İki tuzluk ile alabileceğiniz hayat dersi

“Artık hayatın yükünü kaldıramıyorum”, “Üzerimde o kadar çok iş, o kadar çok baskı var ki, tarif edemem.”, “Çok sıkıldım ve bunaldım.” diyecek kadar sıkıntılı iseniz size tuzlu bir hikayemiz var...


“Artık bu hayatın yükünü kaldıramıyorum.”, “Üzerimde o kadar çok iş, o kadar çok baskı var ki, tarif edemem.”, “Çok sıkıldım ve bunaldım.”, “İntihar etmeyi kaç kez düşündüğümü bir bilseniz.” gibi cümleleri son zamanlarda ne kadar da sık duyar olduk. Günümüz insanı, özellikle şehirlerde, sıkıntılar içinde bir hayat yaşıyor. Felek hepimizi sıkıntı ve dertler içinde yoğuruyor.

Burak da onlardan bir tanesi. Yakın zamanda babasını yitirmiş. Kriz nedeni ile de işleri ters gitmeye başlamış. Bir dost meclisinde gördüm onu. Mahzundu, yorgundu ve bitkindi. Ölüm, ekonomik zorluklar, insanlarla arasındaki olumsuz ilişkiler nedeniyle tıkanma noktasına gelmişti. Çoğumuz gibi.


“Hocam, nedir benim derdimin çaresi?” diye sordu. Kısa bir sohbette Burak’a ne diyebilirdim ki? Belki bir daha görüşme imkânım olmayan birisine çok az bir zaman diliminde nasıl umut aşılayabilirdim?

Her zaman ki gibi öykü dağarcığımı yokladım. Burak’ın sorunlarını çözemesem de ona bu sorunlara bakacak yeni bir bakış açısı sunabilirdim. Başladım anlatmaya:


Bir vakit, eski zamanların birinde hayattan pes etmiş bir adam varmış. Sıkıntılarına çare bulamaz olmuş. Hiç kimse onun derdine deva bulamamış. Köyün birindeki bir pir-i fani bu adama bir bilgeyi önermiş. “Biraz ters gibi görünür amma sana hayatının dersini verir. Âlimlerin yıllarca öğretemediğini kısa sürede öğretiverir.” demiş. Bizim adam koyulmuş yola. Az gitmiş uz gitmiş, nihayette bilgenin bulunduğu kasabaya ulaşmış. Sormuş soruşturmuş bilgenin evini bulmuş. Bilgenin yanına varmış. Önünde diz çökmüş. “Efendim! İçimde ve hayatımda öyle sıkıntılar var ki anlatamam.” demiş. Anlatamam demiş amma uzun uzadıya da anlatıvermiş. Bilge hiçbir şey demeden dinlemiş. Sonunda:

“Git bakkaldan iki tane yarım kiloluk tuz al da gel.” demiş. Derviş bilgenin niyetinin anlamamış. İçinden, “Ne alaka! Ben derdimi anlatıyorum bilgenin dediğine bak. Adamın kafası tuzda. Herhalde kendi işini gördürecek bana.” diye söylenmiş.


Söylenmiş söylenmesine de bakkala doğru yola koyulmayı da ihmal etmemiş. Tuzu alıp gelmiş sonunda. Birazcık hışımla bırakmış bilgenin önüne. Bilge önünde duran bir tas suyu göstererek “Şimdi bu tuzlardan birini bu tasın içine boşalt ve karıştır.” demiş. Adam denileni yapmış. İşin nereye varacağını merak ediyormuş doğrusu. Bilge “Şimdi bu suyu iç.” deyince iyice öfkelenmiş. Bilge ısrar etmiş, “Derdine çözüm bulmak istiyorsan iç, yoksa bırak git.” Diye sert çıkmış. Adam mecburen içmiş çorak suyu ama içmesiyle ağzından püskürtmesi bir olmuş. “Nasıldı?” diye sorunca Bilge, “Nasıl olabilir ki, çorak tabi ki.” diye de cevap vermiş.

Bilge yüzünde hafif bir gülümseme ile “Beni takip et.” demiş. Koyulmuşlar yola. Varmışlar berrak bir göl kenarına. Bilge “Şimdi diğer tuzu göle boşalt” demiş. Adam şaşkınlık içinde denileni yapmış. “Eğil ve gölden de su iç” diye devam etmiş bilge.


Biçare adam denileni yapmış. Eğilip gölden su içmiş. Bilge gülümseme ile “Bu suyun tadı nasıl peki?” diye sormuş. Adam “Gayet güzel, sade ve leziz” diye cevap vermiş. Bunun üzerine bilge:

“Hayat da böyle evlat. Senin sıkıntıların da tuz misali. Zaman olur bu sıkıntıları azaltamazsın. Miktarını düşüremezsin. Sıkıntıyı çekmek zorunda kalırsın. Lakin yapabileceğin bir şey var: Duygularını, düşüncelerini geniş tutmak. Bakış pencereni genişletmek. Aynı tuz bir tas içinde sana sıkıntı verirken bir göl içinde etkisini bile gösteremez.”

Burak hikâye sonrasında biraz duraksadı. Umudum, sıkıntıya odaklanmak yerine hayatının geneline, geçmiş ve geleceğe, tüm duygularına ve tüm düşüncelerine yönelerek bakış açısını genişletmesiydi. Burak bir şey demedi. Sadece teşekkür etti.

Bazen biz sıkıntıları o kadar merkeze alırız ki, hayatımızın diğer alanlarını es geçeriz. Bir sineği gözüne yaklaştıran insan bir süre sonra sinekten başka bir şey göremez olur. Sanırım hayatta neye baktığımızdan ziyade nereden baktığımız önemli.


Siz nereden bakıyorsunuz hayata?

Psikolojik Danışman/Pedagog Mehmet Teber – Haber 7