Bilim-kurgu gişe başarıları ortada. Ancak bu türün hayranlarına bazen aptal muamelesi yapılıyor.



John Hurt iyileşip kahvaltı masasına oturuyor. Sonra da adamın midesinden ‘yaratık’ çıkınca şaşırıyorsunuz

Will Smith yabancı uzay gemisine binip ortalığa bir göz attıktan ve tamamen yabancı bu aleti uçurmayı başardıktan sonra bu film bütün inandırıcılığını kaybetmişti zaten. Ama ufak bir diskete yüklenmiş bir virüsle Jeff Goldblum uzaylıları fethettiği anda artık kahkahalarımızı tutamıyoruz.

Sinek (The Fly) filmi dünyanın en bilinen numarasını çekiyor: Sineğe dönüşen insan. Bakın görün bir adam nasıl sineğe dönüşür? Bu o kadar çarpıcı bir fikir ki “Bakın görün adam nasıl ıstakoza dönüşüyor" deseniz de aynı etkiyi yapar. Fizik kanunları gereğince mesela ‘ışın kılıcı’ diye bir şey olamayacağını, öyle bir aletten yayılan o keskinlikteki bir ışın patlamasının 5 km yarıçaplı alanda yaşayan bir organizma bırakmayacağını söylüyorlar, ama biz o kılıcı gene de ‘seksi buluyoruz öyle mi?

Bilim-kurgu sinemasının hayranları aslında en sert eleştirmenlerdir. İyi bir bilim-kurguyu kötüsünden ayırt edebiliriz. Ve açıkçası, filmden zevk almak meselesine gelince her şeyin yerli yerine oturması da gerekmez.

Ama saçmalığın da bir sınırı olması lazım! Aşağıdaki listede yer alan 10 sahne en çok dikkatimizi çeken 10 aptalca sahne. Çünkü eğer o sahneleri saymazsak, içinde yer aldıkları filmler çok iyi bilim-kurgu örnekleriydi.

1- Empire Stikes Back – Emperyal robotlar isyancılara saldırıyor

Niçin aptalca? Yani Ölüm Yıldızını inşa edecek kadar karanlık güce hizmet eden İmparatorluk ordusu; bu derece yavaş, bu derece hantal şeyleri yerden yürütüp lazer silahlarıyla isyancılara ateş edecek öyle mi? Darth Vader kötü karakterli bir figür olabilir ama kesinlikle aptal değildi. Bir gezegen dolusu isyancıyı yok edeceksen getirirsin ölüm yıldızını, verirsin ışını, patlatırsın gezegeni. Bu kadar uğraşmak niye?

Niçin umurumuzda değil? Bu robotların gelişini isyancıların dürbünlerinde gördüğümüz an bu filme öyle bir ısındık ki, bu gazla serinin geri kalan filmlerini yıllarca bekledik ve sonra hepsini seyrettik.

2- Signs – Uzaylıların ‘işaretlere’ ihtiyacı mı var?

Niçin aptalca? Şimdi düşünelim, bu uzaylılar uzay boşluğunun karanlık ıssızlığı işçinde milyonlarca kilometre yolu kaybolmadan geliyorlar. Sonra da bir bakıyoruz ki besin bulabilmek için mısır tarlalarına işaret koymaları gerekiyormuş meğerse. Bütün bu saçmalık içinde en anlamlı olan şeyse uzaylıların önce Mel Gibson’ı yemeye karar vermiş olmaları.

Niçin umurumuzda değil? Bütün bilim-kurgu hayranlarının dediği gibi “Ama ben inanmak istiyorum!”

3- Alien - John Hurt iyileşip kahvaltı masasına oturuyor

Niçin aptalca? "Oh, Allah’a şükür, damarlarında asit dolaşan o yaratık yüzümden düştü. Amanın o da ne? Sahanda yumurta kokusu mu bu? Hadi oturup afiyetle yiyelim...” Bir gemi dolusu yüksek zekalı ve ellerinin altında ileri teknoloji bulunan bilim adamı, kısa süre önce yaratığın saldırısına maruz kalmış arkadaşlarını karantinaya alma gereği bile duymadan aynı sofraya oturuyorlar. Sonra da adamın midesinden ‘yaratık’ çıkınca şaşırıyorsunuz.

Niçin umurumuzda değil? Bu filmden sonra yüzlerce uzay filmi yapıldı. Hatta Alien devam filmleri de çekildi. Bu filmin 1979’da yapıldığını pek fazla kişi hatırlamaz ama o sahnenin korkunçluğuyla bu film ölümsüzleşmekle kalmadı, hayatımızda gördüğümüz en korkunç sahne olarak da belleklerimize kazındı.

4- Terminator 2 - Skynet yeni ve gelişmiş bir Terminator gönderiyor

Niçin aptalca? Sarah Conner ve onun doğmamış çocuğunu halletmenin en azından 50 tane daha kolay ve akıllı yolu varken bu makinalar ne yapıyorlar dersiniz? Sarah ve çocuğuna hazırlık yapması için onca yıl verdikten sonra bir tane daha makine yolluyorlar. Şu T-1000 modelini mesela 1880 yılına yollayıp Sarah’nın büyük büyükannesinin evine yollasalar dahqa kolay olmaz mıydı?

Niçin umurumuzda değil? Asla vazgeçmeyen bir takipçi, vazgeçilmez bir gerilim unsurudur bu sinema dünyasında. Böylesi de iyi olmuştur yoksa Terminator 2 filminden tat alabilir miydik?

5- Independence Day - Jeff Goldblum dünyayı kurtarmak için bilgisayar virüsü yüklüyor

Niçin aptalca? Will Smith yabancı uzay gemisine binip ortalığa bir göz attıktan ve tamamen yabancı bu aleti uçurmayı başardıktan sonra bu film bütün inandırıcılığını kaybetmişti zaten. Ama ufak bir diskete yüklenmiş bir virüsle Jeff Goldblum uzaylıları fethettiği anda artık kahkahalarımızı tutamıyoruz. Eğer disket yerine sosisli sandviç kullansa, uzaylıların bilgisayar sistemlerini göçertme şansı daha az olmazdı.

Niçin umurumuzda değil? Çünkü o sahne ‘Dünyalar Savaşı’na bir göndermeydi. Ve biz bilim-kurgu hayranları, daha önce seyrettiğimiz bir filme gönderme yapılmasına bayılırız. Şu farkla ki ‘virus uploading’ yazısı yerine Orson Welles sesli bir uyarıda bulunmuştu.

6- The Fly - Dr. Brundle makinayı deniyor

Niçin aptalca? Jeff Goldblum'un filmdeki karakteri, fizik ve biyoloji kanunlarına meydan okuyacak kadar zeki. Ama bu ileri teknoloji ürünlerini evin işçinde dolanan hayvanlardan korumayı akıl edemiyor. Ama en aptalca kısım bu değil. Bu makinaya kendisinin girmesi en saçma kısım olmuş. Jurassic Park’ta canlandırdığı karakter olsa, “Aptal olma vazgeç bu işten!” derdi. Film de başlamadan biterdi.

Niçin umurumuzda değil? Bu film, dünyanın en bilinen numarasını çekiyor: Sineğe dönüşen insan. Bakın görün bir adam nasıl sineğe dönüşür? Bu o kadar çarpıcı bir fikir ki “Bakın görün adam nasıl ıstakoza dönüşüyor" deseniz de aynı etkiyi yapar.

7- Jurassic Park – Velociraptorlar dahice hareket etmeye başlıyor

Niçin aptalca? Jaws aklı olmayan bir canavardı, insanları yerdi. Biz de koltuğumuzda korku ve heyecanla izlerdil. O zaman dinozorları entelektüelleştirmek de nereden çıktı? Mısır tanesi kadar beyni olan bir dinozor daha önce hiç girmediği bir ortamda nasıl yolunu bulabilir?

Niçin umurumuzda değil? Jurassic Park filmini sevmeyen birini asla göremezsiniz. Ayrıca bilgisayar teknolojisi sayesinde dinozorların yürüdüğünü görmek sizi şaşırtmıyor da, yol bulmalarına mı şaşırıyorsunuz?

8- Matrix Reloaded – Ajanlar Neo’ya yumruk atıyor

Niçin aptalca? Matrix’te başınıza gelen her şey gerçekten başınıza gelir. Öyleyse, rüyanızda ölmüşseniz, gerçekten ölmüşsünüz demektir, öyle değil mi? Öyleyse ajanlar niçin kung-fu yetneklerine güvensinler ki? Matrix o kadar akıllı bir sistemse Neo’yu anında saptar ve bulunduğu yeri bir bütün olarak imha edebilirdi? Bu çözüm daha kolay olmaz mıydı?

Niçin umurumuzda değil? Pek çok bilim-kurgu hayranı, William Gibson'ın "Neuromancer" romanını yılar önce zaten okumuştu ve Matrix filminde aradıkları ise o kitabın ‘görselleştirilmiş’ haliydi.

9- Superman 1 – Süpermen zamanı geriye çeviriyor

Niçin aptalca? Zaman yolculuğuyla ilgili klasik bir sorundur bu. Eğer Süperman zamanı geri çevirebiliyorsa, niçin birkaç yıl öncesine kadar geri gidip Lex Luthor’u o zaman buluyor ve çenesini dağıtmıyordu ki? Bunu yerine zamanı çok az geri alıyor ve Lois’i diri diri gömülmekten ancak kurtarabiliyordu.

Niçin umurumuzda değil? Aslında umurumuzda. Bu çok aptalcaydı

10- Contact - Jodie Foster ve şürekası uzaylıların MENSA testini geçiyor

Niçin aptalca? Evrenin öteki ucundaki akıllı yaratıklar bu kadar mesafeyi alıyor ve sadece “Uzaklarda bir yerde biz de varız..” diyorlar. Uzak galaksideki akıllı yaşam formları bizim sinyallerimiz uzaydan topluyor, tercüme ediyor ve dramatik bir şekilde bize geri göndererek origami gibi bir tarzda çözülecek bilmece halinde bize koordinatlarını yolluyorlar.

Niçin umurumuzda değil? Bu film, bilim-kurgu hayranlarının on yıldan daha uzun süredir bekledikleri dolulukta ve sağlamlıkta bir filmdi. İnsan ilham veren mesajlar da içeriyordu. Bu filmi seyrederken Carl Sagan’a saygımızdan ötürü bütün ciddiyetimizi takınmıştık.


Kaynak: Adam Berliant - MSN Movies

guncel.net'in haberi