EVRİM TEORİSİNDE GÜNCEL GELİŞMELER

Bilimin, türlerin gelişimi ve evrimi hakkında bugün sahip olduğu bilgiler, bilimin çeşitli disiplinlerinden elde edilen verilerin birleştirilerek değerlendirilmesinden elde edilmektedir. Bu bulgular, türler çeşitliğinin nedenini evrime ve üreme, varyasyon, seçilim gibi bir dizi evrim faktörlerine dayandığını göstermektedir. Evrim hakkındaki konuşmalar ve yapılan bilimsel konferanslar bu faktörlerin ön koşulları ve detayları çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bu anlamda Evrim teorisi şu temeller üzerinde oturmaktadır:

* Evrim her zaman gerçekleşir
* Evrim tersine döndürülemez (Louise Dolla Kuralları). Bazı genetik yapılar veya özellikler sahip oldukları eski durumlarını kopyalama yoluyla günümüze eski halleriyle dönebilirler ama baz aldıkları genler artık aynı yapıya sahip değillerdir.
* Evrimin son bir hedefi yoktur veya herhangi nihai bir amaca yönelik değildir.
* Evrim, eko sistemlerinden moleküler yapılarına kadar organizmaların tüm seviyelerinde çalışır

Çeşitli Evrim Teorileri aynı hipotezleri ortaya çıkarmıştır. Bu hipotezler;

*Bir türe ait olan bireyler ve fenotipler, daima birbirinden farklı derecelerde çevreye uyum gösterirler
*Evrim, canlıların özelliklerinin sadece kalıtsal olduğu durumlarda gerçekleşir. Diğer bir deyişle evrim, ebeveynler özelliklerini sonraki yavru kuşaklara aktardığında ve bu özellikler populasyonda kalıcı olduğunda gerçekleşir
*Çevresel etmenlerin canlılar üzerinde devamlı süren etkileri sonucu, bazı organizmalar ve onların genetik planları da (genotipleri) seçilime uğrar. Bu genetik plan da bir türün bireylerinden oluşan popülasyonda egemen olur. Yani zaman içinde Genotipler (genetik plan) ve Fenotipler (bireyler) değişim gösterir.

Theodosius Dobzhansky 1973′te bunu şöyle ifade etmiştir:


“Nothing in Biology makes sense, except in the light of evolution” (Evrim ışığı olmaksızın biyolojide hiçbir şeyin anlamı yoktur)

Evrim Teorisinin 19. yüzyıldaki erken dönemlerinde, daha ziyade kalıtsal fenotipik özelliklerin nasıl korunduğu ve bu özelliklerin gelecek nesillere nasıl aktarıldığı konusunda bilimciler arasında fikir farklılıkları varken, bugün bilimciler bunun büyük ölçüde hücre çekirdeklerindeki genler ve mitokondriler üzerinden gerçekleştiğinde fikir birliği içindedirler. Ek olarak bu konuda annesel ve babasal efektler ve faktörler hakkında da tartışılmaktadır. Bunun yanında uygun olan farklı fenotip özelliklerin çevrenin dışında da seçildikleri birden çok durumların ve mekan ya da yerlerin olduğu da bilinmektedir. Bu seçilimler mesela farklı genlerin birbirleriyle rekabet etmesi sonucu halihazırda genomlarda, bazı durumlarda gen ifadesinin transkripsiyondan sonra düzenlendiği gen ekspresyonlarında, yapısal kısıtlar nedeniyle embriyonik gelişimde, av-avcı ilişkileri bağlamında veya popülasyondaki kültürel fenomenlerde olabilmektedir. Bu son konu araştırmaya dair güncel tartışmaların günümüzdeki odak noktasıdır.

Levent Alper, 02.03.2011

http://kozmopolitaydinlar.wordpress.com