Merhaba!

banksy israilin ördüğü utanç duvarına grafiti yazarken
bir filistinli bu duvarı güzelleştirme
bu berlin duvarı değil demesi,
banksy nin utanç duyduğunu itiraf ettiği bir an


Art Brut, Raw Art, Outsider Art, ya da dilimizde söylenegeldiği şekliyle Ham Sanat… İstanbul’a uğrayan Dubuffet sergisi vasıtası ile küçük takipçi kitlesi dışında, daha geniş kesimlerce de tartışma şansına kavuşuyor. Sanatla hayat arasındaki çizgiyi kaldırmak, yaşamı bir şiir haline getirmek tarihsel avant garde’ın amacı olmuştur. Bunun izlerini ‘modernlik, geçişsel olandır, kaçak olandır, rastlantısal olandır’ diye Baudelaire de görmek mümkündür. 19 yy da sanat kavr***** karşı ilk şüpheler doğmaya başlarken, köktenci bir başkaldırı için ilk avant garde hareketleri beklemek gerekecekti…

Lautremont ya da Ducesse ‘şiir herkesçe yazılabilmelidir’ dediğinde, daha sonra art brut hareketini de etkileyecek bir sürrealist ilkeyi ortaya koyuyordu. Sanat ateşi seçkinlerin elinden alınmalı, profesyonel etiketleri olmayanlar da sanat üretebilmeliydi… ‘sanat budalalıktır’ diyen Vache ise yetenek kavr***** inanmaz. Bu yüzden Vache hiç eser üretmemiştir. Breton önce mektuplaştığı, ardından dost olduğu Vache’nin anti-sanat tavrından etkilenmiş ve daha baştan elitist sanat anlayışına karşı çıkmıştır.

William Morris ütopist komünist pratiği yanında zamanda, neredeyse tüm sanatın bütün alanlarında üretmiş bir insandır. Modern dünyada ‘sanatçı’ kavramının yüceltilmesine karşı Morris zanaat’ı savundu. Kurduğu ‘arts anda crafts’ hareketi sanatla hayat arsındaki uçurumu kapatmaya, geniş kitlelerin estetik ürünler yapmasına yönelik bir çağrı idi. Morris’in ütopyasının 20.yüzyıl da Bauhaus okulunun temel felsefesini oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz.

Aynı dönemde Amerika da Duchamp ‘ready made’ kavramını ortaya atıyor, bazı eşyalara imza atıp sergilere yolluyordu. Duchamp izleyicileri için sanatın bağımlılık yapan bir ilaç halini aldığını düşünüyordu. Ready made ise, standart sanat anlayışının çok ötesinde ‘ tam bir uyuşukluk olgusuyla uygunluk içinde olan görsel bir kayıtsızlık tepkisi üstüne temellenmiştir’. 1915’te üzerine ‘kol kırılmasına karşı’ yazıp imzaladığı kürekten kimsenin pek haberi olmamışsa da, ‘çeşme’ adını taktığı ve R. Mutt imzası attığı pisuvarla modern sanat dünyasında yeni bir dönem başlıyordu.

Şu an 135 parçalık ordusu ile İstanbul ilini fethe gelmiş Picasso ve Braque 20 yüzyılın başlarında yapıtlarına Adjunnction (eklenti) nesneler ekleyen modernist hareketin ilk kolaj ürünlerini veriyorlardı. Almanya da ise Kurt Switters tamamen Merz adını verdiği kolaj-montaj türüne yoğunlaşmıştı. Kolaj sürrealist sanatın hala en geçerli silahlarından biri ve geniş kitleleri yetenek ya da formasyonla değil rastlantılara, birbirinden bağımsız parçaları yan yana getirerek üretmeye yönelik bir baştan çıkarma duyurusu olmaya devam etmektedir.

Dada, tüm yerleşik kurumlar gibi sanatı da yıkmaya çalışmıştır. ‘yeterince kübist ve futurist akademimiz var. Resmi düşüncelerin laboratuarları. Para kazanmak için mi yoksa kibar burjuvaları mutlu etmek için mi sanat yapıyoruz?. Tüm plastik sanatlar ve resim yararsızdır’..

Dada, hızlı ve öfkeli varoluşunu kısa sürdürmüş ve hareketin belirleyici isimleri sürrealist devrime güç vermiştir.

Sürrealist devrim ise başlangıçta elitist sanat tavrına savaş açıp, Lautreamont’un öğüdünü bayrak edinmiştir. Bu yüzden birinci manifesto çocukların ve deli- diye yaftalananların dünyasına saygı duruşu ile başlar. Breton manifestosunda Vache’nin dersine dönüp ‘bizde yetenek diye bir şey yok ‘demiştir… Artık sanatçı, sanatını konuşturan bir profesyonel değil, bilinçdışının, düşlerin, rastlantıların, olağanüstünün ‘alçak gönüllü kayıt makineleridir’

Böylece gerçeküstücü merkezin kapıları delilere, bilicilere, çocuklara, medyumlara, bedensel özrü bulunanlara, serüvenci amatörlere açık olmuştur. Yazında otomatik yöntem, fotografta solarizasyon,fotografi, resimde frotaj, fümaj, dekalkomani,oyunda cadavre exquis bu yaklaşımın en bilinen ürünleridir. Bu yöntemlerde yetenek bilinçli olarak dışlanır. Aragon bu durumu ‘sanatsal yetenek insanlığın onurunu lekeleyen bir aldatmaca olarak ortaya çıkıyor’ sözleriyle açıkça ortaya koyar..

Dubuffet başlangıçta ortak prensiplerde yan yana geldiği Breton ile varlık göstereli bir yıl olmamıştı ki, Dubuffet, kendisinden sonrakileri ham sanatı surrealizme eklemlemek istemekle itham etmişti, 1951 yılına dek süren ve topluluğun aktivitelerini kesintiye uğratan bir gerilime sebep olmuştu bu durum. 1951 de grubundakilere bu birlikteliğin pasif bir sempatiden öteye gidemeyen bir hayalet olduğunu söylemişti. Dubuffet insanlara dünyayı değil, zevklerini değiştirmelerini tavsiye ediyordu. Bunlara rağmen kendisini Breton un çekim alanından

Dubuffet, kendi yolunu Breton dan uzaklaştırması ardından Laing başını çektiği antipsikiyatri hareketine yakınlaştırdığı söylenebilir.. Ama unutulmamalıdır ki, bu ateşin kökleri çok daha eskidedir. Blake, Sade, Nerval, Lautreamont, Cravan, Vache, Artaud, Zürn… deliliğin dağlarında gezip, zihnini özgürleştirenler sayesinde modenist hareket devrimci özündeki yıkıcılığı büyütmüştür..

Milyarlık koleksiyonerlerin, açık arttırmaların, müzelerin, bienallerin, küratörlerin elinde meta haline getirmeye çalışıyorsa modernizm, tarihsel avant garde’ın mirasına daha güçlü sarılmalıyız. Magritte’in De Chirico yapıtı üzerine söylediği gibi, çünkü ‘onlar bizim ruhumuzu dünyanın gizine açarlar’. Bu yüzden modernist hareket çek defterlerine, çokuluslu şirket müzelerine hapsedilemez. Onun gücünü aldığı yer pratik hayatın havasının solunduğu sokaklardır. Greil Marcus, street art ile dada’nın, Adorno ile Sex Pistol’un kesişimlerini sunmuştu.. Banksy’nin İsrail güvenlik duvarına , omzuna bir roket atar ekleyerek yerleştirdiği Mona Lisa tarihsel avantgarde ile sokak sanatının birleşiminin vurucu bir örnegini teşkil eder.

DÜZENSİZ: GÖRÜLMEYEN DUBUFFET SERGİSİNE DAİR NOTLAR