+ Yorum (Cevap) yazın
1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 30

A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

Kültür, Sanat Kategorisinde ve Genel Kültür Forumunda Bulunan A dan Z ye Bulmaca sözlüğü Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> A Aba terlik.:PANTUFLA Abartı. : MÜBALAĞA ABD Başkanı Eisenhower’in takma adı. : İKE Abdülhak Hamit Tarhan’ın manzum trajedisi. : NESTEREN

  1. #1
    SMN
    SMN isimli üye şimdilik offline konumundadır
    Aktif Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    1.328
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    A

    Aba terlik.:PANTUFLA

    Abartı. : MÜBALAĞA

    ABD Başkanı Eisenhower’in takma adı. : İKE

    Abdülhak Hamit Tarhan’ın manzum trajedisi. : NESTEREN

    Abla.:CİCE

    Acem hükümdarı. : EKASİRE

    Acemi zeybek.:KIZAN

    Acemi,bir işe yeni başlayan. : NEVNİYAZ

    Acemi. : TOR

    Acı biber.:KAYEN

    Acı çikolata : BİTTER

    Acı kavun. : EŞEK HIYARI

    Acı yitimi. : ANALJEZİ

    Acıbadem ağacı.: EREZ

    Acıklı olay,dram. :HAİLE

    Acıklılık. : FECAAT

    Aç gözlü.: TAMAHKAR

    Açı ölçmeye yarayan dönme hareketli bir çeşit cetvel. :ALİDAT

    Açık alan korkusu.:AGORAFOBİ

    Açık duran baş parmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık.: SERE

    Açık eflatun renk.: KIZILŞAP

    Açık havada ızgara veya kızartma yapmaya yarayan ocak.:BARBEKÜ

    Açık kapı ve pencereler arasında oluşan hava cereyanı.: KURANDERE

    Açık mavi, kırmızı ve beyaz,sıkı ve tatlı küçük elma. : ABİ

    Açık tohumlardan parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen,yurdu Güney Asya olan,palmiyeye benzer ağaç. : SİKALAR

    Açık toprak rengi. : BOZ

    Açık toprak rengi.:BOZ

    Açık ve yüksek sesle.:CEHREN

    Açık yeşil ve pembe renkli,kolay işlenen,değerli bir taş. : YEŞİM

    Açık,ortada. : AYAN

    Açıkgöz,kurnaz,hin.:EKE

    Açıkgöz.:CİNGÖZ

    Açıklık,bellilik.:BEDAHET

    Açıktan geç,yaklaşma anlamında bir denizcilik ünlemi.:ALARGA

    Açma,açılış. : KÜŞAT

    Ad kavmi hükümdarı Şeddad tarafından cennete benzetilerek yaptırılan efsanevi bahçe.:İREM

    Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.: LOTARYA

    Ada çayı. : MERYEMİYE

    Adak. : NEZİR

    Adalet.: TÜRE

    Adana ve Mersin yöresinde güğümle doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyankökü şurubu.:AŞLAMA

    Adanmış ülke yada İsrail ülkesinin eski adı.:KENAN

    Adem ile Havva’nın üçüncü oğlu. : ŞİT

    Adet görme. : MENSTRUASYON

    Adet yokluğu: AMENORE

    Adı kötüye çıkmış kimse.:BEDNAM

    Adım aralığı. : FULE

    Adını anma,sözünü etme.:ZİKİR

    Adını bugünkü Bogota yakınlarında yaşamış bir yerli kabilesinin efsanevi yöneticisinden alan masalsı altın ülkesi.: ELDORADO

    Adil hükümdar.:DAVER

    Afgan halklarından biri. : PEŞTUN

    Afganistan ve Pakistan kadınlarının yüzlerini örtmek için kullandıkları bir tür peçe: BURKA

    Afrika kabilelerinde krala verilen ad.: KABAKA

    Afrika kokarcası da denilen bir kürk hayvanı. : ZORİLLA

    Afrika kökenli bir Amerikan müziği.:CAZ

    Afrika kökenli bir dans.:BAMBULA

    Afrika misk kedisi. : KALEMİS

    Afrika ve Asya’nın kurak bölgelerinde yaşayan kemirgen bir hayvan.:GERBİL

    Afrika zencilerinin çalı çırpıdan yaptıkları çardak gibi barınak.:APATAM

    Afrika’da gruplar halinde yaşayan ve boyu 30 cm kadar olan memeli bir hayvan.: KUYRUKSÜREN

    Afrika’da ve Amerika’da yaşayan,iri gövdeli,uzun yapraklı palmiye.: RAFYA

    Afrika’da bir ağaç. : AKO

    Afrika’da bir oyun türü. : AVELE

    Afrika’da bir ülke. : BENİN

    Afrika’da çitle çevrili bir hayvan barınağı ile çevresindeki evlerden oluşan yerleşme biçimi.:KRAAL

    Afrika’da yaşayan bir antilop. : KOB

    Afrika’da yaşayan bir leylek türü.:MARABU

    Afrika’da yaşayan bir yaban kedisi.:İMPAKA

    Afrika’da yaşayan iki antilop türünün ortak adı. : GNU

    Afrika’da yaşayan İnek antilobu. : KAAMA

    Afrika’da yaşayan iri bir antilop: BEİSA

    Afrika’da yaşayan ve çok hızlı koşabilen bir antilop. : İMPALA

    Afrika’da yaşayan,narin ve küçük bedenli bir antilop.: BEİRA

    Afrika’da yetişen ve parlak kerestesi mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç.:OKUME

    Afrika’dan zenciler tarafından getirildiği sanılan ağır bir Küba dansı. : HABANERA

    Afrika’nın en yüksek dağı Kilimanjaro’nun yerli dillerde özgürlük anl***** gelen adı. : UHURU

    Afrika’nın hızlı koşular için yetiştirilmiş evcil hecin devesi. : MEHARİ

    Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan iri bir leylek cinsi. : TANTAL

    Afrika’ya özgü bir tür yaban kedisi.:SERVAL

    Afyon yöresinde kadınlar tarafından oynanan bir halk oyunu.:FADİK

    Afyon’un Sandıklı ilçesinde bir kaplıca.:HÜDAİ

    Afyondan çıkarılan,öksürüğü kesmek için hekimlikte kullanılan bir madde. : KODEİN

    Afyondan elde edilen ve hekimlikte kullanılan bir alkoloit. : PAPAVERİN

    Agaragar.:JELOZ

    Ağ : APIŞLIK

    Ağ yatak. : HAMAK

    Ağacın reçinesini çıkarmada,boyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz toz.:POTAŞE

    Ağaç bilimi. : DENDROLOJİ

    Ağaç cilası.:LAK

    Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçiminde balık ağı. : VİNTER

    Ağaç çivi. : KAVELE

    Ağaç dallarından yapılmış gölgelik.:ÇARDAK

    Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta.:MARANGOZ

    Ağaç rendelemekte kullanılan,uzun marangoz rendesi. : PLANYA

    Ağaç sansarı.:ZERDEVA

    Ağaç veya demir parçalarını birbirine bağlamakta kullanılan somunlu iri başlı vida: CIVATA

    Ağaç veya fidan dikmeye yarayan yer.:OYUM

    Ağaç veya kumaştan yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde.:STOR

    Ağaç veya topraktan yapılmış küçük testi.:BODUÇ

    Ağaç yada sebze dikmek için açılan çukur. : EMEN

    Ağaç,bağ çubuğu veya sebze dikmek için açılan çukur.:EMEN

    Ağaç,taş ve madenleri oyarak şekil veren usta.:NAKKAR

    Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun. : PUS

    Ağaçlıklı yol.:ALE

    Ağaçtan yapılmış iri çekiç.:TOKMAK

    Ağaçtan yapılmış testi.: SENEK

    Ağaçtan yapılmış top.: TOMAK

    Ağdalı,koyu kıvamlı bir maddenin özelliği,ağdalık.: VİSKOZİTE

    Ağı otu.: BALDIRAN

    Ağıl,davar ağılı : ARKAÇ : KOM

    Ağın her suya atılışıyla bir defada yakalanan balık. : FOROZ

    Ağır akan su.:KARASU

    Ağır başlı,uslu. : DÖLEK

    Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya denize indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi.:ALGARİNA

    Ağır bir yükün yerden yükseltilmesini sağlayan alet.:KRİKO

    Ağır cisimleri bir yerden başka bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.Çekek tahtaları,felek. : FİLENK

    Ağır ritimli bir İspanyol dansı.:BOLERO

    Ağır tempolu bir İspanyol dansı.:SARABANDA

    Ağır topuz.:GÜRZ

    Ağır,kalın,dayanıklı ve sağlam.: KUNT

    Ağırbaşlı,sözleri ve davranışları ölçülü olan kimse.:DENLİ

    Ağırbaşlılık.:VAKAR

    Ağırlama. : İCLAL

    Ağız kısmı yayvan bakır kap.:ÜSKÜRE

    Ağız ve dil hareketlerinden yararlanarak,soluk borusuna arka arkaya küçük miktarda hava göndermek için başvurulan soluk alma.:FROG

    Ağız yangısı. : STOMATİT

    Ağızdan ağıza söylenen parola. : PASAPAROLA

    Ağızotu.:YEM

    Ağrı Dağındaki bir yayla. : ELİ

    Ağrı dağının eski adı. : ARARAT

    Ağrı.: VECA

    Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesine özgü bir tür köfte.:ABDİKÖR

    Ağrılı ve kirpikleri dökülmüş göz.:ÇİPİL

    Ağustos ayının ilk haftasına denk gelen yazın en sıcak günlerine verilen ad.:EYYAMIBAHUR

    Ağustos böceği.: ORAK BÖCEĞİ

    Ağzı çember biçiminde telden yapılma torbaya benzer büyük gözlü ağ. : APOŞİ

    Ağzı geniş,tek kulplu su kabı: KANATA

    Ağzı sıkı.:KETUM

    Ağzın içinde oluşan pamukçuk. : AFT

    Ağzına kadar dolu.:LEBALEP

    Ahali,sakinler.:SEKENE

    Ahbaplık,arkadaşlık,alışkanlık.: ÜNSİYET

    Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan delik, pencere. : TEMEK

    Ahi kuruluşlarına girenlerin törenle bellerine bağlanan kuşak. : ŞED

    Ahize,alıcı,reseptör. : ALMAÇ

    Ahlaklı.: NEZİH

    Ahmaklık. : HAMAKAT

    Ahmet Raşit Öğütçü. : ORHAN KEMAL

    Ahmet Rıfat’ın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.: RUFAİLİK

    Ahşap ve çubuklarla yapılan ve pencerelere takılan siper.:KAFES

    Ahududu soslu şeftalili,krem şantili dondurma.:PEŞMELBA

    Ahududu. : AĞAÇ ÇİLEĞİ

    Aids testi. : ELİZA

    Aids virüsü.:HİV

    Ailesine bakan./Yoksul: AİL

    Ajanda.:ANDAÇ

    Akaç. : DREN

    Akaju. : MAUN

    Akanyıldız. : AĞAN : ŞAHAP

    Akarsu krosu. Sal yarışı. : RAFTİNG

    Akarsu krosu.: RAFTİNG

    Akarsu yatağı., mecra. : AKAK

    Akbaba.:KERKES

    Akciğer zarı iltihabı.:PNÖMONİ

    Akciğer. : RİE

    Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses. : RAL

    Akdeniz ülkelerinde görülen, en çok keçi sütü ile bulaşan ateşli bir hastalık.:MALTAHUMMASI

    Akdeniz yöresinde yetişen ve çiçek tomurcukları turşu yapımında kullanılan bir bitkiye verilen ad. : KEBERE

    Akdeniz bölgesinde bir akarsu. : ALATA

    Akdeniz Bölgesinde yaygın bir çiçek.:BEGONVİL

    Akdeniz Bölgesinin batı kesiminde bir akarsu.: EŞEN

    Akdeniz çevresinde bol yetişen,ateşe ve öksürüğe karşı sağaltıcı bir etkisi bulunan,uyarıcı,güçlendirici,yara sağaltıcı olarak da yararlanılan bir bitki.:DALAKOTU

    Akdeniz çevresinde yaşayanlarda görülen kansızlık.Cooley hastalığı. : TALASEMİ

    Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan bir ağaççık.:AYIT

    Akdeniz ve Marmara’da yaşayan kırmızı renkli,eti lezzetli bir balık. : MAZAK

    Akdeniz yöresinde görülen çok sıcak rüzgar. : SİROKO

    Akdeniz yöresinde kendiliğinden yetişen ve dokumacılıkta kullanılan bir bitki.: ALFA

    Akdeniz yöresinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. : HAVACIVA

    Akdeniz yöresinde yetiştirilen ve lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan bir bitki.:İSKORÇİNA

    Akdeniz’de İtalya’ya ait bir ada. : ASİNARA

    Akdeniz’de yaşayan beyaz etli bir balık. : HANİ

    Akdeniz’de yaşayan iri karides türü. : NİKA

    Akdeniz’de yaşayan,pullu,eti beğenilen bir balık.:SİNARİT

    Akdeniz’de yaşayan,vücudu yassı,pullu,eti lezzetli bir balık.: İŞKİNE

    Akıcı söz. : SELİS

    Akıl hastalıklarının genel adı. : PSİKOZ

    Akıl. : US

    Akıldışıcılık. : İRRASYONALİZM

    Akıllı,zeki.:LEBİB

    Akıllıca. : ALEMİYANE

    Akılsız,budala. : EBLEH

    Akıntılı hastalık.:AKARCA

    Akıtaç. : PİPET

    Akıtma.:İSALE

    Akkız otu,mübarek dikeni gibi adlar da verilen ve çiçekli dalları halk hekimliğinde kullanılan otsu bitki. : ŞEVKETİ BOSTAN

    Akkor. : NARIBEYZA

    Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan,ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.:VOLONTARİZM

    Aklı başında olmayan,baygın.:BİHUŞ

    Aklı yatmış. : KAİL

    Akran,eş.:BEKTAŞ

    Akran. : TAYDAŞ

    Akrep takım yıldızının kuyruğunun güneyinde yer alan,küçük güney takımyıldızı,sunak.:ALTAR

    Aksaray’da bir baraj. :APA

    Aksu,ak basma,perde.:KATARAKT

    Akşam vakti,akşam namazı. : AŞA

    Aktinyum elementinin simgesi. : AC

    Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan bir antibiyotik. :AZASERİN

    Akyuvar. : LÖKOSİT

    Alaca benekli./Cüzamlı./Çiçek bozuğu. : ABRAŞ

    Alaca,iki renkli.: YANAL

    Alakasız.(Mecazi). : KELALAKA

    Alamanadan küçük,üç çifte balıkçı kayığı. : MANYAT

    Alan korkusu.:AGORAFOBİ

    Alaşım. : HALİTA

    Alaturka müzikte kullanılan bir tür zilsiz tef. : BENDİR

    Alavereci. : SPEKÜLATÖR

    Alay,eğlenme. : MEZEK

    Alaysı. : İRONİK

    Alçak kimse. : DENİ

    Alçalma. : ZÜL

    Alçı taşı.:JİPS

    Alçıdan kabartma süsler.Süslemecilik sanatında alçak kabartma tekniğinde,mala ile yapılan alçı süslemeye verilen ad. : MALAKARİ

    Aldatma,oyun,düzen.:DESİSE

    Alev.Yalaz. : ALAZ

    Aleve tutularak pişirilmiş.:FLAMBE

    Alevi ve Bektaşi müritleri aydınlatmak için düzenlenen cemaatlerde dedelere yapılan yardım veya verilen para.:HAKKULLAH

    Alevi-Bektaşi törenlerine verilen ad Alevi semahı.:CEM

    Alışılagelen.:BERMUTAT

    Alışkanlık.:ÜNSİYET

    Alışkanlıkla elde edilmiş beceri.: RUTİN

    Alışma,kaynaşma.:ÜLFET

    Alışveriş. :AKSATA

    Alışverişte çok kar amacını güden kimse.:BEZİRGAN

    Alkalik. : KALEVİ

    Alkil kökü. :AMİNO

    Alkolde eriyen hayvani reçine.:GOMALAK

    Allah’ın buyruklarına uyma.:TAAT

    Almak,alıp götürmek.:APARMAK

    Alman,Avusturya,İngiliz,Rus ve İsveç askeri hiyerarşisinde en yüksek rütbe.:FELDMAREŞAL

    Almanca evet.:JA

    Almanya dışına sürülmüş Musevilerin 14. asırdan başlayarak kullanmış oldukları Almanca-Yahudice karması dil. : YİDİŞ

    Almanya ve Avusturya’da kullanılmış eski gümüş para. : TALER

    Almanya ve İtalya’da resim müzelerine çoğu zaman verilen ad. : PİNOKOTEK

    Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç.:KAKÜL

    Alosa’da denilen balık.: TİRSİ

    Alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş.: PELİKAN

    Alt,aşağı.:ZİR

    Altay panteonunda deniz tanrıçası. : AKANA

    Altı aylığa kadar körpe yaban domuzu.:FESEK

    Altı çan biçiminde genişleyen etekler için kullanılan sözcük. : KLOŞ

    Altı düz,üçgen biçiminde yelkenli iki kişilik tekne. : ŞARPİ

    Altı mukavva ile beslenmiş,üstü sırmalı işleme.: DİVAL

    Altı veya sekiz çift kürekle çekilen dar,uzun bir çeşit kayık : KANCABAŞ

    Altın alaşımı.: ORÜR

    Altın kökü. : İPEKA

    Altın renginde olan.:ALTUNİ

    Altın ve gümüş eritilen kabın içine konulan çerçeve. : İLİCE

    Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş. : DİBA

    Altından yapılma,altın rengi. : ZERRİN

    Altıpatlar da denilen bir tabanca türü.:REVOLVER

    Altmış santimlik bir uzunluk ölçüsü. : ARŞIN : ENDAZE

    Altmış yıl.: SİTTİNSENE

    Altmışlı yılların başlarında doğan bir Jamaika müziği.:SKA

    Altyapı. : İNFRASTRÜKTÜR

    Alüminyum,bakır ve magnezyum katılmış çinko alaşımlarına verilen ad. : ZAMAK

    Alüminyumun simgesi: AL

    Alüvyon. : LIĞ

    Alyuvarlar. : ERİTROSİT

    Amaçlamak. : İSTİHDAF ETMEK

    Amaçtan şaşmak: ÇAVMAK

    Amasya’da bir göl. : BORABAY

    Amasya’nın Taşova ilçesi yakınlarında,sarkıt ve dikitleriyle tanınmış mağara. : BALLICA

    Amazon bölgesinde bataklık sık orman.: İGAPO

    Ameliyat bıçağı. : BİSTÜRİ : NEŞTER

    Ameliyat ipliği. : KATKÜT

    Amerika ve Avustralya’da yaşayan,kürkü değerli memeli bir hayvan.:OPOSSUM

    Amerika’da yaşayan, avlanması ve postlarının satılması yasak olan memeli bir hayvan. :OSELO

    Amerika’da 1917’de çeşitli meslekten insanları kültürel,insancıl amaçlar çerçevesinde toplamak amacıyla kurulan kulüp.:LİONS

    Amerika’da Amazon,Afrika’da Nijer ırmakları gibi Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad. : SELVA

    Amerika’da yaşayan ve yavrularını sırtında taşıyan keseli sıçan. : SARİG

    Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç,hint bademi.:KAKAO

    Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaççık.:İKAKO

    Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan kimi kemiricilerin ortak adı.: AGUTİ

    Amerikan armudu : AVOKADO

    Amerikan devesi. : LAMA

    Amerikanın ekvator bölgesindeki tatlı sularda yaşayan bir kaplumbağa. : MATAMATA

    Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen ve mandalinaya benzer meyvesi olan bir ağaca verilen ad. : GUAYAVA

    Amine Hatun’un Hazreti Muhammed’e hamile kaldığı gece.:REGAİP

    Amip,akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.:AMİTOZ

    Amirler. : ÜMERA

    Amonyak tuzu. : NIŞADIR

    Amyant. : AKASBEST

    Ana ırmağa karışan akarsu.:GELEĞEN

    Ana kent. : METROPOL

    Ana rahminde doğma zamanını tamamlayamamış veya vaktinden önce düşmüş çocuğa verilen ad. :CENİN

    Anadolu beyliklerinde donanma askeri. : AZAP

    Anadolu halklarının ana tanrıçası. : KİBELE

    Anadolu halklarının en eski ana tanrıçası,:MA

    Anadolu’da doğup Karadeniz’e dökülen akarsuların en doğuda olanı.:ÇORUH

    Anadolu’da Lykia bölgesinin en önemli liman kentlerinden biri.:PATARA

    Anadolu’da seyirlik köy oyunlarını düzenleyen kişiye verilen ad.:KIZILAYAK

    Anadolu’da yüzyıllardan buyana göçerler arasında dokunan bir tür ensiz dokumaya verilen ad. : ÇARPANA

    Anadolu’nun bazı yörelerinde mercimekli bulgur pilavına verilen ad.:MÜCEDDERE

    Anadolu’nun bazı yörelerinde tohuma verilen ad. : BİDER

    Anadolu’nun çeşitli yörelerinde genellikle kadınların vücutlarının çeşitli yerlerine yaptırdıkları dövme. : DAK

    Anadolu’nun en eski halkı.:LUVİLER

    Anadolu’nun güneybatısının antik devirlerdeki adı. : KARİA

    Anadolu’nun iç ve doğu kesimlerinde yaşayan,toprak altına yuva kuran memeli bir hayvan.:AVURTLAK

    Anadolu’nun kimi bölgelerinde erkekler arasında yapılan sohbet toplantıları: BARANA

    Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:TAMZARA

    Anahtar. : AÇAR

    Anakent,ana şehir.:METROPOL

    Anarşizmin rengi.:KARA

    Anasonsuz üzüm rakısı. : DÜZİKO

    Anayurdu Meksika olan,odunundan kırmızı boya elde edilen bir ağaç.:BAKAM

    Anayurdu Orta ve Güney Amerika ile Batı Hint adaları olan elli kadar ağaç ve çalı türünün ortak adı.: JAKARANDA

    Angola’nın başkenti.:LUANDA

    Angola’nın para birimi.:ESKÜDO

    Anında çeviri.: SİMÜLTANE

    Anında,hemen.: ALAMİNÜT

    Anıtkabir’in tasarımını da gerçekleştiren ünlü mimarımız.:EMİN ONAT

    Anıtmezar. : MOZOLE

    Ankara keçisinin kılı. : MOHER

    Ankara ve yöresine özgü iki kişiyle oynanan ağır ritimli bir halk oyunu.:FİDAYDA

    Ankara yöresine özgü bir halk oyunu.:MİSKET

    Ankara’daki Hitit Güneşi adlı anıtıyla tanınan,1905-1978 yılları arasında yaşayan heykelcimiz.:NUSRET SUMAN

    Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde ulusal park kaps***** alınan orman alanı.:SOĞUKSU

    Anket. : SORMACA

    Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası.:BEYİT

    Anlambilim.: SEMANTİK

    Anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak.: BÖĞÜRMEK

    Anlaşma,uyuşma. : ANTANT

    Anlatışta düzgünlük.: FESAHAT

    Anlayış. : İZAN: FERASET

    Anlayışlı.:FERASETLİ.:ZEYREK

    Anlayışsız,ahmak,kalın kafalı.:GABİ

    Ansızın gelen bela,sıkıntı. : MUSİBET

    Antakya’da,bir çok dinsel yapı bulunan ve tabiatı koruma alanı kaps***** alınan dağ.:HABİBNECCAR

    Antalya ilinde antik bir kent. : SİMENA

    Antalya körfezinin batı kıyısında bir burun. : GELİDONYA

    Antalya Körfezinin batı kıyısında bir koy ve burun.: ADRASAN

    Antalya ve Fethiye körfezleri arasında yer alan yarımadanın adı.:TEKE

    Antalya yöresine özgü,kaburga kemiği ve pirinçle yapılan bir yemek.:LABA

    Antalya’da bir baraj.:ALAKIR

    Antalya’da bir mağara. : KARAİN

    Antalya’da Kale ve Finike ilçeleri arasında yer alan kıyı gölü.:BEYMELEK

    Antalya’da Manavgat çayı üzerinde bir baraj ve hidroelektrik santralı.:OYMAPINAR

    Antalya’da tanınmış bir mağara.: DAMLATAŞ

    Antalya’nın Elmalı ilçesinde tabiatı koruma alanı kaps***** alınan ve Toros sediri ağaçlarıyla kaplı olan orman alanı. : ÇIĞLIKARA

    Antalya’nın eski adı.:ADALYA


    Antalya’nın Lara bölgesinde,yaklaşık 150 kuş türünü barındıran bir göl.:YAMANSAZ

    Antalya’ya özgü tahinle yapılan bir yiyecek. : HİBEŞ

    Antarktika’da etkin bir yanardağ.:EREBUS

    Antepfıstığıgillerden,sıcak bölgelerde yetişen,kabuğu hekimlikte,yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç. : SOMAK

    Antik çağda daha çok mezar taşı işlevi gören ama adak,anı veya sınır taşı olarak da dikilen taş levha.:STEL

    Antik çağlarda Kızılırmak ile Sakarya ırmağı arasındaki bölgeye verilen ad. : GALATYA

    Antik çağlarda,Anadolu’nun güneybatısına verilen ad.:LİKYA

    Antik Yunan’da,konserler verilen,şiirler okunan,oyunlar oynanan,genellikle dikdörtgen biçiminde,üzeri kapalı yapı.:ODEON

    Antiller’de ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen,kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir kamış çeşidi.:MARANTA

    Antimon’un simgesi. : SB

    Antlaşma:. MUAHEDE

    Anüsten su vermek yoluyla kalın bağırsağın içini temizleme.Lavman.: TENKİYE

    Apandis iltihabı.:APANDİSİT

    Aptal. : ALIK: ŞAVALAK

    Ara,arasında.:BEYN

    Ara. : ANTRAKT

    Araba oku.:ARIŞ

    Araba okunun ekseni. : İK : İĞ

    Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval. : GERİ

    Araba vapuru. : FERİBOT

    Arabacı.:KOÇAŞ

    Arabada saman yüklenen taşıma sepeti. : ÇİTEN

    Arabistan plakası. : KSA

    Arabistan yarımadasında yaşayan bir çok Arap kabilesinin ortak adı. : MAZİN

    Arabistan’da çeşitli yerlerde kurulan pazarlar.: SUK

    Aracısız,doğrudan. : BİLVASITA

    Arap abecesiyle yazılan ve ancak büyüteçle okunan bir yazı biçimi. : GUBARİ

    Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü. : CELİ : HİLALİ.: TALİK

    Arap alfabesinin her hangi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni. : EBCET

    Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri. : FANTAZMA

    Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri.:FANTAZYA

    Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.: ARABİST

    Arap erkek giyiminde,kefiyenin kaymaması için başa geçirilen ayarlı çember.Yün çember bağ. : AGEL

    Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi.:RIKA

    Arap harfleriyle yazılmış metinlerde kısa ünlüleri göstermek için kullanılan işaret.:HAREKE

    Arap reisinin evi. : ZAMALA

    Arap yazısının düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi.:KUFİ

    Arapça çok karanlık gece.:LEYLA

    Arapça da ben. : ENE

    Arapça dilbilgisinde fiil çekim örneklerini içeren kitap.: EMSİLE

    Arapça el yazısı biçimi. : RIKA

    Arapça kuş.:TAYR

    Arapça zarf yapan gibi anlamında benzetme öneki.:KE

    Arapça’da domuz. : HINZIR

    Arapça’da inandık anlamında bir söz.:AMENNA

    Arapların başlarındaki serpuş. : KEFİYE

    Arapların Recep ayında kestikleri kurban. : ATİRE

    Araz. : İLİNEK

    Arazi üzerinde serilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren geometrik biçimli tahta lata. :MİRA

    Arazide dikilen işaret çubuğu. : ARDA

    Ardıç kozalağı. : EFİN

    Argo da adam,herif anlamında söz. : *****

    Argo da ahlaksız kimse. : KAYARTO

    Argo da esrar. : OT

    Argo da hiç emek vermeden ele geçirilen şey. : LÜP

    Argo da orta yaşlı erkek. : KIRANTA

    Argo’da aptal,sersem.:GEBEŞ

    Argo’da çirkin kimseye verilen ad.:KOKOROZ

    Argo’da dikizleme.:RONT

    Argo’da dolap.:KETENPERE

    Argo’da dost,metres anlamında sözcük.:GACO.:ZAMKİNOS

    Argo’da fahişe.:KEVAŞE

    Argo’da gizli dost.:AŞNAFİŞNE

    Argo’da görgüsüz,kaba saba kimseye verilen ad.:ZONTA

    Argo’da hamama verilen ad.:TATO

    Argo’da hile,düzen,tuzak.: TONGA

    Argo’da kağıt para.:PAPEL

    Argo’da lira anlamında kullanılan sözcük.:OSKİ

    Argo’da metres.:MANTİNOTA

    Argo’da rakı.:ANZAROT

    Argo’da sersem,budala,ahmak.: HIRT

    Argo’da silahla yapılan hırsızlık.: TUFA

    Argo’da sövme,sövgü.:KALAY

    Argo’da tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma.:MANİTA

    Argo’da tavla oyununda kullanılan zar.:KEMİK

    Argo’da vurgun anlamında sözcük.: TUFA

    Argo’da yolsuzca veya zorla elde edilen mal.:KAPAROZ

    Argo’da,şuna bak,hale bak anlamında bir sözcük.:KİTAKSİ

    Argoda alay. : SARAKA

    Argoda altın lira. : OSKİ

    Argoda bit. : MACAR

    Argoda cebi delik. : KOKOROZ

    Argoda çalmak ,aşırmak. : AŞIRAMENTO

    Argoda değersiz,kötü. : KITIPİYOZ : KITIPİYOS

    Argoda değersiz,önemsiz,derme çatma. : CAVALACOZ

    Argoda genç ve yakışıklı erkeğe verilen ad. : LAÇO

    Argoda git defol anlamında sözcük. : NAŞ

    Argoda giysi. : FAÇA

    Argoda gizli yer. : SOTA

    Argoda gösteriş,çalım. : AFİ

    Argoda gözetleme. : ERKETE

    Argoda güzel giyimli,çok şık. :APİKO

    Argoda külhanbeyi tavırlı kimse. : ADADİYOZ

    Argoda oynaş. : AFTOS

    Argoda uydurma söz,yalan.:KITIR

    Arı beyi.:ANAARI

    Arı kil. : KAOLİN

    Arıların çıkardığı bir tür salgı.. : EĞİR

    Arıların kovan deliğini kapatmak için kullandıkları sarı ve yumuşak madde,balmumu.:KİREBOLU

    Aristokrasi.:ZADEGAN

    Aristoteles’in şiir anlayışından alınan ve sanat yapıtını birtakım kurallara bağlı olmakla birlikte dünyanın bir taklidi olarak tanımlayan terim. : MİMESİS

    Arjantin’in plaka işareti.: RA

    Ark.Kıvılcım. : ŞERARE

    Arka. : PEŞ : AKAB

    Arkadaş,geceleri konuşulup dertleşilen dost.:SEMİR

    Arkadaş. : ENİSE

    Arkadaş.:YAREN : REFİK

    Arkalıksız iskemle. : SEKMEN

    Arkalıksız küçük iskemle. : OTURAK

    Arkalıksız,alçak,yumuşak,ayakları gözükmeyen oturacak. : PUF

    Arkası kabarık,oturak yeri geniş koltuk. : BERJER

    Arkası yırtmaçlı resmi ceket. :CEKETATAY

    Arkası yırtmaçlı,etekleri uzun,çift sıra düğmeli,resmi erkek ceketi.:REDİNGOT

    Arkeolojide antik kentlerin mezarlarına verilen ad. : NEKROPOL

    Arkeolojide,genellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kabı.: RİTON

    Armağan,karşılıksız verilen: PEŞKEŞ

    Armut biçiminde ipek telli Vietnam lavtası. : TİBA

    Arnavutluk para birimi. : LEK

    Arnavutluk’un plakası:AL

    Arpa,buğday ve benzerlerinin kalburdan geçirilmiş bölümü. : ELENTİ

    Arsenik. : ZIRNIK

    Arsız sokak çocuğu,piç. : KOPİL

    Arşının sekizde bir uzunluğunda ölçü birimi. : URUP

    Arşiv.:BELGELİK

    Arta kalan. : BAKİ

    Artırma yoluyla yapılan satış.:MEZAT

    Artvin ilinde,Sahara yaylası ile birlikte ulusal park kaps***** alınan ve doğal güzelliğiyle tanınan bir göl.: KARAGÖL

    Artvin ilinde,ulusal park kaps***** alınan ünlü yayla.:SAHARA

    Artvin’in Ardanuç ilçesinde ünlü bir yayla.:BİLBİLAN

    Artvin’in eski adı. : LİVANE

    Aruz ölçülerinden biri. : REMEL

    Aruz ölçüsünde kısa okunması gereken bir heceyi,kalıba uydurmak için uzatma. : İMALE

    As.: KAKIM : ERMİN

    Asalak bilimi. : PARAZİTOLOJİ

    Asalak. : TUFEYLİ : EKTİ

    Asbestli çimentodan yapılan bir çatı kaplama gereci.:ETERNİT

    Asgari,minimum.: MİNİMAL

    Asık suratlı,somurtkan. : ABUS

    Asıl hücre ile protoplazma uzantılarından ve bir silindir eksenden oluşmuş sinir hücresi.:NÖRON

    Asıl,unsur,hipostaz.: UKNUM

    Asilzade,derebeyi.:ALPAGUT

    Asit. : HAMIZ

    Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret. : KOKART

    Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi.:DEVŞİRME

    Asker,ordu. : LEŞKER

    Asker,ordu.:CEYŞ

    Asker. : SÜ

    Asker.:SÜ

    Askeri ataşe.. : ATAŞEMİLİTER

    Askeri donatımın metal bölümlerini temizlemek için kullanılan üstübeç,alkol ve sabun karışımı madde. : ASTİKA

    Askeri mahkeme.:DİVANIHARP

    Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.:BAŞIBOZUK

    Askerlik çağı.:ESNAN

    Aslan takımyıldızının Latince adı.: LEO

    Asma biti. : FİLOKSİRA

    Asma filizinin rengi,açık yeşil renk.:FİLİZİ

    Asma kütüğü.: REZ

    Asma,kavun,karpuz gibi bitkilerin sürgünü veya dalı.: TEVEK

    Asma,yukarı kaldırma. : TALİK

    Asmalık.:BAĞ

    Aspiratör.:EMMEÇ

    Ast. : MADUN

    Astarlık bir kumaş türü.: SOF

    Astronomi alanındaki buluşları,matematik,doğa bilimleri,coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla ünlü,Orta Çağın en büyük bilginlerinden biri.: BİRUNİ

    Astronomi. : FELEKİYE

    Asurlular tarafından kurulan ticaret kolonilerine verilen ad.:KARUM

    Asya ve Afrika’da yaşayan,güzel ötüşlü küçük bir kuş.:BENGALİ

    Asya’da bir göl.:URMİYE

    Asya’da bir ırmak. : OBİ : OKA

    Asya’da ve Malezya takımadalarında yetişen yelpaze yapraklı büyük boylu palmiye.:KORİFA

    Aşağı derece.:DEREKE

    Aşağılık kimseler,alçaklar anlamında eski sözcük.: EDANİ

    Aşı boyası. : OKR

    Aşık ve bilye oyunlarında kullanılan, içi oyulup kurşun akıtılarak ağırlaştırılmış boyalı kemik.: AKAT

    Aşık kemiği. : KAP :TALUS

    Aşık olmaktan duyulan korku. : AMOROFOBİ

    Aşılanmamış zeytin ağacı,yabani ağaç.: DELİCE

    Aşırı iştahlı.:EKİL

    Aşırı iştahsızlık. : ANOREKSİ

    Aşırı kitap okuma tutkusu.:BİBLİYOMANİ

    Aşırı sembolist sanatçılara verilen isim.(19. Asır sonlarında görüldü).:DEKADAN

    Aşırı şişmanlık. : OBEZİTE

    Aşırı ulusçuluk.: ŞOVENİZM

    Aşiret. : OYMAK

    Aşk ateşi. : OD

    Aşk. : SEVİ

    Aşkla ilgili,kösnül.:EROTİK

    Aşure kazanını karıştırmak için kullanılan uzun saplı,yayvan uçlu kepçe. : MABLAK

    At ahırı. : TAVLA

    At arabalarının tekerleğine geçirilen demir çember. : ŞINA

    At eğitimi ve bu eğitimin yapıldığı yer. : MANEJ

    At eğitimi yapılan alan.: MANEJ

    At gezdirmeliği. : PADOK

    At koşturup karşı takım oyuncularına değnek atarak topluca oynanan eski bir Türk oyunu.:CİRİT

    At tüyünün rengi. : DON

    At üretilen çiftlik. :HARA

    At ve eşek yavrusu.:KULUN

    At ve kısrak sürüsüne verilen ad. : ÜREK

    At veya araba uşağı. : İSPİR

    At yarışlarında kullanılan klasik engele verilen ad. : OKSER

    At,eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı. : TOYNAK

    At,köpek gibi evcil bir hayvanın soy kütüğü. : PEDİGRİ

    Ata bakan,tımar eden kimse,at bakıcısı.:SEYİS

    Atardamar bozukluğu. :ARTERİT

    Atardamar. : ARTER

    Atardamarda kanın pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.:AMBOLİ

    Atasözlerine dayanan didaktik Çin-Japon şiiri. : Pİ

    Ateş anl***** gelen Sanskritçe sözcük.: AGNİ

    Ateş böceği. : ARUSEK

    Ateş. : KOR : NAR

    Ateşe tapanlar,Zerdüşt dinine bağlı olanlar. : MUGAN

    Ateşli silah çapı. : KALİBRE

    Ateşli silahlarda atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde.:CEPHANE

    Ateşperest. : MECUSİ

    Ateşte kızartılmış taze buğday veya mısır. : ÜTME

    Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım.:UÇKUN

    Atgillerden soyu tükenmiş olan küçük,çevik bir yaban atı. : TARPAN

    Atı yönetmek için ağzına takılan demir araç : GEM

    Atıcılık sporunda bir dal.:SKEET.:TRAP.:BALTRAP

    Atıcılık. : RİMAYET

    Atılmış,eğrilmeye hazırlanmış,top biçiminde yün veya pamuk . : TULUP

    Atın ağzına takılan demir araç. : GEM

    Atın başındaki süsler. : OYAN

    Atın bir koşma biçimi.:RAHVAN

    Atın bir tür hızlı yürüyüşü. : EŞKİN

    Atın eşkin yürüyüşü. : LİNK : ADETA

    Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü.:TIRIS

    Atın kişnemesi. : OKRAMA

    Atıştırmalık. : SNACK BAR

    Atik,çevik.:ÇALAK

    Atilla İlhan’ın lakabı : KAPTAN

    Atlara binilerek değneklerle oynanan bir çeşit top oyunu.:POLO

    Atların ağzına takılan kantarma türlerinden biri. : PELEM

    Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.:KİLİT

    Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen hastalık. :ARPALAMA

    Atların boynuna takılan muska,değerli taş,hayvan tırnağı gibi şeylere eski Türklerde verilen ad.:MONCUK

    Atların taşınması için yapılmış kapalı taşıma aracı.:VAN

    Atlas çiçeği.: KAKTÜS

    Atlas. : SATEN

    Atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli,yüksekçe yer.: PODYUM

    Atletizmde on ayrı dalda yapılan yarışma.:DEKATLON

    Atlı savaşçı. : ŞÖVALYE

    Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş.: MUYMUL

    Atmaca,doğan.:LAÇIN

    Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri,rüzgar,yıldırım,yağmur,dolu gibi olaylara verilen genel ad.: METEOR

    Atmosferin 11 km kalınlığında olan ilk katmanı. : TROPOSFER

    Atmosferin,yeryüzünden 80 km yükseklikte başlayan son tabakası.:İYONOSFER

    Atom çekirdeğinde her bir (+1) pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik.:PROTON

    Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı. : NÜKLEON

    Atom parçacığı. : PARTİKÜL

    Atölye. : İŞLİK

    Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi. : FERMA

    Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi.: FERMA

    Av vergisi,av resmi. : SAYDİYE

    Av. : ŞİKAR

    Ava alıştırılamayan bir tür doğan. : ESPERİ

    Avcı çantası.:CELBE

    Avcı kulübesi Avcı pusu yeri. : AVSİN. : EVSİN

    Avcı kulübesi.:GÜME

    Avcılar için göl kenarında yapılmış kulübe. : BECENE

    Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu. : ÖNEZE

    Avda hiçbir şey öldüremeyen veya tutamayan avcı için kullanılan sözcük.:MAZET

    Avı çekmek için dökülen yem.:DADAMIK

    Avlamak istediği yaban domuzu tarafından öldürülen,Bybloslu genç Fenike tanrısı.:ADONİS

    Avlu.,iki ve daha çok katlı ev,sofa. : HANAY

    Avrupa Birliğine üye ülkelerin ortak para birimi.:EURO

    Avrupa Futbol Birliği’nin kısaltması.:UEFA

    Avrupa uzay ajansı. : ESA

    Avrupa uzay araştırmaları örgütü. : ESLO

    Avrupa ve Kafkasya’nın yüksek dağlarında yaşayan bir cins dağ keçisi.:ŞAMUA

    Avrupa Yayın Birliği. : EBU

    Avrupa’da 18. asırda egemen olan İtalyan opera tarzının adı.: NAPOLİTEN

    Avrupa’da bir ırmak. : İNN

    Avrupa’da yaşayan bol renkli iri bir kelebek türü. : ADELA

    Avrupa’nın en büyük gölü. : LADOGA

    Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad. : MANDARİN

    Avşa adasına verilen ad.:TÜRKELİ

    Avşa adasında yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen kırmızı üzüm cinsi. : ADAKARASI

    Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek ad***** verilen ad : DAVA VEKİLİ

    Avukatların meslek örgütü. : BARO

    Avustralya tavuğu’da denilen bir kuş. : MELİ

    Avustralya’da yaşayan bir cins devekuşu. : EMU

    Avustralya’da yaşayan çeşitli otçul keselilerin ortak adı.:VALABİ

    Avustralya’da yaşayan keseli ağaççıl memeli hayvan.: KOALA

    Avustralya’da yaşayan,ağır gövdeli,kısa bacaklı hayvan.:VOMBAT

    Ay ( kamer ) takviminin beşinci ayı,büyük tövbe ayı.: CEMAZİYÜLEVVEL

    Ay ağılı,hale. :AYLA

    Ay çiçeğine verilen bir başka ad.:GÜNEBAKAN

    Ay takviminde on birinci ay. : ZİLKADE

    Ay takviminin yedinci ayı.:RECEP

    Ayağa kalkmak. : KIYAM

    Ayağa vurulan halka,köstek,pranga.:BUKAĞI

    Ayağı kayma,sürçme. : ZEL

    Ayağı sakat olan.:ÇOLPA

    Ayağı sekili at.: ALABACAK

    Ayağına çabuk,atik,çevik.:ÇALAK

    Ayak : KADEM

    Ayak bakımı.:PEDİKÜR

    Ayak bastı parası. : KADEMİYE

    Ayak bilekliği.. : HALHAL

    Ayak takımı.:PARYA

    Ayak topu. : FUTBOL

    Ayakkabı bağı.:BAĞCIK

    Ayakkabı boyama. : LOSTRA

    Ayakkabı çekeceği. : KERATA

    Ayakkabı kalıbının çapı. : LORTA

    Ayakkabı yapıştırıcısı. : ÇİRİŞ

    Ayakkabı,çanta yapımında kullanılan parlak deri.: RUGAN

    Ayakkabıcılıkta kenar düzeltmek için kullanılan metal alet.:MAKİNETA

    Ayakkabıların altına çakılan demir.: NALÇA

    Ayakkabının altını kalınlaştırmak için yerleştirilen parça.: FİYAPA

    Ayakkabının ön tarafında dikişle ayrılmış burun bölümü. : MASKARATA

    Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan,kumaş yada köseleden yapılmış bir tür tozluk. :.GETR

    Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü. : SAYA

    Ayaklı,taşınır ocak.:MALTIZ

    Ayaklık. : PEDAL

    Ayakta duran. : KAİM

    Ayarı bozuk (para). : NASARA : NASERE

    Aydın ilinde bir baraj.: MADRAN

    Aydın yöresinde,kadınların kına gecesi,düğün,bayram gibi özel günlerde başlarına örttükleri geniş örtüye verilen ad. : ULADA

    Aydınlatma,ışıklandırma. : TENVİR

    Ayın etkisiyle huyunun değiştiği düşünülen kimse.:AYSAR

    Ayın on dördü.:BEDİR

    Ayırıcı duvar,cidar.:ÇEPİÇ

    Ayırmaç.:FARİKA

    Ayırtman. : MÜMEYYİZ

    Aylandız da denilen ve gölge ağacı olarak dikilen kötü kokulu bir ağaç. : KOKARAĞAÇ

    Aymaz. : GAFİL

    Aynı adlı karabiberden elde edilen bir tür içki. : KAVA

    Aynı adlı keçi türünün ince,yumuşak,parlak yünü.:TİFTİK

    Aynı cins. : HETEROJEN

    Aynı cinsten şeyler arasındaki ince fark.:NÜANS

    Aynı işi yapan esnafın bulunduğu çarşı. : ARASTA

    Aynı oranda aynı element oluşumunda ama farklı özellik taşıyan iki bileşikten biri.:İZOMER

    Aynı rengin çeşitli tonlarıyla yapılan resim. : KAMAYÖ

    Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu.:TRUP

    Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu.:KONVOY

    Ayrıca değerli taşlarla süslü olmayan altın veya gümüşten yapılmış kuyumculuk işleri.: SADEKARİ

    Ayrılış,ayrılık. : FİRKAT

    Ayrılma. : İNFİRAK

    Ayrılmış,dağınık. : MÜTEFERRİK

    Ayrıntılar.: MÜFREDAT

    Ayvalık ilçesindeki ünlü turistik tepe. : ŞEYTAN SOFRASI

    Az aydınlık yerlerde görememe biçiminde beliren göz hastalığı. : TAVUKKARASI

    Az bulunan,nadir.:TURFA

    Az eğimli arazi.:BAYIR

    Az kavrulmuş un ve tavuk eti dövülerek yapılan,pelte kıvamında yöresel bir yemeğe verilen ad. : HERİSE

    Az miktarda.:CÜZİ

    Az pişmiş et. : TATARİ

    Az sözle çok şey anlatma. : İCAZ

    Az yada çok kabarık enine fitillerle belirginleşen ipekli bir dokuma. : GROGREN

    Azalma. : FİRE

    Azap.: EZİNÇ

    Azerbaycan’ın başkenti.:BAKÜ

    Azerbaycan’ın para birimi.:MANAT

    Azerbaycanlı ünlü yazar.:ANAR

    Azgın,kızgın hayvan.:AKUR

    Azı dişi.:NAB

    Azılı atları zaptetmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç.: KANTARMA

    Azınlık,azlık. : EKALLİYET

    Aziz mezarı.: RAVZA

    Azman bir midye çeşidi.:PİNES

    Azmış yara.:BICILGAN

    Azotun bir başka adı. : NİTROJEN

  2. #2
    SMN
    SMN isimli üye şimdilik offline konumundadır
    Aktif Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    1.328
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    B

    Baba,şeyh,önder. : BAB

    Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten,kumaş veya köseleden yapılmış bir tür tozluk : GETR

    Bacağın kalçadan dize kadar olan kısmı.:UYLUK

    Badem sübyesi.Bademden yapılan şerbet. : SOMATA

    Bademli kek. : PRALİN

    Bafa gölünün diğer adı. : ÇAMİÇİ

    Bağ bekçisi.:BAĞBAN

    Bağ budamaya yarayan eğri bıçak.TARA

    Bağ çubuğu,çalı çırpı.:ÇEPER

    Bağ kütüğü. : OMCA

    Bağ ve bahçe sulamak için açılmış su yolu,ark.:KARIK

    Bağ,bahçe gibi yerlerin çevresine çalı,kamış,ağaç gibi şeylerden çekilen duvar.:ÇİT

    Bağa,tosun. : KELE

    Bağan otu’nun zehiri. : AKONİTİN

    Bağırsak iltihabı.:ANTERİT

    Bağırsak kurdu. : ASKARYAZ

    Bağırsak solucanı. : ASKARİS.: ASKARİT

    Bağırsak.:MİA

    Bağırsaklar. : EMA

    Bağırsakları tutan karın içi zarı. : MASARİKA

    Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı : TÜMÜR

    Bağırsaktan yapılmış ameliyat ipliği.:KATGÜT

    Bağış yapma : İRA

    Bağlamaya benzer bir Yunan çalgısı. : BUZUKİ

    Bağlamayı mızrap yerine parmaklarla çalmak.:ŞELPE

    Bağlaşık devletler.(1.Dünya Savaşında İttifak Devletleri). : DÜVELİ MÜTTEFİKA

    Bağnazlık.: TAASSUP

    Bağsız ayakkabı.Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmış,tek parça ayakkabı. : MOKASEN

    Baharat satıcısı. : AKTAR

    Baharatlı sirkeye yatırılmış koyun etinden yapılan şiş.:ŞAŞLIK

    Baharda çok erken çiçek açan ve eczacılıkta kullanılan soğanlı bir bitki.: KARDELEN

    Bahardan az önce,ilkin havada,sonra suda ve en sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.:CEMRE

    Bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki. : AKASMA

    Bahçelerde yazın oturmak için yapılan kafes biçiminde kubbeli,üstü yeşilliklerle sarılan süslü çardak. : KAMERİYE

    Bahçıvan,bağ bekçisi.:BAĞBAN

    Bahreyn’in başkenti. : MANAMA

    Bahreyn’in plaka işareti.:BRN

    Bakar körlük. : AMOROZ

    Bakır kalay karışımı.: TUNÇ:BRONZ

    Bakır küçük kova. : BAKRAÇ

    Bakır taşı. : MALAKİT

    Bakır,nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım. : FAKFON

    Bakırcı örsü. : ZAVA

    Bakırdan yapılma ve küre biçiminde bir tür davul. : TİMBAL

    Bakırdan,çift dilli nefesli çalgı.:SARÜSOFON

    Bakışımsızlık. :ASİMETRİ

    Bakir : ERDEN

    Bakire kız. : AZRA

    Bakla,fasulye,bezelye gibi taze sebzelerde,içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuğa verilen ad. : BADIC

    Baklagillerden,bazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki.:KATIRTIRNAĞI

    Baklagillerden,çok yıllık,dikenli bir çalı.:GEVEN

    Baklagillerden,hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki.:FİĞ

    Baklagillerden,sıcak bölgelerde yetişen,bir çok türü bulunan bir bitki.:SİNAMEKİ

    Baklavaya benzeyen bir tür hamur tatlısı.:SAMSA

    Bakmak,beslemek,yetiştirmek. : ESERMEK

    Bakmak,beslemek,yetiştirmek.:ESERMEK

    Bakraç.:DEBBE

    Bal : ASEL

    Bal alırken takılan başlık. : GÖZENE

    Bal konulan ufak tekne.:ŞAFUL

    Bal mumuna veya parafine batırılmış fitil. : ŞAMA

    Bal özelliği,bal niteliği. : ASELİYET

    Bal özü. : NEKTAR

    Bal peteği. : DALAK

    Bal,yağ,yoğurt gibi şeyler koymaya yarar tahta kova.:KÜLEK

    Bal,yoğurt koymaya yarayan tahta kova. : KÜLEK

    Balçık : ALEKA

    Balerin kostümü. : TÜTÜ

    Balgam taşı.:ONİKS

    Balı alınmış petek. : KAVARA

    Balı alınmış petek.:KAVARA

    Balık adam.:DALGIÇ

    Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından ip. : FARİL

    Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip.:FARİL

    Balık salamurası. : LAKERDA

    Balık yumurtası ile yapılan meze. : TARAMA

    Balık.:MAHİ

    Balıkçıların,balıkları çevirmek için kayıklarla denize fırdolayı ağ salmaları. : VOLİ

    Balıkesir yöresine özgü bir halk oyunu.:NİNNARE

    Balıkesir’de doğal güzelliğiyle ünlü bir şelale. : SÜTÜVEN

    Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde yaşayan Yörüklerin geleneksel el tezgahlarında dokudukları yün halılara verilen ad. : YAĞCIBEDİR

    Balıkesir’in Bandırma ilçesine bağlı bir belde.:EDİNCİK

    Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı,etnografya müzesiyle tanınmış köy. :TAHTAKUŞLAR

    Balıkesir’in eski adı.:KARESİ

    Balıkesir’in İnegöl ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. : OYLAT

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. : EMENDERE

    Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde geleneksel el tezgahlarında dokunan yün halılara verilen ad.:YAĞCIBEDİR

    Balıkların iste kurutularak yapılan pastırması. : LİKORİNOZ

    Balıkların sürü halinde geçeceği yerlere ağlarla kurulan geniş ve sabit bir tuzak türü.:DALYAN

    Balıkların tuzlaması.:ANÇÜEZ (ANÇUVEZ)

    Balina.:FALYANOS

    Balla hazırlanan bir hamur tatlısı. : ZULUBYA

    Bambu saplarından yapılmış.:HEZARAN

    Bangladeş para birimi.:TAKA

    Bangladeş’in para birimi. : TAKA

    Bankacılıkta faizin başlangıç tarihine verilen ad. : VALÖR

    Bankalar arası işlemlerde bir gecelik faiz uygulaması.:REPO

    Bankalar arasında çeşitli paralar için ön mutabakat ve emaneten satışla sağlanan takas işlemi.:SWAP

    Bantlarla süslenmiş bir tür kumaş.: ELİFİ

    Banyo temizlik aracı. : KESE

    Barınak MELCE

    Barındırma. : İBATE

    Barış.:HAZAR

    Baryum’a benzeyen,radyoaktif alkali toprak metali. : RADYUM

    Baryumun simgesi:BA

    Basıcı,yayıncı. : EDİTÖR

    Basık ve geniş. : YAYVAN

    Basım evinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi. : LİNOTİP

    Basımcılık. : TABAAT

    Basımcılıkta harfler arasında bırakılan boşluk.:ESPAS

    Basımcılıkta harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad. : PUNTO

    Basımevinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi.: LİNOTİP

    Basımevlerinde dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz.:TAKATUKA

    Basiret.Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği.: SAĞGÖRÜ

    Basketbolde hatalı yürümeye verilen ad.: STEPS

    Basketbolde hücum oyuncusu.:PİVOT

    Baskın. : DOMİNANT

    Basur. : HEMOROİT

    Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi.:BALTABAŞ

    Baş çoban:EKE

    Baş dönmesi. : VERTİGO

    Baş garson. : METRDOTEL

    Baş örtüsü olarak kullanılan bir tür ipekli dokuma. : VALA

    Baş örtüsü,yazma.:DOLAK

    Baş örtüsü,yün atkı.: LEÇEK

    Baş parmak ve serçe parmağı uzaklığı. : KARIŞ

    Baş tarafı balta ağzı gibi düz olan gemi.: BALTABURUN

    Başa dert açacak karışık durum.:ÇAPANOĞLU

    Başak toplama. : LİKAT

    Başarı,başarma. : MUVAFFAKİYET

    Başarısız. : RATE

    Başı pullu,boyu 2 m kadar olan,zehirli ve tehlikeli bir yılan.:OKYILANI

    Başı yuvarlak,kıçı aynalı Karadeniz yapısı bir yelkenli. : GAGALI

    Başıboş at.:YILKI

    Başıboş gezen hayvan sürüsü.:ÖREK

    Başıboş hayvan.: YONT

    Başın çevresine çember gibi dolanıp bağlanan bağ.:ÇATKI

    Başıyla kanat ve kuyruk uçları aynı renkte olan güvercin.: MAĞ

    Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan manzume.:NAZİRE

    Başka insanların davranışlarını olumlu yada olumsuz biçimde yargılamakta kullanılan ölçütler bütünü. : AHLAK

    Başka,fazla. : MAADA

    Başka,öteki,diğer.:ÇİR

    Başkaları.:AĞYAR

    Başkalarının sırtından geçinen,asalak,tufeyli.:EKTİ

    Başkalaşım. : METAMORFOZ

    Başkanlık. : RİYASET

    Başkasının adına gezerek satıcılık yapan kimse. : TABLAKAR

    Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren,söz tutan.:ESLEK

    Başkasının yaptığı deyim ve davranışları anlamsız olarak yinelemek. : EKOLALİ

    Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama,yansıca.:EKOPRAKSİ

    Başkırdistan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti. : UFA

    Başkomutan.:MİR

    Başlangıç.:MEBDE

    Başlıca belirtisi kısa,çabuk,değişken güçte irade dışı hareketler olan bir hastalık.: KORA

    Başlıca üyesi Fransız yazar Jules Romains olan ve toplumun ortak bilincini dile getirmeyi amaçlayan edebiyat akımı.:ÜNANİMİZM

    Başlık. : SERPUŞ

    Baştan ayağa./Baştanbaşa. : SERAPA

    Baştan savma,üstünkörü.:YALAPŞAP

    Başvurulması gereken kaynak.:REFERANS

    Bataklık gazı. : METAN

    Bataklık. Küçük su birikintisi,gölcük. : AZMAK

    Batı Afrika da bir ırmak. : OTİ

    Batı Afrika kıyılarında esen çok kuvvetli fırtına.:TORNADO

    Batı Afrika ormanlarında,Gine ile Liberya arasında yaşayan,türleri içinde en iyi konuşan gri papağan.:JAKO

    Batı Anadolu’da Lidya bölgesinde eskiçağ kenti. : SART

    Batı Hindistan’da eski bir Hindu devleti. : KAÇ

    Batı mimarlığı ve dekoratif sanatlarında 18.yy da ortaya çıkan stilize deniz kabuğu,çakıl taşı ve sarmal motiflere verilen ad. : ROKAY

    Batı Samoa’nın başkenti. APİA

    Batı ülkelerinde Vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı.: BARON

    Bayat ekmek,yemek. : KERTİ

    Bayındırlık işleri. : NAFİA

    Bayındırlık.: UMRAN

    Bayır.:ŞEV

    Baykuşgillerden,Avrupa-Asya ve Kuzey Afrika’da yaşayan bir kuş.:KUKUMAV

    Bayraktar.Sancak veya bayrak taşıyan. :ALEMDAR

    Bayram.:İD

    Bazı ateşli silahlarda namlunun ucunda bulunan küçük çıkıntı.: ARPACIK

    Bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan özsuyu (kauçuk özsuyu). : LATEKS

    Bazı böceklerin katı ve sert üst kanadı. : ELİTRA

    Bazı canlıların bir takım yiyeceklere,ilaç,koku,toz gibi nesnelere gösterdikleri ters tepkiye verilen ad. : ALERJİ

    Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları,yan görüşü çizmeye,hazırlamaya yada denetlemeye yarayan örnek.:GABARİ

    Bazı giyeceklere sertlik vermek için kullanılan bir tür kumaş. :TARLATAN

    Bazı harfleri kusurlu söyleyen. : PELTEK

    Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan iğne biçiminde billur madde. : RAFAT : RAFİT

    Bazı hayvanları karanlıkta ışık,çok aydınlıkta karanlık aramaya iteleyen dürtü.:FOTOKİNEZİ

    Bazı işlerde sicim yerine kullanılan,ince ve uzun,esnek deri parçası.: SIRIM

    Bazı kağıt oyunlarında üçüncü durumdaki oyuncu söz konusuysa,kendisinden önceki oyuncuda ara kağıt veya kağıtlar bulunduğunu düşünerek büyük kağıt yerine düşük değerde bir kağıt atmak.:EMPAS

    Bazı kağıtların dokusunda bulunan ve ancak aydınlığa tutulunca görülen çizgi,resim ve yazı gibi biçimler.: FİLİGRAN

    Bazı oltalarda kösteği ağırlaştırmak için kullanılan kurşun parçası.:ZOKA

    Bazı telli çalgılarda kullanılan hayvan bağırsağından tel.Çalgı teli. : KİRİŞ

    Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür palmiye.:LATANYA

    Bazı vakıf kuruluşlarında fakirlerin doyurulması için ayrılan ödenek.: İTAMİYE

    Bazı yörelerimizde küçük kar anlamında kullanılan sözcük. : GİLİRİK

    Bebeğin başsız olarak doğmasına tıpta verilen ad. : AKEFALİ

    Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen ince pamukludan kısa kollu giysi. : ZIBIN

    Becerikli,iş bilen. : EVİRGEN

    Becerikli,usta.:MAHİR

    Beceriksiz,güçsüz.:CÜDAM

    Bedenin belden aşağı bölümlerini yıkamakta kullanılan tuvalet aracı.:BİDE

    Beğenmemek,azımsamak,küçümsemek. : BUNMAK

    Beklenmedik hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyen,güldürücü öykü anlatan kimse.: NEKRE

    Bekleyen. : MUNTAZIR

    Bel ve kalça arası. : BASEN

    Bel,çapa veya sabanın toprakta kaldırdığı iri parça.:KESEK

    Bel,orta,ara,aralık. : MİYAN (MEYAN)

    Belediye.:URAY

    Belgeleme. : TEVSİK

    Belgesel.: DOKÜMANTER

    Belirli bir tonda yazılmış müzik parçasının niteliği.: TONALİTE

    Belirti. : SEMPTOM

    Belirtiler.: SENDROM

    Belize plakası. : BH

    Bellek yitimi. : AMNEZİ

    Belli belirsiz hissedilen hafif yel.:ESİNTİ

    Belli belirsiz tarih olaylarına ve efsane motiflerine dayanılarak halkın hayal gücüyle meydana gelmiş eser,epope.:DESTAN

    Belli bir birim alan içinde yaşayan tüm canlıları,fiziksel çevreleri ve aralarındaki her tür karşılıklı ilişkiyi içeren kavram.:EKOSİSTEM

    Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü./ Yeryüzünde ekolojik olarak sınırlanabilir bir yaşam mekanında bulunan bütün canlıları ifade eder.(orman faunası,çayır ve deniz faunası gibi). :FAUNA

    Belli bir konuda düzenlenen oturum veya seminer,bilgi şöleni.:SEMPOZYUM

    Belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse.:KAYYUM

    Belli konulara uzun süre odaklanabilme,ayrıntıları algılamada çok başarılı olma ancak insanlarla iletişim kurmakta zorlanma biçiminde kendini gösteren sendrom.:ASPERGER

    Belli olmayacak kadar yavaş akan su.:IĞIL

    Benekli hayvan.:ÇAPAR

    Benim gibi.:BENCİLEYİN

    Benin’in eski adı.:DAHOMEY

    Benzenden türeyen ve boya sanayiinde kullanılan zehirli bir madde.Organik boya cevherine verilen ad. : ANİLİN

    Benzer seslerin bir mısrada veya bir cümlede kulağa hoş gelecek bir ahenkte tekrarlanması.:ALİTERASYON

    Benzeşim,örnekseme. : ANALOJİ

    Benzeştirme. :ASİMİLE

    Benzeti.:TEŞBİH

    Beraber asker olanlar. : TERTİP

    Berber :PERUKAR

    Bereketli.:ARTAĞAN

    Bergama ilçesinde Allianoi antik kentini sular altında bırakacak olan baraj.:YORTANLI

    Bergama’nın eski adı. : PERGAMON

    Bering Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan adalar grubu. :ALEUT

    Berkelyumun simgesi : BK

    Besinini bağımsız olarak sağlayan bitki,kendi belsek.:OTOTROF

    Beş heceli üç dizeden oluşan Japon şiir türü. : HAİKU

    Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun.:MARYA

    Beşparmak da denilen ve üzerine dikili çizgiler bulunan pamuklu bir kumaş.:ELİFİ

    Beton delme kalemi. Betona delik açmakta kullanılan sivri uçlu, çelikten yapılmış bir alet. : MURÇ

    Beyaz iş işlemekte kullanılan beyaz ve parlak iplik.:SİRESATEN

    Beyaz iş işlemekte kullanılan bir çeşit parlak pamuk ipliği.: PAMUKAKİ

    Beyaz mermerde bulunan sert kısım. : EMERİL

    Beyaz porselen kaplama.:JAKET

    Beyaz Rusya’nın başkenti.: MİNSK

    Beyaz yada mor çiçekler açan,meyveleri dikenli bir bitki.:TATULA

    Beyaz,sarı renkte soğanlı bir süs bitkisi. : NERGİS

    Beyaz,yeşil,mavimsi gri renkte billurlaşmış bir tür kalsiyum karbonat.:ARAGONİT

    Beyin yangısı. : ANSEFALİT

    Beyin dalgalarının ölçülmesi yöntemi.:EEG

    Beyin elektrosu. : EEG

    Beyin. : DİMAĞ

    Beyit. : EV

    Beyşehir gölünde bir ada. : MADA

    Bez torba.:CAĞ

    Bez dokuyan veya satan kimse.:BEZZAZ

    Bez parçalarından dokunan basit kilim,yaygı. : PALA

    Bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak. : GÜCÜ

    Bez,beze.:GUDDE

    Bezekçi. Yapıların duvar ve tavanlarına süslemeler yapan usta. : NAKKAŞ

    Bezekçilikte kullanılan,çok parlak, yeşil ve pembe dalgalı bir çeşit sedefe verilen ad.ARUSEK

    Bezeme,süsleme. : TEZYİN

    Bezikte bir deyim. : RUBİKON

    Bıçak bilemeye yarayan çelikten,çubuk biçiminde araç. : MASAT

    Bıçak,kılıç gibi kesici aletlerin kabzanın içinde kalan bölümü.:PIRAZVANA

    Bıçkın Rum delikanlısı.: PALİKARYA

    Bıkma,usanma.:GINA

    Bıldırcın sökünü. : CURNATA

    Biberiye,dişbudak. : HASALBAN

    Biçimsiz. : AMORF

    Bilardo oyununda kullanılan değnek. : İSTEKA

    Bilardoda ,oyunculardan birinin topunun öteki toplardan birine değdikten sonra geri dönmesini sağlayacak şekilde yapılan vuruş. : KLEPS

    Bilenmiş kesici bir aracın yüzünde kalan ve bileyi taşıyla giderilen metal çapağı, kıl ağı. : ZAĞ

    Bileşik. : MÜREKKEP

    Bileşikgillerden şekeri çok bir tür yer elması. : BADAT

    Bileşikgillerden,kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.: TEKESAKALI

    Bileşim,bileştirme. : TERKİP

    Bilgi ve düşüncesi alınmak üzere kendisine danışılan kimse,bilgili.:DANİŞMENT

    Bilgi,ilim,irfan.:DANİŞ

    Bilgi,malumat.: TİLİ

    Bilgicilik.: SOFİZM

    Bilgileri gösteren simgeler dizesi.:KOD

    Bilgili,haberli,uyanık. : AGAH

    Bilginin saklanması ve üretilmesini konu alan akademik ve mesleki disiplini. : BİLİŞİM

    Bilginler : ARİFAN.

    Bilginler,yazarlar,sanatçılar kurulu.:AKADEMİ

    Bilgisayar kullanımında çözüme erişmek için işlenebilir duruma getirilmiş bilgi ortamı.: VERİTABANI

    Bilgisayarda bir depolama ortamı olarak yararlanılan,belli sığası olan,plastik manyetik araçlara verilen ad. : DİSKET

    Bilgisayarda erişilebilir bellek.: RAM

    Bilim doktorlarının ve Kardinallerin giydikleri dört köşe külah yada başlık. : BARATA

    Bilinç,şuur.: ES

    Bilinemezcilik.:LAEDRİYE

    Bilinen,adı geçen,sözü edilen. : MAHUT

    Bilirkişi.:EHLİHİBRE

    Billur.:KRİSTAL

    Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonat.:KALSİT

    Bilyeli tekerlekler ve küçük bir sandıktan oluşan basit taşıma aracı. : TORNET

    Bilyeli yatak.:RULMAN

    Bin dokuz yüz on iki yılında batan transatlantik. : TİTANİK

    Bin metrekarelik bir alan ölçüsü birimi.:DÖNÜM

    Binada genel elektrik sigortası. : KOFRA

    Binaların önlerinde üstü örtülü önü açık yer. : REVAK

    Bir atom yada molekülden ötekine bir yada daha çok elektronun geçişi olayı. : REDONS : REDOKS

    Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya pürüzlerini almakta kullanılan aygıt. : RAMBA

    Bir çeşit uzun rende. : KUSTERE

    Bir geminin alabildiği yük miktarı (.Kuzey Avrupa’da kullanılan 200 kg’a yakın gemi yüklerine ve büyük miktarda ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimi). : LASTA

    Bir ilacın yerine, o ilaçla aynı koşullarda ve aynı biçimde verilen etkisiz ve zararsız madde. :PLASEBO

    Bir matematiksel ifadede aldığı değere göre belirli durumlar kümesini saptayan değişken. : PARAMETRE

    Bir sanatçının, bir okulun veya bir dönemin yapıtlarını toplu bir biçimde sunan resim sergisi. : RETROSPEKTİF

    Bir sözcüğün yerine başkasını kullanma biçiminde görülen konuşma bozukluğu, söz karışıklığı . : PARAFAZİ

    Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça. : TİRAT

    Bir ülkede olağanüstü dönemlerde devletin ödeme süresi gelmiş borçlarını yasayla ertelemesi. : MORATORYUM

    Bir akarsu yatağının az eğimli vadi tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği “S” harfine benzer kıvrım.:MENDERES

    Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı.:ADAPTÖR

    Bir Alman denizatlısı tarafından batırılan ve 1915’te ABD’nin 1.Dünya Savaşına girmesine neden olan İngiliz yolcu gemisi. : LUSİTANİA

    Bir anason türü.(Çorba,sebze ve balık yemeklerinde kullanılır).:PİMPİNEL

    Bir anayasa yapmak veya bir anayasayı değiştirmek için toplanan olağanüstü ve geçici meclis.:KONVANSİYON

    Bir arazinin bölünmesi,parsellere ayrılması.:İFRAZ

    Bir arazinin çeşitli noktaları arasındaki yükselti farkını ölçmeye yarayan alet,düzeç.:NİVO

    Bir aruz vezni. : REMEL

    Bir asitle birleşince bir tuz oluşturan madde.:BAZ

    Bir at arabası türü.:LANDON

    Bir atardamarın bir noktasında oluşan ur biçiminde gevşeme şişkinliği.:ANEVRİZMA

    Bir atımlık barut.:KESİ

    Bir av köpeği cinsi. : ZAĞAR : SETER

    Bir av köpeği cinsi.:TERİYE

    Bir av kuşu. : ÜVEYİK

    Bir avuç dolusu: APAZ

    Bir ayakkabıya ağaç veya metal çivi çakmak için delik açmaya yarayan ayakkabıcı aleti.:KAÇABURUK

    Bir bakteri türü.:BASİL

    Bir baleyi oluşturan adım,figür ve anlatımların bütünü.:KAREOGRAFİ

    Bir balık türü. : İSKORPİT: ZARGANA

    Bir balık türü.:DUBAR

    Bir baş rahip yada bir baş rahibe tarafından yönetilen manastır.:ABEYİ

    Bir başlık türü.:BÖRK

    Bir batarya topun birden ateş etmesi.:SAPARTA

    Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi.:SKALA.:ISKALA

    Bir bezik oyunu terimi. : VİDO

    Bir bilgiyi gösteren simgeler dizisi.:KOT

    Bir binadaki toplantı veya gösterinin yapıldığı yer,/ Tiyatroda dinlenme yeri. : FUAYE

    Bir binanın yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği.:GABARİ

    Bir borca karşılık hesabı daha sonra görülmek üzere yapılan kısmi ödeme.:AKONT

    Bir böbrek üstü hormonu. : KORTİZON

    Bir bölgede yetişen bitkilerin hepsi,bitki örtüsü.: FLORA

    Bir bölgede yetişen hayvanların tümü.:FAUNA

    Bir buçuk dirhem değerinde eski bir ağırlık ölçüsü birimi. : MİSKAL

    Bir buharlı lokomotifin hemen arkasına yerleştirilen ve lokomotifin beslenmesi için gerekli yakıt ve suyu taşıyan araç. : TENDER

    Bir buluşun ve kullanım hakkının kime ait olduğunu gösteren belge. : BERAT

    Bir büyük güç sahibini perde arkasından yöneten kimse.:KAMARİLLA

    Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekalet eden diplomat.:MASLAHATGÜZAR

    Bir canlıdaki genlerin tümü. : GENOM

    Bir caz üslubu (1940’larda ortaya çıktı).:BOP

    Bir cins antilop. : KAV

    Bir cins av köpeği.: ZAĞAR

    Bir cins bamya. : OKRA

    Bir cins baykuş. : YAPALAK

    Bir cins börülce. : MAŞ

    Bir cins doğan. : ZAĞANOS

    Bir cins erik. :AYNABAKAR

    Bir cins güvercin. : PAL

    Bir cins ince,şık dokunmuş patiska. : NANSUK

    Bir cins iri yengeç.:PAVURYA

    Bir cins kokulu sandal ağacı. Bir cins mısır.:KALEMBEK

    Bir cins koyun. : DALABA

    Bir cins mimoza:. AMBERAĞACI

    Bir cins orkide. : ADA

    Bir cins pamuklu kumaş. : KALİKO

    Bir cins parlak kumaş. : KARAMANDOLA

    Bir cins pasta.:EKLER

    Bir cins portakal. : NAVEL

    Bir cins reçine. : LAKA

    Bir cins sülün. : TURAÇ

    Bir cins taze fasulye.:ANAPA

    Bir cins tüylü av köpeği: BARAK

    Bir cins, sazana benzer tatlı su balığı. : KARAKEÇİ

    Bir cismin hareketinin ölçülmesinde temel alınan nicelik. : MOMENTUM

    Bir çakıl taşı türü.:BREŞ

    Bir çalışmaya yardım sağlamak için,genellikle açık havada yapılan eğlentili toplantı.:KERMES

    Bir çeşit balık ağı. : IRIP

    Bir çeşit börülce.:MAŞ

    Bir çeşit büyük ve zehirli örümcek.:KUNDA

    Bir çeşit çevirme ağı.:BARABAT

    Bir çeşit erkek şalvarı.:ÇAKŞIR

    Bir çeşit hamur yemeği. : PİRUHİ

    Bir çeşit ince,çoğu kez çiçekli pamuklu kumaş. : MARKİZET

    Bir çeşit ipek kumaş.:KEMHA

    Bir çeşit İtalyan peyniri. : PARMİCAN

    Bir çeşit kekik. : ZAHTER

    Bir çeşit kısa ney.: NISFİYE

    Bir çeşit Leh dansı.:MAZURKA

    Bir çeşit pamuklu kumaş. : HASA

    Bir çeşit papağan.:LORİ

    Bir çeşit pelte.: PALUZE

    Bir çeşit sertçe,ince yünlü kumaş.:SOF

    Bir çeşit testere. : MUŞER

    Bir çeşit top mermisi. : HUMBARA

    Bir çeşit Venedik altın akçesine verilen ad. : DUKA

    Bir çeşit yanardağ kütlesi : BAZALT

    Bir çiçek. : PAŞAÇADIRI

    Bir çift at tarafından çekilen,üstü kapalı,yaylı ve dört tekerlekli binek arabası.:KARUÇA

    Bir çifte kürekli küçük patalya. : DİNGİ

    Bir çocuk oyunu. : KUKA

    Bir çok Avrupa ordusunda mızraklı süvarilere verilen ad.:UHLAN

    Bir çok bedensel özelliğiyle file benzeyen,tavşan iriliğinde memeli bir hayvan.:DAMAN

    Bir çok bitkiyle özel bir koku verilmiş,tatlı,bir tür şarap.:VERMUT

    Bir çok Ermeni baş patrik ve patriğin adı.: NERSES

    Bir çok kıtadan oluşan şarkı gibi söylenmek üzere yazılmış duygusal şiir,şarkı. : LİED

    Bir çok kişi tarafından el ele tutuşarak oynanan bir halk oyunu.: HORA

    Bir çok kişinin yaptığı işlerde gayret vermek için kullanılan ünlem.:YİSA

    Bir çok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu,kolayca alev alır,eter kokusunda bir sıvı.:ASETON

    Bir çuval türü.: TELİS

    Bir dalda dördü beşi bir arada bulunan meyve kümesi.: ÇATANAK : ÇOTANAK

    Bir dalganın genlik,evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması.:MODÜLASYON

    Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi belge.:İLAM

    Bir deniz teknesinin başka bir tekneye veya iskeleye yanını vererek yanaşması.:ABORDA

    Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar.:AVARYA

    Bir deste (52’lik) kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.:KİNG

    Bir devletin topraklarıyla çevrilmiş,başka bir devlete ait arazi. :ANKLAV

    Bir devletin yada bir şirketin yönetimini birlikte yürüten üç kişilik topluluk. : TROYKA

    Bir dilde yeni sözcükler kullanma. : NEOLOJİ

    Bir dileği yerine getirme.:İSAF

    Bir dilin söz varlığı. : VOKABÜLER

    Bir dizi metal yada bambu dilden oluşan Afrika’ya özgü bir çalgı. : MBİRA

    Bir dokunun sertleşmesi.:SKLEROZ

    Bir duvardaki taş yada tuğla sırası. : REDE

    Bir düğmeyi yada kopçayı tutmaya yarayan halkacık. : BRİT

    Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen çizgi. : ORTAY

    Bir düzlemin odak denilen durağan iki noktaya uzaklıkları değişmeyen noktaların geometrik yeri olan eğri.:HİPERBOL

    Bir ekin hastalığı. : RASTIK

    Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı.:AGREMAN

    Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz.: RESEPTÖR

    Bir elektrik devresindeki akımı,başka bir devreden geçen akımdaki değişiklikler aracılığıyla denetleyen aygıt,.değiştirgeç. : RÖLE

    Bir elektrofonun veya başka elektro-akustik sistemin yükseltici ve hoparlörleriyle birlikte kullanılmak üzere tasarlanmış güç yükseltici olmayan radyo alıcısı.: TUNER

    Bir elektron tüpünde temel işlevi ikincil yayım üretmek olan elektrot. : DİNOT

    Bir elma türü. : APİ

    Bir erik türü.:AYNABAKAR

    Bir eser üzerindeki hak.: TELİF

    Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce,geçmiş bir takım başka olguları anlatan ilk bölüm,öndeyiş.:PROLOG

    Bir fal türü.:CİFİR

    Bir fındık çeşidi.:FOŞA

    Bir Fransız halk dansı.:GAVOT

    Bir gemici düğümü,ızbarço bağı.: ALABORİNA

    Bir gemideki malların gösterildiği,boşaltma işlerinin yapılacağı liman idaresine verilecek liste./Bildiri. : MANİFESTO

    Bir geminin alabildiği yük miktarı.:LASTA

    Bir geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak.:BANDIRA

    Bir geminin yüklü su kesimi ile boş su kesimi arasında kalan bölümü.:FAÇA

    Bir geyik türü. : ÇOPUR

    Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça,giysi.. : ROBA

    Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça.:ROBA

    Bir görevin yerine getirilmesinde iş ortaklığı. : SİNERJİ

    Bir görüntü,bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için simgelerle göz önünde canlandırıp dile getirme. :ALEGORİ

    Bir gösteri sırasında perde arasındaki dinlenme zamanı.:ANTRAKT

    Bir güreş türü.:KARAKUCAK:DALMA

    Bir halk türküsü.:MAYA

    Bir hava taşıtının belirli bir noktadan uzaklığını ve yön açısından belirlemeyi ve çevredeki hava taşıtlarına kimi komutları iletmeyi sağlayan radar eşgüdümlü hava trafik denetleme sistemi. : NAVAR

    Bir hekimin ustalığı,mahareti. : HAZAKAT

    Bir Hıristiyan derneği.:CİZVİT

    Bir Hint tanrıçası.:BRAHMA

    Bir Hint tanrısı.:BRAHMA

    Bir hükümdara vergi veren halk. : RAİYE

    Bir ırmağın denize kavuştuğu yerde lığların birikmesiyle oluşan üçgen biçimli ova,delta.:ÇATALAĞIZ

    Bir ile üç yaş arasında bulunan burulmuş erkek sığır. : TOSUN

    Bir ilin en yüksek maliye görevlisi.:DEFTERDAR

    Bir inanışın heyecanı ile coşup kendisinden geçme hali,vecd.:CEZBE

    Bir ipe geçirilmiş yada birbirine bağlanmış yaş yemiş yada sebze bağı. : HEVENK

    Bir ipe veya çubuğa dizilmiş yada saplarından birbirine bağlanmış yemiş veya sebze bağı.:HEVENK

    Bir iskambil oyunu. : FİTİL: OHEL

    Bir İspanyol dansı.:BOLERO

    Bir İspanyol şiir türü.:ROMANS


    Bir iş için,herhangi bir üst makama yazılan yazı.:MÜZEKKERE

    Bir işi yapmak,bir aracı onarmak için kullanılan alet takımı.:AVADANLIK

    Bir işin sonunu düşünerek ölçülü,tedbirli davranma.: TEMKİN

    Bir işletmenin ani batışı. : KRAK

    Bir kağıt oyunu. : KANASTA

    Bir kalkanın ortasında bulunan,eli korumaya ve oklardan sakınmaya yarayan,genellikle bombeli bölüm.:UMBO

    Bir kap içinde sıvı yağ ve fitilden oluşmuş aydınlatma aracı.:KANDİL

    Bir kasın tümünü veya bir parçasını kesme ameliyatı.:MİYOTOMİ

    Bir keçi yünü türü.:MOHER

    Bir kelimedeki harflerin yerini değiştirerek elde edilen kelime.:ANAGRAM

    Bir kıyıya yada gemiye göre açık deniz. : ALARGA

    Bir kilim türü.:CİCİM

    Bir kimse veya bir sorun için halkın olumlu veya olumsuz kanaatinin belirlenmesi amacıyla yapılan oylama. : PLEBİSİT

    Bir kimsenin kimlik bilgilerini gösteren kayıt. : KÜNYE

    Bir kitabın kısaltılmış biçimi ve özellikle kısa tarih kitabı. : EPİTOME

    Bir konu ile ilgili bilgi vermek ve bu bilgiler üzerinde tartışmak amacıyla birkaç yetkilinin yönetimi altında düzenlenen toplantı.:SEMİNER

    Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama.:BRİFİNG

    Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap,harita kitabı.:ATLAS

    Bir koy yada lagünün dar girişi. : İNLET

    Bir koyun türü.:DAĞLIÇ

    Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturma.: İTAK

    Bir köpek cinsi. : KANİŞ

    Bir köpek cinsi.:KANGAL.:FİNO

    Bir köşeden karşı köşeye doğru katlanmış yada kesilmiş olan. : VEREV

    Bir kumaş türü.:CANFES.:KREP

    Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya dantel dikilerek yapılan işlem.:APLİKASYON

    Bir kundak üzerine oturtulan ve zemberekle geçirilen çelik yay. : ARBALET

    Bir kurulun,bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri. : RÜKÜN

    Bir kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin en eski kaptanı. : KOMODOR

    Bir kuş türü.:BAŞTANKARA.:REA

    Bir kuvvetin uygulandığı kütleyi bir eksen etrafında döndürme eğilimi. : TORK

    Bir maddenin kimyasal bir tepkimede hiçbir değişmeye uğramadan tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini sağlayan etkisi.: KATALİZ

    Bir madeni paranın yüzündeki bütün kabartma ve resimlerden daha yüksek bir çıkıntı oluşturan çevre pervazı.:ARSATA

    Bir mekanı örten kemerli yapı.. : TONOZ

    Bir mersinbalığı türü.: BİZ.:ŞİP

    Bir metreküp odun ölçü birimi. : STER

    Bir metrenin milyonda biri. : MİKRON

    Bir meyve. Tüylü Liçi. : RAMBUTAN

    Bir meze türü.: TOPİK

    Bir Mezopotamya destanı.:ETANA

    Bir Mısır tanrısı.:PTAH

    Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren dingil. : KRANK

    Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren mil.: KRANK

    Bir mukavemet yarışını ve bir tüfekle atış yarışını içeren kayak sporu. : BİATLON

    Bir mülk kaça satın alınmışsa,o mülke o para ile sahip olma,önalım.:ŞUFA

    Bir müzik parçasının dinleyicilerin isteği üzerine bir kez daha çalınması. : BİS

    Bir müzik parçasının hangi hızla çalınması gerektiğini gösteren alet.:METRONOM

    Bir müzik yapıtında kullanılmaya elverişli tüm seslerin oluşturduğu dizi.: SKALA

    Bir oda veya mekana açılan,duvar yada çitle çevrili girinti.:ALKOV

    Bir operanın sözlerinin yazılı olduğu kitap. : LİBRETTO

    Bir organda,bir atardamarın,doku bozukluğu sonucu kan pıhtısı ile tıkanması.:ENFARKTÜS

    Bir organı su vererek yıkayıp temizleme. : LAVAJ

    Bir orkestradaki tüm çalgılarla çalınan bölüm.:TUTTİ

    Bir orman ağacı. : SEKOYA

    Bir orta oyunu tipi.:ZUHURİ

    Bir ortaçağ çalgısı.: JİG

    Bir Ortadoğu tanrısı.: BAAL

    Bir ot ve bu otun öğütülmesiyle elde edilen tozdan yapılan bir çeşit tutkal.:ÇİRİŞ

    Bir otomobilin arkasına takılan,insan taşımaya yarayan,tekerlekli,üstü kapalı araç.:KARAVAN

    Bir oyuğa,bir yuvaya yerleştirilmiş tesisat.: ANKASTRE

    Bir oyunda,bir filmde dinlenme süresi,ara.:ANTRAKT

    Bir ölçü biriminin önüne getirildiğinde bu birimi binle bölen önek.:MİLİ

    Bir ölüyü toprağa gömme.:DEFİN

    Bir örümcek türü.:BÖ

    Bir palmiye türü. : DUM

    Bir pancar hastalığı. : KARABACAK

    Bir papağan türü.:LORİ

    Bir parça üzerine paralel çizgiler çizmek için kullanılan alet. : MİHENGİR

    Bir parçanın ağır çalınacağını belirten müzik terimi.:LENTO

    Bir parçanın ağır ve görkemli çalınacağını veya söyleneceğini anlatan müzik terimi.:LARGO

    Bir parçanın canlı,neşeli ve hızlı çalınacağını belirten müzik terimi.:ALLEGRO

    Bir parçanın notalarının,ara vermeden birbirine bağlanarak söyleneceğini veya çalınacağını belirten müzik terimi.:LEGATO

    Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa’nın başkenti.: APİA

    Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa’nın para birimi.: TALA

    Bir Pasifik ülkesi olan Vanuatu’nun para birimi.:VATU

    Bir poliçenin arkasına ciro edildiği kişiye ödenmesi için yazılan havale emri. : ORDİNO

    Bir resim,desen yada alçak kabartmada,bazı nesne ve figür boyutlarının,perspektifin etkisiyle kısalması. : RAKURSİ

    Bir resmi sulandırılmış renklerle boyamaya yada gölgelemeye verilen ad. : LAVİ

    Bir roman veya öyküde ikinci derecede bir olay.:EPİZOT

    Bir saç şekli. : ALABROS

    Bir salgı bezi dokusunda,o doku aleyhine gelişen tehlikesiz ur.:ADENOM

    Bir sanatçının tek müzik aleti eşliğinde verdiği konser. : RESİTAL

    Bir seçimde adaylardan hiçbirinin gerekli oyu sağlayamaması nedeniyle seçimin sonuçsuz kalması. : BALOTAJ

    Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti.:BEMOL

    Bir sıvının içindeki alkol derecesi. : GRADO

    Bir sıvıyı gaz biçiminde püskürten aygıt.:VAPORİZATÖR

    Bir sinema filmini televizyonda göstermeye yarayan cihaz.: TELESİNEMA

    Bir sinir lifini uyarmak için anında devreye giren bir doğru elektrik akımının sahip olması gereken en düşük şiddet değeri. : REOBAZ

    Bir sonuç çıkartma yolu.:ANALOJİ

    Bir sorunu ele alış,ona bakış biçimi.:YAKLAŞIM

    Bir sözcükteki harflerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcük.:ANAGRAM

    Bir su altı aracı.:BATİSKAF

    Bir süre sürülmeyerek boş bırakılmış tarla. : GEN

    Bir süs bitkisi. : ŞAKAYIK : KÜPE ÇİÇEĞİ : KATALPA

    Bir süs taşı. : AMETİST

    Bir şarkının,bir filmin deneme kaydı yada çekimi. : DEMO

    Bir şehrin avukatlarının toplandığı meslek kuruluşu.:BARO

    Bir şey için uygun durum,fırsat.:PUNT

    Bir şey üzerindeki gerekli bilgi,kavram.:NOSYON

    Bir şeyden korkmak,ürkmek,çekinmek.: OCUMAK

    Bir şeye dayanan. : MÜSTENİT

    Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma.HALT

    Bir şeyi bir yerden bir yere götürüp getirmeye yarayan halat.: VARAGELE

    Bir şeyi unutmamak için parmağa bağlanan iplik. : RETİME

    Bir şeyin ayrıntılarına girmeden ana çizgilerini belirten.:KABATASLAK

    Bir şeyin balmumu,alçı gibi maddeyle kalıbını çıkarmak için yapılan işlemlerin tümü.:MULAJ

    Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü.:RÜKÜN

    Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası.:DİN

    Bir şeyin içinde var olan. : MÜNDEMİÇ

    Bir şeyin içindeki öz,lup.: EVİN:NÜVE

    Bir şeyin kenarını koruyan,süsleyen veya sınırını belirleyen çerçeve.:BORDÜR

    Bir şeyin özü,aslı.:MAYE

    Bir şeyin parçaları arasındaki uygunluk.:LORANT

    Bir şeyin yokluğunu hissetme. : ARAMİ

    Bir tabanca türü.:PİŞTOV

    Bir takoz türü.:BAT

    Bir tarım aleti,geminin orta bölümü. : BEL

    Bir tarikatın müritlerinin yolculukları sırasında konakladıkları, ibadet ve ayin yaptıkları tekkelere verilen ad. : ZAVİYE

    Bir tatlı su balığı: ÇOTİRA. : TARANGA

    Bir tatu (döğme) türü. : APAR

    Bir tekkenin şeyhi olan kimse.: POSTNİŞİN

    Bir televizyon ekranına bağlanan mikrofon yardımıyla,ekrandaki görüntüler eşliğinde şarkı söyleme esasına dayanan oyun.: KARAOKE

    Bir tema etrafında oluşan.:TEMATİK

    Bir ticaret senedinin yenilenmesinden alınan komisyon.:ACYO

    Bir ticari ortaklığın kuruluşu sırasında başlangıç sermayesini oluşturmak üzere ortakların vermeyi yükümlendikleri değerlerin tümü./ Anonim şirketlerde kurucu ortakların veya sermaye artırımına katılanların şirket sermayesine yaptıkları her türlü katkı. : APOR

    Bir tiyatro oyuncusunun seyircilerin duyacağı biçimde ama sanki diğer oyuncular duymuyormuş gibi konuşması veya düşünmesi:. APAR

    Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça : TİRAT

    Bir tiyatro oyununda,karşısındakinin sözüne gerekli karşılığı verme.:REPLİK

    Bir tiyatro sahnesinin önünde,ışık ve ışıldakların yerleştirildiği,izleyiciye en yakın yer.:RAMP

    Bir tiyatroda en üst balkon. : PARADİ

    Bir toplantıda bulunma karşılığı alınan para,oturum ücreti.:HAKKIHUZUR

    Bir toplumdaki ahlakla ilgili davranış biçimleri. : TÖRE

    Bir tuzla ürününün satıldığı bölgeler. : OROS

    Bir tür Amerikan kekliği. : İNAMBU

    Bir tür antilop. : UREBİ

    Bir tür asma,Meryem ana asması.:AKASMA

    Bir tür balık ağı. : ABLATYA

    Bir tür başlık. : KABALAK

    Bir tür baykuş. : KUKUMAV

    Bir tür bıçak. : DAĞA

    Bir tür cüppe. : BİNİŞ

    Bir tür çuha. :.EN

    Bir tür dana ve öküz derisi.:TELATİN

    Bir tür davul.:TİMBAL

    Bir tür delikli balık ağı.:IRIP

    Bir tür domino oyunu.: AZNİF

    Bir tür et yemeği. : PATE

    Bir tür ferace. : ALAVURA

    Bir tür filika.:FUTA

    Bir tür gemici düğümü.Izbarço bağı. : ALABORİNA

    Bir tür hafif ayakkabı. : YEMENİ

    Bir tür ince dokunmuş çizgi kumaş.:ÇİTARİ

    Bir tür ince ipekli kumaş. : PAPAZİ

    Bir tür ince meşin. :VAKETA

    Bir tür İngiliz birası.:ALE

    Bir tür iplik bükme aracı.:TEŞİ

    Bir tür işleme. : KOPANAKİ

    Bir tür jelatin. : AGARAGAR

    Bir tür kağıt süslemeciliği.:EBRU

    Bir tür kalın ve ağır çizme. : TOMAK

    Bir tür kalsiyum karbonat.:ARAGONİT

    Bir tür keçe çadır. : GEDEME

    Bir tür kement.:BOLA

    Bir tür kertenkele. : BABAKÖŞ: AGAMA:VARAN

    Bir tür keten patiska veya basma. : KRETON

    Bir tür keten,patiska veya basma.:KRETON

    Bir tür kısa hırka.:LİBADE

    Bir tür kömür sobası.: SALAMANDRA

    Bir tür kukuletalı asker kaputu,yağmurluk.:AVNİYE

    Bir tür kumaş. : DRA: FLANEL

    Bir tür kuzu eti yemeği. :KAPAMA

    Bir tür kürek.:AYALEMA

    Bir tür macun.:BERŞ

    Bir tür mezgit balığı. : MERLANOS

    Bir tür nişasta helvası.:SABUNİYE

    Bir tür org.: LATERNA

    Bir tür ökçesiz ayakkabı,yemeni. : KALAVRA

    Bir tür palmiye. : AREKA

    Bir tür pamuklu kumaş. : PAZEN

    Bir tür pelte. : PALUZE

    Bir tür perde. : STOR

    Bir tür peynir. : EDAM

    Bir tür sağlam ve yumuşak dana veya öküz derisi. : TELATİN

    Bir tür sert ve fazla kızarmayan domates. : KAVATA

    Bir tür ses alma cihazı.: DİKTAFON

    Bir tür sıçan. : FARİG

    Bir tür sıralaç. : KALAMAZO

    Bir tür soğanlı süs bitkisi.:AMARİLİS

    Bir tür süs kağıdı.: SERPANTİN

    Bir tür süsleme sanatı. 18. yy başında Fransa’da çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bezeme üslubu. : ROKOKO

    Bir tür şahin. : LAÇİN

    Bir tür şalvar. : ELİFİ

    Bir tür şeker hamuru.:NUGA

    Bir tür tabanca.:NAGANT

    Bir tür takoz.:BAT

    Bir tür taşkömürü.:ANTRASİT

    Bir tür tozluk.:GETR

    Bir tür verimli balçık. : LÖS

    Bir tür yağsız ve tuzsuz peynir. : TELEME

    Bir tür yapay mermer. : BREŞ

    Bir tür yelkenli ve motorlu yarış teknesi.:REGATA

    Bir tür yün örgüsü. : HARAŞO

    Bir tür yünlü kumaş. : KAŞE

    Bir tür zamk.:KİTRE:LAK

    Bir türün,bir olayın karakteristik yönünü veren.:SPESİFİK

    Bir ulusun başka bir ulusu siyasi ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.: EMPERYALİZM

  3. #3
    SMN
    SMN isimli üye şimdilik offline konumundadır
    Aktif Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    1.328
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    B DEVAM

    Bir ülkede yönetime el koyan kimselerden oluşan kurul.: CUNTA

    Bir ülkenin iskeleleri arasında gemi işletebilme hakkı. : KABOTAJ

    Bir üzüm cinsi. : İRİKARA: PAPAZKARASI

    Bir üzüm türü.:KARAGEVREK

    Bir varlığın doğası. : NELİK

    Bir veya iki çalgı için yazılmış,üç veya dört bölümden oluşan müzik eseri.:SONAT

    Bir veya iki milimlik pli. : NERVÜR

    Bir yada iki çalgı için yazılmış üç yada dört bölümden oluşan müzik eseri. : SONAT

    Bir yağ türü.:BEZİRYAĞI

    Bir yapıda dış kapıyla odalar arasındaki giriş bölümü.:DALAN

    Bir yapının Belediyece öngörülen yüksekliği. : GABARİ

    Bir yapının iç duvar kaplaması. : LAMBRİ

    Bir yarış yelkenlisi. : SNİPE

    Bir yaşını geçmiş inek yavrusu.:DÜVE

    Bir yazı sayfasının altına,metnin herhangi bir noktasıyla ilgili olarak yazılan açıklama.:HAŞİYE

    Bir yelkenli türü.:CÖNK

    Bir yengeç türü. : UCA

    Bir yerde biriken sıvıları dışarıya akıtmakta kullanılan oluk veya boru. : AKAÇ

    Bir yere gönderilen eşyanın listesi.:İRSALİYE

    Bir yeri kira ile tutabilmek için sahibine veya içindeki kiracıya açıktan verilen para.:HAVAPARASI

    Bir yetimin veya akılca zayıf birinin malını yöneten kimse. : VASİ

    Bir yılan türü.: PİTON

    Bir yıllık kuzu.:TOKLU

    Bir yol veya geçide girilmemesi için acele yapılan engel : BARİKAT

    Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç. Topoğraf aracı. : NİVO

    Bir yüzü içbükey,öbür yüzü dışbükey olan mercek. : MENİSK

    Bir yüzünde Kurtuluş Savaşı,diğer yüzünde ise Cumhuriyetin ilanı canlandırılan,8 Ağustos 1928’de açılan Taksim Atatürk Anıtının İtalyan heykeltıraşı.:PİETRO CANONİCA

    Bir zırhlı gemi türü. : DRETNOT

    Bir zinciri oluşturan halkalardan her biri. : BAKLA

    Bira yapmak için çimlendirilip kurutularak hazırlanmış arpa veya başka taneler.:MALT

    Birbirine bağlı kurşun bölmelere yerleştirilmiş renkli cam parçacıklarından oluşan,saydam pencere süslemesi veya resim. : VİTRAY

    Birbirine paralel olarak uzanan iki akarsu arasında kalmış dağ sırtı.:KIRAN

    Birbirine sürtünen cisimlerin karşılıklı etkileşimini inceleyen bilim dalı. : TRİBOLOJİ

    Birbirine uygun,karışık. : MÜMTEZİÇ

    Birbiriyle geçinemeyen gemi tayfası. : ALABABULA

    Birçok onayaklı kabukluda orta sularda yaşayan larva biçimi. : ZOE

    Birden çok işletmenin bir grup başkanının yönetimi altında,belirli bir işi gerçekleştirmek amacıyla belirli bir süre için oluşturdukları topluluk.:POOL

    Bireycilik. : İNDİVİDÜALİZM

    Bireyler.: EFRAT

    Biri Amerika’da,diğeri Madagaskar’da yetişen ve yelpaze biçiminde yaprakları olan iki ağacın ortak adı.:RAVENALA

    Biri öne,öteki arkaya bakan,birbirine karşıt iki yüz biçiminde betimlenen eski bir Roma tanrısı. :İANUS

    Bir-iki yaşında koyun. : ŞİŞEK

    Birimlerin başına konulduğunda on katı gösteren bir ek.:DEKA

    Birinci çağın ilk dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer katmanları.:KAMBRİYEN

    Birinci Dünya Savaşında Osmanlı ordusunda kullanılan bir tür başlık.:KABALAK

    Birine bir mülkü sahip kılma. : TEMLİK

    Birine karşı gelmek,sert cevap vermek.:ÇEMKİRMEK

    Birinin ölümünü haber veren.:NAİ

    Birler,tekler. : YEGAN

    Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden (prizma) geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü.:TAYF

    Birleşikgillerden hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki. : TARHUN

    Birleşikgillerden,kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki. : TEKESAKALI

    Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün kısa yazılışı.: UNESCO

    Birlik. : VAHDET

    Birlikte kullanıldığı terimin anl***** aşırılık kazandıran bir müzik terimi.:ASSAİ

    Birmanya (Myanmar) para birimi. : KIYAT

    Birmanya’da sıradağlar. :ARAKAN

    Birmanya’nın plakası. :BA

    Bisiklet ve motosiklette dümenin elle tutulan kısımlarına geçirilen ve yumuşak,sentetik maddeden yapılan kaplama.:ELCİK

    Bistüri. : NEŞTER

    Bit yavrusu. : YAVŞAK

    Bit,tahta kurusu gibi böceklerin yumurtası.:SİRKE

    Bit. : KEHLE

    Bitki hastalıklarını inceleyen bilim dalı.:FİTOPATOLOJİ

    Bitki kökleri,şeker,misk,dövülmüş ceviz veya fındık içi ile yapılan bir tür şekerleme.:DEVAİMİSK

    Bitki. : VİTAL

    Bitkilerden elde edilen ilaçlarla hastalıkların tedavisi.: FİTOTERAPİ

    Bitkilere,özellikle ekinlere zarar veren bir böcek.:BAMBUL

    Bitkilerin,hayvanların doku ve sıvılarında bulunan,birleşimi karbon,oksijen,azot,hidrojen ve kükürt olan,suda eriyen,beyaza yakın renkte,yapışkan madde.:ALBÜMİN

    Bitkinin doğal olarak yetiştiği yer,yurt.:HABİTAT

    Bitkisel tellerden yapılmış kaba örgülü büyük çuval. : TELİS

    Bitkisiz. : AFİTAL

    Bizans kiliselerinde kadınlara ayrılan bölüm. : YİNEKE

    Boagillerden,Afrika ve Asya’da yaşayan,zehirsiz,çok güçlü büyük yılan.:PİTON

    Boagillerden,tropikal Amerika’da yaşayan,avını sararak ve sıkarak öldüren yılan.:ANAKONDA

    Bodrum yakınlarında turistik bir belde.:TÜRKBÜKÜ

    Boğa güreşçisi. : TORERO

    Boğa güreşi.:KORİDA

    Boğa,tosun.:KELE

    Boğanotunun güz çiğdemi de denilen bir türü. : İTBOĞAN

    Boğaya tutulan kırmızı şal (Matadorların boğayı yormak ve hırslandırmak için kullandıkları kırmızı renkli kumaş parçası). : MULETA

    Boğaz mukozasının şişmesi,yutak iltihabı.: ANJİN

    Bol,verimli,gür.:FEYYAZ

    Bolivya’nın başkenti. : LAPAZ

    Bolkar dağları ile Ala dağlar kütlesini birbirinden ayıran tektonik çukur. : ECEMİŞ

    Bolluk,genişlik.:FERAHİ

    Bolu ilinde bir kaplıca.:SAROT

    Bolu yakınlarındaki kayak merkezi. : KARTALKAYA

    Bolu’nun Göynük ilçesinde,doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl.:SÜNNET GÖLÜ

    Bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper.:KAZAMAT

    Borazan kuşu. : AGAMİ

    Borç alınan bir paranın belirli zamanlarda ödeneceğini gösteren senetler.:ESHAM

    Borç alma. : İSTİKRAZ

    Borç veren,alacaklı : DAİN

    Borç veren.:DAYİN

    Borç verme anlamında eski bir sözcük. : İDANE

    Borç verme. : İKRAZ

    Borçlar.:DÜYUN

    Borda kaplamalarını yerleştirmek için ahşap gemilerin omurgalarına açılan yuva. : AŞOZ

    Borneo dağlarında yaşayan sülün. : RALİC

    Borsada kesin vadeli değerlerin kuru ile primli değerlerin kuru arasındaki fark. : EKAR

    Boru sesi. : Tİ

    Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan bağlantı parçası. : RAKOR

    Borusunun içinde,ağız deliğinin altında bir tapa (blok veya dil ) bulunan ve ucundan üflenerek çalınan kavallara verilen ad. : DİLLİDÜDÜK

    Bostanda yapılan bekçi kulübesi. : GÜMELE

    Boş alan korkusu.: KENOFOBİ

    Boş,anlamsız söz.:FASARYA

    Boş,çürük,yanlış. : BATIL

    Boş,yararsız : . MALAYANİ

    Boş. : TEHİ

    Boş.,yararsız,.saçma. : ABES

    Boşanma. : TALAK

    Boşanmış kadın. : TALİKA

    Boşluk. : KAVİTE

    Boşluk.:VAKUM

    Boşta gezen.:HAYTA

    Boşuna.:BEYHUDE

    Botanikte köksap.: RİZOM

    Botanikte populus olarak tanımlanan söğütgillerden uzun orman ağacı.: KAVAK

    Botanikte,kabuğu çatlamamış meyve kabuğuna verilen ad.: AKEN

    Bovling oyununda devrilmeye çalışılan,üzeri plastik kaplı tahta kuka. : PİN

    Boy,endam. : KAMET

    Boy,klan. : ANAR

    Boyacılık ve sepicilikte kullanılan tanence zengin bitkisel özüt. : KAŞA

    Boyacılıkta kullanılan,nikel ve demire benzeyen,gümüşi renkte bir element.:KOBALT

    Boyalı ve yapışkan suyun üzerine kapamak yoluyla kağıda yapılan bir çeşit dalgalı ve kareli süs.:EBRU

    Boyanmamış seramik rengi. : ZEM

    Boylam uzunluk. : TUL

    Boynuz.:KARN

    Boynuzdan yapılan bir çeşit boru. : NEFİR

    Boyu yüz metreyi aşabilen bir ağaç.: OKALİPTÜS

    Boyu 40-60 cm,vücudu silindir biçiminde,gaga gibi ince uzun sivri ağızlı geçici bir balık.:ZARGANA

    Boyunduruk. : NİR

    Boyut.:BUUT

    Boyutları farklı iki gövdeden oluşan tekne tipi.: PRAO

    Bozukluk ,yanlışlık. : SAKAMET

    Bozukluk,yanlışlık,eksiklik.:SAKAMET

    Bozularak kokuşmuş.:CILK

    Bozulmak,ekşiyip çürümek.: EPRİMEK

    Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi. :ADRENALİN

    Böbürlenme. : TAFRA

    Böcek.:HAŞERE

    Böcekbilim.:ENTOMOLOJİ

    Böceklerde baş ile karın arasında kalan beden bölümü. : TARAKS

    Böcekleri inceleyen bilim dalı.: ENTOMOLOJİ

    Böceklerin kurtçuk durumundan yetişkin duruma geçerken arada aldıkları özel biçim. :NEMF

    Böceklerin kurtçuk durumundan yetişkin duruma geçerken arada aldıkları özel biçim.:NEMF

    Böğürtlen,diken dutu,it üzümü. : BÜK

    Böğürtlen.:BÜK

    Bölüştüren, ayıran, ikilem. : MUKASSİM

    Bram Stoker’ın sinemaya da uyarlanmış ünlü korku romanı.:DRAKULA

    Brezilya müziği.(1950’lerin sonlarında ortaya çıkarak halk arasında yaygınlaştı).:BOSSANOVA

    Brezilya’da bir kent. : NATAL

    Brezilya’da büyük kentlerin çevresini saran gecekondulara verilen ad. : FAVELA

    Brezilya’nın para birimi. : REAL

    Brezilya’nın plaka işareti. : BR

    Briçte iki manştan oluşan bölüm.:ROBER

    Briçte karşı tarafa ancak bir el vererek çıkarılan oyun. : ŞLEM

    Briçte kazanılan her ele verilen ad.: LÖVE

    Briçte oyunculardan birinin elinde bir renkten hiç kağıt bulunmaması. : ŞİKAN

    Briçte,bir eli üstün bir kağıtla almayıp daha aşağı bir kağıtla almaya verilen ad.:EMPAS

    Bronz. : TUNÇ

    Bu günkü belediyenin Türkiye’de ilk kurulan biçimi. : ŞEHREMANETİ

    Bu günkü Hollanda,Belçika ve Kuzeydoğu Fransa’ya eskiden verilen ad.: FELEMENK

    Buddha’nın Çin’deki adı.: FO

    Budistlerin en büyük tanrısı. TARA

    Budizm de ruhun ulaştığı en yüksek mertebeye verilen ad. : NİRVANA

    Budun ön kısmından elde edilen ve kızartmaya elverişli olan dana eti. : NUAR

    Buğday tanesinin olgunlaşmış içi.,bir şeyin özü. : EVİN

    Buğday,toprak gibi şeylerin elendiği iri gözlü kalbur.:GÖZER

    Buhar. : İSTİM

    Buharlı hamam. : SAUNA

    Bukalemun. : KAYAKELERİ

    Bulanık,net olmayan. : FLU

    Bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş insanların karantinaya alındıkları binaya verilen ad. : LAZARETTO

    Bulaşıcı,geçici.:SARİ

    Bulgar parası. : LEVA

    Bulgaristan’ın plakası. : BG

    Bulgur,biber,soğan,domates gibi şeylerle yapılan ve asma yaprağına sarılıp çiğ olarak yenen bir yemek. : BAT

    Bulmaca anlamında kullanılan bir sözcük.: ENİGMA

    Bulmaca bilim. : ENİGMATOLOJİ

    Bulut. : SEHAB

    Bunama. : ATEH

    Bunamış.: MATUH

    Bundan böyle. : BADEMA

    Bundan dolayı. : BİNAENALEYH

    Bunun gibi,böyle. : HAKEZA : KEZALİK

    Burçlar kuşağının dördüncü işareti (Yengeç).:CANCER

    Burdur’da bir baraj.:ONAÇ

    Burgaç,çevri,eğrim. : ANAFOR

    Bursa – Mustafakemalpaşa’da bir kaplıca. : DÜMBÜLDEK

    Bursa ili Mustafakemalpaşa ilçesinin eski adı. : KİRMASTİ

    Bursa’nın Gemlik ilçesinin antik dönemdeki adı.:KİOS

    Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı,tamamıyla sit alanı olan Zeytinbağı bucağının eski adı.:TİRİLYE

    Burun boşluğu ile orta kulağı birleştiren boru biçimindeki yola verilen ad.:ÖSTAKİ

    Burun iltihabı. : RİNİT

    Burun kanaması. : EPİSTAKSİS

    Burun ve burun boşluğu hastalıklarıyla uğraşan patoloji dalı.: RİNOLOJİ

    Burun. : ENF

    Burunotu.: ENFİYE

    Buzul.:CUMUDİYE

    Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası. : TOYAKA

    Bükme ve fırlatma tekniklerini kullanması ve saldırganın gücünü ve hamlelerini ona karşı kullanmayı amaçlaması bakımından Jiujitsu ve Judo dövüş tekniklerine benzeyen kendini savunma sistemi.:AİKİDO

    Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık. : KAŞEKSİ

    Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık.:KAŞEKSİ

    Bütün denizlerde yetişen,emici köklerle kayalara tutunan,uzun şeritler durumunda bir deniz yosunu.: LAMİNARYA

    Bütün dünyaya yayılmış küçük yaprak böceği. : LUPERUS

    Bütün Hıristiyan kiliselerinin birleştirilmesini amaçlayan hareket.:EKÜMENİZM

    Bütün vücudu yıkamak.:ÇİMMEK

    Bütünleşme,birleşme.: ENTEGRASYON

    Bütünleşme,birleşme.:ENTEGRASYON

    Bütünsel. : TOTAL

    Büyücü.:CADI

    Büyük araç korunağı,sundurma. : HANGAR

    Büyük bakraç.Su kovası. : SİTİL

    Büyük balıkçı kayığı. : ALAMANA

    Büyük balıkların göğsüne yapışık olarak yaşayan küçük balıklara verilen ad.:RAMORA

    Büyük bir maymun türü.:LANGUR

    Büyük bira bardağı.:ŞOP

    Büyük boynuzları olan bir yaban koyunu : ARGALI

    Büyük bölümü hazır olarak buzdolaplarında saklanan,sonradan birleştirilip çabucak hazırlanabilen basit ve standart yiyecek servisinde uzmanlaşmış lokanta.:SNACK

    Büyük bölümü saf metandan oluşan,kolayca tutuşabilen bir gaz.:GRİZU

    Büyük çağlayan.:ÇAVLAN

    Büyük çarpmaları,bölmeleri,kök ve kuvvet alışlarını yapabilmek için bulunan bir yol.:LOGARİTMA

    Büyük çivi. : ENSER: MIH

    Büyük çoğunluğu Moldova’da,az bir bölümü Deliorman,Dobruca,Besarabya ve Ukrayna’da oturan Ortodoks Türk halkı.:GAGAVUZ

    Büyük delikli kalbur. : SARAT

    Büyük devletler. (İngiltere,Fransa,Almanya ve Rusya). : DÜVELİ MUAZZAMA

    Büyük erkek kardeş,ağabey. : EDE

    Büyük hasır çanta.Hasırdan örülmüş saplı torba. : ZEMBİL

    Büyük havan. : DİBEK

    Büyük havuz.:BİRKE

    Büyük Hindistan cevizi. : NARCIL

    Büyük ırmak. : ŞAT

    Büyük iplik çilesi.: KELEP

    Büyük kötülük. : MELANET

    Büyük küpeleriyle tanınan ve dinsel inançlarında Hindu,Şiva,Tandra Budhacılığı ve Hathayoga’ya özgü ögeleri birleştiren Şivacı çileciler tarikatı.: KANPHATAYOGİ

    Büyük mağaza.:BONMARŞE

    Büyük Menderes deltasında,zengin bir kuş yapısına sahip olan göl.:KARİNE

    Büyük meşin heybe. : HURÇ

    Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç. : GELBERİ

    Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç.:GELBERİ

    Büyük Okyanus da yer alan,dünyanın en derin çukuru. : MARİANA

    Büyük piliç. : YARKA:BULADA

    Büyük pulluk.Kotan. : KUTAN

    Büyük Rus kentlerinin yakınındaki tatil evlerine verilen ad.: DAÇA

    Büyük saban.,pulluk anlamında yerel sözcük. : KOTAN

    Büyük sandal. : BARKA: ŞALUPA

    Büyük sıçan.: KEME

    Büyük su kabı.:BİDON

    Büyük tencere. : KAÇARULA:HARANA

    Büyük ve derin karavana,kazan. : KERES

    Büyük ve görkemli ev. : KONAK

    Büyük ve ulu.:CELİL

    Büyük yelkenli gemi.:CÖNK

    Büyük yılan.: EJDER

    Büyük yün çilesi. : KELEP

    Büyük zoka. : SİNARA

    Büyük,kocaman.:CESİM

    Büyük,yetişkin,yaşlı. : EKE

    Büyük,yumurtamsı,kırmızımsı mavi renkli bir erik türü.:AYNABAKAR

    Büyükbaş yada küçükbaş hayvanların bağırsakları temizlenip içine ciğer,soğan,pirinç ve baharattan oluşan iç doldurularak yapılan dolma. : BUMBAR DOLMASI

    Büyükelçi.: SEFİR

    Büyüklük,irilik.:CESAMET

    Büyüklük,yücelik. : İZZET

    Büyükşehir,anakent.: METROPOL

    Büyültme. : AGRANDİSMAN

    Büyüme hormonunun aşırı salgılanmasına bağlı olarak ellerde,ayaklarda ve başta aşırı büyüme gibi değişikliklerle belirgin hastalık.:AKROMEGALİ

    Büyümemiş karpuz. : KALAK: ŞALAK

    Büyüteç. : LUP

    Büyütme,abartma. : İZAM

  4. #4
    SMN
    SMN isimli üye şimdilik offline konumundadır
    Aktif Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    1.328
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    C

    Caddelerde kutlama için kurulan süsler. :TAK

    Cahiliye devri Arap şairi.:NABİGA

    Cahiller.:CÜHELA

    Cam bilye. : CİCOZ

    Cam,sedef,taş v.v den yapılmış renkli süs tanesi.:BONCUK

    Cami hademesi.:AYYUM

    Camide namaza kalkmak için okunan ezan.: KAMET

    Camide verilen ders.:DERSİAM

    Camilerde iç avluda yer alan,havuz biçiminde bir haznenin çevresinde bulunan musluklardan oluşan,üstü kapalı yada açık çeşme. : ŞADIRVAN

    Camilerde parmaklıklarla çevrilmiş yer.:MAKSURE

    Camlı taraça.:VERANDA

    Can Yücel’in,Deniz Gezmiş’i anlattığı ünlü şiiri.:MARENOSTRUM

    Can. : ANİMA

    Canlandırıcı. : ANİMATÖR

    Canlı bir organizmanın oluşturduğu ona özel bir renk veren kimyasal madde.:PİGMENT

    Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi koşulların tümü.:ORTAM

    Canlı olmayan cisim.:CİRİM

    Canlı,hareketli.:CEVVAL

    Canlı,parlak ve koyu pembe renk. : FUŞYA

    Canlılarda ve makinelerde kontrol,iletişim ve işleyişi inceleyen bilim.:SİBERNETİK

    Canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandıran bilim.:TAKSONOMİ

    Canlıların aralarındaki bağlantıları ve ortamlarıyla olan ilişkilerini inceleyen biyoloji dalı.:EKOLOJİ

    Canlıların bölümlenmesinde dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. : FİLUM

    Canlıların hücre,doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı. : FİZYOLOJİ

    Cansız olan.: İNORGANİK

    Cansız şeyler.:ECRAM

    Cansız varlıklar.:CEMADAT

    Cansız. : CAMİT

    Casus.Ajan. : ÇAŞIT

    Cava ve Bali gibi,Endonezya adalarından biri.(Eski adı Selebes). : SULAWESİ

    Cava yerlilerinin silahlarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : UPAS

    Cazibe. :ALBENİ

    Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik.:PARAMETRE

    Cehennem bekçisi.:ZEBANİ

    Cehennem.: TAMU

    Celbeden,çeken.:CALİP

    Cem Sultan’a Avrupalılarca verilen ad.:ZİZİM

    Cemal Süreya’nın şiir kitabı.: SICAK NAL

    Cenaze namazı kılmak için veya bayram ve Cuma namazına cemaati çağırmak için minarelerde okunan dua,çağrı ezanı.:SALA.: SELA

    Cendere. : PRES

    Cendere.:SIKMAÇ

    Cengiz Han’ın annesinin adı. : ULUNEKE

    Cennet ile cehennem arası. : ARAF

    Cennet.:BEHİŞT

    Cennetkuşu da denilen ve gösterişli çiçekleri olan bir süs bitkisi.:STARLİÇE


    Cennetlik. : NACİ

    Cennette bulunduğuna inanılan kutsal su. : KEVSER

    Cennetteki iki melekten biri. : RIDVAN

    Cephe.:CENAH

    Cepken altına giyilen kolsuz bir çeşit giysi.: GAZEKİ

    Cerrahi aletler bilgisi. : ASİDOLOJİ

    Cerrahide,marangozlukta kullanılan bir maddeyi kazımaya yarayan bıçak biçiminde araca verilen ad. : İSPATULA

    Cesareti ve gücü ile tanınan dayanıklı bir köpek cinsi. : TERİYE

    Cesur,korkusuz.:SERBAZ

    Cevat Şakir Kabaağaçlı. : HALİKARNAS BALIKÇISI

    Cevher.: TÖZ

    Ceviz veya badem içi.:ÇİĞE

    Ceviz. : KOZ

    Cevizin yeşil kabuğu veya yaprağı. : TETİR

    Ceylan derisi.: RAK

    Ceylan. :AHU : GAZAL

    Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması.:PATRONAJ

    Cezalandırma.:TECZİYE

    Cezayir kurtuluş savaşında,Fransa saflarında yer alan Cezayirlilere verilen ad.:HARKİLER

    Cezayir sahrasında vahalar dizisi. : RİR

    Cezayir’de doğan ve Arap müziğiyle Batı müziğinin karışımı olan müzik türü. : RAİ

    Cılız,zayıf. : İNEZE

    Cıvataların altına yerleştirilen ortası delik yuvarlak metal parça. : RONDELA

    Ciddi bir eseri veya olayı alaya alarak güldürme amacı güden komedi türü.Gülüt. : PARODİ

    Ciddi işlerle uğraşmayan,havai.:YELEKE

    Cila yapmakta kullanılan bir çeşit reçine. : KOPAL

    Cila.:PERDAH

    Ciltcilikte kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit.Pehlivan kispetinin paçası. : ŞİRAZE

    Ciltte çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntüler,kurdeşen.: ÜRTİKER

    Cilveli. : FETTAN

    Cimri. : NEKES

    Cinayet. : KIYA

    Cinnet,delirme,çıldırma.:CÜNUN

    Cinsel dürtünün enerjisi. Cinsel içgüdünün belirtilerini taşıyan yaşama gücünün bütünü. : LİBİDO

    Cinsel uyarılmada ve doyumda,alışılmışın dışında davranışlara ve özel nesnelere zorunluluk duyma. : PARAFİLİ

    Cinsellik korkusu.: EROTOFOBİ

    Cokeylerin giydiği bir tür başlık.: TOK

    Cömert,dost. : AHİ: AKA

    Cömert,eli açık.:CEVAT

    Cumba.:SAHNİŞİN

    Cümle bilgisi.:NAHİV.: SENTAKS

    Cüruf.: DIŞIK

    Cüzam hastalığına tutulmuş olan kimse.:MİSKİN

    Cüzam. : LEPRA

    Cüzamlı. : ALATEN

    Cüzi,kısmi. :TİKEL

  5. #5
    SMN
    SMN isimli üye şimdilik offline konumundadır
    Aktif Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    1.328
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    Ç

    Çabalama.:CEHT

    Çabuk kurumasını sağlamak için boyaya az miktarda katılan madde. : SİKATİF

    Çabuk yol alan,hızlı giden.:YÜRÜK

    Çabukluk,hız,sürat : İVİNTİ

    Çadır kümeleri. : ASARİM

    Çağlar,devirler. : EDVAR

    Çağrı kağıdı. : OKUNTU

    Çakala benzer vahşi bir hayvan.:KARAKULAK

    Çakıllı ve bozuk yol. : NALDÖKEN

    Çalgı ağızlığı ile pistonu olan,boyundan geçirilerek tutulan,çember biçimli,üflemeli bakır çalgı.:HELİKON

    Çalgıcıların kullandığı bahşiş.:ALATURA

    Çalgıç,mızrap.:TEZENE

    Çalgılı meyhane. : TAVERNA

    Çalı bahçe duvarı. : ÇİT

    Çalışan,çaba gösteren.:CAHİT

    Çalışan,gayret eden. : SAİ

    Çalışkan.:HAMARAT

    Çalışma. : SAY

    Çalma,hırsızlık.: SİRKAT

    Çam ağacından yapılmış su testisi. : SENEK

    Çam ağacının çiğnenip emilen iç bölümü ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara,soymuk. : YALAMUK

    Çam ağacının reçineli kabuğu. : ZAVİL

    Çam sakızı. : REÇİNE : AKMA

    Çam,ardıç,ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları. : PÜR

    Çam,ardıç,sedir gibi ağaçların yaprağı.: İBRE

    Çamaşır leğeni.:TEŞT

    Çamaşır yıkamada kullanılan yassı tokmak. : TOKAÇ

    Çamaşır yıkarken kullanılan tahtadan yassı tokmak.:TOKAÇ

    Çamaşırcı ayı’ denilen,kürkü kıymetli bir hayvan. : RAKUN

    Çamaşırın az kirli ve köpüklü son suyu. : EPRİK

    Çamgillerden,yüksek bölgelerde yetişen,kozalaklı bir orman ağacı. : KÖKNAR

    Çamur tedavisi. : PALEOTERAPİ

    Çamur,cıvık.:LAY

    Çamurcun,eğri koca gibi adlar da verilen ve yurdumuzun sulak alanlarında yaşayan küçük ördek cinsi.:ÇAKIRKANAT

    Çan,çıngırak. : DERA

    Çanakkale Boğazı’nın Nara Burnu mevkiinde,1954 yılında,Dumlupınar denizaltımıza çarparak batıran İsveç tankeri.: NABOLAND

    Çanakkale Boğazında Dumlupınar deniz altısına çarparak, dört Nisan 1953’de batmasına neden olan İsveç yük gemisi. : NABOLAND

    Çanakkale ilinde ünlü bir antik kent.:ASSOS

    Çanakkale’nin Ezine ilçesinde bir kaplıca.:KESTANBOLU

    Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan sepilenmiş dana derisi. : VİDALA

    Çanta,eldiven yapımında kullanılan yumuşak deri.:NAPA

    Çapkın.:HOVARDA

    Çarlık Rusya’sında gizli ve siyasi polis birliği.:OHRANA

    Çarmıha giden İsa’ya kötü davrandığı için sonsuza dek yürümeye mahkum edilen efsanevi kişi.:AHASVERUS

    Çarpan balığı. : TRAKUNYA

    Çarpık,eğri ağız. : YILIK

    Çarşıya,pazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi.:KANTARİYE

    Çavuşkuşu,hüthüt.:İBİBİK

    Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti. : KARMIK

    Çeçenlerin kendi ülkelerine verdikleri ad.:İÇKERİYA

    Çekici.:CALİP

    Çekilerek balık avlamaya yarayan,genellikle daire şeklinde el ağı. : TRATA

    Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi.:POLAROİT

    Çekinik. : RESESİF

    Çekinme,sakınma.:İBA

    Çekinmeden.:BİPERVA

    Çekişme.:CİDAL

    Çelik. : PULAT

    Çelikkalem takımyıldızının Latince adı.:CAELUM

    Çelimsiz ve biçimsiz kimse.:CİMBAKUKA

    Çelişki. : TENAKUZ

    Çember biçiminde,tellerden yapılma,torbaya benzer,büyük gözlü ağ.:APOŞİ

    Çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası.:BALYA

    Çemberin çevresinin çapına oranını gösteren sayı.: Pİ

    Çemen otu.: POY

    Çene yarıştırma. : TALK-SHOW

    Çeper,zar.:CİDAR

    Çerez olarak yenen tahıl kavurgası.:FİRİK

    Çerkezlerin ulusal destanı. : NART

    Çeşitleme.:VARYASYON

    Çeşitler.:ENVA

    Çeşitli boğanotu türlerinden elde edilen bir alkaloit. : ATİZİN

    Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş sahne gösterisi. : REVÜ

    Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri.: KABARE

    Çeşitli malzemelerin sanatsal amaçla bir araya getirildiği ürün. : KOLAJ

    Çeşitli tropikal bölgelerde genellikle kuru,sağanaklardan sonra geçici akarsuya dönüşen sel yatağı.:ARROYO

    Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan. : İZBİRO

    Çeşitli yüzeyleri istenilen konuma getirmek için kullanılan ölçü aleti.:SUTERAZİSİ

    Çeşme zıvanası. : MASURA

    Çeşme,musluk vs. çevreye sıçramasını veya akıp gitmesini önlemek için konulan delikli taş tekne.:YALAK

    Çete.:GANG

    Çevre.:ETRAF

    Çevrili girinti. : ALKOV

    Çıkılması güç kayalık yer.:LAÇİN

    Çıkrık veya dişli yardımıyla ağır yükleri kaldırmaya veya çekmeye yarayan bir alet.:BOCURGAT

    Çıkrıkçı çarkı.: TARTURA

    Çılgın,divane. : ŞEYDA

    Çınar,meşe,palamut gibi ağaçların meyvesi.:PELİT

    Çıplak toprak./Kel. : DAZ

    Çıplak,tüysüz. : CAVLAK

    Çırak.: ŞAKİRT

    Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi.: TAÇ

    Çiçek bozuğu yüz.:ÇAPAR

    Çiçek demeti. : BUKET

    Çiçek tozu. : POLEN : TAL

    Çiçek. : ŞÜKUFE

    Çiçekleri hekimlikte kullanılan ve kökleri kavrularak yenilen bir bitki,sığırdili.:HODAN

    Çiçekleri katmerli ve mor renkte bir tatula türü.:NAVÇAĞAN

    Çiçekleri sinek örümcek gibi kimi böcekleri andıran otsu bir bitki.:OFRİS

    Çift sürerken öküzleri yürütmek için kullanılan, ucuna sivri demir çakılmış uzun değnek. : ÜVENDİRE

    Çift atlı binek arabası. : KAROÇA

    Çiftleşme zamanı gelmiş kısrak yada dişi eşek. : GÜRE

    Çiftlik uşağı.:AZAP

    Çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak için,üzerine geçirilen kafes dolap biçimindeki hafif ve bir eksen üzerinde dönen araç.: ELEMGE

    Çimenlik,bahçe.:ÇEMENZAR

    Çin ayısı. : PANDA

    Çin düşüncesinde dişi ilke : YİNG

    Çin felsefesinde doğru yolu yada cennetin yolunu belirten temel kavram. : TAO

    Çin felsefesinde eril,gök,aydınlık,etkin ve delici olarak düşünülen ilke. : YANG

    Çin gongu. : TAMTAM

    Çin gülü. : KAMELYA

    Çin Halk Cumhuriyeti’nde bir ırmak.:İRTİŞ

    Çin kirazı denilen ve nemli topraklarda yetişen bir meyve.: LİÇİ

    Çin müziğine özgü dört veya beş telli lavta. : PİPA

    Çin ve Japonya’da oynanan bir strateji oyunu. Çin satrancı. :GO

    Çin,Vietnam,Malezya’da yetişen ve lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki.: RAMİ

    Çin’de Buda’ya verilen ad. : FO


    Çin’de yetişen ve meyvelerinden kurutucu bir yağ elde edilen ağaç. : TUNG

    Çin’in eski para birimi.: TAEL

    Çin’in para birimi. : YUAN

    Çin’in plakası.: TJ

    Çinakoptan büyükçe lüfer. : SARIKANAT

    Çingene çadırı.:ÇERGİ

    Çingene.:KIPTİ

    Çinko banyosu. : GALVANİZ

    Çinko,bakır ve nikelden yapılan,gümüşü andırır bir alaşım.Mayşor. : ALMAN GÜMÜŞÜ

    Çinko.:TUTYA

    Çinkonun başlıca cevherlerinden biri olan doğal çinko sülfür. : BLEND

    Çinlilerin bir uzunluk ölçüsü. : Lİ

    Çipura balığının,boyu 10 santimetreye kadar olan gençlerine verilen ad.:LİDAKİ

    Çirişli bir çeşit parlak bez.: KETAL

    Çirkin huy. : ENİR

    Çirkin.:KAKNEM

    Çiroz durumundan çıkarak yağlanmaya başlamış olan uskumru.:LİPARİ

    Çit yapmakta kullanılan büyük kızak.: SÖVEN

    Çit,perde. : ÖR

    Çit.: ÇEPER

    Çitlembik. : MELENGİÇ

    Çivit renginde koyu mavi.:NİLGÜN

    Çiy, kırağı. : JALE: ŞEBNEM

    Çizgi. : HAT

    Çizgileri olan kumaş.: REYE

    Çizgilerin,yüzeylerin,katı cisimlerin birbirine rastlayıp kesiştikleri yer.:ARAKESİT

    Çizilerek veya oyularak açılan kertik. : ÇETELE

    Çoban düdüğü denilen keskin kokulu bir bitki. : MEYHANECİ OTU

    Çoban düdüğü. : TİKE

    Çoban düdüğüne halk hekimliğinde verilen ad.:AZARON

    Çoban köpeği.:KARABAŞ

    Çoban türküsü. : KAYABAŞI : İGLOG

    Çoban yamağı anlamında kullanılan yöresel bir sözcük. : ÇONA

    Çoban yıldızı,Venüs.:ÇOLPAN

    Çoban yıldızı. : KERVANKIRAN

    Çoban.: RAİ

    Çobanların çaldığı ıslık. :ASADOLU

    Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz,kolsuz,keçeden üstlük : KEPENEK

    Çocuk hastalıkları ile ilgili bilim dalı. : PEDİATRİ

    Çocuk oyunlarında kale olarak kullanılan çukur.:MELE

    Çocuklarda,karın şişmesiyle beliren bir hastalık.:KIRBA

    Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen bir yaratık,umacı,hayalet.:KARAKONCOLOS

    Çoğu kıldan dokunmuş büyük çuval.: HARAR

    Çoğulcu.: PLÜRALİST

    Çoğunluğu Türk soyundan olan ve Polonya topraklarında oturan Musevi topluluğu.:KARAİMLER

    Çoğunlukla akaryakıt gibi sıvı maddeleri taşımada kullanılan,silindir biçiminde,metalden büyük kap.: GALON

    Çoğunlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardımıyla tutmaya yarayan alet.:BASKÜL

    Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan,keten veya ipek karışımı bir kumaş.: DAMASKO

    Çoğunlukla hidrojen veya helyumla şişirilmiş güdümlü balon.:ZEPLİN

    Çoğunlukla imaretlerde yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir tür ekmek.: FODLA

    Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılan,içinde ızgarası bulunan,ayaklı ve taşınır ocak.:MALTIZ

    Çoğunlukla yüzey sularından yoksun mağaralarla ve yer altı ırmaklarıyla örülü kıraç ve kayalık arazi. : KARST

    Çok acıklı olay.: HAİLE

    Çok anlamlı bir kelimeye her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma. : CİNAS

    Çok az kaldı anlamında bir sözcük.:RAMAK

    Çok beyaz.:APAK

    Çok bilinen bir sözü veya atasözünü biraz değiştirip eklemeler yaparak güncel sorunları belirten cümle.:LAFORİZMA

    Çok bükümlü ipliklerle dokunan ve kendine özgü dalgalı bir görünümü olan kumaş.:KREP

    Çok eski bir geçmişi olan ve kimi Şinto törenlerinde yapılan dinsel Japon dansı. : KAGURA

    Çok eski bir tarihi anlatır. : Fİ

    Çok gizli.:EKTEM

    Çok güzel,en güzel.:AHSEN

    Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi. : SKAVUT

    Çok hücreli canlılarda hücrenin belli evrelerden geçerek çoğalması.:KARYOKİNEZ

    Çok iğneli olta takımı. : ÇAPARİ

    Çok iğneli uzun balık oltası. : PARAKA

    Çok ince bir yün cinsi. : KAŞMİR

    Çok ince toz tanesi.: TOZAN

    Çok ince ve çok seyrek muslin yada pamuklu bez. : ADATİS

    Çok iri ve kaba şey.: LENDUHA

    Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet.:ŞURUP

    Çok kepekli un. : PASPAL

    Çok kısa boylu,bücür.:BODUR

    Çok öfkeli.Kötü ve korkunç cin. : İFRİT

    Çok övünen. : FAHUR

    Çok parlak.: BER

    Çok pullu,gümüş renkte,beyaz etli bir balık.:KEFAL

    Çok rüzgarlı yer.: TOZKOPARAN

    Çok sesli müzikte bir beste.: FÜG

    Çok süslü giyinen ve modaya düşkün kadın. : KOKET

    Çok şey bilen,her şeyden anlayan.:HEZARFEN

    Çok şiddetli ve çevrintili bir yel. : KASIRGA

    Çok tanrıcılık. : PAGANİZM

    Çok tanrılı dinden olan kimse. : PAGAN

    Çok tehlikeli bir köpek balığı türü. : HARHARYAS

    Çok üşümek.:BUYMAK

    Çok verimli,bol,eksiksiz.: ONGUN

    Çok yırtıcı bir deniz balığı.:MURANA

    Çok yiyen,obur.:HIRA

    Çok yorulmak. : TELESİMEK

    Çok zaman tahıl,kepek ve keten tohumu karışımından oluşan at yemi. : MAŞ

    Çokluk. : KESRET

    Çorak toprak. : KEPİR

    Çorba gibi yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sosa verilen ad. : MEYANE : MİYANE

    Çorum bezi de denilen ve geleneksel el tezgahlarında dokunan bir tür bez.:KENEFİ

    Çorum ilinde,Hitit Uygarlığını aydınlatan ünlü höyük.:ALACAHÖYÜK

    Çorum’da,Hititler döneminde yapılmış açık hava tapınağı.: YAZILIKAYA

    Çorum’un Mecitözü ilçesinde bir kaplıca.: BEKE

    Çorumun Alaca ilçesinde ünlü bir höyük. : ESKİYAPAR

    Çöl bölgelerinde bazı çukurların tabanını kaplayan tuzlu ve killi toprak.: TAKİR

    Çöl bölgelerinde yaşayan bir sürüngen türü. : SKİNK

    Çöl.:BEYABAN

    Çölde fırtına sonucu tepecikler halinde yığılan kum kütlesi.:KAUR

    Çölde işaret için konulan taşlar. : ARAM

    Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi.Kumul./Buzul : EKSİBE.

    Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi. : KUMUL

    Çözgü ve atkının kumaş yüzeyi üzerinde kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaşa verilen ad. : FASONE

    Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde,kendiliğinden desen oluşturduğu her tür kumaş.:FASONE

    Çözgü. :ARIŞ

    Çözgüsü ipek veya sentetik elyaf,atkısı kalın pamuk veya yün olan kumaş. : BENGALİN

    Çubuk veya kamıştan yapılmış bağ ve bahçe kulübesi.: HUĞ

    Çuha kumaşının sarıldığı top.: PASTAV

    Çukur yer.: ESİK

    Çulluk. : BEKAS

    Çürütülmüş tütünden yapılan ve buruna çekilen keyif verici toz. : ENFİYE

  6. #6
    SMN
    SMN isimli üye şimdilik offline konumundadır
    Aktif Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    1.328
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    D

    Dadı. : TAYA

    Dağ geçidi.: AŞIT

    Dağ keçisi. : ELİK: YAĞMURCA

    Dağ kırlangıcı da denilen küçük bir kuş. : EBREHE

    Dağ kırlangıcı denilen küçük bir kuş ,Keçisağan.:EBABİL : EBREHE

    Dağ lalesi.Manisa lalesi: ANEMON

    Dağ servi’si. : SEDİR : ARAR

    Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz,rüzgar almayan kuytu yer.: ARKAÇ

    Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.Dağ üzerindeki yüksek geçit. : BELEN

    Dağ tavuğu. : ÇİL

    Dağ yürüyüşü. : TREKKİNG

    Dağcılık. :ALPİNİZM

    Dağılma, : İNFİSAH

    Dağıtıcı.:MÜVEZZİ

    Dağıtım.:TEVZİ

    Dağlarda yetişen,rengi hafif yeşil bir çeşit yaban soğanı.:KÖMÜREN

    Dağların oyuk,kuytu yerleri.: KEPEZ

    Dağlık yer.:CEBELİSTAN

    Daha çok ayakkabı yapılan bir çeşit sağlam ve parlak kumaş.:KARAMANDOLA

    Daha çok hayvan postundan yapılan bir başlık türü.:BÖRK

    Daha çok kadınların bluz üzerine giydikleri yelek. : JİLE

    Daha çok Karadeniz yöresinde giyilen bir tür erkek ayakkabısı. : ÇAPULA

    Daha çok Nil ırmağında kullanılan bir tür küçük gemi. : FELUKA

    Daha çok radyo ile yayımlanmak için hazırlanmış,genellikle güldürü niteliğinde kısa oyun.:SKEÇ

    Daha çok tahıl tarlalarında görülen mor çiçekli bir bitki,mavi kantaron. / Peygamber çiçeğine verilen ad : BELEMİR

    Daha çok Türkmen oymakları arasında rastlanan bir tür kukla oyunu. : KARAÇOR

    Daha iyi. : EVLA

    Daha sonra.:BİLAHARE

    Dahi. : ÖKE

    Dal ve budak kırpıntısı.:ÇIRPI

    Dalan.,çıkar topluluğu. : LOBİ

    Dalga dalga renkli çizgiler.:MENEVİŞ

    Dalga. : TALAZ

    Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir tür kumaş,hareli kumaş.: MUARE

    Dalla örtülü, çalı çırpıdan yapılmış kulübe,çardak. : ALACIK

    Dallardan örülmüş büyük sepet.:ÇİTEN

    Dalları çok çatallı ve sapları odunsu bir bitki.:ÇALI

    Dalsız budaksız ağaç. : KABAŞ

    Dalyanın kapak yeri.: BASARNA

    Damak zevki olan.Yemekten ve içkiden anlayan,bunların tadına varabilen kimse. : GURME

    Damar sertliği. :ARTERYOSKLEROZ

    Damarlı ve yarı saydam bir taş,balgam taşı. : ONİKS

    Damıtmaya yarar araç,damıtıcı.:İMBİK

    Damla. : KATRE

    Danışma kurulu.: ŞURA

    Danışma.:İSTİŞARE

    Danimarka,İsveç ve Norveç’in küçük para birimi. : ÖRE

    Danimarka’nın para birimi.:KRON

    Dans adımı. : EŞAPE

    Dans düzenleme sanatı. : KOREOGRAFİ

    Dantel ve nakış ipliği yumağı. :KUKA

    Dar geçit,boğaz.:DERBENT

    Dar tentene. : OYA

    Dar ve ensiz tahta.: TİRİZ

    Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku,kapalı yer korkusu.: KLOSTROFOBİ

    Dar,uzun ve hafif bir yarış kayığı,kik.:FUTA

    Darıdan yapılan şarabın kımızla karıştırılmasıyla elde edilen eski Türk içkisine verilen ad.: TARASUN

    Datça’daki eski çağ kenti. : KNİDOS

    Dava. : ARANÇ

    Davar ağılı.:KOM

    Davet eden,çağıran. : DAİ

    Davranışçılık.:BEHAVYORİZM

    Dayanak,yardımcı. : MEDAR

    Dedeler,atalar. : ECDAT

    Dedikodu etme. : NEMİME

    Dedikodu.Bir kişinin gıyabında ileri geri konuşmak. : GIYBET

    Dedikoducu. : NEMMAL

    Defterler.:DEFATİR

    Değerini,önemini yitirmiş. : KADÜK

    Değerli eşya,kumaş,mücevher v.s. alınıp satılan kapalı çarşı.:BEDESTEN

    Değerli madenlerde yasanın istediği ağırlık,saflık ve değer derecesi ölçüsü. : MİYAR

    Değerli olan,zebercet adını taşıyan silikat.: OLİVİN

    Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı,süs eşyası.:BİJUTERİ

    Değerli taşlarla donanmış. : MURASSA

    Değerli tespih taşı.(Deniz filinin dişinden yapılan). : NAKA

    Değersiz,önemsiz.:NAÇİZ

    Değirmen suyunu başka yöne akıtmak için yapılan düzen.: SAVAK

    Değirmen taşına buğdayı akıtan oluk.:ARD

    Değirmen taşının ekseni.:SEPEK

    Değirmen. : AS

    Değiş tokuş da üste verilen şey. : ABRA

    Değiş tokuş. : MÜBADELE

    Değiş,mal değişi,trampa.:TROK

    Değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan, dere kenarlarında da yetişen bir süs bitkisi.: ÇUHA ÇİÇEĞİ

    Değişik biçim.:VERSİYON

    Değişik boyda , sert ağaçtan yapılmış tuşlardan oluşan bir Afrika çalgısı. : BALAFON

    Değişik çağları birbirine karıştırma,bir olayın çağıyla ilgili yanılma. : ANAKRONİZM

    Değişik çağları birbirine karıştırma,bir olayın çağıyla ilgili yanılma.:ANAKRONİZM

    Değişik genetik kökenli çeşitli hücrelerden oluşan organizma.:KİMERA

    Değişik renklerde üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına bir desen yapılan değerli taş.:KAME

    Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılan değerli bir taş.. : KAME

    Değişik renkte boya kullanılarak,kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemiyle bu işleme uğratılan ipekli,yünlü vs kumaş. : EMPRİME

    Değişik sayıda akortlu tahta yada metal çubukların gam sırasıyla dizilmesinden oluşan iki değnekle vurularak çalınan bir çalgı. : KSİLOFON

    Değişik şekillerde kesilmiş,yağda veya fırında kızartılmış ekmek.:KRUTON

    Değişik tonlarda boyama. : RÖFLE

    Değişik türlerden,çoğunlukla yabanıl ağaç,ağaççık ve çalıların deneysel yetiştirilmesine ayrılmış park veya alan. : ARBORETUM

    Değişim cetveli,grafik.:DİYAGRAM

    Değiştirgeç. : RÖLE

    Dekoratif bir dikiş türü. : REÇME

    Dekoratif demir işçiliği. : FERFORJE

    Delege . : MURAHHAS

    Delgeç. : MATKAP

    Delikanlı.Yakışıklı erkek:CİVAN

    Delikli kepçe.:KEVGİR

    Delikli örgü,gözenek.: AJUR

    Delil,kanıt,ispat.:BURHAN

    Delilik.:CİNNET.:CÜNUN

    Deliorman,Dobruca, Besarabya ve Ukrayna’da oturan Hıristiyan Ortodoks Türklere verilen ad.:GAGAVUZ

    Delme.: PERFORAJ

    Delta : ÇATALAĞIZ

    Demir atmış gemi. : RASİ

    Demir kiriş. : PUTREL

    Demir şiş. : SİH

    Demir yada tahta üzerindeki boya,pas gibi şeyleri çıkarmakta kullanılan çelik araç.:RASPA

    Demirci aracı. : ÖRS

    Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç. : AÇKI

    Demirin simgesi. : FE

    Demiryollarında gündüz mekanik olarak bir kolla gece kırmızı ışıkla işaret veren alet.:SEMAFOR

    Demiryollarında traverslerin altına,şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları.:BALAST

    Demokrasi. : ELERKİ

    Demre’de (Yeni adı Kale) yaşadığına ve Noel Baba olduğuna inanılan ve adı efsaneleşen Aziz. :AYANİKOLA

    Den dolayı,..den ötürü anlamında eski bir sözcük.: BİNAEN

    Denek taşı.: MİHENK

    Denetleme,denetim.: TEFTİŞ

    Denetleme. : MURAKABE

    Deney üstü. : TRANSANDANTAL

    Denge,ölçü. : MUVAZENE

    Dengesini ustalıkla korurken top,bıçak,tabak gibi nesneleri havaya atıp tutarak gösteri yapan sanatçı.: JONGLÖR

    Deniz anası. : MEDÜZ

    Deniz ataşesi. : ATAŞENAVAL

    Deniz avcılığında kullanılan ince daldan örülü sepet. : KİRTİL

    Deniz ayısı da denilen ve soğuk güney denizlerinde yaşayan fok türü. : OTARİ

    Deniz bilim.:OŞİNOGRAFİ

    Deniz derinliğini ölçme işi (Batimetre). : İSKANDİL

    Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç.:BATİSKAF

    Deniz içinde zincirlerin birbirine dolaşması. : ISPARMAÇA

    Deniz kenarında salaş ve dam gibi barınılacak yer.:KAVALA

    Deniz kırlangıcı.:BALIKÇIN

    Deniz kızı.: SİRER

    Deniz kuşlarının gübre olarak kullanılan pisliği. : GUANO

    Deniz tarafından ırmak ağızlarında yada akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde oluşan yüksek kenarlı kıyı biçimi. : RİA

    Deniz taşıtlarını yönetmek.:ABRAMAK

    Deniz taşıtlarının pervanesi. : USKUR

    Deniz tedavisi.:TALASOTERAPİ

    Deniz teknelerinin iç yanları.: ALABANDA

    Deniz veya denizcilikle ilgili.:BAHRİ

    Deniz yolculuklarında geminin veya yükünün gördüğü zarar.. : AVARYA

    Deniz,göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer.: BALIKLAVA

    Deniz,göl ve ırmaklarda kıyılara yakın yerlerde ağ ve kazıklarla oluşturulan,balık avlama yeri.:DALYAN

    Deniz.:BAHİR

    Denizaltında dinleme aygıtı. : SONAR

    Denizcilik dilinde aşağıda,alt anlamında kullanılan söz.Gemiyi baştan yada kıçtan halatla karaya bağlama. : ABAŞO

    Denizcilik dilinde yelken indirmeye verilen ad.:MAYNA

    Denizcilikte çok durgun deniz ve hava.: BONAÇA

    Denizcilikte iki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi.:MATİZ

    Denizcilikte safra anlamında kullanılan sözcük.:BALAST

    Denizcilikte ve havacılıkta kullanılan radyo seyir sistemi.: LORAN

    Denizcilikte yedek halat. : PERMEÇE

    Denizcilikte,çekilmekte veya indirilmekte olan bir halatı veya zinciri bir yere bağlamak için verilen komut.: ABOSA

    Denizde ada.:CEZİRE

    Denizde ağır cisimleri kaldırmaya,batık gemileri çıkarma veya askıya almaya yarayan,su kesimi az,vinçli tekne yada duba. : ALGARNA

    Denizde batmış olan bir geminin,bir nesnenin yerini ve durumunu ses dalgalarıyla saptayan sistem.:SONAR

    Denizde yada kıyıda buz tabakasıyla örtülü olan kesim. : BANKİZ

    Denizde yaşayan,Latince adı Noctulica Milliaris olan,dokunulduğunda ateş böceği gibi ışık saçan plankton.(Milyonlarcası bir araya gelince geceleri bir balık veya bir kayık çarptığında ışık saçarlar).:YAKAMOZ

    Denizde yol göstermeye,bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim.:ŞAMANDIRA

    Denizde yosunlu sazlı yer.:ÇEPEZ

    Denize uzanan dar ve alçak kara parçası.:DİL

    Denizin çekilmesi.:CEZİR

    Denizlerin çekilmesiyle oluşan bölge. : NERİTEL

    Denizli yöresinde kına gecesinde gelin için okunan maniye verilen ad. : OKŞAMA

    Denk,uygun. : MÜTEVAZİN

    Deprem bilim.: SİSMOLOJİ

    Deprem dalgası.: TSUNAMİ

    Derbeder,başıboş yaşayış. : BOHEM

    Derbeder. : HARABATİ

    Derebeylik düzeninde bir vasala senyörce verilen toprak veya mal. : FİEF

    Derebeylikte toprakla beraber satılan köle. : SERF

    Deri dokusunun anormal büyüyüp yağlanmasıyla oluşan kabarcık.:ET BENİ

    Deri hastalığı. : LİKEN

    Deri tüberkülozu. : SIRACA

    Deri üzerine uygulamaya özgü hamur kıvamında ilaç. : PAT

    Deride,sinirler boyunca,özellikle gövde,bacak ve yüzde bir takım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren mikroplu bir hastalık : ZONA

    Deriden yapılmış kalkan. : DARAKA

    Deriden yapılmış torba.:DAĞAR

    Derilerin içine batırıldığı tanenli bitki suyu. : TETERİ

    Derin sular. : ABİSAL

    Derin vadi. : KANYON

    Derinin yağ bezi ve ter bezi salgılarının anormal artışı. : SEBORE

    Derinleştirme. : TAMİK : İKAR

    Derinliği aynı olan sığ su alanı. : FİLET

    Derinliği az metal kap. : SAHAN

    Derinliğine,iyice.Enine boyuna:. ARİZAMİK

    Derinlik ölçme aracı. : SONDA

    Derinlik., aptallık. : AMAKAT

    Derisinden kürk yapılan bir kır sansarı. : FERSAN

    Deriyi kullanılabilecek duruma getiren kişi,sepici,tabak.:DEBBAĞ

    Deriyle kaplı bir çeşit eskimo kayığı. : UMİAK

    Deriyle kaplı bir çeşit Eskimo kayığı.:UMİAK

    Derli toplu,özenli,düzgün,temiz. : NETA

    Ders verme.:TAKRİR

    Dervişlerin bulunduğu yer. : DERGAH

    Dervişlerin giydikleri tiftikten yapılmış ince külah.ARAKİYE

    Desibel. : DB

    Destan. : EPOPE : DASİTAN

    Destansı. : EPİK

    Deve semeri. : HAVUT

    Deve yavrusu. : POTUK

    Devegiller familyasından,sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan bir memeli türü.: HECİN

    Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses.:IH

    Devinbilimi. : DİNAMİK

    Devirler,çağlar.:DEVRAN

    Devlet hazinesi.:BEYTÜLMAL

    Devlet hazinesi.:MİRİ

    Devlet malı,beylik. : MİRİ

    Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.:BAREM

    Devlet yönetiminde akrabalara ve özellikle yeğenlere yapılan iltimas.:NEPOTİZM

    Devletçe koruma altına alınmış tarihi yer veya bölge.:SİT

    Devletçe para,senet ve tahvil çıkarma,piyasaya sürme.:EMİSYON

    Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket.:BANDROL

    Devletçilik. : ETATİZM

    Devletin merkeziyetçiliğini savunan kimse. : JAKOBEN

    Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama.:PLEBİSİT

    Dış evlilik.:EGZOGAMİ

    Dış mahalleler.:VAROŞ

    Dıştan sağlanan her türlü maddeye karşı fiziksel ve ruhsal bir bağımlılık duyan kimse. : TOKSİMAN

    Dibek. : SOKU

    Difteri.: KUŞ PALAZI

    Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem.: REGRESİON

    Dijital Video Disk’in kısaltması.:DVD

    Dik yerlerden inen buzullarda,derin yarılmalar nedeniyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi.:SERAK

    Dik,sarp. : YALMAN

    Dikdörtgen bir masada oynanan minyatür futbol oyunu.: LANGIRT

    Diken. : NİŞ

    Dikenli çalı. : KEVEN

    Dikenli,sert pullu,kısa ve geniş,siyaha yakın esmer bir balık.:ÇOTİRA

    Dikilitaş. : OBELİSK

    Dikişte hata. : POT

    Dikme.Dik. : AMUT

    Dil bilgisi.:GRAMER

    Dil tutukluğu. :ANARTRİ

    Dilde tutukluk,kekemelik. : REKAKET

    Dilek. : KAM

    Dilekçe. : ARZUHAL

    Dilenci.: GOYGOYCU

    Dili tutuk olan,kekeme.:REKİK


    Dilsiz,sessiz.:EBKEM

    Din adına yapılan savaş.:GAZA

    Din büyüklerinin yada tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikaye. : MENKIBE

    Din dışı. : LADİNİ

    Din işleriyle uğraşanların mesleği. : İLMİYE

    Din kurallarını öğretmek için yazılmış kitap.:İLMİHAL

    Din uğruna yapılan savaş.:CİHAT

    Dindar Yahudilerin başlarını örttükleri takke.:KİPPA

    Dingil. : AKS

    Dini bakımdan İngiliz kilisesine bağlı kimse.:ANGLİKAN

    Dini ezgi veya kaynağı dini olan orkestra parçası.: KORAL

    Dini ezgi yada kaynağı dini ezgi olan orkestra parçası.::KORAL

    Dini tören masası.: SUNAK

    Dini,felsefi ve politik bir öğretim sistemini meydana getiren dogma ve kavramların bütünü,öğreti.:DOKTRİN

    Dinlenme salonu. : ODİTORYUM

    Dinler. : EDYAN

    Dinsel yada yarı dinsel bir konu üzerine bestelenen büyük ölçekli müzik yapıtına verilen ad. : ORATORYO

    Dinsel inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda çıkacağına inanılan yalancı.: DECCAL

    Dinsel tören ve kuralları.,mason töreni. Ritüel. : RİT

    Dip not. : HAŞİYE

    Diploma.:BRÖVE

    Dipten dallanan bir süs bitkisi. : MAZI

    Direk.Yapıda kullanılan dört köşe yada yuvarlak,kalınca sırık. : MERTEK

    Dirgen,yaba.:ANADUT

    Diş çıkarma. : ISNAN

    Diş diplerinde ve kaplarda oluşan kireç tabakası. : KEFEKİ

    Diş kiri,diş pası.:PESEK

    Diş köklerini kaplayan sert madde.: SEMAN

    Dişçilikte kullanılan,cıva ile bakır veya cıva,gümüş ve kalay bileşiği.:AMALGAM

    Dişçilikte kullanılan,cıva ve bakır yada cıva,gümüş ve kalay bileşiği. : AMALGAM

    Dişi at. : KISRAK

    Dişi bizon ile boğanın çiftleşmesinden doğan melez hayvan. : KATOLO

    Dişi deve. NAKA: MAYA: ARVANA

    Dişi geyik. : MARAL

    Divan edebiyatında içkiyi ve içkili toplantıları övmek için yazılan şiir türü.:SAKİNAME

    Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti.:MATLA

    Divan edebiyatında sevgilinin kaşı,kirpiği,bakışı için kullanılan benzetme,: TİG

    Divan edebiyatında şehzadelerin sünnet düğünleriyle hanım sultanların doğum ve evlenme törenlerini anlatan yapıtlara verilen ad. : SURNAME

    Divan şiirinde her beytin son sözcüğünü,sonraki beytin ilk sözcüğü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı. : İADELİ

    Divan şiirinde uyakta tesis adıyla anılan eliften önceki sessiz harfin harekesi. : RES

    Divit.yazı hokkası. : AME

    Diyalektik. :EYTİŞİM

    Diyalog halinde yazılmış,genellikle eğlendirici sahne eseri : SKEÇ

    Diyarbakır yöresine özgü sütle yapılan bir hamur tatlısı. : NURİYE

    Diyarbakır’ın eski adı. : AMİD : AMED

    Diyelim ki,tutalım ki. : BİLFARZ

    Diyezli ve bemollü bir sesin eski duruma getirilmesini gösteren nota işareti.:BEKAR

    Diz meniski travması. : MENİSKUS

    Dizanteri. : KANLI BASUR

    Dizginleri koyuverilmiş bir atın dört nala koşması.Süvari akını.:ILGAR

    Dizi,sıra. : NAF

    Dizicilerin harfleri içine yerleştirdikleri demir yuva. : KUMPAS

    Dogma. : NAS : İNAK

    Doğa seslerine benzer seslerle yapılan sözcük ses yansıması,yansıma.:ONOMATOPE

    Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan aygıt.:LAVTA

    Doğaçlama tiyatro. : TULUAT

    Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil,birdenbire olması.:MUTASYON

    Doğada,kemik dokusunda bulunan,içinde flüor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat.:APATİT

    Doğadaki canlıların birbiriyle ve çevreyle ilişkilerini inceleyen bilim dalı. : EKOLOJİ

    Doğal hidratlı manganez ve kalsiyum silikat.: İNEZİT

    Doğal olarak böğürleri kalçalara doğru daralan at için kullanılan sözcük : LAĞAR

    Doğal set. : SEKİ

    Doğalcılık.:NATÜRALİZM

    Doğalgaz,elektrik gibi şeylerin kullanılan miktarını ölçen alet.: SAYAÇ

    Doğalgazın ikinci önemli bileşeni olan hidrokarbon.:ETAN

    Doğanın bilgisine büyüsel işlemlerle varılabileceği inancı. : ÖKÜLTİZM

    Doğayı gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil,ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan;doğrudan doğruya gerçeği,nesneyi değil de,onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı.:EMPRESYONİZM

    Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan,sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta.:SUNTA

    Doğru yolu arama.:HİDAYET

    Doğru,gerçek.:ÇIN

    Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti.:PRAGMATİZM

    Doğu Karadeniz Bölgesinde tulum eşliğinde horon oynayarak yapılan geleneksel eğlence. : VARTAVAR

    Doğu Afrika’da yaşayan bir antilop.:GERENUK

    Doğu Afrika’da yaşayan göçebe bir halk.:MASAİLER

    Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı türü.: TAR

    Doğu Anadolu’da bir göl.:ARİN

    Doğu Anadolu’da kullanılan bir küçük zurna.:MEY

    Doğu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna.: MEY

    Doğu Anadolu’dan doğarak Hazar’a dökülen bir ırmak. : ARAS

    Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu. :TAMZARA : MEYROKİ

    Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:SEPE

    Doğu Anadolu’ya özgü,halay türü bir halk oyunu.:SEPE

    Doğu Asya’da bir ırmak. : YALU

    Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen bir koyun türü.:KARAYAKA

    Doğu Karadeniz dağlarında,fundalıklarda yetişen,2-3 m boyunda,kışın yaprak dökmeyen,çok iri ve mor çiçekler açan ve yaprakları halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık,orman gülü.:KOMAR

    Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen,uzun kuyruklu,beyaz renkli bir koyun ırkına verilen ad. : KARAYAKA

    Doğu Karadeniz’de ünlü bir yayla. : VERÇENİK

    Doğu Karadeniz’de özellikle Rize yöresinde dokunan çamaşırlık ince bez. : FERETİKO

    Doğu Karadeniz’in dağlık kesimlerinde yaşayanların giydiği,bacağı çorap gibi saran bir tür çizme. : SABUK

    Doğu kiliselerinde ermişlerin tahta pano üzerine yapılan resimlerine verilen ad.:İKONA

    Doğu masal ve efsanelerinde kötü ve korkunç cin.:İFRİT

    Doğu müziklerinde eserler arası çalınan parça. : ARANAĞME

    Doğu Timor’un başkenti. : DİLİ

    Doğu ülkelerinde yaşayan Yunan asıllılara verilen ad.: RUM

    Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konar göçerlerin kıl çadırından oluşan yayla yerleşmesine verilen ad. : ZOMA

    Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü,tavuk eti,sarımsak ve ekmekle yapılan bir çeşit pilav.:SENGESER

    Doğum meleği.:AYZIT

    Doğum sancısı.:BURU

    Doğumdan altı ay sonraya kadar olan erkek yada dişi at yada eşek yavrusu. : KULUN

    Doğurması yakın olan hamile kadın. : AĞIRAYAK

    Doğuştan kör.:DARİR

    Doğuştancılık. : NATİVİZM

    Doktorların kulaklarına takarak insanların iç organlarını dinlemek için kullandıkları tıbbi alet.:STETESKOP

    Doku ölümü.:NEKROZ

    Dokubilim. : HİSTOLOJİ

    Dokuma tezgahı çerçevelerinin gücü tellerine takılan ve içinden çözgü ipliği geçen küçük halka.. : NİRE

    Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan,demirden veya ağaçtan yapılmış dişli araç.: KİRKİT

    Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler : ÇÖZGÜ

    Dokumacılıkta kullanılan unlu yada çirişli sıvı.:HAŞIL

    Dokumacılıkta mekikle enine atılan iplik. :ATKI

    Dokuması kalın,sık ve yumuşak,bir tür pamuklu bez.: PAZEN

    Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi.Sanayide kimi metalleri ve yüzeyleri parlatma. : POLİSAJ

    Dokusunda altın ve gümüş renkte tellerin çoğunlukta olduğu kumaş.:LAME

    Dokuz dereceden oluşan,depremlerin gücünü ölçme birimi.:RİCHTER

    Dokuz milimetre çapında,İngiliz yapısı,hafif,kullanışı kolay bir tür makineli tüfek.:STEN

    Dokuzuncu İsrail kralı. : YORAM

    Dolama.Parmak çıbanı. : ETYARAN

    Dolandırıcı.:AYYAR

    Dolaşma,gezinti.:CEVELAN

    Dolmuş yapan büyük at arabası. : OMNİBÜS

    Dolunay,mehtap. ,ayın on dördü : . BEDİZ : AYAS

    Dolunayda huyu değişen. : AYSAR

    Domalan’da denilen ve patatese benzeyen bir tür mantar.:KEME

    Domates.: BANADURA

    Domuz yavrusu. : MOZAK

    Domuz.:BOCUK

    Domuza benzer bir hayvan./ Yaban domuzu. : PEKARİ

    Don Kişot’un atının adı : ROSİNANTE

    Don,şalvar. : TUMAN

    Donanım. : TEÇHİZAT

    Donanma. : ARMADA

    Dondurulmuş meyve suyundan yapılan bir tür pelte. : ELMASİYE

    Dondurulmuş yada buzlu olarak hazırlanan içecek.:FRAPE

    Dost,yakın arkadaş.:ENİS

    Dostlar,arkadaşlar. : İHVAN

    Dökme demir,font. : PİK

    Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl. : ALAZA

    Dökülen yaprak. : HAZAL

    Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp. : SAÇULA

    Döl verme yetkinliğine eren,baliğ.:ERİN

    Döl yolu. : VAGİNA

    Dönbaba,turna gagası gibi adlar da verilen ve yapraklı dalları Ege Bölgesinde sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.:İĞNELİK

    Döneç. : ROTOR

    Dönek,uğursuz. : ALABACAK

    Dönemeç.:BÜK

    Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü.:EVLEK

    Dönüşümcülük. : TRANSFORMİZM

    Dört bölükten kurulan,bir binbaşının komutasında bulunan asker birliği.:TABUR

    Dört Japon çiçek süsleme okulundan biri. : KO

    Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına,alt tarafa doğru bağlanan halat.: BORİNA

    Dört tekerlekli,çift körüklü bir tür binek at arabası.:LANDO

    Dört tekerlekli,hafif,bir tür gezinti arabası.:KALESKA

    Dört tekerlekli,içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası. : LANDO: LANDON

    Dört telli bağlama.:BULGARİ

    Dört yaşına kadar olan dişi manda.:EVERE

    Dört. : CIHAR

    Dörtte bir,çeyrek anlamında eski sözcük. : RUBA

    Döşeme gereci plastik madde. : MARLEY

    Döşeme sıvası.: ŞAP

    Dövülmüş et,bulgur ve soğanla yapılan ızgara köfte. : ORUK

    Dövülmüş sarımsak,yumurta sarısı ve zeytinyağından oluşan soğuk sos.: AYOLİ

    Dövüşemeyecek duruma gelen bir boksörün karşılaşmayı bırakması. : ABONDONE

    Duacı.:DAİ

    Dul kadınlar. : ERAMİL

    Duman rengi. : FÜME

    Duman.:DUHAN

    Dumanda kurutulmuş et,balık veya peynir.:FÜME

    Dumanı toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı.:DAVLUMBAZ

    Durağan yıldız.:SABİTE

    Durgun su. : RAKİT

    Durum. : HALET

    Duvar içindeki oyuk,raf,: NİŞ

    Duvar lambası. : APLİK

    Duvar örülürken büyük taşların arasına konan ufak taşlar. : HELİK

    Duvar ve tavan süslemeleri yapan usta.:NAKKAŞ

    Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi. : PERESE

    Duvardaki taş yada tuğla sırası.:REDE

    Duvarı berkitmek için taşların arasına yatay olarak yerleştirilen direk.: HATIL

    Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan ve çiçek resimleriyle bezeli pişmiş balçık levha,fayans.:ÇİNİ

    Duyarga,dokunma duyusu. : LAMİSE

    Duygu kapanıklığı. : APATİ

    Duygulu. : MÜTEHASSİS

    Duygusal,hikayeli türkü./ Serbest biçimli,romantik,müzik araçlarıyla çalınan yada şarkı olarak okunan yapıt. : BALLAD

    Duygusuz,kayıtsız,uyuşuk. : APATİK

    Düdenden daha geniş olan çukurlara verilen ad.:UVALA

    Düğme ve süs eşyası yapımında kullanılan bir deniz kabuklusu. : ABALON

    Düğün armağanı. : SAÇI

    Düğünde oyundan sonra davulcunun topladığı para. : ŞABAŞ

    Düğüne çağrılanlara düğün sahibince verilen hediye. : DÜRÜ

    Dümen kolu. : YEKE

    Dünya çapında.:CİHANŞÜMUL

    Dünya ile ahret.:DAREYN

    Dünya ve dünya ile ilgili her şey.:MASİVA

    Dünyaca ünlü bir çevre örgütü.:GREENPEACE

    Dünyanın Yedi harikasından biri sayılan Bodrum’daki anıtmezarıyla ünlü Kayra kralı. : MAUSOLOS

    Dünyanın yedi harikasından biri olan Babil asma bahçelerini yaptıran efsanevi Asur kraliçesi. :SEMİRAMİS

    Dünyanın bütün denizlerine yayılmış bir yumuşakça cinsi.:ERATO

    Dünyanın büyük bir kısmını eline geçiren.:CİHANGİR

    Dünyanın ilk nükleer denizaltısının adı.: NAUTİLUS

    Dürbün.:IRAKGÖRÜR : BAKAÇ

    Düş gücü.:MUHAYYİLE

    Düşkünler evi.:DARÜLACEZE

    Düşkünlük,tutku. : İPTİLA

    Düşman. : YAĞI : ADU

    Düşmanlık. : ADAVET

    Düşme.:SUKUT

    Düşsel.:FANTASTİK

    Düşük nitelikli,kötü anlamında argo sözcük.:DANDİK

    Düşük sıcaklıklı bir yanardağ patlaması sonucunda ortaya çıkan küçük krater. : MAAR

    Düşünceden çok,canlı duygulara ve aşka dayanan sanat eserleri için kullanılan eski bir sözcük.:GARAMİ

    Düşünceleri şeriat ilkelerine aykırı görüldüğünden,Memlük sultanının buyruğu üzerine,Halep’te derisi yüzülerek öldürülmüş olan Türk tasavvuf şairi.(14. asır). :NESİMİ

    Düşünme gücü. : KARİHA

    Düşünülenin tersini söyleyerek yapılan ince alay. : İRONİ

    Düşünüş biçimi. : MANTALİTE

    Düz dam,taraça. : ŞATU

    Düz dokunmuş açık saman renginde bir tür ipek kumaş. : SADAKOR

    Düz duruma getirme,düzleme.: TESVİYE

    Düz kenarlı şapka. : KANOTİYE

    Düz nehir gemisi. : TOMBAZ

    Düz tepeli,sarp yamaçlı dağ,masadağ. : MESA

    Düz veya desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE

    Düz veya desenli kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE

    Düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket : SETRE

    Düz yazıda yapılan uyak.:SECİ

    Düz,engebesiz toprak parçası.: DÖLEK

    Düzen,hile.: DEK

    Düzenleme. : ARANJMAN

    Düzenlenmiş arazinin yüzölçümünü bulup planını yapmaya yarayan alet. : TAKEOMETRE

    Düzenleyen. : NAZIM

    Düzenleyici. : ARANJÖR

    Düzenli olarak ekim yapılan arazi. : EKENEK

    Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta : ÇITA .

    Düzgün sarılmış halat yumağı. : RODA

    Düzgün söz söyleme kolaylığı. : TALAKAT

    Düzgün. : ONAT

  7. #7
    SMN
    SMN isimli üye şimdilik offline konumundadır
    Aktif Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    1.328
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    E

    Ebegümecigillerden bir bitki.:BAMYA

    Eczacılık. : İSPENÇİYARİ

    Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki.:KARAYA

    Eczacılıkta,parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ. : LANOLİN

    Edat. : İLGEÇ

    Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme.:HEZEL

    Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek,kötüsünü kastetmek.:CİNAS

    Edebiyatta,iki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı.:İHAM

    Edepsiz,şamatacı. : ŞEREMET

    Edepsiz,şirret.:ZİLLİMAŞA

    Edipler. : UDEBA

    Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı.: BELMUŞ

    Edirne’de Meriç ırmağı deltasında bir göl.:BÜCÜRMENE

    Edirne’nin Enez ilçesinin antik adı. : AİNOS

    Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.. : LABADA

    Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray.:RONİN

    Efes kentinin kurucusu. : ANDROCLE

    Efes’te bir tapınak. : SERAPİS

    Eflatun,beyaz, kokulu çiçekler açan bir ağaç.:LEYLAK

    Efsane köpek.:KITMİR

    Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.:ABIHAYAT

    Efsanevi Argos kralı.:AGAMEMNON

    Efsanevi bir kuş. : SİMURG

    Eftalitler’de denilen ve 5. yüzyılda güçlü bir devlet kuran eski Türk ulusu.:AKHUNLAR

    Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent. : İASOS

    Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad. : LAP

    Ege Bölgesine özgü bir tür zeybek oyunu.: FERAYİ

    Ege bölgesine özgü,küçük ama lezzetli bir karides cinsi.: ÇİMÇİM

    Ege Denizinin eski adı. : ADALAR DENİZİ

    Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” anlamındaki adı. :ARŞİPEL

    Ege kıyılarında,özellikle İzmir kentinde etkili yerel deniz meltemi. : İMBAT

    Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen,tohumları çok zehirli küçük bir ağaççık.:ZİVİRCİK

    Ege ve Akdeniz’de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi.:NİKA

    Egemenliğini tanıma.:BİAT

    Eğerin altındaki belleme. : YUNA

    Eğik olarak kesilmiş kenar. : PAH

    Eğilim,yönelim.:TANDANS

    Eğim ölçer. : KLİNOMETRE :EKLİMETRE

    Eğirmen,kirmen.:İĞ

    Eğitim bilimi. : PEDAGOJİ

    Eğlenceli,hafif konulu,içinde bestesiz konuşmalar da bulunan sahne yapıtı.:OPERET

    Eğrelti otu,aşk merdiveni.: FUJER

    Eğreti dikiş.: TEYEL

    Eğretileme.: METAFOR

    Eğrilmekte olan yün,keten gibi şeylerin tutturulduğu,bir ucu çatal değnek.: ÖREKE

    Ejderha.:DRAGON

    Ek çizgisi,bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. : YİV

    Ek vagon.:FURGON

    Ek. : LAHİKA

    Eker. : MİBZER

    Ekilen biçilen tarlada işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad. : EYNERCİ

    Ekin biçerken sıralanan işçi takımı.: HON

    Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap.: ANIZ

    Ekinlerde başak.:KELLE

    Ekip gereçleri. : EKİPAJ

    Eklembacaklılardan taşlar altında yaşayan zehirli bir böcek.:ÇİYAN

    Eklembacaklıların ve kabukluların örteneğini oluşturan madde.:KİTİN

    Eklemlerdeki ağrılı hastalık. :ARTRİT

    Ekler’e benzer bir tür pasta.:PROFİTEROL

    Ekmek içi,ceviz,zeytinyağı,sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze : TARATOR

    Ekmek parçası,lokma. : BANAK

    Ekmek.:NAN

    Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak,teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.: EKONOMETRİ

    Eksen. : MİHVER

    Eksiklik,kusur. : NAKISA : AĞMAN

    Eksiksiz,kusursuz.:HAZA

    Ekşimik.:KESİK

    Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop.:GİB

    Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı. : ANONA

    Ekvator bölgesinde yetişen bir meyve ağacı.: ANONA

    Ekvator kuşağında geniş çayırlara verilen ad.:SAVANA

    Ekvator kuşağındaki geniş çayırlara verilen ad. : SAVANA

    Ekvator para birimi. : SÜKRE

    Ekvator. : EŞLEK

    Ekzama. : MAYASIL

    El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç.: KOPANAKİ

    El ile dokuma. : PEMAS

    El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi.:KANAVİÇE

    El tezgahında bez dokuyan kimse.:ÇULHA

    Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu. : AVREŞ

    Elbise plesi.:BÜZGÜ

    Elbise,çamaşır ve örtü gibi şeylere süs olarak dikilen seyrek örgü,tentene.:DANTEL

    Elbise,çamaşır.:CAME

    Elbisede bir tür kol kesimi.:JAPONE

    Elçi atanma yazısı. : AGREMAN

    Elçiliğe bağlı uzman:. ATAŞE

    Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli. : KANÇILARYA

    Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru. : KAVAS

    Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit.:FİSTO

    Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ. : KİRMAN : KİRMEN

    Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri. : NAPA

    Ele başı. : SERGERDE

    Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler.: İRİNTİ

    Elek. : KALBUR

    Elektrik direnç birimi. : OM

    Elektrik kutusu. : BUAT

    Elektrik sıgası birimi. : FARAD

    Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji. : MOJENERASYON

    Elektriksel kapasite.:SIĞA

    Elektroensefalografi’nin kısaltması.:EEG

    Eleman,unsur.: ÖGE

    Elemler. : ALAM

    Eli açık,cömert. : KERİM

    Eli açık,cömert.: KOÇAK

    Eline,ayağına çabuk,çevik,atik.:ÇALAK

    Elle seyrek dikiş. : OYULGA

    Elle sürülen,hafif,küçük çocuk arabası.: PUSET

    Elli şiniklik tahıl ölçeği. : MUT

    Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü. : EŞELEK

    Elmas,yakut gibi değerli taşlar,mücevher.: CEVAHİR

    Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri. : FAÇETA

    Emanet.İnam. : VEDİA

    Emekçi topluluğu. : PROLETARYA

    Emiliano Zapata’nın devrim planı. : AYALA

    Emmeç. : ASPİRATÖR

    Emzikli şişe.:BİBERON

    En az : EKAL : EDNA

    En beyaz.:BEYZA

    En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad. :ÇİTARİ

    En büyük. : EKBER

    En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık.:LÖS

    En elverişli,en iyi olan.:OPTİMUM

    En eski jeolojik sistem.:AZOİK

    En iri geyik. : MUS

    En kısa zaman.:AN

    En küçük boylu yarış yelkenlisi. : KADET

    En küçük izci kuruluşu. : OBA

    En son. : HATEM

    En ünlü iki Alman destanından biri.:NİBELUNGEN

    En yüksek değer.: KEMAL

    Encümen,komisyon,komite. : YARKURUL

    Endonezya plakası. : RI

    Endonezya,Malezya gibi ülkelerde hem erkek,hem kadın tarafından giyilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası. : SARONG

    Endonezya’da takımadalar. : ARU

    Endonezya’da takımadalar.: ARU

    Endonezya’nın para birimi.: RUPİ

    Enerji.:ERKE

    Engebeler,tümsekler,yüzey biçimleri.:AVARIZ

    Engel,uymazlık.BEİS

    Engel. : KET

    Engerek yılanı. : EFİ

    Enine boyuna,her yönü ile.: ARİZAMİK

    Enine olan : ARZANİ

    Enli çember. : KASNAK

    Erbainden sonra gelen,31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi.: HAMSİN

    Erginlik.:RÜŞT

    Erik,kayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk. : KEDİBALI

    Erim. : MENZİL

    Erime. : ZEVEBAN

    Erişim. : MUVASALA

    Erişmiş. : NAİL

    Eriyen elektrotla,karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı. : MAG

    Eriyik. : MAHLUL

    Erkeğin eşi,zevce.: AYAL

    Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji.:MAŞİZM

    Erkek balığın tohumu.:SÜT

    Erkek çocuk. : KIZAN

    Erkek deve.: LÖK

    Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.:AŞIM

    Erkek hindi. : GURK

    Erkek kardeş.:DADAŞ

    Erkek keçi.:ERKEÇ

    Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.: BABAÇ

    Erkek ördek. : SUNA

    Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.:ALAGARSON

    Erkek veya dişi üreme hücresi.:GAMET

    Erkeklerde resmi,ciddi;kadınlarda öğleden sonra giyilen,özenli,süslü,aksesuarı tamam giyime verilen ad.:ABİYE

    Erkeklerde yaş dönemi. : ANDROPOZ

    Erkeklere ait özel konut. : GARSONİYER

    Erkekliği güçlü,çok eski bir Mısır tanrısı.:MİN

    Erkekliğin ve dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom. : ALOZOM

    Erkeklik organı. : ZEKER

    Erkekte cinsel güçsüzlük.,puluçluk. : ANANET

    Erken bunama. : ŞİZOFRENİ

    Erken doğmuş bebek. : PREMATÜRE

    Erken olgunlaşan ince kabuklu bir siyah üzüm çeşidi. : DİMNİT

    Ermeni müziğine özgü,kavala benzer bir çalgı. : DUDUK

    Ermenistan’ın başkenti.:ERİVAN

    Ermenistan’ın kendi dilindeki adı. : HAYASTAN

    Ermenistan’ın para birimi. : DRAM

    Erotik,şehevi : KÖSNÜL

    Erteleme. : TECİL

    Erzak odası. : KİLER

    Esenlik dilemek. : SELAM

    Eserin sonuç bölümü. : EPİLOG

    Eshabı Kehf’de yedi uyuyanların köpeğinin adı. : KITMİR

    Esinti,rüzgarın bir kere esmesi.:NEFHA

    Esinti.:NEFHA

    Esir çocuk. : BEÇE

    Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap. : ŞARAPNEL

    Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL

    Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse yada topluluk. : VANDAL

    Eski Yunanlılarda, eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralığa verilen ad. : KOMA

    Eski adı Seylan olan ülke. : SRİLANKA

    Eski ağırlık ölçüsü okkanın dört yüzde biri. : DİRHEM

    Eski Asur kenti. : NİNOVA

    Eski ayakkabı. : KELİK

    Eski bez parçası,paçavra.:ÇAPUT

    Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.:BATMAN

    Eski bir çalgı. : MAR

    Eski bir fitilli tüfek. : ALAYBOZAN

    Eski bir hacim ölçüsü.: KA

    Eski bir salon dansı.: KADRİL

    Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. : KİLE,: SA

    Eski bir tüfek. : KARABİNA

    Eski bir uzunluk ölçüsü birimi (68 cm’ye eşit).: ARŞIN

    Eski bir uzunluk ölçüsü. : ENDAZE

    Eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı.:ARKEOLOJİ

    Eski Çin felsefesinde,evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi.:TAO

    Eski dilde surat,yüz. : RU

    Eski dilde acıyan. : RAİF

    Eski dilde ağırbaşlılık,vakar. ;VAK

    Eski dilde ağız.:DEHEN

    Eski dilde ağlatma. : IBKA

    Eski dilde akıllı. : LEBİB : LEBİBE

    Eski dilde alametler,işaretler. : ALAİM

    Eski dilde alın. : NASİYE

    Eski dilde altın. : ZER

    Eski dilde anne. :EM.: ÜM

    Eski dilde Aralık ayı. : BİRİNCİ KANUN

    Eski dilde arka,sırt.:ZAHR

    Eski dilde arkası sıra.: DERADAP

    Eski dilde aslan. : ŞİR : ESED

    Eski dilde at,beygir. : ESB

    Eski dilde atasözü.:DARBIMESEL

    Eski dilde ateşler. : NİRAN

    Eski dilde atlı haberci,postacı.:ÇAPAR

    Eski dilde ayırıcı özellik. : ŞİAR

    Eski dilde ayrı durma.Sıkma,sıkarak bağlama. : ŞET

    Eski dilde aysberg. : CUMUDİYE

    Eski dilde azı dişi.: NAB

    Eski dilde baba Cet. : EB

    Eski dilde bağlı kılma,kısıtlama.: TAKYİT

    Eski dilde balık. : MAHİ

    Eski dilde balta.: TEBER

    Eski dilde bayağı insanlar. : EDANİ

    Eski dilde bayrak.:RAYET

    Eski dilde belediye . : URAY

    Eski dilde belirti. : NİŞANE

    Eski dilde bencillik.:ENANİYET

    Eski dilde berrak,duru.:NAB

    Eski dilde bilgiçlik taslayan.:MALUMATFURUŞ

    Eski dilde boy,endam. : KAD

    Eski dilde boynuzdan yapılan bir tür boru.:NEFİR

    Eski dilde bozma,.feshetme. : FEK

    Eski dilde burun ucu. / Hayvanların burun ucu.: KALAK

    Eski dilde bülbül. : ANDELİB

    Eski dilde cam,kristal.: MİNA

    Eski dilde cehennem. : TAMU

    Eski dilde cıva. : ABEK

    Eski dilde çekinme,razı olma. : İBA

    Eski dilde çekirge. : MİK

    Eski dilde çeyrek. : RUBU

    Eski dilde çizme. : MUSE

    Eski dilde çöl. : TİH

    Eski dilde dağ eteği,çayırlık,çimenlik. : RAG

    Eski dilde daha doğru,en sağlam. : ASAH

    Eski dilde damar.: REG

    Eski dilde delip geçen,içe işleyen.:NAFİZ

    Eski dilde demir. : AHEN

    Eski dilde deri kalkan.:DARAKA

    Eski dilde derin hale getirme. : İKAR

    Eski dilde derinlik.:UMK

    Eski dilde deve.:ŞÜTÜR

    Eski dilde devirler,çağlar,zamanlar.:EDVAR

    Eski dilde dilek.:KAM

    Eski dilde dilenci.: SAİL.:GEDA

    Eski dilde dinlenme,istirahat.:AJ

    Eski dilde doku. : NESİÇ

    Eski dilde dokumacılıkta,tüle benzer ince ve saydam bir kumaş.:SAKANGUR

    Eski dilde dolum,dolma,doluluk. : MELA

    Eski dilde dölleme,döllenme.: İLKAH

    Eski dilde dönence.: MEDAR

    Eski dilde dudak. : LEB

    Eski dilde duvar. : DAR

    Eski dilde düğün yemeği./Saadet,mutluluk. : URS : URAS

    Eski dilde Ekim ayı. : BİRİNCİ TEŞRİN

    Eski dilde ekmek. : NAN

    Eski dilde elma: . SİB

    Eski dilde en azından.,asgari. :LAAKAL

    Eski dilde en sefil,pek aşağı. : ESFEL

    Eski dilde en tatlı.:AZEB

    Eski dilde engel,uymazlık.:BEİS

    Eski dilde er,erkek. : NER

    Eski dilde erik. : ALU

    Eski dilde erkekler.: RİCAL

    Eski dilde estetik. : BEDİA

    Eski dilde eş,zevce.:REFİKA

    Eski dilde eşek .:HAR

    Eski dilde eşik.:ASİTANE

    Eski dilde etek. :DAMEN

    Eski dilde faiz.:RİBA

    Eski dilde gece. : ŞEB

    Eski dilde geceler : LEYAL

    Eski dilde geçip gitme,sona erme.: MÜRUR

    Eski dilde gelin.: ARUS

    Eski dilde gemi demiri.:MİRSAT

    Eski dilde gemi. : SEFİNE : SABİHA : KEŞTİ

    Eski dilde gerdek. : ARİS

    Eski dilde geri döndürme,geri çevirme.:REKS

    Eski dilde görme.:RÜYET

    Eski dilde gösterme.:İRAE

    Eski dilde göz. : AYN: DİDE

    Eski dilde güç,iktidar elde etme.: NAMİYE

    Eski dilde güçsüz bırakma. : İHAN

    Eski dilde gün.:RUZ

    Eski dilde güneş yada ay tutulması. : KESF

    Eski dilde haberci,ulak.: SAİ

    Eski dilde halkın İstanbul’daki yabancılara,özellikle Fransızlara verdiği ad.:DİDON

    Eski dilde hastalık , dert. : DA

    Eski dilde herhangi bir şeyin küçük parçası.:ŞİRZİME

    Eski dilde hesap defteri.. : ABAR

    Eski dilde hevesler,istekler. : EHVA

    Eski dilde hokkabazlık,el çabukluğu. : ŞABEZE

    Eski dilde horoz.:DİK

    Eski dilde ılgın ağacı.:AC

    Eski dilde idare etmek.,temize çıkarmak. : ABRAMAK

    Eski dilde ihtiyarlık. : ŞEYB

    Eski dilde iklimler.:EKALİM

    Eski dilde ilkbahar.:NEVBAHAR

    Eski dilde intikam,öç. : SAR

    Eski dilde kadın.: ZEN


    Eski dilde kale hendeği. : UR

    Eski dilde kalıba dökme.:İSAGA

    Eski dilde kamış. : NAY

    Eski dilde kan. : DEM

    Eski dilde kaplan.:BEBİR

    Eski dilde karınca. : MUR

    Eski dilde Kasım ayı. : İKİNCİ TEŞRİN : SONTEŞRİN

    Eski dilde kaş.: EBRU

    Eski dilde kaz.: BAT

    Eski dilde kemik.:AZM

    Eski dilde kılıç. : TİG

    Eski dilde kırmızı renkli olan. : LALİN

    Eski dilde kilise çanı.:NAKUS

    Eski dilde kimseler,insanlar. : KESAN

    Eski dilde kip.:SIYGA

    Eski dilde koku. : BU

    Eski dilde kolay. : ASAN

    Eski dilde korku.:BİM

    Eski dilde kovma. : İBAD

    Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.:RİŞEGİR

    Eski dilde köpek. : SEG : SEK

    Eski dilde körpelik,tazelik.: TARAVET

    Eski dilde kumaş. : KALA

    Eski dilde kurban bayramı. : ADHA

    Eski dilde kuş gagası.:NAL

    Eski dilde kuşluk vakti. : ÇAŞT

    Eski dilde lanet sözü. : LAN

    Eski dilde mektup,mesaj ulaştırma. : BELAĞ

    Eski dilde mermer.:RUHAM

    Eski dilde mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

    Eski dilde mum,balmumu.: ŞEM

    Eski dilde müjde,müjdeli haber. : SAVA

    Eski dilde Müneccimlerce insanın doğduğu andan başlayarak,yaşamındaki uğursuz anların hesaplanması. : ASİTAN

    Eski dilde nevale,azık. : TUŞE

    Eski dilde oburlar.: EKELE

    Eski dilde Ocak ayı. : İKİNCİ KANUN : KANUNU SANİ

    Eski dilde ok atıcı,okçu.:KEMANKEŞ

    Eski dilde ok.. : TİR

    Eski dilde oklar anlamında sözcük.:NİBAL

    Eski dilde otlar. : ERA

    Eski dilde öç,intikam.:SAR

    Eski dilde öd kesesi.:MERARE

    Eski dilde öfke.:RİS

    Eski dilde öğrenci.:ŞAKİRT.:TİLMİZ

    Eski dilde öğüt,akıl verme.: NUSH

    Eski dilde öğüt,nasihat. : MEVİZE : NUSH

    Eski dilde örtme,gizleme.: SETR

    Eski dilde özgürlük yanlısı olanlar. : AHRAR

    Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.:REVNAK

    Eski dilde parlama.:LEM

    Eski dilde pek az., çok aşağı. : EDNA

    Eski dilde pirinç. : ERZ

    Eski dilde rüzgar,esinti. : RİH

    Eski dilde saf,arı,katıksız anlamında sözcük.:NAB

    Eski dilde sağır. : ASAM

    Eski dilde sanık.: MAZNUN

    Eski dilde satrançtaki vezir taşı.: ASAF

    Eski dilde satrançtaki vezir. : FERZ

    Eski dilde sermaye,kapital.:RESULMAL

    Eski dilde sıcak suda haşlama. : NAK

    Eski dilde sıcaklık,hararet.:TEB

    Eski dilde sığır çobanı.: RAİ

    Eski dilde sıhhi. : ZENİ

    Eski dilde soylular.:ZADEGAN

    Eski dilde su yosunları.: ÜSNİYE

    Eski dilde su.. : AB : MA

    Eski dilde sünnet etme.:HİTAN

    Eski dilde süs.: ZİVER

    Eski dilde şarap.. :HAMR

    Eski dilde şehir.:ŞAR

    Eski dilde şiirler.:EŞAR

    Eski dilde şişme,kabarma. : AMASA

    Eski dilde taç.: İKLİL

    Eski dilde taçlar. : TİC

    Eski dilde tarak. : ŞANE

    Eski dilde toplama. : İCMA

    Eski dilde tuğgeneral.: MİRLİVA

    Eski dilde tuz. : NEMEK

    Eski dilde uyurgezer.: SAİFFİLMENAM

    Eski dilde uzaklık,ara. : KAB

    Eski dilde üzengi.: RİKAB

    Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.:RAKİME

    Eski dilde üzüm.: İNEB

    Eski dilde üzüntü,kaygı, : HEM

    Eski dilde vergi toplama . : CİBAYET

    Eski dilde yakın,az aralıklı olan.:KARİN

    Eski dilde yara.:ZAHM

    Eski dilde yardım. : NASR

    Eski dilde yasaklayan,engel olan. : NAHİ

    Eski dilde yemin etme. : İLA

    Eski dilde Yengeç Burcu.: SERETAN

    Eski dilde yeni anlamında bir sözcük.: CEDİT

    Eski dilde yıl. : AM

    Eski dilde yılan.:MAR

    Eski dilde yıldırım.: BARİKA

    Eski dilde yıldız.:SİTARE

    Eski dilde yırtma. : ÇAK

    Eski dilde yiğitler,kahramanlar. : ASÜD

    Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.: RAZİK

    Eski dilde yumuşak.:NERM

    Eski dilde yumuşaklık.: NERM

    Eski dilde yuva.:LANE

    Eski dilde yüzyıl.: ASR

    Eski dilde zaman.:EYN

    Eski dilde zarif giyinen kimse. : TİRENDAZ

    Eski Doğu’da ve Bizans’ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı.:TİARA

    Eski eşya pazarı.:BİTPAZARI

    Eski İran dininde aşk ve bereket tanrısı. :ANAHİTA

    Eski İran dininde aşk ve doğurganlık tanrısı.:ANAHİTA

    Eski İskandinav mitolojisinde baş tanrı. : ODİN

    Eski İskandinav mitolojisinde evrenin yaradılışında oluşan ilk canlı. : YMİR

    Eski Japon bozuk parası. : RİN

    Eski Japonya’da soylular sınıfı: İO

    Eski Japonya’da tüccar sınıfı . : CHONİN

    Eski Kıbrıs’ın kuvvet tanrısı. : BES

    Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. : MABEYİN

    Eski Mezdeki dinine bağlı Perslerin ayinlerde kullandıkları,bazılarının yalancı altın mantarı gibi sanrı yaratıcı bir mantar sandığı bitki. : HAOMA

    Eski Mısır tanrılarının asası. : UAS

    Eski Mısır valilerine verilen ad.:HİDİV

    Eski Mısır ve Yunan kültürlerinde önemli bir yeri olan insan başlı aslan gövdeli mitolojik yaratık. : SFENKS

    Eski Mısır’da güneş tanrısı. : AMON

    Eski Mısır’da şehir devletlerine verilen ad.:NOM

    Eski Mısır’da üretici güç. : KA

    Eski Mısır’ın en büyük piramitlerinden biri. : MİKERİNOS

    Eski Mısırlıların,Asya’nın Mısır’a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad.:AAMU

    Eski mimarlıkta yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

    Eski Roma’da ayrıcalıklı Particiler dışında kalan yurttaşlara verilen ad.:PLEBLER

    Eski Roma’da vahşi hayvan ve av tanrıçası.:DİANA

    Eski Roma’da,bir sirk içinde küçük çapta deniz savaşları yapılmak üzere kazılmış büyük havuz.:NOMAHYA

    Eski Romalılar zamanında,Roma’da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan.:FORUM

    Eski Romalıların ulusal giysisi olan geniş ve uzun harmani. : TOGA

    Eski Rusya’da gönüllü emekçiler birliği.:ARTEL

    Eski salon danslarından biri. : KADRİL

    Eski Sümer su tanrısı. : EA

    Eski şairlerin kasidelerinde övdükleri kişilerden aldıkları bahşiş.:CAİZE

    Eski Türk devletlerinde ,özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi yada bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. : ATABEK

    Eski Türk güreşlerinden biri. : ABA

    Eski Türklerde atasözü,tez. : SAV

    Eski Türklerde büyük davula ve davul tokmağına verilen ad. : BARABAN

    Eski Türklerde deniz tanrıçası.:AKANA

    Eski Türklerde hekim. : ATASAGUN

    Eski Türklerde kullanılan bir unvan.:TİGİN

    Eski Türklerde mezarların üzerine anıt olarak dikilen taşlar. : BALBAL

    Eski Türklerde ordu müfettişlerine verilen ad. : YASAVUL

    Eski Türklerde ölüler için yapılan tören. : YOĞ : YUĞ

    Eski Türklerde soylular sınıfı. : AKSÜYEK

    Eski Türklerde Tanrı.: OĞAN

    Eski Türklerde yağmur yağdırıp yel estirdiğine inanılan büyü taşı.:YADA

    Eski Türklerde yer altı tanrısı.:ERLİKHAN

    Eski ve usta gemici.: ÇAÇA

    Eski Yahudilere verilen ad.:İBRANİ

    Eski Yunan mitolojisinde Medusa’nın kanından doğma kanatlı at. : PEGASOS

    Eski Yunan fabl’larını derlediğine inanılan,ama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara geleneksel olarak verilen ad.:EZOP (AİSOPOS)

    Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.: MONAT

    Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.:MONAT

    Eski Yunan kentlerinde pazar yeri,antik kent meydanı.Yönetim,politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. : AGORA

    Eski Yunan mitolojisinde kötülük tanrıçası.:ATE

    Eski Yunan mitolojisinde öbür dünyanın en karanlık bölümü.: EREBOS

    Eski Yunan mitolojisinde,Artemis tarafından öldürülen ve takım yıldıza dönüştürülen,Poseidon’un oğlu olan dev avcı.:ORİON

    Eski Yunan mitolojisinde,Oidipus’un hem annesi,hem karısı olan kadın.: İOKASTE

    Eski Yunan tiyatrolarında sahneye verilen ad.:SKENE

    Eski Yunan ve Roma’da hekimlik tanrısı.: ASKLEPİON

    Eski Yunanistan sitelerinin özelliklede Atina’nın yönetsel bölümü.:DEMOS

    Eski Yunanistan’da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa. : ABAK

    Eski Yunanlı,Grek.:HELEN

    Eski Yunanlılarda,özellikle Makedonya piyadelerinin çekirdeğini oluşturan mızraklı alay.:FALANJ

    Eski Yunanlıların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. : DİTİRAMP

    Eski,ezeli. : KADİM

    Eskiden adet,tören. : DEB

    Eskiden albay. : MİRALAY

    Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker. : AZEB

    Eskiden Aralık ayına verilen ad. : İLKKANUN

    Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.: LEZEZ

    Eskiden Avrupa’da kentler arasında yolcu taşımakta kullanılan kapalı ve dört tekerlekli at arabası. : DİLİJANS

    Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan ipekli kumaş. : ATABİ

    Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan sağlam ipekli kumaş.:ATABİ

    Eskiden bezek işlerinde kullanılan bir tür sedef.: ARUSEK

    Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan.: GAR

    Eskiden cüzamlı hastaların konulduğu yere verilen ad.: MİSKİNLER TEKKESİ

    Eskiden ders çalışma masası. : RAHLE

    Eskiden dervişlerin oturduğu yer,tekke.:DERGAH

    Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.:REVENDÜK

    Eskiden el yazması kitaplara yapılan suluboya resim.:MİNYATÜR

    Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse.:KESEDAR

    Eskiden Fransa’da kullanılan 52 ar değerinde olan yer ölçüsü.:AKR

    Eskiden giyilen düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket.:SETRE

    Eskiden giyilen kolsuz,önden açık,uzun ve geniş kesimli giysi. : KAFTAN

    Eskiden harman ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi:. AŞAR

    Eskiden İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN

    Eskiden işlemeli kısa yelek türü. : CAMADAN

    Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü.,Endonezya’nın plakası. : Rİ

    Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel öçlü.:Rİ

    Eskiden kansere verilen ad.:AKİLE

    Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan bir top.:BALYEMEZ

    Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. : TATU

    Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad.:ABDAL

    Eskiden koyun ve keçi başına alınan sayım vergisine verilen ad.: AĞNAM

    Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan,zambakgillerden bir bitki.: SAPARNA

    Eskiden köy muhtarının yardımcısı.:KİZİR

    Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi.: OKKA

    Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak,dilimli çuha başlık. : ŞUBARA

    Eskiden kullanılan üç direkli,bir tür yelkenli savaş gemisi.: FİRKATEYN

    Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.: LİRA

    Eskiden kullanılan,kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.: ÇEKELEVE

    Eskiden kullanılan,kolları ve etek uçları bazen bol ama genellikle bele oturan kadın korsajına verilen ad. : KARAKO

    Eskiden kullanılmış ince,uzun ve zarif bir kayık.:HANIM İĞNESİ

    Eskiden kullanılmış mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. : ÇAKALOZ

    Eskiden kuyumculara taslak hazırlayan kimselere verilen ad. : SADEKAR

    Eskiden Kuzey Afrika’daki dervişlere verilen ad.:MARABUT

    Eskiden lise düzeyinde okul. : İDADİ

    Eskiden Mısır halkından olan kimse. : KIPTİ

    Eskiden Mısır köylülerine verilen ad. : FELLAH

    Eskiden Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.:CİZYE

    Eskiden nikahsız olarak alınan cariyelere verilen ad.: ODALIK

    Eskiden oğlak burcuna verilen ad. : CEDİ

    Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören.:AMİNALAYI

    Eskiden on para değerindeki sikke. : METELİK

    Eskiden özellikle sülüs yazı yazmak için kullanılan perdahlı bir kağıt türü : ALİKURNA

    Eskiden papaların kullandığı tören başlığı. : TİARA

    Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad.:NİGARİ

    Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne.:AVİZO

    Eskiden Romanya’nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.: ULAH

    Eskiden Rum korsanlarına verilen ad.: IZBANDUT

    Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan.:ATAMAN

    Eskiden savaşlarda işaret vermek için kullanılan büyük davul.: KÖS

    Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para veya armağana verilen ad. : CAİZE

    Eskiden Tekel idaresine verilen ad.:REJİ

    Eskiden tiyatroya verilen bir ad.:TEMAŞAHANE

    Eskiden trajediye verilen ad.:HAİLE

    Eskiden tuğgeneral.:MİRLİVA

    Eskiden Türk’e yabancı olan kimse ve topluluklara verilen ad. : TAT

    Eskiden ücret karşılığı ölünün arkasından ağlayan kadın.:NAYİHA

    Eskiden üzerine yazı yazmak için hazırlanan deri,parşömen. : TİRŞE

    Eskiden vezir konaklarındaki bir bölüm müstahdeme verilen ad.:ZOBU

    Eskil. : ARKAİK

    Eskilere göre dünya atmosferinin ötesindeki boşlukları dolduran çok uçucu akışkan.:ESİR

    Eskimiş giyecek.:ALIK: ALAK

    Eskimiş,üzerinden zaman geçmiş,kronik. : MÜZMİN

    Eskimoların buzdan kulübeleri. : İGLO : İGLU

    Eskimoların kendilerine verdiği ad. : İNUİT

    Eskrimde kullanılan üç silahtan biri. : EPE : FLÖRE

    Esmer açık kestane renginde olan.: KONUR

    Esmer,açık kestane rengi rengi.:KANUR

    Esnaf kuruluşu. : LONCA

    Esnek dokunmuş ipekli yada yünlü bir kumaş. : JARSE

    Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.: KABAK

    Eş anlamlı. : SİNONİM

    Eş basınç. : İZOBAR

    Eş zamanlı olmayan.: ASENKRON

    Eş zamanlı.: SENKRONİK

    Eş,zevce. : REFİKA

    Eşcinsel kadın. : LEZBİYEN

    Eşek binmeliği. : SEMER

    Eşek eyeri.: PALA

    Eşek yavrusu. : SIPA

    Eşek. : KARAKAÇAN: MARSIVAN

    Eşey bezi. :GONAT

    Eşeylik kazanmış böceğin son biçimi.:İMAGO

    Eşeysiz bölünme. : AMİTOZ

    Eşgüdüm.:KOORDİNASYON

    Eşik. : SÖVE

    Eşit. : MÜSAVİ

    Eşkenar dörtgen. : MAİN

    Eşya üzerindeki mikrop veya ufak böcekleri basınçlı buharla öldürmeye yarayan büyük kazan. : ETÜV

    Eşyanın üzerini işlemek için kullanılan sedef,plastik,metal vs malzemeden yapılmış parlak ve yassı plaka. : PAYET

    Eşyaya vurulan damga.:EN

    Et ve sebzeleri, kapak kenarı hamurla iyice kapatılmış tencere içinde pişirme yöntemi. : USTUFATO

    Et haşlanırken su üzerinde biriken tortu.:KEF

    Et kesimi yortusu. : APUKURYA

    Et yemez. : VEJETARYEN

    Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi. : DÖPİYES
    Etek ucuna doğru genişleyen. : EVAZE

    Etene,son. : MEŞİME : EŞ

    Eter. : LOKMANRUHU

    Eti beyaz ve lezzetli bir balık.:SUDAK

    Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık.:LEVREK

    Eti için avlanan bir deniz kabuklusu.:LANGUS

    Eti için avlanan,pavuryaya benzer küçük su hayvanı.:ÇAĞANOZ

    Eti yenen bir çeşit mürekkep balığı. : KALAMAR

    Etiket. : PAFTA

    Etiyopya’nın para birimi. BİRR

    Etken,yapan. : AMİL

    Etkime. : TESİR

    Etli lahana yemeği.:KAPUSKA

    Etli,yuvarlakça ve şişkin olan sap kısmı yenen lahana cinsi. : ALABAŞ

    Etnik. : BUDUNSAL

    Etoburların gelişmiş dönemlerinde kalın bağırsaklarında yaşayan tenya türü.:EKİNOKOK

    Ev halkı,aile. : HORANTA

    Ev makarnası. : ERİŞTE

    Ev.:BEYT

    Evde kalmış kız. : KALIK

    Evlek. : MAŞALA

    Evlenme.:İZDİVAÇ

    Evlerin önündeki taşlık. Üstü kapalı balkon : SUNDURMA

    Evlerin önüne oturmak için taş ve çamurdan yapılan set.: SEKİ

    Evren bilim. : KOZMOLOJİ

    Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan öğreti.:HİLOZOİZM

    Evrensel alıcı kan grubu. : AB

    Evrensel hayat enerjisi anl***** gelen,çok eski bir Japon sağlık tekniği.: REİKİ

    Eyer örtüsü. : ÇAPRAK : ŞAPLAK

    Eytişim. : DİYALEKTİK

    Ezgi,makam. : TERANE

    Ezgi.:MELODİ

    Ezici.:KAHİR

    Ezilmiş havuç içine fındık,şeker vs eklenerek yapılan bir tatlı türü.: CEZERYE

  8. #8
    SMN
    SMN isimli üye şimdilik offline konumundadır
    Aktif Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    1.328
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    F

    Fabrika yapımı her türlü kumaş,bez gibi dokumalar. : MANİFATURA

    Fahri.:ONURSAL

    Faizler. : FERAİZ

    Fal. : BAKI

    Falez.:YARIYAR

    Farazi. : HİPOTETİK

    Farbala,fırfır.: FARBA

    Farsca’da tat,çeşni,tadılacak şey. : MEZE

    Fas’ın plaka işareti. : MA

    Fas’ta işlenen yumuşak bir tür keçi derisi. : MAROKEN

    Fas’ta sultanı devirmek isteyen kimseye verilen ad.:RUGİ

    Fatih Sultan Mehmet’in şiirlerinde kullandığı mahlas. : AVNİ

    Favori,/gözde sporcu.:AS

    Faydalar. : MENAFİ

    Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bir şiir kitabı. : ASU

    Fedai. : SERDENGEÇTİ

    Felç,inme. : NÜZUL : AKATİZİ

    Felç.: PARALİZİ

    Felçli. : MEFLUÇ

    Feldispat,kuvars,mika ve ortoklaz minerallerinden birleşmiş,türlü renkte billursu,çok sert bir kayaç.: GRANİT

    Felsefe,bilgelik. : HİKMET

    Felsefede bir durumdan diğerine geçiş. : OLU

    Felsefede değişebilen,geçici nitelik.:KİP

    Felsefede nesnenin kendisi.:NUMEN

    Felsefede seçmecilik.: EKLEKTİZM

    Felsefede,belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen,yalnızca sınırlı,dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi,öğreti.:İÇREK

    Ferman : YARLIK

    Feryat.:VAVEYLA

    Fesleğen’de denilen,yaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi. : REYHAN

    Fethiye ilçesi yakınlarında,doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy ve ada.:KATRANCI

    Fıçı biçiminde Libya davulu. : NEVBET

    Fıçıcı keseri. : BARDA

    Fıkıh bilgini.:FAKİH

    Fıkra.:ANEKDOT

    Fındık ve Antep fıstığı veya meyve konservesi katılmış sertçe veya daha yumuşak pişmiş şeker hamuru.:NUGA

    Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan ve soyu tükenme tehlikesi gösteren,uzun gagalı bir kuş. : KELAYNAK

    Fırfır.: FARBALA

    Fırında ekmek,börek,çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek. : ISIRAN

    Fırınları temizlemekte kullanılan ucuna bez sarılı uzun sırık.:ESE

    Fışkıran su.:DAFİK

    Fışkırma. : FEVERAN


    Fidan,yeni dikilmiş fidan.:DİKME

    Fide dikilirken kullanılan ucu çatallı çubuk. : DİKEÇ : DİKELEÇ

    Fide veya fidan dikilen yer.:ARIK

    Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü.:TAVA

    Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak. : TAVA

    Fihrist. : KATALOG

    Fiiller,eylemler anlamında eski söz. : EFAL

    Fiillerin zarf olarak kullanılan şekilleri,bağfiil.: ULAÇ

    Fildişi kıyısı plakası. : Cİ

    Filika büyüklüğünde bir deniz teknesi,küçük vapur,istimbot. : ÇATANA

    Filipinler’de yetişen,dokuma maddesi elde edilen bir tür muz ağacı.:MANİLA KETENİ

    Filipinlerde yetişen ve Manila keneviri adlı elyafı veren muz türü. : ABAKA

    Filistin Direniş Hareketi. : İ NTİFADA

    Filizlenmek.:CÜCÜKLENMEK

    Film seslendirmelerinde,tiyatro oyunlarında hareketlere uygun seslerin özel bazı yöntemlerle çıkartılması işlemi.:EFEKT

    Filmin başlangıç yazıları. : JENERİK

    Filmin kurgusu açısından bir bütün oluşturan plan dizisi.:SEKANS

    Finlandiya parlamentosuna verilen isim. : EDİSKUNTA

    Finlandiya’da göl.:İNARİ

    Finlandiya’nın plaka işareti.:SF

    Fistül.:AKARCA

    Fiyatların düşmesini önlemek için ürünlerin piyasaya sürülmeyip tahrip edilmesine verilen ad:DARDANİZM

    Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu.:OPTİK

    Fizikte bir iş birimi. : JUL

    Formika görünümlü sunta .: SUNTALAM

    Fosforun simgesi. : P

    Fotoğraf duyarlığını belirten sayısal değer. : ASA

    Fotomekanik işlemlerde duyarlı tabaka önüne yerleştirilen kareli veya ağımsı saydam bir malzemeden oluşan elek.:TRAM

    Fransa’da 18. yüzyılın başında çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bir bezeme üslubu.:ROKOKO

    Fransa’da bir ırmak. : AİM

    Fransa’da bir idari bölge.: AİN

    Fransa’nın güneybatısında planlama bölgesi.:AKİTANYA

    Fransa’nın kuzey yarısında konuşulan Roman dili lehçeleri. : OİL

    Fransa’nın plakası. : FR

    Franz Kafka’nın sevgilisi. : MİLENA

    Frengi. : SİFİLİS : ŞANKR

    Frengiye benzer bir hastalık. : PİAN

    Futa. : KİK

    Fütüvvet şeyhi.:AHİ

    Füzeli mermi veya makinelerin,havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.:RAMPA

  9. #9
    SMN
    SMN isimli üye şimdilik offline konumundadır
    Aktif Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    1.328
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    G

    Gabon’da yetişen zakkumgillerden bir ağaç.:İBOGA

    Gaetano Donizetti’nin bir operası. : RİTA

    Gaf,:POT

    Gagasındaki deliklerden rüzgar estikçe türlü sesler çıktığına inanılan bir masal kuşu. :MUSİKAR

    Galeta ununa bulanarak yağda kızartılan bir çeşit köfte,patates v.s.:KROKET

    Galeta ununa bulanarak yağda kızartılmış pirzola.: KOTLETPANE

    Gambiya’nın para birimi. : DALASİ

    Gametlerde bulunan kromozomların hepsine verilen ad.: GENOM

    Gana’nın para birimi.: SEDİ

    Gayrı müslim mezarlığı. : MAŞATLIK

    Gayrı,başka anlamında eski sözcük. : SİVA

    Gaz söktürücü bir bitki./ Hoş kokulu ve baharlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve içkilerde tat verici olarak kullanılan otsu bitki. : REZENE

    Gazel ve kasidenin ilk beytine verilen ad. : MATLA

    Gazete,dergi gibi yayınlarda sayfa düzeni.:MİZANPAJ

    Gazete.:CERİDE

    Gazetecilik dilinde uydurma habere verilen ad. : ASPARAGAS

    Gaziantep ve Kayseri yöresine özgü,yoğurt tatlısına benzer bir hamur tatlısı.:NEVZİNE

    Gaziantep yöresinde yetişen beyaz bir üzüm cinsi.: RUMİ

    Gaziantep yöresine özgü bir cins çörek.:KAHKE

    Gaziantep yöresine özgü bir halkoyunu. : AŞEY

    Gaziantep yöresine özgü bir tür kebap. : CARTLAK

    Gazinolardaki ilgi çekici,eğlendirici gösteri:. ATRAKSİYON

    Gazların hareketini inceleyen fizik bilimi dalı.:AERODİNAMİK

    Gebe inek. : AVGAN

    Gebre otu. : KAPARİ : KEBERE

    Gece korkusu.: NYCTOFOBİ

    Gece ve gündüzün eşitliği. : EKİNOKS

    Gece ziyafetlerinde,galalarda ve gece eğlencelerinde erkeklerin giydikleri,önü açık,ceketi daha çok atlas yakalı takım elbise.: SMOKİN

    Gece. : TÜN : ŞEB

    Geceler anlamında eski sözcük. : LEYAL

    Geceleri sık işeme. : NİKTÜRİ

    Geceleyin söylenen ağır ve feryatlı türkülerde uygulanan bir halk ezgisi. : TATYAN

    Geceleyin, ateş çevresinde genç erkeklerin davul, zurna eşliğinde oynadıkları bir halk oyunu.: SİNSİN

    Gecelik,gömlek,peçete yapımında kullanılan bir tür ince,yıkanabilir pamuklu kumaş.:ŞİLEBEZİ

    Geçen yıl.:BILDIR

    Geçerli,akan. : CARİ

    Geçici,yeterli etkinliği olmayan. : PALYATİF

    Geçim. : MAİŞET

    Geçimini orman ürünlerinden sağlayan köylü. : ÇITAK

    Geçişme.: OSMOS

    Gedik,yarık. : RAHNE

    Gelecekçilik.:FÜTÜRİZM

    Gelen evrak. : VARİDE

    Gelenek. : ANANE

    Geleneksel Anadolu konut mimarlığında,ahşap yapılardaki çıkmaların altına çaprazlamasına konan dikdörtgen kesitli destek.:ELİBÖĞRÜNDE

    Geleneksel Türk evlerinde bulunan raf. : TEREK

    Gelibolu yarımadasında eskiçağ kenti.: İDAİON

    Gelibolu yöresinde kadınların boydan boya örtündükleri bir tür çarşaf.:ALAVURA

    Gelin başlığı. : KEPEZ

    Gelin çiçeği.:KALA

    Gelin tacı.:KALAK

    Gelincik çiçeği. : KIZALAK : KALA

    Gelincik.: ARS

    Gelinin çeyizi.:DÜRÜ

    Gelip çatma,girme. : HULUL

    Gelip geçici. :ARIZİ

    Gelirler. : VARİDAT

    Gelişigüzel toplanmış eşya. : DERİNTİ

    Gelişigüzel ve dayanıksız yapılmış anlamında: ÇER

    Gelişigüzel. : ALELITLAK

    Gelişme. : NEŞVÜNÜMA

    Gemi bordolarına,küpeştelerine açılan dörtgen biçimli delik.:LOMBAR

    Gemi çatmasında eğri parça.:PARAÇOL

    Gemi demiri.:ÇAPA.:LENGER

    Gemi demirinin ucundaki yassı parça.: TIRNAK

    Gemi enkazı,batık. : LAŞE

    Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri. : KEMERE

    Gemi için,pervaneyi ters yönde çevirme.: TORNİSTAN

    Gemi kiralama : ISKAPARMA

    Gemi omurgası.:KARİNA

    Gemi safrası. : SABURA

    Gemi yada tren yatağı. : KUŞET

    Gemi yapılan yer.:TERSANE

    Gemi yapım yeri.Gemilerin yükleme ve boşaltma yapması için rıhtımlarla çevrili havuza verilen ad. :DOK

    Gemi zincirinin su içindeki bölümü. : KALOMA

    Gemici çırağı,küçük yaştaki tayfa yamağı. : MİÇO

    Gemici düdüğü.: SİPSİ

    Gemici,işçi gibi kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili,danslı yer.:BALOZ

    Gemicilerin eğlenmek için gittikleri içkili yer. : BALOZ

    Gemicilerin gayret sözü. : HEYAMOLA

    Gemicilikte halat germe. : TİZE

    Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.:ARMADURA

    Gemide hareket halinde bulunan bir halatın veya zincirin,bir an durdurulması için verilen komut.: ABOSA

    Gemide hava bacaları. : MANİKA

    Gemide tayfa başı. : LOSTROMO

    Gemide teslim satış. : FOB

    Gemilerde çeşitli anlamlar taşıyan ışıklı işaretlerin topluca sıralandığı direk.:NOEL AĞACI

    Gemilerde denizcilik kurallarına aykırı durum. : KARAVELA

    Gemilerde kullanılan demir halka. : ANELE

    Gemilerde kullanılan küçük su fıçısı. : KARTEL

    Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken. : RANDA

    Gemileri bağlamakta kullanılan üç yada dört kollu halat. : YOMA

    Gemileri farklı iki su düzeyinin birinden ötekine geçirmek için yapılan ara havuz. : LOK

    Gemileri iskele,rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. : PALAMAR

    Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan bir tona eşit birim.:TONİLATO

    Geminin saatteki hızını ölçen alet. : PARAKETE

    Geminin arkası. : PUPA

    Geminin bağlı olduğu limanın adı yazılan düz veya yuvarlak kıç bölümü :AYNALIK.

    Geminin başka bir gemiden veya kıyıdan uzaklaşması.:AVARA

    Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken.: FLOK

    Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.:KANA

    Geminin en geniş yeri. :MASTURİ

    Geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak. : BANDIRA

    Geminin içindeki en alt bölüm.: SİNTİNE

    Geminin ön tarafı. : PRUVA

    Geminin rüzgar alan yönü. : ORSA

    Geminin rüzgar üstüne veya altına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme,bazısını germe işlemi. : TİRAMOLA

    Geminin yan kısmı.:BORDA

    Geminin zincirini toplayıp demirini kaldırmaya hazır bulunması :APİKO

    Genç yanardağların çevresinde,karbondioksit ve metan gazı ile çeşitli hidrokarbon gazları sızdıran yarık veya delik.:MOFET

    Genç,toy. : TORLAK

    Genelev işleten kadın,mama.:ÇAÇA

    Genelge. : TAMİM

    Genellikle 12 Martta görülen,Batı Karadeniz’e özgü şiddetli bir fırtına.:HUSUM

    Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen örgü kazak.:SÜVETER

    Genellikle bayramlarda konuklara ikram edilen kokulu bir çörek.:NOKUL

    Genellikle beyaz renkli ve damalısı da olan cilalanabilen billurlaşmış kireç taşı. : MERMER

    Genellikle bir çok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı.:SABO

    Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet.:RİPER

    Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tatlı bisküvi. : KEDİDİLİ

    Genellikle eski bir sanat yapıtının,bir yazıtın çizilerek veya boyanarak yapılmış kopyası.:RÖLÖVE

    Genellikle gece kulüplerinde,pavyonlarda genç bir kadının müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri.: STRİPTİZ

    Genellikle giysinin yaka,kol,etek çevresine kendi kumaşından veya başka kumaştan geçirilen ince şerit.: BİYE

    Genellikle gömlek yapmakta kullanılan,çizgili ve ince bir pamuklu kumaş.:ZEFİR

    Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez,naylon v.s.’den yapılmış örtü.:TENTE

    Genellikle hamsi veya sardalye balığından yapılan zeytinyağlı ve tuzlu balık ezmesine verilen ad. : ANÇÜEZ

    Genellikle haşlandıktan sonra salata olarak yenilen,deniz kenarlarında ve tuzlu topraklarda yetişen otsu bir bitki.:DENİZ BÖRÜLCESİ

    Genellikle Hindistan’da dokunan,özel motifleri olan değerli bir yün kumaş. ŞAL :

    Genellikle kadınların denize girerken saçları ıslanmasın diye kullandıkları başlık.:BONE

    Genellikle kahveyle birlikte yenilen bir tür çikolata. : TRÜF

    Genellikle kışın akan,yazın kuruyan küçük çay : DERE

    Genellikle kürkten yapılmış omuz atkısı : ETOL

    Genellikle ölçü aygıtlarında gösterge çizelgesi. : SKALA

    Genellikle resmi yerlerde,resmi işlerde uyulması gereken kural,yol ve yöntemlerin tümü.:SEREMONİ

    Genellikle şeker hastalarının kullandığı tatlandırıcı : SAKARİN

    Genellikle topla yapılan yaylım ateş. : SALVO

    Genellikle uluslar arası bir serginin yapımcılığını üstlenen kişi. : KÜRATER : KÜRATÖR

    Genellikle Uzakdoğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden doğan bir hastalık. : BERİBERİ

    Genellikle Venedik’te kullanılan bir kayık.:GONDOL

    Genellikle yakmak için kullanılan iri saman.: KES

    General veya amiral aşamasındaki askerler.:ERKAN

    Geniş açılı manzara. : PANORAMA

    Geniş cadde. : BULVAR

    Geniş kulplu kap. : LENGER

    Geniş şal. Uzun omuz atkısı. : ETOL

    Geniş ve derin bilgisi olan. : MÜTEBAHHİR

    Geniş yapraklı bir süs bitkisi.:DEVE TABANI

    Geniş,engin : VASİ

    Genişlik. : VÜSAT

    Genizsi,genzel.:NAZAL

    George William Russell (takma adı). : AE

    Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı.:NATÜRALİZM

    Gerçek olan,gerçeğe yada aslına dayanan.:OTANTİK

    Gerçekleşme.: TAHAKKUK

    Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmaya yarayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi.:DİYALEKTİK

    Gerçekten,doğrusu. : FİLHAKİKA

    Gerekçe. : ESBABI MUCİBE

    Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kimse.:ALAYLI

    Gerekli,lüzumlu.: BECİT

    Gerekli. : MUKTAZİ

    Gerekme,gerekçe. : İKTİZA

    Gerektiği zaman kullanılmak için saklanan tahıl. : ZAHİRE

    Geri alma. : İSTİRDAT

    Geri çevirme. : İRCA

    Gerilim yokluğu. :ATONİ

    Gerilmiş halatla taşıma.Getirip götürme halatı. : VARAGELE

    Geriye doğru uçabilen küçük bir kuş. : KOLİBRİ

    Gevenden çıkarılan ve kestere de denilen bir tür zamk.: KİTRE

    Geveze,sözünü bilmez anlamında yerel bir sözcük.:VAZALAK

    Geveze. : RAAT

    Geviş getiren hayvanlarda,dört bölümlü midenin dördüncü bölümü.: ŞİRDEN

    Gevrek bir elma türü.:FERİK

    Gevşek,iş bilmez,tembel.:SALPA

    Gezegen. : PLANET

    Gezgin samuray.: RONİN

    Gırtlağın ön tarafında bulunan ve salgısını kana veren bir bez.:TİROİT

    Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap.:LARENJİT

    Gidiş. : AZİMET

    Gine’nin para birimi.: SİLİ

    Giresun yakınlarında bir burun. : YOROZ

    Giriş müziği. : PRELÜD

    Girişik bezeme. : ARABESK

    Girit’in efsanevi kralı. : MİNOS

    Gitar eşliğinde seslendirilen Portekiz halk şarkısı. : FADO

    Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü.:STİLİST

    Giyim süslemede,şapka,çanta ve sepet örmede kullanılan parlak ve renkli şerit.: RAFYA

    Giysi kesimi,kesimle verilen biçim. : KUP

    Giysi. : LİBAS: ESVAP : FİSTAN

    Giysinin kenarına paralel olarak yapılan kendi kumaşından süs. : BİYE

    Gizemcilik.: MİSTİSİZM

    Gizemli eski yazı.:RUNİK

    Gizleme,örtme.: SETR

    Gizli oyun.:DALAVERE

    Gizli yer,köşe bucak. : TUN

    Gizli,saklı,gizlenmiş.:PİNHAN

    Gobene’de denilen bir balık. : TORBİL

    Gomalak’da denilen ve cilacılıkta kullanılan hayvansal kökenli reçine.:ŞELLAK

    Gonçarov’un,uyuşuk ve iradesiz bir toprak sahibinin portresini çizdiği ünlü romanı.:OBLOMOV

    Gondol’a benzer kayık. : PEREME

    Gondolcu şarkısı.:BARKAROL

    Göçebe ve yarı göçebe Türkmenler arasında,genellikle ölülerin ardından söylenen ağıt ve bozlağa benzer türkü. : YAKIM

    Göçebe,eti için avlanan bir kuş. : ÇULLUK

    Göçebelik:. BETAET

    Göçücü balıkların Akdeniz’den Karadeniz’e çıkması. : ANAVASYA

    Göçücü balıkların Karadeniz’den Akdeniz’e geçmesi. : KATAVASYA

    Göğün en yüksek katı.: ARŞ

    Göğüs kafesinin iç yüzünü kaplayan ve akciğerleri saran zar.:PLEVRA


    Göğüs kemiği arkasında bulunan iç salgı bezi.: TİMÜS

    Göğüs zarı. : PLEVRA

    Göğüs,bağır.:DÖŞ: TORAKS

    Gök bilim.:ASTRONOMİ

    Gök boşluğu.:CEVV

    Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç.:USTURLAP

    Gök gürültüsü korkusu.: BRONTOFOBİ

    Gök yakut. : SAFİR

    Gökçeada’da yurdumuzun batıdaki en uç noktası olan burun. : AVLAKA

    Gökçeada’nın eski adı. : İMROZ

    Gökkuşağı,eleğimsağma. : ALAİMİSEMA : ALKIM

    Gökova körfezi kıyısında turistik bir belde.:AKYAKA

    Gökova körfezinin güney kıyısında doğal güzelliğiyle ünlü bir koy.:BÖRDÜBET

    Göktaşı. Taş meteorit. : AEROLİT

    Gökteki ay. : MAH

    Gökyüzü. : ASUMAN

    Gölge. : SAYE

    Gölgede kalan taraf.: KUZ

    Gölgeler. : ZILAL

    Gölgelik. : TENTE

    Gölgelik.: SAYEBAN

    Gölleri inceleyen bilim dalı. : LİMNOLOJİ

    Gömlek. : KAMİS

    Gönderme , yollama. : İRSAL

    Gönderme kağıdı. : İRSALİYE

    Gönlü rahat.Sessiz,sakin. :ASUDE

    Gönül alıcı davranış, kompliman.:CEMİLE

    Gönül alma.: TALTİF

    Görevi sadece şarap dağıtmak olan garson.:SOMELİYE

    Görgülü,terbiyeli,olgun kimse. : ÇELEBİ

    Görgüsüz.:CUDAM

    Görkem,ihtişam,şatafat,tantana.:DEBDEBE.:ŞAŞAA

    Görme. : RÜYET

    Görsel sanatlar ve müzik alanlarında,1960’ların sonlarında NewYork kentinde ortaya çıkan,biçimde aşırı sadeliği ve nesnel yaklaşımı savunan akım.:MİNİMALİZM

    Görsel sunumu içeren özel dosya.:PORTFOLYO

    Görülen alemin ötesi.: MAVERA

    Görüngü bilimi. :FENOMENOLOJİ

    Görüntüleme.: KLİP

    Gösterge bilimi. : SEMİYOLOJİ

    Göstergebilim.: SEMİYOLOJİ

    Gösteriş,şatafat.:CAFCAF

    Gösteriş. :ALAYİŞ

    Gösteriş.:ALAYİŞ

    Gösterişi seven,varlıklı kimse.: KALANTOR

    Gösterişi ve özentisi olmayan. : BABAYANİ

    Gösterişsiz,sade yaşamaktan yana olan.:KALENDER

    Gösterme,ortaya çıkarma. : İZHAR

    Götürü iş yapan.: TAŞERON

    Götürü,toptan. : KABALA

    Gövde heykeli. : TORS

    Gövdesi , kabuğu soyulduktan sonra yenilen veya turşusu yapılan yumru köklü,beyaz çiçekli ve otsu bir bitki. : GİMİ

    Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz.: REBAP

    Gövdesi kızıl kırmızı,ayakları ve yelesi siyah renkli olan at.:DORU

    Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan cinsi.:ARA

    Göz alıcı,göze çarpıcı. : FRAPAN

    Göz bebeği.:HADEKA

    Göz çukuru. :ÇANAK

    Göz tansiyonu.:GLOKOM

    Göz.:DİDE

    Gözbağcı,büyücü. : RAİB

    Gözde iris ile billur cisim arasında bulunan boşluk. : ARTODA

    Gözde sarıya çalan kestane rengi. : ELA

    Gözdeki ağ tabaka. : RETİNA

    Gözdeki arpacık.:İT DİRSEĞİ

    Gözdeki billur cismin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen körlük,aksu.:KATARAKT

    Göze takılan mercek. : LENS

    Gözle görülmeyen,yapay olarak elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım,ultraviyole.:MORÖTESİ

    Gözlemevi. : OBSERVATUAR

    Gözler,pınarlar,kaynaklar. : UYUN

    Gözleri ağrılı ve kirpikleri dökülmüş kimse.:CİPİ

    Gözleri görmeyen. : AMA

    Gözpınarları. : AMAK

    Gözün içini aydınlatıp görmek ve gözü muayene etmek için kullanılan aynaya verilen ad. :OFTALMOSKOP

    Gözün ön odasına kan dolması.: HİFEMA

    Gözüpek. : ACAR

    Gözyaşı ile ilgili. : LAKRİMAL

    Gözyaşı kanalcığı içinde oluşan taş.:DAKRİYOLİT

    Gözyaşı.: EŞK

    Gramerde çıkma durumu.:ABLATİF

    Gramerde özne.: SÜJE

    Granitle aynı kimyasal yapıda,içinde mikrolitler olan kayaç.:LİPARİT

    Gri renkli,sise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakası,katmanbulut.:STRATUS

    Gri veya sarı renkte,etçil bir sinek cinsi.Çulluk sineği.:YEPTİS

    Grip,paçavra hastalığı.:ENFÜANZA

    Grup,kategori. : ULAM

    Guatemala’nın para birimi.:KETZALİ

    Guatr. : GUŞA

    Gurbete gitme.:CELA

    Gurbette yaşayan.:ELGİN

    Gurur. : AZAMET

    Gübre,tezek. :KEMRE

    Gücenme.:İĞBİRAR

    Gücü tükenmiş,yorgun,bitkin.: ARGIN

    Gücü’de denilen ve bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak.:NİRE

    Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar. : İSLİM

    Güç vermek,güçlendirmek.:PEKİTMEK

    Güçlü ve gösterişli,iri yarı kadın.:BABAÇKO

    Güçlü,kuvvetli,sağlam. : BEKEN

    Güçlü,şiddetli etki. : ZARP

    Güçlük,sıkıntı.:MEŞAKKAT

    Güçsüz düşmek,yorulmak.:FARIMAK

    Güldürücü öyküler,fıkralar anlatıp hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyerek halkı eğlendiren kimse.:NEKRE

    Güleç,güler yüzlü.:BESİM

    Güleç.:BESİM

    Güler yüzlü.:BEŞUŞ

    Gülgillerden bir ağaç ve bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi. : ÜVEZ

    Gülgillerden bir ağaç.:ÜVEZ

    Gülgillerden yabani bir ağaç ve bu ağacın mayhoş yemişi.:ALIÇ

    Güllük körfezi kıyısında,Milas ilçesine bağlı turistik bir köy.: KIYIKIŞLACIK

    Gülme,gülüş.: HANDE

    Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın.:RÜKÜŞ

    Gülünç derecede dar ve kısa giyinmiş olan. : ZİBİDİ

    Gülüş. : HANDE

    Gülüt. : GAG

    Gümüş balığı. : ATERİNA

    Gümüş balığına benzer bir küçük balık. : ÇAMUKA

    Gümüş parlaklığında,bilinen en hafif element.: LİTYUM

    Gümüş parlaklığında,demir sertliğinde,kolay işlenir ve kolayca tel durumuna getirilir bir element.:NİKEL

    Gümüş üstüne özel bir biçimde kurşunla işlenen kara nakış.:SAVAT

    Gümüş,altın tellerden süsleme. : TELKARİ

    Gümüşbalığının küçüğü. : AFİS: İLARYA

    Gümüşhane ilinde,kayak merkezi olan bir dağ. : ZİGANA

    Gümüşhane ilinde,sarkıt ve dikitleriyle ünlü bir mağara.:KARACA

    Gümüşhane’nın Şiran ilçesi yakınlarında bir şelale. : TOMARA

    Gümüşhane’nin Şiran ilçesi yakınlarında bir şelale.:TOMARA

    Gümüşhane’nin Torul ilçesinde,tabiat parkı kaps***** alınan 18 krater gölünün ortak adı.:ARTABEL

    Gün doğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar. : SABA

    Gün. : RUZ

    Günahtan dönme.: TÖVBE

    Günahtan sakınma,züht. : TAKVA

    Gündüz sefası. : KAHKAHA ÇİÇEĞİ

    Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde. : KLOROFİL

    Güneş odası. : SOLARYUM

    Güneş.: AFİTAP.: ŞEMS

    Güneşin battığı yer, batı. : MAĞRİP

    Güneşin doğduğu yer,doğu. : MAŞRIK

    Güneşin doğması. : TULU

    Güneşin yedi rengini ayrıştıran spektroskop.: TAYFBİN

    Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et.:KADİT

    Güneşten yayılan ısı miktarını ölçmeye yarayan alet.: HELYOGRAF

    Güney Amerika’da yaşayan bir cins deve kuşu.: REA

    Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yönetsel başkenti.:PRETORİA

    Güney Afrika Cumhuriyetinde doğmuş veya uzun süredir orada yaşayan ve Afrikaans dili konuşan beyaz ırktan kişiler.:AFRİKANER

    Güney Afrika Cumhuriyetinin plakası. : ZA

    Güney Amerika ırmaklarında yaşayan bir balık.:DORADO

    Güney Amerika kemiricisi: AGUTİ

    Güney Amerika ormanlarında yaşayan,mavi ve yeşil metalik yansımalı bir kuş.:AGAMİ

    Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : KÜRAR

    Güney Amerika’da üretilen kaliteli bir kahve cinsi. : ARABİKA

    Güney Amerika’da yaban hayvanlarını yakalamakta kullanılan kement.:LASO

    Güney Amerika’da yaşayan büyük su yılanı. : MUSURANA

    Güney Amerika’da yaşayan iri kemirici bir hayvan.:PAKARANA

    Güney Amerika’da yaşayan uzun kuyruklu bir tukan türü. : ARAKARİ

    Güney Amerika’nın sıcak ve bataklık bölgelerinde yaşayan bir kuş. : HOAZİN

    Güney Anadolu’da yabani olarak bulunan ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen kırmızı çiçekli otsu bir bitki. : NAKIL

    Güney Anadolu’daki konar göçer Türkmenler arasında göç kervanını yöneten genç kıza verilen ad. : ALADORLAR

    Güney Ege ve Akdeniz kıyısı bölgelerimizde Çipura balığına verilen ad. :ALYANAK

    Güney kutbunda yaşayan bir kuş.:PENGUEN

    Güney ve Güneydoğu Anadolu da halk arasında domatese verilen ad. : BANADURA

    Güney yarımkürede bulunan parlak yıldız,Yıldırak.: SÜHEYL

    Güney,güney rüzgarı,kaba yel. : LODOS

    Güneydoğu Asya’da özellikle Laos’ta kullanılan ağızlı org. : HEN

    Güneydoğu Anadolu ile Irak Türk bölgesinde ezgiyle söylenen mani. : HOYRAT

    Güneydoğu Anadolu’da antik kent.:ZEUGMA

    Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilen yerli koyun ırkı. : İVESİ

    Güneydoğu Anadolu’ya özgü acı kahve. : MIRRA

    Güneydoğu Anadolu’ya özgü,çekilmiş mercimek,bulgur ve soğanla yapılan bir yemek.:KÖLÜKAŞI

    Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nin simgesi.:ASEAN

    Güneydoğu Asya’da bir ırmak. : İRAVADİ

    Güneydoğu Asya’da yaşayan kuyruklu bir maymun.:MAKAK

    Güneydoğu Asya’da yaşayan yabani öküz. : BANTENG

    Güneydoğu Asya’da yetişen ve mobilya yapımında kullanılan bir cins kamış.:RATAN

    Gün-gece eşitliği : EKİNOKS

    Günlük yaşama ait küçük ve geçici belgeleri toplama şeklinde koleksiyonculuk. : EFEMERA

    Gür erkek sesi.:DAVUDİ

    Gürcistan’ın başkenti. : TİFLİS

    Güreş meydancısı.:CAZGIR

    Güreşler için boğa yetiştiren kimse.:GANADERO

    Güreşte bir oyun.: KAFAKOL

    Güreşte bir oyun.:BOYUNDURUK.:KURTKAPANI.:DALMA:ÇİPE

    Gürgengillerden,kerestelik bir ağaç cinsi.:HUŞ

    Gürültü patırtı.:DAĞDAĞA

    Gürültü,patırtı,telaş,karmakarışık durum.: DAĞDAĞA

    Güven mektubu.:İTİMATNAME

    Güvercin kanadı. : CENAHI KEBUTER

    Güvercin. : KEBUTER

    Güverte locasının altındaki demir kol. : KASTANYOLA

    Güzel avrat otu.:BELLADONNA

    Güzel avrat otundan elde edilen ve hekimlikte yararlanılan zehirli bir madde. : ATROPİN

    Güzel çiçekli bir süs bitkisi. : KANA

    Güzel koku. : RAYİHA

    Güzel koku.:ARF

    Güzel kokular.:ITRİYAT

    Güzel kokulu beyaz çiçekler açan ağaççık.:FUL

    Güzel kokulu bir kavun türü. : ŞAMAMA

    Güzel kokulu çiçekleri olan tırmanıcı bir bitki.:HANIMELİ

    Güzel kokulu,değişik renkli çiçekleri olan bir süs bitkisi.: ŞEBBOY

    Güzel kokulu,sarı renkte,uzunca bir kavun türü.:TOPATAN

    Güzel kokulu.: ITRİ

    Güzel konuşma yeteneği. : NATIKA

    Güzel sanatlar evi.:DARÜLBEDAYİ

    Güzel sesli bir kuş.:İSKETE

    Güzel sesli ötücü bir kuş. : İSKETE

    Güzel sevgili. : NİGAR

    Güzel söyleme ve yazma yeteneği. : SELİKA

    Güzel söz söyleyen,konuşkan.:DİLBAZ

    Güzel ve faydalı şeyler.:BEDAYİ

    Güzel ve inandırıcı konuşma.:CERBEZE

    Güzel yüz.:DİDAR

    Güzel,hoş (kadın). : RANA

    Güzel,hoş,nefis.: OFLAZ

    Güzel,ince,zarif kadın.Ceylan.: AHU

    Güzel,iyi kadın anlamında kullanılan bir sözcük : HASNA

    Güzel,sevimli insan.:GÖKÇEK

    Güzel. : NİK

    Güzeli en üstün,en yüce değer sayan kişi.:ESTET

  10. #10
    SMN
    SMN isimli üye şimdilik offline konumundadır
    Aktif Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    1.328
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    H

    Haberci,ulak. : KARAKULAK

    Haberleşmeye yarayan bir tür süratli vapur.: AVİZO

    Habeş piskoposlarına verilen ad. : EBUNA

    Habeş soylusu. : RAS

    Habeş Yahudi’si.:FLAŞA

    Hac sırasında kesilen kurban.: HEDİ

    Hacim,oylum. : CİRİM

    Haç : ÇARMIH

    Hafıza kaybı : AMNEZİ

    Hafif esinti.:İPİLTİ

    Hafif kadifemsi bir görünüş kazandırılmış sığır derisi. : NUBUK

    Hafif yağmur,serpinti.:ÇİLENTİ

    Hafif yaralama : HACAMAT

    Hafniyum’un simgesi. : HF

    Haiti kökenli bir dans ve müzik.:MAMBO

    Haiti kökenli,rumba ve çaça’ya benzeyen bir dans.: MAMBO

    Haiti plakası. : RH

    Hak ve adalete uygunluk.: NASFET

    Hakim,başat,başta gelen.:DOMİNANT

    Hakkı devretme.: TEMLİK

    Haksız olarak alınan toprak,mal. : ASABALIK

    Haksızlık,kıygı. : GADR (GADİR)

    Hala.:BİBİ : ÇİÇE

    Halat gibi örülmüş iplik çilesi. : TURA

    Halat ucu.: ÇIMA

    Halat yumağı.: RODA

    Halatların dikişlerinde kullanılan demir veya ağaç kama.: KAVELA

    Halatta kaymayı önleyen bir düğüm biçimi.:KROPİ

    Halı dokuma tezgahı.:ISDAR

    Halı ve jakar dokuma sanayinde çözgü ipliği. : KORD

    Halı veya kilim dokunan tezgah. : ISDAR : ISTAR

    Halı,kilim veya bez dokuma tezgahı. : HAMA: HANA

    Halıcılıkta iplik düğümlerini sıkıştırma topağı. : KİRKİT

    Halk arasında yaban arısına verilen ad. : SARICA

    Halk arasında ekini biçilip kaldırılmış tarlaya verilen ad. : KOZAN

    Halk arasında Eylül ayına verilen ad.:VERİMAY

    Halk arasında hindiye verilen ad. : CULUK

    Halk arasında,herkesin söylediğini yapan,iltifat meraklısı kimseye verilen ad.:EFELEK

    Halk bilgisi.:FOLKLOR

    Halk dilinde etek anlamında kullanılan sözcük.: YEKTE

    Halk dilinde abla.: MADAMA

    Halk dilinde acı pul biber. : İSOT : ISIOT

    Halk dilinde ağıl.: ARKAÇ

    Halk dilinde atasözüne verilen ad. : ORAÇLAMA

    Halk dilinde avare,işe yaramaz.:AVARA

    Halk dilinde babanın kız kardeşi,hala. : EME : EMETİ: BİBİ

    Halk dilinde badem. : PAYAM

    Halk dilinde bahane. : MAHNA

    Halk dilinde boşboğaz,söz taşıyan. : YALAK

    Halk dilinde büyük heybe.:ARTMAK

    Halk dilinde çay demliğine veya küçük güğüme verilen ad.: HALASTAR

    Halk dilinde çekül sözcüğünün aldığı biçim.:ŞAVUL

    Halk dilinde çoban köpeği.:KARABAŞ

    Halk dilinde çuvala verilen ad.:KELETE

    Halk dilinde dikenlik anlamında kullanılan sözcük.:SİYEŞ

    Halk dilinde dilsiz.:TAT

    Halk dilinde ekilmeden bırakılmış tarlaya verilen ad. : KEN

    Halk dilinde kardeş. : KADA

    Halk dilinde kemik veremi.:AKARCA

    Halk dilinde kertenkeleye verilen ad.:ELÖPEN

    Halk dilinde keser.:KERKİ

    Halk dilinde kır lalesine veya gelincik çiçeğine verilen ad.: PAMPAL

    Halk dilinde klitoris,bızır.:DILAK

    Halk dilinde köylerde hekimlik yapan kimselere verilen ad.:OTÇU

    Halk dilinde küme,topluluk anlamında kullanılan sözcük.:ÇOM

    Halk dilinde lor peynirine verilen ad. : ÇOMA

    Halk dilinde mısır.:LAZUT

    Halk dilinde mızıkçı,yaygaracı,gürültücü anlamında kullanılan sözcük.:KACARA

    Halk dilinde minnet.: MÜDANA

    Halk dilinde mutfağa verilen ad.:TAKANA

    Halk dilinde otlak.:ÖRÜ

    Halk dilinde parıltı.: IŞILAK

    Halk dilinde pestil.: BASTIK

    Halk dilinde sazlık yer.: KOVALIK

    Halk dilinde sebze bahçesi.:AVAR

    Halk dilinde semavere verilen ad.:KAVAZ

    Halk dilinde semizotuna verilen ad. : PİRPİRİK

    Halk dilinde serçeye verilen ad. : DARICAN

    Halk dilinde sincap.:ÇEKELEZ

    Halk dilinde sperm,meni. : ATMIK

    Halk dilinde şaka anlamında kullanılan sözcük.:HORATA

    Halk dilinde şarbon hastalığına verilen ad. : YAKMA

    Halk dilinde Temmuz ayı.: ORAKAYI.

    Halk dilinde termometreye verilen ad.:ISIKERTE

    Halk dilinde yabani tereye verilen ad : ISPATAN

    Halk dilinde yanık,yırtık.. : YİRİK

    Halk dilinde yenge anlamında kullanılan sözcük. : BULA

    Halk edebiyatında aşk,özlem gibi duygusal konuları işleyen şiir türü.: GÜZELLEME

    Halk edebiyatında mahlas anlamında kullanılan sözcük.:TAPŞIRMA

    Halk edebiyatında uyağa verilen ad. : AYAK

    Halk hekimliğinde gaz söktürücü ve antiseptik olarak kullanılan,aynı zamanda kimi yiyeceklere de katılan bir cins ceviz. : MUSKAT

    Halk oylaması.: REFERANDUM

    Halk tarafından sevilme,tutulma. : POPÜLARİTE

    Halk,topluluk.:CUMHUR

    Halkalar geçirilerek yapılmış veya zincirden örülmüş zırh.:CEBE

    Halojenler gurubunun dördüncü ametali olan yalın cisim. : İYOT

    Halterde kaldırılması gereken alet. : BAR

    Ham demir madeninin eritildiği büyük ocak,fırın.:HADDEHANE

    Ham deriden yapılan köylü ayakkabısı.:ÇARIK

    Ham ile olgun arası. : ALASULU

    Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getiren kimse.:KAZAZ

    Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş. : SOF

    Ham keten rengi. : EKRU

    Ham olarak yenilen badem,erik,kayısı gibi yemişler.:ÇAĞLA

    Ham üzüm. : KORUK

    Hamal semeri. : ARKALIK

    Hamalların yük taşırken kullandıkları arka yastığı.:ARKALIK

    Hamam böceği.:KAKALAK

    Hamam. : YUNAK

    Hamamda kese yapan erkek. : TELLAK

    Hamamlarda musluk altında bulunan ve su biriktirmek için kullanılan mermer veya taş tekne.:KURNA

    Hamle.: SAVLET

    Hamsi,Sargan gibi küçük balıkları tutmakta kullanılan balık ağı : BARABAT

    Hamsigillerden bir balık. : TİRSİ

    Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce, içine konulduğu oyuk gözlü tahta.: BİNİT

    Hamur açılırken tezgaha yapışmaması için serpilen un.:UĞRA

    Hamur açılırken yapışmaması için un serpmek.:UĞRALAMAK

    Hamur tahtası. : SENİT

    Hamur teknelerini kazımaya yarayan araç.:ISIRAN

    Hamuru ovalayarak yapılmış kırıntılarla pişirilen çorba. : OVMAÇ

    Hamurun fırına verilmeden önce dinlendirildiği , üzerinde bekletildiği tahta. : PASA

    Hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılan bir tür tatlı.:AKITMA

    Hanay. :AVLU

    Hanım,hanımefendi.:BANU

    Hanigiller familyasından bir balık türü.: LAKOZ

    Hanigillerden bir balık türü.:ORFOZ

    Hanigillerden,Akdeniz ve Ege’de yaşayan lezzetli bir balık.:LAHOS

    Hap. : DRAJE

    Haraç.:BAÇ

    Hare.Bir yüzeyde renk dalgalanması sonucu görülen parlaklık. : MENEVİŞ

    Hareket etmeyen,kımıldamayan,sakin.:DİNGİN

    Harfler,kısaltmalar kümesi. : LOGO

    Harfler.:HURUFAT

    Harita çıkarmaya yarayan bir aygıt.: PLANÇETE

    Haritacı.: KARTOGRAF

    Haritasını çıkarmak için bir araziyi üçgenlere bölme işi. : NİRENGİ

    Harman aktarma ve sap yükleme işlerinde kullanılan tarım aracı.Dirgen.Yaba : ANADUT .

    Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak,çöp ve samanla karışık tahıl taneleri.:BADAS

    Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplayan kişi. : AFARACI

    Harran ovasında ünlü bir ören yeri. : SOGMATAR

    Harzemşahların ilk hükümdarı.: ANUŞTİGİN

    Has ekmek. : FRANCALA

    Has,mahsus. :ÖZE

    Hasankeyf ilçesini sular altında bırakacak olan baraj.: ILISU

    Hasattan sonra tarla veya bahçelerde kalan ürünleri toplama.:BAŞAKLAMA

    Hasırdan örülmüş kulplu torba.:ZEMBİL

    Hasırotu,saz,kamış.: KOFA

    Hasta dinleme aleti. : STETESKOP

    Hasta. : SAYRI : BİMAR

    Hastalığın bedene yerleşmesi.:RES

    Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde. : ANTİKOR

    Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde.:ANTİKOR

    Hastalık nöbeti,kriz. : AKSE

    Hastalık,dert.: ÇOR

    Hastalıklar bilimi. : PATOLOJİ

    Hastalıklar. : EMRAZ

    Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi yöntemi.:KEMOTERAPİ

    Hastalıkların nedenini araştıran bilim. : ETİYOLOJİ

    Hastalıktan sonraki iyileşme. :İFAKAT

    Hastanelerde perhizsiz hastalara etlisi tatlısıyla verilen tam yemek.: ALTIDAN

    Hastanın veya yakınlarının,onun daha önce geçirmiş olduğu hastalık ve sağlık durumları hakkında hekime verdiği bilgilerin tümü.: ANAMNEZ

    Hat sanatında birkaç kağıdın,suları ters yönde olmak üzere üst üste yapıştırılmasıyla elde edilen mukavva.:MURAKKA

    Hata ,/ hatalı pul. : ERÖR

    Hatay ili Reyhanlı ilçesinde arkeolojik höyük. : AÇANA

    Hatay yöresine özgü,cevizli bir hamur tatlısı.:KEREBİÇ

    Hatay yöresine özgü,yan yana tutturulmuş iki kamış düdükten yapılmış çifte kaval.:ARGUN

    Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Tel Açana’da denilen ünlü höyük.:ALALAH

    Hatıra,yadigar. : ANDAÇ

    Hatırlayan. : ANAN

    Hava basıncını ve dolayısıyla bir yerin yüksekliğini ölçen alet,basınç ölçer.:BAROMETRE

    Hava basınç birimi.: BAR

    Hava korkusu. : AEROFOBİ

    Hava yutma. : AEROFAJİ

    Havacı bülteni. : NOTAM

    Havada oksitlenmeyen bir element.:KROM

    Havada on milyonda bir oranında bulunan bir asal gaz. : KSENON

    Havadaki toz taneciklerini ölçmeye yarayan araç.:AEROSKOP

    Havadar. : YELEÇ

    Havagazı lambasının ucu. : BEK

    Havai. : YELEME

    Havari.:APOTR

    Havaya fırlatılan bir plakanın vurulması ilkesine dayanan atıcılık dalı.: TRAP

    Havuca renk veren madde. : KAROTEN

    Havuç. : YEREGEÇEN

    Havuç.: YEREGEÇEN

    Havuz,göl,akarsu,deniz,okyanus gibi sulara ait ekosistemlerin herhangi bir derinliğindeki su tabakalarında,su hareketiyle sürüklenen veya yavaş olarak yüzen,hayvan ve bitkilerden oluşan mikroskobik büyüklükteki organizmalar. : PLANKTON

    Hawai adalarına özgü gitara benzer dört telli çalgı. : UKULELE

    Hawai inanışında savaş tanrısı. : KU

    Hawai’de karşılama veya uğurlama anısı olarak verilen,çiçekten yapılmış kolye.:LEY

    Hayal. : İMGE

    Hayat hikayesi.:BİYOGRAFİ

    Haydut,eşkıya. : ŞAKİ

    Haylaz,serseri. : NABEKAR


    Hayvan bilimci. : ZOOLOG

    Hayvan boyunduruğu. : TASMA

    Hayvan çulu.ALIK

    Hayvan derisinden yapılmış kırbaç.:ÇAVUN

    Hayvan korkusu.: ZOOFOBİ

    Hayvan pisliği.:TERS

    Hayvan postundan başlık. : KALPAK

    Hayvan vebası. : MALKIRAN

    Hayvan yavrusu.:BALAK

    Hayvan,balık,sebze,meyve gibi yiyecekleri,yerinden getirerek toptan satan kimse.:MADRABAZ

    Hayvanca duygu.:BEHİMİ

    Hayvanı avcılığa alıştırma. : BAV

    Hayvanı otlatmak. : OTARMAK

    Hayvanın bir yanındaki yük.:TAY

    Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek.:DUŞAK

    Hayvanlar veya hayvan yaşamı ile ilgili Yunanca öntakı: ZOO

    Hayvanlara yedirilen bir çayır bitkisi./Bir tür sümbül. : NARDİN

    Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip.Hayvan bağlanan ip. : ÖRK

    Hayvanları nallayan kimse.:NALBANT

    Hayvanların beğenmeyerek yemedikleri iri kalbur üstü taneler. : İRİNTİ

    Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi.: KAYAR

    Hayvanların kemik ve kıkırdak gibi dokularından yada bitkisel yosunlardan elde edilen saydam ve renksiz bir madde.:JELATİN

    Hayvanların saman,ot,mısır sapı gibi kışlık yiyeceği.: ALAF

    Hayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap.: YALAK

    Hayvanların,özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.:AKITMA

    Hazır. : AMADE: ANIK

    Hazreti Muhammed’e yardım eden ve İslamiyet’in yayılmasına hizmet eden kimseler.:ENSAR

    Hazreti Muhammed’in aile üyelerine verilen ad. : ALİABA

    Hazreti Ebubekir’in lakabı.:ATİKA

    Hazreti Muhammed’in hayatını anlatan kitap. : SİYER

    Hazreti Muhammed’in siyah renkli sancağının adı. : UKBA

    Hecelerin uzunluk ve kısalık,kapalılık yada açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan Divan Edebiyatı nazım ölçüsü. : ARUZ

    Hediye verilen levha. : ŞİLT

    Hediye,bahşiş. : ATİYYE

    Hekim,otacı.:DİRGER

    Hekimlik taslama.: OLÇUM

    Hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir bitki. : KANTİYANE

    Hekimlikte kullanılan,sütleğengillerden bir bitkinin verdiği zamk ve özsu.:TIGALA

    Hektar. : HA

    Hele,özellikle. : BAHUSUS

    Hem ısıtmaya,hem de üzerinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası.:KUZİNE

    Henüz mayalanmamış üzüm suyu. : ŞIRA

    Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm.:KORUK

    Her biri başka perdede bir sıra kamış düdük,musikar.:MISKAL

    Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş manzume.: AKROSTİŞ

    Her iki küreği bir kişi tarafından çekilen ve birden üç çifteye kadar küreği bulunan savaş gemisi filikası. : PATALYA

    Her şeyin evveli,tazesi,turfanda. : REYAN

    Her tür organik yağa verilen ad. : LİPİT

    Her tür organik yağa verilen ad.: LİPİT

    Her türlü gösteriş ve dünya kaygılarından uzak kalmayı öğütleyen Sünni tarikatı.:MELAMİLİK

    Her yanı görmeye elverişli,camlı çatı katı veya taraça,kule.: CİHANNÜMA

    Her yiyeceğe canı çeken. : EKTİ

    Her zaman olduğu gibi.:BERMUTAT

    Her zaman.:DAİMA

    Herek.:İSPALYA

    Herhangi bir kişinin, malın yada durumun niteliklerini öğrenmek için toplanan bilgi. : RANSEYMAN

    Herhangi bir değerli taş yada metali sabitleştirmekte kullanılan yapışkan madde. : ROKELA

    Herhangi bir eserin tanıtılması,okunması,yorumlanması veya bir sanatçıyı anma amacıyla düzenlenen toplantı.: MATİNE

    Herhangi bir nedenle armağan kabul edenin vermek zorunda olduğu karşılık.:AVİYET

    Herkes tarafından kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan. : İNDİ

    Hesap defteri.:EVAR

    Hesap sahiplerine bankaca gönderilen mektup. : AVİ

    Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre.:MATRİS

    Heyecan veren edebi üslup. Dokunaklı,etkili. : PATETİK

    Heyelan. : KAYŞA

    Heykel,abide anlamında yerel sözcük.:ANAK

    Heykel,sütun gibi şeylerin üstüne konulduğu parça,ayak,taban. : DURAÇ

    Hıristiyan sanatında ellerini kaldırmış dua eder durumda canlandırılmış insan figürüne verilen ad. : ORANS

    Hıristiyan bayramı. : YORTU

    Hıristiyan beyi. : TEKFUR

    Hıristiyan sanatında ölü İsa’nın vücudunu kollarında tutan Meryem betimlemesi. : PİETA

    Hıristiyan sanatında,Meryem Ana ile çocuk İsa’yı gösteren heykel veya resim.:MADONNA

    Hıristiyan ve Musevilerde gelinin güveye verdiği para veya mal.: DRAHOMA

    Hıristiyanların büyük perhize girmek üzere bulundukları günler.:APUKURYA

    Hıristiyanlıkta ermiş.: AZİZ

    Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. : AFOROZ

    Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası.: AFOROZ

    Hıristiyanlıkta küçük kilise yapısı veya büyük bir kilisenin içinde bir azize adanmış ibadet yeri.:ŞAPEL

    Hıristiyanlıkta,ilk günahı silmek ve Hıristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem.:VAFTİZ

    Hırsızlık yapma şeklinde beliren hastalık.: KLEPTOMANİ

    Hırslı.:MUHTERİS

    Hırvatistan ve Slovakya’da bir kont tarafından yönetilen toprağa verilen ad. : ZUPA

    Hız ve manevra yeteneği bakımından üstün niteliklere sahip küçük savaş gemisi,muhrip.:DESTROYER

    Hızı saatte 120 km’yi geçen çok şiddetli ,yağmur getirmeyen fırtına. : URAGAN

    Hızla dönen rüzgarların oluşturduğu şiddetli siklon fırtınası. : TORNADA

    Hicri takvimde 22 Aralık 31 Ocak arası.Kırk günlük kış dönemi. : ERBAİN

    Hiç görülmemiş,alışılmamış,şaşılacak veya yadırganacak şey.Ucube.: ACİBE

    Hiçbir heyecan yada zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği. : ATARAKSİYA

    Hiçbir koşula bağlı olmayan,istediği gibi davranabilen. : ERKİN

    Hikaye,fıkra.:KISSA

    Hilal. : AYÇA

    Hile,düzen. : DEK: AL

    Hileci.:DEKBAZ

    Hilekar. : AYYAR

    Himalaya dağlarında doruk.:APİ

    Himalayalar’da yaşadığına inanılan “kar adam”a verilen ad. : YETİ

    Hindistan kökenli evcil bir sığır türü.: ZEBU

    Hindistan plakası. : İND

    Hindistan Prensesi .Raca karısı. : RANİ

    Hindistan Prensi. : RACA

    Hindistan ve Endonezya’da yetişen,kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç. : KINAKINA

    Hindistan ve Malezya ormanlarında yaşayan ilkel maymun. : LORİS

    Hindistan yarımadasında yaşayan kuyruksuz,çok uzun kollu maymunların ortak adı.:JİBON

    Hindistan’a özgü,güreşle ragbinin karışımı olan bir spor.:KABADDİ

    Hindistan’da bitkisel elyafla dokunan bir cins tafta. : DARİDAS

    Hindistan’da Ekber döneminde büyük eyaletlere verilen ad. : SUBA

    Hindistan’da kastlar halinde değil de kabileler halinde örgütlenmiş ve kültürleri Hindu olmayan yerli halk.:ADİVASİ

    Hindistan’da kocasının cesediyle birlikte ateşe atılan ve ermiş sayılan kadın. : SATİ

    Hindistan’da yetişen bir ağaç. : RİTA

    Hindistan’da yetişen bir bitki. : HALİLE

    Hindistan’da yetişen tırmanıcı bir karabiber ağacı. : BETEL

    Hindistan’da, bir din büyüğünün çevresinde toplananların birlikte oturup eğitildikleri yer : AKRAMA

    Hindistan’ın güneyinde konuşulan bir dil.:DRAVİD

    Hindistan’ın para birimi.:RUPİ

    Hinduizm,Budizm ve Caynacılığın bazı mezheplerinde Batıni (içrek) uygulamaları konu alan çok sayıda metnin ortak adı.: TANTRA

    Hinduizm’de servet ve iyi talih tanrıçası.:LAKŞMİ

    Hinduizm’in temel ilkesi olan,hiçbir varlığı incitmeme erdemi.:AHİMSA

    Hinduizmin en büyük tanrılarından biri.:ŞİVA

    Hinduların kutsal kitabı. : VEDA

    Hint bademi. : KAKAO

    Hint edebiyatında bir çeşit epik dram. : NATAKA

    Hint İran dil grubuna verilen ad. : ARİ

    Hint irmiği. : SAGU

    Hint kenevirinden çıkarılan esrara eskiden verilen ad.:HAŞİŞ

    Hint kertenkelesi.:İGUANA

    Hint mitolojisinde ayin içkisinin elde edildiği bitkiyi kutsallaştırma. : SOMA

    Hint mitolojisinde fırtına ve yağmur tanrısı. Hindistan’da Veda tanrılarının en büyüğüne verilen ad. : İNDRA

    Hint mitolojisinde ilk insan. : MANU

    Hint müziğine özgü telli bir çalgı. : VİNA

    Hint müziğine özgü telli bir çalgı.:SARANGİ

    Hint müziğine özgü yaylı bir çalgı.: SARANGİ

    Hint okyanusunda denizaltı dağı. : OB

    Hint safranı.: ZERDEÇAL

    Hint sülünü.:ALE

    Hint tanrısı. : RAMA : AGNİ

    Hintlilerin,bağlı oldukları tarikatı belirtmek için kül veya renkli tozla alınlarına çizdikleri işaretlere verilen ad.:TİLAKA

    Hiperaktif çocukları sakinleştirmede kullanılan ilaç.:RİTALİN

    Hipotez,faraziye.: VARSAYIM

    Hiroşima’da atomdan sağ kurtulanlar. : HİBAKUŞA

    Hisse senedi,tahvil,yabancı para gibi değerli kağıtları daha karlı görülen başka kağıtlarla değiştirme işi.: ARBİTRAJ

    Hisse senedi. :ESHAM

    Hitabet sanatı.:RETORİK

    Hitit mitolojisinde gökyüzü krallığının ilk yöneticisi. :ALALU

    Hititlerde arazi fiyatlarının saptanmasında kullanılan bir ölçü birimi. : İKU

    Hititlerin Anadolu da yerleştikleri ilk kent olan ve günümüzde Kültepe olarak adlandırılan yer. : NEŞA

    Hititlerin akıl ve bilgelik tanrısı.: AYA

    Hizip. : KLİK

    Hizmet belgesi.:BONSERVİS

    Hizmet eden.Sadık,dost. : HADİM

    Hokkabazların kullandıkları tahta maşa.:ŞAKŞAK

    Hollanda’nın para birimi.:FLORİN

    Honduras’ın para birimi.:LEMPİRA

    Hong Kong’un plakası. : HK

    Hor görmek. : KARAMAK

    Hor görülen,aşağılanan.:ZELİL

    Horoz tepeliği,köşe-kenar-uç. : İBİK

    Horozun en gösterişli tüyü.ÇIĞA

    Hortlak.:CAZU

    Hoş kokulu.:ITRİ

    Hoşgörü. : TOLERANS

    Hoşlanarak bakma.:TEMAŞA

    Hud Peygamber döneminde Hicaz’da oturan,kötü ahlakları nedeniyle yok oldukları rivayet edilen,Kutsal Kitap’ta adı geçen bir kavim.:AMALİKA

    Hukuk.: TÜZE

    Hukukta bir mülk üzerindeki ortaklığı giderme.:İZALEİŞÜYU

    Huni biçiminde çukur yer.İç bükey. : OBRUK

    Hurma dalı veya kamıştan yapılan iki yanı kulplu meyve sepeti.:KAVSARA

    Huysuz atları yola getirmek için dudaklarına takılan tahta kıskaç.: YAVAŞA.: EGEN

    Huysuz şirret kadın.:CADALOZ

    Huzur,erinç : DİRLİK

    Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapı. : LİNİN

    Hücre bölünmesi yoluyla gerçekleşen hücre çoğalması. : MİTOZ

    Hücre sitoplazmasında oluşan cansız yapı.:KOFUL

    Hücre.:GÖZE

    Hücrebilim.: SİTOLOJİ

    Hükümdar ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen ad.:İLİG

    Hükümdarın,bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi. : OTOKRASİ

    Hükümler.:AHKAM

    Hükümsüz.:BATIL

    Hüngür hüngür anlamında bir söz.:ZARİZARİ

    Hünnap,iğde gibi zeytinimsi meyve. : UTME

    Hünnapgillerden,hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan bir bitki cinsi,güvemeriği.:AKDİKEN

Benzer Konular

  1. Temporal-Freeware Eğlenceli Bulmaca ve Platform Türü Oyun
    dosyaistek Tarafından Oyun Dünyası Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-11-2010, 02:26 AM
  2. Japon bulmaca karsiliklari
    mopsy Tarafından Oyun Dünyası Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-03-2010, 01:42 PM
  3. Sigarayı bıraktığınızda bulmaca çözün
    SAHARAY Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 01-05-2008, 03:39 PM
  4. Bulmaca
    kasev Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-02-2008, 06:12 PM
  5. Bulmaca-Turca 2.30
    oyunx Tarafından Oyun Dünyası Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 18-12-2006, 04:29 PM

Anahtar kelimeler

Yandex.Metrica