Merhaba!



Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra Doğu Almanya cephesinde yaşananları hicveden Wolfgang Becker'in 'Elveda Lenin!'i, kaçırılmaması gereken bir film.

'Elveda Lenin' de Berlin Duvarı'nın yıkıldığı günlere götürüyor seyirciyi. Ama 'Elveda Lenin'in bir özelliği daha var; seyirciden önce kendi karakterine zaman atlatıyor. Wolfgang Becker'in filmi, duvarın yıkıldığı günlerde geçiyor.

Uyumlu bir sosyalist ve iyi vatandaş Christiane Kerner, devletin ona üstün hizmet madalyası vereceği gün, gösteri yapanların neden olduğu sıkışık trafikte taksiden iniyor. Çok geçmeden kalabalığın içinde, Stasi (Doğu Alman polisi) tarafından tartaklanan oğlu Alex'i görüyor. Tam ona seslenirken kalp krizi geçiriyor ve uzun süren bir koma dönemine giriyor.

Derin uykudan uyanınca...
Bu esnada Doğu Almanya, kapılarını kapitalizme açıyor. Alex, ablası Ariane'le birlikte yeni sisteme entegre olmak için çabalarken anneleri sekiz aylık derin uykudan uyanıyor. Doktorun, 'Olası bir şokta hayatını kaybedebilir' uyarılarını Alex'in, 'Aman, sistemin değiştiğini anlamasın, yoksa asıl şoku o zaman yaşar' diye yorumlaması üzerine film de kıvamını buluyor.

Dışarıda hayatın akışı Batı'yla birleşmenin sancılarını yaşarken Christiane'nin yattığı odada, Demokratik Almanya Cumhuriyeti hüküm sürmektedir. Peki ama vahşi kapitalizme ne kadar direnebilinir ki? 'Elveda Lenin', ister istemez akla 'Berlin Almanya'dır'ı getiriyor. Hatırlanacağı gibi Hannes Stöhr imzalı film, II. Dünya Savaşı sonrası ikiye ayrılan bir ulusun tekrar bir araya gelmesinin ardından meseleye Doğu tarafından bakıyordu: 11 yıllık hapis hayatının ardından Martin Schulz, Brandenburg Hapishanesi'nin koğuşlarını terk ettiğinde artık ona iade edilen özel eşyaları; yani Doğu Berlin kimliği, Doğu Berlin ehliyeti ve üzerinde Karl Marx resimleri bulunan Doğu Alman markları artık hükmünü kaybetmiştir.

'Elveda Lenin'in kahramanları ise değişimi, 'Berlin Almanya'dır'ın ana karakteri Schulz'tan farklı olarak katıksız bir trajediden çok çelişkilerden doğan komediyle karşılıyor. Yönetmen Becker ve senaristi Bernd Lichtenberg, parlak bir fikrin peşine takılmışlar ama filmin asıl tadı, detaylarda kıyıya vuruyor. Billboard'ları ele geçiren Coca-Cola reklamları, helikopterle taşınan Lenin heykeli, her Doğu Alman çocuğunun idolü olan bir kozmonotken taksi şoförlüğü yapmak zorunda kalan Sigmund Jahn, marketlerde yerini alan Hollanda malı turşular, yıllar sonra gördüğü babasına 'Burger King'i tercih ettiğiniz için teşekkürler' diyen Ariane... Ve bir başka enfes ayrıntı: 'Batı Almanya' kimliğiyle Dünya Kupası'na son kez katılan ve İngiliz Chris Waddle'ın auta giden penaltısıyla 'Dünya şampiyonluğu'na ulaşan bir takımın sevinç çığlıklarına, ister istemez ortak olmak zorunda kalan Doğu Almanlar...

Ana karakterlerinden genç Alex'in, annesini mutlu etmek için yarattığı bir hayalin peşine düşerken ideal sosyalizmin tariflerine de, mütevazı ölçülerde soyunan 'Elveda Lenin', politik duruşuna zekâsını katan son derece başarılı (ve yer yer de hüzünlü) bir film. Kesinlikle kaçırmayın...
Uğur Vardan

Elveda Lenin-Goodbye Lenin*-*Nedir