Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    Exclamation Ölüm Kusan Çernobil

    Ölümün adı: Çernobil...

    3 nolu reaktörün kontrol panelinde görevli memurlar... Bu reaktör, 15 Aralık 2000'de kapatıldı ve çevreciler derin bir nefes aldı...
    Çernobil Nükleer Santralı'nın patlamasının üstünden tam 15 yıl geçti. Çevrebilimciler faciaya yol açan santralın kapatılmasını sevindirici buluyorlar. Ancak, 1986'da yaşanan felaketin etkileri fazlasıyla görülüyor.
    Eski Sovyetler Birliği'nin Ukrayna ve Beyaz Rusya sınırındaki ormanlar ve terk edilmiş köylerin bulunduğu bölge geyik, kunduz, porsuk, vaşak, bizon gibi hayvan türlerinin ve beyaz kuyruklu deniz kartalı, kara leylek, yeşil turna gibi 270 tür kuşun barındığı Avrupa'nın en zengin doğal yaşam alanlarından biri.

    Böylesi bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapan yer, kuşkusuz milli park olarak korunmaya alınabilir. Ancak asıl şaşırtıcı olan, bu muhteşem doğal güzelliklere sahip alanın, 1986 yılındaki kazanın başrolünü üstlenen Çernobil Nükleer Santralı'nın çok yakınındaki "ölüm bölgesi"nde yer alması...

    15 Aralık 2000'de, 15 yıl boyunca çevreye büyük miktarlarda radyasyon yayan Çernobil Nükleer Santralı'nın işletmedeki son reaktörü kapatıldı. Ama yaban yaşamının yavaş yavaş Çernobil yakınlarındaki boşaltılmış alana doğru yönelmesi, yaklaşan felaketin en açık kanıtı...

    Bundan 15 yıl önce, 25 Nisan 1986'da öğle yemeğinden çıkan bir mühendis, belki yemeğin de verdiği rehavetle, bir elektrik denemesi için, RBMK tipi reaktörün "acil soğutucu sistemlerini" kesiyordu. Teknisyenler, akşam üstüne doğru, reaktörün gücünü minimuma indirmişlerdi.

    Amaçları, kendi gücüyle dönen tribünlerin elektrik debisini kontrol etmekti. Ancak, bu durumda, RBMK tipi grafitgaz reaktörlerinin müthiş bir istikrarsızlık kazanacağından haberleri yoktu.
    Gece yarısı saat 1'i, 23 dakika 58 saniye geçe, ardı ardına gelen iki müthiş patlama yaşandı. Santralın 1,016 bin ton ağırlığındaki damı, bir fişek gibi gökyüzüne fırlamış; ardından da, tüm gücüyle santralın üstüne düşmüştü.

    İlk patlama sırasında 31 kişi hayatını kaybetmiş ve radyoaktif bulut, ağır ağır bölgenin üzerine yayılmıştı. Açığa çıkan radyasyon korkunçtu: Dünya Sağlık Örgütü'nün açıklamalarına göre Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarının toplamından 200 kat fazlaydı.
    Uluslararası bir kaza: Radyoaktif reaksiyon…
    Çernobil'den yayılan radyoaktif bulut kümeleri Avrupa'ya doğru yöneldi ve birçok yeri olumsuz etkiledi. Dolayısıyla, besin zinciri de bu durumdan payını aldı. Bu etkinin 50 yıl sürmesi bekleniyor. Bugün bile Bavyera Ormanları'nda yaşayan geyikler ve yaban domuzlarında yüksek radyoaktiviteye rastlandı. Dahası, Galler ve İskoçya'daki koyunlar için de durum aynı. 1986 yılında Avrupa'daki bakanlar, bu koyunları bir süre kontrol altında tutmaya karar vermişlerdi. Araştırmalardan çıkan sonuca göre, 10 ile 15 yıl arasında durum değişmeyecek. Ancak iyi bir haber de var; doğanın kendisini yenileme mekanizması o kadar iyi çalışıyor ki, 50 yıl içinde Rusya'da yetişen bir mantarı yemek çok da zararlı olmayacak.
    Sovyet yetkilileri, ilk başlarda felaket haberini gizlemeye çalıştılar. Kahraman itfaiye erleri, yapı içinde başlayan 30 ayrı yangınla mücadele ederken, rüzgâr radyoaktif bulutları İsveç'e kadar taşıdı. Yapılan açıklamalara göre, Stockholm'deki radyoaktif kirlilik düzeyi 15 kat artmıştı.

    Ukrayna'da da resmi yetkililer suskundu. Kiev sakinleri, Pripyat'a otobüs seferlerinin kaldırılmasının şaşkınlığı içindeydiler; çünkü yetkililer bu bölgeyi boşaltmışlardı. 3 Mayıs sabahı Kiev'deki bir yerel gazetede, nükleer santralde yangın çıktığı haberi yer aldı. Şüpheli insanların zihinlerindeki soru işaretleri de ay-dınlanmaya başlamıştı, mutlaka bir felaket yaşanmış olmalıydı...

    Kaza sırasında 13 yaşında olan Kiev'li gazeteci Anastasia Zanuda, "Sovyet yetkililer paniği önlemeye kararlıydı. Kent çıkışında ve her köşe başında, insanların kenti terk etmesini engellemek için polisler duruyordu. Uçakta yer bulmaksa imkânsızdı. Çünkü, hepsi parti yetkililerinin çocukları için ayrılmıştı" diyor.

    Kazadan 36 saat sonra, insanlar Çernobil'den uzaklaştırılmaya başladı. Bir ay içinde 30 km'lik çember içinde yaşayan 116.000 kişi boşaltıldı ve bunlara yeni evler verildi. Ancak, birçoğu radyasyona maruz kalmıştı bile... Çoğu gönüllü 600.000 işçi, onarım ve temizleme çalışmalarına katıldı. Yapılan ölçümlerde maruz kaldıkları radyasyon, her biri için 165 "millisievert"ti... 10 millisievert insan için ölümcül dozu ifade ediyor.
    Santralde gönüllü olarak çalışanların çoğu, büyük acılar çekerek öldü. Patlamanın ilk saatlerinde göreve çağırılan itfaiye erlerinin vücutlarında radyasyon yanıkları baş gösterdi. Ağızlarında, dillerinde küçük yaralar açıldı ve yaralar tüm vücutlarına yayıldı. Birçoğu iki hafta içinde öldü; çinko kaplı tabutların içine konarak kalın beton mezarlara gömüldüler.

    Bu korkunç kazaya rağmen Çernobil kapatılmadı ve faaliyetini sürdürdü. Ama bu uygulama, beraberinde birtakım kazalar getirdi. 1991 yılında 2 numaralı reaktörde yangın çıktı. 2000 Temmuz'unda yoğun yağışlar sonucunda 3 numaralı reaktörü su basınca, yetkililer bu bölümü tamamen kapattılar.

    Birimlerin kapatılmasına rağmen, Çernobil'de güvenliğin sağlanması için sürekli bir mühendis ordusunun varlığı gerekliydi. Birimlerin kaplanmasında 250.000 ton beton kullanıldı. Böylece, 180 tonluk yüksek radyoaktivite içeren yakıt kapatılmış oldu. Şimdi, bu betonun yüzde 10'luk bölümü çatlaklarla dolu.

    Çatlaklardan sızan yağmur suları, boruların dayanıksızlığı, yeni bir facianın habercisi sayılıyor. Yeni bir çevre katliamına yol açılmaması için yeni bir lahit gerekiyor. Ancak bunun maliyeti 650 trilyon TL... Uluslararası bir soruna dönüştüğünden, batılı devletlerin de 2007 yılına kadar bakım ve onarım eksiklerini gidermeye gönüllü oldukları biliniyor.

    Gecikmiş olsa da Çernobil'in kapatılması, çevre gönüllülerini bir hayli sevindirdi. Çevreci kuruluşların çoğu, bu adımı, kıtayı nükleer güçten arındırmanın ilk aşaması olarak değerlendiriyor. Kazanın ardından İsveç ve Hollanda nükleer güçten vazgeçti, İtalya reaktörlerini kapadı.

    Son olarak da Almanya, 2021 yılı itibariyle nükleer güç ünitelerini terk edeceğini açıkladı. Avrupa nükleer güçten uzaklaşırken (Fransa hariç), yeşillerin zaferinin çok da uzun soluklu olmayacağı belirtiliyor.

    Avrupa'da güvenli reaktörler bir bir kapatılırken, Ruslar yenilerini inşa etme planları yapıyorlar ya da Çernobil tipi reaktörler üzerinde kozmetik değişiklikler amaçlıyorlar.
    Bu davranışları, tümüyle ticari kaygılardan kaynaklanıyor. Batı Avrupa'nın enerji ihtiyacının farkına varan Rusya, nükleer reaktörlerle kendi halkının enerji talebini karşılamayı, doğal gaz kaynaklarını da Gazprom yoluyla Avrupa ülkelerine ihraç etmeyi düşünüyor. Kaynaklarda, 2030 yılında bugün 29 olan nükleer santral sayısının 59'a çıkarılacağı belirtiliyor.

    Litvanya'daki Ignalina güç istasyonu, tipik bir Sovyet yapımı nükleer santral... Litvanya'nın enerji ihtiyacının yüzde 85'ini karşılıyor. Ancak, ABD Enerji Bakanlığı tarafından dünyanın en tehlikeli istasyonu olarak değerlendiriliyor.

    Sovyet yapımı RBMK-1500 su soğutmalı reaktörle (dünyadaki en güçlü reaktör modeli) çalışan sant-ral, tektonik hata üzerine kurulu... Sadece 1998'de, bu santralde 20'den fazla kaza gerçekleşmiş. Ancak Litvanya, bu reaktörleri hâlâ kapatmamakta kararlı.

    Ucuz nükleer güce olanak tanıyan RBMK tipi reaktörler Rusya'da çok fazla kullanılıyor. Ancak birçoğunun elektrik sistemleri acil sinyaller veriyor. Uluslararası Atom A-jansı'nın sözcüleri, bu tip reaktörlerin Batı Avrupa ülkelerinde kullanılamayacağını, çünkü güvenlik tertibatının çok ilkel olduğunu belirtiyorlar. Bu arada, Avrupa'nın Rusya'ya Çernobil yerine iki yeni reaktör açması için para yardımı yapması da çok ilginç...

    Uzmanlar, 5 milyonu aşkın insanın yüksek düzeyde radyasyona maruz kaldığını söylüyorlar. Radyasyonun yüzde 40'lık bölümü Ukrayna, Sovyetler Birliği ülkeleri ve Batı Avrupa'yı etkisi altına aldı. Ancak en çok mağdur olanlar, Beyaz Rusya'nın fakir ülkeleri. Ülkenin dörtte birlik bölümü, 264.000 hektarlık bir alan tarım yapılamaz durumda, 485 köy ise tamamen boşaltıldı.
    Uzmanlar, 5 milyonu aşkın insanın yüksek düzeyde radyasyona maruz kaldığını söylüyorlar. Radyasyonun yüzde 40'lık bölümü Ukrayna, Sovyetler Birliği ülkeleri ve Batı Avrupa'yı etkisi altına aldı. Ancak en çok mağdur olanlar, Beyaz Rusya'nın fakir ülkeleri. Ülkenin dörtte birlik bölümü, 264.000 hektarlık bir alan tarım yapılamaz durumda, 485 köy ise tamamen boşaltıldı.

    Çernobil'in insanlar üzerindeki etkisi de korkunç… Temizleme çalışmalarına katılan gönüllüleri temsil eden Çernobil Sendikası, kaza sonucu ölenlerin sayısının 15.000'i bulduğunu ve yaklaşık 50.000 kişinin de sakat kaldığını belirtiyor. Sendika başkanı Viaçeslav Grişin'in verdiği bilgilere göre, 1991 yılından bu yana mağdurların sayısında 12 kat artış görülmüş.

    Dahası, katlanarak artmaya da devam ediyor. Ukrayna Sağlık Bakanlığı, üçte birini çocukların oluşturduğu 3,5 milyon kişinin ciddi rahatsızlık-larla pençeleştiğini açıkladı. Çernobil'in çevre yerleşimlerindeki kanser hastalarının oranı, ulusal ortalamanın on kat üzerinde.

    Kazadan bu yana, Ukrayna'da tiroit kanserine yakalananların sayısı yine on kat artmış. Birçok bilim adamı, kazanın etkilerinin yeni yeni çıktığı konusunda aynı kanıyı paylaşıyor. Çünkü, radyasyon sinsice zarar veriyor ve olaydan 10 yıl sonra tanımlanamayacak hastalıklarla ortaya çıkıyor. 20 yıl sonra bile kötü huylu tümöre ya da tiroit kanserine yol açabiliyor.

    Uluslararası Kanser Araştırmaları Derneği'nden Dr. Elisabeth Cardis'in önderliğindeki Dünya Sağlık Örgütü bilim adamları, Beyaz Rusya'daki Gomel'de, kaza günü dört yaşın altında olan çocukların yüzde 36,4'ünün tiroit kanserine yakalandığını açıkladılar.
    Beyaz Rusya'da yaşayan kadınların yaşam süreleri 74 yıldan 58'e inmiş durumda. 9 yıl içinde sakat doğan çocuk sayısı yüzde 20'lere ulaştı. Beyaz Rusya Sağlık Bakanlığı'nın verdiği bilgilere göre, ülkedeki çocukların yüzde 29'u kronik hasta. Çoğu uzman, bu durumdan Çernobil'i sorumlu tutuyor.

    Ukraynalı bilim adamı Dr. Georgiy Lisiçenko, Dinyeper Nehri'ndeki radyoaktivite düzeyi konusunda yetkilileri uyarıyor. Bu nehir, Kiev'de ve ülkenin pek çok yerinde 30 milyon insanın içme suyunu karşılıyor; bunun yanı sıra, tarlalarda sulama amaçlı kullanılıyor.

    Sadece insana değil, doğaya verdiği zararlar da çok ürkütücü. Radyasyon 1.500 dönümlük ormanı yok etmiş durumda. Bazı tür hayvanlar ya yok olmakla yüz yüze ya da genetik değişikliklere uğramış. Örneğin fareler arasındaki farklılık ürkütücü boyutlara ulaşmış.

    Radyoaktif "Kızıl Orman"da bulunan fare kalıntılarının genetik değişime uğradıkları görüldü.
    Bu nedenlerden dolayı bilim adamları, Çernobil kazasının etkilerinin uzun dönemde araştırılması ve önlemler alınmasından yanalar. Bu kazanın, önümüzdeki yıllarda da insan yaşamını olumsuz etkileyeceği çok açık. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 2000 yılında yayımlanan BM Çernobil Raporu'nda, 3 milyon çocuğun tedavi görmesi gerektiğini ve birçoğunun ana karnında öleceğini vurgulamıştı.

    Daha kötüsü, 7,1 milyon insanın gelecekte ciddi sağlık sorunları yaşayacağını belirtmişti. Korkunç patlamayla yayılan radyoaktivitenin etkilerinin tamamını 2016 yılına kadar anlamak biraz zor. Kofi Annan'a göre, daha kötüsü gelmek üzere.
    Bir başka Çernobil mi?
    Bilim adamları, Rusya'nın kuzeybatısında yer alan Deniz Kuvvetleri'ne ait Murmansk limanının ikinci bir Çernobil'e dönüşebileceği konusunda uyarılarda bulunuyorlar. Rusya'nın ekonomik çöküşüyle birlikte, donanma gemileri ve denizaltıları emekliye ayrıldı. Nükleer güçle çalışan düzinelerce araç, reaktörlerinden ve radyoaktif yakıtlarından arındırıldı. Ancak bunlar 500.000 nüfuslu kentin çok yakınında depolanıyor. Rus yetkililer bilgi vermek konusunda çekingen davranırken, Uluslararası Atom Enerji Ajansı'nın verdiği bilgilere göre, 150'ye yakın reaktör Murmansk'ta bekletiliyor. Sorun gün geçtikçe daha ciddi bir hal alıyor. Çünkü, Rusya'nın bu başlıkları ve atıkları doğaya zarar vermeden yok edebilecek bir bütçesi yok. Moskova'daki yetkililer, bu durumdaki nükleer maddelerle ilgili kaygının yersizliğini savunuyorlar. Sorumluluğun Rus hükümetinde bulunduğunu ve bu durumu kaldırabilecek güçte olduğunu iddia ediyorlar.

  2. #2
    Kıdemli Üye Runaw@y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    izmir/buca
    Yaş
    28
    Mesaj
    721
    Rep Gücü
    170

    Cevap: Ölüm Kusan Çernobil

    Emeğine sağlı abi.Gerçekten korkunç bilgiler.Ben BULGARİSTAN TÜRKLERİ göçmeniyim.1 yaşında izmire yerleşmiştik.7 aylık doğmuşum ve 950 gr ağırlığındaymışım.Kalbim ise delikmiş.ALLAH'A çok şükür şimdi delik kalmadı.Benim anne karnında olduğum dönemde bu olaylar patlak vermiş ve BULGARİSTAN hükümeti hiç bir bitkiden yemeyin ve toprağa yeni mahsul ekmeyin uyarı yapmış tabii bizde buraya, anayurdumuza döndük.İşin garibi ise bulgaristanda 1987-1990 yılları arasında doğanların bir çok sağlık problemi yaşamasıdır..

  3. #3
    Aktif Üye orkuorkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
    Yaş
    48
    Mesaj
    1.942
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    37781

    Cevap: Ölüm Kusan Çernobil

    nukleer enerji 'cok buyuk bir tehdit oldugu kadar' bir o kadar da faydalidir' eger ulkemizde bunu yaparsak' elektrik ihtiyacimizdan tutun saglik sektorune kadar bircok faydalanacagimiz seyler olacaktir'
    Bulgaristan Turkiyeye elektrik satiyor' sattigi elektrik Nukleer santral enerjisdir''
    Avrupa birligi kozluduy nukleer santralini kapatinca bulgaristan da elektrik endisesi oldu'ama her halukarda yillardir enerjisini Nukleer santralden sagliyor.

    Nukleer sistemin iyi taraflari da var biz buyuk bir ulkeyiz eer atom izotoplari olusturulursa hastanelerimizde
    nukleer kemoterapi yapilabilecek' KAnser hastalari icin gecici de olsa umutlar olusacak'
    Bildigim kanser riski tasiyan insanlarin kurtulma ihtimali olmayanlar'yada kanseri geciktirmek isteyenler' Amerikaya gidiyordu. halen de bir kisim insan bu amansiz hastaligin tedavisi icin amerika ya gidenler vardir.

    Eger nukleer gucu modern sartlar altinda kullanirsak fayda olustururuz'
    bu izotoplari olusturmayi becerirsek' o zaman cevremize korku salabilme ihtimalimiz yuksek. Askerii ordumuz yuksek olabilir ' nukleer bir uretim merkezine sahip olmak komsularimizda korku olusturacaktir.

    cok stratejik olmasi dolayisiyla Turkiyede nukleer santralin yapilmamasi icin buyuk bir ugras verilecektir. Bircok ulke bunu Rusya halen kullanir -Ukrayna da halen kullanmaya devam eder. elektrigi en ucuz bununla uretiriz' enerjiyi en ucuz bununla uretiriz su zaman icin' yurt disindan enerji ithal edecegimize ihrac eder konuma gecmeliyiz' enerji satabiliriz'
    enerjiyi disaridan satin aliyoruz''

    Gunes enerjisi ve ruzzgar enerjisini turistik mekanlara ve Tuistik koylere oneririm'

    Turkiye enerjiyi kendi uretmek zorundadir.
    Konu orkuorkun tarafından (19-10-2007 Saat 07:03 PM ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Ölüm...
    sükut-u hayal Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-06-2011, 05:41 PM
  2. Çernobil Hakkında Bilmediğiniz 5 Şey
    dogangunes Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-02-2010, 04:14 PM
  3. Ölüm ve Kız
    sahrabetis Tarafından Tiyatro Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-02-2009, 11:59 AM
  4. Çernobil resimleri
    securıty57 Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-03-2008, 08:39 PM
  5. ölüm anı
    karaca10 Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 28-02-2007, 03:22 PM
Yukarı Çık