Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 10

Ünlü Fizikçiler

Bilim Dünyası Kategorisinde ve Fizik Forumunda Bulunan Ünlü Fizikçiler Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Aristoteles(İÖ 384-İÖ 322) Aristoteles'in babası Nikomakhos, Büyük iskender'in büyükbabası Makedonya kralı III. Amyntas'ın saray hekimiydi. Genç Aristoteles böylece tıbbın öncüsü

  1. #1
    Admin dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nerden
    süpermeydan
    Mesaj
    17.965
    Rep Gücü
    136512

    Ünlü Fizikçiler



    Aristoteles(İÖ 384-İÖ 322)


    Aristoteles'in babası Nikomakhos, Büyük iskender'in büyükbabası Makedonya kralı III. Amyntas'ın saray hekimiydi. Genç Aristoteles böylece tıbbın öncüsü Hipokrates'e değin geri giden ve tıbbın kurucusu Sağlık Tanrısı Asklepios'tan kaynaklanan uzun bir doğabilim geleneği içnde yetişti. Düşünsel gelişimi içinde doğal olayların gözlemlenmesine verdiği önem ve Atina'da kendi kurduğu okulda(Lykeion) hekimlik eğitiminin yar alması onun gençliğinde ağır bir eğitimden geçtiğini gösterir Babası ölünce Aristoteles İÖ 367'de henüz 17 yaşındayken Platon'un Atina'daki Akademia'sına gönderildi. Orada 20 yıl Platon ile birlikte felsefe dialoglarında bulundu. İÖ 347/348 'de Platon'un ölmesi üzerine Akademia'nın başına yeğeni Speusippos geçti. Aristoteles'de bazı araştırmacılara göre bu göreve atanmadığı için, bazılarına görede o sıralarda Makedonya'ya karşı bir siyasal havanın egemen olmasından dolayı Atina'dan ayrıldı.
    Düşünsel gelişiminin ikinci döneminde Aristoteles arkadaşı Khalkedonlu Ksenokrates ve sonraki belli başlı izleyicilerden Erosos'lu Theophrastos ile birlikte o sıralarda yeni kurulmakta olan Assos kentinde(bugün Batı Anadolu'da Behramkale) yeni bir akademi oluşturdu. Burada hükümdar Hermeias'ın öğretmeni ve onun yeğeni ve evlatlığı Pythias ile evlendi. Pythias bir kız çocuk doğurduktan sonra ölünce , Aristoteles Herpyllis ile evlendi. Aristoteles Assos'da mutlu geçirdiği anlaşılan üç yıldan sonra yakındaki Lesbos(Midilli) Adasının başkenti Mytilene'ye yerleşti. Ve orada adanın yerlisi olan öğrencisi Theophrastos ile birlikte Akedemia'ya benzer bir felsefe çevresi kurdu. Doğabilim araştırmalarına daldı. Düşünsel gelişmesi içinde astronomi ve buna bağlı kuramsal çalışmalardan ayrılarak yeryüzüne özelliklede biyolojiye ilgi duyması bu döneme rastlar.
    İÖ 343-342'de Makedonyalı II. Philiphos, Aristoteles' i Pella'daki başkentine 13 yaşındaki oğlu İskender'e öğretmenlik etmeye çağırdı. Üç yıl kadar süren bu eğtimde Aristoteles, İskender'e ağırlıkla Homeros'u tiyatroya dayalı sanatı ve ayrıca politikayı konu alan bir öğrenim programı uyguladı. Siyasete olan ilgiside bu dönemde yoğunlaştı. Ama İskender'in siyasal görüşlerinin Aristoteles'inkilerden çok fazla etkilendiği söylenemez. Ayrıca İskender'in kurduğu büyük imparatorluk düşünsel olarak aristoteles'in kent devleti(polis) anlayışını temel alan siyaset görüşüne uygun değildir.
    İÖ 339'da doğum yeri olan Stagiros'a dönen Aristoteles, İÖ 335'te yeniden Atina'ya gitti. Bu sırada Speusippos ölmüş,Akademia başsız kalmıştı. Ama Akademia'lılar Aristoteles yerine Ksenokrates'i başkan seçince o da kent dışında Apollon Lykeion'a adanan kutsal koruluk içinde bazı binalar kiralayarak, kendi okulunu kurdu.
    İÖ 323'te Büyük iskender ölünce Atina'da makedonya'ya karşı eğilimler yeniden ortaya çıktı. Ve Aristoteles 20 yıl önce yazdığı bir şiir nedeniyle en büyük suç sayılan dinsizlikten yargılandı. Suçlu bulunacağı kesinlik kazanınca izleyicileriyle birlikte Atina'nın kuzeyindeki Eurips boğazında, Khalkis'e gitti. Aristoteles bir yıl sonra bir mide rahatsızlığndan öldü.
    Aristoteles öteki bilimler için bir alet olarak gördüğü mantık biliminin kurucusu kabul edilir. Aristoteles mantığı, insanı ayırt eden en önemli yanının dil olduğu, us(logos) sahibi olmasının, söz edebilen bir varlık olmasına dayandığı görüşünden yola çıkar. Böylece mantık Aristoteles'in kendi kullandığı terimle çözümlemedir. Aristotelis'in mantık bilimi ile birlikte felsefe tarihine en özgün katkısını oluşturan metafizik aslında kendi kullandığı bir ad değildir. Bu bigi dalı Aristoteles'e göre varlığı varlık olarak ele alan ve onun ne liğini araştıran felsefe dalıdır. Aristoteles bu bilgi dalının tek özgür bilim olduğunu çünkü kendinden başka bir amacı bulunmadığını söyler, bunu insanın doğal olarak merak güdüsünün ürünü olduğunu vurgular. Bilimleri türleri açısından sınıflandıran Aristoteles temelde üç kuramsal bilimden söz eder. Metafizik, Matematik ve fizik. Bunların dışında pratik bilimler, belli bir amaç için işlenen bilimler vardır. Bunlarda tutum ve eylemleri konu edinen etik ve politika ile üretime yönelik yapılmış ve yazılmış sanatların bilimleridir. Varlığın sürekli ve bitmeyen bir evren içinde ne'liğini ve çeşitliliğni ele alan Aristoteles bütün varlıkların ve değişimlerinin mantıksal olarak geriye götürülmesi biçiminde geliştirdiği "neden" görüşüyle bunların en son nedeni olarak bir hareket etmeyen hareket ettirici ve "ilk neden" düşüncesine ulaşır. Bu kavram ve ona ulaşan usavurma zinciri, sonraları hem hıristiyan hem müslüman düşünürlerce tanrının varlığının kanıtı olarak kullanılmıştır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #2
    Admin dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nerden
    süpermeydan
    Mesaj
    17.965
    Rep Gücü
    136512

    Cevap: Ünlü Fizikçiler

    Arkhimedes( İÖ 290,280 - İÖ 212 - 211)


    Gençliğinde kısa bir süre, dönemin bilim merkezi olan Iskenderiye'de kaldığı sanılan Arkhimedes 'in yaşamının büyük bölümünü bir yunan kent devleti olan Syrakusa'da geçirdiği ve Syrakusa kralı II. Hieron'un yakın dostu olduğu biliniyor. IÖ 213'te başlayan roma kuşatmasında, yaptığı savaş araçlarıyla Syrakusa'nın düşüşünü uzun süre geçiktiren ve kent romalıların eline geçtiği sırada romalı bir asker tarafından öldürülen Arkhimedes'in ünlü problemini simgeleyen, silindir içine yerleştirilmiş küreyle işaretli mezarı ölümünden yaklaşık 150 yıl sonra Cicero tarafından bulundu.
    Arkhimedes, çağındaki ününü kendi adını taşıyan burgu ve biri yıldızların konumunu diğeri Güneş'in, Ay'ın ve gezegenlerin hareketini gösteren iki astronomi küresi gibi buluşlarına borçludur. Arkhimedes'in yaşamıyla ilgili olarak günümüze ulaşan ayrıntılar hiçbir Eskiçağ bilim adamınınkiyle karşılaştırılamayacak kadar çoktur. Ancak bu bilgilerin arasında, Hieron'un tacındaki altın oranını saptamak için bir yöntem bulduğunda Eureka(buldum) diye bağırarak hamamdan fırladığı; bana bir dayanak noktası verin dünyayı yerinden oynatayım dediği ; Romalı'ların gemilerini yakmak için dev aynalar kullandığı ve Romalı bir askerin uyarısına karşın, uğraştığı bir matematik problemini yarım bırakmak istemediği için öldürüldüğü gibi yakıştırma öykülerde yer alır.
    Arkhimedes, Düzlemlerin dengesi üzerine adlı yapıtında, doğrularla sınırlı düzlemsel biçimlerin ve konik dilimlerin ağırlık merkezlerinin belirlenmesi problemini ele aldı. Arkhimedes bu yapıttaki kaldıraç yasası nedeniyle mekaniğin kurucusu olarak kabul edilmişse de, kaldıraç yasası ve belkide ağırlık merkezi kavramı Arkhimedes'ten önce bilinmekteydi. Arkhimedes'in bu konudaki özgün katkısı bu kavramları konik kesitlere uygulamış olmasıdır.
    Işığın kırılmasını da inceleyen katoprik(ışığın aynadan yansıması) ile ilgili yapıtı, yüzleri düzgün çokgenlerden oluşan ve küre içine yerleştirilen yarı düzgün 13 çokyüzlü(Arkhimedes çokyüzlüleri) üzerine çalışması ve belirsiz analiz konusundaki sekiz bilinmeyenli problem özellikle önemlidir.
    Arkhimedes, ilkçağda önemli bir astronomi bilgini olarakta tanınırdı. Çeşitli, gökcisimlerinin yerden uzaklığı ile ilgili olarak Arkhimedes' e mal edilen (ve büyük olasılıkla gerçekten Arkhimedes 'e ait olan) bazı sonuçların gözleme değil, Pythagorasçı kurama dayanması şaşırtıcıdır.
    Arkhimedes' in bulduğu kaldırma kuvvetine ilişkin yasaya göre, bütünü yada bir bölümü, durgun bir akışkanın (gaz yada sıvı) içine batırılan cisimlere yukarı doğru yönlenmiş, bir kaldırma kuvveti etki eder ve bu kuvvetin büyüklüğü cismin etkisiyle, yer değiştiren akışkanın ağırlğına eşittir. Yer değiştiren akışkanın hacmi, akışkana bütünüyle batırılan cismin tüm hacmine, bir bölümü batırılmış cisminse akışkan yüzeyinin altında kalan kesiminin hacmine eşittir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  3. #3
    Admin dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nerden
    süpermeydan
    Mesaj
    17.965
    Rep Gücü
    136512

    Cevap: Ünlü Fizikçiler

    Hans Bethe (1906- )



    Hans Bethe 2 temmuz 1906 da Almanya'nın alsuss bölgesinde doğdu.1928'de Ph.d diplomasını Münih üniversitesinden aldı. 1930'larda Nazilerin güçlenmesiyle Avrupa kıtasını terk etti Amerika'ya yerleşti. 1935 de Cornell Universite'sinde fizik profesörü olarak görev yapmaya başladı.

    Bethe'nin burada Güneş enerjisi ve Fussion enerjisi ile ilgi araştırmaları onu Los Alamos'daki atom bombası çalışmalarının başına getirdi. Ikinci Dünya Savaşından sonra Bethe Edward teller ile birlikte hidrojen bombasının geliştirilmesi için çalıştı. Sonra 1956 dan 1964'e kadar başkanın danışma komitesinde görev aldı.1958 yılında nükleer silahsızlanma çalışmalarına Başkanlık etti.1963 deki sovyetler Birliği ile yapılan antlaşlamada görev aldı.Başkan Eisenhower, Kennedy, ve Johnson'a danışmanlık yaptı.
    1967'de Nobel Fizik ödülünü aldı. Bundan sonraki yaşamında Nükleer savunma sistemlerine karşı mücadele verdi. 1975 yılında Cornell üniversitesinden emekli oldu.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  4. #4
    Admin dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nerden
    süpermeydan
    Mesaj
    17.965
    Rep Gücü
    136512

    Cevap: Ünlü Fizikçiler


    Niels Henrik David Bohr (1885-1962)




    Niels Henrik David Bohr, 1885'de Copenhagen Universite 'sinde fizyoloji profesörü Christian Bohr'un oğlu olarak dünyaya geldi. Niels ve küçük kardeşi Harald(geleceğin matematik profesörü) gelişimi için çok olumlu bir atmosferde büyüdü, Babası çok seçkin bir profesördü. Onun okul yılarında fizikle ilgilenmesinde büyük etkisi olmuştur. Annesi de eğitim alanında önemli kişilerden biriydi.

    1903' de Gammelholm Grammar okuluna girdikten sonra çok seçkin ve yetenekli bir profesör olan C. Christiansen 'in danışmanlığında Copenhagen Universite'sine girdi. Master derecesini 1909'da doktorasını 1911'de aldı.
    Daha öğrenciyken Copenhagen'daki bilimler akademisi tarafından bazı özel bilimsel problemlerin çözümü için ödül verileceği duyrulunca, Bohr akışkanların yüzey gerilimi konusunda deneysel ve teorik araştırma yapmaya başladı. Babasının laboratuvarlarında yaptığı bu çalışmayla duyurulan ödülü aldı. Bohr'un bundan sonraki çalışmaları daha çok teorikti. Doktora tezi tamamen teorik ve günümüzünde klasik problemlerinden olan, elektron teorisi yardımıyle metallerin özelliklerinin açıklanmasıydı. Bu teoriyle ilk defa Bohr, Planck'ın quantum teorisiyle çatıştı.
    1911 sonbaharında kendi teorik çalışmalarıyla birlikte Sir J.J. Thomson' un danışmanlığında Cavendish Laboratuvarı'nda deneysel çalışmaları takip ederek kendini geliştirdi. 1912 ilkbaharında Manchester'da araştırmacıların yoğun bilimsel çalışmalar yürüttüğü ve daha çok radioactive olgular üzerinde çalıştığı Professor Rutherford laboratuvarında çalıştı. 1913'te the Philosophical Magazine'de yayımlanan alfa ışınımının soğurumu konusundaki teorik çalışmaları Rutherford'un çekirdeğin keşfinden sonra atomun yapısı üzerinde çalışmaya yöneltti. Planck'ın ortaya attığı quantum teorisinden alıntı yaparak, daha sonra Heisenberg'inde geliştirmesiyle, elementlerin kimyasal ve fiziksel özelliklerini ortaya çıkartmak için kullanılacak olan atomun yapısını keşfetti.
    1913-1914 yıllarında Bohr, Copenhagen ve 1914-1916 'da Manchester Victoria Universite'lerinde ders verdi. 1916'da Copenhagen Universitesi Teorik fizik profesörlüğü'ne atandı Ve 1920'den ölümüne kadar sürecek olan, onun için kurulan Institute for Theoretical Physics' in başına getrildi.1922 yılında onun keşfettiği atomun yapısının tanınmasıyla Nobel Fizik ödülü aldı.
    Bohr'un Enstütüsündeki 1930'dan sonraki faliyetleri çekirdeğin yapısı, parçalanması ve değişimi üzerine yoğunlaştı. Bir damla sıvı bu görüşe göre çekirdeğin çok iyi bir görüntüsüydü. Bu yüzden Nükleer fission'u da anlamamıza yarayan bu teoriye liquid droplet theory denildi.
    Bohr ayrıca quantum fizikteki problemlerin çözümünede önemli katkılarda bulundu.Bundan dolayı fizikteki bu büyük değişimin fiziğin temel özelliklerine bakışımızı nasıl etkilediğini, bu değişimin sonuçlarının atomik fiziğin bilinen yapısından ne kadar farklı olduğunu gösterdi. Bu görünüş 1933-1962 arasında birçok yazıda tartışıldı. Bu yazılar ingilizce olarak Physics and Human Knowledge adlı kitabında toplandı.
    Yayımlarından bazıları: The Theory of Spectra and Atomic Constitution, University Press, Cambridge, 1922/2nd. ed., 1924; Atomic Theory and the Description of Nature, University Press, Cambridge, 1934/reprint 1961; The Unity of Knowledge, Doubleday & Co., New York, 1955.
    Nazilerin II. dünya savaşı sırasında Danimarka'yı istilasından sonra Isveç'e kaçtı.Savaşın son iki yılını atom enerjisi projesiyle ilgili olarak Ingiltere ve Amerika'da geçirdi. Geri kalan yıllarını atomik fiziğin barışcı uygulamaları ve atomik silahların gelişiminden dolayı ortaya çıkan politik problemlere ayırdı.
    Bohr yaşamının sonuna kadar zekasını canlı tuttu.Son yıllarında molecular bioloji üzerine yoğunlaştı. 1912'de Margrethe Nørlund ile evlendi. Ikisini kaybettiği altı oğlu oldu 18 kasım 1962'de öldü.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  5. #5
    Admin dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nerden
    süpermeydan
    Mesaj
    17.965
    Rep Gücü
    136512

    Cevap: Ünlü Fizikçiler

    Max Born (1882-1970)



    Max Born 11 aralık 1882'de anatomist ve embriyologist profesör Gustav Born ve Margarete, née Kauffmann'ın oğulları olarak Breslau'da dünyaya geldi. Max, Breslau'da König Wilhelm, Gymnasium'a başladı. Breslau,Heidelberg, Zurich Universite'lerinde çalıştı. Daha sonra Klein, Hilbert, Minkowski, ve Runge'in yanında matematik, Schwarzschild'le astronomi, Voight'le fizik üzerine çalıştı.

    1906'da Göttingen üniversitesi felsefe bölümünden elastik kablolar ve şeritlerin denge durumunu incelemesi üzerine ödül aldı. Bir yıl sonra aynı üniversiteden bu çalışmasıyla mezun oldu. Born daha sonra Larmor ve J.J. Thomson'un yanında çalışmak üzere kısa bir süre için Cambridge üniversite' sine gitti. 1908-1909 yıllarında Breslau'ya geri döndü. Fizikci Lummer ve Pringsheim 'le görecelik teorisi üzerine çalıştı. Bir yazısından dolayı Minkowski, Born'u beraber çalışmak üzere Göttingen' e davet etti. Fakat 1909 kışında Born oraya varır varmaz, Minkowski öldü. Born, Minkowski ölünce onun fizik alanında yarım kalmış çalışmalarını tamamlamak için orada kaldı. Daha sonra relativistik elektron çalışmalarından dolayı Göttingen Universi'nde profesör oldu. 1912'de Michelson'un görecelik üzerine ders verme teklifini kabul etti. Burada spectroscopik deneyler yaptı.
    1915' te Berlin üniversite'sinde görevli profesör Max Planck'a asistan olarak çağrıldı. Fakat Alman silahlı kuvvetlerine katılmak zorundaydı. Askeriyenin bilim offisinde sesin yayılışı üzerine çalıştı. Geri kalan zamanını kristaller üzerine ayırdı. Daha sonra Göttingen' deki çalışmalrını özetleyen Dynamik der Kristallgitter (Dynamics of Crystal Lattices) kitabını yayımladı.
    Birinci dünya savaşından sonra 1919'da Frankfurt üniversitesine laboratuvarlardan birinin yönetimini üstlenmek üzere profesör olarak atandı. 1921'de Göttingen'e James Franck'la eş zamanlı olarak döndü. 1925'te Amerika'ya kısa bir seyehati dışında 12 yıl boyunca burada kaldı. Bu yıllarda hayatının en önemli çalışmalarını gerçekleştirdi. Kristal ve Kristal Lattikler üzerine yapılmış bir çok araştırma ve takiben quantum teorisi üzerine yazılmış kitabını güncelleştirdi.
    1925-26 yıllarında Heisenberg ve Jordan'la beraber quantum mekaniğin prensipleri(matrix mekanik) ve daha sonra qunatum mekaniğinin istatistiksel gösterimi üzerine kendi çalışmalarını yayımladı. Birçok Alman fizikci gibi 1933'te göç etmeye zorlandı ve Cambridge üniversitesinden davet aldı. Burada Infeld'le birlikte nonlinear electrodynamics alanında çalışmalar yaptı. 1935-36 kışında Sir C.V. Raman ve öğrencileri ile birlikte Bangalore'de Hindistan Bilim enstütüsünde 6 ay geçirdi. 1936'da Edinburg'da 1953'te emekli oluncaya kadar sürdüreceği Felsefe bölümü profesörlüğüne atandı.
    Max Born Göttingen, Moscow, Berlin, Bangalore, Bucharest, Edinburgh, London, Lima, Dublin, Copenhagen, Stockholm, Washington, ve Boston üniversite akademilerinden burs, Bristol, Bordeaux, Oxford, Freiburg/Breisgau, Edinburgh, Oslo, Brussels Universitesi, Humboldt Universitesi Berlin, ve Stuttgart Technical University 'den doctora diploması aldı. Ayrıca Cambridge Universite'sinden stokes madalyası sahibidir.
    Max 1913'de Hedwig, née ile evlendi ve 3 çocuğu oldu. 1970'de öldü.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  6. #6
    Admin dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nerden
    süpermeydan
    Mesaj
    17.965
    Rep Gücü
    136512

    Cevap: Ünlü Fizikçiler


    Luis Victor Broglie(1892-1987)




    Broglie bir Fransız soylusunun ikinci oğluydu.Adını Normandiya'nın küçük bir kasabasından alan Broglie ailesinden 17. yüzyıldan beri yüksek rütbeli subaylar, politikacılar ve diplomatlar yetişmiştir. Louis de Broglie ağabeyi Maurice gibi bilim adamlığını meslek seçerek ailesinin bu geleneğini bozdu. Paris'deki aile malikhanesinde iyi donatılmış bir laboratuvar kuran Maurice de bir fizikçiydi.

    Ve atom çekirdeği üzerindeki deneysel çalışmalara önemli katkıları oldu. Louis fırsat buldukça ağabeyinin çalışmalarına katılıyordu ama ona çekici gelen yalnızca fiziğin kavramsal yönü idi. Kendisini bir deneyciden yada mühendisten çok salt kuramcı, genel ve felsefi görüşleri özellikle çok seven biri diye tanımlar. I. Dünya savaşı sırasında fiziğin, pek az ilgilendiği teknik yönleriyle ilgili bir göreve getirildi.
    Broglie'nin atom fiziğinin sırları, yani bilimin çözülmemiş kavramsal problemleri diye adlandırdığı konuya ilgisi Alman fizikcileri Max Planck,Albert Einstein 'in çalışmalarına ilşkin olarak ağabeyinden öğrendiği bilgilerden doğdu, ama fiziği meslek olarak seçmesi uzun zaman sonra oldu. 1909'da Sorbonne'da tarih öğrenimini tamaladıktan sonra başladığı kuramsal fizik öğrenimini 1913'te bitirdi. Görevlendirildiği Fransız tarihini araştırma projesinden şiddetli bir fikir ayrılığından sonra çekildi. Ve doktora tezi için fiziğe ilişkin bir konu seçti.
    1924'te sunduğu doktora tezinde Broglie bilim dergilerinde daha önce yayınlanmış olan çığır açıcı elektron dalgaları kuramını geliştirdi. Atom boyutlarındaki maddenin dalga özelliklerine sahip olabileceği düşüncesinin temeli Albert Einstein'in 20 yıl önce yapmış olduğu bir öneride yatıyordu. Einstein burada kısa dalga boylu ışığın kimi koşullar altında sanki parçacıklardan oluşmuş gibi davrandığının gözlenebileceğini öne sürmüştü. Bu düşünce 1923 'te doğrulandı. Ama ışığın ikili niteliği, Broglie'nin maddeye böyle bir ikilik düşüncesi yüklemesiyle birlikte bilim çevrelerinin onayını kazanmaya başlamıştı.
    Broglie'nin bu önerisi atomdaki elektronların devinimine ilişkin hesapların ortaya çıkardığı bir soruya yanıt getirdi.Deneyler, elektronlerın çekirdek çevresinde devinmekte olması gerektiğini, ama belirlenemeyen nedenlerden ötürü bu devinimde kimi kısıtlamaların bulunduğunu gösteriyordu. Broglie'nin dalga özellikli elektron düşüncesi bu kısıtlamaların açıklanabilmesine olanak sağladı. Çekirdekteki yükün belirlediği sınırlar içinde kalmak durumunda olan bir dalganın sahip olabileceği biçimde belirlenmiş olacak ve atom sınırlarına uyamayan biçimdeki bir dalga , kendi kendisiyle girişime uğrayarak yok olacaktı. 1923'te Broglie bu görüşü ortaya attığında, parçacık özellikleri iyice belirlenmiş olan elektronun, kimi koşullar altında dalga gibi davranabileceğini gösteren hiçbir kanıt yoktu.
    Doktora tezinin bir kopyası raslantı sonucu Albert Einstein'in eline geçti.Tezi çoşkuyla karşılayan Einstein, Broglie 'nin çalışmasının önemini açıkca vurguladı, ayrıca bu çalışmayı daha da geliştirdi. Böylece Avusturya'lı fizikçi Erwin Schrödinger, bir varsayım olarak ileri sürülen bu dalgalardan haberdar oldu ve bu temeller üzerinde bir matematiksel sistemi, ileride fiziğin temel araçlarından birini oluşturacak olan dalga mekaniğini kurdu.
    Konu dogangunes tarafından (23-06-2007 Saat 11:32 PM ) değiştirilmiştir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  7. #7
    Admin dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nerden
    süpermeydan
    Mesaj
    17.965
    Rep Gücü
    136512

    Cevap: Ünlü Fizikçiler


    Henry Cavendish (1731-1810)




    Cavendish annesi ve babası tarfından köklü ailelerden geliyordu. Büyük babaları Devonshire dükü ile Kent dükü idi. Annesi 1733'te, Cavendish'in kardeşi Frederick'i dünya'ya getirdikten sonra öldü. Cavendih 1742'de Londra yakınındaki Hackney ilahiyat okuluna girdi. 1749-53 arasında Cambridge üniversitesine bağlı Peterhouse College'a devam ettiyse de sanıldığına göre Ingiltere kilisesine bağllılık sözü vermekten kaçındığı için burayı bitiremedi.

    Avrupa'da çıktığı geziden döndükten sonra babasının 1783'teki ölümüne değin Londra'da onunla birlikte yaşadı. Cavendish çalışmalarına babasına yardımcı olarak başladı ve elektrik üzerindeki tüm araştırmaları, kimyasal araştırmalarının bir bölümünü bu dönemde yaptı. Cavendish 40 yaşında kendisine miras kalan bir servet sonucu birdenbire zengin oldu. Çağdaşı Fransız bilim adamı Jean-Baptiste Biot'un deyişiyle bu onu hem tüm bilginlerin en zengini hem büyük olasılıkla tüm zenginlerin en bilgini durumuna getirdi.
    Cavendish az rastlanan bir bilimsel yeteneğe sahipti. Buna karşın çalışmaları fazla yaygınlık kazanamadı. Bunun bir nedeni 1760 'ta Royal Society' ye üye olmasına ve 1803'te Fransız Enstütüsüne seçilen sekiz yabancının arasına alınarak onurlandırılmasına karşın, aslında toplumda ün kazanmaya tepeden bakmasıydı. 1766'da çeşitli gazların elde edilmesine ilişkin üç bölümlük makalelesinden başlayarak yayımlamak amacıyla yazdıkları olduysada pekçok tamamlanmış araştırmasının ayrıntılarını yayımlamadı.
    Cavendish, elektrik yüklü iki cismin arasındaki kuvvetin, aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılı olduğunu bulmuştu. Eloktrostatiğin bu temel yasası daha sonra Fransız fizikçi C.A. Coulomb tarafından ortaya konmuş ve onun adını almıştır. Cavendish bir sığacın(kondansatör) sıgasının sığacı oluşturan levhaların arasına yerleştirilen maddenin cinsine bağlı olduğunu da Michael Faraday'dan önce gösterdi. Matemetikte çok iyi bilinen ama, o güne değin elektrik deneylerine ilişkin olarak hiç kullanılmayan potansiyel kavramını özgürce kullandı. Cavendish potansiyel kavr***** dayanarak iyi bir iletkenin yüzeyindeki bütün noktaların ortak bir referans noktasına(yer) göre aynı potansiyele sahip oldukları görüşünü geliştirdi. Değişik iletkenlerle yaptığı bir dizi deney sonucunda, iletkenin uçları arasındaki potansiyel farkının, içinden geçen akımla doğru orantılı olduğunu bularak bu alanda da Alman fizikçi George Simon Ohm'un 1827'de ortaya koyduğu yasayı daha önce bulmuş oldu.
    Cavendish'in bu son buluşu ilginç ve önemlidir. Çünkü Cavendish elektrik akımını ölçme olanağına sahip bulunmadığından kendi vücüdunu ölçü aracı olarak kullanıyor, akım şiddetini kestirebilmek için elektrotların uçlarını elleriyle tutarak, elektrik şokunu parmaklarında mı bileklerine kadar mı, yoksa dirseklerine kadar mı duyduğuna bakıyordu. Yüz yıl kadar sonra, Cavendish'in defterleri ve el yazısı notları bulununca, bütün bu araştırmalar Iskoçya'lı büyük matematiksel fizikçi James Clerk Maxwell tarafından yinelendi.
    Cavendish 78 yaşındayken ve büyük olasılıkla yaşamı boyunca yakalandığı ilk hastalığın sonucunda öldü.
    Konu dogangunes tarafından (23-06-2007 Saat 11:31 PM ) değiştirilmiştir.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  8. #8
    Admin dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nerden
    süpermeydan
    Mesaj
    17.965
    Rep Gücü
    136512

    Cevap: Ünlü Fizikçiler


    Nicolas Copernicus(1473-1543)



    Copernik modern astronominin kurucusu olarak bilinir. Polonya'da doğdu. Cracow üniversitesine gönderildi. Burada matemetik ve optik üzerine çalıştı. Italya' da amcasının zorlamasıyla akademik yaşamının geri kalan günlerini geçireceği Frauenburg katedraline rahip olarak atandı. Bu pozisyonundan dolayı gücünün doruğuna erişti. Fakat sürekli öğrenci olarak kaldı.

    Boş zamanlarında resim yaptı ve yunan şiirlerini latinceye çevirdi.
    Onun astronomiye zaten var olan merakı giderek bir numaralı ilgi alanı oldu. O araştırmalarını kendi başına ve yardım almadan yaptı. Gökyüzünü kathedralin duvarları içindeki bir kuleden gözlemledi ve bu gözlemleri teleskop'un icadına yüzlerce yıl kala çıplak gözle gerçekleştirdi. 1530'da dünyanın kendi ekseni etrafında günde bir kere , güneşin etrafında yılda bir kere döndüğünü iddia ettiği büyük çalışması De Revolutionibus'u bitirdi. Bu o zamanlar inanılmaz birşeydi. Copernik'e kadar, batı dünyası evrenin gerisinde hiçbirşey olmayan kapalı ve küresel bir yapıda olduğunu iddia ettiği Ptolemiac teorisine inanıyordu.
    O zamana kadar düşünürlerin hemfikir olduğu Claudius Ptolemy Alexandra'da yaşayan bir Mısırlı'ydı. Potelmy'e göre dünya; sabit, hareketsiz ve evrenin merkezine konumlandırılmış güneş dahil herşey onun etrafında dönmekte idi. Bu insan doğasına çekici gelen bir teoriydi. İnsanın günlük gözlemlerine ve egosuna uygun düşen birşeydi. Copernik teorisini yayımlamakta acele etmedi. Teorinin birkaç astronom arasında incelenerek, kendisine fikir verebileceğini düşündü. Copernik' in çalışmaları, eğer genç bir adam bu çalışmaları 1939'da incelememiş olsaydı hiçbir zaman basılacak duruma gelemeyebilirdi. 66 yaşındaki bir rahibin yazısını okuyup ilgilenen 25 yaşındaki Alman Profesör George Rheticus 'du. Copernik'in çalışmalarıyle birkaç hafta ilgilenmeyi tasarladı ama,iki yıl boyunca teori üzerine çalıştı ve teoriden çok fazla etkilendi. O zamana kadar Copernik teoriyi yayımlamakta isteksizdi. Kilisenin teorisi hakkında ne söyleyeceği ile çok ilgilenmesede o herşeyin mükemmel olmasını isteyen ve 30 yıl teori hakkında çalışmasına rağmen hiçbir zaman tamamlanmadığını düşünen biriydi. Copernik için gözlemler sürekli tekrar edilmeliydi(Ilginç olan dünyanın 300 yılının kaybına yolaçan elyazmaları 19. yüzyıl ortalarında Prag'da bulundu. Bu yazmalar gösterdi ki Copernik teorisini sürekli gözden geçiriyordu. Bu yazmaların hepsi o zamanlar için bilgili kişilerin kullandığı latince ile yazılmıştı.)
    Copernik 1543'de öldü ve hiçbir zaman çalışmalarının nasıl bir sansasyon yarattığını göremedi. Ortaçağdan kalma filozofik ve dinsel inanışlara karşı geldi. Copernik teorisi insanın, evrenin kendisi için yaratılmadığını, yalnızca onun bir parçası olduğunu düşünmeye zorladı. Onun çalışmalarının en önemli yanı insanın Cosmos' a bakışını değiştirmiş olmasıdır.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  9. #9
    Admin dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nerden
    süpermeydan
    Mesaj
    17.965
    Rep Gücü
    136512

    Cevap: Ünlü Fizikçiler

    Charles Augustin de Coulomb (1736-1806)


    Batı Hint adalarında dokuz yıl askeri mühendis olarak çalışan Coulomb, sağlığının bozulması üzerine Fransa'ya döndü. Fransız devrimi patlak verince Blois'da küçük bir malikhaneye çekilerek tüm zamanını bilimsel araştırmalara ayırdı. 1802 'de halk eğitimi müfettişliğine getirildi.

    Coulomb, kendi adıyla anılan yasayı, Ingiliz fizikçi Joseph Priestley'nin elektrik yüklerinin birbirini itmesine ilişkin bulgularını incelemek amacıyla başlattığı çalışmaları sonucunda geliştirdi. Bu amaca yönelik olarak, Priestley yasasında belirtilen elektrik kuvvetlerini ölçmeye yarayan duyarlı aygıtlar yaptı ve elde ettiği sonuçları 1785-1789 arasında yayımladı. Ayrıca benzer ve zıt kutupların birbirini itmesi ve çekmesine ilişkin ters kare yasasını buldu. Bu yasa Siméon-Denis Poisson'u geliştirdiği matematiksel magnetik kuvvetler kuramının temelini oluşturdu. Coulomb, makinelerdeki sürtünmeye, yeldeğirmenlerine, metal ve ipek elyafların esnekliğine ilişkin araştırmalarda yaptı

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  10. #10
    Admin dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Nerden
    süpermeydan
    Mesaj
    17.965
    Rep Gücü
    136512

    Cevap: Ünlü Fizikçiler






    Paul Adrien Maurice Dirac (1902 - 1984)


    Paul Dirac 8 ağustos 1902 'de Ingiltere Bristol'de doğdu. Babası Isveçli annesi ingilizdi. Önce tüccar okuluna oradan Bristol Universite'sine gitti. Buradan 1921'de elektrik mühendisliği diploması aldı.Iki yıl daha Bristol'de matematik çalıştıktan sonra Cambridge St.John's College'de araştırma görevlisi olarak göreve başladı. Ph.d derecesini 1926' da aldı. Bir sonraki yıl St.John's College'in akademi üyesi, daha sonra 1932'de Cambridge de matematik profesörü oldu.

    Dirac Quantum mekaniğini matematiksel ve teorik olarak inceledi. Heisenberg 1928'de yeni quantum mekaniği teorisini ortaya atar atmaz, matematiksel karşılığı üzerinde çalıştı. Ve kendi Elektron görecelik teorisi(1928) ve oyuk teorisi(1930) ile ilgili Royal Society 'ye birçok yazı yazdı. Bu teori elektronla aynı kütleli, fakat pozitif yüklü bir parçacığın varlığını ortaya koyuyordu. Teori daha sonra deneysel olarak da C. D. Anderson tarafından doğrulandı. Bu parçacığa positron denildi.
    Dirac'ın çalışmalarının önemi onun Schrödinger'in özel görecelik denklemleriyle tanıttığı ünlü dalga fonksiyonlarında yatar. Aslında Dirac'ın çalışmaları, sadece biribirinden farklı olmakla kalmayıp, birbirine ters düşen quantum ve görecelik teorilerini birbirleriyle ilişkilendirdi.
    Dirac'ın bilimsel çalışmaları Quantum Theory of the Electron (1928) ve The Principles of Quantum Mechanics (1930; 3rd ed. 1947) adlı kitaplarında toplanmıştır.
    1930'da Royal Society 'ye seçilmiş ,kraliyet ve copley madalyalarıyle onurlandırılmıştır. Dirac çok fazla yolculuk yapmış ve değişik üniversitelerde çalışmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Copenhagen, Göttingen, Leyden, Wisconsin, Michigan, ve Princeton . 1929'da Amerika'da 5 ay geçirdikten sonra dünyayı dolaştı. Heisenberg 'le birlikte Japonya'ya gitti. Ve Sibirya üzerinden döndü.
    1937'de Margit Wigner'le Budapeşte'de evlendi.

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

Benzer Konular

  1. kim bu ünlü ??
    buri94 Tarafından SMN Magazin Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 30-10-2010, 02:27 PM
  2. Ünlü Babaların Ünlü Çocukları
    mopsy Tarafından SMN Magazin Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-06-2010, 09:25 AM
  3. Fizikçiler, ışığa düğüm atmayı başardı
    RABİA Tarafından Fizik Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 19-01-2010, 03:19 PM
  4. Ünlü Tiyatrocular
    dogangunes Tarafından Tiyatro Foruma
    Yorum: 136
    Son mesaj: 04-07-2008, 04:06 PM
  5. Ünlü Şairler
    dogangunes Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 57
    Son mesaj: 07-12-2007, 01:01 AM