3. Sayfa, Toplam 3 BirinciBirinci 123
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 28 Toplam: 28
  1. #21
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Psikolojik Hastaliklar Ve Ruh Sağlığı

    Duygudurum Bozuklukları

    Duygudurum bozuklu u nedir sorusunu yanıtlamadan önce, duyguların nasıl oluştu u konusunda bilgi edinelim.

    Her birey yaşamda mutsuzluk yaratacak bir olay karşısında üzüntü, keder ve endişe hisseder. Birey hissetti i duyguları içinde tutabilir, davranışlarıyla, sözleriyle dışındaki dünyaya yansıtabilir; bu do al bir durumdur. Veya ona mutluluk veren bir olay karşısında sevinç, neşe, coşku, heyecan hissedecek, ya bu duygularını içinde tutacak ya da davranışlarıyla ve sözleriyle dış dünyaya yansıtacaktır. Bu normal durum ne zaman patalojik olarak kabul edilmelidir ?

    Yaşamda karşılaşılan olaylara verilen tepkiler kişiden kişiye, topluma, kültüre, sosyal statüye, kişinin içinde oldu u zaman dilimine göre de işecektir. Özetle bir olay karşısında, kişinin o olaya yükledi i anlam, kişiden kişiye göre de işir. Nedeni bilişsel de erlendirmenin kişiden kişiye farklı oluşundandır.

    Bilişsel de erlendirme, yani bir olaya birey tarafından yüklenen anlam, şöyle belirlenir: Kişinin genetik yapısı (esnekli i, hoşgörüsü ve katılı ı) + yetişti i aile içindeki anne baba ö retileri + kardeş ilişkileri + büyükbaba büyükanne arketipleri (uzak geçmişten getirilen gelenek ve görenekler) + yetişti i sosyal çevre, kültür, okudu u okullar, ö retmenlerin aktardıkları ve arkadaşlar.

    Bir örnek verirsek;

    OLAY : Bir adam parkta yürürken yanındaki tartıştı ı arkadaşına tokat atıyor. Bu olayı 7 kişinin gördü ünü varsayalım ve bu 7 kişinin tek tek olaya yükledi i anlamlara bakalım.


    1. KİŞİ

    İNANÇ : Kimse kimsenin canını yakmamalıdır.
    DÜŞÜNCE : Şimdi bu adama gösteririm.
    DAVRANIŞ : Fiziksel ve sözsel saldırı.
    DUYGU : Öfke.

    2. KİŞİ

    İNANÇ : Kötü insanlar cezalandırılmalıdır. Tokadı haketmiştir.
    DÜŞÜNCE : Tokadı yedi ine göre kötü biridir.
    DAVRANIŞ : Gülümseme.
    DUYGU : Tatmin duygusu.

    3. KİŞİ

    İNANÇ : Bu adam tehlikeli.
    DÜŞÜNCE : Ya bana da vurursa ? Buradan gideyim.
    DAVRANIŞ : Kaçma.
    DUYGU : Korku.

    4. KİŞİ

    İNANÇ : Bu adam tehlikeli.
    DÜŞÜNCE : Buradan gitmeliyim ama ya etrafdakiler Bu ne korkak birisi derlerse ?
    DAVRANIŞ : Duraklama.
    DUYGU : Korku, kaygı.

    5. KİŞİ

    İNANÇ : Yaşamda şiddetle karşılaşmak da var.
    DÜŞÜNCE : Ben ne dayak yiyen insanlar gördüm.
    DAVRANIŞ : Davranış yok.
    DUYGU : Umursamazlık.

    6. KİŞİ

    İNANÇ : Bu adamın tokat yemesi ve küçük düşmesi ne feci.
    DÜŞÜNCE : Ya benimde başıma gelirse ?
    DAVRANIŞ : Duraklama.
    DUYGU : Üzüntü.

    7. KİŞİ

    İNANÇ : İnsanların birbirlerine böyle davranmalarına karşıyım.
    DÜŞÜNCE : Bu adam bir tokat daha yemeden ona yardım etsem mi ?
    DAVRANIŞ : Tedbirli davranma.
    DUYGU : Tedirginlik.


    Örne imizde görüldü ü gibi, bir olay karşısındaki duygu, düşünce ve davranışlarımız, inanç kalıplarımızdaki formülasyona göre belirlenmektedir.

    Tüm bu bilgilerin ışı ında neyin normal, neyin normal olmayan (patalojik) duygu, düşünce ve davranış oldu unu söylemek zordur. Aynı stres verici olayı yaşayanlardan bir kişi (örne in işten çıkarma) depresyona girebiliyorken, di er bir kişi İyi oldu. Bu iş bana hiç uygun de ildi diye düşünebilirler. 17 A ustos depremini yaşadı ımızda bazı insanlar çok korkup, parklar ve arabalarda sabahlarken, bazı insanlar Birşey olmaz inancı ile evlerinde kalmışlardır. Hangi davranışın normal oldu unu söyleyemeyiz.

    Bu durumda normal ve normal olmayan davranışı ya da tüm psikolojik ve psikiyatrik bozukluklar için normal olmayan patolojiklik sınırın tanımı olarak şöyle bir ölçüt kullanabiliriz : İş, aile ve sosyal yaşamı bozuyor olması. Yeni psikolojik akımlar bu görüşü benimsemişlerdir. Örne in alkol kullanımı (miktarını ölçmeden) iş, aile ve sosyal yaşamı ve bireyin kendisine bakımını bozuyorsa, patalojik de ilse, normal sosyal içki olarak kabul edilmektedir.

    Birey yaşam olaylarında, bir uçta çöküntü, di er uçta manik davranış olarak tanımlanan, aşırı neşe, aşırı herşeye gücü yeterlilik (infantil omnipotance), uçuşma (abartılı duygularla kendini ortaya koyma) davranışları arasında dalgalanmalar yaşayabilir. Bireyin bireysel bakımı, aile, iş ve sosyal yaşamı olumsuz olarak etkilenmiyorsa, durum normal olarak kabul edilmektedir.

    Bazıları istatistiksel normları normal kabul ederler. Yani Bir toplumun ortalama çizgisine uyanlar normaldir şeklinde tanımlamalar yapılagelmiştir. Bu durumda birbiriyle anlaşamayan bir çift, toplumun normal çizgisi boşanmaya karşıysa boşanmamalı mıdır ? Toplumun ortalama çizgisi normaldir diye bir tanımlama olamaz. Normal ve sa lıklı davranışların ölçütü bu nedenle bireyin kendisi olmalıdır. Bireyin kendi normali, yani ben normal mi davranıyorum ? sorusunu kendine sordu u noktada, o zamana dek olan duygu, düşünce ve davranışlarında bir sapma varsa ve bu sapmadan bir mutsuzluk, hoşnut olmama söz konusu ise, pataloji aramanın başlangıç noktası olarak buradan hareket edilebilir. Bu sapma bireyin kişisel bakımını, aile, iş ve sosyal yaşamını bozdu ise, birey bu durumdan şikayet edece i bir noktaya ilerlemişse ve şiddeti, süresi, niteli i bir hastalık tanımına do ru gidiyorsa, patalojik ve normal olmayan durum olarak kabul edilebilir.

    Duygudurum Bozuklu una geri dönersek, bireyin olaylar karşısında kendini hissetti i duygu durumu, aşırı kedere, çöküntüye, karamsarlık, zevk ve ilgi yitimi, suçluluk duyma, intihar e ilimi, durgunluk, suskunluk gibi depresyona kaymaya veya aşırı neşe, hareket, enerji, coşku ve konuşma artısı gibi maniye kaymışsa, ve bu iki uç arasında birey gidip geliyor ve patolojik bir durum, bir hastalık oluşuyorsa, bu duruma Duygudurum Bozuklukları adı verilir. Bazen bedensel, organik, fizyolojik bir hastalı a ba lı olarak oluşabildi i gibi ( Tiroid ), bazen organik bir belirti olmaksızın psikiyatrik ve psikolojik bir nedene ba lı olarak da ortaya çıkabilir.

    DSM 4 Duygudurum Bozukluklarını :

    1- Depresif Bozukluklar
    2- İki Uçlu Bozukluklar (Mani) - Depresyon
    3- Di er Duygudurum Bozuklukları şeklinde üçe ayırmıştır.
    1- DEPRESİF BOZUKLUKLAR

    DSM 4 Depresif Bozuklukları :
    1.1- Majör (Büyük) Depresif Bozukluk
    1.2- Distimik Bozukluk
    1.3- Başka Türlü Adlandırılamayan Depresif Bozukluk, olarak tanımlamıştır.

    1.1- MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUK
    Toplumumuzda % 10  25 arası kadınlarda, % 5  15 arası erkeklerde görülür. Biyolojik olarak Serotonin isimli hormonun eksikli inin bireyde depresyona zemin hazırladı ı bulunmuştur.
    Psikososyal etkenler arasında 10  11 yaşından önce anne ve babayı kaybetme, yaşamda partner kaybı en önemli etkenler arasında sayılır. Psikanalitik kuram yetişkin yaşamda , kayıp veya kayıp tehditleri, sevgisiz kalma, ilgiden yoksunluk gibi durumların depresyonu oluşturdu unu açıklar.
    Nesne ilişkileri kuramı, depresyonun , bebe in her ihtiyacına cevap veren ve bebe in iyi anne olarak gördü ü anne imajı (iyi nesne) ile, bebe in her ihtiyacına anında cevap veremeyen, engelleyen ve bebe in kötü anne olarak gördü ü (kötü nesne) imajlarını bir bütün, tek bir anne, bütün nesne olarak birleştirip bütünleyemedi i için oluştu unu söylemiştir.
    Nesne İlişkileri Kuramcısı Melanie Klein, depresyon oluşumu, depresyona yatkınlıkla ilgili çalışmalar yapan ve yayınlayan ilk analisttir. Bebe in onu sevip destekleyen, cevap veren iyi anne imajı ile, her istedi ini yapmasını engelleyen, durduran kötü anne imajını birleştirip tutarlı bir biçimde sa lam içselleşmiş iyi anne Bütün nesne oluşturmasının yetişkin yaşamında depresyona u ramamasında önemli bir etken oldu u görüşünü ortaya koymuştur. Klein bireyin infantil depresif durumu aşama****** yetişkinlikte depresif durum yaşadı ı görüşündedir.
    Di er bir görüş ise, depresyonla içe yönelmiş agresyonun (sıkıntı, endişe, kaygı, irite durumla saldırganlık birikimi) bir ilişkisi yoktur. Depresyon gerçeklikle, hayal edilenler arasındaki gerginlikten kaynaklanmaktadır. Bibringe göre :
    1- De erli ve sevilen biri olmak
    2- Güçlü ve üstün olmak
    3- Seven ve iyi biri olmak
    Bu alanlar bireyin kendisinden beklentilerinin oldu u alanlardır. E er bu alanlarda gerçek veya algı olarak birey kendini yeterli hissetmiyorsa, depresyon meydana gelebilir. Depresyonda kişi kendini güçsüz ve çaresiz hissederek, çözüm üretemez. Benlik saygısının düşmesi kişide depresyonu tetiklemektedir.
    KLİNİK ÖZELLİKLER
    Depresyonda kişinin daha önce zevk aldı ı etkinliklerden zevk alamaması ve ilgi kaybı anahtar iki bulgudur. De ersiz hissetme, utanma, hüzünlü hal, melankolik bir tutumla oluşur. Herhangi bir üzülecek olay karşısında üzülmekten daha farklı hissediş biçimi vardır.
    Bazen kişi depresyonda oldu unun farkında olmayabilir. Yaşamdan geriye çekilme Artık canım hiçbir şey yapmak istemiyor olarak tanımlanabilir. Gittikçe öz bakım, aile, okul veya iş yaşamında başarısızlı a neden oluşturacak istek ve enerji azlı ı oluşmaya başlar. % 80 uyku sorunu vardır ( Bakınız Uyku Bozuklukları - İnsomnia ). Gece sık sık uyanırlar, iştah azlı ı veya artması, kilo alma veya verme, cinsel istek azalması, adet bozuklukları görülebilir.
    Anksiyete, sıkıntı, endişe, kaygı, panik ataklar, alkol alma, başa rıları, kabızlık a rıları, sızılarla ortaya çıkan depresyonda bazen fiziksel ve organik bozukluklar aranabilir.
    Bazen Maskeli Depresyon olarak tanımlanan, bireyin canının sıkkın, isteksiz, huzursuz, irite, seslere karşı duyarlılık kazanmış, kıpırtılı bir hal içinde günlük sorumluluklarını yerine getirdi i görülebilir. Daha çok sosyal yaşamdan kaçınmak için kendi mantı ına göre geçerli nedenler bulur ve etkinliklere katılmaz. Bu daha sinsi bir ilerleyiştir.
    1999 Trabzon Psikiyatri Kongresinde her 4 kişiden birinin depresyon geçirdi i açıklanmıştır  Editör  ( Bakınız Depresyon)
    Depresyondaki kişilerin % 10  15i intihar girişiminde bulunabilir. Genelde düzelmeye başladıkları bir noktada yeterli güce sahip olarak intiharla ilgili tasarılar yapıp uygulamaya geçebilecekleri dikkate alınmalıdır.
    Erkekler depresyonda kadınlara göre 2 kat daha fazla, a layamadıklarından yakınırlar. Bu durumda kendine yönelik öfke bir organda belirti verebilir (mide a rısı, baş a rısı, sızılar v.b.)
    Majör Depresif Bozuklukta görülen belirtiler, en sık görülen belirtilerdir.
    1- İlgi kaybı.
    2- Enerji kaybı  Bitkin ve yorgun hissetme, libido azalması.
    3- Uyku Bozuklu u ( Az ya da çok uyuma, sık sık uyanarak tuvalete gitme).
    4- Yemek yeme alışkanlı ının de işmesi.
    5- Bedensel a rılar, sızılar (Organik bir bulgu olmaksızın).
    6- Konuşmada, hareketlerde ve düşünmede yavaşlama.
    7- Ajite olmak (Huzursuzluk, irite hal).
    8- De ersizlik duyguları (Kendini be enmeme, eleştirme, utanma).
    9- Suçluluk duyguları, kendini veya başkalarını suçlama.
    10-Bir konu üzerinde yo unlaşamama, dikkatin da ınık olması.
    11-Üzüntülü hissetme, karamsarlık.
    12-Çaresiz hissetme (Çözümler üretme yetisinin azalması).
    13-Anksiyetenin artması.
    14-Karar vermede güçlük çekme.
    15-Hiçbir zaman düzelemeyecekmiş gibi hissetme.
    16-Etkinliklere başlayabilmede güçlük çekmek.
    17-A layamama ya da çok çabuk a lama.
    18-Fobilerin ortaya çıkması (Deniz, asansör korkusu, vb. )
    19-Duygularını gösterememe.
    20-Cinsel istekte azalma veya depresyondan kaçınmak için aşırı cinsel eylemde bulunma ihtiyacı.
    21-İntiharla ilgili düşünceler, tasarılar ve bunlarla ilgili konuşmalar.
    22-İntihar düşünceleri olmadan ölme iste i (Ölsem de kurtulsam, artık herşeyi yaşadım, hayat hep aynı, herşey monoton )
    23-Depresyonla ortaya çıkan takıntılar (obsesyon). Sürekli elektrikleri kontrol etme, hırsız girecekmiş gibi düşünceler.
    24-Hezeyan atakları.
    25-Kişili in çözülmesi. 2 ayda 2  3 farklı insanmış gibi kendini hissetme.
    Her zaman, her kişide majör depresif bozukluk görülmeyebilir.
    Hangi belirtisinin hangi kişide görülece i yine o kişinin dinamikleriyle ilgilidir ve araştırılması gerekir.
    DSM 4 :
    1- İlgi kaybı, yaşamdan geriye çekilme.
    2- Enerji kaybı. Bitkin ve yorgun hissetme.
    3- Suçluluk duyguları.
    4- Uyku ve Yemek Yeme Bozuklukları.
    5- Etkinliklerden zevk alamama.
    6- İntihar düşünceleri.
    Bu belirtileri olan kişilerin Depresyon tanımı alabilece i açıklanmıştır.
    DSM 4, Majör Depresif Bozuklu u, 3 alanda toplamıştır :
    1.1.1- Emosyonel (Duygusal) alanda.
    1- Depresif duygudurumu
    2- Hiçbir şeyden zevk alamama

    1.1.2- Vejetatif alanda
    1- İştahta de işiklik.
    2- Uyku Bozuklukları
    3- Yorgunluk - bitkinlik
    4- Hareketlerde yavaşlama, donuklaşma.
    1.1.3- Kognitif (Bilişsel)alanda :
    1- Suçluluk ve de ersizlik düşünceleri
    2- Konsantrasyon güçlü ü
    3- Ölüm ve intihar düşünceleri
    Depresyonda kişilerde bilinç bozuklu u görülmez. Unutkanlık, dikkat ve dikkati bir konuda yo unlaştıramadı ı için görülebilir. Dalgın da olabilirler. Zihin berrak de ildir, karmakarışıktır. Gazete okuyamama, televizyon izleyememe sıklıkla görülür ve en geç ortadan kalkan belirtilerdir.
    MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUKTA DÜŞÜNCE, DUYGU VE DAVRANIŞ
    DÜŞÜNCELER
    Düşüncelerde yavaşlama, sesin alçalması ve hafiflemesi, geç cevap verme, konuşma azlı ı yanında ölüm ve kötü haber bekleme gibi konularda konuşurlar. Olumsuz düşünceler, tek bir olaydan genelleme yapma ( Bir komşusu sabah günaydın dememişse Kimse beni sevmiyor diye düşünmek ). Hiçbir şeyi haketmediklerine dair düşüncelerle iyileşmek istemeyebilirler.
    Yaşamı tek boyutlu ve siyah-beyaz gören bir inanç sistemleri vardır. Ya hep, ya hiç düşünce sistemlerini şöyle örnekleyebiliriz :
    1- Yaptı ım işin bir de er taşıması için mükemmel olması gerekir.
    2- Mutlu olabilmek için yaptı ım bu işte başarılı olmalıyım.
    3- Hata yaparsam bu benim yetersiz, beceriksiz oldu umu gösterir.
    4- Sensiz yaşayamam.
    5- Benimle aynı fikirde olunmazsa bu benim sevilmedi imi gösterir.
    6- Bir insan olarak de erimin göstergesi, başkalarının benim hakkımda düşünceleridir.
    7- Birine kızdıysam, artık onu sevemem.
    8- Birini sevmek demek ona hiç kızamamak demektir.
    9- Birinden birşey istersem ona ba ımlı kalırım.
    RET (Rasyonel Emotif Terapi) terapist Beck, depresif kişilerde üç alanda hataların ortaya çıktı ını söylemiştir.
    1- Kendi benli ine
    2- Gelece ine
    3- Dünyaya karşı olumsuz bakış açısında
    Bunları üçlü (triad) yakınma olarak sınıflamıştır.
    Depresyona özellikle yaşlı hastalarda % 25 hipokondriazis (Hastalık hastalı ı) eşlik eder. Tedaviye en dirençli kabul edilen hasta grubudur. Sürekli yakınan, sızlanan ve geçmek bilmeyen a rılarından şikayet eden kişilerdir. A rı genelde baş, gö üs, karın, omuz, sırt a rıları şeklinde görülür. Omuz ve sırtta görülen uzun süreli a rılar, inatçı bir somatizasyondur. Kuruntular, iyi anne baba, eş, evlat olamama, sürekli gelecekle ilgili karamsar düşünceler (işsiz kalma, parasız kalma endişeleri), ileriye yönelik gereksiz bir para biriktirme endişesi ile para harcadı ında kendini suçlama düşünceleri geliştirirler. Psikolojik kuramlar sürekli tekrarlanan bu karamsar ve mutsuz düşünceleri Geviş getirme şeklinde tanımlamışlardır.
    DUYGULAR
    Kararsizlik nedeniyle çaresizlik ve ba ımlı hissetme, acı duyma, üzüntülü hal tüm depresyonlarda ortak bir belirtidir. Ailelerine, sevdiklerine, hobilerine karşı duygusal ba ları gittikçe azalmaya başlayabilir. Boşluk duygusu ve anlamsızlık daha geniş yer tutar. Zevk alınan etkinlikler azalarak, yük gibi hissedilmeye başlanır. Genel bir isteksizlik ve ilgisizlik, tepkisizlik, zamanın zor geçmesi, cinsel etkinli e karşı duyarsızlık görülebilir. Bencillik başlar. Di er insanların duygu ve düşünceleri ile ilgilenmezler. Yalnız kalmayı isterler ama gittikçe çocuklaştıkları için kendilerine bakım verenlere ba ımlılıkları vardır (Regresif Ba ımlılık).
    Bu hastaların yaklaşık yarısı depresif duyguları inkar ederler (Maskeli Depresyon ya da Gülümseyen Depresyon). Genelde aile ve iş arkadaşları tarafından kendilerinde yaşamdan geriye çekilme, düşmanca duygular farkedilirse tedaviye getirilirler.
    DAVRANIŞ
    Depresyonun başlaması ile fiziksel etkinlikler azalır. Hasta çok alçak sesle ve monoton konuşmaya başlar. Her davranış için aşırı bir çaba gösteriyor gibidir. Bazen ileri derecede hareketsizlik, yemek yememek, tırnak yeme, el o uşturma, saç teli koparma, masaya parmaları ile ritmik bir şekilde vurma veya bir şeyle sürekli oynama, bacakları sallama, ileri geri sallanma hareketi, çok sigara içme, aşa ı yukarı gezinme görülebilir.
    Bu hastalar zamanla ba ımlı, hareketsiz ve çaresiz hale gelebilirler ve yardım görürler. Ancak yardımı reddedebilirler; çünkü hem kendilerini güvensiz hissederler, hem de başkalarına muhtaç olmaktan ötürü kendilerini aşa ılanmış hissederler. Destek aldıkları, kendilerine bakım veren kişilere karşı, kendi çaresizliklerini hatırlattı ı için düşmanca duygular beslerler. Reddedilmeye karşı aşırı duyarlılık kazanmışlardır.
    Depresyonda birey kişilerarası ilişkilerinde güçlükler yaşamaya başladı ı için, çözüm üretme yetisi de azalmıştır. Yetersizlik duyguları nedeniyle başkalarıyla iletişime girmekten kaçınarak uzak durur. Bu da yalnızlık ve reddedilme duygularının artmasına neden olur. Hasta hem ilişkiye girmek ister, hem de terkederek kendisine zarar verecek ilişkilerden uzak durmaya çalışarak bir kısır döngünün içine girer. İnsanlardan veya yakınlarından yüzeysel olarak uzak, çekingen durur ve düşmanca davranabilir. Kronik depresyondaki kişilerde kaza geçirmeye yatkınlık gibi kendine zarar verici davranışlar da görülebilir.
    Sigaranın aşırı tüketimi, alkol kullanımının artması, depresyonun başlangıç noktası olabildi i gibi, depresyona giren kişilerde alınan alkolün azalması da görülebilir.
    Depresyon tedavi edilmez ve uzun süreli (kronik) bir hale dönüşürse, birey hiç istemedi i, sevilmedi i, aşa ılandı ı gibi duygulara kapılarak, kendisine destek ve bakım veren kimselere karşı suçlayıcı ve düşmanca davranarak, uzaklaşabilir. Evlilik yaşamını, işini ve yakınlarını terkedebilir. Cinsel isteksizlik nedeniyle, erkeklerde cinsel yönden uyarılma , erotize olma güçlü ü (empotans), erken boşalma görülür. Bu da hastanın daha fazla yetersizlik hissetmesine neden oluşturur ve hasta partnerinden uzaklaşır. Kadınlarda cinsel ilgi ve istek olmadan cinsel yaşam sürdürülebilir. Regl (adet) kanamaları düzensizlik gösterebilir.
    MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUK
    GİDİŞ VE TEDAVİ
    GİDİŞ
    Her yaşta başlayabilen ama ço u kez 20li yaşların ortalarında görülen Majör Depresyon tedavi edilmezse, 6 ay ve daha uzun sürebilir. Kimi belirtiler (semtomlar) aylar ya da yıllarca sürebilir.
    Majör Depresif Bozukluk boşanma, iş kaybı, aileden sevilen birinin ölümü gibi nedenler sonrası ortaya çıkar. Alkol, uyuşturucu madde kullanımı da ortaya çıkmasını kolaylaştırır.
    A ır Majör depresif bozukluk geçirenlerden yaklaşık %15inin intihar etti i belirtilmiştir.
    Majör Depresif Bozukluk öncesinde Distimik Bozukluk (Bakınız Distimik Bozukluk) görülebilir. Organik bir hastalı a ba lı olarak ve Borderline, Obsesif-Kompulsif Bozukluk, Anorexia Nervoza, Bulimia Nervoza gibi bozukluklardan da sıklıkla ortaya çıkabilir.
    TEDAVİ
    Tedavi Psikoterapi ve ilaç tedavisi ile birliktedir. Destekleyici Psikoterapi ve Dinamik Psikoterapiden yarar sa lanır.
    İlaç tedavisinde Antidepresanlar yüksek oranda yarar sa larlar ve hastalı ın iyileşme sürecinin kısaldı ı bildirilmiştir. ( 1999 Trabzon Kongresi  Editör)
    1.2- DİSTİMİK BOZUKLUK
    Distimik Bozuklu un başlıca özelli i, en az 2 yıl, hemen her gün, yaklaşık gün boyunca süren, kronik depresif bir duygudurumun varlı ıdır. Bu insanlar kendilerini kederli ya da hüzünlü olarak tanımlarlar. Çocuklarda irrite hal ile ortaya çıkabilir. Bir yıl sürmesi durumunda bu tanıyı alabilir (DSM IV). İştahsızlık veya aşırı yemek yeme, uykusuzluk ya da aşırı uyku uyuma, enerjinin düşük olması, yorgunluk, benlik saygısının düşmesi, düşünceleri yo unlaştıramama, umutsuzluk duyguları ve karar vermede güçlük çekme görülür. Bu kişiler sürekli kendilerini eleştirirler ve ilgileri azalır. Kendilerini yetersiz bulurlar, çekici hissetmezler. Bu depresif durum bir parçaları oldu u için de, sorulmadıkça yakınmazlar; çünkü hep böyledirler.
    İki yıl içinde ( çocuklar ve ergenler için 1 yıl ) iyi hissedilen ara dönemler, 2 aydan daha uzun sürmez.
    Depresif durum toplumsal ve mesleki alanda, üretkenlikte sıkıntıya neden olur.
    Distimik bozuklukta en sık yetersizlik duyguları, genel bir ilgi kaybı ve hiçbir şeyden zevk alamama, toplumdan uzaklaşma, suçluluk duyguları ya da geçmişle ilgili düşüncelere dalmalar, yaşam etkinliklerinde ve üretkenli inde azalma, etkin olamama görülür; ayrıca hızlı göz hareketleri vardır.
    Ailelerinde Majör Depresif Bozukluk olanlarda daha sık görülür.
    Çocuklarda her iki cinste eşit görülür. Ço u kez okul başarısında ve toplumsal etkinliklerde bozulmalara neden olur. Bu çocuklar irrite, ters, huysuz ve asabi dirler. Benlik saygıları ve toplumsal becerileri düşüktür; karamsardırlar. Kadınlarda erkeklerden 2  3 kat fazla görülür. Sıklıkla Kişilik Bozuklu uyla birlikte görülebilir. İlaç tedavisinde anti-depresanlardan yararlanılır.
    2. İKİ UÇLU BOZUKLUKLAR - MANİ - DEPRESYON
    MANİK EPİZOD (UÇUŞMA  YÜKSELME)
    Kişide, normal kendilik çizgisi dışında, ola anüstü kendini çok iyi hissetme, neşe, coşku, keyifli hal, taşkınlık ile ortaya çıkar. Birey herşeye kahkahalarla gülmeye, şarkılar söylemeye, içi içine sı maz bir heyecan duymaya, neşesinden mutlulu undan sözetmeye başlar. Çabuk sinirlenme, irite hal, aşırı bir taşkınlık, kızgınlık, öfke, saldırganlık görülebilir. Bir üstünlük duygusu ile di er insanlara saygısızca davranma, eşyalara zarar verme, vurup kırmalar, küfürlü konuşma görülür. Coşku, heyecan ile kısa süren üzüntülü hal ve a lama arasında dalgalanan bir duygudurumu gösterir. Aşırı kendine güvenme ve büyük görme, çocuksu bir herşeye gücü yeterlilik hissetme ile kendini sergileyen davranışlar ortaya çıkar. Sosyal mesafeleri umursamayan bir rahatlık, girişkenlik içindedir. Sürekli heyecan içinde yeni projeler üreterek, durmadan konuşur. Yeni alanlara ilgi ve istek duymaya başlar. Metafizik ve Felsefe içeren konulara do ru kayabilir.
    Konuşma hızlanmıştır. Bir konuyu anlatırken ça rışımları çok hızlandı ı için düşünceden düşünceye sıçrar. Ana konu kaybolur. Zihninin berraklı gından ve tıkır tıkır işleyişinden sözeder. İnce ayrıntıları büyük bir dikkatle görür ve anlatır. Dikkat artmış, her şeye yönelmiş, bellek artmış ve güçlenmiştir. Bir konuya konsantre olup yo unlaşamaz. Kendine güven aşırı derecede arttı ı için riskli davranışlar ortaya çıkar. Kendinin ve di er insanların yaşamını dikkate almaksızın hızlı araba kullanma, aşırı para harcama ve riskli yatırımlar yapma görülür. İlerleyen boyutta (Psikotik düzeyde) dünyayı kurtaracak kişi (Kurtarıcı peygamber, Atatürk, Başbakan v.s.) olmak gibi Megalomanyak sanılar (hezeyan) ortaya çıkabilir. Veya paranoid (şüpheci) düşünceler; "Beni izliyorlar, dinleme aygıtları yerleştiriyorlar, düşmanlarım bana komplo kuruyor" düzeyinde olabilir. İlerleyen kronik (uzun süren) durumda, Psikiyatride Schneider belirtisi adı verilen Bana emir veren ve yöneten sesler duyuyorum belirtileri ortaya çıkabilir.
    Konuşma hızlanmış ve artmıştır. Yüksek sesle, karşısındakini dinlemeden ve söz hakkı vermeden, bu duruma hiç aldırış etmeden konuşur. Ça rışımları çok arttı ı için konudan konuya, düşünceden düşünceye sıçrayarak gider. Hareketleri hızlanmış, enerjisi yükselmiş ve hiç tükenmeyecek gibidir. Gece gündüz geç saatlere kadar çalışıp yazılar yazıp, projeler düzenleyip, çizimlerini duvarlara yapıştırabilir. Yerinde duramayıp, aşa ı yukarı gezinerek dolaşır. Seyahatlere çıkabilir. O an için zevk verici fakat sonuçları kötü olabilecek ilişkiler, parasını malını sa a sola saçıp, aşırı cömert davranışlar görülür. Alkol ve uyuşturucu kullanmaya başlayabilir. Kendini hiç ilgilendirmeyen başka insanların işlerine karışır, kavgalar çıkarabilir. Uykusu azalmıştır ama uykusuzluktan yakınmaz. Cinsel iste i ve performansı artmıştır.
    Amerikan Psikiyatri Birli i, Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal el kitabına (DSM IV  199 göre, Manik Epizodun ölçütleri şöyledir.
    1- Ola andışı ve sürekli, taşkın, kabarmış, irite, ayrı bir duygudurum döneminin olması.
    B- Duygudurum Bozuklu u dönemi sırasında aşa ıdaki belirtilerin görülmesi
    1- Benlik saygısında abartılı bir artış (Aşırı kendine güvenme  güçlü hissetme)
    2- Uyku gereksiniminin azalması
    3- Her zamankinden daha fazla konuşkan olma ya da konuşmaya tutma.
    4- Fikir uçuşmaları (sıçramalar) ve düşüncelerin sanki yansıyor gibi birbiri ardısıra gelmesi yaşantısı.
    5- Dikkat da ınıklı ı (yani, dikkat önemsiz ya da ilgisiz bir dış uyaranla kolaylıkla da ılabilir)
    6- Amaca yönelik etkinlikte artma (toplumsal yönden, işte ya da okulda, cinsel açıdan) ajitasyon.
    7- Kötü sonuçlar do urma olasılı ı yüksek, zevk veren etkinliklere aşırı katılma (Örne in elindeki bütün parayı alışverişe harcama, düşüncesizce cinsel girişimlerde bulunma ya da aptalca iş yatırımları yapma)
    8- İş yaşamı, sosyal yaşam ve özel ilişkilerde önemli ölçüde bozulma ve durumun başkalarınca gözlemlenmesi.
    Bu belirtinin artması ile Hipomani oluşabilir.
    KARIŞIK (MIXED) EPİZOD
    Majör Depresif Bozukluk Epizodları, Manik Epizodlarla birlikte görülürse; yani kişi depresif bir halden, coşkulu, neşeli, taşkın, abartılı manik davranışlara dalgalanıp geçiyorsa, Karışık (Mixed) Epizod adı verilir. Mevsimsel özellikler taşır. Belirleyici anksiyete ve strese neden olacak bir durum olmadı ı halde, sonbahar ve kışta depresif durum, ilkbaharda depresyonun kalkması görülmektedir.
    TEDAVİ
    Tedavi manik epizodlarda ilaçla yapılmaktadır. Daha sonra ilaç tedavisi ve psikoterapi ile devam edilir. İlaç tedavisi bittikten sonra Destekleyici Psikoterapi ile devam edilmelidir. Manikler, üstünlük duygusu taşıdıkları dönemlerde psikoterapiye devam etmeyebilirler.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #22
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Psikolojik Hastaliklar Ve Ruh Sağlığı

    Eviçi Şiddet


    Acil birimlerde eviçi şiddet, genellikle bildirilmemekte, fark edilmemekte ve tedavi edilmemektedir.

    Shakespeare'in büyük trajedilerinden biri olan Othello'da, ana karakter, kıskançlı ının ve karısının ihanetinden duydu u kuşkunun o kadar etkisindedir ki, onu sözel olarak taciz eder ve sonunda bo arak öldürür.

    Eviçi şiddet olayları, edebiyatta ve sanatta sık olarak işlenmektedir. Günümüzde eviçi şiddet, hekimler ve toplumdaki di er örgütler için gittikçe artan bir kaygı konusudur. Eviçi şiddetin, 15-44 yaşlarındaki kadınlarda, başta gelen bir travma nedeni oldu u düşünülmektedir.

    JAMA'nın bu sayısında özet olarak sunulan bir makalede, hastanelerin acil birimlerine başvuran kadınların yaklaşık %37'sinin yaşamlarında eviçi şiddete maruz kaldıkları bildirilmektedir. Buna ra men, daha önce yapılan çalışmalar, bu tür tacize maruz kalan kadınların %5 gibi küçük bir bölümüne, acil birim personeli tarafından tanı kondu unu ve tedavi uygulandı ını göstermektedir. Bu çalışmada aynı zamanda, son bir yıl içinde kadınların %14'ünün fiziksel ya da cinsel istismara maruz kaldıklarını, %2'sinin ise bu tür şiddet nedeniyle maruz kaldıkları yaralanmalarla hastaneye başvurduklarını söyledikleri bildirilmektedir.

    Araştırmacılar, acil birim personelinin, eviçi şiddet konusunda daha bilinçli olmaları, şiddete maruz kalmış kadınları tanımaları ve tedavi edebilmeleri ve ileride maruz kalabilecekleri şiddeti önleyebilmeleri gerekti ini düşünmektedirler.

    EVİÇİ ŞİDDET NEDİR?


    Eviçi şiddet (aynı zamanda eşe yönelik şiddet olarak da anılır), eş, eski eş, erkek ya da kadın arkadaş ya da aynı evde oturan bir kişi tarafından fiziksel şiddet uygulanması şeklinde tanımlanır. Günümüzde sadece ABD'de, her 15 saniyede bir kişinin eviçi şiddete maruz kaldı ı tahmin edilmektedir; bu, her yıl 2.5 milyon kişinin eviçi şiddete maruz kalması anlamına gelmektedir. Eviçi şiddetin bir şekli olan baskı, bir ilişkide şiddet ve sindirme, tehdit, psikolojik taciz ya da çevreden ayırma gibi yöntemler kullanılarak, karşısındaki kişi üzerinde korku ve kontrol oluşturulmasıdır.

    EVİÇİ ŞİDDETİN DURDURULMASINA NASIL YARDIMCI OLABİLİRSİNİZ?



    Bir eviçi şiddet olayını gördü ünüzde ya da duydu unuzda, hemen polis ça ırın.

    İş arkadaşınızın, dostunuzun, komşunuzun ya da sevdi iniz birisinin baskıya maruz kaldı ından kuşkulandı ınızda, onunla konuşarak ya da yardım için başvurmasını teşvik ederek, olaya müdahale etmeyi düşünebilirsiniz.

    Başkalarının eviçi şiddet konusunda bilgi edinmelerine yardımcı olun. Bulundu unuz işyerine, derne e ya da kulübe konuşmacılar ça ırmayı düşünebilirsiniz.
    EVİÇİ ŞİDDETE MARUZ KALDIĞINIZDA NE YAPABİLİRSİNİZ?

    Eviçi şiddete maruz kaldı ınızda, acil tıbbi yardım için başvurabilir ya da kadınlara şiddet uygulanmasını önlemeye yönelik bir kuruluşu arayabilirsiniz.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  3. #23
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Psikolojik Hastaliklar Ve Ruh Sağlığı

    Evlilik Sorunları, İletişimsizlik ve Cinsel Sorunlar


    Evlilik aslında birbirinden farklı iki insanın paylaşmaya başladı ı yeni bir hayat dönemi olarak de erlendirilir. İnsan hayatındaki her de işim strese sebep olur ancak evlilik gibi köklü de işimlerin yeri daha bir farklı olmaktadır. Şöyle düşünün kültürel olarak aile yaşantısı olarak birbirinden farklı iki kişinin aynı evi aynı zaman ve mekanı paylaşmaya başlamaları hayatınızda ne kadar radikal bir de işimdir.

    Hele birde eşinizle öncesinde tam tanışmadı ınızı düşünün. Belki de hep güzel saatleri paylaştınız ve birbirinize göstermek istedi iniz yüzünüzü gösterdiniz. Gülünecek neşeli anları paylaştınız. Ancak artık evlisiniz ve iki kişilik düşünmek zorundasınız. Bu durumda kendinizi kısıtlanmış gibi hissetmeniz gayet do aldır. Karşı tarafın da aynı duyguları paylaştı ını unutmayın. Bunu böyle düşündü ünüzde karşılıklı anlayışla bazı sorunların üstesinden gelebilirsiniz.

    E er her iki zaman içersinde çözülecektir. Ancak bunun yanında yeni yaşamınızda ortaya çıkabilir. Yeni yaşamınızda de işen bir şeyde artık düzenli bir cinsel yaşamın başlaması. Özellikle toplumumuzda insanların büyük bir ço unlu u ilk cinsel deneyimlerini eşleri ile yaşamaktadırlar. Daha önce yaptı ım bir araştırmada erkeklerin % 40 ı ilk deneyimlerini kendi eşleri ile geçekleştirdiklerini gördüm. Bu oran kadınlarda daha da yüksek çıkmıştı. Dolayısıyla tecrübesiz iki insanın bir araya gelmesi üstelikte yanlış bilmeleri nedeniyle bazı cinsel sorunlarda karşımıza çıkmaktadır.

    En sık evlili in ilk günlerinde cinsel birleşmeyi başaramama karşımıza çıkmaktadır. Bunun temelinde bazı törelerinde etkisi vardır. Kapıda birileri sizden haber beklerken sınavdaki bir genç gibi performans kaygısı yaşayan ve cinsel organında sertleşme sorunu yaşayıp ilişkiye girmeyenlerle sıkça karşılaşmaktayız.

    Bazen de cinsel ilişkide yaşayaca ını sandı ı için kendini aşırı kasan ve bu nedenle ilişkiyi başaramayan genç kızlarla da karşılaşmıyor de iliz.İlişkiye müsaade etmeyecek kadar vajina kaslarında kasılma ile giden duruma ise vaginismus diyoruz.

    Tüm bu durumlar bazen kendili inden çözülebilir ancak bazen de çözümlenemeyen basit sorunlar ayrılmaya varacak nahoş durumlarla karşımıza çıkmaktadır. E er bir iletişim sorununu kendiniz çözemeyecekseniz sorunun çözümü için bir profesyonele başvurmaktan çekinmemelisiniz.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  4. #24
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Psikolojik Hastaliklar Ve Ruh Sağlığı

    Manik Bozukluk

    Manik Bozukluk, iki ayrı kelime ile tarif edilebilir :
    HIZLANMA VE YÜKSELME.

    Birden, Manik davranış bozuklu u gösteren insanlar normal insanların yaptıklarını onlardan daha hızlı yapmaya başlarlar . Düşünme ve konuşmalarında hız artmıştır ve takip etmekte zorlanırız. Bir konudan di erine hızla geçerler atlaya atlaya giderler buna "Ça rışımlar da gevşeme" denir. "Ça rışımlarda gevşeme" düşünce sıçraması olarak da ifade edilir. Düşüncenin biçimine ilişkindir ve kişi ça rışım seçmede zorlanır. Mani de düşünce biçiminde "Büyüklük hezeyanı" bulunur. Kişi güçlü,kuvvetli herşeye kafası çalışır, sanki her konuda uzmandır yükselmiş bir kendine güven herşeyi çözüce ine inanma (Omnipotans) vardır. Sürekil keşiflerinden ve icatlarından bahsederler (ama bunlar akıl hastası aoyutunda görülmezler) Büyüklük hezeyanları, Parapsikolojik düşünceler, hızlı zengin olma idaelleri vardır. Bu düşünceleri zayıf da olsa bir bir temele oturtabilir ve gerçekle açıklayabilirler. Realist boyuttadır. Bazen SANRI boyutuna varabilir.

    MANİK BOZUKLUK tedavi görmezse kişide Psikotik gerileme ile birden düşüncenin birbirinden kopması (ŞİZOFRENİK) görülebilir Psikotik belirtiler Manik Ata ın a ırlı ına ba lıdır.Süre ile de ilgilidir.
    MANİK BOZUKLUK geçiren kişi devamlı bir hareket haline geçer, aşırı abartılı coşku, uzun süre oturamama, yerinde duramama, uyku ihtiyacının azalması (ve bu durumdan şikayet etmez.) Geceleri projeler üretip durur Genel bir hareketlilik ve huzursuzluk hali, çabuk öfkelenme, uçarı bir hal, öfkelendi inde hemen olumsuz duyguların ortaya dökülüşü vardır. Huzursuzluk tedirginlik davranışlarında yaygındır.

    Psikotiklerin, şizofreniden MANİK BOZUKLUK geçiren kişiyi ayırmak önemlidir. Manideki insan bütündür. Şizofren gibi da ılmış, yaralanmış ve parçalanmış de ildir. Manik insanların kendilerine aşırı güvenleri görülür oysa şizofren da ınıktır. Şizofrendeki halisünasyonlar ve illüzyonlar manide görülmez. Manik insanlar bizi güldürürler şizofren ise ürkütür ve korkuturlar, içe kapanık a ır yavaş kendini takib eden tehdit eden kişiler oldu unu iddia ederler. Duyguları fakirdir duygu ile düşünceyi ba layamazlar kopuktur.

    Manik Bozukluk damdan düşer gibi de imi gibi hızla gelişir, sosyal ilişkiler kurabilen insanlardır.

    Manik Bozukluk tetikleyici bir durumla ortaya çıkabilir. Depresyon yaratacak bir durumda, depresyona düşmemek için sıçramak yükselmek ve hamle yapmaktır. Yani manik bozukluk depresyona karşı ortaya çıkan bir savunma davranışıdır. Kişinin Manik savunması ilaçla tedavi edildi inde depresyon ortaya çıkar. Depresuon bir problemi çözmemekten çok bir durumda kendine saygı duymamaktan oluşur ve kişi ben şöyleyim ben böyleyim savunması ile tutunur kendini çaresiz hissetti i bir durumda, ortalı ı bir sürü gürültülü düşünme ve davranışla doldurur, ve çevresini etkilemeye çalışır.
    Manik Bozukluk geçiren kişiler genelde çekinge, ba ımlı kişilik yapısına shiptir. Sevgi açlı ı çekerler. Kendileri ile ilişkileri kopuktur, ne yapmak istediklerini de il,Başkalarının onlardan ne istedi i önem kazanmıştır Sevgi toplamak ve be enilmek adına ben güçsüz de ilim, zayıf de ilim(İnkar) sıkışmışlı ı vardır. Kendilerinden yüksek beklentileri vardır.

    Bu kişileri Manik Ata a götüren bir durum karşısında çaresizlik kabullenme sorunları vardır, kendilerine nefes aldırmayarak bir yüklenmeleri vardır. Bir yaşam güçlü ünü çözemeyebiliriz yada azını çözebiliriz. Manik Ataa a giden kişiler çözemeyen kendine tahammül edemez, kendine saygı duyamaz ve kendini bu durumda KABULLENEMEZ.
    Manik Bozukluk tamamen iyleşebilen bir hastalıktır arkadan gelen depresif bozukluk da ilaç tedavisi + Psikoterapi uygulanır
    __________________

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  5. #25
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Psikolojik Hastaliklar Ve Ruh Sağlığı

    ALZHEİMER HASTALIĞI, BUNAMA,PRESENİL DEMANS

    TANIMLAMA:

    Alzheimer hastalığı, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan ilerleyici bir beyin hastalığıdır.
    Beynin belli bölgelerinde, bilinmeyen bir nedenle birtakım proteinler birikir. Bu da beyindeki haberleşmeyi sağlayan sinir hücrelerinin hasar görmesine yol açar.Tanısı ön planda öykü almaya dayanmaktadır. Demans sebepleri arasında birinci sırada gelir.Bellek ve bilişsel işlevlerde günlük yaşam aktivitelerini kısıtlayacak derecede kronik ve ilerleyici kayıpla karakterizedir. Yaşamın orta ve ileri evrelerinde ortaya çıkar ve 50 yaş altında görülmesi pek nadirdir. Alzheimer hastalığı'nın görülme sıklığı yaşla birlikte artar, 65 yaşında gözülme sıklığı yüzde 5’lerdeyken, 60 yaş üstünde yüzde 30’a çıkar.

    BELİRTİ VE BULGULAR:

    Alzheimer hastalığının ilk belirtisi genellikle unutkanlıktır. Yakın zamana ait bilgileri hatırlama ya da yeni bilgiler öğrenme güçlüğü görülür. Ayrıca konuşma bozukluğu, karar verme güçlüğü, kişileri tanıyamama ya da yolunu kaybetme gibi başka zihinsel sorunlar' da başgösterir.
    Alzheimer hastalarında tabloya çoğu kez davranış ve kişilik bozuklukları da eşlik eder. Özellikle hastalık ilerledikçe, birçok hastada depresyon, saldırganlık, huzursuzluk, hayaller görme, uyku bozuklukları ya da amaçsızca dolaşma gibi ruhsal sorunlar görülebilir.
    Zihinsel bozukluklar:
    • Unutkanlık
    • Öğrenme güçlüğü
    • Konuşma bozukluğu
    • Yolunu kaybetme
    • Kişileri tanıyamama
    • Karar verme güçlüğü

    Ruhsal bozukluklar:
    • Huzursuzluk
    • İlgisizlik
    • Saldırganlık
    • Uyku bozukluğu
    • Amaçsız dolaşma
    • Gerçekdışı hayaller
    • Depresyon

    TANI:

    Alzheimer belirtileri ile başvuran hastalara yapılacak radyolojik ve laboratuvar incelemeleri sonrası uygulanacak tanı kriterleri ile Alzheimer Teşhisi % 90 doğruluk ile konulabilmektedir.Alzheimer hastalığı bunamanın en sık nedenidir, ancak benzer belirtiler veren başka hastalıklar da vardır. Bu nedenle, Alzheimer hastalığının diğer bunama nedenlerinden tam olarak ayırt edilmesi gerekir.Sinir hastalıkları uzmanları, yani nörologlar ve ruh hastalıkları uzmanları, yani psikiyatristler, çeşitli testler, beyin filmleri ve laboratuvar tetkikleri sayesinde bugün büyük oranda kesin teşhis koyabilmektedir.

    HASTALIĞIN SEYRİ:
    Alzheimer hastalığı yavaş ilerleyen, ancak zaman içinde günlük yaşamı etkileyerek, hastayı geri dönüşsüz bir şekilde bakıma muhtaç bırakan bir hastalıktır.
    Genel olarak 3 evreye ayrılır:
    •Birinci evrede, unutkanlık, bildiği yerleri tanıyamama, bazı kelimeleri bulamama, işine ve hobilerine karşı ilgisini yitirme gibi erken belirtiler verir ve genellikle hasta olduğunu kabul etmek istemez.
    •İkinci evrede, bellek kaybı belirginleşir, yakınlarının isimlerini unutabilir, yolunu kaybedebilir, konuşma bozukluğu artar, yıkanma, giyinme gibi gündelik işlerinde yardıma ihtiyaç duyabilir ve bazı hayaller görebilir.
    •Üçüncü evrede, artık aile üyelerini tanımayabilir, yemek yemede ve yürümede güçlükler başlar, idrarını ve dışkısını tutamayabilir ve ciddi davranış bozuklukları görülebilir.
    Alzheimer hastalığı, yaklaşık 5-8 yıllık bir ilerleme süreci içinde hastayı yatağa bağlı ve tamamen bakıma muhtaç duruma getirir.



    TEDAVİ:
    Alzheimer hastalığını tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi bugün için ne yazık ki yoktur. Ancak belli bir süre hastalığın ilerleme hızını durduracak ya da yavaşlatacak bazı yeni tedavi olanakları bulunmaktadır. Kolinesteraz inhibitörleri adı verilen bu yeni ilaçlar, beyindeki sinir hücrelerinin hasarı sonucu azalmış olan asetilkolin adlı haberci madde miktarının dengelenmesine yardım ederek zihinsel işlevleri korurlar. İlaç tedavisi, Alzheimer hastalığını tamamen durdurmaz, ancak bellek kaybı dahil, çeşitli zihinsel bozukluk belirtilerinin hafiflemesini sağlar. Böylelikle hastanın günlük yaşam aktiviteleri daha uzun süre korunur. Depresyon, huzursuzluk, uykusuzluk ya da hayaller görme gibi davranış bozukluklarını tedavi etmek için de uzun zamandır kullanılmakta olan çok sayıda etkili ve güvenilir ilaç bulunmaktadır. İlaç tedavisine karar verecek olan kişi, nörolog (sinir hastalıkları uzmanı) veya psikiyatristtir (ruh hastalıkları uzmanı). Sonuçta ilaç tedavisi, hastanın yaşam kalitesini artırır ve daha uzun süre kendine bakabilmesini sağlar.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  6. #26
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Psikolojik Hastaliklar Ve Ruh Sağlığı

    Majör Depresyon - Ağır Depresyon
    Ağır depresyon diyebilmek için aşağıdaki belirtilerden en az dördünün en az iki haftadır sürüyor olması gerekir:

    1. Uyku bozuklukları sıktır. Uykusuzluk, gece sık sık uykudan uyanma tekrar uykuya dalamama, sabah erken uyanıp tekrar uyuyamama veya fazla uyuma şeklinde olabilir.
    2. Yeme sorunları sıktır. Az yeme ve buna bağlı kilo kaybı veya fazla yemeye bağlı kilo alımı olabilir.
    3. Değersizlik, umutsuzluk ve suçluluk duyguları olur. Hastalar genelde bir işe yaramadıklarını düşünürler. Gelecek ümitsiz ve karanlıktır. Hiçbirşey iyiye gitmeyecektir. Depresyona bağlı oluşan üzüntü ve umutsuzluk o kadar şiddetlidir ki hastalar yaşama olan ilgisini kaybeder, hiçbir şeyden zevk alamaz olur. Cinsel isteksizlik görülür ve hastalar çoğu zaman yataktan çıkmak ve yemek yemek istemezler Hastaların kendini suçlama eğilimi yoğundur. Suçluluk duyguları genelde yersizdir. Örneğin çok eskiden yaşanmış olaylar ve yapılan hatalar tekrar hatırlanır ve bunlara karşı suçluluk duyguları hissedilir. Veya nedensiz yere bir takım olaylardan kendisinin sorumlu olduğu ve suçun kendisinde olduğu düşünceleri gelişir. Hastalar genelde bu düşüncelerden uzaklaşamadıklarını beyinlerinin sürekli eski hatalarla meşgul olduğunu bunun çok saçma olduğunu bildiklerini ancak düşüncelerini frenleyemediklerini söylerler.
    4. Konsantrasyon güçlüğü, karar verme güçlüğü vardır. İşe veya derse konsantre olmak güçleşmiştir. Örneğin hastalar ders çalışırken bir sayfanın sonuna geldiğinde dalıp gittiğini ve ne okuduğunu anlamamış olduğunu görür aynı sayfayı tekrar tekrar okurlar. En ufak konularda karar verme güçlüğü içinde olduklarını hissederler.
    5. Enerji azlığı, sürekli yorgun hissetme, herşeye karşı isteğini kaybetme, duygusal olarak birşey hissedememe. Genelde sabahları yataktan yorgun kalkılır.Gün boyunca yorgunluk hissi devam eder. Eskiden zevkle yaptıkları işleri yapmak istemez, yalnız kalmayı tercih ederler. Hastalar bazen çocuklarına ve eşlerine karşı birşey hissedemediklerini sanki duygularının öldüğünü söylerler ve bu durumdan dolayı suçluluk duyduklarını ifade ederler.
    6. Ölme isteği olabilir. En hafif şeklinde hastalar �allahım canımı al da kurtulayım� diye düşünürler. İntihar düşünceleri veya intihar girişimi olabilir. Çoğu hasta intihar düşüncelerinin yoğun olduğunu ancak dini açıdan intiharın kabul edilemez olduğunu bildikleri için girişimde bulunmadığını ifade eder. Veya ölürlerse çocuklarına kimin bakacağını bilmedikleri için yaşamak zorunda olduklarını ifade ederler. Bazıları ne yolla intihar edeceğinin planlarını yapar. Bazıları da ancak intihar girişiminde bulunduktan sonra tedaviye gelir.

    Bu hastalığa bağlı ortaya çıkan belirtiler genelde başka hastalıkları akla getirir ve çoğu kişi bu belirtilerin depresyona bağlı olarak ta oluşabileceğini düşünmez. Sıklıkla bu hastalar psikiyatri dışında doktorlara başvururlar veya kendi başlarına tedavi etmeye çalışırlar. Psikiyatriye başvuran hastaların çoğu başka bölümlerde çalışan hekimler tarafından bize yönlendirilmiştir. Çoğu hastada diğer hekimler tarafından psikiyatriye yönlendirildikleri için öfkelidir. Bazıları toplumsal baskıdan çekinip gelmek istemez, gelenler de bir an önce işini bitirip gitmek ister. Ancak çağımızın en sık görülen hastalıklarından biri olan ve tedavi edilmediği taktirde ölümle sonuçlanabilen bu hastalığın tedavisi için uzmana başvurmak şarttır. Uygun tedavi edildiği taktirde tamamiyle düzelen bu hastalık uzun sürdüğü taktirde kişinin aile, iş ve sosyal uyumunu bozmakta kişinin evliliğinin yıkılmasına, işinden ayrılmaya, arkadaş ilişkilerinin bozulmasına yol açabilmektedir. Son yıllarda üzerinde durulan bir başka konuda depresyon geçirmekte olan anne ve babaların çocuklarının bundan nasıl etkilendiğidir. Yapılan araştırmalar bu çocuklarda küçük yaşlarda kaygıda artma olduğunu ergenlik döneminde olan kız çocuklarında görülen depresyon oranında artma olduğunu gençlik dönemindeki erkek çocuklarda ise alkol ve madde kullanımına yönelme olduğunu göstermektedir.. Bir an önce tedavi olmak çocukların maruz kaldıkları bu travmanın süresini kısaltacak ve dolayısı ile yaşamın daha sonraki dönemlerinde ortaya çıkan bu bozuklukların oranında düşme olacaktır.

    Yukarıda anlattığımız ağır depresyon her hastada aynı şekilde görülmez. Bu da kendi içinde alt gruplara ayrılmıştır. Bu gruplar şunlardır:

    - Kronik seyirli depresyon
    - Atipik depresyon
    - Melankolik depresyon
    - Doğum sonrası başlayan depresyon (post partum depresyon)

    alıntı

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  7. #27
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: Psikolojik Hastaliklar Ve Ruh Sağlığı

    Yas Durumuna Bağlı Depresyon
    Günlük yaşantıda birşeylerin veya birilerinin kaybında bir yas süreci gelişir. Bu süreçte uykusuzluk, iştahsızlık, üzüntü, öfkelenme, kaybedilen kişi ile ilgili yoğun ve karışık düşünceler başlangıçta ortaya çıkan normal tepkilerdir. Zamanla bu duygu ve davranışların azalmasını ve kaybolmasını bekleriz. Zaman içinde bu belirtiler azalmıyor veya belirtilerde artma meydana geliyorsa normal olarak kabul edilemez değerlendirilmesi gerekir. Bir yakınımızı kaybettiğimizde üzüntü bir yıl devam edebilir, sevgiliden ayrılma durumunda bir kaç hafta veya ay üzülebiliriz. Ancak zaman uzuyorsa bu normal bir yas süreci değildir. Bu dönemde depresyondan şüphelenmek ve araştırmak gerekir. Bir de zamana bağlı olmaksızın şiddetli yas tepkisi olabilir. Bu durumda normal kabul edilemez. Örneğin yakınını kaybeden bir kişi günlerce yataktan çıkmıyor, yemek yemiyor kendisini öldüreceğini söylüyorsa bunun normal olmadığını söylemek için bir yıl beklemek gerekmez, hemen doktora başvurmalıdır. Depresyon ve yas birbirlerine çok benzerler ancak yas durumunda kişinin kendine olan saygısı genelde kaybolmaz ve intihar düşüncesi genelde yoktur. Yas sürecinin ne zaman bittiğine ve depresyon olup olmadığına dikkat etmek gerekir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  8. #28
    Kadim
    Misafir..

    Cevap: Psikolojik Hastaliklar Ve Ruh Sağlığı

    Alıntı doğangüneş´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Konserviyon Bozuklukluğu

    Bir yada daha fazla nörolojik belirtinin (felç, kötlük yada duyu bozuklukları gibi) varlığı ile karakterize ve nörolojik belirtileri açıklayacak bilinen bir tıbbi bozukluğun bulunmadığı bir pskiyatrik bozuklukluktur. Bu klinik görünümler psikanaliz literatüründe Konversiyon Histeri olarak adlandrılır.

    Klinik Özellikleri

    Felç, körülük ve konuşamama en yaygın belirtilerdir. Depresif ve anksiyöz belirtiler çoğu ez eşlik edebilir. Özellikle kol ve bacaklarda duyu yitimi ve bozukluğu yaygındır. Duyu bozuklukları dağılımı genellikle nörolojik bozukluklardaki anatomik özelliklere uymaz. Anormal hareketler, yürüyüş bozukluğu ve zayıflığı, belirli kas gruplarında titreme ve silkinmeler ve tikler görülebilir. Hastalar nadiren yere düşer ve düştüğü zaman yaralanma olmaz. Epilepsi benzeri nöbetler de görülebilir ve bunları ayırmak zor olabilir. Bu nöbetlerde genellikle dil ısıma, idrar kaçırma ve kendini ciddi biçimde yaralama olmaz.

    Konuşma genellikle normal olmakla birlikte ses kısılması ve konuşamamama da sık görülen belirtilerdendir. Daha seyrek olarak çocuksu, kekeleyerek yada bir çocuğu taklit edercesine konuşma görülebilir. Duygulanım belirtileri olarak yukarıda belirtilmiş olan anksiyete ve depresyon dışında klasik yayınlarda güzel aldırmazlık adı verilen bir durum görülebilir. Bu hastanın ciddi bir belirtiye gösterilmesi beklenen duygusal tepkiyi göstermemesi, yerine göre ilgisiz bir görünüm sergilemesi durumudur.

    Ayrıca boğazda düğümlenme,öksürük,hıçkırık,hava yutma,öğürme,kusma,geğirme gibi sinir sistemlerini ilgilendiren belirtiler de görülebilir. Bilişsel yetilerde, düşünce akışı ve içeriğinde herhangi bir bozukluk görülmez.

    Oluş Nedenleri

    "Histeri" sözcüğü Yunandada dölyatağının dolaşması anl***** gelir. Bu tür davranış bozukluklarının cinsel doyumsuzluktan kaynaklandığı düşüncesinin kökenleri de ilk çağ yunan uygarlığı dönemine dayanır. Hipokrat,çırpınmalarla kendini gösteren hastalıkların bir bölümünün gerçek sara olmayıp histeri vkaları olduğundan ve bu iki türü birbirinden ayırt etmenin güçlüğünden söz edilmiştir. Bu bozukluk ortaçağda cin çarpmasına bağlanmış, on dokuzuncu yüzyılda ise organik bir hastalık olarak kabul edilmiştir.

    Tedavi


    Koversiyon bozukluğu belirtilerinin çözülüşü genellikle kendiliğinden olmakla birlikte içgörü kazandırmaya yönelik destekleyici terapi yada davranış terapisi ile desteklenebilir.
    Tedavi öncesinde hastanın çok iyi bir değerlendirmesi yapılarak bedensel bir hastalığının bulunmadığından emin olunmalıdır.
    Hastanın psikoterapi önerisine direnç göstermesi durumunda zorlanma yaratan etken üzerine odaklanilabilir. Hastaya yakınmalarının hayali olduğunu söylemek çoğu zaman durumu daha da kötüleştirir.
    Psikodinamik yaklaşımlar içinde ise hastanın ruhsal çatışmasını ve konversiyon belirtisinin simgesel anlamını araştırmaya yönelik psikanalitik psikoterapi ve içgörü yönelimli psikoterapi yer alır.
    Aile psikoterapisti çoğu olguda gerekli bir yöntemdir.
    Konversiyon bozukluğunda ilaç tedavisinin çoğu kez ikincil bir yeri vardır. Belirtilerin niteliğine göre anksiyolitik yada antidepresan grubu ilaçlar doktor denetimi altında kullanılabilir.

    Konversiyon Bozukluğu
    Somatoform bozukluklar, bedensel belirtilerle ortaya çıkan ruhsal bozukluklardır. Beyinle beden arasındaki ilişki açık değildir ve beyinde meydana gelen bazı sorunlar bedensel hastalıklar olarak ifade edilmektedir. Bu başlık altında beş grup hastalık tanımlanmaktadır:

    1. Konversiyon bozukluğu
    2. Somatizasyon bozukluğu
    3. Ağrı bozukluğu
    4. Hipokondriasis
    5. Beden dismorfik bozukluğu

    Bu yazı dizisinde sıra ile bu hastalıkları anlatmaya çalışacağım.
    Konversiyonun kelime anlamı döndürmedir.

    Konversiyon bozukluğu, altta yatan organik bir neden bulunmaksızın ortaya çıkan, bayılma, felç olma ve duyu kaybı gibi nörolojik belirtilerdir. Hastalar sorunlarının ruhsal olduğunun farkında değildir ve istemli olarak bu belirtileri kontrol edemezler, yani belirtiler bilinçli olarak ortaya çıkmaz. Konversiyon bozukluğu çok eski çağlardan beri bilinmektedir. Halk dilinde histeri olarak geçer. M.Ö. 400 yıllarında Mısırlılarda bu hastalığın belirtileri tanımlanmış ve nedeninin beden içinde dolaşan rahim olduğu ileri sürülmüştür. Konversiyon terimini ilk kullanan Freud’dur. Freud’a göre bilinç dışında bastırılmış ve rahatsızlık veren düşünceler döndürme mekanizmasını kullanmak suretiyle bu hastalığa neden olmaktadır. Bu hastalık kişinin ruhsal sıkıntısının beden diliyle ifade edilmesi olarak ta yorumlanabilir.

    Nedenleri nelerdir?

    Konversiyon tepkisinin neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Bu konuda ortaya atılan teorilerden bazıları şunlardır: psikanalitik teoriye göre konversiyon bilinç dışı çatışmaların neden olduğu sıkıntı sonucu ortaya çıkar. Başka bir teoriye göre kişi çevresi ile sözel iletişim kuramadığı durumda sıkıntısını beden dili ile ifade eder. Ortaya çıkan belirtinin anlamı “ben ruhsal olarak çok sıkıntıdayım, çok acı çekiyorum, bunu görün ve bunu önemseyin” şeklinde yakınlarına uyarıda bulunmaktır. Bu anlamın yanında yakınlarına istediğini yaptırmak, kontrolü ele geçirmek amacını da güdüyor olabilir.

    Bazı bedensel hastalıklar sonucunda bu belirtiler ortaya çıkabilir. Yatkın olan kişilerde ağır bedensel hastalıkları takiben konversiyon veya somatizasyon belirtileri görülebilir. Anne, baba, büyükanne ve büyükbaba gibi yakınların ölmesi, anne ve babanın boşanması veya ayrılması gibi durumlarda kişilerde bir yakınının ölmesi gibi yas tepkisi ortaya çıkar bu yas tepkisi normal sürecini tamamlayıp çözülmediği zaman konversiyon bozukluğu ve diğer ruhsal bozuklukların görülme olasılığı artmaktadır.

    Bu belirtilerin ortaya çıkması ile hastalarda birincil ve ikincil kazanç elde edilmesi söz konusudur: birincil kazanç hastanın ruhsal sıkıntısından kurtulması, ikincil kazanç ise zor bir durumdan hastalığı sayesinde kurtulma veya hasta olduğu için bazı haklar elde etmesidir.

    Ortaya çıkan belirtilerin sembolik anlamları olabilir. Örneğin görmemesi gereken bir olaya tanık olan bir çocukta körlük veya işitmemesi gereken şeyleri işiten bir yetişkinde psikolojik sağırlık gelişebilir. Eski Türk filmlerinde sıkça gördüğümüz ani gelişen ve kendiliğinden iyileşen körlük ve sağırlıklar genelde bu türdür. Bu bozukluklarda ortaya çıkan belirtiler aile üyelerinde, yakın akraba ve komşularda görülen belirtileri taklit edebilir. Örneğin okul arkadaşında sara olan ve arkadaşının sara nöbetine tanık bir çocukta konversiyon bozukluğu olduğunda sara benzeri bayılmalar görülebilir. Annesinde psikolojik kökenli bayılma olan kız çocuklarında bayılma sıktır. Yine ailenin en küçük kız çocuğunda daha sık bu tür bayılmalar görülmektedir. Yapılan araştırmalarda bu hastaların yarısından fazlasında depresyon olduğu görülmüştür. Yine kişilik bozukluğuna sıklıkla rastlanmaktadır.

    Belirtiler nelerdir?

    Belirtiler genelde nörolojik hastalıkları taklit eder, nörolojide görülen bütün belirtiler psikolojik nedenlerle de ortaya çıkabilir. Belirtiler genelde şiddetlidir ve hastanın günlük işleri yapmasında sorunlar ortaya çıkarır. Belirtilerin uzun süre devam etmesi hastanın kol ve bacaklarında kaslarda erime ve yapışıklık gibi sorunlar ortaya çıkarabilir. En sık görülen belirtiler şunlardır:


    Bayılma, sara benzeri nöbet geçirme: genelde kalabalığın olduğu yerlerde bayılma görülür. Hastalar tek başına iken bayılma pek olmaz. Bayıma sırasında kendini yaralama ve bilinç kaybı pek görülmez. Bayılma genelde uzun sürelidir. Hasta çevrede olanları duyduğunu ancak yanıt veremediğini, tüm bedenini felç olmuş gibi hissettiğini belirtir. Hastalar genelde ağlayarak kendine gelir. Kendine gelirken saldırgan davranışlarda bulunma saçını, yüzünü yolma gibi taşkınlık belirtileri görülebilir.

    Bedenin herhangi bir yerinde uyuşma veya hiçbir şey hissedememe; genelde kol ve bacakta görülür. Nörolojik muayenende organik bir neden bulunamaz ve uyuşan bölge nörolojik kökenli duyu kayıplarından farklıdır.

    Körlük: sıklıkla tek gözün görmemesi, iki gözde körlük, tek gözde tüp şeklinde görme bozukluğu olabilir. Göz muayenesi normaldir.

    Konuşamama, hastalar kısık sesle konuşabilir. Konuşamamayı açıklayacak organik bir neden bulunamaz.

    Bedenin herhangi bir yerinin hareketinde azalma veya tamamiyle felç olması (kol, bacak veya tüm bedenin felç olması olabilir): hasta bedenin herhangi bir yerinde kuvvet azlığından yakınır. Kuvvet azlığı veya kaybı genelde kol ve bacaklardadır. Nörolojik muayenede kuvvet azlığını açıklayacak bir bulguya rastlanmaz. Bazen felç bir koldan diğerine geçip yer değiştirebilir.

    Bedenin herhangi bir yerinde titreme (tremor) veya istemsiz beden hareketleri görülebilir. Bu hareketlerin nörolojik kökenli hareket bozukluklarından ayrılması gerekir.

    Duruş bozuklukları: hastalar ayakta duramaz ve yürüyemezler, özellikle izlendiklerini anladıklarında belirtilerde artma görülür. Bazen duruş ve yürüyüşün normale döndüğü sonra tekrar bozulduğu görülebilir.

    Hastalar genelde hastalıklarına karşı kayıtsızdır. Güzel aldırmazlık (la belle indiffence) hastalığın önemli belirtilerinden biridir. Hasta belirtilerinden bahsederken sanki başkasının hastalığından söz ediyormuş gibi kayıtsız kalmaktadır.

    Belirtiler genelde bedenin sol tarafındadır. Her türlü ruhsal rahatsızlığın beraberinde bu hastalık görülebilir, nadir de olsa şizofreni hastalarında da görülebilmektedir. Nörolojik tanının olması durumunda yine bu tanı konamaz. Altta yatan bedensel bir hastalık varsa bu belirtiyi açıklıyorsa konversiyon bozukluğu veya somatizasyon tanısı konamaz. Belirtilerin ruhsal sıkıntı ile ilgili olduğu gösterilmelidir. Alkol ve madde kullanımına bağlı ortaya çıkan belirtiler konversiyon bozukluğu olarak tanımlanamaz. Belirti sadece sürekli ağrı ise konversiyon bozukluğu olarak tanımlanamaz. Yine belirtinin bilinç dışı olması gerekir. Eğer belirti hastanın kendi istemi ile ve bilinçli olarak ortaya çıkıyorsa başka ruhsal hastalıktan söz edilir.

    Sıklığı nedir?

    Batı ülkelerinde nadir görülen bir hastalık olmasına rağmen yurdumuzda sık rastlanmaktadır.

    Toplumda ne sıklıkta olduğu tam olarak bilinmemektedir, ancak kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat fazla görülmektedir. Her yaşta görülebilir, çocuklarda da nadiren görülebilir, sıklıkla ergenlik ve gençlik döneminde ortaya çıkmaktadır. 10 yaşın altında ve 35 yaşın üstünde seyrek görülmektedir. Ancak araştırmalar 50-60 yaşları arasında hastalığın görülme oranının tekrar arttığını göstermektedir. Çocuklarda dayak ve cinsel taciz hastalığın görülme oranını artırmaktadır. Yine anne ve babasında ağır bedensel hastalık veya ağrı şikayeti olan çocuklarda hastalığın görülme oranı artmaktadır. Düşük sosyoekonomik seviyede, eğitim düzeyi düşük ve ekonomik durumu zayıf kişilerde daha sık rastlanmaktadır.

    Ayırıcı tanı için yapılması gereken tetkikler nelerdir?

    Tanı konabilmesi için ayrıntılı fiziksel muayene ve gerekirse kan tahlili, EEG, röntgen veya tomografi gibi ileri tetkiklerin yapılması şarttır. Bazı araştırmacılar hastalığın pekişmesini önlemek için ayrıntılı tetkik yapılmasını önermemektedir. İlk yapılması gereken ayrıntılı öykü almaktır. Belirtiye göre yapılması gereken tetkike karar verilir. Örneğin bayılma yakınması olan bir hastaya EEG çekilmesi ve kan tahlillerinin yapılması gerekir. Gözleri görmeyen bir hastada göz muayenesi, gerekirse bilgisayarlı tomografi veya MR gibi ileri tetkikler yapılabilir. Tanı konmadan önce belirtiye göre hastanın nöroloji uzmanı, göz uzmanı, KBB uzmanı gibi değişik uzmanlık alanları tarafından değerlendirilmesi şarttır. En son danışılması gereken yer psikiyatridir.

    Tedavi nasıl yapılır?

    Hastalar sıklıkla stres yaratan bir durumu takiben gelişen bayılma, dil tutulması gibi yakınmalarla acil servislere başvururlar. Bu yakınmalarla başvuran hastalarda belirtiler aksi ispat edilene kadar nörolojik bir hastalık olarak görülmelidir. Hastanın ayrıntılı öyküsü alınmalı, nörolojik ve fiziksel muayenesi yapılmalı gereken radyolojik ve biyokimya tetkikleri tamamlanmalıdır. Organik bir neden bulunmadığı taktirde ortaya çıkarıcı stresör öyküsü ile birleştirerek psikiyatri hekimine danışılmalıdır. Organik bir hastalık bulunmadığında psikiyatrik hastalık olduğu düşünülüyorsa tedavisi acil değildir. Acil serviste psikiyatrik tedavi bu hastalar için söz konusu değildir. Tedavi atağı takiben poliklinik şartlarında gerçekleştirilir. Bu hastalarda hastalığın pekişmesini önlemek amacıyla ailenin ve çevrenin dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır. Kişinin iradesi dışında gelişen bu hastalık hastaya bazı kazançlar getirmektedir. Hasta bu hastalık sayesinde yapması gereken bazı yükümlülüklerden kurtulabilmekte veya bazı haklar elde edebilmektedir. Bu tür kazançlar hastalığın pekişmesine, tekrarlamasına sebep olmaktadır. Bu da tedaviyi güçleştirmektedir. Yapılması gereken hastaya hastalığı nedeniyle bazı haklar tanımamak ve hastalık öncesi nasıl davranılıyorsa aynı tutumu devam ettirmektir. Stres sonrası bayılan ve bunun psikolojik kökenli bayılma olduğu doktor tarafından onaylanan bir hasta aile ortamında bayıldığında onu sakin bir odaya alıp yalnız bırakmak hastaya daha iyi gelecektir. Yurdumuzda bu tür hastalara soğan koklatılır, kolonya ile elleri ve yüzü ovulur, çevredeki herkes hastanın başına toplanır. Bu hastaya yardımcı olmak yerine stresini daha da artırmaktan başka işe yaramaz. Tedavinin kısa sürede başarıya ulaşması için ailenin doktorla işbirliği içinde olması şarttır.

    Değerlendirme sonrası ilaç tedavisi, psikoterapi önerilebilir. Bazı hastalarda belirtiyi yorumlamak ve ortadan kaldırmak amacıyla hipnoz denenebilir. Ancak altta yatan sorun düzeltilmediği sürece bir belirti hipnozla ortadan kalksa da yerini başka bir belirti alacaktır.

    Klinik seyir nedir?

    Bu belirtiler nedeni ile hastaların aile, iş ve sosyal yaşamlarında sorunlar ortaya çıkar ve performanslarında düşme görülür.

    Pek çok hastada belirtiler zamanla kendiliğinden kaybolur. Belirtilerin kolayca ortadan kalkabilmesi için öncelikle hastanın ikincil kazançlarının ortadan kaldırılması gerekir. Örneğin psikolojik kökenli bayılması olduğu için evde iş yaptırılmayan, her istediği yerine getirilen bir genç kızda belirtinin kolayca ortadan kaldırılması beklenemez. Bu hastalarda hastalığın kalıcı olmaması için hastalığın hastaya kazanç sağlamasını önlemek gerekir, bunun en iyi yolu da hastalık öncesi hastaya nasıl davranılıyorsa aynı şekilde devam etmektir. Tedavide ailenin doktorla işbirliği içinde olmasının tedavinin başarısı açısından büyük önemi vardır. Belirtilerin aniden ortaya çıktığı durumlarda, o dönemde kişi ağır stres altında ise ve belirtiler bu nedenle ortaya çıkmışsa, altta yatan başka psikiyatrik hastalık veya bedensel hastalık yok ise sonuç genelde iyidir. Hastaların %25 inde ise tedaviye rağmen belirtiler devam edebilir. Konversiyon hastalarının 1/3’ünde bayılma belirtilerinin yanında bedensel belirtiler de olur ve bu belirtiler somatizasyon bozukluğu olarak adlandırılır.
    kaynak

Benzer Konular

  1. Psikolojik Bir Derdim var
    angela99 Tarafından Sağlık Sorularınız Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-02-2012, 01:46 AM
  2. Ilk psikolojik roman
    mopsy Tarafından Genel Kültür Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-03-2010, 11:22 AM
  3. Psikolojik sorunlar
    ZAAX Tarafından Alternatif Tıp Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-01-2010, 10:49 PM
  4. Psikolojik Öküz!..
    kasev Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 08-11-2008, 01:13 PM
  5. Psikolojik kavramlar
    dogangunes Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 66
    Son mesaj: 31-08-2008, 08:42 AM
Yukarı Çık