Psikoterapi nedir?

Psikoterapi en basit tanımıyla konuşma tedavisi olarak adlandırılabilir. Psikoterapi ilişki temeline dayalı bir yöntemdir. Özel eğitim almış bir psikoterapistin, iletişimin sözel ve sözel olmayan araçlarını kullanarak, hastanın kişiliğindeki işlevini bozan alanları fark ederek hastaya göstermesi ve hasta ile birlikte daha işlevsel ve verimli bir yaşama kavuşması için gereken değişimleri gerçekleştirmesi esasına dayanır.

İnsanların kişilik özelliklerinin günlük yaşamlarını, akademik ve iş başarılarını, sosyal ilişki becerilerini ve aile yaşamlarını etkilediğini biliyoruz. Kişilik özellikleri genetik ve çevresel faktörlerin yanı sıra yaşanan olaylar, olayları ele alış biçimi, alışkanlıklar, davranışlar ve mizaç özelliklerinin de etkisi ile şekillenir. Psikoterapist terapide ilişki kurduğu hastayı özel bir dinleme biçimiyle dinlerken edindiği bilgileri yansız, yüksüz ve yargısız bir şekilde değerlendirir. Hastadan aldığı verileri kendi bilgi birikimi ve deneyimi ile harmanlayarak o kişinin yaşamı ve kişilik özelliklerine dair bir bakış açısı oluşturur, adeta kişinin bir kişilik haritasını çıkartır. Bu oluşturulan bakış açısı her an değişebilen ve giderek gelişen bir şeydir.

Psikoterapist ne tür araçlar kullanır?

Psikoterapi uygulayabilmek için psikiyatri eğitiminden ayrı, uzun süreli psikoterapi eğitimi sürecinin tamamlanması gerekir. Psikoterapist bu uzun ve yoğun eğitim döneminde edinilen çeşitli teknik ve teorik bilgilerin ışığında çalışır. Çalışırken yalnızca teorik bilgisini ve mesleki deneyimini kullanmaz. Terapistin temsili alet çantasında bilgi ve mesleki deneyiminin yanı sıra kendi kişilik özellikleri, kültürel arka alanı, bilgi birikimi, yaşam deneyimi, sosyal becerileri, duygusal zekâsı, psikolojik düşünebilme yeteneği, ilgi alanları ve entelektüel düzeyi de bulunur. Bunların yanı sıra bir terapist kendisine başvuran kişiyi tam ve doğru anlamak için psikoterapi sürecinden geçerek kendi bilinçdışı engellerinin ve kendi psikopatolojisinin farkında olmalı ve bunları hastasıyla yaptığı psikoterapi seansının dışında tutabilmelidir. Terapistin öncelikle sağlıklı bir kendiliği olmalıdır. Çünkü psikoterapist tedavide uyguladığı yöntem ve ekolün yanı sıra kendini tedavi edici bir araç olarak kullanır.

Kimler psikoterapi alabilir?

Psikoterapi kelime olarak ruhsal iyileştirme anlamı taşısa da genellikle tek başına ruhsal rahatsızlıkların birincil tedavisinde tercih edilmez. Psikoterapi sürecine girmek için bir ruhsal rahatsızlık tanısı almış olmak da gerekmez. Terapide ruhsal rahatsızlığa yatkınlığı arttıran yaşam koşullarının, davranış ve kişilik özelliklerinin ve kişinin bilinçdışı engellerinin ele alınarak daha işlevsel ve rahatsızlığa yol açmayacak bir yaşam tarzının geliştirilmesi amaçlanır.

Hiçbir ruhsal rahatsızlığı olmayan ancak bilinçdışı süreçlerin etkisi ile kendisini verimsiz hisseden, ikili ilişkilerde sorun yaşayan, doyumlu sosyal ilişkiler yaşayamayan, bir karar aşamasında bocalayan, ne yapmak istediğine dair hedefi olmayan, yapmak istediği şeyi ve gideceği yönü bilse ve her tür donanıma sahip olsa da bir türlü harekete geçemeyen kişiler psikoterapi için ideal adaylardır.
Psikoterapi modern toplumun giderek bireyselleşen, yalnızlaşan dünyasında başarmak ve kendini gerçekleştirmek için çabalayan ve gerçek ihtiyaçlarına yabancılaşmış modern insanın ilacıdır.

Hangi rahatsızlıklarda uygulanır?


Psikoterapi belli durumlarda ve bazı ruhsal rahatsızlıklarda tek başına da uygulanabilir. Hafif depresif bozukluk, uyum bozuklukları, panik bozukluğu, sosyal kaygı bozukluğu gibi kaygı bozukluklarında ilaç kullanımını kısıtlayan durumlar varsa sadece psikoterapi uygulanabilir. İlaç kullanımında sakınca olmayan durumlarda öncelikli tercih psikoterapiyi ilaç tedavisi ile birlikte uygulamaktır.
Psikotik bozukluklar, şizofreni, bipolar bozukluk, hipokondriyazis gibi rahatsızlıklarda öncelikli tedavi kesinlikle ilaç tedavisidir. Destekleyici, farkındalık arttırıcı ya da eğitici psikoterapi bu rahatsızlıklarda yararlıdır ancak tek tedavi yöntemi olmamalı, ilaç tedavisine destek olarak uygulanmalıdır.
Her hastada da psikoterapi uygulanamaz. Terapiye kabul edilecek olan hastanın bazı koşulları karşılaması gerekir. Hastanın da belli bir zekâ düzeyine, eğitime ya da psikolojik düşünebilme yetisine sahip olması, değişme motivasyonu öncelikle aranan koşullardır.
Ne tür psikoterapi uygulamaları vardır?

Odaklanılan soruna göre bireysel, aile ve grup psikoterapileri uygulanabilir.
Bireysel psikoterapi birebir görüşmelerle, aile ve çift terapileri eşlerle terapistin birlikte görüşmesi ile ya da aile bireylerinin bir arada seansa katılması şeklinde uygulanır. Grup psikoterapileri benzer sorunları olan ya da belli bir amaç için bir araya gelen bir grup insan ve bir terapistin katılımı ile uygulanır. Bu terapiler de odaklanılan soruna ya da kullanılan yönteme göre değişiklik gösterebilir.
Psikoterapi uygulaması, odaklanılan soruna ya da seçilen yönteme göre değişmekle birlikte uzun ya da kısa süreli olabilir. Belli bir soruna odaklanılan terapiler 8-12 hafta gibi kısa süreli olabilir, daha yaygın sorunlara ya da yaşam tarzı değişimine odaklı terapiler yine yönteme göre değişmekle birlikte birkaç yıl sürebilmektedir.
Psikoterapi uzun ve zahmetli bir süreçtir. Bu sürecin başvuracak kişiler için caydırıcı olabileceği kolaylıkla öngörülebilir. Ancak psikoterapi reel anlamda bir insanın kendine, dolayısı ile de ailesi, işi, sosyal çevresi ve kariyerine yapacağı en büyük yatırımdır.



Uzm.Dr. Dr. Ayşegül Sütçü Yıldırım;