SARDEİS ARTEMİS TAPINAĞI


Amerikan kazı ekibi 1958'de Sardeis'te yeniden kazılara başlamıştır. Ören yerinin görünümü yıldan yıla değişmektedir. Ama sıradan bir gezgin için, ünlü Artemis Tapınağı en çarpıcı anıttır yine. Paktolos Vadisi'nin yukarısında, esas yerleşme alanının dışında yer alan tapınağın varlığı uzun zamandır bilinmektedir.

18.yüzyıl başlarında, üzerlerindeki arkhitrav blokları ile birlikte altı sütunun ayakta olduğu anlatılı. Chandler 1764 yılında beş sütun saptamış, 1812'de ise bu sayı üçe inmiştir. 1824 yılında von Prokesch iki sütun görür. 1910-14 yıllarında Amerikan kazıları başladığı zaman, hala ayakta duran sütunlardır bunlar. Tapınağın kazılması kolay olmamış, doğu tarafta 9.1 derinliğinde toprağın temizlenmesi gerekmiştir. Orjinal toprak seviyesi bugünde görülebilmektedir. (lev.3,4)
İ.Ö.499'da Perslere karşı düzenlenen İonia ayaklanması sırasında yunanlılar,Sardeis'i yağmalayıp yakarlar. O arada yöresel tanrıça Kubaba'ya (yani Kybele) ait tapınağında yangından zarar gördüğünü Herodotos anlatmıştır. Kybele, Sardeis'in baş tanrıçası olduğuna göre, yanan tapınağın yerine yenisinin yapılacağı kuşkusuzdur. Yakınçağda çevreyi araştıranlar, korunagelen yapının,y angın sonrasında inşa edilen tapınak olduğunu düşünmüşlerdir. Dolayısıyla ilk kazılarda ortaya çıkarılan çok sayıdan Yunanca ve Lydce yazıtın, tapınağın Artemis'e ait olduğunu kanıtlaması şaşkınlık yaratmıştır. Daha da şaşırtıcı bir özellik, yazıtlaran birinin "Artemis ve Zeus Tapınağı'nda yaşayanlar" dan söz etmesidir. Nitekim yapı bir duvar ile birbirine hemen hemen eşit iki parçaya bölünmüş, bir çifte tapınaktır. Her iki bölümde ara duvara bitişik birer kült heykeli kaidesi bulunmuştur. Bu durumda iki bölümden birinin Artemis, diğerinin Zeus-batıda Artemis, doğuda Zeus-tapımına ayrıldığı, İ.S. 2.yüzyılda ise tapınağın imparator Antoninus Pius ile eşi Faustina'ya ithaf edildiği ve Artemis ile Zeus'u betimleyen kült heykellerinin konulduğu iler sürülmüştür. Son araştırmalar bu savların yeniden gözden geçirilmesini gerektirmiştir. Artık tapınakta Zeus'un bir payı olmadığı; Naosun ilk kez, tanrılaştırılmış Fausitina kültünü Artemis kültü ile birleştirmek isteyen Antoninus Pius zamanın bölündüğü kabul edilmektedir. İmparator Elagabalus zamanında (İ.S. 218-222) basılan ilginç bir Sardeis sikkesinde, dörtte üç profilden gösterilmiş her biri sekiz sütunlu iki tapınak cephesi ve ikisinin de üzerinde bir kutsal köşe içinde yer alan kendi kült heykeli betimlenmiştir. Heykellerden biri bir kadın figürüne aittir, öbürünün cinsiyeti ise belirlenememektedir. Sikkede betimlenen yapılar olasılıkla Artemis ve Faustina'ya ait çifte tapınağı ifade etmektedirler.

TAPINAĞIN PLANI


Tapınak İon düzenindedir ve alışageldiği üzere, bir alt yapıyla yükseltilmiştir. Kısan yanlarda sekiz, uzun yanlarda ise yirmi sütun vardır. Yapının içinde de on dört sütun olduğu anlaşılır, ancak bunların hiçbiri günümüze gelmemiştir. Ayrıca her iki pronaosta altışar sütun bulunmaktadır; bunlardan ikisi ötekilerden incedir ve birer postament üzerine yerleştirilmiştir. Bu dört sütun dışında, tapınaktaki sütunların yivleri tamamlanmamıştır. Yüksek postament, Ephesos Artemision'nundaki olası örnekler sayılmazsa, Yunan Mimarlığında benzersiz kalmaktadır ve belki Lydia mimarlığına ilişkin bir özelliktir. Bütün bu sütunlardan yalnızca ikisi tam olarak, on üç tanesi de bir ölçüde ayakta kalabilmiştir. Tapına uzun yanlarda Pseudodipteros plan göstermektedir. Başka bir dyeişler sütunlar ile naos duvarının arasındaki aralık olağan ölçünün iki katıdır. İon düzenindeki sütun başlıkları bilinen en güzel örnekler arasında sayılır. Kaide bezemeleri ise Didyma'dakileri anımsatmaktadır. Batı uçta, Naos kuzey duvarının oluşturduğu hattın hemen dışında, kazılar sonucu ortaya çıkarılan basamaklar bugün de görülebilmektedir. Basamaklar kuşkusuz mevcut tapınağa aittir, fakat konum sıra dışıdır. Batı uçta basamaklar yer alması olağan bir özellik değildir. Tapınağı kazanlar bir restitüsyon denemesi yapılmıştı, ancak konuya kesin bir çözüm getirelemediğinden, res.1'deki planda yalnıza kazıda konumu saptanan basamaklar belirtilmiştir.

Yine tapınağın batısında, olasılıkla sunak işlevli daha erken bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Ekseni tapınak duvarlarına uyum göstermediğinden, önce aynı konumdaki daha erken bir tapınağın sunağı olduğu düşünülmüştür. Ancak şimdi bu sav da tartışılmaktadır. Yeni araştırmalar İ.Ö. 400 dolaylarında yapılan sunağın 4.yüzyılın büyük bölümünde tek başında durduğunu orta ya koymaktadır. Sunak, kuşaklar boyu Artemis tapımının odak noktasını oluşturmuştur.Mevcut tapınağın-burada yer alan gelmiş geçmiş tek tapınaktır- yapımına İ.Ö 300 çevresinde başlanmıştır. Geçerli kurala aykırı olarak, yapı batıya yönlendirilmiştir. O güne dek kullanılagelen kutsal alanın özellikleri düşünülürse, bu çok doğal, dahası kaçınılmazdır; yapı doğuya yöneltiğinde, tepenin yamacına bakacaktır.
İ.Ö. 3.yüzyıl sonuna doğru, en azından naos tamamlanıp, kullanılmaya başlanmıştır. Bu tarihlerde naos duvarına kazınmış uzun bir yazıt tapınak hazinesinden yapılan bir ödemeye değinmektedir. İ.Ö.2. yüzyılda inşaat devam etmiş, tapınağın çevresindeki sütunlar dikilmeye başlanmıştır. Fakta Roma İmparatorluk Dönemi'ne değin, iş çok yavaş ilerler ya da belki tümüyle durur. Tüm kentlerden çok Sardeis'te zarar yol açtığı anlatılan İ.S. 17 yılındaki şiddetli depremden tapınağın da etkilendiğine kuşku yoktur. Doğu kenarda, kuzeyden dördün sütun kaidesine kaznmış vezinli bir yazıt, bu sütunun dikilen ilk sütun olduğunu belgelemektedir. Harf karakterleri İ.S.2 yüzyıla işaret ettiğine göre tapınağın yapımı, eşini kutsayan kültü Artemis'inkiyle birleştiren Antoninus Pius (İ.S. 138-161) tarafından yeniden başlatılmış olmalıdır. Ama sütunlara yiv açılmadığına bakılırsa, tapınak yine tam anlamıyla bitirilememiştir.
Faustina'nın tapınağına doğu yanda yer alan, iyi durumda koruna gelmiş bir kapıdan girilmektedir. Tapınak tabanından 1.83 m.yüksekte bulunan kapı eşiğine, iki çıkıntı arasındaki altı basamak ile ulaşılmıştır. Şimdi bunlardan bir iz yoktur.
Tapınağın kuzeyinde, batı uca yakın bir yerde yüksek bir kaide durmaktadır. Kaidenin üzerinde yunanca yazıt, Lydia dilinde rahibe anl***** gelen kauein sözcüğüyle tanımlanmış bir kadını onurlandırmaktadır. Tapınağın kuzeyindeki yamaçta, biraz daha doğuda saptanan İ.Ö. 4. yüzyıldan bir heykel kaidesinde ise lydce ve Yunanca olmak üzere çift dili bir yazıt vardır. (bak. resim 2) Tapınağın Kuzeydoğu köşesi yakınında İ.S.4.yüzyıla tarihlenebilecek, küçük bir kilise ya da şapel ortaya çıkarılmıştır.
Sardeis çevresinde ve özellikle Paktolos'un batısındaki tepeler Lydialılara ait yüzlerce mezar ile doludur. En erken örnekler İ.Ö. 7. yüzyıla tarihlenir. Gömütlerin bir çoğu ilk kazı ekibince temizlenmiş ,fakat bunların önemli bir bölümü sürekli toprak kayması yüzünden, yeniden toprak altında kalmıştır. En sık rastlanan gömüt tipinde, bir geçit yaklaşık 1.80 m. yüksekliğindeki bir kapıya ulaşmaktadır. Geçidin girişine bitkisel bezemenin yanı sıra belki bir levha ya da levhalar ile kapatılan kapı, yamaca açılmış bir mezar odasına giriş. Mezar odasının çatısı iki yana eğimlidir. Üç duvarın önüne klineler sıralnmış, bunların üzerine de tekne formunda pişmiş toprak lahitler yerleştirilmiştir. Lahitler kırmızı, beyaz ve siyah renkte boya ile bezelidir. Yeni ortaya çıkarılan üçlü bir mezar topluluğuna, batı ucu tapınağın 402 m. Güneyine açılan bir yan vadiden gidilebilir. Gömütler vadinin sona erdiği çukurun güney kenarında, bir bağın yanı başındadır. (Yine de bir rehber alınması önerilir.) Bu gezi salt akropolisten güzel görüntüler yakalamak ve yumuşak taşın aşınmasıyla meydana gelen sarkıt ve dikitleri görmek amacıyla yapılabilir.