Yapım yılı: 1978 Süre: 120 dk.
Yönetmen:Alan Parker
Oyuncular: Brad Davis, Irene Miracle, Bo Hopkins, Paolo Bonacelli, Paul Smith, Randy Quaid, Norbert Weisser, John Hurt, Franco Diogene
Görüntü yönetmeni:Araceli Guzman-Rico
Senarist:Oliver Stone, William Hayes, William Hoffer
Ülke:ABD, İngiltere

Senaryo yazarlığını Oliver Stone, yönetmenliğini Alan parker’in Yaptığı Tüm zamanların Türkiyede En çok tartışılan filmi…
Öncelikle film isminden ötürü ilk bakışta tren ekspresini çağrıştırıyor.Halbuki kastedilen argo olarak geceleyin hapishaneden kaçma işlemi..

Hakkında sayısız yazı yazıldı tekrar tekrar bu konu işlendi.Bu film bir sinema yapımı olmaktan öteye geçmiş ülkemiz üzerinde yarattığı olumsuz izlenim nedeniyle Türkiye turizmine balta vurmuştur.Zarar milyarca dolarla ifade edilmekte.Filmin Amerika ve Fransada her yıl en az beş kere gösterilmesi de işin bir boyutu..
Film kısaca üzerinde uyuşturucuyla yakalanan bir Amerikalının çaptırıldığı hapis cezası boyunca gördüğü işkenceleri anlatıyor.

Başından itibaren Türkiye ve Türk insanı oldukça insafsız bir şekilde eleştiriliyor.Sanık durumundaki Amerikalıya akıl verilerek rüşvet karşılığında kendisinin bu cezadan kurtulacağı telkin ediliyor.Bu aşamada Türk hukuk sistemi yerden yere vuruluyor.
Filmde Türk insanına yönelik tek bir olumlu görüş ya da bir emareye rastlamak mümkün değil.
Mahkemelerimizde rüşvetin döndüğü bir gerçek.Fakat bu yalnızca bizim sorunumuz değil.Aslında bu bir çok ülkenin sorunu.Filmin çekildiği yılları da baz alırsak hapishanelerde karakollarda,hücrelerde işkence gören insanların da olabileceğini kabul edebiliriz. Ki bu herkes tarafından bilinen bir gerçek.

Yinede bu kadar da değil demekten alamıyoruz kendimizi.Türkler küçük çocuklara bile tecavüz eden,barbar,sadist,acımasız gaddar bir şekilde yansıtılmasının yanında fazlaca rüşvet yediği halde rüşvetin gereğini yerine getirmeyen insanlar olarak lanse edimiş.
İşin ilginç yanı Amerikalı uyuşturucu taşıyıcısı suçlu olduğu halde kendisine verilen cezalar hiç de tatmin edici değilken sanki suçsuz bir insanın dramı anlatıyormuşcasına mahkemede kendisini savunuyor.Tabi savunurken asla kabul edilemeyecek hiç bir masum gerekçesi olmayan saldırgan sözler söylüyor.
“Türkler domuz yemiyor. Domuz bir millet domuz yemiyor” diye devam eden bu cümleler buraya yazılamayacak kadar ağır noktalara kadar devam edip gidiyor.Türkiye’ye nefret kin edilirken ayrıca kan kusuluyor.Hakimle Amerikalının diyalogları açıkça filmin kötü niyet barındırdığının bir başka kanıtı.
Filmin bir bölümünde Türk insanı homoseksüellere öcü gibi bakan,rüşvetin ve işkencenin kol gezdiği,belden aşağı bıçaklamanın serbest iken belden yukarısının suç olduğu çarpık bir hukuk sistemine sahip olan bir ülke eleştirisi yapılmış.Bu bir nevi kabul edilebilir.


Fakat son derece abartılı sahneler insanlıkla bağdaşmaycak görüntüler var.Namaz kılma sahnesi gibi kimi sahnelerde şekil itibariyle gerçeklikten kopuş gözlenmekte.Filmin bazı konularda Türkleri araplaştiriğini ve ön yargılı bir şekilde yaklaştığını açıkça görüyoruz Gerek fiziksel gerekse yapısal olarak Türk insanının genel insan profiline uymayan karakterler yaratılması da kötü niyeti gösteriyor.Amerikalının gayet hoş görünümlü iken Türklerin sadece davranış şekilleri itibariyle değil fiziksel olarak son derece antipatik bir görüntü içersine sokulması dahası bunun gerçekle bağdaşmıyor olması ucuz bir oyun.

Hamaset duygularını bir yana bırakarak olaylara yaklaşma taraftarı biriyim ama yinede kısaca işin siyasi boyutundan bahsetmek istedim.Sinema olarak filme bakacak olursak film abartılı anlatımı,Türk kültürüne uzak insan profilleri ve davranış şekilleri,Türkiyeyi yansıtmaayn dekor ve mekanlar, iyi incelenmemiş bazı ayrıntılar dışında,amaçları bakımından, insanları sürükleme konusunda gayet başarılı.Nitekim başarılı olmasa bu kadar yankı uyandıramayacağını kabul etmemiz gerekiyor.Milliyetçilik duygularıyla filmin başından sonuna toptan kötü bir film olduğunu söylemek bence objektiflikten uzaklaşmak manasına gelmekte.Zira filmde benimde abartılı bulduğum sahnelerin bu tür filmlerde mesajı vermek adına kullanılmasını bir sinemasever olarak normal karşılamamız gerekiyor.Amerikayı ya da başka bir ülkeyi yerden yere vuran kimi filmleri seyrederken iç çekerken bu bize olduğu zaman tutarlı olacaksak tavrımız o kadar da sert olmamalı.Filmin benim açımdan asıl problemli tarafı filmin vermek istediği mesajın filmin kurgusu,senaryosu, yaklaşımı göz önünde bulundurulduğunda siyasi olması.Her ne kadar geç gelmiş de olsa ve hiç bir işe yaramayacak olsa da filmin yönetmenin daha sonraları özür dilediğini bazı şeylerin hayal mahsülü olduğunu kabul ettiğini de hatırlatmak gerekir…

OnuR
sevgiadasi.com