Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Aktif Üye Karakarizma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesaj
    1.415
    Rep Gücü
    296

    Buz Adamı Ötzi

    Buz Adamı Ötzi, 1991 yılında Avusturya-İtalya sınırındaki Ötzlar Alplerinde keşfedilmiş olan, M.Ö. 3300 yıllarında yaşamış bir adamın doğal şartlarda oldukça iyi korunmuş mumyasına günümüzde verilen isimdir.

    Bu ismi bulunduğu vadiden almıştır. Aynı dönemden kalma ve Ginger ismiyle tanınan Mısır mumyasından biraz daha yaşlı veya biraz daha genç olabilir. Ötzi antrolopologlar ve arkeologlar için Bakır Çağı (Cilalı Taş ile Bronz Çağı arası) Avrupa insanının hayat tarzına ilişkin çok değerli bilgiler sağlamıştır.

    Keşfi

    Ötzi 19 Eylül 1991'de yolunu kaybetmiş iki Alman turist, Helmut ve Erika Simon, tarafından bulunmuştur. Cesedin önce günümüze veya yakın geçmişe ait olduğu zannedilmiştir. Zira bölgede dağcıların veya Birinci Dünya Savaşı'nın kayıplarıyla sık sık karşılaşılmaktaydı. Bu düşünceyle Avusturya polisince teslim alınarak Innsbruck'a götürülen Ötzi'nin gerçek yaşı burada anlaşılmıştır. Üzerinde incelemeler başladıktan sonra ortaya çıkan ilginç bir gelişme de, buluntu yerinin yapılan kesin ölçümünden bu noktanın İtalya sınırından birkaç metre içeriye girmiş olmasıdır. Bu sebeple Ötzi İtalya 'ya teslim edilmiştir. Bugün İtalya'nın Almanca konuşulan Güney Tirol bölgesinin merkezi olan Bozen-Bolzano kentinin arkeoloji müzesinde sergilenmektedir.

    Bilimsel analiz

    Ötzi üzerinde adli tıbbın, arkeolojinin, antropolojinin ve diğer ilgili disiplinlerin en ileri bilgi düzeylerini içeren çok titiz bir çalışma yapılmış, mumya kapsamlı bir şekilde ölçülmüş, röntgen ışınları ndan geçirilmiş ve tarihlendirilmiştir. Dokuları ve sindirim sistemi içindeki buluntular, ve taşıdığı aletlerdeki polenler ve diğer kalıntılar, mikroskopla incelenmiştir.

    Ötzi'nin ölümü esnasında 30-45 yaş arasında olduğu, yaklaşık 1.60 boyunda olduğu anlaşılmıştır. Üzerindeki polen ve toz toprak kalıntılarından ve diş minelerinin izotopik yapısından, çocukluğunu Bolzano'nun biraz kuzeyinde geçirdiği, ergenlik çağında ise 50 kilometre daha kuzeyde yaşadığı sonucuna varılmıştır.

    Ötzi'nin vücudunun çeşitli yerlerinde toplam 57 dövme bulunmaktadır. Daha da ilginci, bu dövmelerin, günümüzde akupunktur tedavisi açısından önem arzeden noktalar üzerinde veya çok yakınında bulunmasıdır. Hatta, dövme lerin denk geldiği akupunktur noktalarından hareketle, Ötzi'nin sindirim sistemi parazitleri ve osteoartrit gibi sağlık sorunları yaşadığı sonucu oluşturulmuştur. Dövmelerin ilkçağlarda akupunktur tedavisinin erken aşamalarını ifade ettiği tezi de bu şekilde hayli güçlenmiştir.

    Ötzi'nin giysilerinin (kuru otlardan örülmüş bir pelerin, deri yelek ve ayakkabılar) de büyük bir ustalığın ürünü olduğu görülmüştür. Ayakkabıları geniş ve su geçirmez niteliktedir, ve karda yürümek için özel olarak tasarlanmıştırlar; tabanlarında ayı derisi, üst kısımlarında geyik derisi kullanılmış ve bu iki arası ağaç kabuğu parçaları ile birbirlerine bağlanmıştır. Ayakkabıların etrafı ve içi kuru otlarla kaplanarak, sıcak çorap işlevi görmüştür. Uzmanlarca Ötzi'nin ayakkabıları esas alınarak üretilen pilot modellerin o kadar iyi ayakkabılar oluşturduğu görülmüştür ki, ticari üretime dönük planlar bulunmaktadır

    Ötzi ile birlikte bulunan diğer nesneler arasında, sapı porsuk ağacından bir bakır balta, sapı dişbudak ağacından bir çakmaktaşı bıçak, sopaları kartopu çalısı veya kızılcıktan yapılmış ve ucu çakmaktaşlı oklarla dolu bir sadak, ve yapımının henüz tamamlanmadığı anlaşılan ve Ötzi'nin boyundan daha uzun ve yine porsuk ağacından yapılmış bir yaydır.

    Ötzi'nin ölümü anında yanında iki tür çok gözenekli mantar taşıdığı görülmüştür. Bunlardan huş ağacı mantarının antibakteryel faydaları olduğu bilinmektedir ve tıbbi nedenlerden bulundurulmuş olmalıdır. Diğer mantar türü ise çıra mantarı olarak bilinen ve karmaşık bir ateş yapma teçhizatının bir parçası olduğu görülen mantardır. Bu teçhizatta on kadar kolay tutuşma özellikli bitkiden numuneler ve kıvılcımları oluşturmakta kullanıldığı anlaşılan çakmaktaşı ve pirit parçaları bulunmaktaydı.

    Ötzi'nin sindirim sisteminin analizinde, ilki dağkeçisi eti, ikincisi kızıl geyik eti olmak üzere, iki ayrı yemeğin kalıntıları bulunmuştur, ve etlerin tahıl beraberinde yendiği anlaşılmıştır. İlk yemeğin kalıntılarında yer alan polenler araştırmacıları bu yemeğin orta rakımda bir kozalaklı ağaç ormanında yendiği sonucuna ulaştırmıştır.

    DNA analizi Ötzi'nin silahları ve eşyaları üzerinde başkaca dört ayrı kişi kaynaklı kan izleri ortaya koymuştur. Kan izlerinin ilki bıçağında, ikincisi aynı okun üstünde, sonuncusu ise mantosunda bulunmuştur.

    2004 de aynı vadide Birinci Dünya Savaşı Avusturya ve İtalya arasındaki en şiddetli çarpışmalarına sahne olan San Matteo muharebesi nde (1918) ölmüş 3 Avusturya-Macaristan askerinin cesetleri de bulunmuştur. Çevrenin Ötzi üzerinde etkilerini daha iyi anlamamıza yardım edeceği düşüncesiyle bu cesetler üzerinde de çalışmalar yürütülmektedir.

    Bir İlkçağ cinayeti mi?

    Bir CAT taraması Ötzi'nin ölümü anında omzuna muhtemelen bir ok saplanmış bulunduğu ve bu okun pelerinini hafifçe yırttığı sonucunu vermiştir. Okun ucu Ötzi'nin vücüdundan çıkarılmış olmalıdır. Aynı taramadan görüldüğü üzere, Ötzi'nin ellerinde, bileklerinde ve gövdesinde de yara ve bereler bulunmaktaydı.

    Bu delillerden hareketle bir Agatha Christie romanı yazarcasına çalışan Avusturalyalı moleküler biyolog Thomas Loy, Ötzi ve bir veya iki arkadaşının avcılık yaparken, hasım bir grupla çatışmaya girdikleri fikrini oluşturmuştur. Ötzi'nin bu çatışma esnasında bir süre bir arkadaşını taşımış olması veya bir arkadaşı tarafından taşınmış olması mümkündür. Kan kaybından zayıf düşen Ötzi, görülebildiği kadarıyla, silahlarını ve diğer teçhizatını düzgün bir şekilde bir kayanın yanına sıralamış ve ardından da son nefesini vermiştir.

    Bütün deliller toplanmadan yürütülmüş daha fantezist tahminlerde, Ötzi'nin düşmandan kaçarken değil, bir tanrıyı veya tanrıları sakinleştirilmesi veya şeflerin soyunun sürdürülmesi amaçlı bir ayinde kurban olarak öldürüldüğü öne sürülmüştür. Aslında Mısırlı olduğu, hatta ayin esnasında hadım edildiği bile iddia edilmiştir. Ancak, mumyalaşma ile çok küçülmüş olmasına rağmen, Ötzi'nin penisi bulunmaktadır

    Ötzi'nin laneti söylentileri

    Ötzi'nin keşfi ve üzerindeki araştırmalar ile şu veya bu şekilde bağlantılı 7 kişi aradan geçen 14 yıl içinde ölmüştür. Kimileri bu ölümleri bir lanete bağlarken, kimileri de tesadüf olarak yorumlamaktadır. Ötzi üzerinde yakın çalışmalar yürütmüş bazı araştırmacı ve bilim adamının da ölmemiş olduğunu burada belirtmek gerekir.

    'Lanet' 1992'de Ötzi'nin vücudunu inceleyen adli tıp ekibinin şefi Dr. Rainer Henn'in ölümü ile başlamıştır. Dr. Henn, Ötzi hakkında vereceği bir konferansa giderken, arabasıyla bir başka arabaya başbaşa çarparak can vermiştir.

    İkinci 'kurban' Dr. Henn'i ve diğerlerini Ötzi'nin bulunduğu yere götüren ve sonradan turistler için Ötzi turları düzenlemeye başlayan dağcı Kurt Fritz olmuştur. Pek çok dağcının başına gelebildiği gibi, çığ altında kalmıştır.

    Avusturyalı gazeteci Rainer Hoelzl üçüncü 'kurban' olmuştur. Ötzi'nin yerinden çıkarılışını ve sonrasındaki incelemeleri, yakın plan röportaj hakkı elde etmiş tek gazeteci sıfatıyla filme almış ve filmi bütün dünyada gösterilmiştir. Filmin gösterime girmesinden birkaç ay sonra, bir tür beyin tümörü olduğu düşünülen gizemli bir hastalığa yakalanmış, ve kısa sürede büyük acılar içinde ölmüştür.

    Dördüncü 'kurban' Ötzi'yi bulan Alman turist Helmut Simon'dur. Simon, Ötzi üzerinde hak elde edebilmek için açtığı 75.000 Dolar tazminat içeren bir davayı kazanmasını kutlamak üzere, keşfini gerçekleştirdiği bölgeye dönerken, güzel havada yola çıkmış olmasına rağmen, yolda kar fırtınasına yakalanmış ve Ötzi'nin ölüm yerinden 200 kilometre kadar mesafede, yüz metrelik bir uçuruma düşmüştür. Henüz dava sonuçlarını kesinleştirecek imzayı atmamış olduğundan, dul bayan Simon 75.000 Dolar'ı alamamıştır.

    Helmut Simon'un gömülmesinden bir saat kadar sonra, yollarını kaybetiklerinde Simon çiftini aramaya çıkan ekibin şefi olan Dieter Warnecke 45 yaşında kalp krizinden ölmüştür.

    Ötzi'nin vücudunu bakterilere ve mantarlara karşı korumak üzere bir yöntem geliştiren Innsbruck'lu profesör Friedrich Tiefenbrunner Ocak 2005'de açık kalp ameliyatı esnasında ölmüştür. Tiefenbrunner'ın bulunduğu bilimsel ekibe şeflik eden ve Ötzi konusundaki bir numaralı uzman olan arkeolog Konrad Spindler, 5 ölümden sonra artık dile getirilmeye başlanan lanet söylentilerini, 'ne yani? sırada ben mi varım? medya palavrası bunlar,' diyerek inkar etmekteydi. Nisan 2005'de evvelce mevcut bir kronik hastalığı olan ALS 'den vefat etmiştir.

    Son olarak, Ekim 2005'de, Avusturalyalı Dr Tom Loy 'lanet'in son kurbanı olmuş, Ötzi hakkında bir kitaba son rötuşlarını koyarken ölmüştür. Sayı böylece 7'ye çıkmış olmaktadır.

  2. #2
    bursali68
    Misafir..

    İnsanlık tarihinin anahtarı: Buzadam Ötzi

    İnsanlık tarihinin anahtarı: Buzadam Ötzi

    Prof. Albert Zink: “Ötzi, şimdiye kadar bulunan, neolitik dönemin sonu, bakır çağının başlangıç dönemine ait ilk insan”

    “Bakırı, metal olarak kullanan ilk insanlardan. Bu çok ilginç çünkü daha önce bu dönem hakkında çok fazla şey bilmiyorduk, çok ilkel bir yaşama sahip olduklarını, çok basit giysileri olduğunu, teknolojiye sahip olmadıklarını düşünüyorduk”

    “Ötzi ve onunla birlikte bulduklarımızla, o dönemin ve yaşadıkları dağlık bölgenin koşullarına çok iyi adapte olduklarını anladık”

    5 bin 300 yaşındaki Buzadam Ötzi’ye ev sahipliği yapan Alto Adige (Güney Tirol) Arkeoloji Müzesi kapılarını DHA’ya açtı. Geçmişinizle yüzleşmeye hazırsanız, haberin devamını okuyun.


    Buz adam Ötzi, 19 Eylül 1991’de Ötztal Alplerinde yolunu kaybeden iki Alman turist, Erika ve Helmut Simon tarafından, tesadüfen bulundu. Kayaların arasındaki bir çatlağın içinde tamamen buz kaplı olarak bulunan Ötzi’nin bedeni, ikinci dünya savaşı kayıplarından biri sanılıp, Avusturya polisi tarafından teslim alındı ve Innsbruck’a götürüldü. Buradan yapılan ilk tetkikler Ötzi’nin gerçek yaşını ortaya çıkardı. Bilim dünyası O’na bulunduğu bölgenin adından esinlenerek Ötzi ismini verdi.

    Ötzi’nin 1.59 metre boyunda, 50 kiloda ve 46 yaşında olduğu tespit edilen bedeninde ayak numarasının 38 olduğu, buzun baskısıyla burun kemiği ve vücudundaki birçok kemiğin kırık olduğu belirlendi. Buzadamın üzerinde incelemeler devam ederken, bulunduğu yerin İtalya sınırı içinde olduğu anlaşıldı. Bu nedenle Ötzi bulunduktan yedi yıl sonra 1998 yılında İtalya’ya teslim edildi. Avusturya sınırında Alman kültürü hâkimiyetindeki özerk Trentino Alto Adige (Güney Tirol) Bölgesi’nde yeralan Bolzano kenti, son 13 yıldır Ötzi’ye ev sahipliği yapıyor

    ÖZEL KOŞULLARDA TUTULUYOR

    EURAC Mumya ve Buzadam Enstitüsü Direktörü Biolojik ve Biomoleküler Andropoloji Uzmanı Prof. Albert Zink, Buz adam Ötzi’nin evi Alto Adige Arkeoloji Müzesi’nde DHA’nın sorularını yanıtladı. Ötzi’nin özel olarak tasarlamış bir soğutma odasında -6 ila -7 santigrad derecede, neredeyse yüzde yüzlük nem oranı sağlanarak tutulduğunu belirten Prof. Zink, “5 bin yıldan fazla korunduğu koşulları oluşturmaya çalışıyoruz. Yine de henüz mükemmel değil. Hala her gün belli bir miktar su kaybediyor. Oda sistemi aynı zamanda çok hassas bir terazi sistemi üzerine kurulu olduğu için bu kaybı ölçebiliyoruz. Sonuçta durumu stabil ama koşullarını daha da iyileştirmeye çalışıyoruz”dedi.

    ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALARI DEĞİŞTİRDİ

    Prof. Zink, Buz adam Ötzi’nin insanlık tarihi açısından çok önemli bir buluş olduğuna dikkat çekerek, özellikle buz adamla birlikte bulunan araç ve aksesuarların, tarihi verilerin yönünü tamamen değitirdiğini söyledi. Ötzi’nin üzerinde bulunan metal baltanın çok iyi bir işçilik, kıyafetlerinin ise iyi bir terzilik ürünü olduğunu dile getiren Zink, “Ayakkabıları bir teknik bilgilerini çok iyi yansıtıyor. Kordondan bir ağın içine kuru saman duldurup, üzerini deriyle kaplıyorlardı. Bu da ayaklarının hem soğuktan, hem de nemden çok iyi şekilde izole olmasını sağlıyordu” diye konuştu. Zink ayrıca, “Ötzi, şimdiye kadar bulunan, neolitik dönemin sonu, bakır çağının başlangıç dönemine ait ilk insan. Bakırı, metal olarak kullanan ilk insanlardan. Bu çok ilginç çünkü daha önce bu dönem hakkında çok fazla şey bilmiyorduk, çok ilkel bir yaşama sahip olduklarını, çok basit giysileri olduğunu, teknolojiye sahip olmadıklarını düşünüyorduk. Ancak Ötzi ve onunla birlikte bulduklarımızla, o dönemin ve yaşadıkları dağlık bölgenin koşullarına çok iyi adapte olduklarını anladık. Dağda seyahat ediyorlardı. Kıyafetleri keçi derisinden ve çok iyi yapılmıştı. Bakır çağı için çok iyi durumda teknoloji ve silahlara sahiplerdi. Bizim için büyük sürpriz oldu çünkü 5 bin yıl önce hiç bir metal araç olmadığını düşünüyorduk. Bu o döneme ait görüşlemizi değiştirdi. Bunun ardından arkeolojik araştırmalar tamamen değişti” dedi.

    CİNAYET KURBANI

    Vücudu 5300 yıl boyunca içinde kaldığı buzul sayesinde çok iyi korunan Ötzi’nin tomografi kayıtlarını 2000 yılında inceleyen Radyoloji Uzmanı Paul Gostner, ‘Buz adam’ın sol omzuna saplı, arkadan girdiği belli olan bir ok ucu tespit etti. Bu yönde yapılan detaylı araştırma sonucu, okun Ötzi’nin sol omuz arkasından girip, kemiğin içinden geçtiğini ve ana damarı parçaladığını belirlediklerini söyleyen Prof.Zink, “Okla vurulmasını takip eden çok kısa zamanda çok kan kaybetmiş olmalı. Bu nedenle de bulunduğu yerde öldüğünden eminiz” dedi.

    KAFA TRAVMASI GEÇİRMİŞ

    Prof. Albert Zink denetiminde endoskopi yöntemiyle eski kesilerden girilerek yapılan son otopsiden de ilginç sonuçlara ulaşıldı. Otopsi sırasında farklı şeylere bakıldığını dile getiren Prof. Zink, “Öncelikle buz adamın nasıl öldüğünü daha iyi anladık. Bir kaç yıldır buz adamın okla vurularak öldürüldüğünü biliyorduk. Fakat buz adamın sağ göz çeperindeki kemikte de kırık vardı. Radyolojik taramada beyinde de bir şeyler olduğunu gördük. Belki beyin kanaması. Bu nedenle nörololojik endoskopi kullandık. Dip bölgelerde kan bulundu. Bu da bize buz adamın ciddi bir kafa travması geçirdiğini gösterdi. Belki kayaların üzerine düştükten sonra, belki de onu okla vuranların saldırısıyla. Ama kafa travması geçirdiği tespiti önemli bir yenilik” dedi.

    ÖLMEDEN ÖNCE KEÇİ ETİ VE BUĞDAY YEMİŞ

    Otopsi sırasında ayrıca göğüs kafesinin altına kaymış olan daha önceki araştırmalarda incelenmeyen midesine de girildiğini belirten Zink, “Şans eseri mide üzerinde bir kesi vardı. Oradan endoskopi yapıldı. Midesi tamamen doluydu. Ölmeden çok kısa bir süre önce yediği son yemeğini analiz etme şansımız oldu. Ötzi’nin keçi eti ve bir çeşit kırmızı buğday yediğini tespit ettik. Keçi eti, hala bu bölgede sıkça görülen Alp keçisi türünde” diye konuştu.

    HASTALIK TÜRLERİ ÜZERİNE ÇALIŞILIYOR

    Albert Zink, Ötzi’den alınan örneklerin genetik incelemelerinin bir bölümünün tamamlandığını belirterek, “Bu verilere göre Ötzi’nin gözleri ve saçları kahverengi idi. Şimdi o dönem hastalıkları ve Ötzi’nin bu bölgede yerleşik bir düzeni olup olmadığına yönelik araştırmaları sürdürüyoruz. Hala araştırılacak çok şey var” dedi.

    60 TANE DÖVMESİ VAR

    Prof. Zink, Buzadamın üzerinde tespit edilen 60 dövmeyle ilgili ise şunları söyledi;

    “Buz adam üzerinde dövmeleri bulmak çok büyük sürpriz oldu. Çünkü hiç kimse bölgede dövme kullanılmasını beklemiyordu. Üstelik bu dövmeler sadece tekil ve paralel çizgilerden oluşuyordu. Sırtında çok miktarda vardı. Ayrıca dizinde, ayak bileğinde de vardı. Küçük bir kesi yapıp içine kül koyuyorlardı. Kül, kesinin koyu renk almasını sağlıyordu. Bunun bir tür tedavi olarak kullanıldığını düşünüyoruz. Kesilerin ağrıyan bölgelerde yapıldığını görüyoruz. Gerçekten etkili olup olmadığını bilmiyoruz. Belki de buz adamın ağrılarının mistik tedavisi için kullnılan bir yöntemdi, bilmiyoruz. Ama çağın günlük yaşamı hakkında önemli ipuçları verdiği kesin. Sonuçta Buzadam, tüm orta Avrupa için, bu bölgede dövme kullanıldığına dair ilk ve tek örnek. Daha sonra da dövme kullanımına dair bir kanıt yok. Başka bir mumyaya da sahip değiliz. Burada 5 bin yıl önce dövme kullanılmış olması büyük sürpriz. Günümüzde hala Afrika’ da ağrıyan bölgeye küçük bir kesi yapılarak, vücutta ters reaksiyon sağlanıyor ve ağrı geçiyor. Sırt bölgesinde birçok kesinin olması, ağrının ve tedavinin birçok kez tekrar ettiğini gösteriyor.”

    MAYDANOZ YİYORLARDI

    Bolzano’da bulunan Alto Adige Arkeoloji Müzesi’nde Ötzi’nin otopsisinden alınan veriler doğrultusunda küçük bir bahçe oluşturularak, dönemin bitki örtüsü ve besin maddelerinden de örnekler sunuluyor. Buna göre o dönemde de insanlar bezelye, maydonoz, dereotu ve kereviz tüketiyordu. Ayrıca müzede Ötzi’nin, Hollandalı Alfons ve Adrie Kennis kardeşler tarafından yapılan üç boyutlu birebir modeli gerçeği çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Bakır çağını günümüze taşıyan tesadüfî mumya Buzadam Ötzi, bilim çevresinde insanlık tarihinin en önemli anahtarlarından biri olarak anılıyor.

    Kaynak : m.milliyet.com.tr

Benzer Konular

  1. Neandertal adamı
    dogangunes Tarafından Biyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-05-2010, 04:57 PM
  2. Bilgi adamı
    mopsy Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-04-2010, 07:55 AM
  3. 12 Dev adamı izliyormusunuz?
    İnci Tarafından Basketbol Foruma
    Yorum: 11
    Son mesaj: 15-09-2009, 01:27 AM
  4. dünyanın en iyi adamı....
    güney Tarafından Mesaj Panosu Foruma
    Yorum: 14
    Son mesaj: 24-02-2009, 12:03 AM
  5. bu adamı izleyin!!!
    Mevt Tarafından Şikayet ve Protesto ediyoruz Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 28-10-2007, 10:54 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık