Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4
  1. #1
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555

    Şimdiden kıyamet kopardı (Kıyamet 2012 )

    Şimdiden kıyamet kopardı


    FİLMİN FRAGMANINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN


    '2012' vizyona girmeden kıyamet tartışmalarını alevlendirdi

    Maya takviminde belirtilen, 2012'de dünyanın büyük bir felaket yaşayacağı efsanesinin gerçekleşmesini konu alan '2012' filmi cuma günü vizyona giriyor. Film vizyona girmeden sanal ortamda tıklanma rekorları kırdı ve 2012'yi işleyen kitaplarla birlikte bu tarihte ne olacağıyla ilgili büyük bir tartışmanın doğmasına neden oldu. 2012'de neler olacak? Tartışma yaratan filmi ele aldık...

    FİLM HAKKINDA

    2012 fikri ilk önce Roland Emmerich’in yazar ortağı olan besteci-yapımcı-yazar Harald Kloser’ın aklına geldi. “Dünyadaki her medeniyetin bir tufan söylencesi vardır” diyor Kloser ve ekliyor: “İşler kötü gider, toplum işlevini yitirir ve gezegen her şeye tekrar başlar. Bazı insanlar yeni bir kültür, yeni bir toplum, yeni bir medeniyet yaratmak için ikinci bir şans elde ederler”. Kloser ve Emmerich’in çağdaş tufan hikayelerini dayandıracak zorlayıcı bir nokta bulmalarıyla bu fikir daha da berraklaştı. Maya takvimi 13. döngüsünün sonuna 21 Aralık 2012’de gelecek; bu tarihin ardından hiçbir şey gelmiyor. Doğal olarak, ortaya şu soru çıkıyor: Eğer takvim devam etmiyorsa, ardından ne gelecek? Kloser bu konuda, “2012 yılında toplumda ya da maneviyatta bir tür değişim olacağına inanan hayatın her kesiminden milyonlarca insan var” diyor. Bu konuya ilişkin teorilerin sayısı ve çeşitliliği, Emmerich ve Kloser’a senaryoyu kaleme aldıkları sırada ilham kaynağı oldu. Independence Day ve The Day After Tomorrow gibi filmleriyle tanınan yönetmen için kilit nokta, 2012'yi bu felaket filmlerinden farklılaştırmaktı. “Harald’la hikâye hakkında konuştukça, bunun günümüz insanlarının özdeşleşebileceği bir şey olduğunu daha da fark ettim. Pek çok felsefi ve siyasi öğe var ki bence bunlar da felaket öğesine katkı sağlıyor”. Bu doğrultuda, söz konusu felsefi ve siyasi değişiklikleri yaşayacak karakterler yaratmak ve aslında felaketi insani boyuta taşımak önemliydi. John Cusack’in canlandırdığı yazar Jackson Curtis’in başarısız ama muhtemelen çok parlak olan romanına fazla zaman ayırması evliliğinin yıkılmasına ve ailesinin gelgitler yaşamasına neden olur. Ama Jackson hep çocuğuna düşkün bir baba olur ve bıçak kemiğe dayandığında ailesini kurtarmak için her şeyi yapacağını kanıtlar. Jackson’ın eski eşi Kate (Amanda Peet) kocasının işine duyduğu ilgiyle rekabet etmekten bıktığı için ondan ayrılmış ama onunla arkadaş kalmıştır. Dünyada dengeler değişmeye başlayıp Los Angeles’ı yerle bir edince, Jackson ve ailesi hayatta kalıp yeni dünyayı görmek için karadan ve havadan umutsuzca bir yolculuğa koyulur.

    Bu arada, dünya hükümetlerinin en yüksek zirvelerinde bir plan yapılmıştır. Tüm insan ırkını kurtarmaları mümkün olmayacaktır, ama bir kısmını kurtarabileceklerdir. İşte bu insanlar yeni bir toplum kurma imkanına sahip olacaktırlar. Başkan Thomas Wilson (Danny Glover) dünyanın karşı karşıya olduğu krizi çok çabuk anlar ama kitlesel bir isteriye meydan vermemek için de bu bilgiyi gizli tutmaya aynı hızla karar verir. Başkanın bilim başdanışmanı Adrian Helmsley (Chiwetel Ejiofor) dünyanın mesaj kodlarını kırmayı başarmıştır ve olabildiğince çok insanı kurtarmaya kararlıdır. Genelkurmay başkanı Carl Anheuser (Oliver Platt) kibirli ve çabuk öfkelenen biri olmakla beraber, toplumun –en azından parası yetenlerin- kurtulduğunu görmeye aynı ölçüde kararlıdır. Başkanın kızı Laura (Thandie Newton) babasının hükümetinin dünyadan sakladıkları şey karşısında şok geçirir. Aslında, görünen odur ki hükümetten olmayıp da olacaklar hakkında bir fikri olan tek kişi bir radyo sunucusu (ve belki bir peygamber) olan Charlie Frost’tur (Woody Harrelson. Frost öngörülerini radyodan dinleyicilerine aktarır.

    Kloser ile Emmerich’in yazdığı senaryo pek çok açıdan Emmerich’in bugüne dek giriştiği en büyük çaplı proje. Bunu beyaz perdeye aktarmak için, özel efektlerle görsel efektleri birleştiriyor. Yönetmen bunun kendisine sahneleri perdeye en iyi şekilde aktarma özgürlüğü sunduğunu söylüyor. Yapım tasarımcısı Barry Chusid bu konuda şunları söylüyor: “Amaç izleyicinin bizim gerçekte neyi inşa ettiğimizi ve neyin bilgisayar yapımı görsel efekt olduğunu anlamaması” diyor yapım tasarımcısı ve ekliyor: “Umarım filmin sonunda şu soruyu sorarsınız: ‘İçine bu şeyleri inşa edecek dağı nereden buldular?’”

    Örneğin, yapım ekibi dış mekanda birkaç “sallantılı zemin” seti inşa ettiler. Bunlar aktörler üzerinde koşuştururken yönetmenin hareket ettirebildiği yalpa çemberleriydi. Cusack bu konuda şunları söylüyor: “Roland palmiye ağaçları, beton yığınları, ev cepheleri olan bütün bir şehri aldı, bu muazzam yalpa çemberlerinin üzerine oturttu ve, ‘Bunun üzerinden karşıya koşmak arabanıza atlamak ve sürmek zorundasınız’ dedi”. Yapımın sonuna gelindiğinde, aktör, “Sudaydım, ateşteydim, topraktaydım, kül bulutlarındaydım, deprem bölgesindeydim, yani aklınıza gelebilecek her yerdeydim. Ve aklınıza gelebilecek her türlü afetten kaçmak için aklınıza gelebilecek her taşıtı kullandım. Çılgınca bir tempoydu”. Marangozların inşa edemediğini bilgisayar animatörleri inşa etti ve Emmerich’in vizyonunu hayata geçirmek için, sadece bilgisayar destekli efektler yeterli olabilirdi. “Sete gittiğimde mavi perdede okyanusu görüyordum mesela. Ama sandığım kadar zor değildi” diyor Cusack ve ekliyor: “Roland her şeyi kafasında planlamıştı ve size her şey bittiğinde ortaya nasıl bir şey çıkacağını gösterebiliyordu. O kadar özgüvenli ki ne hayal ettiğini hayal etmek bile eğlenceli oluyor”.

    Filmin görsel efekt süpervizörü ve ortak yapımcısı Marc Weigert ise şunları söylüyor: “Bu filmdeki hemen hemen her şey benim için cazip. Filmin yarısından fazlası görsel efektlerden oluşuyor. Sanırım Roland akla gelebilecek her türlü doğal afeti bu filme sıkıştırmanın bir yolunu buldu. Los Angeles 30. sayfada 10,5 şiddetinde bir depremle yok oluyor. Yellowstone Parkı 45 kilometreye yayılan bir volkanik patlamayla havaya uçuyor. Ama Roland’la çalışmanın bu kadar eğlenceli olmasının asıl nedeni her bir sahneye yeni ve değişik bir şey katabilmesi. ‘Hımm, depremli filmler izledim’ diyebilirsiniz. Ama hayır, görmediniz”.

    2012 Emmerich için bile dev çaplı bir proje oldu. Cusack şu sözlerle noktayı koyuyor: “Filmin çapı daha önce gördüklerimin hepsinden büyük. Senaryonun her sayfası Roland’ın aklından ne geçtiğini merak ettiğiniz bir sahneydi çünkü yapım çok iddialı ve çok büyüktü. Ama Roland’ı sette izlemenin bana göre ilginç olan yanı onu asla saçını başını yolarken görmemeniz. Dev boyutlu setlerle ya da yeşil perdelerle çevrili olsa da, aslında her şey zaten kafasında. Sahnenin nasıl olmasını istediğini tam olarak biliyor ve bunların hayata geçmesi için ordularını nasıl yöneteceğini biliyor. Gerçekten inanılmaz bir şey”.

    YAPIM HAKKINDA

    2012'nin çekimleri beş aylık bir dönemde Vancouver, Kanada'da tamamlandı. Prodüksiyon beş değişik tesiste bulunan 13'ten fazla setin yanında palmiye ağaçları ve mavi perdesiyle tamamlanan, devasa bir “sarsıntılı zemin”den oluşan, yapma dış “setler” kullandı. Kamloops civarındaki bölgeler Yellowstone Parkı ve ekibin bir hafta boyunca çekim yaptığı Tibet'in yerine geçti. Ana çekimler Los Angeles'ta yapılan birkaç dış çekimle sona erdi.

    Özel Efekt Süpervizörü Mike Vezina; çekimlerin yapılmasından, setlerin kurulmasından, sahnelerin planlanmasından önce yapımcıların hangi sahnelerin bilgisayar destekli görsel efektler, hangilerinin özel efektler kullanarak kamerayla yaratılacağına karar vermeleri gerektiğini söylüyor. “Sınırlar preprodüksiyon aşamasının ilk anlarında çizildi,” diyor.

    Vezina öykünün tüm sismik faaliyetlerinden sorumluydu ve bunu setleri sallayarak başardı. “Bugüne kadar gördüğüm en büyük düzeneklere sahiptik,” diyor. “Tüm sarsıntılı zeminler için gereken büyük düzenekleri inşa etmek için 500.000 ton çelik kullandık. Roland her şeyin gerçek olmasını seviyor. O yüzden evden kaçış, deprem sahneleri ya da havaalanındaki yer sarsıntısı için yüzen ve sarsılan dev setler inşa ettik. 743 metre kare civarında bir alan; böylece üstüne otomobiller, kamyonlar, uçaklar koyabiliyordu; her şey ona göre sallanıyordu. Oyuncuların bu boyutta bir sarsıntıya tepki vermelerini sağlamak için gerçekçilik yaratmak kolaydı.” Üzerinde çalışılan ilk sallantılı set, Beyaz Saray arkaplanını sağlayan yeşil perdesiyle aynı zamanda fiziksel açıdan en tamamlanmış unsurdu. Danny Glover, yüzlerce figüran, acil durum ekipmanı ve tonlarca külle birlikte, setin büyük bölümünü kaplayan 668 metre karelik düzeneğin üzerinde duruyordu.

    Vezina şöyle açıklıyor: “Düzenekleri bir hava sistemiyle havalandırdık, sonra da hidrolik ve pnömatik sistemle yukarı aşağı ve ileri geri salladık. Elektronik olarak kontrol edilen bir valf sistemi vardı. Roland 'Bu kez farklı bir frekans istiyorum; küçük bir sarsıntı, sonra daha büyük bir sarsıntı.” diyebiliyordu. Farklı kısımları anında kapatıp sarsıntıyı ufaltabiliyor ve hızlandırabiliyorduk. Tam kontrol sahibiyiz; tek kişi tüm düzeneği bir kolla denetleyebiliyor.”
    Oyuncular için bir başka fiziksel zorluk da üçüncü perdenin büyük bölümünün gerektirmesiyle suda çalışmaktı. Her biri kendi su tankına sahip çeşitli setler kullanıldı. Oyuncular ve teknik ekip sete ulaşmak için bir merdivenden çıkıyordu. Sahne gerektirdiğinde, set su tankına vinçler yardımıyla gömülüyordu.

    Vezina “Farklı işlevler gören üç ya da dört değişik tipte tank inşa ettik. Sallantılı koridor dediğimiz bir koridorumuz ve boşaltım tankımız vardı. Bir sürü insan koridordan koşuyordu; sonra, boşaltım tankıyla otuz ila kırk bin litre suyu boşaltıyorduk. Böylece su insanları takip ediyor ve koridoru basıyordu. Tüm setler dört metre derinliğindeki bir sete batırılıp çıkarılabiliyordu.” diyor.

    Vezina ayrıca tüm setleri su tanklarıyla birbirlerine bağlayan bir dolaşım sistemi yarattı. “Büyük miktarda suyu farklı setlerde dolaşıma sokabildik. Bir pompa sistemi kullanarak bir istasyondan sonraki sete su pompalıyorduk. Kardeş havuz dediğimiz bir şey inşa etmiştik. Bu havuz farklı setlere dağıtılacak olan suyu ısıtıp klorluyor ve filtreden geçirip temizliyordu. Günün sonunda suyu kardeş havuza geri pompalıyorduk.”

    Işık ya da kameraların ayarlanması gerektiğinde, set ve oyuncular sudan çıkarılıyor, değişiklikler yapılıyor, herkes yerini alıyor ve set yeniden suya indiriliyordu.

    “Garip bir şekilde,” diyor Cusack, “su çekimleri zordu ama suyu sevdim ve çok güzel olduğunu düşündüm. Batma hissini siz de duyumsuyorsunuz çünkü kamera da birlikte batıyor.”

    GÖRSEL EFEKTLER HAKKINDA

    2012 ortak yapımcılar ve görsel efekt süpervizörleri Volker Engel ve Marc Wigert'i Roland Emmerich ve belirli vizyonuyla yeniden bir araya getirdi. Engel ve Emmerich'in dostluğu 1988 yılına, Engel'in bir sinema öğrencisi olduğu Stuttgart'a uzanıyor. Emmerich onunla Moon 44'te çalıştı ve ikili Universal Soldier, Godzilla ve Independence Day gibi filmlerde yeniden birlikte çalıştı. Weigert ve Engel ortaklıklarına Independence Day ile başladılar.

    Weigert “Sinemanın en büyük zorluklarından biri, filmde meydana gelen afetlerin sayısıdır: depremler, zeminde açılan yarıklar, şehirlerin yok olması, sel, dev volkan patlamaları. Her birinin tasarlanması gerekir. Daha önce hiç yapılmamış şeyler için araştırma ve geliştirme yapmamız gerekti.” diyor.

    Weigert, “Tabii ki görsel efektler iyileştikçe izleyiciler daha bilinçli ve yaptığımız en ufak yanlışı yakalar hale geldiler. O yüzden kalite düzeyimizi artırmak ve yaptıklarımızın yüzde yüz kusursuz olduğundan emin olmak zorundayız. Yaptığımız şeylerin büyük bölümü, daha birkaç yıl önce olanaksızdı.” diyor.

    Yapımcı Larry Franco, gerçek çekimlerle görsel efektlerin evliliğinin, her şeyi azar azar yapmakla ilgili olduğunu söylüyor. “Projeye bir bütün olarak baktığınızda, 'Bunun yapılmasına olanak yok. Bunu yapamayız. Bu çılgınlık' diyorsunuz. Ama Roland'ın bir deyişi var: 'Bir fili nasıl yersin? Her seferinde bir ısırıkla.' Küçük parçalara bölersin. Sadece bu küçük parçaya ihtiyacımız var, gerisi mavi perdeye gidecek.' Mavi perdeye giden öğeyi nasıl elde edeceğiz? Parçalara ayırırsanız, sanıldığı kadar zor olmadığını görürsünüz.”

    Engel ve Weigert'in yaratım sürecinde ilk adım, önceki-görsellik denen, hareketli bir storyboard'a benzeyen bir şeydi. Weigert bunu “Tüm sahnenin üç boyutlu, basit bir sunumu” olarak tanımlıyor. “Filmdeki tüm büyük sahneleri alıp önceden görselleştirdiğimiz, altı ya da yedi ay süren, uzun bir süreç.”

    Weigert, görsel efekt unsurlarının ne kadar karmaşık olduğunu göstermek için Los Angeles'taki deprem sahnesini anlatıyor. “Sahneyi nerede çekebileceğimizi anlamamızla başladı; o nedenle Los Angeles'ta lokasyon avına çıktık. Derken, bir süre sonra, bu sahneyi hiçbir yerde çekmenin anlamlı olmayacağı açıklık kazandı; çünkü her şey parçalanıyor. Her şey depremde hareket etmeliydi: her palmiye, her posta kutusu, her arava, her bina parçalanmalı ya da yıkılmalıydı. Sonunda büyük bir mavi perde inşa etmeye karar verdik. 182 metre uzunluğunda ve 12 metre yüksekliğinde bir tane yaptık.”

    Bu mavi perde, Vezina'nın sallantılı zemininin yanına kondu. “Mike Vezina'nın tasarladığı sallantılı zemin muhteşem bir şey çünkü oyuncunun 10,5 şiddetinde bir depremdeymiş gibi zeminde yürümesine olanak sağlıyor. Ne yaparlarsa, nasıl oynarlarsa, olabildiğince gerçekçi oluyor. Zemine yerleştirilen her şey sallanıyor. Bilgisayarda, tamı t***** aynı hareketi yaratıyoruz çünkü ortamı, mavi perdenin olduğu her yerde bilgisayar animasyonu ortamla, gerçek çekime tam anlamıyla uyumlu olarak genişletmemiz gerekiyor. Kameranın ve her şeyden bağımsız olarak sarsılan zeminin hareketini izlemeliyiz.”

    Buna ek olarak, yönetmenin kafasında, filmin son haliyle ilgili belirgin bir görsellik vardı. Weigert, “Roland depremin görüntüsü konusunda hep çok kararlıydı,” diye açıklıyor. “Zeminin neredeyse okyanustaki dalgalar gibi davranması gerekiyordu. Sallantılı zemin bu görünüşü sağladı. Volker ve ben her şeyi sallantılı zeminin üzerinden aldık, üzerine bir şema çizdik ve bunu filme aldık; böylece sallantılı zeminin ne yaptığını tam olarak görebilecek ve depremi tam olarak eşleştirebilecektik.”

    “Sahnede sallantılı zeminin üzerinde olmayan her şey bilgisayar yardımıyla üretildi. Hareket eden her şeyi – sokaktaki ya da sokağın üstündeki her şeyi bilgisayarla yarattık. Doğru renk ve dokunun sağlanması gerekiyordu.”

    Geleneksel olarak görsel efektler genellikle, gerçek çekimlerde mavi perdenin olduğu yerde kompozisyona sonradan eklenen çekimlerden oluşur. Ancak, 2012'de genel hareketlenmeler ve sismik faaliyetler bu tarz tipik çekimlere izin vermiyordu. “Burası Los Angeles,” diyor Weigert. “İnsanlar burada bulundu, burayı gördü. Neye benzediğini biliyorlar. Işık, gölge, doku konularında bir yanlışlık olursa, anında farkına varırsınız; bir video oyunu gibi görünür. Bu sürekli mücadele ettiğimiz bir şey.” diye açıklıyor.

    Engel katılıyor: “Yaptığımız her şeyi mümkün olduğunca gerçekçi temeller üzerine oturtmaya çalışıyoruz. Dağılan binaların ya da belli şekilde davranan uçakların fiziği belli. Gerçekliği, filmde işlemesi, öyküyü anlatabilmek için biraz esnetiyoruz. Ama ancak belli bir yere kadar esnetebilirsiniz yoksa izleyiciyi kaybedersiniz. Benim işim bunu geri alıp gerçekliğe yerleştirmek.”

    Her bir bileşen bilgisayarda özenle yaratıldıktan sonra, aynı özenle yok edildi. Weigert devam ediyor: Bir binanın milyonlarca küçük parçaya ayrılması gerekiyor; o yüzden bu bina üzerinde, altında zemin hareket ettiğinde bir binanın nasıl yıkıldığını gösteren fizik temelli bir simulasyon uyguluyoruz. Bunu kelimenin tam anlamıyla yol boyunca sıralanmış yüzlerce bina ve görüntüde olması ve hareket etmesi gereken binlerce küçük öğeye uyguluyoruz.”

    Tüm bunlar tek bir sahne için. Weigert sözlerini “Böyle bir film yapmak için muazzam miktarda insan, donanım ve yazılım kaynağı gerekiyor,” diyerek bitiriyor. “Dünyanın çeşitli yerlerinden on ila yirmi farklı şirket bunun üzerinde çalıştı. Bu şirketlerin her biri altmış ila yüz kişiyi bu işle görevlendirdi. Ayrıca Sony Pictures'da iki büyük sahneyi yaratan bir iç birimimiz vardı. Yani toplamda, efektler üzerinde bin kişiden fazla insan çalıştı. Zaman açısından, Volker ve ben ilk dakikalardan beri işin başındaydık. Sadece içeride yaptığımız iki sahnenin her bir karesinde üretilen verinin tümünü depolamak için yüz terabyte'tan fazla ek depolama alanı vardı. Bu iki sahne için 250 makinelik bir render çiftliği kuruldu. Böyle bir filmde kolaylıkla bir petabyte (bir milyon gigabyte) veriye ulaşıyorsunuz.”

    Hepsi, Emmerich'in dünyanın sonuna dair görüsü için. Weigert “Roland Emmerich her şeyden önce eğlence sektöründen biri,” diyor. “Yaptığı film ne olursa olsun, başlangıç olarak bir izleyici kitlesine ulaşmak ve o kitleyi memnun etmek istiyor.”

    Uzun vadeli ortaklık tüm taraflar için çok iyi işliyor. “Roland sürekli yeni, farklı bir şey göstermek ihtiyacı hissediyor,” diyor Weigert. “Bu harika bir şey çünkü devam etmemizi sağlıyor. Aynı şeyi tekrar tekrar yapmak korkunç derecede sıkıcı olurdu. Sürekli daha önce yapılmamış, araştırmamız gereken yeni şeyler buluyoruz. Sürekli kafamızı kaşıyıp 'Bunu nasıl yapabiliriz?' diye soruyoruz ama sonunda buluyoruz,” diye gülüyor Weigert.

    HABERTURK.COM

  2. #2
    Aktif Üye Masterlord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    29
    Mesaj
    2.284
    Rep Gücü
    45818
    kesinlikle izleyecegim filmlerden biri
    digeride kurtlar vadisi gladio

    bu kıyamet filmini sevdim
    herkes ölüyo nede olsa
    Azrailin en yoğun olduğu gün
    insanların çığlıkları
    ve israfilin sur'a üflemesi
    müthis bise
    o andaki heyecan.....

  3. #3
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913
    Kız kardeşim bugün sinemaya gidip izlemiş ... Ruhum daraldı diyor :)

  4. #4
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1
    Rep Gücü
    9
    Filmin sonundaki yeni tarihin başlangıcı olan 27.01.0001 neden 27 diye gösterilio???Anlamadım :s

Benzer Konular

  1. Richard Dawkins'in Müslümanlar tweet'i kıyamet kopardı
    YukseLL Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-08-2013, 09:44 PM
  2. 2012 İçin Şimdiden Yıl Başı Hediyesi Aramaya Başlamalısınız
    asisedef06 Tarafından Diğer Uğraş ve Hobiler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-11-2011, 09:26 PM
  3. 2012 "Ruhsal Kıyamet" Tarihi, 2120 ise Gerçek...
    Mydonose Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 12-12-2009, 04:41 PM
  4. Kıyamet senaryoları Kıyamet ne zaman Kıyamet günü ne kadar yakın
    sadece ben Tarafından Komplo Teorileri Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 22-10-2009, 02:05 AM
  5. kıyamet
    dogangunes Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-05-2007, 04:31 AM
Yukarı Çık