Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    bursali68
    Misafir..

    Piramitleri yapan teknoloji

    PİRAMİTLERİ YAPAN TEKNOLOJİ

    Tonlarca ağırlığındaki taş blokların o devirde hangi teknik kullanılarak metrelerce yukarıya taşındığı ve böylesine üst üste yığılabildiği günümüzde hâlen tartışmalı olan konular arasındadır. Buna mantıklı bir açıklama henüz getirilebilmiş değildir. Çünkü o devirde yaşayan insanların her türlü teknolojik imkândan yoksun ilkel kabileler oldukları varsayımı ve ön kabulü, bu konunun mantıklı açıklamalarla aydınlatabilme imkânını orta¬dan kaldırmaktadır.

    Ancak konuya Klasik Tarih Bilimcileri'nin dışında yak¬laşan araştırmacıların sayısı hiç de az değildir.

    Teozofist A.P. Sinnett'in açıklamalarıyla başlayalım:

    Büyük Piramit'in yapımında kullanılan devasa taş blokların kul¬lanımı ancak ve ancak, daha sonraları insanlığın yitirdiği belirli Doğa Bilgisi'nin bu işte kullanılmış olmasıyla açıklanabilir. Doğa'nın gizemiyle ilgili bu bilgilerin sahipleri, ağır cisimlerin mev¬cut ağırlıklarını istedikleri gibi değiştirebilecek şekilde maddenin çekimini kontrol edebilmekteydiler. Dev yapılar mimarisinin hari¬kaları ancak işte böyle açıklanabilir... Piramitlerin yapımını yö¬netenler kullanılan taşları kısmen levite etmek suretiyle bu işle¬mi kolaylaştırmışlardır. Bunun için majik asalarını kullanmış ola¬bilirler. Bilgelere eski çağlarda doğanın kudretini açığa çıkartan anahtarlar teslim edilirdi. Gizli sihiri sözcükler ve sihirli asalar...

    Manyetik alan yayan bir çeşit motor... Dalga boyları ve dev gra¬nit blokların levitasyonu... Bu teori bilimkurgu sayfalarından çık¬mış fikirler gibi gelmektedir. Peki ama bu teoride bir gerçeklik olamaz mı?

    Eldeki bazı eski tarihi kayıtlar da, yukarıda dile getirilen sıra dışı iddialara benzer bilgiler vermektedir. Örneğin iinlii Tarihçi Herodot'un o dönemle ilgili anlattıkları, Teozofist A.P. Sinnctt'in ileri sürdüğü teorinin, yabana atılamayacağını gös¬termektedir. Herodot da, Mısır'da ağır bir kayanın, üzerine konulan bir papirüs sayesinde levite edilerek taşındığına ken¬disinin bizzat şahit olduğunu tuttuğu tarihi kayıtlarına geçir¬miştir.

    Arap Tarihçilerinden Abu Zeyd el Balkhy'nin anlattıkları da Herodot'un kayıtlarıyla büyük bir paralellik gösterir; Büyük taş blokları yerlerinden kaldırmak ve taşımak için, bunla¬rın üstüne üzerinde bazı formüller yazılı olan papirüsler konur¬du. Sonra bir avuç büyüklüğünde ve iç içe giren halklardan olu¬şan bir alet taşın üzerine tutulur, halkalar çevrilirdi. Bunun üzerine, taş blok ağır ağır yerinden kalkar ve istenen yere götürülebilirdi.

    Ünlü Araştırmacı Murry Hope da Arap Kaynakları'ndaki bu konuyla ilgili ilginç ifadelere dikkat çekmiştir:

    Dev taş bloklar bir çeşit papirüse sarmalanıp bir rahip tarafından bir asayla dokunulduktan sonra ağırlığını tamamen yitirmekte ve kolayca hareket ettirilerek tam istenilen noktaya yerleştirilmek¬teydi.

    Ezoterizmle ilgili konularda dünyanın önde gelen araştır¬macılarından olan Bn. Annie Besant da, piramitlerin yapımında kullanılan taşların levite edilerek taşındığını söylemektedir.

    Mısır'daki taşlar, ne sırf kas gücüyle ne de modern teknolojiyi aşan hünerli cihazlar kullanılmak suretiyle dikilmiştir. Bu taşlar, dünyasal mıknatisiyetin güçlerini kontrol edebilen kişilerce dikil¬miştir. Neticede taşlar ağırlığını kaybediyor ve tek bir parmağın temasıyla yönetilmek suretiyle havada süzülerek, belirlenen yerlerine oturtuluyorlardı.

    Gerek bazı araştırmacıların dilegetirdikleri, gerekse de bazı tarihi kayıtlarda aktarılan bu sıradışı anlatımlara, eski çağ¬lara ait efsanelerde de rastlanmaktadır. Bu efsanelerde büyü¬lü asalardan sözedilmekte ve bu asalar vasıtasıyla bazı bilgelerin olağanüstü mucizeler gerçekleştirebildiği anlatılmakta¬dır.

    Kaynak : PİRAMİTLER İ YAPA N TEKNOLOJ İ | antik mısır medeniyeti ve gizemleri

  2. #2
    bursali68
    Misafir..

    Mucizevi taşlar ve asalar

    MUCİZEVİ TAŞLAR VE ASALAR

    Musa Peygamber'in Sihirli Asası

    Bu ifadelere sadece efsanelerde değil, kutsal kitaplarda da rastlamaktayız. Buna en güzel örneklerden biri Musa Pey¬gamber'in asasıyla gerçekleştirdiği mucizevi olaylardır. Bu olaylar Kur'an-ı Kerim'in çeşitli Süreleri'ndeki ayetlerde ayrıntılarıyla dile getirilmiştir.

    Mısır'da bir Osiris Rahibi olarak eğitilen Musa Peygamber'in bu asayı da, yine Mısır'daki mabetlerden edindiği tah¬min edilmektedir.

    Kur'an-ı Kerim'de konunun başlangıcı, Firavun'un Musa Peygamber'e söylediği şu sözlerle başlar:

    Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankör birisin" dedi.

    Firavun: "Alemler'in Rabbin de nedir?" dedi.

    Musa: Kesin olarak inanacaksınız, bilin ki O göklerin, yerin ve ikisinin arasında bu¬lunanların Rabbidir" dedi. Yanında bulunanlara: "İşitmiyor mu¬sunuz?" dedi. O sizin de Rabbiniz, önce geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi,

    Firavun çevresindekilere: "Size gönderilen pey¬gamberiniz şüphesiz delidir" dedi.

    Musa: "Eğer akledebilen kimselerseniz bilin ki O, Doğu'nun, Batı'nın ve ikisinin arasında bu¬lunanların Rabbidir" dedi. Firavun: "Benden başkasını Tanrı edi¬nirsen, and olsun ki seni zindanlık ederim" dedi.

    Musa: "Sana apaçık bir şey getirmiş isem de mi?" dedi.

    Firavun: "Doğru söz¬lülerden isen haydi getir" dedi. Bunun üzerine Musa değneğini
    attı, besbelli bir yılan oluverdi. (Şuarâ Suresi: 26/18,19,23-32)

    Surenin devam eden ayetlerinde Firavun'un bu olaydan etkilendiği anlaşılıyor Bunun üzerine Firavun çevresindeki ileri gelenlere, ülkedeki tüm sihirle uğraşan bilgilenlerin en önde gelenlerinin toplanıp getirilmesi için emir verir.

    Bundan sonrasını yine Sure'nin devam eden ayetlerinden takip edelim:

    Sihirbazlar belirli bir günün bildirilen vaktinde toplandılar. "Sihir¬bazlar üstün gelirlerse biz de onlara uyarız" dediler. Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a "Biz üstün gelirsek, şüphesiz bize bir üc¬ret vardır değil mi?" dediler. Firavun: "Evet, o takdirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi.

    Musa onlara: "Ne alacaksanız atın" dedi. Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: "Firavun hakkı için, şüphesiz, biz üstün geleceğiz" dediler. Bunun üzerine Musa değneğini attı; onların uydurduklarını yutmaya başlayıverdi.

    (Şuarâ Suresi: 26/38-45)

    Mısır'da o dönemler majik uygulamaların son derece yaygın olduğunu hatırlatmakta yarar görüyorum... Ayetlerde sihirle uğraşan alimlerden kastedilen Mısırlı majisyenlerdir... Surenin devamında Musa'nın majik güçleriyle başedemeyen majisyenlerin (sihirbazlann) yenilgiyi kabul ettiklerini ancak Firavun'un buna çok kızdığını görüyoruz. Firavun'un yanından ayrılan Musa Peygamber çevresindekilerle birlikte Mısır'dan ayrılarak Kızıldeniz'e doğru yola çıkar. Firavun da adamlarını yanına alarak onları yakalamak için peşlerine dü¬şer:

    Firavun ve adamları güneş üzerlerine doğarken onların ardına düştüler, iki topluluk birbirini gördüğünde, Musa'nın adamları:

    "işte yakalandık" dediler. Musa: "Hayır, Rabbim benimle bera¬berdir, bana elbette yol gösterecektir" dedi. Bunun üzerine Biz Musa'ya "Değneğinle denize vur" diye vahyettik. Hemen de¬niz deniz ikiye ayrildi, her parçasi yüce bir dağ gibiydi. İşte oraya geridekileri de yaklaştırdık. Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık. Öbürlerini suda boğduk. Bunda şüphesiz ders vardır ama çoğu inanmamıştır.
    (Şuarâ Suresi: 26/60-67)

    Şuara Suresi'nden aktardığımız bu ayetlerin hemen he¬men aynıları Araf Suresi'nin 103-139 Ayetleri'nde de bulun¬maktadır. Aynı konunun hemen hemen aynı cümlelerle uzun uzun ayetlerle iki defa tekrar edilmiş olması da, üstünde ayrı¬ca düşünülmesi gereken bir durumdur.

    Musa Peygamber'in asasıyla gerçekleştirdiği bir diğer mucizevi olay da, yine Kur'an-ı Kerim'in Bakara Suresi'nin 60. Ayeti'nin başlangıcında şöyle ifade edilmiştir:

    "Musa milleti için su aramıştı, "Asanla taşa vur" dedik; ondan oniki pınar fışkırdı herkes içeceği yeri bildi."

    Bu anlatılanlardan yola çıkan bazı araştırmacılar, bu asa¬ların belirli bir dalgaboyu üreten araçlar olabileceğini ileri sürmüşlerdir.

    Bu iddia ilk kez 1947 yılında Walter Owen tarafından di¬le getirilmişti. Owen'a göre bu sihirli çubuklarla belirli bir dalgaboyunda önceden belirlenmiş bir vibrasyonel ses tonu oluşturulabiliyordu. Sesin ezoterik kullanımı hakkında ise şunları söylüyordu:

    Ses, herkesin düşünemeyeceği türden imkânlar taşıyan bir güçtür. Ve bu gücün kullanımı, eski dönem ermişlerinin bildikleri, fakat günümüzün emekleyen biliminin yitirdiği veya karşısına geçip dudak bük-tüğü çok eskiye ait bir bilimdir. Evrenin çerçevesi ve dokusu ses gücü sayesinden ayakla durmakladır . Ve yine ses gücü sayesinde çözülerek yok olabilir...

    Mısırlı rahipler bu bilime sahiptiler. Maht-Heru denilen Güç Sözcükleri (büyük enerjileri bünyelerin¬de barındıran özel sözcük ya da sözcük kalıpları) Insiyelere ölüler aleminin kapısını açıyordu. "Kral Odası"na açılan "On Odada yer alan ve temelin oturması sonucunda günümüzde sıkışıp kalmış ve artık hareket edemez bir hale gelen Granit Blok vardır. Bir zamanlar bu granit blok Başrahibin söy¬lediği sözler sayesinde kaldırılıyor veya indiriliyor¬du... Bloğun adayı un ufak etmemesini sadece anah¬tar sözcüklerin gücü önlüyordu...

    Eski Babil dönemine ait kayıtlarda sesin taş blokla¬rı kaldırmak için kullanıldığnıa ilişkin ifadelere rastlanır. Prof. Francois, "Kaide Büyücülüğü" isim¬li eserinde bu konuya değinerek; "Şurası muhak¬kak ki, eski çağlarda rahipler majik asalar vasıtasıyla fırtınalar çıkartıyor ve bin kişinin kaldırama¬yacağı taşları mabet inşa etmek amacıyla havalandırabiliyorlardı" demektedir..

    Sonik tekniklerin kullanılmış olabileceği bugün bilim adamları arasında ciddi bir şekilde tartışılmaktadır. Piramidolog William Kingsland Mısır mabetlerinin yapı¬mı hakkında daha ilginç açıklamalarda bulunmuştur:

    Piramitler inşa edilirken, dev taş blokların taş ocaklarından getirilişi sırasında uzun mesafeler aşılılıyordu. Taşlar uygun sembollerin yazılı olduğu papirüslerin üzerine: yerleştirilir, arkasından taşla¬ra bir asa ile vurulurdu. Bunun üzerintî taş bloklar bir ok atımlık mesafe boyunca havada hareket et¬meye; başlarlardı . Bu şekilde taşınan taşlar, en so¬nunda piramile;rin inşa edildiği yere kadar götürülürlerdi .

    Ünlü fizikçi Albert Einstein da bu konuya ilişkin bir göz¬lemini şöyle açıklamıştır:

    Bizim bilemediğimiz bazı sırlara eskilerin sahip ol¬duklarını kabul etmek zorundayız. 600 Tonluk bazı taş blokların üst yüzeylerinin dışa doğru kubbeleşmiş olması dikkati çekiyor. Bu ancak muazzam bir çekim veya emme kuvveti ile meydana çıkabilecek bir fenomendir.

    Buraya kadar aktardığmız çeşitli kaynaklardan da rahatlıkla anlaşılabileceği gibi, piramitlerin yapılışında bilinen metotla¬rın dışında farklı bir yöntem izlenmiştir. Bu kayıtlardan anla¬dığımız bir diğer gerçek de, bu yöntemin Tufan Öncesi Kültü¬re ait olduğudur.

    Kaynak : MUCİZEVİ TAŞLAR VE ASALAR | antik mısır medeniyeti ve gizemleri

  3. #3
    bursali68
    Misafir..

    Unutulan Gizli Bilgiler..

    Unutulan Gizli Bilgiler..

    Konuyu anlaşılır hâle getirebilmek için tarihin çok daha eski dönemlerine doğru uzanmamız gerekmektedir. Konuyu açalım:

    Atlantis'teki bazı merkezlerde bulunan kristaller, kozmik enerjileri toplama ve dağıtım işlemlerinde etkin bir şekilde kullanılıyordu. Dev bir yansıtıcı gibi işlev gören bu merkez¬lerde büyük enerjiler odaklandırılıyor ve yansıtılıyordu. Dev yansıtıcılarda kullanılan bu kristallere, Edgar Cayce, medyonısal yollarla aldığı bilgilerde "Ateş Taşı" ismini ver¬miştir.

    Atlantis'teki bu enerji merkezleri, ilk başta "göksel -ruhsal irtibat" için kullanılmaktaydı. Bu "Enerji. Merkezle¬ri" nde aynı zamanda psişik olarak insanlar yenilenmekte ve fiziksel olarak da bedenlerini rejenere edebilmekteydiler. Böylelikle yaşlanmanın da etkisini en aza indirebilmekteydi¬ler.

    "Kristal Enerji Merkezleri" olarak isimlendirilen ancak niteliği tam olarak bilinmeyen bu ünitelerden, Atlantisliler daha sonraları enerji yayan bir kaynak yaptılar ve bunu geliş¬tirerek ulaşım, iletişim ve yaşamın çeşitli alanlarında bu üni¬teleri kullandılar. Hatta doğa olaylarına bile, bu enerjilerle müdahalede bulunabilmekteydiler. Atlantis'te bu kristallere "Tuaoi Taşı?" ismi verilmekteydi.

    Ezoterik kaynaklarda "Kristal Enerji Merkezleri" ve "Ateş Taşı" olarak geçen bu yerlerde kullanılan maddenin tam olarak özelliği bilinmiyor. Gerçekten bir kristal midir yoksa günümüzde bilinmeyen başka bir maddesel yapı mı¬dır?... Buna net bir cevap halen getirilememiştir.

    Edgar Cayce'nin medyomsal irtibat teknikleriyle elde et¬tiği dokümanlar arasında bu konuyla ilgili oldukça ayrıntılı bilgiler vardır. Bir fikir vermesi için hiç değilse birkaç tanesi¬ni sıralayalım:

    Doğa güçlerinin, böyle ışınları ve etkinlikleri bir merkezde toplayan kristaller içinde biriktirilmesiyle, gemileri yalnız deniz üslünde değil, havada da sevk ve idare etmeye başladılar. Ayrıca insan sesi¬nin ve vücüdunun bir yerden bir yere naklini sağla¬dılar.

    Ateş Taşı" bugünkü deyişye (1943) amyantı andıran bir maddeyle yalıtılmış olan bir binanın merkezindeydi. Binanın taşın yukarısında kalan kısmı oval biçimindeydi.

    Belli açılarda kendi ekseni üzerinde hareket edebi¬len bu kubbe hem doğa enerjisini hem de kozmik enerjileri "Ateş Taşı"na aktarmaktaydı .

    Sonsuz enerjinin konsantrasyonu için hareket ede¬bilen bir kubbeydi . Bu kubbe uzayda sevk edilen gemilere direkt enerji uygulamasında araya hiçbir engel girmemesi yani gemilerin hep görüş alanı içinde kalması için. raylar üzerinde yer değiştirebilecek tarzda inşa edilmiş bir kubbeydi . Taşıtların sevki, bugün radyo titreşimleri sayesinde uygulanan uzak¬tan kumanda yöntemini andıran indükleme yöntemiyle yapılıyordu. Yani taşıtlar, enerji istasyonu¬nun merkezine yerleştirilmiş bir taşın ışınlarının geniye konsantre edilmesi yoluyla sevk edilmekteydi1er. Taşın hazırlanması devrin inisiyelerine düşer¬di. "

    Taş ışınlarının uygulanmasıyla yanan bir tür ateş sayesinde insanların vücutları şifa buluyor, hatta mucizevi bir gençleşme meydana geliyordu. Boylece beden sık sık gençleşiyordu. Psişik güçler üzerinde de bu enerjilerin büyük bir etkisi vardı .

    Doğa enerjilerine de etki edebilmektetdiler demiş¬tik. Edgar Cayce'nin aktardıklarından arada bazı hataların da yapılmış olduğunu anlıyoruz. Bunlar kazara, yani yanlışlıkla çok yüksek frekanslara ayarlanınca, ikinci deprem döneminin başlamasına yol açtı.

    Atlantis'in son döneminde ellerindeki bu imkanları nega¬tif alanda kullananların çıktığı ve böylelikle doğanın dengesi¬nin bozulduğu birçok ezoterik kaynak tarafından dile getiril¬miştir. Bu imkanları negatif alanda kullananları ezoterik kaynaklar "Belial'in Oğullan" olarak nitelerler. Edgar Cayce ise bunlara "Şeytan " anl***** gelen "Satan Oğulları " is¬mini vermiştir:

    Bu meırkezleıin "Satan Oğullan" tarafından kul¬lanılması volkanik püskürme ve depremlere yol açtı . 'Satan Oğulları' sözkonuısu enerjileri yıkıcı güçlere dönüştürmüşlerdi. Böylece yeraltında, yerin derinliklerinde büyük patlamalara yol açtılar . Doğanın güçlü enerji deposundan gelen büyük volkanik patlamalar ve depremler sonucu kıta önce beş adaya bölündü.

    Edgar Cayce bir zamanlar AtJantis'te kullanılan bu ener¬ji merkezleriyle ilgili bilgilerin halihazırda üç yerde bulundu¬ğunu ve gelecekte bunların ortaya çıkacağını ileri sürmektedir.

    Ateş Taşı'nın yapımına ilişkin dokümanlar hali hazırda üç yerde mevcuttur

    1- Atlantis'in Poseidia bölgesinin günümüzde su üstünde kalmış bulunan Bimini Adası yakınında.
    2- Mısır'da
    3- Meksika'da

    Antik Mısır Uygarhğı'nda karşımıza çıkan bu konunun bir benzeri de, hatırlayacağı gibi, Orta Asya Eski Türk Yaşamı'nın içinde de yer almaktaydı...

    Kaynak : Unutulan Gizli Bilgiler... | antik mısır medeniyeti ve gizemleri

Benzer Konular

  1. Endüstriyel Teknoloji Öğretmenliği
    dogangunes Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-12-2011, 03:10 AM
  2. Türk Piramitleri
    bursali68 Tarafından Arkeoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 23-12-2009, 12:59 PM
  3. Teknoloji nedir?
    dogangunes Tarafından Teknoloji ve Bilişim Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 23-11-2009, 04:26 AM
  4. İslam Ve Teknoloji
    RABİA Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-06-2008, 01:11 PM
  5. teknoloji
    Affrodit Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-01-2007, 02:20 PM
Yukarı Çık