Bize öğretildiği gibi konuşuruz, yürürüz, yemek yeriz ya da giyiniriz. Bize öğretildiği gibi, bizim öğrendiğimiz gibi algılarız, yorumlarız, duygulanırız, yargılarız. Kısacası dünyaya geldiğimiz andan itibaren bir takım davranış kalıpları benimser ve bunlara göre düşünür, duygulanır ve davranırız. Kendi kalıplarımızın içinde kendi doğrularımızı belirler, mutlu mesut yaşarız. Ta ki kendi doğrularını belirlemiş başka biriyle karşılaşana kadar. O dakikadan sonra başlasın yanlış anlamalar, yargılamalar, sorgulamalar, iletişim faciaları…

Kuşağımızın en büyük devrimi, insanların zihinlerinin içini değiştirerek yaşamlarını değiştirebileceklerinin keşfedilmesidir.
William James, Psikolog


Özellikle iş yaşamında iletişimin ve kişiler arası ilişkilerin önemi tartışılamaz. Organizasyonlarda sürekli iletişim halinde olan pek çok insan çalışır ve işler aslında bu şekilde yürür.

Eric Bern tarafından geliştirilen Transaksiyonel Analiz (Karşılıklı Davranışsal Analiz) kuramında iletişim, kişiler arası ilişkiler yönünden ele alınır. Eric Bern ‘e göre organizasyonlarda iletişimin sorunsuz devam etmesi için insanlar arsındaki karşılıklı davranışların tamamlayıcı olması gerekir. Bu karşılıklı davranış kalıpları tamamlayıcı olduğu sürece iletişim sağlıklı şekilde yürüyebilir. Bunun içinde transaksiyonda (karşılıklı davranışta) bulunan kişilerin birbirlerinin hangi benlik / ego durumlarında olduklarını bilmeleri ve buna göre farklı tutumlar geliştirmelidirler.

Genel olarak Karşılıklı Davranışsal Analiz (Transaksiyonel Analiz) kuramının felsefesinin dayandığı temel unsurlar:

* Her insan duygusal olarak gelişmek ve özerklik kazanmak ister
* İnsanlar kendi kaderlerini belirleyebilir, yaşamlarının akışını değiştirebilirler. Bu yönde farkında olarak ya da olmayarak seçimler yaparlar ve seçimlerini yaşarlar.
* Tüm insanların varlıklarını farlılıklarına rağmen kabul etmeli ve saygı göstermelisiniz.

Bu kurama göre her bireyin kişiliğinde çocuk, ebeveyn ve yetişkin olmak üzere üç benlik durumundan birisinin ağır bastığına inanılmaktadır. Bireyler bu benlik durumları içerisinde geliştirdikleri duygu ve deneyimlere göre bir takım davranış kalıpları geliştirirler. Bir anlamda benlik durumları bizim yaşamla baş etmek üzere başkalarından ödünç aldığımız duygu, düşünce ve davranış kalıplarıdır. Benlik durumları bireyin şu anda içinde bulunduğu durumları ve bu bireyin daha önceki yaşantılarının tümünü temsil etmektedir. Her bireyin yaşam kayıtları kendine özgü olduğundan, benlik durumlarının içeriği de herkeste farklılık gösterecektir.

Dengeli bir kişi üç benlik/ ego durumunu da uyumlu bir biçimde kullanan kişidir.
Ebveyn/ Ana-baba benlik durumu bireyin yaşamında yer alan ebeveyn figürlerinin yaşadığı duygu, davranış ve düşüncelerden oluşur. (Bir nevi model alma sonucu ortaya çıkmış yaşantılardır.) Bu durum bize söylenilenler gibi davranmamız ya da bize davranıldığı gibi başkalarına davranmamızla ilgili olarak ortaya çıkmaktadır. (Hiç istemediğiniz halde ve eleştirmenize rağmen annenize, babanıza, büyükannenize ya da öğretmeninize benzeyen davranışlarda bulunduğunuz oldu mu?)

Ana-baba benlik durumu için iki genel davranış kalıbından söz edebiliriz:

Kontrol eden/otoriter ebeveyn durumunda kişiler daha sıklıkla doğru-yanlış, asla-daima, iyi-kötü gibi net ayrımlarda bulunurlar. “Başkaları ne der?, Ne kötü değil mi?, Niçin böyle yaptın?” türünde ifadeler kullanıp, diğer insanları kontrol etme ve sorgulama eğiliminde olabilirler.

Seven/destek olan ebeveyn durumunda ise kişiler daha çok “dikkatli ol, ben sana yardım edeceğim, unutma gibi destekleyici ve koruyucu ifadelerde bulunurlar.

Yetişkin benlik durumunda bireyin duygu, düşünce ve davranışları nesnel verileri işleyerek yaşamda karşılaşılan her türlü problemin çözümüne yönelik yaşantılardan oluşmaktadır. Kişiliğin olgun ve düşünceli kısmıdır. Yetişkin ego durumunda insanları onlara yüklediğimiz anlamlarla değil, oldukları gibi kabul ederiz ve bu ayrımın farkında oluruz.

Bu benlik durumu davranışlarımızda esnek olmamızı sağlar. Kişiliğimizi tanıyıp, davranışlarımızı seçebilmemize ve bu seçilen davranışların yarar ve sakıncalarını anlamamıza yardım eder.

Yetişkin benlik durumunu kullanan bireyler bilgi toplar, mantıklı davranır, olasılıkları tahmin eder, problemlere mantıklı bir biçimde yaklaşır ve çözer, duygu ve önyargılara göre değil, gerçek verilerle davranır.”Ne oldu?, Haydi araştıralım, Nasıl oldu?, Diğer alternatifler neler?” gibi ifadeler kullanırlar.
Çocuk benlik durumu bireyin yaşamla baş etmek üzere potansiyelini kullanırken kendisinin oluşturmuş olduğu ve çocukluğundan da izler taşıyan duygu, düşünce ve davranış örüntüleri takımıdır. Buradaki çocuk kavramı ile anlatılmak istenen temel varlığı korumaya yönelik yaşantılardır. Bu yüzden bu ego durumu yalnızca çocukluğa ilişkin yaşantılardan oluşmaz. Bir yetişkin de tüm yaşamını korumak için tıpkı çocukluğundaki gibi uyarıcılar almak ve tepkilerde bulunmak durumundadır.

Bu benlik durumunda da iki tür çocuktan bahsedebiliriz.

Özgür/doğal çocuk: İçimizdeki çocuk doğaya yakındır, disiplinli değildir, duygularıyla davranır, talepkar, yaratıcı ve spontandır. Genellikle “istiyorum, keşke benimde olsaydı” gibi ifadeler kullanırlar.

Uyumlu çocuk:
Ebeveynlerin yetiştirmesi sonucu ortaya çıkan benlik durumudur. Genellikle ebeveynlerinin istediklerini yapar, yoğun olarak kullandığı ifadeler; “özür dilerim, yapamıyorum”

Mini test

Yanınızdaki arkadaşınıza sordunuz: Saatin kaç? Arkadaşınız farklı ego durumlarını kullanarak sizi 3 farklı şekilde yanıtlayabilir;

* Dördü beş geçiyor (yetişkin)
* Sen artık kendine bir saat alsan iyi olacak (ebeveyn)
* Dünkü bu vakit (gülerek) (çocuk)
alıntı