Yeryüzündeki En Üstün Teknoloji: İnsan Mucizesi




Bedeninizin içinde bir yolculuğa çıktığınızı düşünün. Bu yolculuğun akıl almaz mucizelerle dolu olduğunu göreceksiniz. "Benim bedenim" diye sahip çıktığınız vücudunuzun her noktasında gerçekleşen mucizevi olaylara şahit olacaksınız.

Midenizin etleri sindiren asitler salgılarken kendi kendisini sindirmemesi için özel bir sistemin kurulu olduğunu kalbinizin içinde bir jeneratör bulunduğunu bu jeneratör devreden çıktığı anda yedek bir jeneratörün devreye girdiğini eliniz kesildiğinde kanınızın pıhtılaşması için en az 20 enzimin çok özel bir planlama içinde harekete geçtiğini ve bunlar gibi sayısız mucizeyi öğrendiğinizde bedeninizin bir Yaratıcısı olduğunu kavrayacaksınız. Her an birlikte olduğunuz vücudunuzun -yani kendinizin- nasıl bir mucize olduğunu göreceksiniz.

Her insan vücudu içindeki sistemlerde var olan düzeni her noktada sergilenen üstün tasarımı gördüğünde; benzeri olmayan bir güç sahibinin ve üstün bir aklın bedenini yarattığını açıkça görecektir. Her biri Yüce Allah ' ın yaratışının delilidir. Bu gerçeği Allah Kuran ' da şöyle bildirmiştir:

Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka ilah yoktur. Herşeyin yaratıcısıdır öyleyse O'na kulluk edin. O herşeyin üstünde bir vekildir. (En'am Suresi 102)

Dayanıklı Bir Yapı: İskelet Sistemi

İnsana çok çeşitli hareket imkanı sağlayabilmeleri kemiklerin en önemli özelliğidir. Bu özellik yıllardır türlü makine ve robotlar üzerinde uygulanmaya çalışılmış ancak son derece kısıtlı sonuçlara ulaşılmıştır.

İnsan bedeninin çatısı 206 tane kemiğin bir araya gelmesiyle oluşur. Gülme koşma yürüme oturma kalkma ayakta durma gibi rahatça yaptığımız pek çok hareketi kemiklerimiz sayesinde yaparız. Kemiklerin bir araya gelerek oluşturduğu iskelet; yapı görev ve fonksiyon olarak incelendiğinde çok önemli bir yaratılış mucizesiyle karşı karşıya olduğumuzu fark ederiz. İnsan vücudunda bulunan ve her biri farklı fonksiyonlara sahip olan kemikler Allah'ın yaratma sanatının yüceliğini bize gösterirler. Bu benzersiz yaratılışı Allah Kuran ' da şöyle bildirmiştir:

"Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz sonra da onlara et giydiriyoruz?" (Bakara Suresi 259)

Hemen hemen bütün kemiklerde özellikle de vücuttaki uzun kemiklerde iki farklı yapı bulunur. Kemiğin gövdesi yoğun kemik dokusu içerirken uçları ince bir kemik katmanından gözenekli kemik yapısından oluşur. Aslında bu düzenleme kemiklerin işlevini yerine getirebilmesi açısından oldukça önemlidir. Çünkü kemik ancak böyle bir dizayna sahip olduğu takdirde yoğun baskı altında kalmadan hareket edebilir ve kendisine yüklenen ağırlık ve gerginlik kemik gövdesinden eklemlere aktarılır.

Kemik dokusu kemik hücreleri ve bu hücrelerin salgıladığı maddelerden oluşur. Kemiklerin yapımında rol alan ve şekil almasını sağlayan kemik içindeki boşlukları oluşturan ve bu boşlukları birbirlerine bağlayarak iletişimi kuran hep bu hücrelerdir. Kemiğin içyapısı dayanıklılığı nedeniyle bu bir mikroskobik harikadır. Vücutta oldukça büyük bir alan kaplayıp çok önemli işlevleri olan iskeletin bu kadar hafif ancak bir o kadar da dayanıklı olmasındaki sır kemiklerin yapısındadır. Bütün kemikler esnektir ve dayanıklıdır ancak bunların oranı birbirinden farklı olabilmektedir. Örneğin göğüs kafesinde kalp ve akciğer gibi hayati organları koruyacak kadar sağlam olan kemikler aynı zamanda sürekli olarak akciğerlere havanın dolmasını ve boşalmasını sağlayacak şekilde genişleme ve büzülme özelliğine de sahiptirler.

İnsan Vücudunun Hareketli Ana İskelesi: Omurga

Omurganın yapısı birçok parçadan oluşur. Öncelikle "omur" denilen 33 tane küçük yuvarlak kemik birbirlerinin üzerine yerleştirilmiştir. Bu kemiklerin içine de omurilik isimli -beyin ve tüm organlar arasındaki koordinasyonu sağlayan- çok önemli bir iletişim ağı döşenmiştir. Bu kemikler öyle bir yapıda birleştirilmişlerdir ki vücudun dik durmasını sağlayacak şekil ortaya çıkmıştır. Bu 33 küçük kemiğin oluşturduğu büyük yapıya kaburgalar ve iç organlar bağlanmıştır.

Omurganın en önemli görevi yük taşımaktır. Vücudun üst kısmının ağırlığı omurganın üzerine biner. Her adım atışımızda omurgamızı meydana getiren omurlar birbiri üstünde hareket eder.

Omurganın şekli de üzerine binen yükü taşımasına yardım edecek şekilde yaratılmıştır. S şeklinde kıvrımlı bu özel şekil yükün eşit dağıtılmasını sağlar. Her adım attığınızda vücut ağırlığınız nedeniyle yerden vücudunuza doğru bir tepki kuvveti gelir. Bu kuvvet omurganın sahip olduğu amortisörler ve "kuvvet dağıtıcı" kıvrımlı şekli sayesinde vücuda zarar vermez.

Beyni Koruyan Kafes: Kafatası

Kafatası beyni çevreleyen ve son derece güçlü bir koruma sağlayan kemikten bir zırhtır. 8 ayrı kemiğin birleşmesiyle oluşmuştur. Kemiklerin birleşim noktaları diğer kemiklerden daha farklı olarak girintili çıkıntılı bir yapıya sahiptir. Çünkü kafatası kemiklerinin birleşim noktaları birbirlerine oturabilecek şekilde tasarlanmıştır.

Yetişkin bir insanda oldukça sert ve güçlü bir yapıya sahip olan kafatası yeni doğmuş bir bebekte bambaşka bir yapıya sahip olarak karşımıza çıkmaktadır. Anne karnından çıkan bir bebeğin kafatası henüz kemik halini almamış yumuşak bir yapıdadır. Ayrıca kafatasını oluşturan 8 kemik birbirlerine tam oturmamıştır. Kemiklerin birleşim noktaları arasında boşluklar vardır. İlk bakışta bebeğin sağlığı açısından negatif gibi görünen bu durum aslında doğum sırasında bebeğin hayatını kurtaran önemli bir özelliktir.

İnsan vücudundaki her özellik insanın sağlığını korumak ve zarar görmesini engellemek için tasarlanmıştır. Burada da açıkça görülen planın ve bu plan dahilinde gerçekleşen tasarımın nasıl ortaya çıktığı sorusunun tek bir cevabı vardır. Bu benzersiz tasarım evrendeki herşeyi yaratmış ve belirli bir düzene koymuş olan Allah'a aittir.

Vücuttaki Güç Tribünleri: Kas Sistemi

Bir insanın hareket edebilmesi için iskelet sisteminin yanısıra bir kas sistemine de ihtiyaç vardır. Kaslar kimyasal enerjiyi güce ve mekanik işe dönüştüren biyolojik makineler olarak tanımlanabilir.

İskeleti oluşturan tüm kemikler kaslara bağlıdır. Kas kasılırken kemikleri çeker ve onların hareket etmesini sağlar. Böylece kas ve kemikler birlikte çalışarak yürümemizi oturmamızı kalkmamızı ve daha birçok hareketi yapabilmemizi sağlar.

Her hareketimiz için enerji gereklidir. Kandaki glikoz bir makineyi çalıştıran yakıt gibi bu enerjiyi sağlar. Asıl kimyasal işlem ise glikozun karbondioksit ve suya ayrışmasıdır. Bu işlem sırasında açığa çıkan enerji kas proteinleri tarafından büzülmek amacıyla kullanılır. Bu kimyasal reaksiyon hayli fazla miktarda oksijen gerektirir. Oysa bu oksijen miktarı kolay kolay sağlanamaz. Kaslar bu sorunu aşabilmek için glikozu oksijenin yardımı olmadan laktik aside dönüştürme yeteneklerini kullanırlar. İşte gerekli olan enerji de bu işlem sırasında açığa çıkar.

Kolumuzu kaldırmak istediğimizde dirseğimiz bükülür yemek yemek istediğimizde çene kaslarımız çalışır hızla bir yere koştuğumuzda bacak kaslarımız harekete geçer.

Tüm bu anlatılanlar vücudumuzda her saniye bizim bilgimiz dışında birçok faaliyetin gerçekleştiğini üstelik bunları yapanların da kaslarımızdaki mikroskobik hücrelerimizin olduğunu göstermektedir.

Göz Kırpmak ve Ağırlık Kaldırmak

İnsan vücudundaki yüzlerce kasın her birinin uzunluğu kaldırma gücü hassas işlem yapma kabiliyeti esneklik gibi özellikleri kendine özgüdür.

Vücuttaki kaslar göz kırpmak gibi basit bir işlemden büyük ağırlıkların kaldırılmasına kadar birçok farklı görevi yerine getirirler. Göz kasları yapı itibariyle kol kaslarından ya da bacak kaslarından çok farklıdır. Ancak hepsindeki ortak özellik bütün kasların çok yüksek bir verim kusursuz bir uyum ve büyük bir güç üreterek çalışmalarıdır.

İnsan vücudunda her kasın gerekli olan yerde bulunması büyüklüğünün esnekliğinin ve kapasitesinin birbirinden farklı ancak hepsinin yerli yerinde olması tesadüflerle açıklanamayacak bir durumdur. Her kas vücuttaki gerekli yerlere tam da gereken özelliklerle birlikte yerleştirilmiştir. Örneğin göz kasının özelliklerinin kol kasında olmasının hiçbir anlamı yoktur. Ya da istemsiz çalışan kalp kasımızın bir benzerinin bacaklarımızdaki kaslarda olması insan için yarar değil zarar getirirdi. Ancak bunların hiçbiri olmaz. İnsan bedenindeki her kas tam olması gereken yerde ve özelliklerdedir.

Tek bir sinir hücresinin dahi uyarıyı iletmemesi bir organın çalışamaması için yeterlidir. Dolayısıyla bu sistemin tek bir parçası eksik olsa sistem çökecektir. Ayrıca buraya kadar anlatılanlarda da görüldüğü gibi kasların çalışmasında aşama aşama bilgi vardır. Bilginin olduğu yerde ise akıl vardır. Omurilik bağlantılı çalışan bu sistemdeki bütün elemanların gelen mesajları anlayarak uygulamaya geçirebilmeleri akıl gerektiren bir durumdur. Söz dinleyen kaslar gelen emirlere göre hareket etmektedirler. Üstelik bazı kaslarımız bizim isteğimizle çalışır. Yani bu kasların harekete geçmesi için öncelikle bizim ne düşündüğümüzü bilmeleri gerekir.

Böyle düşünüldüğünde kasların sahip oldukları bilginin aralarındaki bağlantıyı sağlayan sistemin ya da aklımızdan geçeni okuyabilme yeteneklerinin tesadüflerle meydana gelemeyeceği açıkça ortaya çıkmaktadır. Kas hücrelerinin akıl gösteremeyecekleri de açıktır.

İnsan ilk ortaya çıktığı andan itibaren bu sistem vardır ve eksiksiz olarak çalışmaktadır. İlk insanın kasları da bu bilgilere sahiptir bundan sonra dünyaya gelecek olan insanların kaslarında da bu bilgiler olacaktır.

Allah insanı mükemmel bir düzen içinde yaratmıştır. Öğrendiğimiz her bilgi bizi Allah'ın yüceliğine ve üstün kudretine götürür.

(makale harun yahya)