Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Antibiyotik Direnci Mucizesi

Bilim ve Astronomi Kategorisi Biyoloji Forum'u Forumunda Antibiyotik Direnci Mucizesi Konusununun içerigi kısaca ->> Antibiyotik Direnci Mucizesi İÇERİK Celal Şengör İnsanları Yanıltmaktan Vazgeçmelidir Antibiyotik Direnci Mucizesi Antibiyotik Nedir? Bakterilerdeki Üstün Savunma Sistemi Antibiyotikleri Yıkan ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    550
    Rep Gücü
    0

    Antibiyotik Direnci Mucizesi

    Antibiyotik Direnci Mucizesi

    İÇERİK

    Celal Şengör İnsanları Yanıltmaktan Vazgeçmelidir
    Antibiyotik Direnci Mucizesi
    Antibiyotik Nedir?
    Bakterilerdeki Üstün Savunma Sistemi
    Antibiyotikleri Yıkan Enzimler: Beta Lactamaz Enzimi Mucizesi
    Antibiyoktilerde Kontrollü Değişiklikler Yapan Enzimler
    Antibiyotiklere Karşı Kalkan Görevi Gören Koruyucu Proteinler
    Antibiyotikleri Hücre Dışına Atan Pompalar
    Porinlerin kapanması
    Fazla Üretimle Hedef Şaşırtma Tekniği
    MAR Operonu Mucizesi
    Bakterilerde Bilginin Aktarımı Mucizesi
    Evrimci Yalanlar
    Bakterilerdeki Bağışıklık Sistemi ve Evrimcilerin Yanıltma Taktikleri 1
    Evrimcilerin Yanıltma Taktikleri 2
    Evrimcilerin Sözde Faydalı Mutasyonlarından Örnekler
    Kontrolünü Kaybeden Mar Operonu
    Bozulan Enzim Evrime Delil Oluşturmaz
    Taşıyıcı Proteinlerin Bozulması Evrime Delil Değildir
    Bozulan ve Azalan Porinler Evrime Delil Değildir.
    Bozulan Ribozom Faydalı Mutasyon Değil Evrime Darbedir
    Bakterilerde Değişiklik Rastgele Değil Son Derece Kontrollü Aşamalarla Gerçekleştirilir
    Sonuç
    Kaynak

    Celal Şengör İnsanları Yanıltmaktan Vazgeçmelidir

    Antibiyotik Direnci Mucizesi



    O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiç bir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin.
    İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.
    (Mülk Suresi, 3-4)

    Hayat olağüstü bir düzen ve hayret veren bir sanat ile yaratılmıştır. En küçüğünden en büyük canlılara kadar herşeyde mükemmel bir ahenk gözükmektedir. Bu düzenin parçalarını oluşturan atomlar, mükemmel bir ordunun görevli askerlerine benzemektedirler. Olağanüstü bir şuur ve akıl gerektiren işleri kusursuz bir şekilde yerine getirirler.

    En küçük canlılardan olan bakterilerde bu hayret verici düzenin hüküm sürdüğü yerdir. Bakterinin bilgi bankası olan DNA’sında sayısız fabrikanın şifreleri yer almaktadır. Bakteri bu şifrelerden faydalanarak yaşamı için gerekli olan maddelerin üretimini yapar ve ortam şartlarının yıkıcı etkilerinden korunur. Bakterilerdeki bu şifreler mükemmel bir detay göstermekte ve ilk yaratıldıkları zamandan itibaren bu sistem değişmeden devam etmektedir.

    Bakterilerdeki en ilginç ve en mükemmel sistemlerden biri de antibiyotiklere karşı koruma sistemleridir. Evrimciler insanları yanıltmak için sürekli demogojiye ve eksik bilgiden kaynaklanan bilgisizliğe dayanırlar. Bu sistemin detaylarını göstererek onların bu yanıltma taktiğini açıklamak evrimin ne kadar çürük bir temele oturduğunu ortaya koyar.

    Antibiyotik Nedir?

    Canlılığın devamı için sayısız karmaşık sistem yaratılmıştır. Bu sistemler çoğu ortaklaşa bir saatin çarkları gibi beraber çalışırlar. Antibiyotikler işte bu çarklardan birine müdahele ederek ilgili bölümün çalışmasına engel olur.

    Antibiyotikler bakteri hücresinin içine girip hücrenin işleyişinden sorumlu yapılara bağlanarak onları etkisiz hale getirirler. Örneğin tetracyline adlı antibiyotik grubu protein sentezini durdurur. Beta-laktamlar adlı bir başka grup hücre duvarı sentezine müdahale ederler. Rifampinler adlı bir başka grup RNA üretimine müdahale ederler. Quinolone de DNA sentezine müdahale eder.

    Bütün bunlar bakterinin yaşamı için gerekli olan işleri yapamayıp, büyümenin durmasına ve ölmesine sebep olur.


    Bakterilerdeki Üstün Savunma Sistemi

    Bakterileri evrimciler ilkel canlılar gibi tanıtmaya çalışsalar da gerçekte benzersiz teknolojilerle donatılmışlardır. Doğrusu herhangi bir bakteri bugün insanlığın karşılaştığı en ileri teknoloji merkezidir. İçinde bilgi bankaları, sayısız üretim tesisleri, kalite kontrol sistemleri, hata tamir sistemleri, zehirden arındırma tesisleri, posta sistemleri, hareket sağlayan elektrokimyasal makineler, enerji üretim santralleri gibi sayısız sistem barındırmaktadırlar. Ayrıca ortamın yıkıcı şartlarına karşı ısı koruma sistemleri, ağır metallere karşı koruma sistemleri ve vücutta kullanımı son derece hayati olan mineralleri denge altında tutmaya yarayan sistemler bulunmaktadır. Bütün bu sistemler sayısız, gen protein ve enzimin ortaklaşa çalışmaları sonucu iş görebilmektedir. Bu parçalar eşi görülmemiş bir koordinasyon ve organizasyonla çalışmaktadırlar. Çoğu zaman bu yapıların tekinin eksikliği canlının ölümüyle sonuçlanmaktadır. Hatta görevli enzimlerden birindeki tek bir hata –mutasyon neticesinde- canlının ölümüne sebep olur. Pek çok yapı ancak birarada eksiksiz bir şekilde çalışmasıyla faydalı neticeler gözükmekte ve canlı hayatını sürdürebilmektedir. Bu yapıların her birinin yaptığı iş şuurlu ve eğitimli işçilerin yaptıkları mükemmel kalitede işlere benzemektedir. Bütün bunlar bakterilerin tesadüfler eseri meydana gelemeyeceğinin açık delilleridir. Bakteriler açık birer Yaratılış mucizesidirler.

    Yukarıda sayılan yapılara ek olarak bir başka ilginç Yaratılış mucizesi antibiyotiklere karşı çalışan koruma sistemidir. İşin ilginç yanı bu sistemler antibiyotikler üretildikten önce zaten bulunmaktadır. Antibiyotikler ilk olarak Alexander Flemming tarafından kullanılmıştır. 1940 yılında ilk defa kullanılabilir oranda penisilin adlı antibiyotik elde edilmiştir. Flemming penisilinin büyümesini durdurduğunu göstermiştir. Bu çalışması ile 1945 yılında Nobel ödülü kazanmıştır.

    Yapılan araştırmalar her antibiyotiğin her bakteriye etki etmediğini göstermiştir. Detaylı araştırmalar antibiyotiklere karşı kimi bakterilerde çeşitli koruma sistemleri yaratıldığını göstermiştir.

    Bütün bu yöntemler son derece zekicedir. Koruma ile ilgili görevli enzimlerden biri bile tesadüfen oluşamaz. Bu matematiksel olarak imkansızdır. Enzimler genlerde kodlanmıştır. Bu tür bir kodlama sisteminin tesadüfen olamayacağı ise çok açıktır. Tesadüfler maharetli mühendisler gibi sistemler ortaya koyamazlar. Bu sistemler pek çok enzimin bir araya gelmesi ile bir anlamı vardır. Aksi halde sistem işlevsizdir. Enzimlerin birinin dahi eksikliği durumunda evrimin kendi mantığına göre elenmesi gerekir, yani böyle bir sistem faydasızdır.



    Antibiyotikleri hücrede etkisiz hale getirmek için pek çok farklı sistem yaratılmıştır. Bu sistemlerin her biri işinde uzman enzimler, proteinler ve kontrol mekanizmaları barındırmaktadır.

    Birinci grup koruma yöntemi antibiyotikleri etkisiz hale getirme görevi gören enzimlerin zeki teknikleridir.

    Antibiyotikleri Yıkan Enzimler: Beta Lactamaz Enzimi Mucizesi


    Beta Laktam antibiyotikleri bakteri hücre duvarı sentezine müdahale ederek canlının ölmesine sebep olurlar. Beta Laktam antibiyotiklerinin ortak yanı yapılarında beta laktam halkası adlı bir yapıya sahip olmalarıdır. Bakterilere karşı tedavide kullanılan ilk antibiyotik olan penisilin de bu gruptandır. Ancak bu kimyasal maddelerin her bakteride etkili olamadıkları tespit edildi. Yapılan araştırmalar bakterilerin düşmanlarına karşı bir silahla yaratıldığını ortaya koydu. Bu karşı silahın adı beta laktamaz enzimleridir.

    Beta laktamaz enzimleri antibiyotiklerin beta halkasını tahrip ederler. İşin ilginç yanı 470’den fazla farklı beta laktamaz enzimi tespit edilmiştir.

    Evrimciler bu enzimlerin varlığı karşısında çaresiz durumdadırlar. Çünkü ilk kullanılan antibiyotikten önce de bu enzimler vardır. Bu tür bir tehdidin olmadığı durumda bu enzimlerin yaratılmış olması evrimi çürüten ispatlardan yalnızca biridir.

    Dirençli bakterilerin, antibiyotiklerin keşfinden yıllarca önce mevcut olduğu, ciddi bir bilimsel yayın olan Medical Tribune dergisinin 29 Aralık 1988 tarihli sayısında da, ilginç bir olay aktarılarak şöyle belirtilmektedir:

    1986'da yapılan bir araştırmada, 1845 yılında bir kutup keşfi sırasında hastalanarak hayatını kaybeden denizcilerin buzda korunmuş cesetleri bulunmuştur. Bu cesetlerin üzerinde 19. yüzyılda yaygın olan bazı bakteri çeşitleri tespit edilmiş ve bunlar test edildiğinde, 20. yüzyılda üretilmiş pek çok modern antibiyotiğe karşı direnç özellikleri taşıdıkları hayretle saptanmıştır.

    Beta Laktamaz enzimlerinin teki bile matematiksel olarak tesadüfen meydana gelmesi diğer her protein gibi mümkün değildir. Buna rağmen evrimciler beta laktamaz enzimlerinin birbirlerinden türediğini iddia ederler. Ancak bu konudaki umutsuz çabalarını da evrimci bilim adamları şu sözleriyle itiraf etmişlerdir:

    Daha önceden Beta Laktamazları ve PBP’lerin 140’dan fazla üyesinin amino asit dizilerinin kapsamlı dizilişini inceledik. Dizilimler birbirinden o kadar farklıydı ki, Ser-X-X-Lys dizilim motifi dışında önemli bir benzerlik yoktu.

    Bakterilerin kullandığı bir başka zeki teknik antibiyotikte küçük bazı değişiklikler yapılmasıdır.

    Antibiyoktilerde Kontrollü Değişiklikler Yapan Enzimler


    Bir başka son derece zekice yöntem bakterilerin içinde adeta kimya bilgisi ile donatılmış enzimlerin varlığıdır. Bu enzimler antibiyotiği parçalamaz ama küçük değişikliklerle etkisini kırarlar.

    Proteinlerin bilgisi DNA’da saklıdır. Bu bilgi önce mRNA adlı bir molekül zincirine kopyalanır. Ribozomlar üretim yaparken mRNA adlı bir tür fotokopi kağıdında olan yazılı bilgiyi okurlar. Aminoglikozik adlı antibiyotikler proteinin üretildiği ribozomu hedef edinir. Yalnız diğer antibiyoktikler gibi ribozomun çalışmasını engellemezler. Proteinler yine üretim yaparlar ancak ürettikleri proteinler doğru aminoasitleri içermez. Aminoglikozikler işte bu bilginin yanlış okunmasına sebep olarak bakteriye zarar verirler.

    Yapılan araştırmalar bakteriler için son derece tehlikeli olan bu antibiyotiklere karşı da korunmayla birlikte yaratıldığını göstermiştir. Birbirinden farklı zeki ve stratejik yöntemler kullanan bakteriler tesadüf kavramının hiçbir şekilde makul ve geçerli olmadığını göstermektedir. Bu enzimler uyguladıkları farklı tekniklere göre APH, AAC ve ANT adlı enzimlerdir.

    APH enzimleri antibiyotiğe fosfat adlı bir molekülü bağlar. AAC enzimi asetil, ANT de adenil nükleotidini bağlayarak antibiyotiği değiştirirler.

    Modifiye edilmiş bu yeni molekül, antibiyotiğin ribozoma bağlanarak zarar vermesini engeller

    Bakterilerde hüküm süren birbirinden zeki stratejiler bununla sınırlı değildir. Bir diğer yöntem hedef yapıları antibiyotiklerden fedakarca koruyan proteinlerdir.

    Antibiyotiklere Karşı Kalkan Görevi Gören Koruyucu Proteinler


    Quinolonone adlı antibiyotik bakteri DNA’nın çoğaltılmasından ve katlanmasından sorumlu olan DNA Giraz ve topoizomeraz IV enzimlerine bağlanır. Bu enzimler protein üretimi için DNA’dan bilginin okunmasında, DNA’nın çoğaltılmasında görevliler. Quinolone antibiyotiğinin bu önemli enzimlerle bağlanması bakterinin ölümü ile sonuçlanır.

    Bu son derece tehlikeli bakterilere karşı da ilginç bir koruma yaratılmıştır. QnrA, QnrB ve QnrS proteinleri antibiyotiğin hedef edindiği yapılarla etkileşerek antibiyotiğin zararlı etkilerinden korurlar. ,

    Ayrıca tetracycline adlı antibiyotik de ribozoma bağlanarak protein üretimine müdahale eder. Buna karşı da koruyucu proteinler devreye girer. TetM, TetO ve OtrA adlı proteinler ribozomu bu antibiyotiğin zararlı etkisinden korurlar.



    Savaşlarda düşmanlardan korunmak için kaliteli malzemelerden zırhlar yapılır. Bu zırhlar kişiyi vücuda gelebilecek tehlikelerden korur. Bakteri hücresinde bulunan çeşitli proteinler de antibiyotiklerin hedefi olan kritik yapıları korurlar. Bu fedakar ve zekice önlem tesadüf iddiasını temel edinen evrimin mantıksızlığını gösterir.



    Antibiyotikleri Hücre Dışına Atan Pompalar

    Bakterilerde bir başka zekice yöntem antibiyotiklerin hücre dışına atılmasıdır. Bunun için harika moleküller elele vererek bir sistemin uyumlu parçaları olarak çalışırlar. Bu pompalardan biri de AcrAB-TolC adlı pompadır. Bunlar beta laktam adlı antibiyotikleri ve quinoloneları hücre dışına pompalar. TetA-E adlı proteinler de tetraciline adlı proteinleri hücre dışına atar.


    AcrAB-TolC pompası antibiyotikleri hücre dışına atmada son derece önemli görev görür.



    Pompaları bir taraftan başka tarafa madde transferi için kullanırız. AcrAB-TolC pompası da bu görevi görür. Antibiyotikler bu pompa yoluyla hücre dışına atılır. Pompa 3 farklı birimden oluşur. Bunlar AcrA, AcrB ve TolC’dir. Çift zarlı bakteride bunlardan ikisi zarlarda delik oluştururken diğeri zarlar arasındaki bölgededir.



    Hücre dışına antibiyotikleri pompalayan çeşitli pompalar yaratılmıştır. Bu özel pompalar ATP enerjisi kullanarak ya da Proton yoğunluğundan faydalanarak çalışırlar. Üstün bir teknoloji ile donatılmış olan bu pompalar tesadüf mantığının ne kadar aciz olduğunu gösterir. Çünkü bu pompalar pek çok parçanın bir araya gelmesi ve pek çok enzimin elele vererek ürettiği üstün teknolojilerdir.


    Porinlerin kapanması

    Bakteriler hayatlarını sürdürebilmek için çevreyle iletişim içinde olmak zorundalar. Hücre zarları onları çevreyle tamamen ayırmaz. Bakterilerde porin adlı yapılar bu iletişimi sağlayan çevreye açılan kapılardır. Ancak bu kapılar son derece sıkı kontrol altında tutulmak zorundadır. Kendisi için tehlikeli maddelerin bulunduğu ortamda açık tutulan kapılar hücrenin ölümüyle neticelenir. Bu yüzden porinler kontrol sistemleri ile beraber yaratılmıştır. Beta Laktam ve quinolone gibi kimi antibiyotikler de bu kapılardan geçebilmektedir. Ancak yapılan araştırmalar bu maddelerin yoğun olduğu durumda porinlerin geçişkenliğinin azaldığını göstermiştir. Bu sayede antibiyotik girişi azaltılmış olur.



    OmpF Porini bakterinin hücre zarında bir kapıdır. Ancak bu kapı son derece kontrollü çalışır. Bu kontrolün olmadığı bir kapı hücrenin yararına değil zararınadır. Çünkü hücre için pek çok zararlı madde bu kapıdan girip hücrenin sonunu hazırlarlar. Antibiyotiklere karşı bu kapının geçişkenliği kontrollü olarak azaltılır. Bu sayede antibiyotiğin hücre içine girmesi engellenir.


    Fazla Üretimle Hedef Şaşırtma Tekniği

    Antibiyotiklere karşı bakteriler birbirinden zeki yöntem izlerler. Bu yöntemlerden biri de antibiyotiğin hedef edindiği molekülleri fazla miktarda ve hücrenin kritik işlemlerinin gerçekleştiği yerden daha uzakta yapmakla gerçekleştirilir. Vancomycin adlı antibiyotik hücre zarındaki kimi bölgelere bağlanır. Bu da özellikle yeni üretilen hücre duvarı bölgesinin birbirine tam olarak bağlanamamasına ve neticesinde gerekli sağlamlığın elde edilememesine sebep olur. Hücre bu antibiyotiğin istilasına uğradığında bakteri çok zekice bir iş yapar. Antibiyotiğin bağlandığı parçaları hücre sentesinde uzak bölgesinde fazla miktarda üretir. Antibiyotik bu yem parçalara bağlanır. Bu sayede hücre sentezine devam edilir.



    Akılsız davranan varlıklar yemlere takılarak içine girdikleri tuzakların farkına varmazlar. Bakteriler de antibiyotiklere karşı bu zeki taktiği kullanırlar.



    MAR Operonu Mucizesi

    Bakterilerde antibiyoriklere karşı yaratılmış önemli bir koruma sistemi de MAR Operonudur. Operonlar organize gen topluluklarına verilen addır. MAR operonu bir strateji ustası gibi çalışır. Antibiyotiklerin geçtiği porin adlı delikleri azaltır. Ayrıca hücrenin zarına monte edilmek üzere bir pompa üretilmesine sebep olur. Bu pompalar bakterinin içine kaçmış olan antibiyotikleri dışarı doğru pompalar. MAR Operonu ayrıca gerektiği zaman çalışmaya başlıyacak ve gerekmediğinde durması için ek kontrol genleri ile beraber yaratılmıştır.



    Bakterilerde antibiyotiklere karşı koruma sağlayan önemli bir sistem yaratılmıştır. Bu sistem MAR Operonudur. Antibiyotikler porin adlı deliklerden hücreye sızarlar. Mar operonu antibiyotiklerin hücreye girmesi durumunda porinlerin sayısını azaltır. Ayrıca hücredeki antibiyotikleri dışarı atmaya yarayan moleküler bir pompa da üretir. Bunun neticesinde bakteri antibiyotiklerin zararlarına karşı korunulur. Ayrıca bu operonu gerektiğinde çalıştıran ve gerekmediğinde kapatan bir kontrol sistemi ile beraber yaratılmıştır. MarA ve MarB genleri ise antibiyotiği dışarı atmaya yaran özel bir pompanın şifrelerini içerir.



    Vanalar su akışını durdurmak için kullanılır. Mar operonunda bulunan gen de MarR adlı bir proteinin bilgisini içerir. Bu protein operona bağlanarak tıpkı bir vananın geçen suyu durdurması gibi bu operondan yapılacak üretimi durdurur.


    Bakterilerde Bilginin Aktarımı Mucizesi


    Bakterilerde bilginin saklandığı ana DNA bilgi bankasının yanı sıra plasmit, transpozon ve integron adlı hareketli bilgi bankalarında da saklanır. Bu bilgi bankacıkları çoğaltılarak ihtiyaç sahibi diğer bakteri türlerine iletilebilir. Bu durum günümüz bilişim dünyasına benzemektedir. Bilgisayarlarımızda bulunan bilgileri email yoluyla bir kopyasını başkalarına yollayabiliriz. Ya da bakterileri bir tür yayınevi olarak da düşünebiliriz. Çoğalttıkları kitapları diğer insanların faydalanması için ücretsiz yollarlar. Kuşkusuz burada büyük bir bilgi iletişim teknolojisi barınmaktadır. Bakteri mucizevi sistemlerle önemli bilgileri komşu bakterilere yollamaktadır. İşte bakterilerde bulunan kimi antibiyotik direnç genleri de bu yolla komşu bakterilere gönderilmektedir. Bu sayede komşu bakteriler de hayatlarını devam ettirebilmektedir. Dikkat edilirse her aşaması açık bir şuur gerektiren bu işleri bakteriler mükemmel bir şekilde yerine getirmektedirler. Elbette burada tesadüf izahları son derece büyük bir yanılgıdır. Her aşaması yüksek bir teknoloji ve kontrol gerektiren bu sistem Yaratılışın açık bir delilidir.



    USB bellekler görece küçük bilgileri taşımada ve bilgiyi aktarmada kullanılır. Bakteriler de kendilerinde bulunan üstün teknolojilerin şifrelerini plazmit, transpozon ve integron gibi hareketli yapılarla komşu bakterilere yollarlar. Bu sayede kendilerinde olmayan savunma sistemlerini ücretsiz temin ederler.



    Evrimciler bakteriler arasındaki bilgi alışverişini sanki evrim delili gibi kitlelere anlatmaktalar. Halbuki bunun evrimle hiçbir ilgisi yoktur. Zaten var olan bilginin paylaşımı vardır sadece. Ancak bu da mucizevi bir sistemle iletilir. Bu sistemde görev alan enzimler müthiş şuurlu işler yapar. Örneğin Tn5 adlı transpozon kanamycin, streptomycin ve bleomycin adlı antibiyotiklere karşı direnç sistemlerinin bilgisini içerir. Tn5 adlı bilgi paketçiğini alan bakteriler böylelikle bu antibiyotiklere karşı direnç kazanırlar.



    Ülkeler topraklarının güvenliği için hava savunma sistemleri üretirler. Bunları da para karşılığı diğer ülkelere satarlar. Bakterilerdeki savunma sistemleri ise diğer kardeşlerine ücretsiz verilir. Bakterilerdeki yardımlaşma hayatın temelinin çatışma değil yardımlaşma olduğunu gösterir.


    Evrimci Yalanlar

    Bakterilerdeki Bağışıklık Sistemi ve Evrimcilerin Yanıltma Taktikleri 1


    Her bakteri antibiyotiklere karşı dirençli genlere sahip değildir. Bu bakteriler antibiyotiklere maruz kaldıklarında ölürler. Antibiyotiklere karşı dirençli bakteriler ise yaşamaya devam ederler. Ancak plazmitlerde ve transpozonlarda kodlanan antibiyotik savunma şifreleri dirençsiz bakterilere de transfer edilebilir. Ayrıca ölen bakterilerin DNA’ları da diğer bakteriler tarafından alınabilir.

    Bu takdirde korumasız bakteriler de ilgili antibiyotiğe karşı koruma sağlarlar. Ancak bu iki durumun da evrimle yakından uzaktan ilgisi yoktur. Genetik havuzda olmayan bir bilgi ortaya tesadüfen çıkmamıştır. Zaten var olan bilgi devam etmiştir. Genetik bilgi tesadüfen artmamıştır. Bu üstün koruma sistemi tümüyle yaratılış delilidir. Bakterilerdeki pompalar, delikleri kontrol eden sistemler önceden vardır. Bu sistem yalnızca bir bakteriden diğerine transfer edilmiştir. Evrimciler, konu hakkında detaylı bilgisi olmayan insanlara demagoji ile sanki bakteriler tesadüfen evrimleşerek dirençli hale gelmişlerdir izlenimi vermeye çalışmaktadırlar. Ancak bunun gerçekle ilgisi yoktur.

    Tek bir protein dahi tesadüfen oluşması imkansızken şifreler halinde kodlu direnç sistemlerinin tesadüfen meydana gelemeyeceği açıktır. Buraya kadarki bilgiler evrimcilerin konu hakkında yaygın yanıltma taktiklerinin birinci yönüne dikkat çekmiştir. Ortada tesadüfen oluşması imkansız olan mükemmel sistemler vardır. Evrimciler bu gerçeği gizleyemezler.

    Evrimcilerin Yanıltma Taktikleri 2


    Evrimciler mutasyonlarla kimi antibiyotiklere karşı direnç geliştirildiği iddiasını taşırlar. Burada da büyük bir yanıltma söz konusudur. Evrim delili olarak öne sürdükleri bu mutasyon örnekleri düştükleri çaresiz durumu göstermek açısından ibret vericidir. Burada detaylarını göreceğimiz bu mutasyon örnekleri şu örnekteki durumlara benzer.

    Parktaki arabanızın haylaz çocuklarca lastiklerinin patlatıldığını düşünün. Bu yüzden süremediğiniz araba yüzünden o arabayla kaza yapmazsınız. Böyle bir durum karşısında arabanın bir üst modele geçmiş olduğunu öne süren biri hakkında ne düşünürsünüz? Evrimcilerin bakterilerde verdikleri faydalı mutasyon örneklerini de bu gruba girer.



    Patlak bir lastik yüzünden trafiğe çıkamayabilirsiniz. Bu takdirde de arabayla kaza yapmamış olursunuz. Bundan yola çıkarak araba evrimleşmiştir, daha gelişmiştir, faydalı bir teknolojik özellik kazanmıştır demek makul müdür? Evrimcilerin bakterilerde meydana gelen mutasyonlarla bakterinin evrimleşitiğini iddia etmeleri buna benzer. Antibiyotikler bakterinin canlılığının devamı ve büyümüsi için gerekli olan yapılara bağlanarak bakterilere zarar verirler. Ancak kimi mutasyonlar antibiyotiklerin bağlandığı ribozom, enzim gibi yapıları bozar. Bu bozulma neticesinde antibiyotikler artık bu yapılara bağlanamaz. O yüzden bakteriler bu antibiyotiklere karşı direnç geçirmiş gibi algılanır. Halbuki bakteride oluşmuş olan zararlar vardır. Antibiyotiğin bağlandığı yapının çeşidine göre düzgün protein üretilemez, DNA’sı çoğaltılamaz, büyümesi yavaşlar. Bunun gibi temel çok çeşitli fonksiyonlarını kaybeder. Evrimcilerin böyle örneklere faydalı mutasyon diye sığınmaları düştükleri durumu göstermesi açısından önemlidir.
    (alıntı harun yahya)


  2. #2
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    550
    Rep Gücü
    0
    Evrimcilerin Sözde Faydalı Mutasyonlarından Örnekler


    Kontrolünü Kaybeden Mar Operonu

    MAR Operonu son derece kompleks bir sistemle yaratıldığını gördük. MarR geninde meydana gelen kimi mutasyonlar. Operonun çalışmasını kontrol altına alan MarR proteinin işlevini bozar. Bunun neticesinde operondan üretilen pompaların sayısı artar. Bu kontrol proteinin yokluğu, hücrenin çevre ile alışverişini sağlayan porin adlı kontrollü kapıların da kapanmasına sebep olur. Bu sayede hem bakteriye giren antibiyotik azalır hem de hücreye girmiş olan antibiyotikler daha fazla dışarı atılır. Bu sayede hücre kimi antibiyotiklere karşı direnç kazanır. Halbuki burada hücre faydalı bir özellik kazanmamıştır. Hücrenin antibiyotik sisteminin kontrolü bozulmuştur. Ayrıca hücrenin çevreyle bağlantısı zarar görmüştür. Bir fabrikanın dışarıyla bağlantısını sağlayan otomatik kontrollü kapısı arıza neticesinde bozularak kapansa ve fabrikanın klima sistemi kontrolsüz bir şekilde hızla çalışarak içeri lazım olan havayı da dışarı atsa böyle bir fabrika teknolojik yenileme ile geçirmiştir diyen biri hakkında ne düşünürsüz? Fabrikanın hem havalandırma sistemi bozulmuştur. Evrim geçirmemiştir. Evrimcilerin de durumu buna benzer.

    Bozulan Enzim Evrime Delil Oluşturmaz



    Metronidazole adlı bir antibiyotik hücrede zararlı olabilmesi için hücredeki NADPH nitroreductase adlı bir enzime ihtiyaç duyar. Kimi mutasyonlar neticesinde bu enzim görevini gerçekleştiremez. Yani hücrede var olan bir enzim işlevini kaybetmiştir. Bunun neticesinde doğal olarak antibiyotik de aktif olamaz. Bu sayede zararlı etkileri gözükmez. Bunun neticesinde bakteri metronidazole adlı antibiyotiğe direnç geçirmiş gibi algılanır. Ancak burada da hücre açısından bir gelişim yoktur. Çünkü ortada artık işlevini kaybetmiş bir enzim vardır. Evrimcilerin bunu faydalı mutasyon gibi sunmaları ne kadar zor durumda olduklarının ilanından ibarettir.

    Metronidazole adlı antibiyorik hücrede bulunan NADPH nitroreductase adlı enzime ihtiyaç duyar. Bu enzimi üreten rdxA geninde meydana gelen mutasyonlar bu enzimin işlevini kaybetmesine sebep olur. Bu yüzden antibiyotik aktifleşmez ve bakteriye zarar vermez. Bu sayede bakteri sanki bu antibiyotiğe karşı direnç kazanmış gibi algılanır. Halbuki ortada işlevini kaybeden bir enzim vardır. Hücre açısından evrimleşme yoktur. Bunu evrimin delili gibi ortaya atan evrimciler teorilerinin ne kadar çürük bir zemine oturduğunu gösterirler.

    Taşıyıcı Proteinlerin Bozulması Evrime Delil Değildir


    OppA adlı bir taşıyıcı proteinde meydana gelen bozulma neticesinde kanamycin adlı antibiyotiğe karşı bakteri direnç geçirir. Ancak burada da yine evrim söz konusu değildir. Ortada bozulan bir taşıyı protein söz konusudur.

    Bozulan ve Azalan Porinler Evrime Delil Değildir


    Çok sayıda antibiyotiğe karşı direnç bakterilerin giriş kapıları olan porinlerde meydana gelen bozulmalar neticesinde meydana gelir. Burada da bakterinin evrimleşmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Bozulan kapılar hücrenin evrimleşmesi değil zarar görmesidir. Örneğin meropenem ve cefepime adlı antibiyotiklerine karşı direnç OmpF ve OmpC adlı porinlerde meydana gelen eksikliklerden kaynaklanmıştır. Ciprofloxacin ve imipenem antibiyotiklerine karşı da direnç OmpF’lerin daha az üretilmesine sebep olan bozulmalardan kaynaklanmaktadır. Hücrenin çevre ile iletişimini bozan bütün bu mutasyonlar evrime delil değildir.



    Park alanındaki otomatik kapının elektronik devresinde bir arıza neticesinde kapı düzgün çalışmayıp arabaların girişini engellese bu kapı evrimleşerek gelişmiştir denebilir mi? Bakterilerin yüksek teknolojili porin adlı kapılarında da mutasyonlar neticesinde bozulmalar meydana gelebilir. Bunun neticesinde hücre için gerekli maddelerle beraber antibiyotikler de hücre içine giremez. Bunun neticesinde sanki bakteri antibiyotiğe karşı direnç kazanmıştır gibi algılanır. Bozuk kapıların hücreyi evrimleştirmediği açıktır.


    Bozulan Ribozom Faydalı Mutasyon Değil Evrime Darbedir

    Antibiyotikler hücrede hayati görev yapan yapılara müdahale ederek çalışmalarına engel olurlar. Streptomycin adlı antibiyotik de protein sentez fabrikacığı olan ribozomdaki bir bölüme bağlanarak üretime müdahale eder. Ancak kimi mutasyonlar ribozomun ilgili parçasında bozulmaya sebep olur. Bu durum protein sentezi için olumsuz bir neticedir. Bu bozulma neticesinde ribozomun ilgili parçacığına antibiyotik bağlanmasına rağmen üretim devam eder. Ancak bir problem vardır. Ribozomun üretim verimliliği bozulmadan dolayı düşmüştür. Neticesinde bakteri streptomycine karşı direnç kazanmış gibi algılanır. Bakteri evrimleşmemiştir, mutasyon neticesinde zarara uğramış ve ribozomun verimliliği düşmüştür. Evrimcilerin bu durumu faydalı mutasyon örneği olarak göstermeleri içine düştükleri durumu göstermesi açısından önemli bir örnektir. Kanamycin adlı antibiyotik de tıpkı streptomycin gibi ribozoma bağlanarak üretime müdahale eder. Yine ribozomda oluşan mutasyonlar neticesinde ribozomun şeklinde bir bozulma olur. Bu bozulma neticesinde kanamycin ribozoma bağlanamaz. Bu yüzden bakteri antibiyotiğe karşı direnç kazanmış gibi algılanır. Ancak yine problem ribozomun bozulmadan dolayı verimliliğini kaybetmesidir. Tıpkı lastiği patlayan arabanın hareket etmediği için kaza yapmaması gibi bu örnek de bakteri için faydalı mutasyon olarak adlandırılamaz. Faydalı mutasyon olarak bu gibi örneğe sığınmak teorinin ne kadar zor durumda olduğunu gösterir.


    Evrimcilerin faydalı mutasyon olarak vermeye çalıştıkları örneklerin evrimle ilgisi yoktur. Bütün bu yanıltmacı örneklerde bakteri hücreleri çeşitli temel zararlara uğramışlardır. Kontrol mekanizmaları, enzimlerin, proteinlerin, ribozomların yapı ve işlevlerinde bozulma meydana gelmiştir. Bunun neticesinde bakteri gelişmemiş var olan temel özelliğinde kayba uğramıştır. Evrimciler mutasyonlarla proteinlerin, enzimlerin, ribozomların, taşıcıyı yapıların çevre ile iletişimi sağlayan kapıları, bütün bunları hiçbir karışıklığa sebep olmayacak şekilde çalıştıran kontrol mekanizmalarının nasıl meydana gelediğini açıklamak zorundadırlar. Bu tür komik örneklerle kitleleri kandırma girişimlerini bırakmalılar. Çünkü insanlarımız artık konu hakkında bilgi sahibidirler.


    Bakterilerde Değişiklik Rastgele Değil Son Derece Kontrollü Aşamalarla Gerçekleştirilir

    Bilimadamları son 20 yıl içinde sofistike olarak tabir ettikleri bir direnç mekanizması buldular. Bu teknik antibiyotiklere karşı gerçekten dahiyane yöntemler içerir. Sistem pek çok genin elele vermesi ile çalışır.

    Hücre duvarında iş gören Vancomycin adlı bir antibiyotik hücre duvarındaki yapı malzemelerine bağlanır. Bu da hücre duvarını ören enzimlerin hücre zarını sıkılaştırmasını engeller. Hücre duvarının düzgün örülememesi yüzünden de neticesi ölüm olur.

    Bu antibiyotik hücrenin başetmesi çok zor bir düşmanıdır. Çünkü zararını hücrenin içinden değil hücre zarından gerçekleştirir. Dolayısıyla hücre içindeki enzimler ve antibiyotiği hücre dışına atmaya yarayan pompalar bir işe yaramaz. Burada çok farklı hayranlık uyandıran bir sistem yaratılmıştır.

    Antibiyotik hücre duvarındaki yapının D-Ala-D-Ala adlı bir parçasına bağlanır. Hücre duvarındaki bu yapı son derece kontrollü bir sistemle başka bir motifle değiştirilir. Bu dönüşüm neticesinde D-Ala-D-Ala dizisi D-Ala-D-Lac motifine değiştirilir. Bu yeni diziye ise antibiyotik bağlanamaz. Bu acil durum önlemi hücreyi ölümden kurartır. Peki bu sistem nasıl devreye girer?

    Öncelikle hücre zarında VanS adlı bir algılayıcı “sensör enzim” yerleştirilmiştir. Bu enzim antibiyotiğin varlığını algılar. Bu algılama neticesinde VanR adlı bir enzimi aktif hale geçirir. Bu enzim DNA’da bulunan acil durum ünitesini çalıştırır. Acil Durum ünitesinde bulunan VanH VanA ve VanX genleri hücre duvarındaki değişikliği yapacak olan enzimleri üretir.

    Antibiyotik tehlikesi geçtiğinde ise sistem tekrar eski haline döner. Bu acil durumdan da böylelikle kurtulmuş olunur.



    Hücre zarında VanS adlı bir algılayıcı sensör enzim yerleştirilmiştir. Bu enzim antibiyotiğin varlığını algılar. Bu algılama neticesinde VanR adlı bir enzim aktif hale geçirilir. Bu enzim DNA’da bulunan acil durum ünitesini çalıştırır. Acil Durum ünitesinde bulunan VanH, VanA ve VanX D-Ala-D-Ala yapısını D-Ala-D-Lac dizisine çeviricek enzimleri üretir.



    Van X enzimi eski motif olan D-Ala-D-Ala dizisini kırmaya yarar. VanH enzimi yeni motif için gerekli olan D-Lac parçasının üretilmesini sağlar. VanA bu yeni parçayı D-Ala parçasına bağlar. Bu sayede artık farklı motifli bir yapı üretilmiştir. Bu yeni motife antibiyotik bağlanamaz.

    Bütün bu sistemler değişikliğin dahi ancak hücrede kontrollü sistemlerle gerçekleştirilebileceğini gösterir. Hayat başıboş süreçlerin bir ürünü değildir. Hayat her aşaması kontrol altında tutulan üstün bir Yaratılışın eseridir. Bu tür sistemlerin çok çok geri düzeyde teknolojilerini mühendisler bilim adamları uzun çalışmalar neticesinde tasarlayabilirler. Elbette ki burada detaylarını gördüğümüz sistemler hayatın bir mucize eseri meydana geldiğini gösterir.


    Sonuç

    Bakterilerde, antibiyotiklere karşı bilim adamlarının sofistike diye tabir ettikleri üstün koruma sistemleri yaratılmıştır. Her bir antibiyotiğin türüne göre çok farklı tekniklerle karşı korunulmaktadır. Bu teknikler gerektiği zamanda devreye girer, gerektiği zamanda da devre dışı bırakılır. Kimi durumlarda antibiyotikler parçalanır. Kimi durumda etkisini kıracak şekilde değişikliğe uğratılır. Başka durumlarda kalkan vazifesi gören proteinler devreye girer. Başka durumlarda giriş kapaları antibiyotikler için kapatılır. Gelişmiş binalardaki klimalar gibi pompalar zararlı antibiyotikler dışarı atar. Ya da antibiyotiğin hedefini şaşırtacak yerlerde yem yapılar üretilir. Bütün bunlar açık bir şuur, zeka, strateji bilgisi gerektiren ve bu akıl dolu taktikleri yetenekli bir mühendis ve teknisyen gibi uygulama becerisi gerektirir.



    Bakterilerdeki antibiotik direnç sistemleri stratejik kararların alınıp uygulandığı gelişmiş yöntemler içermektedir. Gerçekleştirdikleri işlerde tıpkı büyük satranç ustaları gibi çok aşamalı tedbirler ve hamleler gözükmektedir. Böyle bir akıl elbetteki bakterinin kendisine ait değildir. Bakterilerde tecelli eden bu üstün akıl Allah’ın sonsuz aklının bir tecellisidir.

    Bütün bunlar evrim teorisinin bakterilerin ve barındırdıkları direnç sistemlerin kökenini açıklamaktan çok uzak olduğunu ortaya koyar. Evrimciler her biri ayrı birer mucize olan bakterilerdeki sistemlerin birbirlerine aktarılma mucizesini de sanki evrimin bir örneği gibi anlatırlar. Oysaki burada olan yalnızca zaten var olan bilginin diğer bakterilere aktarılmasıdır. Ayrıca bakteride zarara sebep olan mutasyonları da faydalı birer mutasyonmuş gibi anlatırlar. Bütün bunlar teorinin ne kadar çürük bir zeminde olduğunu ve kitlelerin konu hakkında bilgi eksikliğinden faydalanılarak ucuz kandırma yöntemleri ile ayakta tutulmaya çalışıldığını gösterir.
    (alıntı harun yahya)

    Kaynak

    Essential Cell Biology, Bruce Alberts, Dennis Bray, Karen Hopkin, Alexander Johnson, Julian Lewis, Martin Raff, Keith Roberts, Peter Walter, Garland Science Taylor & Francis Group, Second Edition, Sayfa 255-256

    bionewsonline.com/l/what_is_antibiotic.htm

    Jürgen Lessel, Penicillin-bindende Proteine: Das Target der -Lactam-Antibiotika Wirkungsmechanismus von -Lactamasen und deren Inhibitoren, Pharmazie in Unserer Zeit Volume 25, Issue 1, Date: 1996, Pages: 17-27

    Bacterial Resistance to Antimicrobials Second Edition Edited by Richard G. Wax, Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 103, ilgili makale: Resistance to ß-Lactam Antibiotics Mediated by ß-Lactamases: Structure, Machanism, and Evolution, Jooyoung Cha, Lakshmi P. Kotra, and Shahriar Mobashery

    Medical Tribune, 29 December 1988, s.1, 23

    Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 107, ilgili makale: Resistance to ß-Lactam Antibiotics Mediated by ß-Lactamases: Structure, Machanism, and Evolution, Jooyoung Cha, Lakshmi P. Kotra, and Shahriar Mobashery
    Metnin İngilizcesi:
    We previously analyzed an extensive amino acid sequence alignment of over 140 members of all classes of ß-Lactamases and PBPs. The sequences are so divergent that there are no significant homologies in general, except a Ser-X-X-Lys sequence motif is seen in the vast majority of these enzymes.

    Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 71, ilgili makale: Mechanisms of Aminoglycoside Antibiotic Resistance, Gerard D. Wright

    Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 80-86, ilgili makale: Mechanisms of Aminoglycoside Antibiotic Resistance, Gerard D. Wright

    Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 78, ilgili makale: Mechanisms of Aminoglycoside Antibiotic Resistance, Gerard D. Wright

    Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 351, ilgili makale: Antibiotic Resistance in Enterobacteria , Nafsika H. Georgopapadakou

    Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 150, ilgili makale: Target Modification as a Mechanism of Antimicrobial Resistance, David C. Hooper

    Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 343, 351, ilgili makale: Antibiotic Resistance in Enterobacteria , Nafsika H. Georgopapadakou

    Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 148-149, ilgili makale: Target Modification as a Mechanism of Antimicrobial Resistance, David C. Hooper

    Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 347, ilgili makale: Antibiotic Resistance in Enterobacteria , Nafsika H. Georgopapadakou

    Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 352, ilgili makale: Antibiotic Resistance in Enterobacteria , Nafsika H. Georgopapadakou

    Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 347, 350-351 ilgili makale: Antibiotic Resistance in Enterobacteria , Nafsika H. Georgopapadakou

    Kim Lewis, Abigail A. Salyers, Harry Taber. CRC Press Taylor & Frnacis Gorup, 2008, Sayfa 145-146, ilgili makale: Target Modification as a Mechanism of Antimicrobial Resistance, David C. Hooper

    Renaud Chollet, Claude Bollet, Jacqueline Chevalier, Monique Malléa, Jean-Marie Pagès, and Anne Davin-Regli,mar Operon Involved in Multidrug Resistance of Enterobacter aerogenes, Antimicrobial Agents and Chemotherapy, April 2002, p. 1093-1097, Vol. 46, No. 4

    Molecular Genetics of Bacteria, Larry Snyder and Wendy Champness, Asm Press, Third Edition, 2007, Sayfa 380

    Banbury Report 24: Antibiotic Resistance Genes: Ecology, Transfer, and Expression, Cold Spring Harbor Laboratory 1986, Edited by Stuart B. Levy, Richard P. Novick; Ecology of Antibiotic Resistance Determinants, Stuart B. Levy, Sayfa 17

    trueorigin.org/bacteria01.asp
    Kendisi de moleküler biyolog olan yazar 1998 ile 2004 yılları arasında yapılan çeşitli bilimsel araştırmaları referans olarak gösteriyor.

    trueorigin.org/bacteria01.asp
    Kendisi de moleküler biyolog olan yazar 1998 ile 2001 yılları arasında yapılan çeşitli bilimsel araştırmaları referans olarak gösteriyor.

    trueorigin.org/bacteria01.asp
    Kendisi de moleküler biyolog olan yazar 1998 yılında yapılan bilimsel araştırmayı referans olarak gösteriyor.

    trueorigin.org/bacteria01.asp

    icr.org/article/14/

    Pace JL, Yang G. Glycopeptides: update on an old successful antibiotic class. Biochem Pharmacol 2006;71:968-980., sayfa 969
    İlgili ingilizce yer:
    Glycopeptide binding blocks both transglycolisation and transpeptidation steps involved in cell wall synthesis.

    Méndez-Alvarez S; Pérez-Hernández X; Claverie-Martín F, Glycopeptide resistance in enterococci International microbiology : the official journal of the Spanish Society for Microbiology 2000;3(2):71-80., sayfa 74
    İlgili Yerin İngilizcesi:
    The molecular target of glycopeptide antibiotics is the D-Ala-D-Ala terminus of the N-acetyl-muramyl-pentapeptide subunit of the growing cell wall in Gram-positive bacteria. By binding to this terminal dipeptide, glycopeptide antibiotics interfere with proper cell wall formation, which results in cell death

    Méndez-Alvarez S; Pérez-Hernández X; Claverie-Martín F, Glycopeptide resistance in enterococci International

Benzer Konular

  1. 19 Mucizesi !
    SEBLA Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-08-2011, 01:42 AM
  2. Genetik Yollarla Işık Üretim Mucizesi ve Lux Operonu Mucizesi
    meridyen2 Tarafından Biyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 31-03-2011, 12:15 AM
  3. Gözyaşı Mucizesi
    meridyen2 Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 26-03-2011, 09:02 PM
  4. Aşkın Direnci
    EXSELANCE Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-03-2009, 02:38 AM
  5. DUA'nın Mucizesi
    meys Tarafından Dini Hikayeler Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 27-01-2009, 06:19 PM
Yukarı Çık