Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Bağımlı Kişilik Bozukluğu ve tedavisi

Sağlık ve Hastalıklar Kategorisi Ruh Sağlığı (Psikoloji) Forumunda Bağımlı Kişilik Bozukluğu ve tedavisi Konusununun içerigi kısaca ->> Başka birinin desteği yada yardımı olmadan hiç bir şey yapamama Nedir Bağımlı Kişilik Bozukluğu, başka birinin desteği yada yardımı olmadan ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    stat Bağımlı Kişilik Bozukluğu ve tedavisi

    Başka birinin desteği yada yardımı olmadan hiç bir şey yapamama

    Nedir

    Bağımlı Kişilik Bozukluğu, başka birinin desteği yada yardımı olmadan hiç bir şey yapamama olarak tanımlanabilir. Ergenliğin ilk zamanlarında ortaya çıkan bu rahatsızlığın temelinde kişinin başkası tarafından korunma ihtiyacı ve bağımsız olmaktan korkması yatar. Bağımlı kişiler genelde yalnız kaldıklarında aşırı derecede rahatsızlık hissederler, çoğunlukla depresyonda ve gergindirler.

    Bu kişiler kendi yeteneklerine güvenmezler ve başkalarının her zaman daha iyi fikirleri olduğunu düşünürler. Birisinden ayrıldıklarında yada kaybettiklerinde çok büyük acı yaşarlar ve ilişkilerini devam ettirebilmek için her tür koşula ve duruma katlanabilirler.

    Bağımlı kişilik bozukluğu olan bireyler genelde pesimist, kendini küçük gören kişilerdir. Başkalarının eleştirilerini kendi değersizlikleri olarak algılarlar. Başkalarının kendilerini yönetmesine ve korumasına ihtiyaç duyarlar. İş hayatlarında sorumluluk gerektiren görevlerden, yöneticilik yapmaktan yada yaratıcılık gerektiren işlerden kaçınırlar.

    Bu kişiler genelde bir başkası için kendi ihtiyaçlarını bir tarafa bırakır, kendilerine yönelik kötü davranışlara katlanır ve kendilerini ifade etmekte zorlanırlar. Çoğunlukla kontrol eden, zorba, aşırı korumacı ve çocuk gibi davranan insanarla birlikte olurlar. Birlikte oldukları kişiler kendilerine zarar verse bile (şiddet kullanma, sözlü saldırıda bulunma, küçük düşürme, aşağılama vs..) ilişkiye devam ederler çünkü tek başlarına yaşayamayacaklarına inanırlar. Bütün yaşamları boyunca başka insanları rahatsız etmemek yada kızdırmamak için çaba sarfederek geçirirler. Kendi varlıklarından, bağımsızlıklarından ve bireyselliklerinden vazgeçerler.

    Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir ama başlangıcının ergenliğin başlarında geliştiği tespit edilmiştir. Araştırmalar anne – çocuk ilişkisinde aşırı otoriter yaklaşım ile aşırı korumacı davranışların hastalığın oluşumunda büyük etkisi olduğunu göstermektedir. Bu iki yaklaşım şekli kişinin kendi başına hareket edemeyeceğine, başkalarının korumasına ihtiyacı olduğuna ve insanlar ile ilişkisini devam ettirebilmek için her zaman başkalarının isteklerine beklentilerine ve taleplerine uyması gerektiğine dair inancın oluşmasını sağlamaktadır.

    Belirtiler
    1.Kendi başlarına karar verememek
    2.Pasiflik
    3.Kişisel sorumluluktan kaçınmak
    4.Yalnız kalmaktan aşırı derecede korkmak
    5.Bir ilişki bittiğinde büyük acı çekmek ve çaresizlik hissetmek
    6.Normal yaşam gereklerini yerine getirememek
    7.Terkedilme korkusundan başka bir şey düşünmemek
    8.Kritize edilme, kınanma, onaylanmama gibi yaklaşımlarda kolaylıkla incinme
    9.Başka insanlara aşırı derecede bağımlı olmak
    10.Uzun süreli bir ilişki içinde olma ve aşırı derecede sevgi gösterilmesine ihtiyaç duymak
    11.Aynı anda birden fazla insana bağımlı olmak (biri giderse diğerlerini devreye sokmak)

    Tedavi

    Bağımlı kişiler psikoloğa yada psikiyatriste kendi başlarına gelirler fakat şikayetleri aşırı bağımlı olmaları yada kendi kararlarını vermemeleri değildir. Bu kişiler çoğunlukla bağımlı olduklarını bilirler fakat bunun bir problem olduğunu düşünmezler, aksine bağımlı olmaktan hoşlanırlar. Tedaviye genelde sinirlilik, gerginlik yada depresyondan şikayet ederek gelirler.

    Bazı hastalar için sakinleştirci yada antidepresan gibi ilaçlar önerilebilir fakat bu tip hastalar ilaca karşı bağımlılık geliştirebileceklerinden dolayı zararlı olabilir. Hasta insanlara bağımlı olmak yerine bu sefer ilaca bağımlı hale gelebilir.

    Psikoterapi bu hastalar için tercih edilen tedavi yöntemidir ve Psikoterapi ile hastanın yavaş yavaş kendi yaşamlarını etkileyen kararlar almaları sağlanabilir. Sonuçlar genelde uzun süreli tedavi sonucunda gerçekleşir. Başlangıçta bu hastalar tedavisi kolay gibi görünebilirler çünkü bu kişiler ilgili, işbirliği yapan ve minnettar davranan kişilerdir. Tedaviye harfi harfine uyarlar ve doktorun söylediği her şeyi yaparlar. Fakat bir süre sonra hastanın sadece terapiste yada tedaviye bağımlılık geliştirdiği ve her hangi bir şekilde sorumluluk almaya yanaşmadığı görülür. Bu nedenle kişinin tedavi sırasında daha aktif olması gerekir. Bu değişim oldukça zordur ve bağımsız olmanın getireceği tehlikeler ile ilgili fantaziler geliştirmesine yol açabilir.

    Bu kişiler için belli hedeflere yönelik kısa vadeli terapi faydalı olabilir. Kişinin kendine güven geliştirmesi ve daha bağımsız olmaya yönlendirilmesi tedavinin temel hedefidir.

    ALINTI

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    stat Bağımlılık Ve İlişkili Kavramlar

    Bağımlılık kullanımı sorunu içinde önemli bir kavramdır. "Uyuşturucu" madde tanımında bile bağımlılık kavramı kullanılır. Bunlar "bağımlılık" yapıcı maddelerdir. Bu nedenle bağımlılığın çok iyi bilinmesi ve anlaşılması gerekir.

    Bağımlılık bir sendromdur. Psikiyatrik bozuklukların sınıflandırılmasına ilişkin DSM IV adlı kitaba göre bağımlılığın çeşitli ölçütleri vardır. Buna göre aşağıda yer alanlardan sadece üçü bağımlılık tanısı koymak için yeterlidir.

    1. Tolerans gelişmesi (kullanılan madde miktarının aynı etkiyi sağlamak amacıyla giderek artırılması)
    2. Madde kesildiğinde ya da azaltıldığında fiziksel veya ruhsal yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması
    3. Madde kullanımını denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan sürekli çabalar
    4. Maddeyi sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için büyük zaman harcama
    5. Madde kullanımı nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin azalır ya da tamamen bırakılması
    6. Maddenin tasarlandığından daha uzun ve yüksek miktarlarda alınması
    7. Fiziksel ya da ruhsal sorunların ortaya çıkmasına ya da artmasına rağmen madde kullanımının sürdürülmesi

    Bağımlılığı tehlikeli kullanımdan ayırmak gerekir. Tehlikeli kullanım, madde kullanımının kişinin kendine, hayatına ve çevresine zarar vermesidir. Bunlar içinde çeşitli zararlar sayılabilir. Madde kullanımına bağlı olarak kişi işine gitmez, okula devam etmez, işinde başarısızlıklar ortaya çıkar, ailesini ve çocuklarını ihmal eder ya da bedeninde fiziksel bozulmalar olur. Madde kullanımı nedeni ile tartışma, kavga gibi yineleyen kişilerarası ve toplumsal sorunlar, madde taşımak ve bulundurmak ya da madde etkisi ile gelişen davranış bozuklukları dolayısıyla yasal sorunlar ortaya çıkabilir.

    Bağımlılık bir süreç içinde gelişir. Kişi önce maddeyi dener. Ardından düzenli kullanmaya başlar. Onunda kişide bağımlılık gelişir. Bu nedenle her madde kullanan kişiyi bağımlı olarak adlandırmak yanlış olacaktır. Bağımlılığın evreleri vardır.

    Ancak aşağıda yeralan evreler bütün madde kullananlar için geçerli değildir. Farklı seyir izleyen durumlar da olabilir.

    1. Hazırlık evresi
    2. İlk madde kullanımı
    3. Madde kullanmayı sürdürme
    4. İlerleme evresi
    5. Bırakma evresi
    6. Tekrar madde kullanmayı düşünme (prolapse)
    7. Tekrar madde kullanımı (lapse)
    8. Tekrar madde kullanmaya başlama (relapse)

    Bağımlıların büyük çoğunluğu kontrol edebileceği inancı ile madde kullanmaya başlar. Hiçbir zaman bağımlı olabileceğini düşünmez. Amaç ara sıra kullanmaktır. Ancak sonuçta kişi bağımlı hale gelir. Çünkü, bağımlılık madde kullanımının kaçınılmaz sonucudur. Kişi bağımlı olduğunun farkına varamaz.

    Hayatta her nesne bağımlılığa yol açabilir. İnsan herhangi bir maddeye bağımlı hale gelebilir. Herşeyin bağımlılık riski vardır. Ancak bazı maddelerin bağımlılık potansiyeli daha yüksektir. İşte bu bağımlılık potansiyeli yüksek olan maddelere insanlar daha kolay ve sık olarak bağımlı olmaktadır.

    Kişi madde kullanmaya başladıktan ne kadar sonra bağımlılık gelişeceğine ilişkin yeterli veri elimizde yoktur. Bağımlılık gelişme riski kullanılan madde cinsine, maddenin saflığına, kullanılan kişinin fiziksel ve ruhsal yapısına göre değişir.

    Bağımlılık yapan maddelerin psikolojik etkileri çok yoğundur. Bu nedenle bir kez kullanım bile sorun yaratabilir. Örneğin kokain bir kez kullanıldıktan ve etkisi geçtikten sonra 15-16 saat süre ile istenmeyen ruhsal etkilere neden olur. Katkı maddeleri ile fazla karıştırılmamış eroin, ilk kullanımdan sonra bile bağımlılık yapabilir. Bu nedenle bu maddelerin bir kez kullanılması bile sakıncalı yaratır ve bağımlılık riski vardır.

    İnsan bir kez bağımlı oldu mu artık bir daha tam olarak bu bağımlılıktan kurtulamaz. Ancak bu demek değildir ki, bağımlılık düzelmez. Bağımlılık düzelir ancak iyileşmez. Kişi madde kullanmadığı sürece iyidir. Bir sorunu yoktur. Ancak madde kullandığı andan itibaren bağımlılık sorunu derhal canlanır ve her şey yeniden başlar. Örneğin alkol bağımlıları düzeldikten sonra her zaman arada sırada bir içmenin hayali ile yaşarlar. Ancak bu hayalin gerçekleşmesi mümkün değildir. Çünkü, bir kez alkolaldıktan sonra kısa bir süre içinde gene bütün gün içmeye başlarlar.

    Bağımlılığı şeker hastalığı gibi düşünebiliriz. Şeker hastalığında da kişi eğer şeker kullanmaz ve diyetine dikkat ederse, rahat yaşar ve hastalık onun için bir sorun olmaz. Ancak ne zaman şeker yer ise hastalık canlanır ve o kişi için ciddi bir sorun yaşanmaya başlar.

    Bağımlılık uzun zaman ruhsal ve fiziksel bağımlılık olarak ikiye ayrılmıştır. Fiziksel bağımlılık; maddenin varlığına karşı duyulan fizyolojik bir istektir. Beden uyuşturucu maddeye karşı bir adaptasyon geliştirir. Madde alınmadığı zaman, ortaya bazı belirtiler çıkar. Çünkü, bedenin bulduğu fizyolojik adaptasyon bozulmuştur. Kendini yeni duruma göre ayarlamak zorundadır. İşte bu dönemde belirtiler gözlenir. Ruhsal bağımlılık, alışkanlık, itiyat gibi diğer bazı terimler ile de açıklanır. Kişinin duygusal ya da kişilik yapısı gereği, gereksinimlerini tatmin etme, gidermek amacı ile o maddeye düşkünlüğü biçiminde tanımlanabilir, ruhsal bağımlılık. Ruhsal bağımlılıkta madde alındığında doyum, rahatlama ve haz meydana gelir. Ancak günümüzde bu iki tanım birbirinden ayrılmamaktır. Çünkü, kişide hem ruhsal, hem de fiziksel bağımlılık aynı anda görülebilir. Pratikte de bunun bir yararı yoktur. Fiziksel bağımlılık kısa bir süre içinde sonlanabilir. Ancak asıl sorun ruhsal bağımlılığın sonlandırılmasıdır. Bu daha uzun bir süreç ve çaba gerektiren bir durumdur.

    donuşumkonagı .net

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

Benzer Konular

  1. Sanal kişilik bozukluğu!
    İnci Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-05-2011, 04:24 PM
  2. Narsist Kişilik Bozukluğu
    simqe Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 04-03-2010, 05:06 PM
  3. Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu ve tedavisi
    dogangunes Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 05-10-2009, 11:57 AM
  4. Aşk yoksa kişilik bozukluğu mu?
    -BaDe- Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 10
    Son mesaj: 06-03-2009, 09:43 AM
  5. Şizotipal kişilik bozukluğu....
    güney Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 23-05-2008, 04:50 PM
Yukarı Çık