Canlılardaki Kimyasal Savunma Sistemleri

Başınız ağrıdığında ya da herhangi başka bir hastalık durumunda büyük ihtimalle ilk aklınıza gelen, eczaneden bir ilaç almaktır.


Ya da bir böceğin bahçenizdeki bitkilere zarar vermesinden korunmak için yine bu konuda yıllar süren deney ve araştırmalar sonucunda üretilen ilaçları satın almayı düşünürsünüz. Çünkü bunları sizin üretemeyeceğiniz ortadadır...


Peki birçok canlının ihtiyaç duydukları kimyasal maddeleri kendi vücutlarında ürettiklerini biliyor muydunuz?

Birçok hayvan ve bitki türü, bünyelerinde üretip salgıladıkları kimyasal maddelerle bazen bir düşmanı etkisiz hale getirirler, bazen de yavrularını tehlikelere karşı korurlar. Hiçbir akla ve bilince sahip olmayan bir canlının, bu salgıları üretmesi ve bunların ne işe yaradıkları hakkında doğru bir karar vererek, hangi durumlarda kullanacağını bilmesi, üstelik bu bilginin o canlı türünün bütün üyelerinde var olması bize tek bir gerçeği kanıtlar: Bu canlılara hükmeden, onlara gerekli bilgileri ilham eden ve davranışlarını yöneten güç Yüce Allah'a aittir.

İşte birer savunma mekanizması olarak kimyasal salgılar üreten bu canlılara örnekler:

Sivrisineğin Lokal Anestezi Yapan Salgısı

Sivrisinek bir insanı ısırdığı anda, insan vücudunda bulunan bir tür savunma sistemi devreye girer ve insanın vücudundaki yara bölgesinde, mikropların girmesini engellemek ve kanı durdurmak için gerekli olan enzim salgılanmaya başlar. Bu enzim kanın pıhtılaşmasını sağlar. Kanda pıhtılaşmanın başlaması ise, sivrisineğin kan emişini imkansız hale getirecektir. Fakat sivrisinek bunu biliyormuşcasına hareket eder ve kesici bıçaklarından birinin içinden yaraya, pıhtılaşmayı engelleyen bir salgı enjekte eder. Bu salgı "anti coagulant" (pıhtılaşma engelleyici) özellikte bir enzim içerir. Böylece kandaki enzim etkisiz hale getirilir ve pıhtılaşma durur. Dahası bu salgı sayesinde sivrisinek kurbanına lokal anestezi (bölgesel uyuşturma) yapar. Kestiği bölgeyi uyuşturur. Bu sayede kurban, derisinin kesildiğinin ve kanının emildiğinin farkına varmaz. Deride alerjik reaksiyona, dolayısıyla da kaşınmaya neden olan da işte bu salgıdır.

Tüm bu işlem üzerinde biraz durup düşünmek, bizi çok önemli bazı sonuçlara ulaştırır.

Görüldüğü gibi sivrisinek ihtiyacı olan kana ulaşabilmek için kanın pıhtılaşmasını engelleyen bir salgı üretebilecek kadar üstün bir kimya bilgisine de sahiptir. Peki böyle bir sıvının laboratuvar şartlarında bile sentezlenmesi son derece güçken, sivrisinek bu sıvıya nasıl sahip olmuştur?

Kuşkusuz sivrisineğin insan vücudundaki kanın kimyasal bileşimi hakkında bilgi sahibi olması ve sonra da bu bilgiyi değerlendirerek kendi bedeninde çözümler geliştirmesi söz konusu dahi olamaz. Açıktır ki, sivrisinekteki salgı üretimini sağlayan sistem, hem insanın hem de sivrisineğin anatomisini en ince ayrıntısına kadar bilen ve bunlara hakim olan Yüce Rabbimiz'in yaratmasıyla var olmuştur.

Bu küçücük hayvana bile kolaylıkla mağlup olan insana düşen görev ise, Allah'ın farklı alemlerde yarattığı delilleri görmeye çalışmak, Rabbimiz'in kudretini hakkıyla takdir etmektir. Ayetlerde Allah, insanları bu konu üzerinde düşünmeye şöyle çağırır:

“Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için biraraya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir.” (Hac Suresi, 73-74)

Kendilerini Koruyabilen Bitkiler:


Salgısıyla Tırtılı Yardıma Çağıran Tütün Bitkisi

Çoğu bitki türü, tırtıl saldırısına uğradığında, korunmak amacıyla uçucu organik kimyasal maddeler salgılar. Bu kimyasallar sayesinde saldırgan tırtılların düşmanı olan avcı böcekler bölgeye gelir ve tırtılları yiyerek bitkiyi korurlar.

Örneğin, ABD'nin Utah eyaletinde yetişen bir tütün bitkisinin yaprakları, Manduca güvesinin tırtılı tarafından sıklıkla saldırıya uğrar. Tütün bitkisi yapraklarını yiyen tırtılın salyasını "analiz eder" ve zarar gördüğünü "anlar". Hemen savunma sistemini "devreye sokar" ve uçucu organik kimyasallar salgılamaya başlar. Tütün bitkisinin salgıladığı uçucu kimyasallar sayesinde Geocoris böceği hemen yardıma gelir ve tırtıl yumurtalarını yiyerek zararlıların sayısının artmasını engeller.

Böylece ekine zarar veren tırtıllar dolaylı bir strateji ve üstün bir akıl sayesinde imha edilmiş olur. Peki ama, bitki kendisine yardım edecek olan Geocoris böceğinin ilgisini çekmek için uçucu özellikte kimyasal maddeyi nasıl üretebilmektedir? Şüphesiz bir bitkinin kendisini düşmanlarından korumak için böyle bir salgıyı üretebilmesi mümkün değildir. Bitkiyi kusursuz özelliklerle yaratan ve kendisini korumak için neler yapması gerektiğini bitkiye ilham eden alemlerin Rabbi olan Allah'tır.

Mükemmel Bir Silah: Reçine


Çam, ladin gibi iğne yapraklı ağaçların çoğunda yapraklar ezildiği zaman keskin ve hoş bir koku yayılır. Bu kokunun kaynağı, bitkinin gövdesinde, dallarında, yapraklarında ve kozalaklarında salgılanan yapışkan bir maddedir. Reçine denen bu madde, bitkinin zararlı böceklerden, mantar ve öbür asalaklardan korunmasını sağlar. Çünkü kokusu bize hoş gelen reçinenin yapısında, gerçekte ağaca zarar verebilecek tüm bu canlıları öldürebilecek kadar güçlü, zehirli maddeler vardır. (Temel Britannica Ansiklopedisi, 8. Cilt, s.294)

Isırgan Otunun Zehirli Kesecikleri

Isırgan otu adlı otsu bitkilerin yapraklarının üst yüzeyinde çok sert olmayan ince tüyler ve her tüyün dibinde yakıcı bir sıvı içeren küçük kesecikler bulunur. Bu kesecikler bitkinin savunma mekanizmasıdır. Bitkiye bir canlı dokunduğu anda bu tüylerin keskin uçları o canlının derisini deler ve keseciklerde bulunan yakıcı sıvı deliklerden içeriye sızarak deriyi kızartır, kaşıntı ve ağrıya neden olur. (Temel Britannica Ansiklopedisi, 8. Cilt, s.239)

Savunma Silahı Olarak Kimyasal Salgılar Kullanan Canlılardan Örnekler...



Bir arı kovanını korumak, kovanın bekçileri için kendini feda etme anl***** gelebilir. Bal arılarının iğnelerinde bir kirpinin dikeni gibi küçük oklar vardır. Düşmanı sokan arı uçmaya çalışırken iğne orada takılı kalır ve arının karnının arka tarafı yırtılır. Karnının yırtılmış kısmında, zehir salgısı ve onu kontrol eden sinirler vardır. Arı bu yaralanmadan dolayı ölürken, kovanın geri kalanı bu sayede korunmuş olur. (Russel Freedman, How Animals Defend Their Young? s.63)


Sibirya semenderleri (Hynobius Keyserlingii), donmuş toprakların metrelerce derinliklerinde yıllarca kaldıktan sonra buzları çözülür ve normal yaşama dönerler. Bu canlılar vücutlarında antifriz madde üretirler. "Antifriz maddeler" semenderin kanındaki hücrelerde bulunan suyun yerine geçerek, dokuların keskin buz kristallerinden zarar görmesini önler. Sibirya semenderinin bu mekanizmasının nasıl işlediği ise halen tam olarak bilinmemektedir. (New Scientist, Cilt 139, s.15)


Kedi güvesi tırtılı korktuğu zaman adeta "şahlanarak" korkunç bir görünüm kazanır. Tırtıl daha fazla rahatsız edilecek olursa göğsündeki bezlerden, içinde % 40 karınca asidi bulunan yakıcı bir karışım püskürtür. (Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing, Böcekler, s.150)


Dişi Mantis, bir seferde 80-100 yumurta bırakan çekirge benzeri bir böcektir. Bu yumurtalar sert, süngerimsi keselerin içindedir. Dişi bu kapsülleri ince dallara yapıştırır. Mantis yumurtlarken bir taraftan da bir sıvı çıkartır. Vücudunun hareketleriyle bunu karıştırarak köpüklendirir. Yumurtalar ilk çıktığında henüz sertleşmemiş bu maddenin içinde kalırlar. Sonra bu salgı çabucak katılaşarak kurur. Süngere benzeyen bu kapsül, yumurtaları aç kuşlara karşı korumaktadır. (Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing Böcekler, s.124)


Hipopotamların (su aygırlarının) derilerindeki bezlerden salgılanan pembe bir sıvı, onları güneş yanıklarından korumaya yarar. Bu canlıların derilerinin altında ise, soğuk suyun altında bile sıcak kalmalarını sağlayacak 5 cm. kalınlığında bir yağ tabakası bulunmaktadır. (Johny Stidworthy, Mammals, The Large Plant Eaters, s.24)


Vatozlar, okyanus dibini temizleyen balıklardandır. Vatozların savunma mekanizmaları kuyruklarının ucunda bulunan dikenlerdir. Rahatsız edildiğinde vatoz düşmanını sokar. Bu sırada dikenlerindeki zehir serbest kalır. Son derece etkili olan bu zehir, canlılar için öldürücü olabilir. (Ranger Rick, Aralık 199)


Güney Amerika'da yaşayan zehir oku fırlatan kurbağa saldırıya uğradığında, çok küçük zerresi bile bir insanı öldürmeye yeterli olan oldukça güçlü bir zehir yaymaya başlar. Zehir, kurbağa tarafından yalnızca savunma için kullanılmaktadır. (Michael Scott, The Young Oxford Book of Ecology, s. 38)


Canlılardaki kimyasal salgılar ve bu salgıları üretmelerini sağlayan sistemler, bizlere mükemmel bir yaratılışı işaret eder. Bu yazıda yalnızca birkaç örneğine değindiğimiz bu kompleks sistemlerin tamamı Yüce Allah'ın sonsuz kudretinin ve üstün yaratışının delillerindendir. Rabbimiz'in yaratma ilmi bir ayette şöyle bildirilmiştir:

“De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Allah ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.” (Ankebut Suresi, 20)

kaynak :Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 29. sayı (Kasım 2006) 54. sayfadan alınmıştır