde edilen bilgiler değerlendirilerek uyku apnesinin gerçekten tedaviye ihtiyaç gösterip göstermediğine karar verilir.
    Günlük aktiviteler sırasında özellikle araba kullanırken uyuklamalar, iş kazalarına yol açabilecek durumlar söz konusu ysa, uyku apnesiyle ilişkili kalp yetersizliği veya oksijen saturasyonunda çok büyük düşüşler tespit edildiği takdirde vakit geçirmeksizin tedaviye başlanması gerekir. Ayrıca; aşırı yorgun, uyku apnesine bağlı aşırı yüksek tansiyonlu, düzensiz kalp atışları olan kişilerde veya saatte 40’ın üzerinde apne sayısı tespit edilenlerde de tedaviye gerek vardır.

    Tedavi nasıl olur?
    Uyku apnesinin teşhisinden sonra hastanın bir KBB uzmanının kontrolünden geçmesi gerekir. Konuyla ilgili anatomik bozukluklar varsa, bunlar düzeltilmelidir.
    Uyku apnesinin cerrahi veya ilaçla tedavisi yoktur. Uyku apnesinin en etkili tedavisi CPAP (Continious Positive Airway Pressure) cihazı kullanılarak yapılır.
    Bu cihazın kullanılmasındaki amaç, hastaya devamlı hava basıncı uygulamasıyla uyku sırasında kapanan üst hava yollarını açık tutmaktır. CPAP cihazı hastanın burnuna yerleştirilen, yumuşak silikon bir maske ve bunu cihaza birleştiren hortumdan ibarettir. Cihazın olumlu etkisi birkaç gün içinde görülür.
    Yorgunluk, uyuklama gibi belirtiler kaybolur; hastanın günlük aktivitesi ve canlılığı artar, horlamalar kesilir. Artan dinamizm, şişman hastaların zayıflamasını ve sağlıklı kilolara ulaşmasını sağlar.

    Uyku apnesi tedavi edilmezse aşağıdaki sorunlara yol açabilir:

    · Düzensiz kalp atışları
    · Kalp büyümesi
    · Kalp krizi riskinin artması
    · Yüksek tansiyon
    · Aşırı yorgunluk ve gündüz uyuklamaları
    · Trafik kazaları (direksiyonda uyku gelmesi)
    · Cinsel arzunun azalması, iktidarsızlık
    · Kontrol edilemeyen şişmanlama (Zayıf, normal kilolu insanlarda da uyku apnesi görülebilir.)
    · Uykuda terleme, sık idrara çıkma
    · Aşırı sinirlilik, depresyon, canlılığın kaybolması
    · Uykuda ölüm

    Uyku bozukluğunuz var mı?
    Bunu anlamak için aşağıdaki sorularla kendinizi test edebilirsiniz.

    1. Hatırlamadığım halde bana uykum sırasında horladığım, tıkandığım veya nefesimin durduğu söyleniyor.
    2. Yüksek tansiyonum var.
    3. Gece boyunca kalp çarpıntısı veya kalp atışlarımın teklediğini hissederek uyandığım oluyor.
    4. Gece iyi uyuduğum halde gün içerisinde kendimi uykulu hissediyorum.
    5. Sık sık başağrısıyla uyanıyorum.
    6. Araba kullanırken veya iş yerimde aşırı uyku ihtiyacı hissediyorum.
    7. Gün içerisinde karşı koyamadığım uyuklama nöbetlerim oluyor.
    8. Uykuya dalarken veya uyanırken rüya benzeri hayaller görüyorum.
    9. Kızdığımda, şaşırdığımda, üzüldüğümde veya korktuğumda aniden uykuya daldığım oluyor.
    10. Uyanınca birkaç dakika yerimden kıpırdayamadığım zamanlar oluyor.
    11. Gece boyunca kol ve bacaklarımda atmalar olduğu yanımdakini tekmelediğim söyleniyor.
    12. Uyumak için uzandığımda bacaklarımda sık sık karıncalanma hissediyorum.
    13. Gece sık sık bacak kramplarıyla uyanır ve bundan kurtulmak için ayağa kalkıp yürüme ihtiyacı hissederim.
    14. Sık sık gördüğüm ürkütücü, kötü rüyalardan rahatsız oluyorum.
    15. Uykum sırasında yürüdüğüm, konuştuğum veya dişlerimi gıcırdattığım söyleniyor.
    16. Çalışma programım değiştiğinde ya da uçak yolculuklarından sonra kendimi yorgun ve uykulu hissediyorum.

    Bu cevaplar ne anlam geliyor?
    Eğer 1’den 6’ya kadar olan sorulara iki veya daha fazla “evet” dediyseniz
    sizde uyku apnesi olabilir. Uyku apnesi gece uyku esnasında kişinin yüzlerce defa nefesinin durduğu, ciddi kalp - solunum problemleri yaratarak hayatı tehdit edebilen bir hastalıktır.

    Eğer 7 - 10 numaralar arasındaki sorulara iki veya daha fazla “evet” dediyseniz,
    sizde narkolepsi (gün içinde önüne geçilemeyen uykuya dalma) adı verilen tıbbi bir rahatsızlık var demektir.

    Eğer 11 - 12 ve 13. sorulara “evet” dediyseniz,
    “periyodik bacak kasılmaları veya huzursuz bacak sendromu” olarak bilinen durum olabilir. Kan üresini yükselten hastalık durumlarında ya da bazı nörolojik hastalıklarda bu durumlar ortaya çıkabilir. Tedavi edilmediği takdirde uykusuzluğa neden olur.

    Eğer 14 - 15 ve 16 numaralı sorulara cevabınız “evet” ise,
    sizde parsomnia adı verilen uyurgezerlik, uykuda konuşma, gece kabusları veya diş gıcırdatma belirtileriyle ortaya çıkan rahatsızlık söz konusu olabilir.

    Uyku labaratuvarında neler yapılıyor?
    Uyku esnasında aktiviteler (beyin dalgaları, kas hareketleri ve göz hareketleri, ağız ve burundan solunum, horlama, kalp hızı ve ritmi, bacak hareketleri) elektrot adı verilen küçük altın disklerin başa ve cilde yapıştırılmasıyla kaydedilir. Bu elektrotlar hiçbir batırma, acı verme işlemi yapılmadan sadece yapıştırılır. Hastada elektrikle ilgili hiç bir temas olmaz. Solunum hareketlerini ölçmek için göğüse ve karın çevresine elastik bantlar konulur. Bunların hiç biri acı veren, rahatsız edici işlemler değildir.

    Uyku Labaratuvarlarında Nasıl Uyunur?
    Uyku merkezimizde, yatak odası, hastanın ev ortamını aratmayacak görünüşte, banyosu ve tuvaleti içinde, televizyonu, mini barı olan konforlu bir otel odası şeklinde hazırlanmıştır. Teknik aletler ve uyku teknisyeni ayrı bir odada bulunur. Siz rahatlıkla sağa, sola dönebilir, tuvalete kalkabilirsiniz. Uyku teknisyeni sizi devamlı izler, odanızdan kendisiyle konuşabilirsiniz.
    Gece boyunca uyku sırasındaki beyin dalgaları ve vücut fonksiyonları yandaki odada teknisyen tarafından kaydedilip, ölçülür.

    Uyku testinden sonra neler yapılır?
    Doktorunuz, testten sonra bütün gece kaydedilen ölçümleri inceleyip, değerlendirecektir. Eğer uyku bozukluğu bulunursa, gereken tedavi uygulanacaktır. Test sonuçlarını ve palnlanan tedaviye tam anlamanız için doktorunuzla yüzyüze görüşmeniz en iyisidir.

    Uyku Bozuklukları ve Tedavi Yöntemleri

    devam edecek.....

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Uyku Bozuklukları

    Merhaba



    İnsan ömrünün üçte biri uykuda geçmektedir. Eskiden beri uyku problemleri başka psikolojik problemlerin belirtisi olarak değerlendirilmiştir. Uyku kimine göre organizmanın tümüyle her türlü davranış ve tepkilerinin yavaşladığı, algı kapılarının kapandığı, organizmanın korumaya alındığı, merkezi sinir sistemi ve bedenin pasif bir dinlenmeye geçtiği bir durumdur. Öte yandan uykuda beynin aktif olarak çalıştığı, nörofizyolojik bir toparlanma ve onarım yapıldığı, uyanıkken öğrenilenleri ayıklama, depolama, beyin kabuğunda uyanıklık için etkin hazırlanma süreçlerinin olduğu da ileri sürmektedir.
    Her bireyin uykusu zaman zaman bozulabilir. Psikolojik sıkıntılar, bedensel hastalıklar uykunun süresini, düzenini gelip geçici olarak bozabilir. Uyku bozuklukları genel olarak iki gruba ayrılmaktadır:

    A- Dissomniya: Uykunun miktarı, niceliği ve zamanlamasında bozukluk (uykusuzluk, aşırı uyku vb.)
    B- Parasomniya: Uykuda anormal bir durumun ortaya çıkması (kabuslar, uyurgezerlik gibi.

    DİSSOMNİYALAR

    Uykusuzluk (İnsomniya)
    Uykuda dalmada, uykuyu sürdürmede güçlük ya da uyuduğu halde uykusunu alamamış, dinlenmemiş hissetme ile belirli bozukluktur. Bu durumun en az bir ay boyunca, haftada en az üç kez sürmesi gerekir. Hasta saatlerce uykuya dalamadığını, uykuya erken dalsa bile uykunun sık sık bölündüğünü ve uyanınca tekrar uyumakta güçlük çektiğini anlatır. Kimi hastalarda uyuduğu halde dinlenemediklerini, uykuyu alamadıklarını söylerler.
    Kişideki uykusuzluk alınan bir madde veya ilaca bağlı değildir. Ya da uykusuzluğun nedeni herhangi bir ruhsağlığı bozukluğu ve bedensel bir hastalıkta değildir. Uykuya dalamadıkça birey uyumak için daha fazla çaba harcar ve gerginlik yaşar. Bu gerginlik gevşemeyi engellediğinden dolayı uykuya dalma iyice güçleşir.
    Uykusuzluk yakınmaları kadınlar arasında ve yaşın ilerlemesiyle birlikte daha da yaygınlaşmaktadır.

    Aşırı Uyku (Hipersomniya)
    Bu bozukluğun temel belirtisi geceleri normal süre uyunduğu halde gündüzleri aşırı uykululuk durumudur. Gündüzleri uykululuk işyerinde, araba kullanırken, toplantılarda uykuya dalma ve uyku isteğinin sürmesidir. Aşırı uyuma kişide sosyal ve mesleki işlevsellikte bozulmalara neden olur. Bu kişilerde aşırı uyuma herhangi bir ruhsal hastalık veya herhangi bir bedensel hastalık ile açıklanamaz; kişinin kötüye kullandığı bir madde ya da tedavi amacıyla uygulanan bir ilaca da bağlı değildir.
    Bu tür bozukluğu olan bireylerde de uyku dinlendirici nitelikte değildir. Hızla uykuya daldıkları halde sabahları uyanmakta zorlanırlar. Uyandıklarında ise uyku sersemliğini üzerlerinden atamazlar. Bu uykudan uyanıklığa geçiş sırasında ortaya çıkan bu duruam “uyku sarhoşluğu” adı verilir.

    PARASOMNİLER
    Parasomniler ya uyku sırasında ya da uyku-uyanıklık arasındaki geçiş sırasında oluşan anormal olayları kapsayan bir bozukluktur. Bilindiği gibi günlük yaşamda yürüme, konuşma, yemek yeme, idrar yapma, dışkılama gibi eylemler uyanıklık durumunda olağan eylemlerdir. Ancak uyku sırasında ya da uyku-uyanıklık arası geçiş döneminde diş gıcırdatma, konuşma, yürüme, istemli kontrol olmaksızın idrar ve dışkı yapma gibi eylemler ortaya çıktığı takdirde bu durum parasomni olarak değerlendirilir. Tüm parasomniler çoğunlukla çocukluk ve ergenlik dönemine özgüdür. Bu grupta yer alan temel bozukluklar kabus bozukluğu, uyku terörü ve uyurgezerliktir.

    Kabus Bozukluğu
    Her insan rüyasında kabuslar görebilir ama bu durum haftada birkaç kez oluyorsa bozukluk olarak değerlendirilir. Bu rüyalar genellikle canlıdır ve içeriği genellikle kişiye yönelik tehdit içerir. Kişi için stres oluşturan durumlar, yorgunluk ve uyku ortamındaki değişiklikler bu tür kabus yaşantılarının daha sık görülmesine yol açar. Uyanınca rüya oldukça net bir şekilde hatırlanabilir fakat kişi tekrar uyumaktan korkar. Çocukluk çağında geçicidir, yetişkinlikte ise süregenleşebilir.

    Uyku Terörü
    Uykunun genellikle ilk birkaç saatinde bir rüya olmaksızın bireyin birden büyük bir korku ile haykırarak uyanma nöbetidir. Her bir atak yaklaşık olarak 1-10 dakika sürer. Bireyde derin bir korku ve panik vardır. Kişi uyandığında şaşkın ve etrafında olup bitenleri ayırt edemeyecek durumda olup; yatak çarşafları, battaniye ve elbiseleri çekiştirmek gibi yineleyici davranışlarda bulunabilir. Bir kişide böyle bir bozukluk bulunduğuna kesin olarak karar verebilmek için kişinin bu durum nedeniyle sıkıntı duyması; sosyal ve mesleki yaşamında da bozulma olması gerekmektedir. Kişiler kendilerindeki bu durumu, çevresindekilerin fark etmemesi için kaçınma davranışı içine girebilirler. Diğer insanlarla toplu bir şekilde uyumak istemezler. Genellikle 4-12 yaş arasındaki çocuklarda başlar.

    Uyurgezerlik
    Uykunun genellikle ilk birkaç saatinde yatakta oturma, yineleyici hareketler yapma, kalkarak dolaşma, giyinme, kapıları açma, yemek yeme gibi otomatik nitelikte davranışlarla belirli bir uyku bozukluğudur. Nöbet sırasında kişinin yüzü donuktur, tek bir noktaya bakarak hareket eder, uyandırmak güç olur. Ataklar sırasında kişiler konuşabilirler veya başkalarının sorularını cevaplayabilirler. Ancak kişilerin konuşmaları genellikle anlaşılmaz ve gerçek bir diyalog kurmak pek mümkün değildir. Çocuklukta sık görülür. Yetişkinlerde nadirdir.

    UYKU BOZUKLUKLARININ TEDAVİSİ
    Uyku bozukluklarının tedavisinde her şeyden önce uykusuzluğa neden olan bir başka hastalığın olup olmadığını saptamak gerekir. Organik hastalıklara bağlı uykusuzluklarda (örneğin ağrının çok olduğu durumlarda) önce bu hastalığın giderilmesi, ağrının ortadan kaldırılması gerekir.
    Uykusuzluk bozukluğunda öncelikle uyku hijyenine dikkat etmek gerekir. Bu bağlamda hemen ilaca sarılmamalı, geceleri geç yatılsa bile sabahları vaktinde kalkılmalıdır, akşam yemekten sonra alkol, kolalı içecekler, kahve, çay ve sigaradan kaçınmalıdır. Uyku vaktinden birkaç saat önce egzersizler yapılabilir ama uykudan hemen önce fazla yorucu hareketlerden sakınmak gerekir. Yatak odasını uyku ve cinsel eylemler dışındaki faaliyetler için kullanılmamalıdır. Akşam ağır yemekler yememek gerekir. Uyku için yatınca ve uyuyamayınca uyumak için kendini fazla zorlamamalıdır.
    İlaç sağaltımından önce gevşeme talimleri, ılık banyo ve davranış sağaltım yöntemleri denenmelidir. İlaç kullanılırken de ilacın alışkanlık yapmaması, kısa sürede etkili olması, ertesi gün sersemlik yapmaması gerekir.

    Devam edecek.........

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Uyku Hastalıkları

    Merhaba



    Uyku apne sendromu
    Uyku apne sendromu, uyku sırasında horlama, solunumun 10 saniyeden fazla durduğu apne nöbetleri ve gündüz aşırı uyku eğilimi ile karakterize bir hastalık sendromudur.
    Uyku apne sendromunda henüz açıklanamayan mekanizmalarla uyku sırasında üst solunum yollarında gelişen tıkanmaya ve santral nedenlere bağlı olarak solunum durmaları olmaktadır.
    Hastalar, apne nöbeti dediğimiz durum dışında gece boyunca sıklıkla horlarlar. Uyku apnesi var diye bilmek için saatte görülen apne sayısının 5'den büyük olması gerekir. Bu apneler sıklıkla oksijen desatürasyonu dediğimiz kandaki oksijen yüzdesinin düşmesi ile seyreder. Apne indeksinin yüksekliğine bağlı olarak hipoksi gelişir. Bu hipoksi pulmoner arter basıncının artmasına,daha sonra sistemik kan basıncının artmasına neden olarak hastalarda sistemik hipertansiyon ve uzun vadede kor pulmonale gelişmesine neden olur. Eğer genç hastada, nedeni açıklanamayan hipertansiyon ve kor pulmonale varsa akla uyku apne sendromu gelmelidir. Hastalarda apne geliştiğinde, apnenin sonlanması sırasında arousal dediğimiz beyin uyanması olur. Bu kimi zaman farkında olunmayan hareketlerle ya da tam uyanmayla sonlanır. Buna uyku bölünmesi (fragmantasyonu) diyoruz. Bu bölünmeler apnenin sıklığına bağlı olarak ne kadar sık oluyorsa, hastanın uyku kalitesi o kadar bozuluyor ve olumsuz semptomlar o kadar çok artar. Bu bireyin uykudan dinlenmemiş, yorgun kalkmasına neden olur.

    Bunlara bağlı olarak hastada baş ağrısı, sinirlilik, kişilik değişikliği, huysuzluk, çabuk yorulma, genel isteksizlik hali ortaya çıkar. Gündüz aşırı uyku eğilimi hastalığın şiddeti ile doğru orantılı olarak artar.
    Apnelerin sıklığı, süresi, bir başka deyişle oksijen desatürasyonun derecesi,arousal indeksinin yüksekliği hastanın klinik bulgularının kötüleşmesine, eşlik eden hastalıkların hızla gelişmesine neden olacaktır.

    Uyku apne sendromunu yaşamı nasıl etkiler?
    Uyku apne sendromlu hasta kronik olarak yorgun, sinirli, huysuz, isteksizdir. Gündüz aşırı uyku eğilimi vardır. İşte eski başarısını gösteremez. Dikkatini toplayamaz, önemli toplantılarda uyuklar.
    Hasta, araba kullanırken direksiyon başında uyuklar, bu uyuklama ciddi trafik kazaları ile sonuçlanabilir. Makina başında çalışan işçide yine küçük uyku atakları nedeniyle iş kazaları olabilir.
    Hastaların önemli yakınmalarından biride horlama olup, hastanın eşi, oda arkadaşı ve diğer aile bireyleri horlamanın oluşturduğu gürültüden rahatsız olurlar. Bu kimi zaman eşlerin boşanmalarına kadar gidebilir.
    Hastalığın şiddetine bağlı olarak libido(cinsel istek) kaybı olabilir.Hastalarda enpotans (iktidarsızlık) gözlenebilir.
    Gündüz aşırı uyku eğilimi nedeniyle, hasta çoğu zaman otururken, önemli bir toplantıda konuşurken, yemek yerken, oturarak çalışırken horlayarak uyumaya başlar.

    Uyku apne sendromu tedavi edilmezse nelere neden olur?
    Uyku apne sendromunun tedavisi yapılmazsa, hayatı tehdit eden bir hastalık olacaktır. Hasta, gelişen hipertansiyon, pulmoner hipertansiyon gibi nedenlerden dolayı kötüleşecek sağlığı hızla bozulacak,bunlara bağlı gelişecek komplikasyonlarla kaybedilecektir.
    Hastalığın ağırlığına bağlı olarak gece apnelerinin uzaması sonucu solunum arresti, koroner spazmı yada ciddi kardiyak aritmilerle kaybedilecektir.

    Sılıkla uykuda gözlenen ani ölümlerin nedenlerinden birinin uyku apne sendromu olduğu bilinmektedir.
    Hasta tedavi edilmezse, gündüz aşırı uyku eğilimi nedeniyle gündüz uyanık kalamayacak ve işlerini yapamayacak, işini kaybecektir.
    Çoçukluk çağında, çoçukların gelişmesinde gerilik, ani çoçuk ölümleriyle karşılaşılabilir. Erişkinde görülen diğer klinik durumlar tedavi edilmezse zaman içerisinde çoçuklarda da gelişebilir.

    Uyku apne sendromu düşünülen kişilere öneriler
    Genel önlemlerde, hasta şişmansa zayıflaması önerilir. Bunun için ev diyetleri, profesyonel diyet önerileri, ilaçla zayıflama yöntemleri, cerrahi olarak gastroplasti yöntemleri ile zayıflamaya çalışılır.
    Kişi sigara içiyorsa bunu kesinlikle terk etmelidir. Sigaranın üst solunum yollarında oluşturacağı ödem uyku apne sendromunun ağırlaşmasına neden olarak ikincil hastalıkların çabuk ortaya çıkmasına kolaylaştırır.
    Alkol kullanımıda yine üst solunum yollarında ödeme neden olur. Arousal eşiğini yükselterek apneden çıkmayı güçleştirir. Sinir iletisinde azalma yaparak solunum yollarının kolay kapanmasına neden olur. Her koşulda hastalığın ağırlaşmasına neden olur. Bu nedenle hastaların alkol kullanmaktan kaçınmaları önerilir.
    Hastanın uyuma pozisyonunu ayarlaması, sırt üstü uyumaması önerilir. Eğer sıklıkla sırt üstü yatarak uyumayı tercih ediyorsa, bu durumda gece kıyafetinin sırtına sert cisim koyarak yan yatmayı sağlaması önerilir.
    Sedatif ve hipnotik ilaçların uykudan önce alınmasın kaçınılması gerektiği, hastalığın seyrini kötüleştireceği için önerilmelidir.
    Tıbbi tedavi yaklaşımlarında eşlik eden hastalıkların tedavisi öncelikle yapılmalıdır. Örneğin kronik obstriktif akciğer hastalığının tedavisi ,uyku apnenin daha hafiflemesini sağlayacaktır. Hipotiroidinin tedavi edilmesi, uyku apne semptomlarının ortadan kalkmasını sağlıyacaktır.

    Uyku hastalıklarının tanısı nasıl konulur?
    Uyku hastalıkları tanısı bu iş için özel donanımla donatılmış, uyku laboratuvarı dediğimiz mekanlarda konulur. Uyku laboratuvarlarında polisomnografi dediğimiz uykunun evrelerini ayırt etmeyi (EEG kanalları, göz hareketleri (EOG), çene EMG'si), solunumsal kayıtların (Airflow,göğüs ve karın kas hareketleri, oksimetre), EKG, bacak EMG'si kayıtlarının yapıldığı bir cihazla uyku çalışması yapılır. Hasta bu laboratuvarda normal uykusu sırasında yukarıda belirtilen kayıtlar yapılarak tetkik edilir. Sabah hasta uyandıktan sonra bu kayıtlar değerlendirilip ne tür bir hastalık olduğu konusunda karar verilir.
    Bu işlem sırasında herhangi bir ilaç, sedatif, alkol gibi uyku kalitesini etkileyecek materyal kullanılmaz. Hastanın olabildiğince doğal uyuması sağlanır.
    Hastanın rahatsızlığının türüne göre tedavili uyku çalışması yapılarak, hastanın tedaviden ne kadar yarar göreceği saptanır.
    Uyku hastalıkları tanısında polisomnografi altın kuraldır. Tanı için bazan ambulatuvar tarama cihazları da kullanılmaktadır. Ancak hastalığın tanısı ve tedavisinde polisomnografi olmazsa olmaz kuraldır.

    Polisomnografi pahalı bir tanı aleti gibi algılanmakla birlikte radyolojik tanı amacıyla kullanılan birçok cihazdan daha ucuzdur. Ayrıca sağıltılan hastaların kazanılması ve hastaların iyileşmesine bağlı sosyo-ekonomik kazanımlarla kıyaslandığında cihazın çok ucuz olduğu ortadır.

    Ülkemizde uyku laboratuvarı nerelerde var?
    Ülkemizde uyku laboratuvarları çok fazla olmayıp yaygınlaşma eğilimindedir.
    İlk iki laboratuvardan birisi İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöröloji Anabilim Dalındadır. İkincisi ise Ankarada Gülhane Tıp Akademisi Psikiatri Anabilim Dalındadır.
    Üçüncü laboratuvar, 1995 yılında SSK Ankara Eğitim Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz kliniğinde, tarafımdan kurulmuştur.
    Sonra sırasıyla Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim Dalında ,Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim Dalında, İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde , Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Nöröloji ve Göğüs Hastalıkları ve Tbc Anabilimdallarında ortaklaşa, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöröloji ve Göğüs Hastalıkaları kliniklerinde vardır.Bu arada birçok üniversitede, kurulma aşamasında olan uyku laboratuvarları vardır.

    Devam edecek.........

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Normal 'uyku' süresi ne kadar?

    Merhaba



    Günlük aktiviteleri devam ettirebilmek ve verimli olabilmek için günde en az 6-8 saat uyumak gerektiğini belirten uzmanlar, "Çok uyumak değil kaliteli uyumak önemlidir. Sık sık uykunun bölünmesi ile uyku süresi artar. Yani verimli bir dinlenme için daha uzun süre uyumak gerekir. Oysa rahat normal sıcaklık ve neme sahip bir ortamda uyanmadan uyunan bir uyku daha kısa da olsa yetebilir. Bu nedenle şartlar da göz önüne alınmalıdır" uyarısında bulundular.

    Uykusunu alamayan kişinin gün boyu bunun sıkıntısı çektiğini dikkati çeken uzmanlar, bireyin unutkan, sinirlili davranabildiğini, dikkatsizlik ve iç sıkıntı sorunu yaşadığını kaydettiler. Uykunun insanoğlunun her zaman çok ilgilendiği konular içerisinde yer aldığını ve bunun nedenin herkesin günlük işlevselliğini sürdürebilmek için uyku uyuma ihtiyacı olduğunu vurgulayan uzmanlar, şu bilgileri verdi:

    "Günlük aktivitelerimizi devam ettirebilmek için,verimli olabilmek için bir günde belli sürede uyumamız gerekmektedir. Ve biz, bu gerekli uykuyu alamazsak gün boyu bunun sıkıntısı çekeriz. Unutkan oluruz,sinirliliklerimiz artar, dikkatimiz dağılır, iç sıkıntısı duyarız. Ancak bazen de uykuyu fazla kaçırmaya başlarız. O zaman da, problem olur bizim için. Az uyumak gibi çok uyumakta bir problemdir. Altında yatan sebep araştırılmalıdır. En önemli sebeplerden biri depresyondur. Aşırı uyuma ile birlikte sinirlilik halleri öfke hayattan zevk almama halleri de eşlik edebilir. O zaman konuya daha hassas davranmalı kendimizi bunu sebebine yönelik araştırma yapmaya yönlendirmeliyiz.

    'Uykunun normali nedir?'
    diye bir soru sorulursa o zaman şöyle cevap vermek gerekir. Uyku uyuma hususunda herkes için geçerli olan bir normal olmamakla birlikte 6-8 saat normal uyku kabul edilebilir. Gerçi uykunun süresi kalitesi ile alakalıdır. Sık sık uykunun bölünmesi ile uyku süresi artar. Yani verimli bir dinlenme için daha uzun süre uyumak gerekir. Oysa rahat normal sıcaklık ve neme sahip bir ortamda uyanmadan uyunan bir uyku daha kısa da olsa yetebilir. Bu nedenle şartlar da göz önüne alınmalıdır.

    Günlük olaylarla etkilenme uyku süresini bozabilir.
    Mesela sınavımız kötü geçmiş olabilir, eşimizle kavga etmiş olabiliriz yada o gün çok ciddi para kaybetmişizdir. Ama bu tür uyku bozuklukları gelip geçicidir. Sebep ortadan kalktıktan sonra tamamen düzelir. Bazen de çok uzun uyunabilir. Eğer tembellik etmiyorsak ve uykumuzun aşırı olması çok uzun zamandır varsa ve biz buna rağmen dinlenmemiş kalkıyorsak o zaman ilk önce uyku hijyeni şartlarımızı gözden geçirmeliyiz. Yani yatağımız sağlıklı mı? Odamızın havası temiz mi? Oda ısısı normal mi ? Geceleri sık sık uyanıyor muyuz ? Tüm bunları gözden geçirdikten sonra hiçbir problemimiz yoksa ve fazla uyumamız hayatımızdaki bazı işleri kısıtlamaya başlamışsa artık iş çığırından çıkıyor demektir. Biz uykumuz için bir hekime başvurmalıyız ve sebebe yönelik araştırma yapmalıyız. Kaynağını bulmalı ve bunu halletmeliyiz."



    Horlama Evliliği Bile Bitirebilir!
    Burnunuzun akciğerlerinize yeterli oksijen sağlayamaması durumunda (alerji, kırık burun v.b. bağlı olarak) vücudunuz, esneme esnasında olduğu gibi, ağız yoluyla solunum yapacaktır. Uyku halinde iken ağız genellikle açık kalır ve alt çene geriye düşer, dil ve yumuşak dokular ağzın gerisine düşer ve bu durum solunum yolunun engellenmesine yol açar. Hava girişindeki azalmayla birlikte, vücudun eşit miktarda oksijen almaya çalışması yumuşak dokuların titremesine ve horlamaya sebep olur, nefes verişlerde rahatsız edici bir ses ortaya çıkar.

    Burun deliklerini açık tutarak burun yolu hava akışını arttırır ve yeterli oksijeni sağlamak amacıyla beynin daha fazla nefes alma sinyallerini önleyen aparatlar mevcuttur.
    Solunum daha rahat bir hal alır, daha fazla nefes almak için ağzın açılmasına ihtiyaç kalmaz. Dolayısıyla horlamaya sebep olan dar havayolu titreşimlerinin azalmasına yardımcı olarak horlamayı önler. Bu sayede de geniş bir şekilde açılmış, kuru bir ağızla uyumanın önüne geçilmiş olunur.

    devam edecek........

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Narkolepsi hastalığı nedir?

    Merhaba



    Uyku haliniz içtiğiniz fincanlarca kahveye rağmen geçmiyorsa, belki de artık bir uzmana görünmenizin zamanı gelmiş demektir. Gece yeterince uyunmasına rağmen gündüz aniden gelen dayanılmaz uyku isteği Narkolepsi hastalığının en önemli belirtisi.
    Halk arasında çok fazla bilinmediği için ihmal edilen ve uzmana başvurmakta geç kalınan bu hastalıkla ilgili merak edilenleri Nöroloji ve Uyku Bozuklukları Uzmanı Prof. Dr. Hakan Kaynak yanıtladı.

    Hangi sınırlar aşıldığında aşırı uyku bir hastalık olarak tanımlanabilir?
    Aşırı uykululuk hali, ciddi rahatsızlıklara neden olabilen önemli bir sorun olması gerekirken, genellikle günlük iş temposuyla veya başka sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilip ciddiye alınmıyor. Birçok hasta uzun yıllar aşırı uykululuk halini normal olarak değerlendiriyor. Öğlen saatlerinde, akşam televizyon karşısında, yolculukta ve hatta işte veya direksiyon başında uyumayı normal kabul ediyor. Oysa bunların hepsi birer hastalık belirtisi.

    Genel yorgunluktan kaynaklanan uyku isteği ile Narkolepsi arasındaki fark nedir?
    Yorgunluk ve uyku halinin birbirleriyle karıştırılmaması gerekiyor. Yorgunluk, aşırı fiziki aktivite ile ortaya çıkan bir durum olup, dinlenmeyle geçiyor. Uyku apne sendromlu hastalarda olduğu gibi bazı uyku hastalıklarında yorgunluk ve uyku hali birlikte de olabilir. Ancak Narkolepsi’deki aşırı uyku hali kişinin öncesinde ve sürekli bir uyku hali yokken birdenbire uykusunun gelmesi ve uykusuna genellikle direnememesidir. Kısa süreli de olsa Narkolepsi’de uykular dinlendirici oluyor ve hasta kısa süre uyuduktan sonra kendini dinlenmiş hissediyor.

    Bu durumun hastalık kabul edilmemesi için doğru sınır, kişinin dinlenmiş uyanması ve gündüz hiçbir şekilde kendini uykulu hissetmemesi olarak tanımlanıyor.

    Aşırı uyku isteği bir hastalık mı?
    Öncelikle uykuya ait bazı terimleri tarif etmekte fayda var. Narkolepsi sendromunda aşırı uykudan bahsederken gece uykusunun aşırılığı söz konusu olmuyor. Narkolepsi sendromundaki aşırı uykululuk, kişi herhangi bir uyku hali hissetmezken aniden gelen ve gündüz saatlerinde ortaya çıkan uyuma isteği ve dayanılmaz bir uyku halidir. Uyku atakları, uyku için uygun ortamlarda daha sıklıkla olabildiği gibi, taşıt kullanırken gibi uygunsuz ortamlarda da gelebiliyor.
    Uykuda solunum durması gibi uykunun kalitesini etkileyen durumlarda da gece uykusunun uzaması, gece uykusundan dinlenmemiş uyanma gibi aşırı uykululuktan bahsedilebilecek hastalıklar var. Ancak böyle nedenlerle ortaya çıkan aşırı uykululuk halini ayrı bir kategoride değerlendirmek gerekiyor. Sonuç olarak, hasta eski uyku süresinden daha uzun süre uyumak zorunda kalıyor, uykusundan dinlenmemiş olarak uyanıyor ve bunların hiçbiri olmaksızın gündüz uykusuzluktan şikayet ediyor veya gündüz ani uyku isteğinden yakınıyorsa, bu hali kesinlikle bir uyku hastalığının belirtisi olarak ele alınmalı.

    Özellikle bahar aylarında yorgunluk ve uyku isteği artıyor, Narkolepsi hastalarında da ataklar bahar aylarında artar mı?
    Narkolepsi hastalarının uyku hali hiçbir dış faktörden etkilenmediği gibi, mevsimsel değişimlerden de etkilenmiyor. Hasta, her mevsim ve şartta aniden uyku hali hissediyor ve kısa süre uyuduktan sonra dinlenmiş olarak uyanıyor, güne devam ediyor.

    Ne zaman doktora başvurmalı?
    Narkolepsi, hekime başvurmadan ve tedavi edilmeden sürdürülebilecek bir durum değil. Sorun, hastaların belirtileri doğru tarif edememeleri ve hangi hekime başvuracaklarını bilememelerinden kaynaklanıyor. Çok nadir görülen bir hastalık olması dolayısıyla da hekimlerin görmeye çok da alışık olmadıkları bir sorun. Uyku atakları veya diğer belirtilerden bir tanesi ilk belirti olabilir. Tüm belirtiler bir arada ortaya çıkmadığı gibi, bazı belirtilerin bittiği dönemde diğerlerinin de başlaması söz konusu olabilir. Belirtilerden herhangi birinin ortaya çıkması hastanın hekime başvurması için yeterli görülmeli.

    Narkolepsinin tedavi yöntemlerini anlatır mısınız?
    Narkolepsi uzun yıllardır tedavi edilebilen bir hastalık. Bu yönü ile tüm diğer uyku hastalıkları gibi önemli olan doğru teşhis edilmesi. Son yıllarda yapılan araştırmalarla tedavi seçenekleri de arttı, modern ilaçlarla çok daha başarılı ve güvenle tedavi edilmeye başlandı. Aşırı uyku hali için geliştirilmiş ilaçların yanında, hastalığın diğer belirtilerinin tedavisinde genellikle antidepresan olarak bilinen ilaçların bazıları kullanılıyor ve tedaviden yüzde 100’e varan oranlarda sonuç alınıyor.

    Korunmak ya da önlemek mümkün mü?
    Narkolepsi önlenebilecek bir hastalık olmayıp, yapılması gereken; hastaların bir an önce tedavi edilerek, genç yaşta hayatlarının bu hastalıktan olumsuz etkilenmesinin önlenmesidir.

    Narkolepsi nedir?
    Narkolepsi, uzun yıllardır bilinen nörolojik bir hastalık. Uyku tıbbı uzmanlarınca araştırılmaya başlanan bu hastalıkta son yıllarda ciddi boyutta gelişmeler elde edildi. Bu gelişmeler hastalığın tanınırlığını artırdığı gibi, yapılan araştırmalar hastalığın daha iyi anlaşılır ve tedavi edilir hale gelmesini de sağladı. Narkolepsi, genellikle birçok belirtiden oluşan kompleks bir hastalık. Bu sendromun diğer belirtileri arasında halk arasında karabasan olarak bilinen uyku felci ve uykuya dalarken veya uyanırken ortaya çıkan halüsinasyona benzer görüntü, duyum ve seslerin algılanması durumları da sayılabilir. Hastalar gündüz aşırı uykulu olmalarının aksine geceleri sık sık uyanırlar ve bazı hastalar gündüz uyku ataklarını gece uykusuzluklarına bağlarlar.
    Narkolepsi her yaşta görülebiliyor. Ancak tüm belirtilerin tamamlandığı, hastanın şikâyetlerinin arttığı ve hayatının aksamaya başladığı dönem 20-30 yaşlar arası oluyor.

    Parasomnia
    Parasomnialar, uyku ile uyanıklık sınırında ortaya çıkan ve ne uyanıklık ne de uyku durumlarına ait olmayan bozukluklardır. Bu bozukluklar, Santral Sinir Sistemi aktivasyonunun, otonomik sinir sistemi ve iskelet kaslarına aktarılması sonucu ortaya çıkar. Parasomnialar, genellikle çocukluk çağında erişkinlik dönemine gore daha sık görülmektedir.

    Amerikan Uyku Hastalıkları Derneğinin ASDA) 1991 tarihinde yayınlanan Uyku Hastalıklarının Uluslararası Sınıflandırılması
    Teşhis ve Kodlama Kılavuzu(ICSD)'nda Parasomnialar aşağıdaki başlıklar altında incelenmektedir:

    Uyanma Bozuklukları ( Konfüzyonel Uyanmalar, Uyurgezerlik, Uyku Terörleri)
    Uyku-Uyanıklık Geçiş Bozukluklar (Ritmik Hareket Bozukluğu, Sleep Starts, Uykuda Konuşma, Gece Bacak Krampları)
    REM Uykusu ile İlişkili Parasomnialar (Kabuslar, Uyku Paralizisi, Uykuda Yetersiz Penil Ereksiyon, Uykuda Ağrılı Ereksiyon, REM Uykusunda Sinüs Arresti, REM Uykusu Davranış Bozukluğu )

    Diğer Parasomnialar (Uyku Bruksizmi, Uyku Enüresisi, Uykuda Anormal Yutkunma, Nokturnal Paroksismal Distoni, Açıklanamayan Ani Nokturnal Ölüm, Primer Horlama, İnfant Uyku Apnesi, Kongenital Santral Hipoventilasyon Sendromu, Ani İnfant Ölüm Sendromu, Benign Neonatal Uyku Miyoklonusu)
    Başka Türlü Adlandırılamayan Diğer Parasomnialar

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Uykusuzluk - Alternatif tip

    Merhaba



    Uykusuzluk genelde; stres, sıkıntı, depresyon ve uyarıcı maddelerin kullanımı sonucunda meydana gelmektedir.
    Hayatınızdaki tüm uyaranlardan kurtulun (çay, kahve, tütün, kola ve uyarıcı ilaçlar gibi).
    Aerobik egzersizler yapmayı alışkanlık haline getirin. Gününüzün belirli bir bölümünü bu egzersizlere ayırın. Belirli bir süreegzersiz yapmak genelde geceleri rahat bir şekilde uyumanız için yeterli olabilir.
    Yatmadan önce sıcak bir banyo yapmak (aşırı sıcak değil tabiiki), kaslarınızı gevşeterek uyumanıza yardımcı olur.
    Eğer kas ağrılarınız ve kas spazmlarınız varsa ve bu nedenle uyuyamıyorsanız, şerbetçiotu (Humulus lupulus) bitkisinin çaylarını içebilirsiniz. Bira yapımında kullanılan bu bitki, binlerce yıldır yatıştırıcı ve rahatlatıcı oalrak kullanılmaktadır.
    Yine ıhlamur çayı rahatlatıcı etkisi ile rahat uyumanıza yardımcı olur.
    Yatmadan önceki 6 saat süresince çay ve kahve içmeyin.
    Her sabah normalde kalktığınız saatten 1 saat önce kalkmaya çalışın.
    Sinir - kas gevşemesini sağlayan kalsiyum ve magnezyum alın. Yatmadan hemen önce her ikisinden de 1000 mg alabilirsiniz. Glukonat ve sitrat formları mide-barsak sisteminde daha kolay bir şekilde emilmektedirler.
    Yatmadan 30 dakika önce nişastalı bir şeyler yiyin; örneğin fırında pişirilmiş sade bir patates veya bir dilim ekmek gibi. Bunlar beyinden yatıştırıcı maddelerin salınmasına neden olabilir.
    Uyumak için yattığınızda solunum egzersizleri yapın.
    Kediotu (Valeriana officinalis) bitkisinin çaylarını (özellikle kökü) deneyebilirsiniz. Bu bitkiden elde edilen valepotriatların yatıştırıcı etkisi vardır.

Benzer Konular

  1. Anlatım Bozukluğu
    mopsy Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-03-2010, 05:51 PM
  2. Somatization Bozukluğu
    İnci Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-10-2009, 03:27 PM
  3. uyku, uyku hali
    Eftelya Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 03-12-2008, 02:27 PM
  4. Konversiyon bozukluğu
    dogangunes Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-03-2008, 02:52 PM
  5. Somatizasyon Bozukluğu
    dogangunes Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-03-2008, 02:51 PM
Yukarı Çık