Merhaba



Online topluluk sitesi Facebook'un kullanıcı sayısı çığ gibi büyüyor. Üstüne üstlük dev yazılım firmaları, başta Microsoft ve Google, Facebook sitesini satın alabilmek için kıran kırana mücadele veriyorlar. Facebook'un sahibi de sitesini satmaya tüm gücü ile direniyor.



Gelecekte ne olur bilinmez, Facebook el değiştirir mi orasını bilemeyiz ama Facebook'taki Türk kullanıcıların sayısı oldukça kabarık ve gün geçtikçe artıyor. Sanal ortamdaki sosyal ağlar sayesinde insanlar artık arkadaşlarıyla internet üzerinden konuşuyor, haftalık programlar yapıyor veya yeni kişilerle tanışıyor.

2004 yılında Harvard Üniversitesi öğrencisi Mark Zuckerberg ve oda arkadaşları tarafından kurulan Facebook, bugün dünyada bir numara olmuş bir arkadaşlık iletişim ağı haline gelmiş. Bundan herkes gibi ben de etkilenerek bu ağın içinde olmaya karar verdim ve çok etkilendim. Bu site gün geçtikçe geliştirilerek aileler, arkadaşlar, dostlar ve hiç tanımadığımız insanlarla bir araya gelmemizi sağlıyor. İnsanlar arasında her an çeşitli gruplar kuruluyor; eğlenceli, eğitici, bilinçlendirici, en güzel filmler, kampanyalar, duyurular kısaca dünyada ne kadar yeni bilgi ve çalışma varsa hepsinden haberdar olmamızı da sağlıyor. Ayrıca bu sinerjik hatlar aracılığıyla insan bilinçliliği tetikleniyor düşüncesindeyim.

FACEBOOK: Willkommen bei Facebook



Tüm bunların arkasındaki görünmeyen güç ise, çok daha büyük bir senaryo gibi görünmekte o yüzden bana. Bu tür oluşumlarda karışıklıklar olsa da, yeni bilince sahip insanın ışığından tüm insanlık nasibini alacaktır. Dünyadaki insanların isteği birlik! İnsanlık özünde bir olmayı istemektedir! İnsan çok uzun bir zamandır ayrılığı (ayrılık yanılsamasını) yaşadı. Bu insan formu ve ruh arasında yaşanan bir yanılsama! Ayrılık, Tanrı’nın; “Yaşam bilinçten ayrıldığında ne olur?” düşüncesinin sonucudur. Ve insan bu yeni bilince erdikçe, birliği deneyimlemek te o kadar mümkün olacaktır. Şu anda bilinç, bu deneyimle öğrenilmesi gereken tüm bilgiyi öğrendiğini çeşitli kaynaklarla duyuruyor ve yaşamlarında kaybolan bizlerin yuvaya dönmelerini arzuluyor. Bunun teyidini tüm dünyadaki yaşamda görebiliriz. Savaşların arkasında bile birlik isteği vardır. Birlik içinde ancak Tek’i, Ben’i görebiliriz. Tüm yeni yazılan ve yazılmakta olan kitaplarda, televizyonda, film senaryolarında, şarkılarda, sözlerde, şiirlerde, arkadaşlıklarda… Enerji deviniyor ve arınmak istiyor. İnsan kendini bilmek, anlamak, bulmak istiyor ve arıyor…

Bilimdeki son haberlere göre ise…

Şimdi biz biliyoruz ki, internette olduğu gibi, DNA'mız networke (şebekeye) kendi doğru verisini besleyebilir, networkden bilgi çağırabilir ve networkteki diğer katılımcılar ile temas kurabilir. Uzaktan şifa, telepati veya "uzaktan duyu/hissetme" ve buna benzer durumlar böylece açıklanabilir.

Araştırmacılar çok fazla bireyselliği olan insanların grup bilinçliliğini tekrar kazanması halinde, Dünya üzerinde her şeyi yaratmak, değiştirmek ve şekillendirmek için tanrı gücüne sahip olacaklarını düşünüyorlar. Yeni türdeki grup bilinçliliğini geliştirmiş bir insanlık, ne çevresel sorunlara sahip olur ne de enerji kıtlığına. Çünkü zihinsel gücünü birleşik bir uygarlık olarak kullanırsa, doğal bir sonuç olarak kendi yuvası olan gezegenin enerjilerinin kontrolüne sahip olur. Ve insanlık yeni bir tür grup bilinçliliğine doğru kolektif olarak ilerliyor. İşte bu ağlar vasıtasıyla grup bilinçliliğinin yeni bir formu yaratılabilir.

Bu konuda son olarak söylenebilecek şey, dünyada çok güzel bir nesil uyanmakta ve bilinç tohumlarını her yere ekmektedir. Bu bugün böyle bir kaynaşım ağını yaratan bir gencin sayesinde olabilir. Siz, yarın onlar kendi çocuklarına bayrağı verdiklerinde dünyadaki değişimi bir hayal edin!

Facebook ve Birbirimizi Balayan Alar