Asansörler, kapalı yerde kalma korkusu ile yükseklik korkusunun kesiştiği yerler. Hele bir de elektrik tesisatında arıza meydana gelirse buna karanlık korkusunu da ekleyebiliriz.
Korkmasına korkuyoruz da, korkunun ecele faydası yok deyip durumu kontrol altına almak yerine kaderciliğe teslim oluyoruz.
Bu kesin yargılı cümleyi ihtimallerden yola çıkarak kurmuyorum. Bursa’da Asansör Kontrol Merkezi’nin geçen yıl yaptığı denetimler ortaya çarpıcı sonuçlar çıkardı. Kentimizde hidrolik asansörlerin %.75’i , elektrikli asansörlerin ise %89 ‘unun güvenlik riski taşıdığı belirlendi. Bu yüksek risk oranları asansörleri tehlikelerle dolu kapalı birer kutu haline getiriyor.
Makine ve Elektrik Mühendisleri Odaları’nın Bursa şubelerinin kurduğu “asansör kontrol merkezi” Nilüfer Belediyesi ile protokol imzalayarak denetimlere başladı.
Asansör Yönetmeliği, her asansörün yılda en az bir kez yapının bağlı olduğu belediyeler tarafından kontrolünün yapılmasını veya yaptırılmasını öngörüyor. Bu yönetmeliğin gerekliliğini yerine getirmek üzere de belediyeler akademik odalarla temasa geçiyorlar. Odaların kurduğu asansör kontrol merkezi ile bugüne kadar kontak kuran belediye sadece Nilüfer. Ancak yönetmelik yaptırımları 2012’den itibaren yürürlüğe girince diğer belediyeler de harekete geçmek zorunda kalacak.
Makine Mühendisleri Odası, LPG’li araçların sızdırmazlık testleri ve dönüşümün uygunluğunu kontrol ediyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğü kapsamında işyerlerindeki basınçlı kap ve kaldırma makinelerinin kontrollerini yapıyor ve Çevre Bakanlığı akredite kuruluşu olarak baca gazlarını denetliyor.
Elektrik mühendisleri ise endüstriyel işletmelerdeki topraklama testlerini akaryakıt istasyonlarındaki paslanma ölçümlerini yerine getiriyor.
İki odanın daha önce ortak yaptığı bir başka denetim ise telesiyej gibi kablolu insan taşıyan araçlar.
Elektrik ve makine mühendislerinden oluşan bir ekip tarafından yapılan asansör denetimlerini yıllık periyotlarda gerçekleştirilerek riskleri ortadan kaldırmak mümkün. Bu durum apartman yöneticilerinin ve asansör firmalarının hukuki sorumluluğu olmakla beraber odalara denetim için yeterli talepte bulunulmuyor.

Mekanik asansörlerin denetimi, 29 ana başlıkta ve 101 denetim noktasında, hidrolik asansörlerin ise 26 ana başlıkta 100 denetim noktası sorgulanarak gerçekleştiriliyor.
Bu denetimler sırasında en çok asansör kuyu boşluğuna, kabin içlerinin uygunluğuna, kapı kilitlerine ve makine dairesine dikkat ediliyor.
Denetim sonuçlarında ise genellikle sistemi çalıştıran elektrik panosu, asansör boşluğunun zeminindeki teknik donanımın yetersizliği kusurlarına rastlanıyor. Ölümcül kazalar ve yaralanmalar ise kat kapılarının kilitlerinin bozuk olması ve kabin kapısının olmamasından kaynaklanıyor.
Kontrollerin amacı ise bu duruma gelmeden asansörlerin teşhisini koymak tedaviyi yetkili firmalara bırakmak.
Eğer böyle olmazsa ne olur ? Dallarda kalan kedilere müdahale ettikleri gibi asılı kalan asansördeki insanlara da itfaiyeciler müdahale eder. İtfaiye Daire Başkanlığı geçen yıl Bursa’da 10 kurtarma olayına müdahale etmiş, bu olaylarda neyse ki ölen yok ancak 3 kişi yaralanmış. İtfaiyeciler 13 kişiyi de sağ salim içinde kaldıkları kabinlerden kurtarmış.
Ev ve işyerlerindeki asansörler tıpkı otomobiller gibi bizi taşıyan araçlar. Nasıl ki zorunlu olmasa kimse gidip fren muayenesi yaptırmayacaksa, asansörler de zorunlu olmadıkça denetlenmeyecek. O zorunluluk önümüzdeki yıl geliyor. Akredite kuruluşlar tarafından yılda bir kez denetim zorunlu olacak.
İlla birilerinin zorunlu kılmasını beklemeden asansörlerin denetimine önem vermek gerekiyor elbet. Zaten kendi kendimize yapamazsak yönetmelik yaptıracak. Çoluk çocuk kullandığımız ve bizi metrelerce yukarıya taşıyan bu araçların güvenliğini kaderci zihniyete terk etmemek gerekiyor. Bu konuda da erken teşhis hayat kurtarıyor.
Asansör korkusu ve erken teşhis