Yaratık var yaratıktan içeri


Son yıllarda farklı türlerde pek çok filminin peş peşe salonlara gelmesiyle Güney Kore, iyice tanıdık bir ülke haline geldi; hiç değilse sinemaseverler için. Filmlerine de kimi zaman belirgin kimi zaman örtülü biçimde sinen yakın tarihi, Güney Kore filmlerini anlamak için de bir anahtar

Bu anahtar, özellikle de bugün vizyona giren `Yaratık`ı (The Host/Gwoemul) anlamakta önemli olacak. Tıpkı Ki-Hyung Park`ın yönettiği `Akasya`da olduğu gibi. Aksi takdirde elimizde sadece benzerlerini seksen kere gördüğümüz fantastik bir canavar hikayesi kalıyor.


Olayları başlatan; Amerikalı bir bilim adamının, laboratuvardaki kimyasal atıkları sorumsuzca lavaboya döküp bunların Seul`ü ikiye bölen Han nehrine karışmasına yol açması. Nehre karışan kimyasal atıklar, zamanla bir yaratığa dönüşür. Herkesin nehir kıyısında gönlünce piknik yapıp eğlendiği bir gün ansızın ortaya çıkan yaratık, etrafa saldırarak pek çok insanı yakalar. Bunlardan biri de küçük Hyun-seo`dur. Her ne kadar babası, yaratığı görür görmez elinden kapıp onu uzaklaştırmaya çalışsa da Hyun-seo, yaratığın eline düşer. Diğer kayıpların aileleri ağlayıp yas tutarken Hyun-seo`nun ailesi, kızlarını kurtarmaya kararlıdır. Ancak bu şimdiye kadar şahit olduğumuz kurtarma hikayelerinden epey farklı. Zira aile fertlerinin her biri nev`i şahsına münhasır tipler: Anne, yıllar önce çocuğunu da bırakıp gitmiş. Aklı kıt baba Gang-du, faydam olsun derken zararı olabilen bir adam. Daha o gün veli toplantısına içkili gelen amca, ipsiz sapsız biri. Halası Nam-joo, okçulukta olimpiyatlara katılmış ve tam da o gün bronz madalya alıp memlekete dönmüş. Dede Hee-bong ise hem gözü kara hem aşırı duygusal. Müşterek noktaları ise Hyun-seo`ya olan derin sevgileri. Bu sevgi bir de gece yarısı Gang-du`ya kızından gelen bir imdat telefonuyla perçinlenince aileyi tutmak iyice imkansızlaşıyor. `Tutan mı var?` diyeceksiniz; var. İşgüzarlığın bir tek memleketimize has olmadığını anlamamıza yarayan pek çok örnek var filmde ve bir tanesi de bu konuda. Yaratıkla uğraşması gereken bilim adamları, hükümet vesaire, bunun yerine mesailerini aile üzerinde yoğunlaştırıyor. Aileyi karantina altına alan bilim adamları, kızından telefon aldığını söyleyen Gang-du`nun iddialarını araştırmak ve yardım etmek yerine kendisine psikolojik teşhisler koymaya çalışıyor. Aile kaçıp kızlarının peşine düşünce de haklarında arama emri çıkarılıyor; duvarlarda `Aranıyor` resimleri, radyolarda, televizyonlarda duyurular... Bu ahval ve şerait içinde aile, mafyaya para vererek görevli kılığında (belki de kılıksızlığında) nehre yaklaşıyor ve yaratıkla karşı karşıya geliyor.


Görüldüğü gibi çok da bilinmedik tipte bir hikaye değil. Ancak belki şu bilgiler, farklı bir gözle bakmanızı sağlayabilir. Öncelikle filmde söz edilen olay, gerçekten 2000`de yaşanmış. Şubat ayında Seul`deki bir Amerikan üssünde McFarland adlı sivil bir ordu mensubunun emriyle gerçekten de nehre kimyasal atık karıştırılmış. Yargılaması 2005`te biten McFarland, hapis cezası almış, ancak bu ceza uygulanmamış. İşin diğer boyutu ise ülkenin yakın tarihinde yaşananlar; Amerika`nın, Vietnam`da, Irak`ta olduğu gibi gerekçelendirilemeyen varlığı ve uygulamaları, iç savaşla yaşanan kaos, ülkenin gençliğinin ve geleceğinin bu yolla yok edilmesi ve tabii ki bunların arkasında yine Amerikan eli. Film, `yaratık`la bir yandan da bütün bunları sembolleştiriyor. Amerika`nın, bir kimyasal atık gibi tahrip edici politikalarının, Han nehri gibi dinamik Kore toplumuna sızması ve Hyun-seo`nun yitirilişi gibi, geleceğin yitirilmesi. Yönetmen bu noktada sadece Amerika`yı günah keçisi ilan ederek kolaycılığa da kaçmamış üstelik. Özellikle absürdlüğe yakın mizah anlayışının hakim olduğu sahnelerde, rüşvetçi, köşe dönmeci, vefasız vatandaşlarını da resmederek günah da çıkartmış. Bu noktada belirtmek gereken bir şey de `gerilim` başlığıyla tanıtılan filmin, herhangi bir türe ait olamayacak kadar orijinal olduğu.


YARATIK / THE HOST GWOEMUL


Yönetmen: Bong Joon-ho


Oyuncular: Song Kang-ho,


Byun Hee-bong, Park Hae-il, Bae Doo-na, Ko A-sung


kaynak