Merhaba!

Akdeniz Üniversitesi Araştırma Fonu’nun, Suna-inan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü’nün ve Patara dostu Refik Özdamar’ın şükran duyduğumuz parasal katkılarından alınan güçle Patara’da ilk kez bu yıl restorasyona yönelik çok büyük ve zor işler başlamıştır. Restorasyonu hedeflenen bu yapılar; Tiyatro, Likya Meclis Binası, Ana Cadde Güney Kapısı, Korinth Tapınağı ve Markia Tapınak Mezarı’dır. Ayrıca bu dönem, Kıyı Likya’nın ilk yerleşimlerinden biri önemindeki Tepecik Akropolü’ne “ilk kazma” vurulmuş; koşullar, oygu gömütlerde de çalışmaların sürmesinde zorlamıştır:
Tiyatro (Hüseyin Alanyalı)
Sahne binasının dışında batı parados ile kuzey batı köşeden başlayarak yapının ortalarına dek uzanan kesimde yer alan ve 2001 kazı çalışmaları sırasında tespiti yapılarak numaralandırılmış olan bloklara ek olarak; diğer yarıda, yani kuzey doğu köşe, doğu parados ve analem-ma duvarı önünde yığılı mimari blokların da tespit çizimlerine başlanmış, çalışmalar sonucunda toplam 558 mimari blok taş tarlasına çekilmiştir (Res. 1). 2003 sezonu çalışmaları ayrıca tiyatronun ikinci kat cephe mimarisi konusunda kesin veriler elde etmemizi sağlamıştır ve Ch. Texier’den bilinen cephe çiziminin
gerçeği yansıtmadığı artık anlaşılmıştır. Bir başka anlaşılan gerçek de, cephedeki zenginliğin ve hareketliliğin bir başka Anadolu tiyatrosunda olmadığıdır. Malzeme olarak yerel taş kullanılmıştır. Mermer sütunlar doğrudan, duvardan öne çıkan yükseltiler üzerine oturmaktadır, kaideler alçak bir pilinte üzerinde Attika-iyon düze-nindedir. Sütunların alt bölümleri kaide ile birlikte işlenmiştir. Ayrıca cephe ortasındaki mihrap alınlığını taçlandıran bloğun biçimi, kemerin arşitrav frizi ile birleştiğini göstermektedir. Mihrap zeminlerinin, özellikle güney batıdaki ilkinin, iyi durumda olması, birinci katın iyi korunmuş olduğunda umutlandırır. Tiyatro’nun genelde iyi korunmuşluğu, dayandığı Kurşunlu Tepe’nin kayalık oluşumundan kaynaklanır. Tiyatro’da, Prof. Joachim Ganzert gibi Limyra’daki başarılı çalışmalarından bildiğimiz bir önemli antik mimari uzmanını, Hüseyin Alanyalı gibi Pamfilya tiyatrolarından deneyimli bir arkeologu 2004 mevsiminden başlayarak “ortak” kazanabilmiş olmak sevindirmiştir.
Likya Meclis Binası (Taner Korkut - Götz Grosch)
Çalışmalar bu dönemde de iki ayrı aşamada sürdürülmüştür (Res. 2). işe, önceki yıllarda gün yüzüne çıkarılan taş blokların vinç yardımıyla kaldırılıp taş tarlasına taşınmasıyla başlanmıştır. Yapının içi büyük oranda bloklardan arındırılırken, dışında buna yönelik yapılan
çalışmalarda salt doğu duvarı önünde yüzeyde duranlar kaldırılabiImiştir; ve duvarın iç kesiminde gün yüzüne çıkan mekanların üstünde kalan taşlar da taş tarlasına çekilmiştir. Bu alanı geç dönemlerde örten dolgu malzemesi temizlendikten sonra, yapının özgün planına ilişkin önemli verilere ulaşılmıştır; bunlara göre: Meclis’e kuzey ve güneyden girişi sağlayan tonozun doğusundaki kapılar, çalışma mekanlarına giriş amaçlı açılmamışlardır; çünkü kuzeydoğu köşedeki mekanın içinde açığa çıkan merdiven, büyük tonozların üzerine dek yükselmektedir ve merdivenli mekanın hemen yanındaki odacıkta yapılan kazılar sonucunda da, büyük tonozdan bu mekana açılan bir kapının varlığı bilinmiştir. Sonuçta çalışma mekanlarına hem binanın içerisinden ve hem de doğu duvarına açılan kapılar aracılığıyla girilebildiği anlaşılmıştır.
Ana Cadde (Şevket Aktaş)
Güney-kuzey ekseninde limana inen Ana Cadde kazıları çerçevesinde, Tiyatro ve Meclis önündeki bir Devlet Agorası’na açıldığı sanılan anıtsal Güney Kapı’-nın kazısı da restorasyona yönelikti (Res. 3). Çalışmalar sonunda, geçişin sağlandığı alınlıkla taçlanan bir kemerin batı ve doğu ayakları ortaya çıkarılmış; kapı malzemesinden örülen Jüstinianus suruna ait yaklaşık 475 devşirme blok, taş tarlasına taşınmıştır. 150 m2’lik bir alan, kazılan dört ayrı açmayla ortalama 1.50 m. kalınlığındaki bir dolgudan arındırılmıştır. Anıtsal girişin batı ayağı ile daha geniş olan orta ayağın, dördüncü taş sırasına kadar in situ olarak korunduğu görülmüştür; ayaklar önde tam, arkada kısmen silmeyle süslenmiştir. Eşiğin doğuya doğru devam ettiğine iz veren, orta ayağın doğu ucunun batı uçtakiyle eş biçimde bir köşe yanağı içermesi olgusu, aynı alanda kemer bloklarının bulunması olgusuyla bir arada ikinci bir girişin varlığını düşündürmüştür. Doğu-batı yönündeki orta ayağa kuzey-güney doğrultusunda yaslanan ve batı yönünde caddeye açılan sütunlu alanın işlevi ve kapı mimarisiyle olan bağlantısı tam çözülememiştir. 2,90x7,00 m. ölçülerindeki bu alanın her iki köşesinde kare, ortasında ise iki yuvarlak iyon sütun kaidesi bulunur. Sütunlu ön alanın arkasına ahşap bir kapı ile geçildiği, zemindeki izlerden anlaşılmaktadır. Gerek işçiliği gerek mimari yapısallığı, bu alanın anıtsal giriş kompleksinden sonra yapıldığını düşündürür. Kapının, Jüstinianus suruyla kesildiği sanılan arka bölümü hakkında yeterli veri yoktur. i.S. 2. yy.’a tarihlenen yaklaşık 30 cm. boyundaki “Sabina” tipli mermer portre baş, kazının önemli
buluntularındandır. Malzemesiyle yapılan ve Agora’ya doğru önüne set çeken Jüstinyan dönemi suru kaldırılmadan, Güney Kapı’nın restorasyonu mümkün değildir.
Korinth Tapınağı (Eray Dökü - Sinan Genim)
“Dünyanın kurtarılması zorunlu anıtları” listesinde yerini alan ve Likya’nın duvarlarıyla ayakta kalabilmiş tek tapınağı öneminde olan yapının restorasyona yönelik kazı çalışmalarına, kaldığı yerden devam edilmiştir. Geçen yılki kazılarla Bizans Dönemi’nde nekropol olarak kullanıldığı saptanan “basamaklı” ön alanda, bu yıl katmanlaşmış çok sayıda yeni mezarlar bulunmuştur. Dört katmanda bulunan 21 mezarın tümünün çevresi küçük taşlarla sınırlandırılmış, üzeri büyük ve düzensiz taşlarla örtülmüştür. Cesetler, başları çoğunlukla batıya bakacak biçimde ve doğrudan toprağa yatırılmışlardır. Tapınak ön alanına ilişkin kazıyla kazanılan verilerden en önemlisi, batı postamenti altında ve 0,55 m. derinlikte temele rastlanılmış olunmasıdır. Ayrıca tapınağın kuzeyinde ve doğu surunun batı dibinde 2002 kazısıy-la gün yüzüne çıkan kalın sıvalı küçük odanın yanında, sur duvarına bitişik duran 4,00x1,42 m. ölçülerinde, tonoz örtülü ve kalın sıvalı bir sarnıç ortaya çıkarılmıştır. Tapınak restorasyonunun gerçekleşebilmesi için Ortaçağ surunun, doğu girişi üzerine oturan ve batı duvarına baskı yapan bölümlerinin kaldırılması şarttır.

Nüve Forum