Radyo yayınları birden çok kişinin ortak çalışması ile gerçekleşir, Bir programın düşünce aşamasından yayın sonrası aşamasına karlar pek çok kişi çaba harcar. Ses teknisyeninden, müzisyeninden, spikerinden, dramaturgundan, yapımcısına, değin pek çok kişi bir yayının gerçekleşmesinde çalışır. Çalışan her görevlinin yayındaki emeği az ya da çok yayının bir parçasını oluşturur. Onların kalkılan olmaksızın yayınların gerçekleşmesi de olanaksızdır. Program yapımında da, yayında olduğu gibi birden fazla, elemanın çalışması zorunludur. Ancak, tüm çalışanlar içerisinde doğrudan programın yapımından sorumlu olan, programı ortaya çıkarması beklenilen kişi program yapımcısıdır programın ortaya çıkarılmasında yayımı hazır duruma getirilmesinde diğer emeği geçenlerle birlikte çalışmayı gerçekleştirecek, onların katkılarını planlayacak, düzenleyecek kişi program yapımcısıdır.
Program yapımında bu denli ağırlığı olan görevlinin, bu işi başarılı biçimde yapabilmesi için bir takım niteliklerinin özelliklerinin bulunması gerekir. Bu özelliklerin bir kısmının doğuştan olması gereken özellikler olmasına karşılık, bir kısmı eğitimle, öğretimle kazanılan özelliklerdir Batı radyoculuğunda yapımcılığın doğuştan kazanılan bir yetenek olduğu savı ileri sürülüre de, normal bir insanın bir takım fiziksel ve biyolojik; özelliklerini yönlendirerek ve buna eğitimi de katarak iyi. bir programcı olması söz. konusudur. Bir yapımcıda bulunması gereken dikkat, araştırıcı, gözlemci olma, yaratıcılık, esneklik, disiplin gibi özelliklerin kişide doğuştan var olması beklenebilir. Genelde herkesde olan bu özellikler kimilerinde daha fazla olabilir, Bu ise, yapımcının başarısını arttırır. Ancak, yalnızca bu özelliklerin varlığı ile de iyi bir program yapımcısı olunamaz, bu konuda eğitim de önemlidir Kuşkusuz burada iyi yapımcı olmak için eklenmesi gereken bir üçüncü husus, bu konunun yaparak öğrenileceği hususudur. İyi bir yapımcı biyolojik yeteneklerine bu konudaki eğitimi katarak ve bunu stüdyoda deneyerek, yaparak geliştirebilir. Uygulamanın iyi program yapmadaki yeri yadsınamaz. İyi bir program yapımcısında bulunması gereken özellikleri şöyle sıralayabiliriz :*
Program yapımcısı iyi eğitim görmüş olmalıdır. İnsanın bilgisi, gördüğü eğitim düzeyi ile yakından ilgilidir. Eğitimsiz bir kişinin ne kadar kendini yetiştirmiş olursa olsun, temel eğitimin, resmi eğitimin verdiğini tüm. olarak kendi kendine alması, öğrenmesi olanaklı değildir. Bu bakımdan, birinci koşul olarak program yapımcısının iyi bir eğitim görmüş olması, özellikle toplum bilimlerle ilgili bilgileri alması gerekir. Yapımcının eğileceği ya da eğilmesi istenen konular farklı olabileceğinden, toplum bilimlerin çeşitli konularında eğitim görmüş olması, en azından bu konuda nasıl bilgi sahibi olacağını bilmesine yol açar. Kuşkusuz burada, meslek eğitimi yapan eğitim kurumlarının önemine do değinmek gerekir. Son on beşyirmi yıldan beri bu tür öğrenim yapan kurumların çoğalması bu tür bir gereksinimin doğal sonucudur. Bu okullarda verilen mesleksel bilgiler yanında, toplum bilimleri ile ilgili bilgilerin de program yapımcılığında gerekli olan bilgileri kapsadığı açıktır.

* Burada program yapımcısının farklı ülkelerdeki özelliklerine de değinmek gerekir. Amerikan radyoculuğunda yapımcının çoğunlukla kendi programını sunması beklendiğinden, sesinin iyi olması, kendi programının kurgusunu yaptığından teknisyen olması, diskcokey (dlscjokey) olarak görev yaptığından müzikten anlaması vb. gibi özellikleri olması beklenir.

2. Yapımcı iyi bir kültüre sahip olmalıdır; Kültürü geniş olarak aldığımızda. eğitim ve kültürün tüm alanlarını kapsadığından, program yapımcının içinde bulunduğu evren hakkında, toplum hakkında bilgi sahibi olması, kendini sürekli yinelemesi, gelişen yeni durumları öğrenmesi gerekir. Hor konunun resmi eğitim kurumlan ile verilemediği bir gerçektir. Program yapımcı o tür bir öğretim görmüş ancak kendi ilgisizliği ya da, öğrenim düzenindeki aksaklıklar nedeni ile gördüğü eğitimden tam olarak yararlanmamış olabilir. Bu bakımdan, yapımcının bu görevi yüklendikten sonra, başarılı programlar üretmesi için. kendisindeki bu eksiklikleri gidermesi; sürekli bilgisini yenilemesi, okuması, toplumsal çalışmalara katılması ve özellikle kitle iletişim araçlarını sürekli izlemesi; günlük gazete ve dergilerden başlayarak radyo, televizyon yayınlarına sürekli açık olması gerekir.
3. Yapımcı iyi bir araştırmacı ve gözlemci olmalıdır; Araştırma yapmasını bilmeyen, çevreye gözlemci olarak bakmayan kişinin iyi programcı olacağı pek söylenemez, Program yapımındaki aşamalarda da görüldüğü üzere, programa başlarken ilk yapılacak iş ya da aşama, programla ilgili araştırma yapmaktır. Araştırmanın nasıl yapılacağı konusunda bilgisi olmayan bir yapımcının, konuya nasıl yaklaşacağından, neresinden ele alacağından da doğal olarak haberi olmayacaktır. Bu bakımdan, bir yapımcı, herhangi bir konuda kendisine görev verildiği zaman, konu hakkında bilgisi olmasa bile, araştırmaya nasıl, hangi kaynaklardan başlayacağını bilmesi durumunda, herhangi bir zorlukla karşılaşmayacaktır.
Yapımcının iyi bir gözlemci olması da beklenir. Çevresine gören gözlerle bakması, duyan kulakla çevresini dinlemesi gerekir. Bir başka söyleyişle, yapımcının antenleri dışa dönük olmalı, çevresinde olup bitenleri ileride kullanabileceği potansiyel bir konu dizisi olarak görmeli ve duymalıdır. Hiç beklenmedik bir olay, bir durum program yapımcısı için ilginç bir konu oluşturabilir ya da herhangi bir konu verildiğinde kendisine yol gösterici olabilir.
4. Yapımcı programında nesnel (objektif) ve yansız olmalıdır: Program yapımcısının siyasal bir görüşü, inançları olabilir. Ancak, programında kendi görüşünü tek yanlı olarak göstermemelidir. Olaylı nesnel ölçüler içinde, gerçekçi olarak yansıtmalıdır. Olayları no kara, ne de beyaz gözlüklerle görmeli; olayları tüm. boyutları ile. gerekiyorsa kara. gerekiyorsa beyaz, ancak genellikle gri rengi ile vermelidir.
Program yapımcı yansız olmalıdır. Ancak yansızlık, gerçeğin yanında olmak koşulu ile bozulabilir. Herhangi bir rl, amaca hizmet etmeden yanlı olmalıdır. Öznel (subjektif) ölçütlerle olaylara bakmamalı. nesnel ölçütlere göre hareket etmelidir.
5. Yapımcı takını çalışması yapmalıdır: Programlar genellikle bir ya da iki kişi tarafından üretilir gibi görünürse de, program yapımında görüldüğü üzere, yapımcı tüm bu çalışmalarında, teknisyeninden yöneticisine, spikerinden metin, yazarına, röportaj yaptığı kişiye ya da. program materyalini sağlayacağı kişilere kadar pek çok kişi ile ilişki içerisindedir. Bu bakımdan programcı bir takım içerisinde çalışır. Bu kişilerle ilişkilerini iyi bir biçimde sürdürmesi program açısından zorunludur. Takım çalışmasına yatkın olmayan, kendine yapılarak eleştiri ya da önerileri kabul etmeyen, bir başka deyişle bilgisini zorla kabul ettirmeye çalışan yapımcıların, pek başarılı
olduğu söylenemez. Bu özellik, daha sonra değinilecek olan esneklik özelliği ile do yakından ilgilidir.
6. Yapımcının çalışma disiplini olması gerekir: Program yapımında zaman çok önemlidir ve herşey belirli sürede gerçekleştirilir. Verileri surede program hazır olmazsa, yayın aksar ve yeri hemen doldurulamaz. Bu balomdan yapımcının zamanını iyi ayarlaması ve takım arkadaşları ile yaptığı zaman ile ilgili planlamalara kesin olarak uyması gerekir. Çünkü, zamanında, verilen saatte belirli işlerin yapılmayışı hem o programın, hem de pek çok kişinin içlerinin aksamasına neden olabilir.
7. Yapımcının dili iyi kullanması gerekir: Bu özellik, eğer yapımcı kendi metnini yazıyorsa daha da önemlidir. Daha önce do değinildiği üzere radyo dili, konuşma ve yazı dilinden oldukça farklılık gösterir. İyi bir yapımcının bu farkları bilmesi ve metnini yazarken, bu hususlara, özen göstermesi gerekir. Burada, yinelenmesi gereken husus dilin, hedef izleyici kitlenin anlayacağı bir söz dizimi ile yapılmasıdır. Çok fazla sayısal ya da çok fazla teknik sözcüklerin kullanımında özen gösterilmesi gerekir.
8. Yapımcı yasaları, yayın kurumunun ilkelerini iyi bilmelidir. Hiç bir yayın kurumu ve hiç bir devlet kendini kötüleyen, gerçekleri çarpıtan, yanlış yönlendirmelere neden olan bir mesajın yayımlanmasını istenemez. Ne gibi hususların istenmediği yasalarda, ya da o kurumun çalışması ile ilgili yönetmeliklerde, ilkelerde saptanmıştır. Bu bakımdan bir yapımcının, öncelikle bunları bilmesi gerekir. Bunun tersi durumlarda ise, programın denetim mekanizmalarından geçmeyeceği açıktır. Denetim mekanizmalarından geçtiği durumda ise, eğer yasalara göre suç unsuru varsa, yargı yollarına başvurulacağı bilinmelidir. Radyo program yapımında uyulması gereken yazılı kurallar yanında yazılı olmayan, o toplumun gelenek ve göreneklerinden kaynaklanan. toplumsal yaşantısından doğan bir takını kurallar da vardır. Yasal sınırlamarın oldukça az olduğu özel girişimci sistemlerde yapımcının bu tür kurallara uyması gerekir. Örneğin ırk ayrımı ile ilgili mesajlarda, çocuklara yönelik programlarda, azınlıklarla ilgili programlarda o ülkenin koşulları belirleyicidir. Yapımcının bunları bilmesi ve uyması gerekir.
9. Yapımcı yaratıcı olmalıdır: Yayın, sürekli tüketen bir olgudur. Yapımcılık da süreklilik gösterir. Bu sürekliliğin ise izlenebilme koşulu vardır. Her yeni programın aynı ilgi ile izlenmesi gerekir. Bu da, yeni düşüncelerin ortaya çıkmasını, bir başka deyişle yaratıcılığı gerektirir. Alışılagelmiş program kalıplarının, aynı bilgileri
vermesi izleyiciye bıkkınlık getirebilir. Programın orijinal olması onun izleme şansını arttırır. Bunun için do yapımcının yaratıcılığı, yeni buluşları olması, düşünceleri geliştirme yeteneğinin bulunması gerekir. Bu özellik bir anlamda doğuştan olması gereken bir yetenek olarak da alınabilir. Ancak kişinin gözlemci, araştırıcı, izleyici, iyi bir eğitim ve kültür almış olması da bu yeteneğin geliştirilmesine katkısı olacaktır.
10. Yapımcı esnek olmalıdır: Esneklik kişinin doğuştan kazandığı bir özelliktir. Yapımcılıkta esnek olmak başarıyı arttırır. Katı kurallar içerisinde olan, kendi düşüncelerini hiç bir biçimde değiştirmeye yanaşmayan program yapımcılarının sürekli başarılı olması beklenemez. Tasarlanan bir programda, gerek yapımcının meslek çevresinden, gerekse seslendiği izleyici kitlesinden gelen eleştiri ya da değişiklik önerilerini dikkate almayan yapımcı, bir süre sonra hem yalnız kalacak, hem do programlarındaki beklenen etki görülmeyecektir.
Yapımcının esnek olması, yeni düşüncelere, yöntem ve tekniklere açık olması, gerektiğinde bunlara uymasını sağlar. Özellikle, deneyimli yapımcıların, 'en iyisini ben bilirim' düşüncesinden arınmaları, yayıncılıkta gelişen program kalıplan, yapım biçimleri ve teknolojik araç — gereçlerin kullanmasına uyum göstermeleri gerekir. Günümüzde, özellikle yayıncılıkta on yıl önce kullanılan bir teknik eskimekte ve terk edilmektedir. Yeni buluşların daha ilgi çekici, daha işlevsel olduğu durumlarda bunların kullanılmaları gerekir.
11. Yapımcı yarışmacı olmalıdır: Yapımcının yaratıcı ve esnek olma özelliklerinin bir sonucu olarak alınabilecek bu özellik, yapımcının dışa, diğer yayın kurumlarına dönük olmasını gerektirir. Özel girişim elinde bulunan çok sayıda radyo yayınlarında yapımcının bu özelliği çok daha önem kazanmaktadır. Diğer yapımcıların hangi konularda, hangi biçimde. hangi teknikleri kullanarak programlarını hazırladıkları gibi hususlar yapımcı tarafından dikkatle izlenmelidir. Her yapımcının amacı daha çok izleyiciye seslenmektedir. Bu ise, diğer radyo istasyonlarında nelerin, nasıl ve ne zaman verildiğinin bilinmesi ve ondan daha iyi yapma isteği ile olanaklıdır.
Devletin ya da hükümetin elinde olan radyo istasyonlarında da yapımcının bu özelliği önemlidir. Yayınlanıl nitelikli olmaması durumunda, izleyici ya yabancı radyoları izleyecektir ya da bu tür gereksinimini diğer kitle iletişim araçlarından sağlamaya çalışacaktır.

PROGRAM YAPIMINDA AŞAMALAR
Bir radyo programında, herhangi bir çalışmada olduğu gibi, belirli bir çalışma düzeni vardır. En azından herhangi bir konuda yazı yazılacağı zaman nasılla düşünme, araştırma, planlama ve daha sonra bulunanları ayıklayıp birleştirme ve bunları kâğıda dökme çalışmalarının yapılması zorunlu ise, radyo programcılığında da, programın niteliğine göre, belirli işlerin yapılması zorunluluğu vardır. Bu aşamaları başlıca 9 aşamada toplayabiliriz :

A. ARAŞTIRMA AŞAMASI
Programın konusu ve türü ne olursa olsun, her programa başlamadan önce o konuda bilgi sahibi olunması gerekir. Bunun için de öncelikle genel bir araştırına, sonra ise özel bir araştırma yapmak zorunludur. Genel araştırma, programın çerçevesini çizmek, hangi konunun ele alınacağı konusunda genel bilgi edinmeye yarar. Örneğin, kadınlarla ilgili eğitsel bir program hazırlanması düşünüldüğünde, öncelikle kadın ve sorunlarının bilinmesi, ülkemizdeki durumun öğrenilmesi gerekir. Daha sonraki araştırmada yani özel araştırmada ise, programda işlenecek konunun materyalleri toplanır. Örneğin kadınların sorunlarından çocuk bakımı ve sağlığı gibi özel bir konuda programın konusu odaklaştırılabilir.
Araştırma aşamasında önemli olan yapımcının araştırmanın nasıl yapılacağı hakkımla bilgisinin olmasıdır. Bunun yanında toplumun gereksinimlerinin, istek ve beğenilerinin neler olduğunu, kitle iletişim araçlarını, özellikle radyo ve televizyon yayınlarını izleme alışkanlıklarını (izleyip izlemediğini, ne kadar sıklıkla izlediğini) bilmesi gerekir.
Araştırma aşaması, bir programcının programa başlama aşaması olarak alınabilir. Ancak, burada bir noktayı belirtmekle yarar vardır. Her program için genel nitelikte, eğer program konusu aynı ise, araştırma gerekmeyebilir. Bu gibi durumlarda, program materyalinin toplanması için özel nitelikte araştırma yapmak zorunludur.

B. ÖNERİ AŞAMASI
Bu aşama, araştırma aşamasını izleyen ve programın iskeletinin ortaya çıkmasını sağlayan, bir aşamadır. Bir başka deyişle, bu aşamada hangi konunun, nasıl (biçim olarak), hangi izleyici kitlesi için, ne zaman, ne kadar süre ile yapılacağı ile ilgili durumlar belirlenir, saptanır. Bu arada kuşkusuz, programın maliyeti, yani kaça mal olacağı hususları da yine bu aşamada ortaya çıkar. Bu aşama, program yapımında planlama aşaması olarak da nitelenebilirse de radyo yönetimi açısında ayrı bir aşama olarak almak gerekir. Genel ve özel araştırmaları yapılan, çatısı ortaya çıkan program taslağının gerçekleşip gerçekleşemeyeceğinin açıklığa kavuşması için, bu taslağın onaylanması gerekir. Bunun için de program ayrıntılı olarak 'öneri' biçiminde ilgili yerlere, kişilere verilir. İşte, program yapımında, programın yapılıp yapılmayacağının kesinlik kazandığı bu aşama öneri aşaması olarak adlandırılabilir.
Değişik ülkelerde program önerisinin biçimi ve öneriyi onaylayacaklar farklıdır. Devlet ve hükümet sistemlerinde onaylamada yetkili kişiler daha çok olmasına karşılık, özel girişimci sistemlerde onaylamanın biçim ve yetkili kişileri farklıdır ve çoğunlukla programın bütçesi ve ne kadar çok izleyiciye sesleneceği, ne kadarının ilgisini çekeceği önem kazanır. Kuşkusuz, o ülkedeki yasalar ve o kurumun yayın ilkeleri, yayın kurumunun izlediği siyasa, program yapımcının öneriyi oluşturmasında yol göstericidir ve yapımcı bunların dışına çıkamaz. Öneri aşamasında yapılan, yayın kurumu yetkililerinin, önerilen programın o yayın döneminde o içerik ve biçimde yayınlanıp yayımlanmayacağına karar vermeleridir.
TRT radyo yayınlarında program önerileri program yapımcısı tarafından iki yıllık, yıllık ve dönem olarak yapılır. Önerilerin karara bağlandığı yor, yıllık program koordinasyon toplantılarıdır. Ancak, öneriler daha önce yapımcıdan Servis Müdürüne, onaylandıktan sonra Radyo Müdürüne, oradan Radyo Dairesi Başkanlığına ve orada gerekli onayı aldıktan sonra Koordinasyon toplantısına gelir.
Öneri, her geldiği bölümde gerekli düzeltmelere uğrayabilir ya da düzeltilmesi için geri, öneriyi yapan program yapımcısına gönderilebilir Kimi durumlarda ise, öneri tümden reddedilebilir. Bu gibi durumlarda yapımcı bir başka program önerisi yapabilir. Kimi kez program önerisi koordinasyon kurulundan ya da Radyo Dairesi Başkanlığından gelebilir. O yıl yapılması gereken bir konu ya da söz programlarının belirli bir oranı gerçekleştirmesi için öneriler yapımcının dışından gelebilir. Bu gibi durumlarda ise yapımcı, verilen konuya uygun öneri geliştirecektir. Ancak genelde, yapımcı program önerisini yaparken, belirli sınırlamalar dışında, özgürdür.
Yapımcı, program önerisine programın adı, konusu, amacı, hedef kitle, süresi, yayın saati, günü, ayı ve dönemi, kaç program okluğu, yayın postası, yapımcı ünite (bölüm), yapım özellikleri, konu dökümü, yararlanılacak kaynaklar, programın tahmini bütçesi ve varsa programla ilgili özel notlarla ilgili tüm bilgileri koymak zorundadır.

C. PLANLAMA AŞAMASI :

Planlama aşamasında, araştırma aşamasında elde edilen materyal, öneri aşamasında, onaylanan program taslağı çerçevesinde tüm olarak gözden geçirilir, ayıklanır, seçilir ve kâğıt üzerine geçirmeye yani metin yazmaya hazır duruma getirilir. Yazılı materyal dışında, programın konusu ve biçimi, gerekiyorsa röportaj, uzman kişilerin konuşmaları ya da müzik kullanımı gibi durumlar da belirlenir. Oyun biçiminde verilecekse, hangi efektlerin, nerelerde kullanacağı planlanır, bu tür efektlerin bulunup bulunmadığı araştırılır. Çoğunlukla yetenekli ve deneyimli yapımcı, bir programla ilgili planlamasını, bu tür çalışmalar öneri aşamasında iken ön hazırlıklarını da yapar.
Planlama aşamasında her programın kendine özgü bir planının yapılması gerekir. Örneğin bir söz programı ile bir müzik programının planlanması sırasında yapılacak çalışma ile bir kuşak yayın için yapılacak olan planlama çalışmalarının farklı olması doğaldır. Müzik programının planlanmasında müzik öğesi ağır basacağından, müzikle ilgili materyalin gözden geçirilmesi, sıraya konulması söz konusu iken, drama türü yapımda çok daha karmaşık bir planlamanın, örneğin metin yazarının bulunması gibi çalışmalar da yer alabilir.

D. METİN YAZMA AŞAMASI

Planlama aşamasını izleyen aşama, seçilen, ayıklanan materyalin kağıt üzerine geçirilmesi; program metninin yapılmasıdır. Programın konusu, amacını gerçekleştirecek bir program biçimi ile ortaya çıkar. Daha önceden saptanan biçime uygun olarak metin yazılırken, nerelerde müzik, efekt gibi yardımcı materyalin kullanılacağı, metnin yazılması sırasında ortaya çıkar.. Kimi kez bu aşamada, daha önce seçilen, ayıklanan materyalin, ya eksik olduğu ya fazla, gereksiz olduğu görülebilir ya da belirlenen biçimin konuya çok uygun düşmediği gözlemlenebilir. Bu gibi durumlar, deneyimli bir program yapımcısı için fazla olağan olmamakla birlikte, ortaya çıktığı zaman metin yazma aşamasında düzeltilebilir.
Metin yazma aşamasında, program metni doğrudan programı yapan tarafından yazılabileceği gibi, kimi uzmanlık isteyen konularda, örneğin . din, arkeoloji ile ilgili konularda uzman kişilerden düz metin yazması istenebilir. Bu gibi durumlarda, kuşkusuz metin yazarının radyo dilini bilmesi, mesajını nasıl iletebileceği konusunda kabaca da olsa bilgisinin olması ya da bu konuda yöneltilmesi gerekebilir (Metin yazma kamışımda ileride ayrıntılı bilgi verilecektir).
Metin yazma aşamasında, seslendirilecek sözler, program tekniğince uygun olarak yazılır, müzik ve efekt gibi yardımcı öğeler kullanılacaksa belirtilir; hangi tür müziğin, no amaçla, ne kadar süre ile kullanılacağı ve nereden sağlanacağı (plak, band) yazılır. Eğer programda röportaj kullanılacaksa, röportajın kiminle, hangi konuda yapılacağı, ne kadar süreceği, olanaklı ise başlangıç ve bitiş tümceleri de metinde yer alır.

E. DENEME ( PROVA) AŞAMASI

Bu aşama metnin yazılmasından sonra ve seslendirme aşamasına geçmeden, yazılan metnin gezden geçirilmesi, okunması, süresinin saptanması, müzik kullanılacaksa müziğin bulunup dinlemesi, efektlerin amaca uygun olup olmadığının kontrolü gibi işlerin yapılmasını kapsar. Bu aşamanın özellikle anlamlı olduğu: program türü oynaştırılmış. biçimlerdeki söz programları ile dramatik türdeki programlardır. Bu tür programlarda rol önemli olduğundan,. bu rolün en iyi biçimde yapılması için, önceden bu rolleri oynayacaklarla doneme yapılması zorunludur. Bu, kuru prova denilen yalnızca. rollerin oynanması biçiminde olabileceği gibi, tüm bir seslendirme aşamasında imiş gibi yönetmen ile efektörün katılmalarıyla da yapılabilir. Ya da her iki tür prova birlikte yapılabilir. Kuşkusuz deneme aşamasının, gerçekte en önemli işlevini, program metnindeki sözler ile diğer yardımcı öğelerin birlikte, konuyu amacına uygun aktarıp aktarmadığının denetlenmesi olarak almak daha doğrudur.

F. SESLENDİRME AŞAMASI

Bu aşama, metin durumuna getirilen, seslendirilmeye hazır metnin radyo stüdyolarında mikrofona okunması işlemini kapsar. Bu seslendirme işlemi ya spikerler tarafından ya da belirli bir düzeyde ses niteliğine sahip ise, yapımcı tarafından yapılır.* Program metni bir uzman tarafından yazılmışsa ve konunun niteliği gerektiriyorsa o kişi tarafından da seslendirilebilir. Kuşkusuz, bu son durumda, da yine konuşmayı yapanın belirli bir ses niteliğinin olması gerekir. Seslendirme aşamasında mesajın izleyene aktarılması söz konusu olduğundan, sesin tonu, konuşmadaki vurgular, sözcüklerin anlam ve heyecan duraklarının hakkını vererek söyleme (diksiyon) gibi özellikler önem kazanır. Bir yerde seslendirme aşamasını programa ruh veren aşama olarak da alabiliriz. Metindeki tüm sözcüklerin iyi seçilmiş, yerinde kullanılmış olmasına karşılık kötü bir ses tonu. yanlış vurgulama, tek düze (monoton) bir okuyuş, heyecansız bir ses programın mesajını öldürebilir. Bu bakımdan seslendirme aşamasında konuşanların, programın konusuna uygun ses, ile, vurgulamayla seslendirme yapmaları gerekir. Kimi spikerlerin sesi belirli programlara uygundur. Örneğin, çok yumuşak bir sesin daha çok çocuk programlarında kullanılması, bunun yerine daha tok seslerin haber bülteni ya da haber programlarında kullanılması gibi
Seslendirmeden önce program yapımcısı, spikerler arasında hangi spikerlerin kendi programlarına uygun olduğunu saptar ve seslendirme zamanı geldiğinde, daha önceden prova yaptırdığı spiker program metnini seslendirir. Seslendirmede birden çok ses kullanılacaksa, bu durumda da özen gösterilmesi gereken husus, bu seslerin farklı olduğunun net olarak anlaşılmasıdır. Daha açıkçası tek kişinin seslendirmesinin sakıncalarını ortadan kaldırmak, programı daha ilgi çekici duruma getirmek için kullanılacak diğer seslerin birbirinden belirgin olarak farklı olması gerekir. Farklılık öncelikle kadın ve erkek seslerinin kullanılmasıyla yapılabilir İki kadın ya da iki erkek sesinin kullanılmasının gerektiği durumlarda bu seslerin birbirinden belirli farklarla ayrılması gerekir. Çünkü, radyoda görüntü olmayışından ötürü izleyici farklı kişilerin seslendirmelerini ancak konuşma tonlarındaki farklardan tanıyabilecektir. Ancak, birden çok ses kullanılmasında üzerinde titizlikle durulması gereken husus, bir düz konuşmada, her spikerin seslendirmedeki hızlarının aynı düzeyde olması zorunluluğudur. Bir konuşmacı çok canlı, heyecanlı okurken, diğer seslendiren kişinin heyecansız, cansız ya da. çok ağır okuması programın etkisini. azaltır,
Metnin seslendirilmesinde belirtilmesi gereken bir diğer husus, kimi programların canlı yayınlanması durumunda, seslendirme ile yayınının da aynı anda olmasıdır. Metnin seslendirmesi yapılırken aynı anda program, da yayımlanır. Örneğin, haber bültenleri, naklen yayınlar ya da kimi özel programlarda seslendirme aşaması ile yayın aşaması birdir. Kuşkusuz, bu gibi durumlarda seslendirmeden önceki prova aşaması çok önem kazanmaktadır. Tüm aksaklıkların, eksikliklerin prova aşamasında saptanması ve düzeltilmesi gerekir. Çünkü canlı yayında söylenen bir sözden geri dönme olanaksızdır.

G. KURGU (MONTAJ) AŞAMASI
Kurgu (montaj) sözcüğü, radyoculuk dilinde, seslendirilmesi yapılmış metnin diğer tüm program malzemeleriyle bir araya getirilerek, programın tam olarak ortaya çıkmasıdır. Kurgu aşamasında, program yalımca tek kişinin seslendirdiği bir program da olsa, seslendirmede yapılmış olan yinelemeler, yanlış vurgulamalar çıkarılır. Gerekiyorsa boşa ve sona sinyaller eklenerek yayına hazır bir duruma getirilir. Eğer program karma biçimde ise içinde röportaj, müzik ya da efekt gibi öğeler kullanılacaksa, bunlar program metnine uygun olarak kurgu aşamasında birbirine eklenir ve programda bütünlük sağlanır.
Kurgu aşamasında işe. program yapımcısı yanında, kurgu teknisyeni do karışır. Bir .yerde, yapımcının yönetmesi üzerine, programı ortaya çıkaran kurgu teknisyenidir. Kurgu teknisyenliği uzun bir deneyim ve beceri gerektirir. Program parçaları, bölümleri arasında bütünlüğü bozmadan, geçişler yapına, seslendirmede ve röportajlardaki istenmeyen yerleri alma uzmanlık isteyen bir iştir. Bu bakımdan, özellikle karma biçimde hazırlanan programlarda, kurgu teknisyenin emeğinin büyük olduğunu belirtmek gerekir.
Kurgu ileri değişik ülkelerde farklı yöntemlerle yapılmaktadır. Bu konuda iki yaygın yöntem; yazımlama ve kesme yöntemlerdir.
Bu yöntemlerden yazımlama yönteminde, daha önce bandlara yazımlanmış sesler kurgu ile ana yayın ya da program bandında toplanır. Burada bandın atılması, kaybolması, eksilmesi söz konusu değildir. Diğer yöntem olan kesme yönteminde ise, doğrudan seslendirme yapılan band üzerinde istenmeyen, gereksiz yerler kesilerek çıkartılır. Yazımlama yolu ile yapılan kurgu işleminin uzun zaman alan, zor, riski olmayan ve daha ucuz bir yöntem olmasına karşılık kesme yöntemi daha az zamanda yapılan, kolay ancak riskli ve pahalı bir yöntemdir. Kolay olmasının nedeni, kurgunun, bandın istenmeyen yerlerinin kesilip atılması ve diğer kısımların birbirine eklenmesi ile yapılmasıdır. Ancak risklidir, yanlış bir kesme, gerekli olan bir sözcüğün atılmasına neden olabilir. Pahalıdır, çünkü istenmeyen kısımların atılması ile bandlar atılmış olur. Bu yöntemin Amerika ve diğer batı ülke radyoculuğunda kullanıldığını, diğer yazımlama yöntemiyle kurgunun ise, emeğin ucuz, bantların pahalı olduğu ülkelerde kullanıldığını da belirtelim. TRT radyolarındaki kurgu yöntemi, yazımlama yöntemidir.

H. ZAMANLAMA (MİNÜTAJ) AŞAMASI

Kurgusu yapılarak program durumuna getirilen çalışma, gerçekte yayma hazır durumda değildir. Bu programın yapımcısı tarafından öncelikle zaman denetiminin, ya da süre ölçümünün yapılması gerekir, Radyo yayıncılığında zaman paradır ve normalin dışında süre uzunluğu ya da kısalığı yayın akışında önemli boşluklar doğurur. Bu bakımdan, kurgusu biten programın önceden saptanan ya da önerilen program süresine uyup uymadığı, programın tüm olarak dinlenmesi ile kontrol edilir.
Genel olarak program bandlarının kullanılma durumları, programların da sürelerini belirler. Deneyimli bir program yapımcısı programın kaç dakika sürdüğünü bandın kullanılmasına bakarak kestirebilir. Ancak, programın bu biçimde zamanının saptanması kurgu aşamasında zamanın ne kadar kaldığını belirtir ve gerekiyorsa uzatma ya da kısaltma için yol gösterici olabilir. Kesin süre, ancak programın, kronometre denilen saniyeli, gerektiğinde durdurulabilen, özel olarak yayıncılıkta, kullanılan araçla ölçülmesi saptanır. Programın süresi, program içimliğine saniyesi ile yazılır.
Sûre ölçümü sonucunda, programın kesin süresi ortaya çıkar. Bu süre, yayın akış planında o program için ayrılan süreyi aşıyor ya da eksik geliyorsa, programda ona göre düzeltmeler yapılır; bu konuda ilgili yerlerle konuşularak durum bildirilir. Yayın akışında bu eksiklik ya da fazlalığı karşılayacak bir durum varsa, ona göre önlem alınır. Yayından sorumlu görevli (yayın şefi) programın kısa olması durumunda araya spotlar ya da müzik koyabilir.
Zamanlamada kolaylık sağlamak üzere, eğer müzik kullanılıyorsa, özellikle geçiş müzikleri kurgu aşamasında uzun tutulabilir. Kuşkusuz program kısalığı ya da uzunluğunun en uygun biçimde düzenlenmesi, program bitiş sinyalindeki müziğin uzatılıp, kısaltılması ile yapılır. Bunun için sinyallerdeler müzik genellikle uzun bırakılır.

İ. DENETLEME AŞAMASI


Gerçekte bu aşama, programın, yayın ilkelerine, programcılık ilkelerine uygun olup olmadığının denetlenmesidir. Ancak, daha önceki zamanlama aşamasında program yapımcısı programını dinlerken süreyi ölçmesi yanında, gerek teknik açıdan (kurgu çalışmaları ile ilgili), gerekse programcılık ve yayın ilkeleri açısından programın ön denetimini yapar. Buna oto denetim ya da kendi kendine denetini diyebiliriz. Ancak, denetim aşaması, programın süre ölçümü ve öndenetimin yapıldıktan sonra, o kurumunun denetim işleri ile ilgili denetçilere denetlenmesini kapsar.
Hangi yönetim biçimi ile yönetirse yönetilsin, yayın kurumlarında, programlar yayına girmeden önce denetleyen bölümler vardır. Bu bölümlerin, bu bölümlerdeki görevli kişilerin denetleme ölçütleri ile denelim aşamaları farklı olabilir. Bir ülkede, programlar yalnızca teknik açıdan ve bir kişi tarafından denetlenirken, bir başka ülkede birden çok ve içerik yönünden sıkı bir denetleme (bir kaç aşamalı) söz konusu olabilir. Bu bakımdan, programın denetim aşamasında içerik ya da, biçim, yönünden geri dönmesi istenmiyorsa, program önce öneri iken, daha sonra metin durumunda iken, gerekli denetim aşamalarından 'olur' alınır. Ancak, kimi programların metin üzerinden değil de band üzerinden denetlenmesi gerekebilir. Bu gibi durumlarda bandın denetim aşamalarından geçirilmesi zorunludur. Özellikle, devlet ve hükümet yönetimlerindeki radyolarda denetimin daha sıkı işlediğini ve bu aşamadan geçmeyen programların yayınlama olasılığının bulunmadığını belirtelim,
Kuşkusuz burada denelim mekanizmasının sert işleyişi; programdaki her sözcük üzerinde durması, konuşmacının kimliği ile çok yakından ilgilenmesi gibi demokratik olmayan yöntemlerle denetimin yapılmasının, programcının yaratıcılık gücünü, yeteneğini etkileyeceğini, ekleyelim. Denetim, yol gösterici olduğu durumlarda, yayıncılık açısından yararlıdır. Bunun tersi durumlarda, ürkütücü, bağlayıcı, yaratıcılığı önleyici etkisi olabilir.
Denetim aşamasında programlar, önceden saptanan ilkelere göre denetçilerce denetlenir. İlkelere göre sakınca bulunduğu durumlarda programlar, düzeltilmesi için geri gönderilir. Programcı gerekli düzeltmeyi yaptıktan sonra program, yayınlama aşamasına gelir.
TRT'de denetim aşaması, üzerinde önemle durulan, kamuoyunda sık sık tartışılan bir aşamadır. Denilebilirki program yapımında, hiç bir aşama, denetim aşaması kadar kurum dışında tartışmalara yol açmamıştır. Bunun nedeninin, radyo yayınlarının tarihsel gelişimi içerisinde denetim .konusunun giderek yapımcı özgürlüğünü, sınırlandırmasından kaynaklandığı söylenebilir. 1964'den 1983 yılına kadar yürürlükte (olan 359 sayılı TRT yasasında zaman zaman uygulamada değişiklikler olmasına karşın, radyo programlarının denetimi radyo müdürlüklerinde iç denetim ve TRT Genel Müdürlüğünde Radyo Dairesi Başkanlığına bağlı denetçilerle yapılan denetim olmak üzere iki kademeli iken M kasım 1933 tarihinde yayın kısmı yürürlüğe giren 2954 sayılı Türkiye. Radyo Televizyon Yasası ile buna bir üçüncü denetleme kademesi eklenmiştir. Yasasının 32. maddesine göre "Yayın Denetleme Kurulu" programların son denetleme yeri olmaktadır. Radyo ve televizyon yayınları için öngörülen bu Kurulda programların, metin ya da band (ses ve görüntü) olarak denetlenmesi ve ondan sonra yayımlanabilir iznini alması gerekmektedir.
TRT radyo programlarında ilk denetim radyo için denetim mekanizmasıdır. Bu da iki aşamalıdır. 15 Mart. 1973'de çıkarılan Denetim Devamlı Talimat gereğince işleyen bu mekanizmada program metni önce servis müdürünün denetiminden, geçer. Buna bir anlamda redaksiyon aşaması da denilebilir. Buradan geçen program metni ya da. bandı Radyo Müdürüne bağlı denetçilerce denetlenir. Program metnine ya da bandına yapılan eklemeler ve çıkarmalar bir raporla birlikte. TRT Genel Müdürlüğüne bağlı denetçilere gönderilerek orada denetimleri yapılır. Buruda yapılan denetim sonucu, durum gerek metin üzerinde gerekse ayrı bir rapor olarak yazılarak radyo müdürlüğüne gönderilir. Rapordaki duruma göre metinde ya da program bandında gerekli düzeltmeler yapılır.
Radyo içi denetimden anlaşmazlık olduğu durumlarda, yapımcının karşı yazısı ile denetim raporu. Denetleme Müdürlüğünce çözümlemeye çalışılır.
Söz programlan ile ilgili bu denetleme mekanizması müzik ve reklam, yayınlan için başlangıç aşamasında farklılık göstermektedir. Müzik güfteleri ile ilgili denetim, önce radyo müzik dairesince yapılmakta, daha sonra Genel Müdürlükteki denetim mekanizmasına gönderilmektedir. Aynı biçimde reklam (tanıtım) ile ilgili programların denetimi de önce Radyo Müdürlüklerinde ilgili dairelerce ilk denetimleri yapılmakta, daha sonra diğer denelim mekanizmalarına gelmektedir.
Yeni yasa ile son denetleme yeri 'Yayın Denetleme Kurulu'dur. Bu kurulun vereceği karar kesindir. Bu denetimde programlar, Anayasa başta olmak üzere, TRT yasasındaki maddelere, yayın ilkelerine, Kurunum kamu kurumu olmasından doğan ilkelerine ve toplumsal gelenek ve göreneklere göre denetimleri yapılmaktadır.
Kurul üyelerinin birinin baktığı program metni ya da bandının denetçi tararından, olumsuz rapor alması durumunda, Kurul başkanı üç kişilik bir komisyon kurarak programı yeniden gözden geçirebilir. Bu kurulun vereceği karar ise kesindir.'*


İ, YAYIN AŞAMASI

Yayın aşaması. program yapımının sona ermesi, gerekli denetiminin yapılmasından sonra, yapımcının, program bandının içine tanıtma formunu da, koyarak yayınla ilgili görevliye program bandını teslim etmesi aşamasıdır. Burada ülkeden ülkeye kurallar değişmekle birlikte, programların, yayından en az, bir gün önce yayın için teslim edilmesi gerektiğine de değinelim.
Yayın aşamasında program, yapımcısının programla ilgili olarak yapacağı, hiçbir şey yoktur. Ancak, yapımcı için bu aşama çok önemlidir.
Çünkü, ortaya, çıkardığı program, bu aşamada hedef kitleye ulaşacaktır. Bir anlamda diğer bütün aşamalar yayın; aşaması için bir hazırlık aşaması olarak alınabilir. Yayın aşaması ile ilgili mesaj, hedef kitleye aktarılacaktır.
Program bandının içerisine konulan tanıtma fişinde programın adı, yayın tarihi, yayın saati, yayın süresi, yayın postası, band no.su ve yapımcının adı ve soyadı bulunur. Buna ek olarak bazı radyo kurumlarında (örneğin TRT radyolarında) servis müdürlüğünün ya da ünite amirinin de adısoyadı ve imzası gerekmektedir.
Yayın sonrasında yayın şefinin program bandını, saklanmak üzere, arşive göndermesi söz konusudur. Programın niteliğine göre bandlar uzun ya da kısa süreli olarak diskotek ya da arşivlerde saklanır.
Yayın aşamasında belirtilmesi gereken husus, her program bandının bu aşamalardan geçerek yayın aşamasına gelmediğidir. Canlı yayınlarda (haber yayınları, maç yayınlarında, diğer naklen yayınlarda) yayın, aşaması, diğer seslendirme, kurgu, zamanlama hatta denetim aşamalarından tüm koşulları ile geçmeden gelinen bir aşama olabilmektedir. Canlı yayınlarda program, metni, gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra yayın aşamasına gelmektedir. Konuşmacı, spiker program metnini seslendirirken aynı zamanda da program olarak yayımlanmaktadır. Burada denetim olayı, ancak metin üzerinden ve konuşmacıların kimliği üzerinden, yapılabilmekte, yoksa, konuşmacının ne söyleyeceği konusunda denetim yapılamamaktadır. Konuşmacının ve diğer seslendirenlerin sorumluluklarını program yapımcısı yüklenmektedir.

J. YAYIN SONRASI DEĞERLENDİRME AŞAMASI

Değerlendirme aşaması, programın canlı ya da band olarak yayımlanmasından sonra, yayının etkisini ölçmek, değerlendirmek üzere yapılan, bir çalışmayı kapsayan bir aşamadır. Gerçekte bu aşamanın yayımcılıkla doğrudan değil, dolaylı olarak ilgisi vardır. Bu bakımdan, batılı radyo yayıncılığı dışında bu aşama çoğunlukla önemsenmez. Hele gelişmekte olan ülkelerde, yayıncılığı fazla gelişmemiş ülkelerde çoğunlukla bu konuda herhangi bir çaba harcanmaz.
Yayın sonrası değerlendirme aşaması, yayınların hedef kitle üzerinde ne gibi etkisinin olduğu, verilen mesajın hedef kitlece alınıp alınmadığını, alındı ise yararlanılıp yararlandırmadığının saptanmasını amaçlar. Bu etkiyi ölçme yöntemi ise hedef kitle üzerinde araştırma yapmaktır. Çoğunlukla anket (sormaca) yönteminin uygulandığı bu yöntemde, yayınlana hemen sonrası ya da daha sonra programın etkisi ölçülmeye çalışılır. Bu konuda düzenli ve işlevsel araştırma yapan ülke olarak A.B.D. verilebilir. Bunu Avrupa ülkeleri izlemektedir. A.B.D.'nin önde gelmesinin nedeni, özel girişim, dolayısıyla yarışmacı yöntemin olması ve hangi programın daha çok izlendiğinin bilinmesine gereksinim olmasından kaynaklanmaktadır.*

* Yayınlarla ilgili araştırma yöntem ve teknikleri için bkz. Aysel AZiZ. "Radyo ve Televizyona Giriş", A.U S.B.F. Hasın ve Yayın Yüksek Okulu Yayınları No: 2, 1001, Ankara, Bölüm 7 Ayrıca, Aysel AZİZ, "Radyo ve Televizyon izleyici Araştırmaları". S.B.P. B.Y.Y.O, Yıllığı 1978 . Ankara.
Yayın sonrası yapılan değerlendirmişlerle, programların etkisi hakkında bilgi sahibi olunması yanında, bu tür programların sürdürülmesi, değiştirilmesi ya da kaldırılması ile sonuçlanan değişikliklerin yapılması da söz konusu olabilir..