1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 11
  1. #1
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Evrimin Kanıtları

    Evrimin Kanıtları

    Evrim,canlı ve cansız varlıkların değişimini inceleyen en temel bilimdir ve biyoloji başta olmak üzere tüm bilimlere temel oluşturmaktadır.Darwin’in ekoloji biliminden faydalanarak ortaya attığı evrim teorisi,günümüzde modern biyoloji ve populasyon genetiği ile birleşerek modern(sentetik) evrim teorisi haline gelmiştir yani bir başka değişle evrilmiştir.Öncelikle şu ayrımı yapmalıyım ki;evrim ile evrim teorisi birbirlerinden farklıdır.Evrim gerçek bir olay olup,değişimi ifade eder.Eğer bu kavrama itirazı olan varsa bilimle ilgilenmesin,bu kişiler için mitoloji,din ve felsefe gibi çok çeşitli fantezi alanları var.Evrende değişimin olmadığı hiçbir yer ve varlık yok,değişim her yerde karşımıza çıkıyor fakat değişimin olduğu gerçeği asla değişmiyor.Bu da bizim evrim kavramını daha iyi anlamamızı sağlıyor.


    Bugünkü hali ile modern evrim teorisi ise bir çok kanıtla desteklenmektedir. Yeri gelmişken şunu söylemeliyim ki teoriler kökleşmiş hipotezlerdir yani sürekli yeni bulgularla desteklenmektedirler,bir takım açıklayamadıkları olaylar olabilir ama bu asla açıklayamayacakları anl***** gelmez ve yeni bulgularla desteklendikçe bu olaylarda zamanla açıklanabilir, bu yönleri ile teoriler çok karmaşık bir sisteme benzetilebilirler.

    Bugün bende dahil olmak üzere bir çok bilim insanı tarafından kabul edilen modern evrim teorisi,çok sayıda kanıtlarla desteklenmektedir.Ben bu makalemde bu kanıtlardan bahsedeceğim…


    1.Canlıların Ortak Özellikleri: Bugün biliyoruz ki canlılar solunum,sindirim,boşaltım, hareket,hücresel yapılı olma,genetik madde taşıma,irkilme,büyüme,gelişme ve üreme gibi birçok ortak özelliğe sahiptirler ve bu da bizleri tüm canlılarda ki bu ortak özellikleri gösteren bir ana canlıya götürmektedir bir başka değişle tüm canlı çeşitleri bu ilk organizmadan evrimleşmişlerdir.


    2.Fosiller : Evrim süreci boyunca canlılar bir takım izler veya kalıntılar bırakmaktadır ve halen bırakmaya devam etmektedir.Bu kalıntılara fosil denilmektedir.Bilim insanları buldukları fosiller ile bugünkü canlıları kıyasladıklarında aradaki değişimleri görebilmektedirler.Kısacası fosiller bizlere bir türden bir başka türün oluşabildiğini göstermektedirler.Paleontoloji bu alanla ilgilenen bilim dalıdır.Örneğin;yaklaşık 300 milyon yıl önce yok olan trilobit,65 milyon yıl önce yok olan ammonit,3.8 milyar yıl önce Archean ‘da ortaya çıkan ilk canlı olan heterotrof prokaryotu fosiller sayesinde artık biliyoruz.

    Ayrıca,bilim insanlarının yaptıkları çalışmalar sonucunda yerkürenin alt katmanlarından üst katmanlara doğru çıkıldıkça bulunan fosillerin daha günümüze yakın ve gelişmiş canlılar olduğu görülmektedir bu da bizlere evrimin basit bir ortak atadan gelişmiş günümüz canlılarına doğru olduğunu göstermektedir.


    3.Kayaçlar: Canlı varlıklar gibi cansız olan yerküre ve kayaçlarda değişmektedir yani evrim geçirmektedir.Jeoloji bilimi,yerkürede meydana gelen bu değişimleri incelemektedir.Jeologlar,paleontologlar,arkeologla r,antropologlar,evrimsel biyologlar ve daha bir çok bilim insanı bir araya gelerek bilimin gerçekliğinden yararlanarak jeolojik devirleri belirlemişlerdir.Bizler bu devirler sayesinde evrim olayını daha iyi anlayabiliyor ve dünya tarihini en doğru biçinde öğrenebiliyoruz.Kayaçlar üzerinde yapılan çalışmalar bizlere hem bu jeolojik devirleri,hem de dünyanın yaşını belirlemede katkı sağlamaktadır.Yapılan çalışmalar sonucunda dünyanın yaşı ortalama 4.5 milyar yıl olarak belirlenmiştir.


    4.Embriyoloji: Tüm omurgalı sınıflarına ait canlıların(balıklar,kurbağalar,sürüngenler,kuşlar ve memeliler) embriyoları ilk haftalarda birbirlerine aşırı derecede benzemektedir.Daha sonra her bir omurgalı sınıfının canlıları kendi sınıf özelliklerine farklılaşmaktadırlar.Buna filogeni(evrim tarihi)nin tekrarı denir.Örneğin;Memeli sınıfına ait bir canlı olan insanın embriyosunda ilk haftalarda tıpkı bir balık embriyosu gibi solungaç yarıkları bulunmaktadır.

    Bir başka örnek ise;insanın kalbi ilk başta bir balık kalbi gibi iki odacıklı,daha sonra ki haftalarda bir kurbağanın ya da bir sürüngenin ki gibi üç gözlü daha sonra ise kendi sınıfı olan memelilerin ki gibi dört gözlü olmaktadır,bu olaylar anne karnında gerçekleşirken bir doktor bunları ultrasonda çok rahatlıkla görebilir.


    5.Biyokimya: İster tek hücreli olun ister çok hücreli,tüm canlılar bir metabolizmaya sahip olup,hücreleri içerisinde bir takım biyokimyasal reaksiyonlar gerçekleşmektedir.Bu reaksiyonlarda enzimler görev alır.Örneğin;bütün canlılarda hücresel solunumun glikoliz enzimleri ortaktır,enzimler protein yapılı olduğundan ve her bir protein bir gen tarafından sentezletildiğinden,tüm canlılarda bu olayın gerçekleşmesini sağlayan genler ortaktır,bu da bizlere tüm canlıların ortak bir ata canlıdan evrimleştiğini kanıtlamaktadır.

    Bir başka örnek ise;tüm canlılar enerji molekülü olarak ATP’yi kullanır,bu da bizde ilk canlının da bu molekülü kullandığı fikrini uyandırmaktadır.


    6.Biyocoğrafya: Tüm canlılar dünyanın her tarafında bulunmaz.Canlıların dünya üzerindeki çeşitliliğini,bulundukları coğrafi alanlarda etkilemektedir.Coğrafi izolasyon nedeniyle bugün bildiğimiz kanguru,ornitorenk ve platipus gibi keseli ve gagalı memeliler sadece Avustralya’da bulunurlar ama Afrika’da ki bir fil,maymun,zürafa ve aslan da Avustralya’da bulunmaz.Bu da bizlere türlerin oluşumu,yeryüzünde yayılışı ve evriminde biyocoğrafyanın etkisini göstermektedir.


    7.Moleküler biyoloji ve Genetik: Bu alanda yapılan çalışmalar sayesinde organizmalar DNA baz dizilimlerindeki benzerliklere göre sınıflandırılabiliyor ve insan ile şempanzenin gen dizilimlerinin birbirine çok yakın olduğu ortaya çıkıyor,bu da bizlere bu iki canlının ortak bir atadan geldiğini ve evrim ağacında birbirlerine çok yakın durduklarını göstermektedir.


    8.Anatomi ve Fizyoloji: Evrimi destekleyen bir başka kanıt ise homolog organlardır. Homolog organlar;kökenleri aynı,görevleri farklı organlardır.Örneğin;insanın kolu,balinanın yüzgeci ve yarasanın kanadı birbirinin homoloğudur.Yani insan,balina ve yarasa birer memeli sınıfı canlıları olup,ortak bir kökene sahiptir fakat balinanın yüzgeci yüzmeye, yarasanın kanadı uçmaya ve insanın kolu ise bir çok aktiviteyi yapmaya evrimleşmiştir.Biz buna evrimde uyumsal açılım adını veriyoruz ve bunu ilk kez Darwin,ispinoz kuşları üzerinde yaptığı gözlemler sonucu bulmuştur.Ayrıca bu homolog organlar günümüz modern taksonomisinde de kullanılmaktadır.Bir başka örnek ise,insandaki 20’lik yaş dişleri.Aslında bu dişler bir çift büyük azı dişidir ve insanlar ateşi bulmadan önce çok işe yaramaktaydılar fakat ateşi bulduktan sonra pişirilen besinlerin çok daha yumuşak olması ve ağızda dağılması nedeniyle bu dişlere ihtiyaç azaldı fakat evrim çok yavaş işleyen bir süreç olduğundan bu dişler tamamen ortadan kalkamadı,bu yüzden bu dişler ya geç yaşlarda ortaya çıkıyor ya da bazı insanlarda yaşamları boyunca hiç çıkmıyor.


    9.Diğer kanıtlar:

    -Wohler 1878’de üreyi sentezlemiştir.

    -Koble ilk defa asetik asidi sentezlemiştir.

    -Stanley Miller 1953’de ilkel atmosfer gazlarından amino asitleri sentezlemiştir.

    -Fox ,amino asitlerden protenoyit denilen bir protein sentezlemiştir.

    -Modern evrim teorisinin kurucusu olan Oparin, koaservat adını verdiğimiz hücre öncülerini

    sentezlemeyi başarmıştır ve bugün bu koaservatlar çok rahatlıkla laboratuvar koşullarında

    sentezlenebilmektedirler.

    Sonuç olarak evrim olayının ve modern evrim teorisinin gerek laboratuvardan gerekse

    doğadan bir çok kanıtı olduğu görülmektedir ve ben bu makalemde bunların bazılarına

    değinmek istedim.


    Ahmet Efe KÖSEOĞLU

    http://www.genbilim.com
    Konu SOSYALİST tarafından (13-02-2013 Saat 11:15 AM ) değiştirilmiştir.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  2. #2
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Darwin'den Sonra Kuram'ın Gelişimi ve Bilimin Her Alanına Yayılışı

    Evrim bir doğa yasasıdır. Fizik yasaları, canlılık ve Evren yerli yerinde durduğu sürece de mutlaka ama mutlaka var olacaktır. Ancak Evrim Kuramı, bu doğa yasasını açıklamak için ortaya atılmış bilimsel bir tezdir. Çürütülebilir, geliştirilebilir, değiştirilebilir, ilerletilebilir... Ki 1859'dan beri yapılan da budur. Ancak nasıl ki Newton'un Yerçekimi Teorisi, İzafiyet Teorisi ve Kuantum Mekaniği ile değiştirildiyse ve netleştirildiyse ama Kütleçekim yasası olduğu gibi yerinde kaldıysa; Evrim Kuramı da ne kadar değişirse ve gelişirse gelişsin, Evrim bir doğa yasası olarak kalmaya devam edecektir. Evrim çürütülemez. Evrim Kuramı çürütülüp, değiştirilebilir. Tabii böylesine kapsamlı ve bunca senedir, onlarca bilimden destek alıp onları besleyen bir kuramın tamamen çökmesi de artık olanaksızdır. Bilim insanları şu anda sadece Evrim Kuramı'nı daha derinleştirip, ufak eksiklerini tamamlamaya çalışmaktadır. Yoksa türlerin evrim geçirdiği ve farklılaştığı artık tartışılmaz bir gerçektir.

    Mendel'in Yasaları'nın tekrar keşfedilmesi, Evrim'in nasıl sürdürüldüğünün (var olup olmadığının değil!) tartışmalarıyla ilgili olarak iki yeni ekolün doğmasına sebep olmuştur:

    Sıçramacılık (Saltationism): Bu ekole ait bilim insanlarına göre genetik değişimler ciddi etkilere sahip mutasyonlar ve değişimler ile olmaktadır. Evrim, kademeli olarak, Darwin'in açıkladığı gibi yavaş yavaş ilerlemez; tam tersine bir anda ve hızlı değişimler gözlenir. Bu ekolün doğmasına sebep olan şey, Mendel'in genetiğin çok hızlı bir şekilde değişebileceğini düşünmesidir. Mendel'e katılan insanlar, hızlı bir şekilde bu görüşe kaymışlardır.

    Biyometrikçiler (Biometricians): Bu ekoldeki insanlar ise Mendel'in hatalı olduğunu ve deneysel verilerin gösterdiği gibi mutasyonların çok ani olması durumunda canlının yaşamını sürdüremeyeceği, dolayısıyla Evrim'in yavaş ilerleyen bir süreç olması gerektiğini savunurlar. Bu kişilere kademeliciler (gradualists) de denebilir.

    Bu tartışmalar, yaklaşık 20 yıl kadar sürdü ve çok şiddetli geçti; tıpkı günümüz bilim düşmanlarının bilime ve Evrim'e saldırmaları gibi. Ancak tartışmaların kesilmesine sebep olan keşif, Thomas Hunt Morgan'dan geldi. Morgan, laboratuvarında günümüz modern biliminin de en sevdiği canlılardan biri olan Drosophila melanogaster (meyve sineği) üzerinde Evrimsel Biyoloji ile ilgili çalışmalar yaptı ve eldeki iki bilimin, Evrimsel Biyoloji ile Genetik Bilimi'nin ortak noktasını keşfetti: Popülasyon Genetiği. İşin ilginç ve hayranlık duyulası tarafı ise Morgan'ın esasında bir sıçramacı olması; ancak laboratuvarında yaptığı çalışmalar sonucunda mutasyonların yeni türlerin oluşumunu tetikleyebileceğini ve bunların yavaş süreçler olduğunu göstermesi sonucu dürüstçe yanıldığını ilan edebilmesidir. Bu da bizlere, bilim insanları ile cahilce gördüklerine değil, duyduklarına ve inandıklarına sarılıp gerçekleri kabullenemeyen insanlar arasındaki farkı güzel bir şekilde göstermektedir.

    Morgan'ın çalışmaları, genetik çeşitliliğin popülasyonlar içerisinde mutasyon sayesinde artabileceğini ortaya koydu. Bu çalışmalar Ronald Aylmer Fisher, John Burdon Sandersan Haldane ve Sewall Wright gibi bilimin dehası sayılan isimlerce bir adım öteye götürüldü. 1918'de Fisher, yayınladığı bir makalesinde biyometrikçiler tarafından sürekli artan genetik varyasyonların ölçülebilme sebebinin birbirinden uzak gen "lokusları"nın varlığı olabileceğini ortaya koydu.

    1920 yılında JBS Haldane, endüstriyelleşme sonucunda sanayi kelebeklerinin (Biston betiluria) çeşitli varyasyonlarının popülasyon içerisinde değişeceğini gösteren Bernard Kettlewell'in bu görüşlerinin matematiğin işin içerisine dahil edilmesini sağlayarak ispatladı. Böylece Evrimsel Biyoloji, ilk defa ayrıntılı bir matematik ile değerlendirilmiş ve geçerliliği gösterilmiş oldu.

    Bunun ispatlanmasıyla birlikte, Fisher 1930 yılında Doğal Seçilim'in Genetik Teorisi (The Genetical Theory of Natural Selection) isimli kitabını yayınladı. Burada, Mendel Genetiği'nin Evrimsel Biyoloji ile tamamen uyumlu olduğunu ispatladı. Bundan hızını alan Haldane, yaptığı matematiksel modellerle doğada Evrim'in Fisher'ın tahmin ettiğinden çok daha hızlı işleyebileceğini; ancak büyük sıçramalardan bahsedilemeyeceğini ortaya koydu.

    KONUNUN DETAYI: evrimagaci.org
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  3. #3
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    İnsan evrimi durdu mu?

    Diğer türlerin ve kendi geçmişindeki hızına göre yavaşlamış olsa da, hayır, insanın evrimi durmamıştır.

    İnsanların son birkaç bin yılda evrildiğine ve evrilmeye de devam ettiğine ilişkin kanıtlar mevcuttur.

    • İnsan genomundaki çeşitliliğin analiz edilmesinden elde edilen sonuçlar, beyin hacmiyle ilişkili genlerin son 37.000-5800 yıl içinde evrildiğini göstermiştir.

    • Orak hücre direnci, sıtma hastalığının daha yaygın olduğu bölgelerde artış gösterecek şekilde evrilmiştir.

    • Laktoz toleransı, süt ürünlerinin tüketimini etkileyen kültürel değişikliklerle bağlantılı olarak evrilmiştir.

    • Bazı insanlar, AIDS ve kalp hastalıklarına direnç sağlayan mutasyonlar kazanmıştır.

    Genom taramaları, pozitif seçilime ilişkin çok daha fazla kanıt sunmaktadır. İnsan evriminin, Afrika’dan ayrılınıp tarımcılığa başlanmasından sonraki dönemde hızlandığını gösteren bazı kanıtlar da bulunmaktadır.

    Yazar: Gökberk Deniz

    İlgili Makaleler : İnsanların evrimi sona mı ermiştir?
    İnsan üzerinde Evrim Mekanizmaları nasıl işler?
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  4. #4
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    HOMO (insan)

    Homo, modern insanı ve yakın atalarını içeren hominid cinsine verilen ad.
    Bu tür üyelerinin tarihi günümüzden 2,5 milyon yıl öncesine kadar uzanır.
    Homo sapiens sapiens (modern insan) dışında bütün türleri yok olmuştur.
    Modern insanın son akrabası olduğu düşünülen, Homo neanderthalensis olarak da adlandırılan Neandertal insanının yaklaşık 30.000 yıl öncesine kadar yaşadığı bilinmektedir.
    Homo floresiensis türünün ise 12.000 yıl öncesine kadar var olduğu sanılır.

    Homo cinsinin kafatasları diğer primatlara görece daha geniştir.
    Kol ve bacakları da sürekli dik durmaya ve iki ayak üstünde yürümeye göre ayarlanmıştır.
    Başparmakları ve öteki parmakları, karşılıklı gelebilecek gibi gelişmişti ve nesneleri kavrama yeteneğine sahiptir.
    Homo cinsinin, alet kullanma ve alet yapabilme yetenekleri vardır.
    Homo cinsi, primatlar takımının Hominidae familyasındandır.
    Homo habilis genellikle ilk homo türü kabul edilir.

    ilgili tabloyu mutlaka inceleyiniz
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  5. #5
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Alıntı sosyalist´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    [sıze="2"]ilk insanların boyu nedir? [/sıze]

    fosil kayıtlarına göre, geçmişte yaşamış olan insan türlerinin yaşlarına,
    boylarına ve kilolarına ait veriler şu şekilde.


    sahelanthropus tchadensis: yaklaşık 7 milyon yıl yaşında
    boy: 1,15-1,25 m
    kilo: 23-35 kg

    ardipithecus ramidus: 4,4 milyon yıl yaşında
    boy: Yaklaşık 1,10 m

    australopithecus afarensis:
    4,1- 2,9 milyon yılları arası
    boy: 1,05-1,3 m
    kilo: 30-45 kg

    australopithecus bahrelghazali: 3-3,5 milyon yılları arası
    boy: 1,00-1,20 m
    kilo: 30-40 kg

    homo habilis: 2,4-1,6 milyon yılları arası
    boy: 1,15-1,30 m
    kilo: 30-40 kg

    homo georgicus: 1,8 milyon yılları arası
    boy: 1,45-1,55 m
    kilo: Yaklaşık 50 kg

    homo ergaster: 2-1 milyon yılları arası
    boy: 1,55-1,70 m
    kilo: 50-65 kg

    homo erectus: 1,7-0,5 milyon yılları arası
    boy: 1,50-1,65 m
    kilo: 45-55 kg

    homo neanderthalensis: 120-30 bin yıl arası
    boy: 1,55-1,65 m
    kilo: 70-90 kg

    homo sapiens: 120 bin yıldan şimdiye kadar
    boy: 1,55-1,70 m
    kilo: 50-70 kg

    kaynak
    Tüm bunlar evrim sürecine ilişkin kanıtlardır
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  6. #6
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Evrimin Kanıtları

    1) Köpeklerin fazlalık parmağı

    Köpeklerin ayağının arka üst kısmındaki o küçük uzantı nedir? Hiç bir işe yaramadığına göre bu parçanın varlığının sebebi nedir? Allahın gereksiz yere böyle bir uzantıyı yaratması mi daha mantıklı bir açıklamadır, yoksa bu uzvun artık ise yaramadığı için evrim surecinde yok olmakta olan beşinci bir parmak olması mi? Nitekim, kurtların, kedilerin ve kaplanların da ayni uzvu vardır.

    2) Parmaklarımız

    Mesele şu ki, 5 tanedir. Bu da bizi memeliler sınıfına sokar. Tüm memelilerin kol veya kol yerine gecen uzuvlarında 5 parmak veya parmak kalıntıları bulunmaktadır. Tipik 5 parmak yapısına tam uymayan canlılarda fosil kayıtlarına bakarak bu sayıdaki azalmayı gözleyebiliyoruz. (Örneğin atlarda). Fakat prensip ayni. Memelilerin 5 parmağı vardır. Bunu gerektiren doğru dürüst bir sebep olmadığı durumlarda bile. Örneğin neden balinaların yüzgeçlerinin altına gömülmüş 5 kemik uzantısı bulunur? Neden yarasaların açıkça beş uzantıyla ayrılmış kanatları bulunur? Bunların dizayn benzerliği olması mi daha iyi bir açıklamadır, yoksa Tüm memelilerin ortak bir atadan gelmesi mi? bazı memeliler bu 5 parmağın tümünü hala kullanır, bazıları birkaçından kurtulmuştur, bazıları ise hala ise yaramayanları taşımaktadır. (Örneğin yunuslar).

    3) Yılanların ve balinaların kalça kemikleri

    Boa yılanı, piton yılanı ve kor Yılanların tümü vücutlarına gömülmüş, tamamen ise yaramaz birer bel kemiği artığına sahiptir. Ayni zamanda balinalar da. Niçin bir yaratıcı böyle yaratıkların vücuduna o yaratıkları için tamamen ise yaramaz olan ve tamamen bel kemiğinin evrimsel bir kalıntısı gibi görünen böyle kemikler koymuştur? Ayrıca piton ve boalarda pençe artığı birer kişim da bulunmaktadır.

    4) Tavukların ayakları

    Tavukların ayaklarının alt kısmi tüyle örtülü değildir. Pullarla örtülüdür. Eğer bu Tavukların reptil atalarından kalma bir kalıntı değilse nedir?

    5) Erkeklerin memeleri

    Allahın erkeklerde hiçbir işe yaramayan memeler ve bu memelerin altında meme dokusu yaratmasının ne sebebi olabilir? Hele de önce Adem’i yarattığı ve Havva’yı sonradan ona es olsun diye yarattığı düşünülürse. Bu meme dokusu ergenlikte uygun hormonsal sinyali almadığından erkeklerde hiçbir zaman is gören gerçek memelere dönüşmez. Bunun cinsiyetin yasam suresi boyunca değişebilir olduğu ilkel atalarımızdan kalma bir evrimsel kalıntı olması mi daha olası bir açıklamadır (nitekim bazı balık ve reptil türleri normal ömürleri boyunca birkaç kez cinsiyet değiştirirler), yoksa allahın insanları böyle ise yaramaz parçalarla donatmış olması mi? Ayrıca kötü tasarımın bir başka örneği: Niçin testisler vücudun içinden (kadınlarda yumurtalıklara karşılık gelen yerden) aşağıya, normal bölgelerine inmek zorundadırlar? (Ki nitekim bazen inmeyip sağlık sorununa yol açarlar).

    6) Kör mağara balığı

    Neden mağaralarda yasayan bazı balık türleri ve diğer tür canlıların işlev görmeyen gözleri vardır? Evrim sureci kör islediği için böyle tuhaflıklara yol açabilir ama bilinçli ve sonsuz güçlü bir yaratıcıdan beklenecek şeyler midir bunlar?

    7) “Plantaris” kası

    İnsan bacağının alt kısmındaki “plantaris” kası maymunlarda ise yarayan bir kastır. Tüm ayak parmaklarının bir anda esnemesini sağladığından ayakları kullanarak ağaçlarda daldan dala atlarken faydalıdır. İnsanlarda ise yok olmaya yüz tutmuştur. Ayak parmaklarına kadar ulaşmaz bile, “Achilles tendon”una kadar inip yok olur. İnsanlarda bu kasın bulunmasının mağmumlarla bir akrabalık haricinde mantıklı bir açıklaması aklınıza geliyor mu?

    8) Köpek dişleri

    İnsan vücudunun evrim olmadan doğru dürüst açıklanamayacak bir başka özelliği köpek dişleridir. üst Köpek dişlerimizin kökleri diğer dişlere göre çok daha iridir. Örneğin maymunlarda bu dişlerin iriliği daha da belirgindir. Fakat bizlerde bile elinizi dişetinizde gezdirdiğinizde bu gereğinden iri kökleri far kedersiniz. Daha ilkel türlerden evrimleşme haricinde bunun daha tutarlı bir açıklaması aklınıza geliyor mu?

    9) Ensenin arkasındaki tüyler

    Neden insan korktuğunda ensesinin arkasındaki tüyler diken diken olur? Evrimsel biyolojiye göre bu memeli atalarımızdan kalma bir tepkidir. diğer memeliler (kedileri düşünün) tehlikeli durumlarda tüylerini kabartırlar. Bu hayvani daha iri ve korkutucu gösterir. Biz belli ki bu sinyali çoktan terlettik, fakat geriye korktuğumuzda ensemizde oluşan bu etki kaldı.

    10) Kuyruk Sokumu

    Röntgende veya bir iskelette incelendiğinde kuyruk kalıntısı gibi görünür. Günümüzde kesinlikle hiçbir işlevi yoktur ve Eğer bu kemiğinizi kırarsanız büyük ihtimalle allahın neden böyle gereksiz ve baş belası bir organı yarattığını merak edersiniz.

    11) Doğum anormallikleri

    Zaman zaman kuyruklu veya vücudu tüylerle kaplı bebekler doğar. Kuyruklu Doğum pek çok kişinin zannettiğinden çok daha yaygın bir olgudur ve karşılaşıldığında hemen cerrahi müdahaleyle kuyruk alınır. Çocuğa ise genellikle birsek söylenmez. Kürklü insanlara ise bir örnek meşhur Meksikalı bir ailedir. Bu kişilerin pek çoğu sirkte çalışmıştır.

    Ayrıca, bir not olarak sunu eklemek gerekir ki, yaratılışçıların imrendiği, herkesin dine inandığı o eski günlerde bu tur Doğum anormalliklerinde, Örneğin çocuk kuyruklu doğduğunda, bu çocuklar şeytanin çocuğu kabul edilir ve hemen öldürülürdü. Tabi anneleri de onlarla birlikte. (Cadı oldukları için).

    12) Apandist

    Apandist gibi hiçbir ise yaramayan bir organ niye vardır? Bir faydası olmadığı gibi, zaman zaman iltihaplanarak hayati tehlikeye sokan sorunlara da yol açmaktadır. Bunun artık ise yaramayan evrimsel bir artık olması dışında, yaratılışçıların yapabileceği tutarlı bir açıklama var mıdır?

    13) İşe yaramayan genler

    Bu genler 1994’te keşfedilmiştir. Bunlar artık işe yaramayan fakat DNA ile birlikte fazlalık bir yük olarak taşınan gen artıklarıdır. Ayrıca zaman içinde değişirler. Nesilden nesile taşınırlar. Ayrıca evrimsel soyağacı çıkarmada da çok faydalıdırlar. İki organizmanın en son ortak atası birbirinden ne kadar uzaksa bu iki organizma arasındaki ise yaramayan genlerin ortaklığı da o ölçüde az olacaktır. Şempanze ile insanin ise yaramaz genleri karşılaştırıldığında farklılık çok azdır. Bir kemirgeninkiyle karşılaştırıldığında daha fazla, bir tahıl ile karşılaştırıldığında ise çok daha fazladır.

    14) C vitamini

    İnsan bünyesi C vitaminine ihtiyaç duyar. Eğer düzenli bir biçimde bu vitamini almazsak iskorbit hastalığına yakalanır ve zaman içinde ölürüz. İnsan bünyesinde C vitamini üretmek için gerekli gen yukarıda bahsettiğimiz ise yaramaz genlerden biridir. Halbuki Örneğin Köpeklerin bünyelerinde bu aynı gen iş görür ve köpekler kendi C vitaminlerini kendileri yaparlar. Dışarıdan almaya ihtiyaç duymazlar. Acaba tanrı neden köpekleri daha fazla sevmiştir bu konuda? Eski yüzyıllarda uzun deniz yolculuklarına çıkan gemiciler bu hastalıktan ölürken gemideki köpeklerin basına bir şey gelmemiştir. Eğer bu olay evrimsel süreçteki kör rastlantı sonucu değil, bilinçli bir tasarım urunu olarak oluştuysa, belli ki allah gemi yolculuğuna çıkacağını bildiği kullarını değil, gemideki köpekleri kollamayı tercih etmiştir.

    15) Insulin

    Günümüzde seker hastalarının kullandığı Tüm insulin genetik mühendisliği yoluyla genlerinde değişiklik yapılmış E.coli bakterisi (ki bu bakterinin normalde yasadığı yer insan kalın bağırsağıdır) yoluyla üretilir. gerçek insan genleri rekombinant teknikleri kullanılarak bakterinin DNA’sı içine katılmıştır. Böylece bu bakteriler bildiğimiz insan insulini üretirler. Öyle gözüküyor ki bizi insan yapan biyokimyasal yapıyla mikropları mikrop yapan biyokimyasal yapı aynıdır ve görüldüğü gibi birbiriyle kolayca değiştirilebilmektedir. Bu biyokimyasal bir ortaklıktan başka ne anlama geliyor olabilir sizce?

    16) Göz

    Göz denen organ söz konusu olduğunda yaratılışçılar önce tipik söylemleri olan göz gibi bir organın basitten karmaşığa gelişemeyeceği, yarım bir gözün hiçbir ise yaramadığını falan söylerler. Fakat Darwin’in bile o zamanlar gözlediği göz gelişiminin çeşitli aşamalarındaki canlılar bunu çürütmekte ve tam tersi evrim lehine delil üretmektedir. birkaç tane ışığa duyarlı hücreden, fincan seklinde fakat merceksiz reseptörlere, oradan insan gözünden çok daha keskin kartalların gözüne kadar çeşit çeşit gelişmişlik düzeyinde göz bulunmaktadır doğada. Yarım gözle veya 1/100’luk gözle yasayan pek çok canlı bulunmaktadır doğada, Günümüzde bile.

    Ayrıca, insan gözü, bir mühendislik hatasıdır! Retinanın içi dışı terstir. Sinirler ve kan damarları Retinanın ışığa duyarlı kısmından geçerek bir kör nokta oluştururlar ve ışık reseptörü hücrelerinin önünde dağılırlar. Böylece ışık bu fiberleri geçip reseptörlere ulaşmak zorundadır. Neden sinirler ve damarlar reseptörlerin arkasında değildir? Böylece yoldan çekilmiş olurlardı ve bir kor noktamız olmazdı. Örneğin mürekkep baliğinin gözleri öyledir. Evrim elindeki materyalle çalışmak zorunda olduğundan, ancak eldeki mevcut sistemi kullanabilir adapte olmak için. İşte bu durum bu tür tuhaflıklara yol açabilir. Mutlak bir yaratıcı böyle bir hata yapar mıydı? Hele de daha önce yarattığı canlılarda bu hatayı yapmamışken.

    17) Mikroorganizmalar

    Mikroorganizmalar niye vardır? Bunların yaratılmasının mantığı nedir? Ayrıca Nuh’un gemisine mikroorganizmalar nasıl alınmış ve yerleştirilmiştir? (Nitekim şayisiz mikroorganizma vardır dünyada ve pek çoğu ancak belli ortamlarda yasar).

    18) İnsan embriyosu

    İnsan embriyosu, gelişme sürecinde, özellikle çok küçükken kuyruğa ve balık pulu benzeri pullara sahiptir. Tüm memeli, kuş, reptil, amfibi ve balık embriyoları da öyle. Embriyonun gelişim sürecini herhangi bir biyoloji kitabından kare kare izlerseniz, bunu kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Embriyonun gelişimi adeta canlılar arasındaki evrim tarihinin bir özetidir.

    19) Yirmilik dişler

    Çoğu kişinin ağzı yirmi yaş dişlerinin tam olarak çıkmasına izin vermeyecek kadar küçüktür. Bazılarında bu dişler hiç dışarı çıkmaz, bazılarında ise örneğin üsttekiler çıkıp alttakiler çıkmaz (ya da tersi) ve bu yüzden bu dişleri çiğneme için kullanamaz pek çok kişi. Pek çok kişide bu dişler çürümeye ve ağız problemlerine yol açmaktadır. Öyleyse, ya bu dişler evrimsel bir kalıntıdır, ya da yüce yaratıcı tuhaf bir is yapmış ve ağzımıza bu hiçbir işe yaramayan ve sadece dert kaynağı olan fazlalık dişleri koymuştur.

    20) Ani irkilmeler

    Her insanin zaman zaman yasadığı ani irkilmelerin veya uykudan irkilerek uyanmaların sebebi nedir? Evrimin güzelliği böyle ilgisiz görünen konuları bile açıklayabilmesidir. Örneğin evrim biyolojisine göre bu tur irkilmeler ağaç dallarında uyuduğumuz zamanlardan kalma evrimsel bir tepkidir. Denge hissinde olan en ufak bir değişiklik veya çevredeki bir ani hareket, bizde bu ani irkilmelere sebep olmakta ve Eğer uyuyorsak uyandırmaktadır. Peki yaratılışçılığın bu irkilmeler için açıklaması nedir? Daha doğrusu “Allahın işine akıl sır ermez” sözünden başka bir açıklamaları var midir?

    21) Fosiller

    Fosiller yaratılışçıların her zaman başını ağrıtmıştır. Her şeyden önce, soyu tükenmiş türlerin mükemmel bir yaratım ürünü olan bir evrende isi yoktur. Ayrıca bir diğer sorun da, fosillerin çok fazla çeşit ve sayıda olmalarıdır. Yaratılışçılar, soyu tükenmiş canlılara ait yorum yaptıklarında genellikle çok komik duruma düşmektedirler.

    Örneğin yaratılışçılar tarafından bu konuda yapılan birkaç yorumun örneği:

    Dinozorlar çok büyük olduklarından Nuh’un gemisine sığmadılar ve çamura gömülüp Öyle olup kaldılar. (Dinozor cağının çok daha küçük yaratıklarına ne demeli peki? Hem hani Nuh bütün canlılardan birer çift almıştı gemisine?)

    Soyu tükenmiş canlılar Nuh’un gemisindeydi, fakat sonradan öldüler. (Acaba Nuh Seismosaurus ve T-Rex gibi devasa dinozorları gemisine nasıl sığdırdı?)

    Fosiller canlı kalıntısı değildir. şeytanin veya materyalist bilimin uydurması olan şeylerdir.

    Fosiller canlı kalıntısı değildir, tanrı tarafından inancımızı sınamak için yaratılmış şeylerdirler.

    Açıklama yapmak zorunda bırakıldıklarında yaratılışçıların ağzından bu konularda çıkabilecek iddiaların içeriğine bir bakin, sonra da gelin evrime saldırırken gösterdikleri sofistike performans ile karsılaştırın. Evrime saldırırken bilimsel görünen ve moleküler biyolojiden, vs örnekler veren bireylerin, son derece basit sorulara gelince nasıl saçmalayabildiğini görmek insana hayret veriyor.

    22) Geçiş fosilleri

    Yaratılışçıların cahil olanları basitçe “Ara Geçiş formu yoktur” deyip çıkarlar işin içinden. Konuyla ilgili daha fazla okumuş ve muazzam sayıdaki fosil bulgusunun birkaçından haberdar olan biraz daha fazla bilgi sahibi yaratılışçılar ise, kademeli geçişi gösteren örneklerde bile sadece bir noktada çizgi çekip, örneğin şu taraf insan, şu taraf maymun der çıkar işin içinden. Eğer bir başka fosil daha bulunur ve tam bu iki bölgenin arasına denk gelirse, bunu sadece alt ya da üst gruptan birine dahil etmekle yetinirler. Gelişimin aşamaları ne kadar açıkça görünüyor olursa olsun, geçiş görmemekte direnir ve ara geçiş fosili eksiğinden yakınmaya devam ederler. A ile C arasında geçiş formu olmadığını söylerler. Bir süre sonra B bulunduğunda, bu sefer, A ile B ve B ile C arasında ara geçiş formu olmadığını söylemeye başlarlar. Ne kadar örnek getirirseniz getirin bu onları tatmin etmeye yetmez, çünkü ara geçiş formu olmadığını baştan kabul etmişlerdir. İsin komiği değişik yaratılışçı uzmanlar, örneğin insan ile maymun arasındaki çizgiyi değişik noktalarda çekmektedirler.

    Çakal benzeri bir yaratık balinaya dönüşemez derler, fakat hemen ardından bilim adamları Ambulocetus, Pakicetus, Prozeuglodon ve pek çok diğerlerini çıkarır.

    Kertenkeleler kanat geliştirip kuş tüyü çıkaramazlar derler, ardından Archaeopteryx bulunur. Tabi bunun sahte olduğunu iddia ederler. Ama hemen ardından Protoavis, Sinornis, Hesperornis ve Ichthyornis gelir.

    Evrimcilerin tüm kara canlılarının denizden çıktığını söylemesine karşılık, nerede ara formlar diye sorarlar, karşılarına Eusthenopteron, Panderichtys ve Acanthostega getirildiğinde bunu görmezden gelirler.

    İnsan ile maymun arasında geçiş yoktur derler, ardından Lucy örnek verilir (Australopithecus afarensis), fakat bunu beğenmez, başka geçiş formları sorarlar. Sonra A. ramidus, africanus ve H. Habilis ve Erectus getirilir örnek olarak, aşamalı geçişi gösteren her örnekten sonra, o örneği bir tarafa (insan ya da maymun) dahil edip başka örnek istemeye devam ederler.

    Tabi bunlar yaratılışçıların biraz daha işin içinde olanlarının yaptıkları. Yaratılışçılığa inanan pek çok kişinin bu bulgulardan haberi bile yoktur.

    23) İnsan Gen haritası

    Gen haritası projesi DNA’mızı daha eski türlerden miras aldığımızı kanıtlamıştır. Reptillerle, böceklerle, bakterilerle, solucanlarla ve balıklarla ortak genler paylaşıyoruz. Çok sayıda işe yaramaz DNA’ya sahibiz ve bunun tek açıklaması bu DNA’ları miras aldığımız ilkel türlerdir. Tüm bilim adamları bu bulgulardan emindir.

    Bu örnekler sayı olarak çoğaltılabilir. Evrimin kütüphaneler dolusu kanıtı vardır derken kafadan atmıyoruz. Daha bu yukarıdakilerden binlerce yazılabilir. Fakat bu kadar örnek bahsettiğimiz noktayı göstermek için yeterlidir. O da evrimin bir gerçek olduğu, “Evrim Teorisi”nin adına hala teori denmesine rağmen (“İzafiyet teorisi” gibi) aslında artık bir bilimsel gerçek olduğu ve bilim dünyasında işin gerçekten içinde olan hiçbir uzmanın artık bundan şüphesi olmadığı konusudur.

    Amerikan NAS (National Academy of Science-Ulusal Bilimler Akademisi)’nin ünlü evrim-yaratılışçılık mahkemesinde bilirkişi raporu olarak sunduğu, tümü nobel ödüllü bilim adamları tarafından yayınlanan bildiri ve buna dayanarak mahkemenin evrimci kanat lehine karar vermesi bunun bir göstergesidir.

    Evrimi bilim adamları tartışmaz. Daha doğrusu bilim adamları evrim var midir, yok mudur diye tartışmaz. Evrim nasıl olmuştur diye tartışır. Evrimin var olup olmadığını tartışanlar hala dinin etkisinden kurtulamamış, evrime karşı çıkarak farkında olmadan bilime, gelişmeye ve uygarlığa karşı çıkan, içlerinde iyi niyetli ve halk için iyilik yaptıklarını zanneden, fakat bu uğurda, topluma ve insan uygarlığına en büyük kötülüğü yaptıklarının ve gerilik, karanlık çağ, ilkellik,cahillik ve despotluğa yol açtıklarının bilincinde olmayan dinci kesimdir.

    http://kozmopolitaydinlar.wordpress.com
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  7. #7
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Resimlerle Evrim Kanıtları



    Resimlerle Evrim Kanıtları
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  8. #8
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Evrimin Kanıtları



    Evrim Teorisi Karşıtı 10 İddia ve Cevapları
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  9. #9
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Evrimin Kanıtları



    Evrim Teorisini Destekleyen Bir Kanıt
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  10. #10
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    550
    Rep Gücü
    0
    Evrim Bilim Değildir, Sahte Bir Teoridir



    Darwin’in evrim teorisi bir dindir, bilimle hiçbir ilgisi yoktur. Darwin’in evrim teorisi 1.5 asırdır bilimsellik adına dünyayı aldatan bir teoridir. Paleontoloji, embriyoloji, arkeoloji, mikrobiyoloji, genetik, zooloji birer bilim dalıdır. Fakat evrim bilim değildir. Evrimin şimdiye dek ortaya atılan bütün iddiaları yalanlanmıştır. Evrim, proteinlerin tesadüfen oluştuğunu iddia eder; oysa tek bir proteinin bile tesadüfen ortaya çıkması imkansızdır. Evrim, ara geçiş formlarının olduğunu iddia eder; oysa tek bir ara geçiş formu bile bulunmamıştır. Evrim, canlıların milyonlarca yıl boyunca değiştiklerini iddia eder; oysa fosilleri bulunan canlıların büyük bir kısmı günümüzde yaşayan, milyonlarca yıl boyunca değişmemiş kompleks canlılardır. Evrim, teorinin lehinde delillerin olduğunu iddia eder; oysa evrimcilerin delil olarak ortaya sunduğu fosillerin tümü sahte ve geçersizdir. Şimdiye dek Darwinistlerin birer kanıt olarak gösterdikleri tüm fosil ve kafataslarının teoriye bir delil teşkil etmediği kesin olarak ispat edilmiştir.

    1891 yılında bulunan ve Java adamı olarak isimlendirilen fosil ile 1923 yılında bulunan ve Pekin adamı olarak isimlendirilen fosilin 1939 yılında sahte birer ara geçiş formu olduğu anlaşılmıştır. 1922 yılında bir ara form olduğu iddiasıyla en büyük delil olarak sunulan ve Nebraska adamı olarak isimlendirilen tek bir dişin 1927 yılında bir yaban domuzuna ait olduğu anlaşılmıştır. 1912 yılında bulunan ve Piltdown adamı olarak tanıtılan kafatasının, 40 yıl sergilenmesinin ardından 1953 yılında bir sahtekarlık ürünü olduğu anlaşılmıştır. 1959 yılında bulunan ve Zinjanthropus olarak isimlendirilen fosilin sıradan bir maymun olduğu anlaşılmıştır. 1930′lu yıllarda bulunan ve 50 yıl boyunca ara form olarak sergilenen Ramapithecus, 1981 yılında sıradan bir babun cinsi olduğunun anlaşılmasıyla iptal edilmiştir. 1974 yılında Afrika’da bulunan Lucy’nin 1999-2000 yıllarındaki bir çalışma sonucunda geçersizliği anlaşılmıştır. 1924 yılında bulunan ve Taung çocuğu olarak isimlendirilen kafatası fosilinin genç bir gorile ait olduğunun anlaşılmasıyla, bu fosil de 1954 yılında iptal edilmiştir.

    Sudan karaya hayali geçişin en büyük delili olarak sunulan coelacanth’ın halen günümüz denizlerinde yaşamakta olduğunun anlaşılması, Darwinizm sahtekarlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Karadan havaya hayali geçişin en büyük delili olarak savunulan Archeaopteryx’in 150 milyon yıllık uçucu bir kuş olduğunun anlaşılması, bu en büyük sözde delili de ortadan kaldırmıştır.

    Yüzyılımızın bilim ve teknolojisi ve bulunan fosil kayıtları, bir teori olarak ortaya atılmış olan ve hiçbir delil ile desteklenmeyen evrim teorisini kesin olarak yalanlamış bulunmaktadır. Dolayısıyla evrim teorisini bilim olarak saymak, bilime, akla ve mantığa aykırı bir harekettir. Örneğin Big Bang de bir teoridir. Fakat bu teori bilimseldir; bilimsel kökeni bulunmaktadır, çeşitli bilimsel bulgularla desteklenmektedir. Ancak evrim teorisi için bu durum geçerli değildir. Evrim teorisinin başlangıç noktası hiçbir bilimsel kökene dayanmadığı gibi, gündemde olduğu son 150 yıldır da teorinin lehinde tek bir bilimsel delil bulunmamıştır. Evrim teorisi yalnızca bir din olarak ayakta tutulmaktadır. Sahte bir inanç sistemi, sahtekarlıklarla ayakta tutulmaya çalışılan bir yalandır. Bilimi savunmak amacıyla hareket eden bilim adamlarının, bu gerçeği öncelikli olarak dikkate almaları gerekmektedir.

    Milyonlarca yıldır hiçbir değişikliğe uğramamış sayısız fosilin sergilendiği ve açıkça evrim teorisini reddeden Yaratılış Atlası serilerinin Darwinist çevreler tarafından tepki ile karşılanmasının sebebi de evrimin bilimsel dayanağı olmadığını, bir yalandan ibaret olduğunu açıkça ilan etmesidir. (Detaylı bilgi için bkz. www.yaratilisatlasiyorumlar.com )

    Darwinizm’in bilim diye gösterilmeye çalışılması, bu şekilde insanların kandırılması büyük bir ayıptır. Bu teorinin çeşitli bilim adamları, profesörler tarafından savunulur olması, sahte evrim haberlerinin dünyaca ünlü bilim dergilerinde yayınlanması yalnızca insanları aldatmak içindir. Bilimsel kılıf, Darwinizm’i din olarak benimseyen insanların geliştirdikleri bir yöntemdir. Bu insanlar, çeşitli bulguları evrim teorisine uyarlayarak, gerekirse bu uğurda sahtekarlık yaparak, bilimsel olarak geçersiz kılınmış fosilleri tekrar tekrar gündeme getirerek çöküş içinde olan bu teoriyi ayakta tutmaya çalışmaktadırlar. Bu batıl dini bilim olarak göstererek, bilimsel çevrelerde, parlamentolarda tartışılır şekle sokmaktadırlar. Bilimsel delilleri ortadan kaldırabilmek, sayısız yaşayan fosili görmezden gelebilmek ve insanlardan gizleyebilmek için taraftar toplamaya çalışmaktadırlar. “Evrim vardır” diyerek açıkça yalan söylemekte, milyonlarca yaşayan fosilin varlığını insanlardan saklayarak gerçekleri gizlemeye çalışmaktadırlar. Darwinistlerin yaptıkları bir şarlatanlık, büyük bir kandırmacadır.

    Bu bilim dışı inancın, bu sahte dinin ortadan kaldırılması, artık bilimsellik kisvesi altında insanları aldatmaması gerekmektedir. Avrupa Parlamentosu’nun aldığı karar, bu büyük sahtekarlığı devam ettirmeye yöneliktir. Oysa insanların çok büyük bir bölümü, artık Darwinizm’in bilim olmadığının, bilimin ve fosil kayıtarının bu teoriyi yalanlamış olduğunun kesin olarak farkındadırlar. Evrim teorisinin okullarda okutulması bu gerçeği değiştirmemekte, Darwinist sahtekarlıkların ortaya çıkması bu yöndeki kanaati daha da artırmaktadır. Her geçen gün daha fazlası sergilenen yaşayan fosil örnekleri, canlıların evrimle değil, Allah’ın üstün yaratışıyla var edildiklerini daha açık bir şekilde insanlara göstermektedir. İnsanlar artık, bilim adı altında yapılan propagandalara değil, somut bilimsel delillere inanmaktadırlar. Darwinizm dininin savunucuları ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, bu gerçeğin önüne geçemeyeceklerdir.

    Bu Aldatmacaya Dikkat!

    Darwinistler, Darwinizm’in çöküşüne dair gördükleri her delil karşısında, yeni bir sahte iddia ile ortaya çıkarlar. Ya yeni bir kafatası fosili ortaya çıkarırlar, ya yeni bir ara fosil bulundu derler, ya da insan geninin maymun geni ile benzerliğini ispat ettiklerini iddia ederler. Daha olmazsa, kendilerinin bir hücre veya kromozom ürettiklerini açıklarlar.

    Oysa bunların tümü yalandır.

    Darwinizm’i destekleyen tek bir fosil bulunmamaktadır. Şimdiye dek yapılmış olan kazılarda tek bir ara fosil bulunmamıştır. Laboratuvarlarda hiçbir şekilde hücre oluşturulamamıştır. Bilim adamlarının ürettiklerini iddia ettikleri koromozom ise bir canlıya ait başka bir kromozomdan yapılmıştır. Üstelik bu çalışmayı yüzlerce bilim adamı, yüzlerce mühendisin geliştirdiği üstün bir teknik donanımın yardımıyla akıl kullanarak, plan yaparak, emek harcayarak gerçekleştirebilmiştir. Bir başka deyişle bu üretim tesadüfen olmamıştır. Bu gerçek, Darwinizm’i kesin olarak çürütmektedir. Önemli olan bu yapay kromozomun tesadüfen oluşmamasıdır; onu yaratan bir Yaratıcı vardır. Bir insana ait proteinin tesadüfen oluşması 10950′de bir ihtimal, yani imkansızdır. Bu protein üretilse bile, ancak emek harcanarak üretilebilir. Buna can vermek ise ayrı bir şeydir. Morgdaki bir insan bedeninde de hücre ve kromozom bulunur, ama bu beden cansızdır. Ona can veren Allah’ın bahşettiği ruhtur.

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Evrimin Reddi Bilimin Reddidir
    SOSYALİST Tarafından Biyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 06-01-2014, 02:06 PM
  2. evrimin temel açmazları
    meridyen2 Tarafından Biyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-12-2013, 12:02 AM
  3. Evrimin kayıp halkası bulundu
    YukseLL Tarafından Arkeoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-09-2011, 06:17 PM
  4. Atlantis ve Kanıtları - 1
    bursali68 Tarafından Arkeoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 01-05-2011, 03:26 PM
  5. Ay'a ayak basılmadı diyenlerin kanıtları
    YukseLL Tarafından Komplo Teorileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-07-2009, 11:33 AM
Yukarı Çık