Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3

Obsesif-kompülsif Bozukluk Nedir ?

Sağlık ve Hastalıklar Kategorisi Ruh Sağlığı (Psikoloji) Forumunda Obsesif-kompülsif Bozukluk Nedir ? Konusununun içerigi kısaca ->> Obsesif-kompülsif bozukluk, kaygıyla (anksiyete) ilgili bir hastalıktır. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişilerde, istenmeyen, zorlayıcı ve genellikle hoş olmayan düşünceler (obsesyonlar) vardır. ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    stat Obsesif-kompülsif Bozukluk Nedir ?

    Obsesif-kompülsif bozukluk, kaygıyla (anksiyete) ilgili bir hastalıktır. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişilerde, istenmeyen, zorlayıcı ve genellikle hoş olmayan düşünceler (obsesyonlar) vardır. Bu takıntılı düşünceler, mikrop bulaşmasına ilişkin kaygılar, başkaları tarafından zarar görme ya da başkalarına zarar vermekle ilişkili mantık dışı korkular, kontrolünü kaybedip saldırgan davranışlarda bulunma korkusu ya da aşırı boyutlarda dini ya da ahlaki kuşkular şeklinde olabilir. 0bsesif-kompülsif hastalığı olan kişilerin çoğu, takıntılı düşüncelerinin mantıksız olduğunun farkındadır, ancak kendilerini bunları düşünmekten alıkoyamamaktadır; bu da sıkıntı duymalarına neden olmaktadır. Bu takıntılı düşünceleri hafifletmek amacıyla, ritüel şeklinde davranışlar olan kompülsiyonlar gelişebilir. Takıntılı düşüncelerin yol açtığı kaygıyı hafifletmek için, bu davranışlar sürekli tekrarlanır. Kompulsiyonlar, aşırı el yıkama, sayma, belirli sözcüklerin ya da davranışların tekrarlanması, bir dizi karmaşık eylemin son derece kesin bir sıra ile gerçekleştirilmesi ya da yapılan işlerin, belirli bir düzen içinde olduğundan emin olmak için, tekrar tekrar kontrol etme şeklinde olabilir.

    NEDENLERİ
    Obsesif-kompülsif bozukluğun nedenleri hâlâ araştırılmaktadır. Bazı uzmanlar, bu hastalığın, beyinde duygudurum ve bilinç kontrolünde rol oynadığı varsayılan, kimyasal bir haberci maddenin dengesizliğinden kaynaklandığını düşünmektedir.

    BELİRTİLERİ:

    Obsesif-kompülsif hastalığın belirtileri, hafif ya da şiddetli olabilir. Bazı hastalarda sadece obsesyonlar görülebilir. Hastalar, obsesyon ya da kompülsiyonlarını kısa sürelerle kontrol altında tutabilir, bu şekilde işte ya da okulda bunları gizleyebilirler. Ancak obsesif-kompülsif bozukluk, şiddeti arttıkça, kişilerin yaşamlarını gittikçe daha fazla işgal eder ve bu ritüelleri uygun şekilde yapabilmek için, günlük yaşam etkinliklerini yerine getiremez hale gelirler. Obsesif-kompülsif bozukluk bazen depresyon, yeme bozuklukları, madde kötüye kullanımı bozukluğu, bir kişilik bozukluğu, dikkat eksikliği bozukluğu ya da başka bir anksiyete bozukluğuyla birlikte görülür. Bu tür eşzamanlı hastalıklar ve hastanın sorununu saklama eğilimi, bu bozukluğa tanı konmasını ve tedavi uygulanmasını zorlaştırır. Dolayısıyla, obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler genellikle belirtilerin başlamasından ancak yıllar sonra tedavi olanağını bulurlar.

    TEDAVİ:
    Erken dönemde tanı konduğunda bu durum, psikoterapi (özellikle davranış tedavisi) ve ilaçla etkili biçimde tedavi edilebilir. "Maruz bırakma ve yanıtın engellenmesi" olarak anılan özel bir davranış tedavisi yönteminin, obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişilerin tedavisinde etkili olduğu gösterilmiştir. Bu yaklaşımda hasta, doğrudan ya da imgeleme yoluyla, kasıtlı olarak korktuğu nesneye ya da düşünceye maruz bırakılır. Son zamanlarda yapılan çalışmalar, bir nörotransmiter olan serotonin üzerinde etkisi olan ilaçların, obsesif-kompülsif bozukluğun belirtilerini önemli ölçüde azalttığını göstermiştir. Serotonin geri alım inhibitörleri (serotonin reuptake inhibitors: SRI'lar) ya da seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI'lar) olarak adlandırılan 5 ilaç (klomipramin, fluoksetin, fluvoksamin, paroksetin ve sertralin), obsesif-kompülsif bozukluğun tedavisinde kullanılmak üzere onaylanmıştır.

    obsesifkompulsif.com dan alıntıdır .

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    stat Çocuklarda Obsesif Kompulsif Bozukluk Belirtileri

    Obsesif Kompulsif Bozukluk olan çocuk ve gençlerde, Obsesif Kompulsif Bozukluk olabileceğini düşündürecek dolaylı belirtiler.

    Çocuklarda Obsesif Kompulsif Bozukluk Belirtileri olarak konsantrasyon problemleri, ders başarısında beklenmedik düşüş (kafasındaki takıntılı düşüncelerle mücadele etmekten, kendini derse, okumaya vermekte zorluk olarak sıralanabilmektedir.

    Diğer çocuklardan fiziki olarak uzak durmaya çalışmak (dokunmayı engellemek için) de Çocuklarda Obsesif Kompulsif Bozukluk Belirtilerdir.
    Okula gitmeyi istememe (evden uzak olursa kendine ya da evdekilere kötü bir şey olacağını düşünmek, okulda olduğunda aklına gelmesini engelleyemediği düşünceler)
    Banyoda uzun zaman geçirme (bir türlü yeterince temizlendiğine inanamama, temizlik için gerekenleri yeterince yapmamışlık hissi)
    Huysuzluk, keyifsizlik, ısrarcılık (dediğini yaptırmaya çalışmak, neden öyle istediğini bir türlü anlatamamak, görünüşte sebepsiz öfkelenmek)
    Ayrılık anlarını uzatmak (evden bir türlü çıkamamak; vedalaşmaları uzatmak, tam o sıralarda huysuzluk yapmak)
    İyileşmeyen cilt yaraları (özellikle elde, sık yıkanmaya veya deterjan vb cilde uygun olmayan temizlik malzemesinin kullanımına bağlı)

    alıntı

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    stat Obsesyonlar ve kompulsiyonlar

    Obsesyon (saplantı) irade dışı gelen, bireyi tedirgin eden, benliğe yabancı, bilinçli çaba ile kovulamayan, tekrarlayıcı düşüncelerdir. Kompülsüyon (zorlantı) ise çoğu kez saplantılı düşünceleri kovmak için yapılan, irade dışı yinelenen hareketlerdir.Bu tür saplantılar kişinin kendisine de aşırı derecede anlamsız, hatta saçma gelir ( Rabavilas &Hodgson, 1976). Kişi bu tür dürtü, düşünce veya düşlemlerine önem vermemeye ya da bunları baskılamaya çalışır. Ancak bu düşünceleri kafasından uzaklaştırmaya çalıştıkça bunlar aksine kişinin zihnine daha çok gelir. Bu tür dürtü ve düşünceler başka bir düşünce ya da davranışla etkisizleştirilmeye çalışılır. Israrlı, yineleyici, görünüşte bir amaca yönelikmiş izlenimini veren ya da kalıplaşmış her türlü davranış (örneğin; el yıkama, kontrol etme) yada zihinsel eylemler (örneğin; sayı sayma, bazı sözcükleri sessiz bir şekilde söyleyip durma) kompulsiyon olarak tanımlanır.
    Kompulsiyon, obsesyonların yarattığı sıkıntıdan kurtulmaya veya korku yaratan olaydan ya da durumdan korunmaya yöneliktir. Ancak kompulsyonlar kişiye haz ya da doyum sağlamaz. Başlangıçta kişi yapmaya doğru itildiği obsesyonu yerine getirmemek için bir direnç gösterir. Ancak obsesyonun oluşturduğu gerilim, kompulsyonun gerçekleştirilmesiyle kısa sürelide olsa atlatılmış olur. Bu obsesyon ve kompulsiyonlar kişinin zamanının önemli bir bölümünü (günde bir saatten daha uzun zaman alır) boşa harcamasına yol açar.

    Obsesyonların dört ana belirti grubu vardır :

    (a) Bulaşma ( kont*****syon ): En yaygın görülenidir. (Kişi sürekli olarak idrar, dışkı, toz ya da mikrop bulaşacağını düşünür. Bu bulaşmanın kişiden kişiye, nesneden nesneye geçtiğine inanır. Bu durumun yarattığı sıkıntıyı azaltmak için temizleme eylemlerine girişir, ya da onlardan kaçınmaya çalışır).

    (b) Kuşku : Kişi bazı işleri yapmadığına, unuttuğuna, ihmal ettiğine inanır. (Kapıyı kapattığından, ocağı kapattığından bir türlü emin olamaz bu nedenle kontrol etme kompulsiyonları başlar). Defalarca ocağı, musluğu, kapıyı kontrol etmeye çalışır.

    (c) Cinsel ya da saldırgan eylem düşünceleri : (Çocuğuna zarar vereceği, öldüreceği, cinsel tacizde bulunacağı gibi düşünceler).

    (d) Simetri - Kuralcılık : Bazı durumların belli bir düzen içinde olmasını isteme şeklindedir. (Masanın üzerindeki eşyaların belli bir düzene göre yerleştirilmesi, bu düzendeki en küçük bir değişikliği fark etme ve tekrar eski haline getirme).” (Nemiah, 1985, syf: 21)

    Obsesif Kompulsif Bozukluk her yaşta ortaya çıkması mümkündür fakat 09-25 yaşları arası risk daha yüksektir. Çocukluk döneminde veya ergenlikte ortaya çıkan Obsesif Kompulsif Bozukluk genellikle tik bozuklukları ile birlikte görülmektedir. Erişkinlik döneminde çıkan Obsesif Kompulsif Bozukluklar tedaviye daha iyi yanıt verirler ve kadınlarda daha sık görülmektedir. Dünya nufusunun %1-3 ünü etkilediği tahmin edilmektedir.

    Amerikan Akıl Sağlığı Enstitüsünün verilerine göre belirli bir yıl içerisinde 50 yetişkin kişiden birisi Obsesif Kompulsif Bozukluğa yakalanmaktadır. Görülme sıklığı çocuklarda yaklaşık 4 misli daha düşüktür.

    Türkiye Ruh Sağlığı Profili Raporunda 12 aylık dönem esas alınarak yapılan hesaplamalarda ise prevalans %0.5 bulunmuştur. Obsesif Kompulsif Bozukluğu olan hastaların birçoğunda ya başka bir anksiyete bozukluğu ya da depresyon olduğu gözlenmektedir.Obsesyon ile kompulsiyonlar arasındaki bağın farklı oluşu fobik bozukluk ile obsesif kompulsif bozukluğu birbirinden ayırır. Fobide, obsesyon gibi görülebilecek olan boyut, yani bir obje ve durumdan takıntılı bir biçimde korkma, ayrıca kompulsiyon yani korkulan nesne ve durumdan kaçınma tipiktir. Tirikotillomani (saç yolma hastalığı), dismorfofobi, hipokondriazis de obsesif kompulsif bozuklukla benzer özellikler taşır. Tirikotillomani vakalarında durdurulamaz bir biçimde saçla uğraşı ve yolma davranışı vardır. Saç yolma, saçlı deride bölgesel kellikler oluşturacak kadar dirençli bir davranıştır. Hipokondriaziste kişi bir hastalığa yakalanmış olduğunu düşünür. Aksi kanıtlansa dahi bu takıntısından vazgeçmez.

    Farklı Kuramlar ve Tedavi Yaklaşımları

    OKB literatüründe yapılmış olan sistematik gözden geçirme psikodinamik kuramlara dayalı tedavi yaklaşımlarının kontrollü çalışmalarda yeterince test edilmediğini göstermiştir. Ayrıca, psikodinamik yaklaşım ve davranışçı müdahaleler arasında kıyaslamalar yürütülmemiştir.

    Psikodinamik tedavilerle ilgili az sayıda çalışmadan toplanan veriler OKB etkisindeki hastalarda tutarlı olarak zayıf sonuçlar vermiştir. Daha iyi sonuçlar maruz bırakma türlerini (ör. Sistematik duyarsızlaştırma, paradoksal niyet, doyurma) ve OKB semptomlarının bloklanmasını (ör. İtitci uyarıcılarla terapi, düşünce durdurma) içeren davranışçı müdahalelerle elde edilmiştir.

    Terapinin sürdürülmesi ve prognoza ilişkin değişkenleri inceleyen çalışmalar OKB için davaranışçı tedavinin nasıl yönetileceğine yönelik bazı özel uygulamalar ortaya koymuştur. Bugüne kadar en iyi sonuçlar, hem obsesyonları hem de kompulsiyonları hedef alan maruz bırakma ve tören önlemenin birleştirilmesi ile üretilmiştir. Bu sonuç çoklu vaka çalışmaları ve maruz bırakma ve tören önleme değişkenlerine ilişkin son yirmi yılda yürütülen otuzdan fazla grup araştırması ile desteklenmiştir. Birleştirilmiş davranışçı strateji OKB semptomlarında %65’ten %85’e kadar değişen iyileşme ile tutarlı olarak olumlu sonuçlar vermiştir.

    OKB semptomlarındaki kazanımlar OKB semptomlarında müdahale edilmemiş OKB iyileşmesine genellenir gözükmektedir. Hem obsesyonlar hem de kompulsiyonlardaki bu önemli gelişmeler 4 ila 12 haftada 45-90 dakika süre ile 10 ila 20 arasında değişen göreli olarak daha az tedavi seansı ile sağlanmıştır. Pek çok çalışmada, 45-90 dakika süreleriyle maruz bırakma en yararlı olarak gösterilmiştir. Maruz bırakmaların şiddetine yönelik kademeli bir hiyerarşi tedaviye katılım ve uyumu arttırabilir ve hayali maruz bırakmayı işin içine katmak uzun süreli katkıları önemli ölçüde arttırıp semptomların tekrarını önleyebilir. Klinik birikim tedaviden maksimum kazanım sağlamak için hastanın kaldırabileceği en sıkı denetimli tören önleme yönetimini savunmaktadır. Klinik deneyim ayrıca pek çok hastanın etkililiği gösterilmiş olmasına karşın öz denetimli tedavidense terapist kontrollü maruz bırakma ve tören önlemeyi tercih ettiğini belirtmektedir.

    Maruz bırakma ve tören önlemenin yetişkinler kadar ergenlere de uygun olduğu gösterilmiş ve yaş, cinsiyet, medeni durum ya da eğitim düzeylerine özel bir yaklaşıma gerek görülmemiştir. Majör depresyon ya da genellenmiş kaygı bozukluğu gibi eş zamanlı bir tanıyı karşılayacak kadar şiddetli olmadığı sürece depresif ve kaygılı hastalar için özel bir terapi gerekli gözükmemektedir. OKB semptom özellikleri (süre, şiddet, biçim) genelde terapi sonuçlarının yordayıcısı değilken, bazı kişisel değişkenler (düşük motivasyon, yüksek reaktiflik, kişilik özellikleri) daha zayıf sonuçlarla ilişkilendirilmiştir. Her ne kadar aile desteği ile ilgili sınırlı bilgi olsa da, yukarıdaki bulgular aile üyeleri sıkıntı içindeki yakınlarına akla yatkın şekilde hoşgörülü olduğunda terapinin daha tatmin edici ilerlediğini ileri sürmektedir. Her ne kadar terapide eş desteği terapi sonucuna etki etmese de, terapiste hastanın maruz bırakma ve tören önleme prosedürlerini takip etmesini sağlama gücünü vermesi açıcından yararlı olabilir.

    Dr. Yasemin MERİÇ

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

Benzer Konular

  1. Bipolar Bozukluk
    İnci Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 23-04-2010, 10:05 AM
  2. Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu ve tedavisi
    dogangunes Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 05-10-2009, 11:57 AM
  3. çocukluk ve ergenlik cagı obsesif kompulsif bozuklugu
    Venhar Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-04-2008, 11:58 PM
  4. Yapay Bozukluk (YB)
    dogangunes Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-03-2008, 02:55 PM
  5. Obsesif ve Kompulsif Bozukluklar
    Runaw@y Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-10-2007, 03:53 PM
Yukarı Çık