“Anadolu insanının cinsel açlığını iyi bilirim''

Genç bir adamın, şişme bir kadınla yaşadığı ilişkiyi anlatan ‘O Benim Karımdı’ filmi, gösterime girmeden Yeşilçam’da kült oldu. Filmin yönetmeni Mehmet Ezici, 15-20 bin YTL bulur ve kopyasını çıkartabilirse, film, izleyiciyle buluşacak. Ezici, neden bu konuda bir film çektiğini Tempo’ya anlattı

Doğan Ertuğrul /Tempo Dergisi

Çevresinde sakin ve biraz içine kapanık biri olarak bilinen genç adam, bir gün herkesi şaşkına çeviren bir cinayete imza atar ve üç arkadaşını gözünü kırpmadan öldürür. Çünkü arkadaşları, kendisinin olmadığı bir saatte gizlice evine gelip karısını dağa kaldırmış ve tecavüz etmiştir. Gazetelerin üçüncü sayfalarında benzerlerini yüzlerce kez gördüğümüz haberleri hatırlatan bu hikâyenin diğerlerinden önemli bir farkı var: Genç adamın, “O benim karım'' dediği, gerçek bir kadın değil, bir şişme kadındır. Yani Türkiye’de kullanılan o çok naif ifadeyle bir ‘cinsel fantezi ürünü’dür.
Bu hikâye, Yeşilçam’ın emektar isimlerinden Mehmet Ezici’nin yönettiği ‘O Benim Karımdı’ filminde geçiyor.
Film henüz gösterime girmedi, daha doğrusu giremedi. Sinema tarihçisi Agah Özgüç, bu konuyu kitabında anlatmasa, büyük olasılıkla filmden, Yeşilçam’ın emektarları dışında kimsenin de haberi olmayacaktı. Ama yönetmen olarak kendisine Metin Erksan ve Atıf Yılmaz’ı örnek aldığını söyleyen Mehmet Ezici’nin filmi, henüz gösterime girmemişken bile kült film olma yolunda. Eğer Ezici, 15-20 bin YTL bulabilir ve filmin gösterime girecek bir kopyasını çıkartabilirse, belki de sinemalarımız yeni sezonda kamuoyunun pek tanımadığı bu yönetmenin filmiyle şenlenecek.

Bu ülke için bir başyapıt''

1950 Gaziantep doğumlu bir sinema emektarı olan Mehmet Ezici, aslında Yeşilçam’ın ikbal günlerinin aranan karakter oyuncularından biri. 1970 ve 80’li yıllarda, aralarında ‘Tatar Ramazan’ın da bulunduğu çok sayıda filmde yardımcı-oyuncu ve karakter oyuncusu olarak rol almış. Hatta ‘Tatar Ramazan’daki gardiyan rolü ona ödüller getirmiş. Sinemanın her biriminde görev alan Ezici, bazılarının senaryosunu kendisinin yazdığı, başrolünü oynadığı ve yapımcılığını da üstlendiği 12 film yönetmiş. Bu filmler arasında Karadenizli bir türkücünün öyküsünü anlattığı ‘Ula Ula Niyazi’, TRT’nin tüm kanallarında yıllarca gösterilmiş.
Mehmet Ezici bu dönemde, biraz Atıf Yılmaz, biraz da Metin Erksan’ın etkisiyle daha sanatsal, sosyal içerikli filmler yapmaya karar vermiş. Konularını da çoğunlukla kadın erkek ilişkileri ve cinsel açlık gibi temalardan seçmiş. Sonra kameranın arkasına geçmiş ve ‘motor demiş’. Feminizm eleştirisi yaptığı ‘Manyak’, insanların suç işlemeye mecbur kalmalarını ele aldığı ‘İki Günlük Hürriyet’ ve kendi ifadesiyle ‘aşkı arayan ama aşkı gerçek insanlarda bulamayan, bu nedenle bir şişme kadına âşık olan ve cinsel açlık çeken genç bir adamın hikâyesini’ anlattığı ‘O Benim Karımdı’, bu serinin en önemli filmleri! Bu filmlerden ‘Manyak’ ve ‘İki Günlük Hürriyet’ iyi iş yapmış. Hem seyirciler hem de gazeteler, dergiler filmlere büyük ilgi göstermiş. Ama ‘O Benim Karımdı’ filmi diğerleri kadar şanslı olmamış. Maddi imkânsızlıklar yüzünden film gösterime girmemiş ve sadece 2003 yılında Avşa Film Festivali’nde özel gösterimde seyirciyle buluşmuş. Mehmet Ezici, “Oysa ‘O Benim Kadımdı’ benim olgunluk dönemi filmim. Hem seyirciden hem de eleştirmenlerden iyi eleştiriler aldı. Alman ZDF ve İngiliz BBC televizyonları benimle röportajlar yaptı. Ama parayı bulup filmi gösterime sokamadım'' diyor.
Filmin hikâyesini o günlerde yayımlanan bir gazete haberinden esinlenerek oluşturmuş Mehmet Ezici. Haberde, yalnızlık içindeki genç bir inşaat işçisinin cinsel ihtiyaçlarını karşılamak için bir şişme kadın satın alması ve bir süre sonra onunla sapkın bir aşk yaşaması anlatılıyormuş. Haberi gören ezici, hikâyeyi biraz geliştirerek işin içine cinayetleri eklemiş ve böylece ‘dramatik yapıyı güçlendirmiş’. Hikâyenin neden ilgisini çektiğini ise, “Anadolu insanının cinsel açlığını iyi bilirim ben. Oralarda beş-on kadınla ilişkisi olan ağalar ve ağa çocukları da vardır, ömrü boyunca tek bir kadınla bırak cinsel ilişkiyi, konuşma imkânı bile bulamamış erkekler de. Ben bu durumu da anlatmak istedim'' sözleriyle anlatıyor Mehmet Ezici.
Tüm bu süreçlerin yönetmenliğinin olgunluk dönemine denk geldiğini söyleyen Ezici, “Bu film, Metin Erksan’ın ‘Sevmek Zamanı’ filmine selam duran bir kara mizah ve bu ülke için bir tür başyapıt'' diyor.

Suret yok ama şişme kadın var

‘O Benim Karımdı’ filminin neden ‘Sevmek Zamanı’ filmine benzediğini şöyle açıklıyor Mehmet Ezici: “Metin Erksan, filminde, gerçek aşkı bulamayan ancak sevdiği kadının fotoğrafına-suretine duyduğu aşkla yaşayabilen bir adamı anlatıyordu. Ben de bu filmimde aşkı bulamayan, hatta gerçek kadınlarla ilişki kuramayan, bu nedenle de kendisine kurmaca bir dünya yaratan, o dünyada aşkı ve cinselliği doya doya yaşayan bir adamı anlattım.'' Peki bu başyapıtın öyküsü ne? Yönetmen Ezici şöyle aktarıyor: “Hiçbir kadınla ilişki kuramayan adam, sonunda gidip bir şişme kadın alır. Onu evine getirir, onunla bir aşk yaşar. Hatta evde yalnız başına şişme kadınla nikâh yapar, evli gibi yaşamaya başlar. Hatta akşam saatlerinde kimseye bir şey söylemeden; ama içinden, ‘Evde karım bekler’ diyerek eve erken gider. Eve gittiğinde saatlerce onunla konuşur. Durumdan şüphelenen arkadaşları, adam evde yokken bir gün eve gider ve şişme kadını görürler. Sonra da eğlenmek için kadını dağa kaçırıp tecavüz ederler. Durumu öğrenen adam da sinir krizleri geçirir ve karısına tecavüz edildiği, namusuna halel geldiği gerekçesiyle üç arkadaşını öldürür. Bu hikâye Türk sinemasının tanımadığı bir bakış açısıdır ve daha önce böyle bir film yapılmamıştır.''