Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555

    Nöroleptikler

    Nöroleptikler


    Nöroleptikler, psikozların tedavisinde kullanılır; yatıştırıcı (bunaltı giderici ve hareketleri yavaşlatıcı), mani nöbetlerini, varsam ve sanrıları giderici etkileri vardır. Etki alanları geniş olsa da, kullanılmaması gereken durumlar ve yan etkileri dikkate alınmalıdır.

    Nöroleptikler (antipsikotikler) kü*çük dozlarda alındığında bile, varsam ve sanrılarla ortaya çıkan psikozlarda duygulanımı etkiler. Bunların güçlü bir yatıştırıcı etkisi vardır ve uyku verirler.

    Kullanım:

    Nöroleptikler psikozu tedavi etmez, an*cak bazı belirtileri düzeltir. Şizofreni türleri, akut ve kronik psikozlar, yaşlılık psikozları, manik depresif psikoz gibi pek çok ruh hastalığının tedavisinde, ayrıca aşırı ruhsal ve bedensel hareketli*lik görülen bozukluklarda kullanılırlar.

    Bu ilaçların bazıları genel anestezi yapılacak hastaların cerrahi girişime karşı ruhsal tepkisini hafifletmek ama*cıyla ve genel anesteziye bağlı kusmayı kontrol altına almak için kullanılır. Bu kullanım alanları dışında ise kusmayı önleyici, ağrı giderici ve uyuşturucu et*kilerinden yararlanılır.

    Uygulama Biçimi:

    Sürekli tedavide kesin klinik etkinin görülebilmesi için genellikle 4-8 hafta geçmesi gerekir. Ayrıca dozları haftada bir kezden daha sık olarak değiştirmemelidir. Başlangıçta günde birden fazla doz verilmesi gerekirse de, bu ilaçların sürekli kullanılması uzun süren yan et*kilere yol açtığından idame tedavisinde günde tek doz yeterli olabilir. İlaçlar yatmadan önce alınarak aşırı yatıştırıcı ve tansiyonu düşürücü etkileri azaltıla*bilir.

    İlaç kullanımında bilinmesi gereken konular:

    • Uyku verebilir. Araba kullanırken ya da reflekslerin hızlı olmasını gerekti*ren durumlarda dikkatli olmak gerekir.

    • Alkolden kaçınılmalıdır.

    • Güneş ışınlarına aşırı ölçüde maruz kalmaktan kaçınılmalıdır.

    • İdrarı açik ya da çok koyu kahverengine boyayabilir.

    • Sersemlik ya da baygınlık ortaya çıkıyorsa, ani pozisyon değişikliklerini engellemek ve merdiven çıkarken dikkatli olmak gerekir; tedavinin ilk hafta*larında bu yan etki daha sık görülür.

    • Eriyik halindeki şurup ya da damla nöroleptikler kullanıldığında, bunların deriyle temasını engellemek gerekir.

    • Boğaz ağrısı, ateş, kanama, deride döküntüler, kaslarda güçsüzlük, titreme görme güçlüğü, idrarda koyulaşma, dışkının renginde açılma ya da sarılık or*taya çıkarsa zaman geçirmeden hekime başvurulmalıdır.


    kaynak

  2. #2
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Nöroleptiklerde Yan Etkiler ve Toksik Etkiler


    Nöroleptikler pek çok yan etki ve toksik etkiye yol açar.

    Bunlardan en sık görülenler şunlardır:

    • Titremeler ve hareketlerde eşgüdüm kusuruyla ortaya çıkan ekstrapiramidal sendrom: Bu belirtiler ilaç yüksek doz*da alındığında kolaylıkla ortaya çıkar, ilacın bırakılmasıyla geriler ve Parkinson hastalığına karşı kullanılan ilaçlarla giderilebilir.

    • Otonom sinir sistemi bozuklukları; Kalp atım hızında artma, tansiyon düş*mesi, ağızda kuruluk, idrar kesesinde idrar birikimi ve kabızlık gibi yan etki*ler ortaya çıkar.
    • Aşırı duyarlılık reaksiyonları: Deride kızartılar, döküntü, güneş ışınlarına kar*şı aşın duyarlılık, temas dermatiti (deri iltihabı) görülür. Bunlar özellikle, ilaç*lara elle dokunan hastane personelinde ortaya çıkar.

    • Ani ölüm: Daha önce beyinde oluşan bir hasar ya da çırpınma nöbetleri, ko*laylaştırıcı etken olabilir. Bu olgularda yüksek dozdan kaçınmak gerekir. Ba*zen ölümden önce psikoz tablosunda ani bir alevlenme olduğu gözlenmiştir.

    Bazı olgularda ölüm, kalp durmasına, bazılarında ise öksürük refleksinin baskılanması sonucu ortaya çıkan boğul*maya bağlıdır.

    Otopside genellikle mi*denin içindekilerin solunum yollarına kaçmasına bağlı, ani başlayan ve çok ağır ilerleyen akciğer iltihabı ya da kalp bozuklukları belirlenir. Bazı olgularda ise kesin ölüm nedeni açıklanamamıştır.

    • Kötü huylu nöroleptik sendrom: Çok ender görülür. Nöroleptik kullanımıyla ortaya çıkar. Hareket bozuklukları (ekstrapiramidal belirtiler) ya da otonom si*nir sistemi bozuklukları (örneğin yüksek ateş, düşük tansiyon, solunum güçlüğü) görülür. Hızla (24-72 saat) ilerler ve ol*guların yaklaşık yüzde 20’sinde ölümle sonuçlanır. Olguların büyük bir bölümü ilacın kesilmesinden 5-10 gün sonra dü*zelir. İlaçla birlikte lityum kullanılması, belirtilerin ortaya çıkmasını kolaylaştı*rır.

    Nöroleptiklerin yan etkileri

    • Aşırı yatıştırma.
    • Akatizi (oturma durumunda başlayan ya da artan, ayağa kalkmakla aza*lan nevralji).
    • Ekstrapiramidal belirtiler (kaslarda katılaşma, titreme, hareketlerde ya*vaşlama, tükürük salgısında artış).
    • Tardif diskinezi (tike benzeyen, ön planda dil, yüz ve boyun kaslarını il*gilendiren istemsiz hareketler).
    • Boyun ile ağız kaslarının aşırı ölçüde kasılması ve gırtlak kasılması ile beliren krizler.
    • Tansiyon düşmesi.
    • Antikolinerjik etkiler (gözbebeğinde genişleme, deride ve boğazda kuru*luk, kalp atım hızının artması, idrarın idrar kesesinde birikmesi, kabızlık).
    • Kilo artışı.
    • Amenore (âdet kanamalarının kesilmesi).
    • Agranülositoz (akyuvarlarda azalma).
    • Deriyle ilgili toksife alerjik reaksiyonlar.
    • Nöroleptikler kalp hastalarına, ağır karaciğer hastalarına ve Parkinsonlu hastalara verilmemelidir. Saralı hastalarda kasılma riski yüksektir. İ
    • Gebelikte dölüt üzerinde zararlı etkisi kanıtlanmamışsa da kullanmaktan kaçınılmalıdır.

    Akut zehirlenme

    Belirtiler. Ön planda beynin etkinliği baskılanır Ve komaya kadar gidebi*len uyku hali görülür. Bu durum birkaç gün sürebilir. Aynı zamanda tansi*yonda düşme ve ekstrapiramidal belirtiler ortaya çıkabilir. Öteki belirtiler arasında saldırganlık, huzursuzluk, çırpınma nöbetleri, ateş ve kalp ritim bozuklukları sayılabilir.

    Tedavi. Öncelikle belirtileri düzeltmeye dayanır. Erken dönemde midenin yıkanması yararlıdır. Hastayı gözlem altında bulundurmak, hava yollarını açık tutmak gerekir, ekstrapiramidal belirtiler ağır olgularda yutma güçlüğü*ne ve solunum bozukluklarına yol açabilir. Baş ve boynun ani hareketi tü*kürük, besinler ve mide sıvısının solunum yollarına kaçmasına yol açarak boğulmaya ve bronş-akciğer iltihabına neden olabileceğinden hastanın kus*maması sağlanmalıdır.

    Ekstrapiramidal belirtiler, Parkinson İlaçları ya da barbitüratlarla giderilebilir. Solunumu ya da dolaşımı uyaran ilaçlar kasılma nöbetlerini başlatabileceğinden bunlardan kaçınmak gerekir.

    Tansiyon düşüklüğünde dolaşım şokunda uygulanan önlemlere başvurulur.

    Nöroleptikler, tansiyonu yükselten adrenalinin etkisini tersine çevirerek tansiyonun daha da düşmesine yol açar.


    kaynak

  3. #3
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Nöroleptiklerin Kullanılmaması Gereken Durumlar


    Nöroleptiklerin kullanılmamasını ge*rektiren pek çok durum vardır. Bunlar*dan başlıcaları karaciğer ve böbrek yet*mezliğidir.

    Nöroleptikler, pek çok ilaçla karşılıklı etkileşime girer. Bunlardan özellikle alkol ve ağrı kesiciler, nöro*leptiklerin beyin üzerindeki baskılayıcı etkisini artırır.

    Önlemler:


    Nöroleptikler özellikle tedavinin ilk gün*lerinde fiziksel ve zihinsel işlevlerde bo*zulmaya yol açar. Uykuya eğilim özel*likle ilk iki haftada ortaya çıkar ve sonra genellikle kaybolur. Bazen İlaç dozunun azaltılması gerekebilir. Nöroleptilderle tedavide otomobil kullanmak ya da me*kanik işler gibi hız ve refleks gerektiren etkinliklerden sakınmak gerekir.

    Nöroleptikler, ruhsal çöküntü halin*deki hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Çöküntüyle birlikte görülen huzursuz*luk durumlarında kullanılacak olursa, özellikle intihar eğilimine dikkat edil*melidir.

    Nöroleptik kullanımı sonucunda Ölüme neden olabilen bronş ve akciğer iltihabı ortaya çıkabilir. Bu durum vü*cuttan su kaybına, kan yoğunluğunun artmasına ve solunumun azalmasına yol açan susama duygusunda azalmaya bağlanmıştır.

    Göz içi basıncının artı*şında (glokom), özellikle dikkatli olun*malıdır. Yüksek dozlarla uzun süreli te*davide korneada (say dam tabaka) ve göz merceğinde pigment birikmesine bağlı bozukluklara rastlanır. Daha ağır olgularda mercekte matlaşmalar ve pig*mentli retinopatiye (ağtabaka bozuklu*ğu) rastlanabilir.

    Nöroleptikler kasılma eşiğini (sinir hücrelerinin uyardabilme düzeyi) düşü*rür. Böylece daha önceden sara hastalı*ğı olmayan hastalarda çırpınma nöbet*lerine yol açabilir.

    Gebelik ve emzirme sırasında zarar*lı olabilir. Bu durumda ve genellikle doğurganlık dönemindeki kadınlarda yararlan tehlikelerinden fazla ise kulla*nılabilir. Anneleri gebeyken nöroleptik kullanmış olan çocuklarda sanlık ve ekstrapiramidal belirtileri görülmüştür.

    Aşırı sıcakta kalanlarda, yoksunluk belirtileri gösteren alkoliklerde, aktif ya da iyileşmiş ülseri olanlarda, prostat büyümesi olanlarda nöroleptikler dik*katle kullanılmalıdır.

    Özellikle uzun süreli tedavilerde nö*roleptikler memelerin gelişmesini ve süt salgılamasını sağlayan prolakttn hormonu düzeyini de artırır. Meme tü*mörlerinin yaklaşık üçte birinin prolaktine bağlı geliştiğini göz önüne alacak olursak meme kanserine yatkınlığı olan (örneğin, ailesinde kanser görülen, fibrokistik hastalığı olan) kadınlarda doz*lar dikkatle düzenlenmelidir. Ne var ki, bugüne değin bu ilaçların kullanılmasıyla meme tümörlerinin gelişmesi ara*sındaki ilişkiyi kanıtlayan klinik ya da epidemiyolojik bir çalışma da gösteril*memiştir.

    Nöroleptikler kimyasal ba*ğımlılık oluşturmasa da, yüksek dozlar*la tedavide ilacın aniden kesilmesiyle bulantı, kusma, baş dönmesi ve titreme*ler ortaya çıkabilir

    kaynak

Yukarı Çık