Merhaba



Yin ve Yang Teorisinin kökeni Çin'de İÖ 16.yüzyıla kadar uzanır. Tarihte literatüre ilk girişi "Yin ve Yang evrende varolan tüm şekilleri ve özellikleri yansıtırlar" şeklindedir. Yin ve Yang daha çok, dünyada yaşanan düaliteyi açıklamak üzere, fenomenleri gözlemleme ve analiz etme metodu olarak ele alınmıştır; nasıl gece ve gündüz dönüşümlü olarak yaşanıyorsa, her fenomenin iki kutup arasında sürekli değiştiği esasına dayanır. Gündüz (yang) etkinliği ve gece (yin) de dinlenmeyi temsil eder. Yin ve Yang birbirine zıt ama bağımlı ve dönüşümlü aynı zamanda karşılıklı tüketici özellikler sergilerler.

Yin ve Yang teorisi geleneksel Çin tıbbının temelini oluşturur. Vücudun ısıtan, kurutan, harekete geçiren ve hızlandıran enerjisi yang, soğutan, sakinleştiren, yavaşlatan ve durduran enerjisi ise yin olarak kabul edilir. Organlar da işlevsel etkinliklerine göre yin (zang organları) ve yang (fu organları) olarak sınıflanmışlardır. Her zang ve fu organı hem yin hem de yang özellikleri bünyelerinde barındırır.

Bu kadim bilgileri çağdaş tıbba uyarladığımızda, Yin'in Parasempatik Sinir Sistemine ve Yang'ın Sempatik Sinir Sistemine benzerliğini gözlemliyoruz. Parasempatik ve Sempatik Sinir Sistemleri, vücudun istem dışı otonom işlevlerini düzenleyen Otonom Sinir Sistemi'ni oluştururlar. Sempatik Sistemin uyarılması bazı organları uyarırken, bazı organları baskılar. Benzer şekilde Parasempatik Sistemin uyarılması da bazı organları uyarırken, bazı organları baskılar. Bir organ gelen uyarıyı algılayabilen farklı reseptörleri sayesinde hem sempatik hem de parasempatik uyarıya yanıt verebilir. Örneğin kalbimiz sempatik uyarı ile hızlanırken, parasempatik uyarı ile yavaşlar. Çağımızın hastalığı olan stres, Sempatik Sinir Sistemine ait bir yanıttır.