A dan Z ye Bulmaca sözlüğü
A
Aba terlik.:PANTUFLA
Abartı. : MÜBALAĞA
ABD Başkanı Eisenhower’in takma adı. : İKE
Abdülhak Hamit Tarhan’ın manzum trajedisi. : NESTEREN
Abla.:CİCE
Acem hükümdarı. : EKASİRE
Acemi zeybek.:KIZAN
Acemi,bir işe yeni başlayan. : NEVNİYAZ
Acemi. : TOR
Acı biber.:KAYEN
Acı çikolata : BİTTER
Acı kavun. : EŞEK HIYARI
Acı yitimi. : ANALJEZİ
Acıbadem ağacı.: EREZ
Acıklı olay,dram. :HAİLE
Acıklılık. : FECAAT
Aç gözlü.: TAMAHKAR
Açı ölçmeye yarayan dönme hareketli bir çeşit cetvel. :ALİDAT
Açık alan korkusu.:AGORAFOBİ
Açık duran baş parmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık.: SERE
Açık eflatun renk.: KIZILŞAP
Açık havada ızgara veya kızartma yapmaya yarayan ocak.:BARBEKÜ
Açık kapı ve pencereler arasında oluşan hava cereyanı.: KURANDERE
Açık mavi, kırmızı ve beyaz,sıkı ve tatlı küçük elma. : ABİ
Açık tohumlardan parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen,yurdu Güney Asya olan,palmiyeye benzer ağaç. : SİKALAR
Açık toprak rengi. : BOZ
Açık toprak rengi.:BOZ
Açık ve yüksek sesle.:CEHREN
Açık yeşil ve pembe renkli,kolay işlenen,değerli bir taş. : YEŞİM
Açık,ortada. : AYAN
Açıkgöz,kurnaz,hin.:EKE
Açıkgöz.:CİNGÖZ
Açıklık,bellilik.:BEDAHET
Açıktan geç,yaklaşma anlamında bir denizcilik ünlemi.:ALARGA
Açma,açılış. : KÜŞAT
Ad kavmi hükümdarı Şeddad tarafından cennete benzetilerek yaptırılan efsanevi bahçe.:İREM
Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.: LOTARYA
Ada çayı. : MERYEMİYE
Adak. : NEZİR
Adalet.: TÜRE
Adana ve Mersin yöresinde güğümle doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyankökü şurubu.:AŞLAMA
Adanmış ülke yada İsrail ülkesinin eski adı.:KENAN
Adem ile Havva’nın üçüncü oğlu. : ŞİT
Adet görme. : MENSTRUASYON
Adet yokluğu: AMENORE
Adı kötüye çıkmış kimse.:BEDNAM
Adım aralığı. : FULE
Adını anma,sözünü etme.:ZİKİR
Adını bugünkü Bogota yakınlarında yaşamış bir yerli kabilesinin efsanevi yöneticisinden alan masalsı altın ülkesi.: ELDORADO
Adil hükümdar.:DAVER
Afgan halklarından biri. : PEŞTUN
Afganistan ve Pakistan kadınlarının yüzlerini örtmek için kullandıkları bir tür peçe: BURKA
Afrika kabilelerinde krala verilen ad.: KABAKA
Afrika kokarcası da denilen bir kürk hayvanı. : ZORİLLA
Afrika kökenli bir Amerikan müziği.:CAZ
Afrika kökenli bir dans.:BAMBULA
Afrika misk kedisi. : KALEMİS
Afrika ve Asya’nın kurak bölgelerinde yaşayan kemirgen bir hayvan.:GERBİL
Afrika zencilerinin çalı çırpıdan yaptıkları çardak gibi barınak.:APATAM
Afrika’da gruplar halinde yaşayan ve boyu 30 cm kadar olan memeli bir hayvan.: KUYRUKSÜREN
Afrika’da ve Amerika’da yaşayan,iri gövdeli,uzun yapraklı palmiye.: RAFYA
Afrika’da bir ağaç. : AKO
Afrika’da bir oyun türü. : AVELE
Afrika’da bir ülke. : BENİN
Afrika’da çitle çevrili bir hayvan barınağı ile çevresindeki evlerden oluşan yerleşme biçimi.:KRAAL
Afrika’da yaşayan bir antilop. : KOB
Afrika’da yaşayan bir leylek türü.:MARABU
Afrika’da yaşayan bir yaban kedisi.:İMPAKA
Afrika’da yaşayan iki antilop türünün ortak adı. : GNU
Afrika’da yaşayan İnek antilobu. : KAAMA
Afrika’da yaşayan iri bir antilop: BEİSA
Afrika’da yaşayan ve çok hızlı koşabilen bir antilop. : İMPALA
Afrika’da yaşayan,narin ve küçük bedenli bir antilop.: BEİRA
Afrika’da yetişen ve parlak kerestesi mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç.:OKUME
Afrika’dan zenciler tarafından getirildiği sanılan ağır bir Küba dansı. : HABANERA
Afrika’nın en yüksek dağı Kilimanjaro’nun yerli dillerde özgürlük anl***** gelen adı. : UHURU
Afrika’nın hızlı koşular için yetiştirilmiş evcil hecin devesi. : MEHARİ
Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan iri bir leylek cinsi. : TANTAL
Afrika’ya özgü bir tür yaban kedisi.:SERVAL
Afyon yöresinde kadınlar tarafından oynanan bir halk oyunu.:FADİK
Afyon’un Sandıklı ilçesinde bir kaplıca.:HÜDAİ
Afyondan çıkarılan,öksürüğü kesmek için hekimlikte kullanılan bir madde. : KODEİN
Afyondan elde edilen ve hekimlikte kullanılan bir alkoloit. : PAPAVERİN
Agaragar.:JELOZ
Ağ : APIŞLIK
Ağ yatak. : HAMAK
Ağacın reçinesini çıkarmada,boyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz toz.:POTAŞE
Ağaç bilimi. : DENDROLOJİ
Ağaç cilası.:LAK
Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçiminde balık ağı. : VİNTER
Ağaç çivi. : KAVELE
Ağaç dallarından yapılmış gölgelik.:ÇARDAK
Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta.:MARANGOZ
Ağaç rendelemekte kullanılan,uzun marangoz rendesi. : PLANYA
Ağaç sansarı.:ZERDEVA
Ağaç veya demir parçalarını birbirine bağlamakta kullanılan somunlu iri başlı vida: CIVATA
Ağaç veya fidan dikmeye yarayan yer.:OYUM
Ağaç veya kumaştan yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde.:STOR
Ağaç veya topraktan yapılmış küçük testi.:BODUÇ
Ağaç yada sebze dikmek için açılan çukur. : EMEN
Ağaç,bağ çubuğu veya sebze dikmek için açılan çukur.:EMEN
Ağaç,taş ve madenleri oyarak şekil veren usta.:NAKKAR
Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun. : PUS
Ağaçlıklı yol.:ALE
Ağaçtan yapılmış iri çekiç.:TOKMAK
Ağaçtan yapılmış testi.: SENEK
Ağaçtan yapılmış top.: TOMAK
Ağdalı,koyu kıvamlı bir maddenin özelliği,ağdalık.: VİSKOZİTE
Ağı otu.: BALDIRAN
Ağıl,davar ağılı : ARKAÇ : KOM
Ağın her suya atılışıyla bir defada yakalanan balık. : FOROZ
Ağır akan su.:KARASU
Ağır başlı,uslu. : DÖLEK
Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya denize indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi.:ALGARİNA
Ağır bir yükün yerden yükseltilmesini sağlayan alet.:KRİKO
Ağır cisimleri bir yerden başka bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.Çekek tahtaları,felek. : FİLENK
Ağır ritimli bir İspanyol dansı.:BOLERO
Ağır tempolu bir İspanyol dansı.:SARABANDA
Ağır topuz.:GÜRZ
Ağır,kalın,dayanıklı ve sağlam.: KUNT
Ağırbaşlı,sözleri ve davranışları ölçülü olan kimse.:DENLİ
Ağırbaşlılık.:VAKAR
Ağırlama. : İCLAL
Ağız kısmı yayvan bakır kap.:ÜSKÜRE
Ağız ve dil hareketlerinden yararlanarak,soluk borusuna arka arkaya küçük miktarda hava göndermek için başvurulan soluk alma.:FROG
Ağız yangısı. : STOMATİT
Ağızdan ağıza söylenen parola. : PASAPAROLA
Ağızotu.:YEM
Ağrı Dağındaki bir yayla. : ELİ
Ağrı dağının eski adı. : ARARAT
Ağrı.: VECA
Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesine özgü bir tür köfte.:ABDİKÖR
Ağrılı ve kirpikleri dökülmüş göz.:ÇİPİL
Ağustos ayının ilk haftasına denk gelen yazın en sıcak günlerine verilen ad.:EYYAMIBAHUR
Ağustos böceği.: ORAK BÖCEĞİ
Ağzı çember biçiminde telden yapılma torbaya benzer büyük gözlü ağ. : APOŞİ
Ağzı geniş,tek kulplu su kabı: KANATA
Ağzı sıkı.:KETUM
Ağzın içinde oluşan pamukçuk. : AFT
Ağzına kadar dolu.:LEBALEP
Ahali,sakinler.:SEKENE
Ahbaplık,arkadaşlık,alışkanlık.: ÜNSİYET
Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan delik, pencere. : TEMEK
Ahi kuruluşlarına girenlerin törenle bellerine bağlanan kuşak. : ŞED
Ahize,alıcı,reseptör. : ALMAÇ
Ahlaklı.: NEZİH
Ahmaklık. : HAMAKAT
Ahmet Raşit Öğütçü. : ORHAN KEMAL
Ahmet Rıfat’ın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.: RUFAİLİK
Ahşap ve çubuklarla yapılan ve pencerelere takılan siper.:KAFES
Ahududu soslu şeftalili,krem şantili dondurma.:PEŞMELBA
Ahududu. : AĞAÇ ÇİLEĞİ
Aids testi. : ELİZA
Aids virüsü.:HİV
Ailesine bakan./Yoksul: AİL
Ajanda.:ANDAÇ
Akaç. : DREN
Akaju. : MAUN
Akanyıldız. : AĞAN : ŞAHAP
Akarsu krosu. Sal yarışı. : RAFTİNG
Akarsu krosu.: RAFTİNG
Akarsu yatağı., mecra. : AKAK
Akbaba.:KERKES
Akciğer zarı iltihabı.:PNÖMONİ
Akciğer. : RİE
Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses. : RAL
Akdeniz ülkelerinde görülen, en çok keçi sütü ile bulaşan ateşli bir hastalık.:MALTAHUMMASI
Akdeniz yöresinde yetişen ve çiçek tomurcukları turşu yapımında kullanılan bir bitkiye verilen ad. : KEBERE
Akdeniz bölgesinde bir akarsu. : ALATA
Akdeniz Bölgesinde yaygın bir çiçek.:BEGONVİL
Akdeniz Bölgesinin batı kesiminde bir akarsu.: EŞEN
Akdeniz çevresinde bol yetişen,ateşe ve öksürüğe karşı sağaltıcı bir etkisi bulunan,uyarıcı,güçlendirici,yara sağaltıcı olarak da yararlanılan bir bitki.:DALAKOTU
Akdeniz çevresinde yaşayanlarda görülen kansızlık.Cooley hastalığı. : TALASEMİ
Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan bir ağaççık.:AYIT
Akdeniz ve Marmara’da yaşayan kırmızı renkli,eti lezzetli bir balık. : MAZAK
Akdeniz yöresinde görülen çok sıcak rüzgar. : SİROKO
Akdeniz yöresinde kendiliğinden yetişen ve dokumacılıkta kullanılan bir bitki.: ALFA
Akdeniz yöresinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. : HAVACIVA
Akdeniz yöresinde yetiştirilen ve lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan bir bitki.:İSKORÇİNA
Akdeniz’de İtalya’ya ait bir ada. : ASİNARA
Akdeniz’de yaşayan beyaz etli bir balık. : HANİ
Akdeniz’de yaşayan iri karides türü. : NİKA
Akdeniz’de yaşayan,pullu,eti beğenilen bir balık.:SİNARİT
Akdeniz’de yaşayan,vücudu yassı,pullu,eti lezzetli bir balık.: İŞKİNE
Akıcı söz. : SELİS
Akıl hastalıklarının genel adı. : PSİKOZ
Akıl. : US
Akıldışıcılık. : İRRASYONALİZM
Akıllı,zeki.:LEBİB
Akıllıca. : ALEMİYANE
Akılsız,budala. : EBLEH
Akıntılı hastalık.:AKARCA
Akıtaç. : PİPET
Akıtma.:İSALE
Akkız otu,mübarek dikeni gibi adlar da verilen ve çiçekli dalları halk hekimliğinde kullanılan otsu bitki. : ŞEVKETİ BOSTAN
Akkor. : NARIBEYZA
Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan,ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.:VOLONTARİZM
Aklı başında olmayan,baygın.:BİHUŞ
Aklı yatmış. : KAİL
Akran,eş.:BEKTAŞ
Akran. : TAYDAŞ
Akrep takım yıldızının kuyruğunun güneyinde yer alan,küçük güney takımyıldızı,sunak.:ALTAR
Aksaray’da bir baraj. :APA
Aksu,ak basma,perde.:KATARAKT
Akşam vakti,akşam namazı. : AŞA
Aktinyum elementinin simgesi. : AC
Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan bir antibiyotik. :AZASERİN
Akyuvar. : LÖKOSİT
Alaca benekli./Cüzamlı./Çiçek bozuğu. : ABRAŞ
Alaca,iki renkli.: YANAL
Alakasız.(Mecazi). : KELALAKA
Alamanadan küçük,üç çifte balıkçı kayığı. : MANYAT
Alan korkusu.:AGORAFOBİ
Alaşım. : HALİTA
Alaturka müzikte kullanılan bir tür zilsiz tef. : BENDİR
Alavereci. : SPEKÜLATÖR
Alay,eğlenme. : MEZEK
Alaysı. : İRONİK
Alçak kimse. : DENİ
Alçalma. : ZÜL
Alçı taşı.:JİPS
Alçıdan kabartma süsler.Süslemecilik sanatında alçak kabartma tekniğinde,mala ile yapılan alçı süslemeye verilen ad. : MALAKARİ
Aldatma,oyun,düzen.:DESİSE
Alev.Yalaz. : ALAZ
Aleve tutularak pişirilmiş.:FLAMBE
Alevi ve Bektaşi müritleri aydınlatmak için düzenlenen cemaatlerde dedelere yapılan yardım veya verilen para.:HAKKULLAH
Alevi-Bektaşi törenlerine verilen ad Alevi semahı.:CEM
Alışılagelen.:BERMUTAT
Alışkanlık.:ÜNSİYET
Alışkanlıkla elde edilmiş beceri.: RUTİN
Alışma,kaynaşma.:ÜLFET
Alışveriş. :AKSATA
Alışverişte çok kar amacını güden kimse.:BEZİRGAN
Alkalik. : KALEVİ
Alkil kökü. :AMİNO
Alkolde eriyen hayvani reçine.:GOMALAK
Allah’ın buyruklarına uyma.:TAAT
Almak,alıp götürmek.:APARMAK
Alman,Avusturya,İngiliz,Rus ve İsveç askeri hiyerarşisinde en yüksek rütbe.:FELDMAREŞAL
Almanca evet.:JA
Almanya dışına sürülmüş Musevilerin 14. asırdan başlayarak kullanmış oldukları Almanca-Yahudice karması dil. : YİDİŞ
Almanya ve Avusturya’da kullanılmış eski gümüş para. : TALER
Almanya ve İtalya’da resim müzelerine çoğu zaman verilen ad. : PİNOKOTEK
Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç.:KAKÜL
Alosa’da denilen balık.: TİRSİ
Alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş.: PELİKAN
Alt,aşağı.:ZİR
Altay panteonunda deniz tanrıçası. : AKANA
Altı aylığa kadar körpe yaban domuzu.:FESEK
Altı çan biçiminde genişleyen etekler için kullanılan sözcük. : KLOŞ
Altı düz,üçgen biçiminde yelkenli iki kişilik tekne. : ŞARPİ
Altı mukavva ile beslenmiş,üstü sırmalı işleme.: DİVAL
Altı veya sekiz çift kürekle çekilen dar,uzun bir çeşit kayık : KANCABAŞ
Altın alaşımı.: ORÜR
Altın kökü. : İPEKA
Altın renginde olan.:ALTUNİ
Altın ve gümüş eritilen kabın içine konulan çerçeve. : İLİCE
Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş. : DİBA
Altından yapılma,altın rengi. : ZERRİN
Altıpatlar da denilen bir tabanca türü.:REVOLVER
Altmış santimlik bir uzunluk ölçüsü. : ARŞIN : ENDAZE
Altmış yıl.: SİTTİNSENE
Altmışlı yılların başlarında doğan bir Jamaika müziği.:SKA
Altyapı. : İNFRASTRÜKTÜR
Alüminyum,bakır ve magnezyum katılmış çinko alaşımlarına verilen ad. : ZAMAK
Alüminyumun simgesi: AL
Alüvyon. : LIĞ
Alyuvarlar. : ERİTROSİT
Amaçlamak. : İSTİHDAF ETMEK
Amaçtan şaşmak: ÇAVMAK
Amasya’da bir göl. : BORABAY
Amasya’nın Taşova ilçesi yakınlarında,sarkıt ve dikitleriyle tanınmış mağara. : BALLICA
Amazon bölgesinde bataklık sık orman.: İGAPO
Ameliyat bıçağı. : BİSTÜRİ : NEŞTER
Ameliyat ipliği. : KATKÜT
Amerika ve Avustralya’da yaşayan,kürkü değerli memeli bir hayvan.:OPOSSUM
Amerika’da yaşayan, avlanması ve postlarının satılması yasak olan memeli bir hayvan. :OSELO
Amerika’da 1917’de çeşitli meslekten insanları kültürel,insancıl amaçlar çerçevesinde toplamak amacıyla kurulan kulüp.:LİONS
Amerika’da Amazon,Afrika’da Nijer ırmakları gibi Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad. : SELVA
Amerika’da yaşayan ve yavrularını sırtında taşıyan keseli sıçan. : SARİG
Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç,hint bademi.:KAKAO
Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaççık.:İKAKO
Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan kimi kemiricilerin ortak adı.: AGUTİ
Amerikan armudu : AVOKADO
Amerikan devesi. : LAMA
Amerikanın ekvator bölgesindeki tatlı sularda yaşayan bir kaplumbağa. : MATAMATA
Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen ve mandalinaya benzer meyvesi olan bir ağaca verilen ad. : GUAYAVA
Amine Hatun’un Hazreti Muhammed’e hamile kaldığı gece.:REGAİP
Amip,akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.:AMİTOZ
Amirler. : ÜMERA
Amonyak tuzu. : NIŞADIR
Amyant. : AKASBEST
Ana ırmağa karışan akarsu.:GELEĞEN
Ana kent. : METROPOL
Ana rahminde doğma zamanını tamamlayamamış veya vaktinden önce düşmüş çocuğa verilen ad. :CENİN
Anadolu beyliklerinde donanma askeri. : AZAP
Anadolu halklarının ana tanrıçası. : KİBELE
Anadolu halklarının en eski ana tanrıçası,:MA
Anadolu’da doğup Karadeniz’e dökülen akarsuların en doğuda olanı.:ÇORUH
Anadolu’da Lykia bölgesinin en önemli liman kentlerinden biri.:PATARA
Anadolu’da seyirlik köy oyunlarını düzenleyen kişiye verilen ad.:KIZILAYAK
Anadolu’da yüzyıllardan buyana göçerler arasında dokunan bir tür ensiz dokumaya verilen ad. : ÇARPANA
Anadolu’nun bazı yörelerinde mercimekli bulgur pilavına verilen ad.:MÜCEDDERE
Anadolu’nun bazı yörelerinde tohuma verilen ad. : BİDER
Anadolu’nun çeşitli yörelerinde genellikle kadınların vücutlarının çeşitli yerlerine yaptırdıkları dövme. : DAK
Anadolu’nun en eski halkı.:LUVİLER
Anadolu’nun güneybatısının antik devirlerdeki adı. : KARİA
Anadolu’nun iç ve doğu kesimlerinde yaşayan,toprak altına yuva kuran memeli bir hayvan.:AVURTLAK
Anadolu’nun kimi bölgelerinde erkekler arasında yapılan sohbet toplantıları: BARANA
Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:TAMZARA
Anahtar. : AÇAR
Anakent,ana şehir.:METROPOL
Anarşizmin rengi.:KARA
Anasonsuz üzüm rakısı. : DÜZİKO
Anayurdu Meksika olan,odunundan kırmızı boya elde edilen bir ağaç.:BAKAM
Anayurdu Orta ve Güney Amerika ile Batı Hint adaları olan elli kadar ağaç ve çalı türünün ortak adı.: JAKARANDA
Angola’nın başkenti.:LUANDA
Angola’nın para birimi.:ESKÜDO
Anında çeviri.: SİMÜLTANE
Anında,hemen.: ALAMİNÜT
Anıtkabir’in tasarımını da gerçekleştiren ünlü mimarımız.:EMİN ONAT
Anıtmezar. : MOZOLE
Ankara keçisinin kılı. : MOHER
Ankara ve yöresine özgü iki kişiyle oynanan ağır ritimli bir halk oyunu.:FİDAYDA
Ankara yöresine özgü bir halk oyunu.:MİSKET
Ankara’daki Hitit Güneşi adlı anıtıyla tanınan,1905-1978 yılları arasında yaşayan heykelcimiz.:NUSRET SUMAN
Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde ulusal park kaps***** alınan orman alanı.:SOĞUKSU
Anket. : SORMACA
Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası.:BEYİT
Anlambilim.: SEMANTİK
Anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak.: BÖĞÜRMEK
Anlaşma,uyuşma. : ANTANT
Anlatışta düzgünlük.: FESAHAT
Anlayış. : İZAN: FERASET
Anlayışlı.:FERASETLİ.:ZEYREK
Anlayışsız,ahmak,kalın kafalı.:GABİ
Ansızın gelen bela,sıkıntı. : MUSİBET
Antakya’da,bir çok dinsel yapı bulunan ve tabiatı koruma alanı kaps***** alınan dağ.:HABİBNECCAR
Antalya ilinde antik bir kent. : SİMENA
Antalya körfezinin batı kıyısında bir burun. : GELİDONYA
Antalya Körfezinin batı kıyısında bir koy ve burun.: ADRASAN
Antalya ve Fethiye körfezleri arasında yer alan yarımadanın adı.:TEKE
Antalya yöresine özgü,kaburga kemiği ve pirinçle yapılan bir yemek.:LABA
Antalya’da bir baraj.:ALAKIR
Antalya’da bir mağara. : KARAİN
Antalya’da Kale ve Finike ilçeleri arasında yer alan kıyı gölü.:BEYMELEK
Antalya’da Manavgat çayı üzerinde bir baraj ve hidroelektrik santralı.:OYMAPINAR
Antalya’da tanınmış bir mağara.: DAMLATAŞ
Antalya’nın Elmalı ilçesinde tabiatı koruma alanı kaps***** alınan ve Toros sediri ağaçlarıyla kaplı olan orman alanı. : ÇIĞLIKARA
Antalya’nın eski adı.:ADALYA
Antalya’nın Lara bölgesinde,yaklaşık 150 kuş türünü barındıran bir göl.:YAMANSAZ
Antalya’ya özgü tahinle yapılan bir yiyecek. : HİBEŞ
Antarktika’da etkin bir yanardağ.:EREBUS
Antepfıstığıgillerden,sıcak bölgelerde yetişen,kabuğu hekimlikte,yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç. : SOMAK
Antik çağda daha çok mezar taşı işlevi gören ama adak,anı veya sınır taşı olarak da dikilen taş levha.:STEL
Antik çağlarda Kızılırmak ile Sakarya ırmağı arasındaki bölgeye verilen ad. : GALATYA
Antik çağlarda,Anadolu’nun güneybatısına verilen ad.:LİKYA
Antik Yunan’da,konserler verilen,şiirler okunan,oyunlar oynanan,genellikle dikdörtgen biçiminde,üzeri kapalı yapı.:ODEON
Antiller’de ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen,kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir kamış çeşidi.:MARANTA
Antimon’un simgesi. : SB
Antlaşma:. MUAHEDE
Anüsten su vermek yoluyla kalın bağırsağın içini temizleme.Lavman.: TENKİYE
Apandis iltihabı.:APANDİSİT
Aptal. : ALIK: ŞAVALAK
Ara,arasında.:BEYN
Ara. : ANTRAKT
Araba oku.:ARIŞ
Araba okunun ekseni. : İK : İĞ
Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval. : GERİ
Araba vapuru. : FERİBOT
Arabacı.:KOÇAŞ
Arabada saman yüklenen taşıma sepeti. : ÇİTEN
Arabistan plakası. : KSA
Arabistan yarımadasında yaşayan bir çok Arap kabilesinin ortak adı. : MAZİN
Arabistan’da çeşitli yerlerde kurulan pazarlar.: SUK
Aracısız,doğrudan. : BİLVASITA
Arap abecesiyle yazılan ve ancak büyüteçle okunan bir yazı biçimi. : GUBARİ
Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü. : CELİ : HİLALİ.: TALİK
Arap alfabesinin her hangi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni. : EBCET
Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri. : FANTAZMA
Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri.:FANTAZYA
Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.: ARABİST
Arap erkek giyiminde,kefiyenin kaymaması için başa geçirilen ayarlı çember.Yün çember bağ. : AGEL
Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi.:RIKA
Arap harfleriyle yazılmış metinlerde kısa ünlüleri göstermek için kullanılan işaret.:HAREKE
Arap reisinin evi. : ZAMALA
Arap yazısının düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi.:KUFİ
Arapça çok karanlık gece.:LEYLA
Arapça da ben. : ENE
Arapça dilbilgisinde fiil çekim örneklerini içeren kitap.: EMSİLE
Arapça el yazısı biçimi. : RIKA
Arapça kuş.:TAYR
Arapça zarf yapan gibi anlamında benzetme öneki.:KE
Arapça’da domuz. : HINZIR
Arapça’da inandık anlamında bir söz.:AMENNA
Arapların başlarındaki serpuş. : KEFİYE
Arapların Recep ayında kestikleri kurban. : ATİRE
Araz. : İLİNEK
Arazi üzerinde serilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren geometrik biçimli tahta lata. :MİRA
Arazide dikilen işaret çubuğu. : ARDA
Ardıç kozalağı. : EFİN
Argo da adam,herif anlamında söz. : *****
Argo da ahlaksız kimse. : KAYARTO
Argo da esrar. : OT
Argo da hiç emek vermeden ele geçirilen şey. : LÜP
Argo da orta yaşlı erkek. : KIRANTA
Argo’da aptal,sersem.:GEBEŞ
Argo’da çirkin kimseye verilen ad.:KOKOROZ
Argo’da dikizleme.:RONT
Argo’da dolap.:KETENPERE
Argo’da dost,metres anlamında sözcük.:GACO.:ZAMKİNOS
Argo’da fahişe.:KEVAŞE
Argo’da gizli dost.:AŞNAFİŞNE
Argo’da görgüsüz,kaba saba kimseye verilen ad.:ZONTA
Argo’da hamama verilen ad.:TATO
Argo’da hile,düzen,tuzak.: TONGA
Argo’da kağıt para.:PAPEL
Argo’da lira anlamında kullanılan sözcük.:OSKİ
Argo’da metres.:MANTİNOTA
Argo’da rakı.:ANZAROT
Argo’da sersem,budala,ahmak.: HIRT
Argo’da silahla yapılan hırsızlık.: TUFA
Argo’da sövme,sövgü.:KALAY
Argo’da tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma.:MANİTA
Argo’da tavla oyununda kullanılan zar.:KEMİK
Argo’da vurgun anlamında sözcük.: TUFA
Argo’da yolsuzca veya zorla elde edilen mal.:KAPAROZ
Argo’da,şuna bak,hale bak anlamında bir sözcük.:KİTAKSİ
Argoda alay. : SARAKA
Argoda altın lira. : OSKİ
Argoda bit. : MACAR
Argoda cebi delik. : KOKOROZ
Argoda çalmak ,aşırmak. : AŞIRAMENTO
Argoda değersiz,kötü. : KITIPİYOZ : KITIPİYOS
Argoda değersiz,önemsiz,derme çatma. : CAVALACOZ
Argoda genç ve yakışıklı erkeğe verilen ad. : LAÇO
Argoda git defol anlamında sözcük. : NAŞ
Argoda giysi. : FAÇA
Argoda gizli yer. : SOTA
Argoda gösteriş,çalım. : AFİ
Argoda gözetleme. : ERKETE
Argoda güzel giyimli,çok şık. :APİKO
Argoda külhanbeyi tavırlı kimse. : ADADİYOZ
Argoda oynaş. : AFTOS
Argoda uydurma söz,yalan.:KITIR
Arı beyi.:ANAARI
Arı kil. : KAOLİN
Arıların çıkardığı bir tür salgı.. : EĞİR
Arıların kovan deliğini kapatmak için kullandıkları sarı ve yumuşak madde,balmumu.:KİREBOLU
Aristokrasi.:ZADEGAN
Aristoteles’in şiir anlayışından alınan ve sanat yapıtını birtakım kurallara bağlı olmakla birlikte dünyanın bir taklidi olarak tanımlayan terim. : MİMESİS
Arjantin’in plaka işareti.: RA
Ark.Kıvılcım. : ŞERARE
Arka. : PEŞ : AKAB
Arkadaş,geceleri konuşulup dertleşilen dost.:SEMİR
Arkadaş. : ENİSE
Arkadaş.:YAREN : REFİK
Arkalıksız iskemle. : SEKMEN
Arkalıksız küçük iskemle. : OTURAK
Arkalıksız,alçak,yumuşak,ayakları gözükmeyen oturacak. : PUF
Arkası kabarık,oturak yeri geniş koltuk. : BERJER
Arkası yırtmaçlı resmi ceket. :CEKETATAY
Arkası yırtmaçlı,etekleri uzun,çift sıra düğmeli,resmi erkek ceketi.:REDİNGOT
Arkeolojide antik kentlerin mezarlarına verilen ad. : NEKROPOL
Arkeolojide,genellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kabı.: RİTON
Armağan,karşılıksız verilen: PEŞKEŞ
Armut biçiminde ipek telli Vietnam lavtası. : TİBA
Arnavutluk para birimi. : LEK
Arnavutluk’un plakası:AL
Arpa,buğday ve benzerlerinin kalburdan geçirilmiş bölümü. : ELENTİ
Arsenik. : ZIRNIK
Arsız sokak çocuğu,piç. : KOPİL
Arşının sekizde bir uzunluğunda ölçü birimi. : URUP
Arşiv.:BELGELİK
Arta kalan. : BAKİ
Artırma yoluyla yapılan satış.:MEZAT
Artvin ilinde,Sahara yaylası ile birlikte ulusal park kaps***** alınan ve doğal güzelliğiyle tanınan bir göl.: KARAGÖL
Artvin ilinde,ulusal park kaps***** alınan ünlü yayla.:SAHARA
Artvin’in Ardanuç ilçesinde ünlü bir yayla.:BİLBİLAN
Artvin’in eski adı. : LİVANE
Aruz ölçülerinden biri. : REMEL
Aruz ölçüsünde kısa okunması gereken bir heceyi,kalıba uydurmak için uzatma. : İMALE
As.: KAKIM : ERMİN
Asalak bilimi. : PARAZİTOLOJİ
Asalak. : TUFEYLİ : EKTİ
Asbestli çimentodan yapılan bir çatı kaplama gereci.:ETERNİT
Asgari,minimum.: MİNİMAL
Asık suratlı,somurtkan. : ABUS
Asıl hücre ile protoplazma uzantılarından ve bir silindir eksenden oluşmuş sinir hücresi.:NÖRON
Asıl,unsur,hipostaz.: UKNUM
Asilzade,derebeyi.:ALPAGUT
Asit. : HAMIZ
Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret. : KOKART
Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi.:DEVŞİRME
Asker,ordu. : LEŞKER
Asker,ordu.:CEYŞ
Asker. : SÜ
Asker.:SÜ
Askeri ataşe.. : ATAŞEMİLİTER
Askeri donatımın metal bölümlerini temizlemek için kullanılan üstübeç,alkol ve sabun karışımı madde. : ASTİKA
Askeri mahkeme.:DİVANIHARP
Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.:BAŞIBOZUK
Askerlik çağı.:ESNAN
Aslan takımyıldızının Latince adı.: LEO
Asma biti. : FİLOKSİRA
Asma filizinin rengi,açık yeşil renk.:FİLİZİ
Asma kütüğü.: REZ
Asma,kavun,karpuz gibi bitkilerin sürgünü veya dalı.: TEVEK
Asma,yukarı kaldırma. : TALİK
Asmalık.:BAĞ
Aspiratör.:EMMEÇ
Ast. : MADUN
Astarlık bir kumaş türü.: SOF
Astronomi alanındaki buluşları,matematik,doğa bilimleri,coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla ünlü,Orta Çağın en büyük bilginlerinden biri.: BİRUNİ
Astronomi. : FELEKİYE
Asurlular tarafından kurulan ticaret kolonilerine verilen ad.:KARUM
Asya ve Afrika’da yaşayan,güzel ötüşlü küçük bir kuş.:BENGALİ
Asya’da bir göl.:URMİYE
Asya’da bir ırmak. : OBİ : OKA
Asya’da ve Malezya takımadalarında yetişen yelpaze yapraklı büyük boylu palmiye.:KORİFA
Aşağı derece.:DEREKE
Aşağılık kimseler,alçaklar anlamında eski sözcük.: EDANİ
Aşı boyası. : OKR
Aşık ve bilye oyunlarında kullanılan, içi oyulup kurşun akıtılarak ağırlaştırılmış boyalı kemik.: AKAT
Aşık kemiği. : KAP :TALUS
Aşık olmaktan duyulan korku. : AMOROFOBİ
Aşılanmamış zeytin ağacı,yabani ağaç.: DELİCE
Aşırı iştahlı.:EKİL
Aşırı iştahsızlık. : ANOREKSİ
Aşırı kitap okuma tutkusu.:BİBLİYOMANİ
Aşırı sembolist sanatçılara verilen isim.(19. Asır sonlarında görüldü).:DEKADAN
Aşırı şişmanlık. : OBEZİTE
Aşırı ulusçuluk.: ŞOVENİZM
Aşiret. : OYMAK
Aşk ateşi. : OD
Aşk. : SEVİ
Aşkla ilgili,kösnül.:EROTİK
Aşure kazanını karıştırmak için kullanılan uzun saplı,yayvan uçlu kepçe. : MABLAK
At ahırı. : TAVLA
At arabalarının tekerleğine geçirilen demir çember. : ŞINA
At eğitimi ve bu eğitimin yapıldığı yer. : MANEJ
At eğitimi yapılan alan.: MANEJ
At gezdirmeliği. : PADOK
At koşturup karşı takım oyuncularına değnek atarak topluca oynanan eski bir Türk oyunu.:CİRİT
At tüyünün rengi. : DON
At üretilen çiftlik. :HARA
At ve eşek yavrusu.:KULUN
At ve kısrak sürüsüne verilen ad. : ÜREK
At veya araba uşağı. : İSPİR
At yarışlarında kullanılan klasik engele verilen ad. : OKSER
At,eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı. : TOYNAK
At,köpek gibi evcil bir hayvanın soy kütüğü. : PEDİGRİ
Ata bakan,tımar eden kimse,at bakıcısı.:SEYİS
Atardamar bozukluğu. :ARTERİT
Atardamar. : ARTER
Atardamarda kanın pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.:AMBOLİ
Atasözlerine dayanan didaktik Çin-Japon şiiri. : Pİ
Ateş anl***** gelen Sanskritçe sözcük.: AGNİ
Ateş böceği. : ARUSEK
Ateş. : KOR : NAR
Ateşe tapanlar,Zerdüşt dinine bağlı olanlar. : MUGAN
Ateşli silah çapı. : KALİBRE
Ateşli silahlarda atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde.:CEPHANE
Ateşperest. : MECUSİ
Ateşte kızartılmış taze buğday veya mısır. : ÜTME
Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım.:UÇKUN
Atgillerden soyu tükenmiş olan küçük,çevik bir yaban atı. : TARPAN
Atı yönetmek için ağzına takılan demir araç : GEM
Atıcılık sporunda bir dal.:SKEET.:TRAP.:BALTRAP
Atıcılık. : RİMAYET
Atılmış,eğrilmeye hazırlanmış,top biçiminde yün veya pamuk . : TULUP
Atın ağzına takılan demir araç. : GEM
Atın başındaki süsler. : OYAN
Atın bir koşma biçimi.:RAHVAN
Atın bir tür hızlı yürüyüşü. : EŞKİN
Atın eşkin yürüyüşü. : LİNK : ADETA
Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü.:TIRIS
Atın kişnemesi. : OKRAMA
Atıştırmalık. : SNACK BAR
Atik,çevik.:ÇALAK
Atilla İlhan’ın lakabı : KAPTAN
Atlara binilerek değneklerle oynanan bir çeşit top oyunu.:POLO
Atların ağzına takılan kantarma türlerinden biri. : PELEM
Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.:KİLİT
Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen hastalık. :ARPALAMA
Atların boynuna takılan muska,değerli taş,hayvan tırnağı gibi şeylere eski Türklerde verilen ad.:MONCUK
Atların taşınması için yapılmış kapalı taşıma aracı.:VAN
Atlas çiçeği.: KAKTÜS
Atlas. : SATEN
Atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli,yüksekçe yer.: PODYUM
Atletizmde on ayrı dalda yapılan yarışma.:DEKATLON
Atlı savaşçı. : ŞÖVALYE
Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş.: MUYMUL
Atmaca,doğan.:LAÇIN
Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri,rüzgar,yıldırım,yağmur,dolu gibi olaylara verilen genel ad.: METEOR
Atmosferin 11 km kalınlığında olan ilk katmanı. : TROPOSFER
Atmosferin,yeryüzünden 80 km yükseklikte başlayan son tabakası.:İYONOSFER
Atom çekirdeğinde her bir (+1) pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik.:PROTON
Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı. : NÜKLEON
Atom parçacığı. : PARTİKÜL
Atölye. : İŞLİK
Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi. : FERMA
Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi.: FERMA
Av vergisi,av resmi. : SAYDİYE
Av. : ŞİKAR
Ava alıştırılamayan bir tür doğan. : ESPERİ
Avcı çantası.:CELBE
Avcı kulübesi Avcı pusu yeri. : AVSİN. : EVSİN
Avcı kulübesi.:GÜME
Avcılar için göl kenarında yapılmış kulübe. : BECENE
Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu. : ÖNEZE
Avda hiçbir şey öldüremeyen veya tutamayan avcı için kullanılan sözcük.:MAZET
Avı çekmek için dökülen yem.:DADAMIK
Avlamak istediği yaban domuzu tarafından öldürülen,Bybloslu genç Fenike tanrısı.:ADONİS
Avlu.,iki ve daha çok katlı ev,sofa. : HANAY
Avrupa Birliğine üye ülkelerin ortak para birimi.:EURO
Avrupa Futbol Birliği’nin kısaltması.:UEFA
Avrupa uzay ajansı. : ESA
Avrupa uzay araştırmaları örgütü. : ESLO
Avrupa ve Kafkasya’nın yüksek dağlarında yaşayan bir cins dağ keçisi.:ŞAMUA
Avrupa Yayın Birliği. : EBU
Avrupa’da 18. asırda egemen olan İtalyan opera tarzının adı.: NAPOLİTEN
Avrupa’da bir ırmak. : İNN
Avrupa’da yaşayan bol renkli iri bir kelebek türü. : ADELA
Avrupa’nın en büyük gölü. : LADOGA
Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad. : MANDARİN
Avşa adasına verilen ad.:TÜRKELİ
Avşa adasında yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen kırmızı üzüm cinsi. : ADAKARASI
Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek ad***** verilen ad : DAVA VEKİLİ
Avukatların meslek örgütü. : BARO
Avustralya tavuğu’da denilen bir kuş. : MELİ
Avustralya’da yaşayan bir cins devekuşu. : EMU
Avustralya’da yaşayan çeşitli otçul keselilerin ortak adı.:VALABİ
Avustralya’da yaşayan keseli ağaççıl memeli hayvan.: KOALA
Avustralya’da yaşayan,ağır gövdeli,kısa bacaklı hayvan.:VOMBAT
Ay ( kamer ) takviminin beşinci ayı,büyük tövbe ayı.: CEMAZİYÜLEVVEL
Ay ağılı,hale. :AYLA
Ay çiçeğine verilen bir başka ad.:GÜNEBAKAN
Ay takviminde on birinci ay. : ZİLKADE
Ay takviminin yedinci ayı.:RECEP
Ayağa kalkmak. : KIYAM
Ayağa vurulan halka,köstek,pranga.:BUKAĞI
Ayağı kayma,sürçme. : ZEL
Ayağı sakat olan.:ÇOLPA
Ayağı sekili at.: ALABACAK
Ayağına çabuk,atik,çevik.:ÇALAK
Ayak : KADEM
Ayak bakımı.:PEDİKÜR
Ayak bastı parası. : KADEMİYE
Ayak bilekliği.. : HALHAL
Ayak takımı.:PARYA
Ayak topu. : FUTBOL
Ayakkabı bağı.:BAĞCIK
Ayakkabı boyama. : LOSTRA
Ayakkabı çekeceği. : KERATA
Ayakkabı kalıbının çapı. : LORTA
Ayakkabı yapıştırıcısı. : ÇİRİŞ
Ayakkabı,çanta yapımında kullanılan parlak deri.: RUGAN
Ayakkabıcılıkta kenar düzeltmek için kullanılan metal alet.:MAKİNETA
Ayakkabıların altına çakılan demir.: NALÇA
Ayakkabının altını kalınlaştırmak için yerleştirilen parça.: FİYAPA
Ayakkabının ön tarafında dikişle ayrılmış burun bölümü. : MASKARATA
Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan,kumaş yada köseleden yapılmış bir tür tozluk. :.GETR
Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü. : SAYA
Ayaklı,taşınır ocak.:MALTIZ
Ayaklık. : PEDAL
Ayakta duran. : KAİM
Ayarı bozuk (para). : NASARA : NASERE
Aydın ilinde bir baraj.: MADRAN
Aydın yöresinde,kadınların kına gecesi,düğün,bayram gibi özel günlerde başlarına örttükleri geniş örtüye verilen ad. : ULADA
Aydınlatma,ışıklandırma. : TENVİR
Ayın etkisiyle huyunun değiştiği düşünülen kimse.:AYSAR
Ayın on dördü.:BEDİR
Ayırıcı duvar,cidar.:ÇEPİÇ
Ayırmaç.:FARİKA
Ayırtman. : MÜMEYYİZ
Aylandız da denilen ve gölge ağacı olarak dikilen kötü kokulu bir ağaç. : KOKARAĞAÇ
Aymaz. : GAFİL
Aynı adlı karabiberden elde edilen bir tür içki. : KAVA
Aynı adlı keçi türünün ince,yumuşak,parlak yünü.:TİFTİK
Aynı cins. : HETEROJEN
Aynı cinsten şeyler arasındaki ince fark.:NÜANS
Aynı işi yapan esnafın bulunduğu çarşı. : ARASTA
Aynı oranda aynı element oluşumunda ama farklı özellik taşıyan iki bileşikten biri.:İZOMER
Aynı rengin çeşitli tonlarıyla yapılan resim. : KAMAYÖ
Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu.:TRUP
Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu.:KONVOY
Ayrıca değerli taşlarla süslü olmayan altın veya gümüşten yapılmış kuyumculuk işleri.: SADEKARİ
Ayrılış,ayrılık. : FİRKAT
Ayrılma. : İNFİRAK
Ayrılmış,dağınık. : MÜTEFERRİK
Ayrıntılar.: MÜFREDAT
Ayvalık ilçesindeki ünlü turistik tepe. : ŞEYTAN SOFRASI
Az aydınlık yerlerde görememe biçiminde beliren göz hastalığı. : TAVUKKARASI
Az bulunan,nadir.:TURFA
Az eğimli arazi.:BAYIR
Az kavrulmuş un ve tavuk eti dövülerek yapılan,pelte kıvamında yöresel bir yemeğe verilen ad. : HERİSE
Az miktarda.:CÜZİ
Az pişmiş et. : TATARİ
Az sözle çok şey anlatma. : İCAZ
Az yada çok kabarık enine fitillerle belirginleşen ipekli bir dokuma. : GROGREN
Azalma. : FİRE
Azap.: EZİNÇ
Azerbaycan’ın başkenti.:BAKÜ
Azerbaycan’ın para birimi.:MANAT
Azerbaycanlı ünlü yazar.:ANAR
Azgın,kızgın hayvan.:AKUR
Azı dişi.:NAB
Azılı atları zaptetmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç.: KANTARMA
Azınlık,azlık. : EKALLİYET
Aziz mezarı.: RAVZA
Azman bir midye çeşidi.:PİNES
Azmış yara.:BICILGAN
Azotun bir başka adı. : NİTROJEN
Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü
B
Baba,şeyh,önder. : BAB
Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten,kumaş veya köseleden yapılmış bir tür tozluk : GETR
Bacağın kalçadan dize kadar olan kısmı.:UYLUK
Badem sübyesi.Bademden yapılan şerbet. : SOMATA
Bademli kek. : PRALİN
Bafa gölünün diğer adı. : ÇAMİÇİ
Bağ bekçisi.:BAĞBAN
Bağ budamaya yarayan eğri bıçak.TARA
Bağ çubuğu,çalı çırpı.:ÇEPER
Bağ kütüğü. : OMCA
Bağ ve bahçe sulamak için açılmış su yolu,ark.:KARIK
Bağ,bahçe gibi yerlerin çevresine çalı,kamış,ağaç gibi şeylerden çekilen duvar.:ÇİT
Bağa,tosun. : KELE
Bağan otu’nun zehiri. : AKONİTİN
Bağırsak iltihabı.:ANTERİT
Bağırsak kurdu. : ASKARYAZ
Bağırsak solucanı. : ASKARİS.: ASKARİT
Bağırsak.:MİA
Bağırsaklar. : EMA
Bağırsakları tutan karın içi zarı. : MASARİKA
Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı : TÜMÜR
Bağırsaktan yapılmış ameliyat ipliği.:KATGÜT
Bağış yapma : İRA
Bağlamaya benzer bir Yunan çalgısı. : BUZUKİ
Bağlamayı mızrap yerine parmaklarla çalmak.:ŞELPE
Bağlaşık devletler.(1.Dünya Savaşında İttifak Devletleri). : DÜVELİ MÜTTEFİKA
Bağnazlık.: TAASSUP
Bağsız ayakkabı.Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmış,tek parça ayakkabı. : MOKASEN
Baharat satıcısı. : AKTAR
Baharatlı sirkeye yatırılmış koyun etinden yapılan şiş.:ŞAŞLIK
Baharda çok erken çiçek açan ve eczacılıkta kullanılan soğanlı bir bitki.: KARDELEN
Bahardan az önce,ilkin havada,sonra suda ve en sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.:CEMRE
Bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki. : AKASMA
Bahçelerde yazın oturmak için yapılan kafes biçiminde kubbeli,üstü yeşilliklerle sarılan süslü çardak. : KAMERİYE
Bahçıvan,bağ bekçisi.:BAĞBAN
Bahreyn’in başkenti. : MANAMA
Bahreyn’in plaka işareti.:BRN
Bakar körlük. : AMOROZ
Bakır kalay karışımı.: TUNÇ:BRONZ
Bakır küçük kova. : BAKRAÇ
Bakır taşı. : MALAKİT
Bakır,nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım. : FAKFON
Bakırcı örsü. : ZAVA
Bakırdan yapılma ve küre biçiminde bir tür davul. : TİMBAL
Bakırdan,çift dilli nefesli çalgı.:SARÜSOFON
Bakışımsızlık. :ASİMETRİ
Bakir : ERDEN
Bakire kız. : AZRA
Bakla,fasulye,bezelye gibi taze sebzelerde,içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuğa verilen ad. : BADIC
Baklagillerden,bazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki.:KATIRTIRNAĞI
Baklagillerden,çok yıllık,dikenli bir çalı.:GEVEN
Baklagillerden,hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki.:FİĞ
Baklagillerden,sıcak bölgelerde yetişen,bir çok türü bulunan bir bitki.:SİNAMEKİ
Baklavaya benzeyen bir tür hamur tatlısı.:SAMSA
Bakmak,beslemek,yetiştirmek. : ESERMEK
Bakmak,beslemek,yetiştirmek.:ESERMEK
Bakraç.:DEBBE
Bal : ASEL
Bal alırken takılan başlık. : GÖZENE
Bal konulan ufak tekne.:ŞAFUL
Bal mumuna veya parafine batırılmış fitil. : ŞAMA
Bal özelliği,bal niteliği. : ASELİYET
Bal özü. : NEKTAR
Bal peteği. : DALAK
Bal,yağ,yoğurt gibi şeyler koymaya yarar tahta kova.:KÜLEK
Bal,yoğurt koymaya yarayan tahta kova. : KÜLEK
Balçık : ALEKA
Balerin kostümü. : TÜTÜ
Balgam taşı.:ONİKS
Balı alınmış petek. : KAVARA
Balı alınmış petek.:KAVARA
Balık adam.:DALGIÇ
Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından ip. : FARİL
Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip.:FARİL
Balık salamurası. : LAKERDA
Balık yumurtası ile yapılan meze. : TARAMA
Balık.:MAHİ
Balıkçıların,balıkları çevirmek için kayıklarla denize fırdolayı ağ salmaları. : VOLİ
Balıkesir yöresine özgü bir halk oyunu.:NİNNARE
Balıkesir’de doğal güzelliğiyle ünlü bir şelale. : SÜTÜVEN
Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde yaşayan Yörüklerin geleneksel el tezgahlarında dokudukları yün halılara verilen ad. : YAĞCIBEDİR
Balıkesir’in Bandırma ilçesine bağlı bir belde.:EDİNCİK
Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı,etnografya müzesiyle tanınmış köy. :TAHTAKUŞLAR
Balıkesir’in eski adı.:KARESİ
Balıkesir’in İnegöl ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. : OYLAT
Balıkesir’in Sındırgı ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. : EMENDERE
Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde geleneksel el tezgahlarında dokunan yün halılara verilen ad.:YAĞCIBEDİR
Balıkların iste kurutularak yapılan pastırması. : LİKORİNOZ
Balıkların sürü halinde geçeceği yerlere ağlarla kurulan geniş ve sabit bir tuzak türü.:DALYAN
Balıkların tuzlaması.:ANÇÜEZ (ANÇUVEZ)
Balina.:FALYANOS
Balla hazırlanan bir hamur tatlısı. : ZULUBYA
Bambu saplarından yapılmış.:HEZARAN
Bangladeş para birimi.:TAKA
Bangladeş’in para birimi. : TAKA
Bankacılıkta faizin başlangıç tarihine verilen ad. : VALÖR
Bankalar arası işlemlerde bir gecelik faiz uygulaması.:REPO
Bankalar arasında çeşitli paralar için ön mutabakat ve emaneten satışla sağlanan takas işlemi.:SWAP
Bantlarla süslenmiş bir tür kumaş.: ELİFİ
Banyo temizlik aracı. : KESE
Barınak MELCE
Barındırma. : İBATE
Barış.:HAZAR
Baryum’a benzeyen,radyoaktif alkali toprak metali. : RADYUM
Baryumun simgesi:BA
Basıcı,yayıncı. : EDİTÖR
Basık ve geniş. : YAYVAN
Basım evinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi. : LİNOTİP
Basımcılık. : TABAAT
Basımcılıkta harfler arasında bırakılan boşluk.:ESPAS
Basımcılıkta harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad. : PUNTO
Basımevinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi.: LİNOTİP
Basımevlerinde dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz.:TAKATUKA
Basiret.Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği.: SAĞGÖRÜ
Basketbolde hatalı yürümeye verilen ad.: STEPS
Basketbolde hücum oyuncusu.:PİVOT
Baskın. : DOMİNANT
Basur. : HEMOROİT
Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi.:BALTABAŞ
Baş çoban:EKE
Baş dönmesi. : VERTİGO
Baş garson. : METRDOTEL
Baş örtüsü olarak kullanılan bir tür ipekli dokuma. : VALA
Baş örtüsü,yazma.:DOLAK
Baş örtüsü,yün atkı.: LEÇEK
Baş parmak ve serçe parmağı uzaklığı. : KARIŞ
Baş tarafı balta ağzı gibi düz olan gemi.: BALTABURUN
Başa dert açacak karışık durum.:ÇAPANOĞLU
Başak toplama. : LİKAT
Başarı,başarma. : MUVAFFAKİYET
Başarısız. : RATE
Başı pullu,boyu 2 m kadar olan,zehirli ve tehlikeli bir yılan.:OKYILANI
Başı yuvarlak,kıçı aynalı Karadeniz yapısı bir yelkenli. : GAGALI
Başıboş at.:YILKI
Başıboş gezen hayvan sürüsü.:ÖREK
Başıboş hayvan.: YONT
Başın çevresine çember gibi dolanıp bağlanan bağ.:ÇATKI
Başıyla kanat ve kuyruk uçları aynı renkte olan güvercin.: MAĞ
Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan manzume.:NAZİRE
Başka insanların davranışlarını olumlu yada olumsuz biçimde yargılamakta kullanılan ölçütler bütünü. : AHLAK
Başka,fazla. : MAADA
Başka,öteki,diğer.:ÇİR
Başkaları.:AĞYAR
Başkalarının sırtından geçinen,asalak,tufeyli.:EKTİ
Başkalaşım. : METAMORFOZ
Başkanlık. : RİYASET
Başkasının adına gezerek satıcılık yapan kimse. : TABLAKAR
Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren,söz tutan.:ESLEK
Başkasının yaptığı deyim ve davranışları anlamsız olarak yinelemek. : EKOLALİ
Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama,yansıca.:EKOPRAKSİ
Başkırdistan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti. : UFA
Başkomutan.:MİR
Başlangıç.:MEBDE
Başlıca belirtisi kısa,çabuk,değişken güçte irade dışı hareketler olan bir hastalık.: KORA
Başlıca üyesi Fransız yazar Jules Romains olan ve toplumun ortak bilincini dile getirmeyi amaçlayan edebiyat akımı.:ÜNANİMİZM
Başlık. : SERPUŞ
Baştan ayağa./Baştanbaşa. : SERAPA
Baştan savma,üstünkörü.:YALAPŞAP
Başvurulması gereken kaynak.:REFERANS
Bataklık gazı. : METAN
Bataklık. Küçük su birikintisi,gölcük. : AZMAK
Batı Afrika da bir ırmak. : OTİ
Batı Afrika kıyılarında esen çok kuvvetli fırtına.:TORNADO
Batı Afrika ormanlarında,Gine ile Liberya arasında yaşayan,türleri içinde en iyi konuşan gri papağan.:JAKO
Batı Anadolu’da Lidya bölgesinde eskiçağ kenti. : SART
Batı Hindistan’da eski bir Hindu devleti. : KAÇ
Batı mimarlığı ve dekoratif sanatlarında 18.yy da ortaya çıkan stilize deniz kabuğu,çakıl taşı ve sarmal motiflere verilen ad. : ROKAY
Batı Samoa’nın başkenti. APİA
Batı ülkelerinde Vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı.: BARON
Bayat ekmek,yemek. : KERTİ
Bayındırlık işleri. : NAFİA
Bayındırlık.: UMRAN
Bayır.:ŞEV
Baykuşgillerden,Avrupa-Asya ve Kuzey Afrika’da yaşayan bir kuş.:KUKUMAV
Bayraktar.Sancak veya bayrak taşıyan. :ALEMDAR
Bayram.:İD
Bazı ateşli silahlarda namlunun ucunda bulunan küçük çıkıntı.: ARPACIK
Bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan özsuyu (kauçuk özsuyu). : LATEKS
Bazı böceklerin katı ve sert üst kanadı. : ELİTRA
Bazı canlıların bir takım yiyeceklere,ilaç,koku,toz gibi nesnelere gösterdikleri ters tepkiye verilen ad. : ALERJİ
Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları,yan görüşü çizmeye,hazırlamaya yada denetlemeye yarayan örnek.:GABARİ
Bazı giyeceklere sertlik vermek için kullanılan bir tür kumaş. :TARLATAN
Bazı harfleri kusurlu söyleyen. : PELTEK
Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan iğne biçiminde billur madde. : RAFAT : RAFİT
Bazı hayvanları karanlıkta ışık,çok aydınlıkta karanlık aramaya iteleyen dürtü.:FOTOKİNEZİ
Bazı işlerde sicim yerine kullanılan,ince ve uzun,esnek deri parçası.: SIRIM
Bazı kağıt oyunlarında üçüncü durumdaki oyuncu söz konusuysa,kendisinden önceki oyuncuda ara kağıt veya kağıtlar bulunduğunu düşünerek büyük kağıt yerine düşük değerde bir kağıt atmak.:EMPAS
Bazı kağıtların dokusunda bulunan ve ancak aydınlığa tutulunca görülen çizgi,resim ve yazı gibi biçimler.: FİLİGRAN
Bazı oltalarda kösteği ağırlaştırmak için kullanılan kurşun parçası.:ZOKA
Bazı telli çalgılarda kullanılan hayvan bağırsağından tel.Çalgı teli. : KİRİŞ
Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür palmiye.:LATANYA
Bazı vakıf kuruluşlarında fakirlerin doyurulması için ayrılan ödenek.: İTAMİYE
Bazı yörelerimizde küçük kar anlamında kullanılan sözcük. : GİLİRİK
Bebeğin başsız olarak doğmasına tıpta verilen ad. : AKEFALİ
Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen ince pamukludan kısa kollu giysi. : ZIBIN
Becerikli,iş bilen. : EVİRGEN
Becerikli,usta.:MAHİR
Beceriksiz,güçsüz.:CÜDAM
Bedenin belden aşağı bölümlerini yıkamakta kullanılan tuvalet aracı.:BİDE
Beğenmemek,azımsamak,küçümsemek. : BUNMAK
Beklenmedik hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyen,güldürücü öykü anlatan kimse.: NEKRE
Bekleyen. : MUNTAZIR
Bel ve kalça arası. : BASEN
Bel,çapa veya sabanın toprakta kaldırdığı iri parça.:KESEK
Bel,orta,ara,aralık. : MİYAN (MEYAN)
Belediye.:URAY
Belgeleme. : TEVSİK
Belgesel.: DOKÜMANTER
Belirli bir tonda yazılmış müzik parçasının niteliği.: TONALİTE
Belirti. : SEMPTOM
Belirtiler.: SENDROM
Belize plakası. : BH
Bellek yitimi. : AMNEZİ
Belli belirsiz hissedilen hafif yel.:ESİNTİ
Belli belirsiz tarih olaylarına ve efsane motiflerine dayanılarak halkın hayal gücüyle meydana gelmiş eser,epope.:DESTAN
Belli bir birim alan içinde yaşayan tüm canlıları,fiziksel çevreleri ve aralarındaki her tür karşılıklı ilişkiyi içeren kavram.:EKOSİSTEM
Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü./ Yeryüzünde ekolojik olarak sınırlanabilir bir yaşam mekanında bulunan bütün canlıları ifade eder.(orman faunası,çayır ve deniz faunası gibi). :FAUNA
Belli bir konuda düzenlenen oturum veya seminer,bilgi şöleni.:SEMPOZYUM
Belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse.:KAYYUM
Belli konulara uzun süre odaklanabilme,ayrıntıları algılamada çok başarılı olma ancak insanlarla iletişim kurmakta zorlanma biçiminde kendini gösteren sendrom.:ASPERGER
Belli olmayacak kadar yavaş akan su.:IĞIL
Benekli hayvan.:ÇAPAR
Benim gibi.:BENCİLEYİN
Benin’in eski adı.:DAHOMEY
Benzenden türeyen ve boya sanayiinde kullanılan zehirli bir madde.Organik boya cevherine verilen ad. : ANİLİN
Benzer seslerin bir mısrada veya bir cümlede kulağa hoş gelecek bir ahenkte tekrarlanması.:ALİTERASYON
Benzeşim,örnekseme. : ANALOJİ
Benzeştirme. :ASİMİLE
Benzeti.:TEŞBİH
Beraber asker olanlar. : TERTİP
Berber :PERUKAR
Bereketli.:ARTAĞAN
Bergama ilçesinde Allianoi antik kentini sular altında bırakacak olan baraj.:YORTANLI
Bergama’nın eski adı. : PERGAMON
Bering Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan adalar grubu. :ALEUT
Berkelyumun simgesi : BK
Besinini bağımsız olarak sağlayan bitki,kendi belsek.:OTOTROF
Beş heceli üç dizeden oluşan Japon şiir türü. : HAİKU
Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun.:MARYA
Beşparmak da denilen ve üzerine dikili çizgiler bulunan pamuklu bir kumaş.:ELİFİ
Beton delme kalemi. Betona delik açmakta kullanılan sivri uçlu, çelikten yapılmış bir alet. : MURÇ
Beyaz iş işlemekte kullanılan beyaz ve parlak iplik.:SİRESATEN
Beyaz iş işlemekte kullanılan bir çeşit parlak pamuk ipliği.: PAMUKAKİ
Beyaz mermerde bulunan sert kısım. : EMERİL
Beyaz porselen kaplama.:JAKET
Beyaz Rusya’nın başkenti.: MİNSK
Beyaz yada mor çiçekler açan,meyveleri dikenli bir bitki.:TATULA
Beyaz,sarı renkte soğanlı bir süs bitkisi. : NERGİS
Beyaz,yeşil,mavimsi gri renkte billurlaşmış bir tür kalsiyum karbonat.:ARAGONİT
Beyin yangısı. : ANSEFALİT
Beyin dalgalarının ölçülmesi yöntemi.:EEG
Beyin elektrosu. : EEG
Beyin. : DİMAĞ
Beyit. : EV
Beyşehir gölünde bir ada. : MADA
Bez torba.:CAĞ
Bez dokuyan veya satan kimse.:BEZZAZ
Bez parçalarından dokunan basit kilim,yaygı. : PALA
Bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak. : GÜCÜ
Bez,beze.:GUDDE
Bezekçi. Yapıların duvar ve tavanlarına süslemeler yapan usta. : NAKKAŞ
Bezekçilikte kullanılan,çok parlak, yeşil ve pembe dalgalı bir çeşit sedefe verilen ad.ARUSEK
Bezeme,süsleme. : TEZYİN
Bezikte bir deyim. : RUBİKON
Bıçak bilemeye yarayan çelikten,çubuk biçiminde araç. : MASAT
Bıçak,kılıç gibi kesici aletlerin kabzanın içinde kalan bölümü.:PIRAZVANA
Bıçkın Rum delikanlısı.: PALİKARYA
Bıkma,usanma.:GINA
Bıldırcın sökünü. : CURNATA
Biberiye,dişbudak. : HASALBAN
Biçimsiz. : AMORF
Bilardo oyununda kullanılan değnek. : İSTEKA
Bilardoda ,oyunculardan birinin topunun öteki toplardan birine değdikten sonra geri dönmesini sağlayacak şekilde yapılan vuruş. : KLEPS
Bilenmiş kesici bir aracın yüzünde kalan ve bileyi taşıyla giderilen metal çapağı, kıl ağı. : ZAĞ
Bileşik. : MÜREKKEP
Bileşikgillerden şekeri çok bir tür yer elması. : BADAT
Bileşikgillerden,kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.: TEKESAKALI
Bileşim,bileştirme. : TERKİP
Bilgi ve düşüncesi alınmak üzere kendisine danışılan kimse,bilgili.:DANİŞMENT
Bilgi,ilim,irfan.:DANİŞ
Bilgi,malumat.: TİLİ
Bilgicilik.: SOFİZM
Bilgileri gösteren simgeler dizesi.:KOD
Bilgili,haberli,uyanık. : AGAH
Bilginin saklanması ve üretilmesini konu alan akademik ve mesleki disiplini. : BİLİŞİM
Bilginler : ARİFAN.
Bilginler,yazarlar,sanatçılar kurulu.:AKADEMİ
Bilgisayar kullanımında çözüme erişmek için işlenebilir duruma getirilmiş bilgi ortamı.: VERİTABANI
Bilgisayarda bir depolama ortamı olarak yararlanılan,belli sığası olan,plastik manyetik araçlara verilen ad. : DİSKET
Bilgisayarda erişilebilir bellek.: RAM
Bilim doktorlarının ve Kardinallerin giydikleri dört köşe külah yada başlık. : BARATA
Bilinç,şuur.: ES
Bilinemezcilik.:LAEDRİYE
Bilinen,adı geçen,sözü edilen. : MAHUT
Bilirkişi.:EHLİHİBRE
Billur.:KRİSTAL
Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonat.:KALSİT
Bilyeli tekerlekler ve küçük bir sandıktan oluşan basit taşıma aracı. : TORNET
Bilyeli yatak.:RULMAN
Bin dokuz yüz on iki yılında batan transatlantik. : TİTANİK
Bin metrekarelik bir alan ölçüsü birimi.:DÖNÜM
Binada genel elektrik sigortası. : KOFRA
Binaların önlerinde üstü örtülü önü açık yer. : REVAK
Bir atom yada molekülden ötekine bir yada daha çok elektronun geçişi olayı. : REDONS : REDOKS
Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya pürüzlerini almakta kullanılan aygıt. : RAMBA
Bir çeşit uzun rende. : KUSTERE
Bir geminin alabildiği yük miktarı (.Kuzey Avrupa’da kullanılan 200 kg’a yakın gemi yüklerine ve büyük miktarda ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimi). : LASTA
Bir ilacın yerine, o ilaçla aynı koşullarda ve aynı biçimde verilen etkisiz ve zararsız madde. :PLASEBO
Bir matematiksel ifadede aldığı değere göre belirli durumlar kümesini saptayan değişken. : PARAMETRE
Bir sanatçının, bir okulun veya bir dönemin yapıtlarını toplu bir biçimde sunan resim sergisi. : RETROSPEKTİF
Bir sözcüğün yerine başkasını kullanma biçiminde görülen konuşma bozukluğu, söz karışıklığı . : PARAFAZİ
Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça. : TİRAT
Bir ülkede olağanüstü dönemlerde devletin ödeme süresi gelmiş borçlarını yasayla ertelemesi. : MORATORYUM
Bir akarsu yatağının az eğimli vadi tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği “S” harfine benzer kıvrım.:MENDERES
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı.:ADAPTÖR
Bir Alman denizatlısı tarafından batırılan ve 1915’te ABD’nin 1.Dünya Savaşına girmesine neden olan İngiliz yolcu gemisi. : LUSİTANİA
Bir anason türü.(Çorba,sebze ve balık yemeklerinde kullanılır).:PİMPİNEL
Bir anayasa yapmak veya bir anayasayı değiştirmek için toplanan olağanüstü ve geçici meclis.:KONVANSİYON
Bir arazinin bölünmesi,parsellere ayrılması.:İFRAZ
Bir arazinin çeşitli noktaları arasındaki yükselti farkını ölçmeye yarayan alet,düzeç.:NİVO
Bir aruz vezni. : REMEL
Bir asitle birleşince bir tuz oluşturan madde.:BAZ
Bir at arabası türü.:LANDON
Bir atardamarın bir noktasında oluşan ur biçiminde gevşeme şişkinliği.:ANEVRİZMA
Bir atımlık barut.:KESİ
Bir av köpeği cinsi. : ZAĞAR : SETER
Bir av köpeği cinsi.:TERİYE
Bir av kuşu. : ÜVEYİK
Bir avuç dolusu: APAZ
Bir ayakkabıya ağaç veya metal çivi çakmak için delik açmaya yarayan ayakkabıcı aleti.:KAÇABURUK
Bir bakteri türü.:BASİL
Bir baleyi oluşturan adım,figür ve anlatımların bütünü.:KAREOGRAFİ
Bir balık türü. : İSKORPİT: ZARGANA
Bir balık türü.:DUBAR
Bir baş rahip yada bir baş rahibe tarafından yönetilen manastır.:ABEYİ
Bir başlık türü.:BÖRK
Bir batarya topun birden ateş etmesi.:SAPARTA
Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi.:SKALA.:ISKALA
Bir bezik oyunu terimi. : VİDO
Bir bilgiyi gösteren simgeler dizisi.:KOT
Bir binadaki toplantı veya gösterinin yapıldığı yer,/ Tiyatroda dinlenme yeri. : FUAYE
Bir binanın yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği.:GABARİ
Bir borca karşılık hesabı daha sonra görülmek üzere yapılan kısmi ödeme.:AKONT
Bir böbrek üstü hormonu. : KORTİZON
Bir bölgede yetişen bitkilerin hepsi,bitki örtüsü.: FLORA
Bir bölgede yetişen hayvanların tümü.:FAUNA
Bir buçuk dirhem değerinde eski bir ağırlık ölçüsü birimi. : MİSKAL
Bir buharlı lokomotifin hemen arkasına yerleştirilen ve lokomotifin beslenmesi için gerekli yakıt ve suyu taşıyan araç. : TENDER
Bir buluşun ve kullanım hakkının kime ait olduğunu gösteren belge. : BERAT
Bir büyük güç sahibini perde arkasından yöneten kimse.:KAMARİLLA
Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekalet eden diplomat.:MASLAHATGÜZAR
Bir canlıdaki genlerin tümü. : GENOM
Bir caz üslubu (1940’larda ortaya çıktı).:BOP
Bir cins antilop. : KAV
Bir cins av köpeği.: ZAĞAR
Bir cins bamya. : OKRA
Bir cins baykuş. : YAPALAK
Bir cins börülce. : MAŞ
Bir cins doğan. : ZAĞANOS
Bir cins erik. :AYNABAKAR
Bir cins güvercin. : PAL
Bir cins ince,şık dokunmuş patiska. : NANSUK
Bir cins iri yengeç.:PAVURYA
Bir cins kokulu sandal ağacı. Bir cins mısır.:KALEMBEK
Bir cins koyun. : DALABA
Bir cins mimoza:. AMBERAĞACI
Bir cins orkide. : ADA
Bir cins pamuklu kumaş. : KALİKO
Bir cins parlak kumaş. : KARAMANDOLA
Bir cins pasta.:EKLER
Bir cins portakal. : NAVEL
Bir cins reçine. : LAKA
Bir cins sülün. : TURAÇ
Bir cins taze fasulye.:ANAPA
Bir cins tüylü av köpeği: BARAK
Bir cins, sazana benzer tatlı su balığı. : KARAKEÇİ
Bir cismin hareketinin ölçülmesinde temel alınan nicelik. : MOMENTUM
Bir çakıl taşı türü.:BREŞ
Bir çalışmaya yardım sağlamak için,genellikle açık havada yapılan eğlentili toplantı.:KERMES
Bir çeşit balık ağı. : IRIP
Bir çeşit börülce.:MAŞ
Bir çeşit büyük ve zehirli örümcek.:KUNDA
Bir çeşit çevirme ağı.:BARABAT
Bir çeşit erkek şalvarı.:ÇAKŞIR
Bir çeşit hamur yemeği. : PİRUHİ
Bir çeşit ince,çoğu kez çiçekli pamuklu kumaş. : MARKİZET
Bir çeşit ipek kumaş.:KEMHA
Bir çeşit İtalyan peyniri. : PARMİCAN
Bir çeşit kekik. : ZAHTER
Bir çeşit kısa ney.: NISFİYE
Bir çeşit Leh dansı.:MAZURKA
Bir çeşit pamuklu kumaş. : HASA
Bir çeşit papağan.:LORİ
Bir çeşit pelte.: PALUZE
Bir çeşit sertçe,ince yünlü kumaş.:SOF
Bir çeşit testere. : MUŞER
Bir çeşit top mermisi. : HUMBARA
Bir çeşit Venedik altın akçesine verilen ad. : DUKA
Bir çeşit yanardağ kütlesi : BAZALT
Bir çiçek. : PAŞAÇADIRI
Bir çift at tarafından çekilen,üstü kapalı,yaylı ve dört tekerlekli binek arabası.:KARUÇA
Bir çifte kürekli küçük patalya. : DİNGİ
Bir çocuk oyunu. : KUKA
Bir çok Avrupa ordusunda mızraklı süvarilere verilen ad.:UHLAN
Bir çok bedensel özelliğiyle file benzeyen,tavşan iriliğinde memeli bir hayvan.:DAMAN
Bir çok bitkiyle özel bir koku verilmiş,tatlı,bir tür şarap.:VERMUT
Bir çok Ermeni baş patrik ve patriğin adı.: NERSES
Bir çok kıtadan oluşan şarkı gibi söylenmek üzere yazılmış duygusal şiir,şarkı. : LİED
Bir çok kişi tarafından el ele tutuşarak oynanan bir halk oyunu.: HORA
Bir çok kişinin yaptığı işlerde gayret vermek için kullanılan ünlem.:YİSA
Bir çok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu,kolayca alev alır,eter kokusunda bir sıvı.:ASETON
Bir çuval türü.: TELİS
Bir dalda dördü beşi bir arada bulunan meyve kümesi.: ÇATANAK : ÇOTANAK
Bir dalganın genlik,evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması.:MODÜLASYON
Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi belge.:İLAM
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye veya iskeleye yanını vererek yanaşması.:ABORDA
Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar.:AVARYA
Bir deste (52’lik) kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.:KİNG
Bir devletin topraklarıyla çevrilmiş,başka bir devlete ait arazi. :ANKLAV
Bir devletin yada bir şirketin yönetimini birlikte yürüten üç kişilik topluluk. : TROYKA
Bir dilde yeni sözcükler kullanma. : NEOLOJİ
Bir dileği yerine getirme.:İSAF
Bir dilin söz varlığı. : VOKABÜLER
Bir dizi metal yada bambu dilden oluşan Afrika’ya özgü bir çalgı. : MBİRA
Bir dokunun sertleşmesi.:SKLEROZ
Bir duvardaki taş yada tuğla sırası. : REDE
Bir düğmeyi yada kopçayı tutmaya yarayan halkacık. : BRİT
Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen çizgi. : ORTAY
Bir düzlemin odak denilen durağan iki noktaya uzaklıkları değişmeyen noktaların geometrik yeri olan eğri.:HİPERBOL
Bir ekin hastalığı. : RASTIK
Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı.:AGREMAN
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz.: RESEPTÖR
Bir elektrik devresindeki akımı,başka bir devreden geçen akımdaki değişiklikler aracılığıyla denetleyen aygıt,.değiştirgeç. : RÖLE
Bir elektrofonun veya başka elektro-akustik sistemin yükseltici ve hoparlörleriyle birlikte kullanılmak üzere tasarlanmış güç yükseltici olmayan radyo alıcısı.: TUNER
Bir elektron tüpünde temel işlevi ikincil yayım üretmek olan elektrot. : DİNOT
Bir elma türü. : APİ
Bir erik türü.:AYNABAKAR
Bir eser üzerindeki hak.: TELİF
Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce,geçmiş bir takım başka olguları anlatan ilk bölüm,öndeyiş.:PROLOG
Bir fal türü.:CİFİR
Bir fındık çeşidi.:FOŞA
Bir Fransız halk dansı.:GAVOT
Bir gemici düğümü,ızbarço bağı.: ALABORİNA
Bir gemideki malların gösterildiği,boşaltma işlerinin yapılacağı liman idaresine verilecek liste./Bildiri. : MANİFESTO
Bir geminin alabildiği yük miktarı.:LASTA
Bir geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak.:BANDIRA
Bir geminin yüklü su kesimi ile boş su kesimi arasında kalan bölümü.:FAÇA
Bir geyik türü. : ÇOPUR
Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça,giysi.. : ROBA
Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça.:ROBA
Bir görevin yerine getirilmesinde iş ortaklığı. : SİNERJİ
Bir görüntü,bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için simgelerle göz önünde canlandırıp dile getirme. :ALEGORİ
Bir gösteri sırasında perde arasındaki dinlenme zamanı.:ANTRAKT
Bir güreş türü.:KARAKUCAK:DALMA
Bir halk türküsü.:MAYA
Bir hava taşıtının belirli bir noktadan uzaklığını ve yön açısından belirlemeyi ve çevredeki hava taşıtlarına kimi komutları iletmeyi sağlayan radar eşgüdümlü hava trafik denetleme sistemi. : NAVAR
Bir hekimin ustalığı,mahareti. : HAZAKAT
Bir Hıristiyan derneği.:CİZVİT
Bir Hint tanrıçası.:BRAHMA
Bir Hint tanrısı.:BRAHMA
Bir hükümdara vergi veren halk. : RAİYE
Bir ırmağın denize kavuştuğu yerde lığların birikmesiyle oluşan üçgen biçimli ova,delta.:ÇATALAĞIZ
Bir ile üç yaş arasında bulunan burulmuş erkek sığır. : TOSUN
Bir ilin en yüksek maliye görevlisi.:DEFTERDAR
Bir inanışın heyecanı ile coşup kendisinden geçme hali,vecd.:CEZBE
Bir ipe geçirilmiş yada birbirine bağlanmış yaş yemiş yada sebze bağı. : HEVENK
Bir ipe veya çubuğa dizilmiş yada saplarından birbirine bağlanmış yemiş veya sebze bağı.:HEVENK
Bir iskambil oyunu. : FİTİL: OHEL
Bir İspanyol dansı.:BOLERO
Bir İspanyol şiir türü.:ROMANS
Bir iş için,herhangi bir üst makama yazılan yazı.:MÜZEKKERE
Bir işi yapmak,bir aracı onarmak için kullanılan alet takımı.:AVADANLIK
Bir işin sonunu düşünerek ölçülü,tedbirli davranma.: TEMKİN
Bir işletmenin ani batışı. : KRAK
Bir kağıt oyunu. : KANASTA
Bir kalkanın ortasında bulunan,eli korumaya ve oklardan sakınmaya yarayan,genellikle bombeli bölüm.:UMBO
Bir kap içinde sıvı yağ ve fitilden oluşmuş aydınlatma aracı.:KANDİL
Bir kasın tümünü veya bir parçasını kesme ameliyatı.:MİYOTOMİ
Bir keçi yünü türü.:MOHER
Bir kelimedeki harflerin yerini değiştirerek elde edilen kelime.:ANAGRAM
Bir kıyıya yada gemiye göre açık deniz. : ALARGA
Bir kilim türü.:CİCİM
Bir kimse veya bir sorun için halkın olumlu veya olumsuz kanaatinin belirlenmesi amacıyla yapılan oylama. : PLEBİSİT
Bir kimsenin kimlik bilgilerini gösteren kayıt. : KÜNYE
Bir kitabın kısaltılmış biçimi ve özellikle kısa tarih kitabı. : EPİTOME
Bir konu ile ilgili bilgi vermek ve bu bilgiler üzerinde tartışmak amacıyla birkaç yetkilinin yönetimi altında düzenlenen toplantı.:SEMİNER
Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama.:BRİFİNG
Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap,harita kitabı.:ATLAS
Bir koy yada lagünün dar girişi. : İNLET
Bir koyun türü.:DAĞLIÇ
Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturma.: İTAK
Bir köpek cinsi. : KANİŞ
Bir köpek cinsi.:KANGAL.:FİNO
Bir köşeden karşı köşeye doğru katlanmış yada kesilmiş olan. : VEREV
Bir kumaş türü.:CANFES.:KREP
Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya dantel dikilerek yapılan işlem.:APLİKASYON
Bir kundak üzerine oturtulan ve zemberekle geçirilen çelik yay. : ARBALET
Bir kurulun,bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri. : RÜKÜN
Bir kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin en eski kaptanı. : KOMODOR
Bir kuş türü.:BAŞTANKARA.:REA
Bir kuvvetin uygulandığı kütleyi bir eksen etrafında döndürme eğilimi. : TORK
Bir maddenin kimyasal bir tepkimede hiçbir değişmeye uğramadan tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini sağlayan etkisi.: KATALİZ
Bir madeni paranın yüzündeki bütün kabartma ve resimlerden daha yüksek bir çıkıntı oluşturan çevre pervazı.:ARSATA
Bir mekanı örten kemerli yapı.. : TONOZ
Bir mersinbalığı türü.: BİZ.:ŞİP
Bir metreküp odun ölçü birimi. : STER
Bir metrenin milyonda biri. : MİKRON
Bir meyve. Tüylü Liçi. : RAMBUTAN
Bir meze türü.: TOPİK
Bir Mezopotamya destanı.:ETANA
Bir Mısır tanrısı.:PTAH
Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren dingil. : KRANK
Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren mil.: KRANK
Bir mukavemet yarışını ve bir tüfekle atış yarışını içeren kayak sporu. : BİATLON
Bir mülk kaça satın alınmışsa,o mülke o para ile sahip olma,önalım.:ŞUFA
Bir müzik parçasının dinleyicilerin isteği üzerine bir kez daha çalınması. : BİS
Bir müzik parçasının hangi hızla çalınması gerektiğini gösteren alet.:METRONOM
Bir müzik yapıtında kullanılmaya elverişli tüm seslerin oluşturduğu dizi.: SKALA
Bir oda veya mekana açılan,duvar yada çitle çevrili girinti.:ALKOV
Bir operanın sözlerinin yazılı olduğu kitap. : LİBRETTO
Bir organda,bir atardamarın,doku bozukluğu sonucu kan pıhtısı ile tıkanması.:ENFARKTÜS
Bir organı su vererek yıkayıp temizleme. : LAVAJ
Bir orkestradaki tüm çalgılarla çalınan bölüm.:TUTTİ
Bir orman ağacı. : SEKOYA
Bir orta oyunu tipi.:ZUHURİ
Bir ortaçağ çalgısı.: JİG
Bir Ortadoğu tanrısı.: BAAL
Bir ot ve bu otun öğütülmesiyle elde edilen tozdan yapılan bir çeşit tutkal.:ÇİRİŞ
Bir otomobilin arkasına takılan,insan taşımaya yarayan,tekerlekli,üstü kapalı araç.:KARAVAN
Bir oyuğa,bir yuvaya yerleştirilmiş tesisat.: ANKASTRE
Bir oyunda,bir filmde dinlenme süresi,ara.:ANTRAKT
Bir ölçü biriminin önüne getirildiğinde bu birimi binle bölen önek.:MİLİ
Bir ölüyü toprağa gömme.:DEFİN
Bir örümcek türü.:BÖ
Bir palmiye türü. : DUM
Bir pancar hastalığı. : KARABACAK
Bir papağan türü.:LORİ
Bir parça üzerine paralel çizgiler çizmek için kullanılan alet. : MİHENGİR
Bir parçanın ağır çalınacağını belirten müzik terimi.:LENTO
Bir parçanın ağır ve görkemli çalınacağını veya söyleneceğini anlatan müzik terimi.:LARGO
Bir parçanın canlı,neşeli ve hızlı çalınacağını belirten müzik terimi.:ALLEGRO
Bir parçanın notalarının,ara vermeden birbirine bağlanarak söyleneceğini veya çalınacağını belirten müzik terimi.:LEGATO
Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa’nın başkenti.: APİA
Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa’nın para birimi.: TALA
Bir Pasifik ülkesi olan Vanuatu’nun para birimi.:VATU
Bir poliçenin arkasına ciro edildiği kişiye ödenmesi için yazılan havale emri. : ORDİNO
Bir resim,desen yada alçak kabartmada,bazı nesne ve figür boyutlarının,perspektifin etkisiyle kısalması. : RAKURSİ
Bir resmi sulandırılmış renklerle boyamaya yada gölgelemeye verilen ad. : LAVİ
Bir roman veya öyküde ikinci derecede bir olay.:EPİZOT
Bir saç şekli. : ALABROS
Bir salgı bezi dokusunda,o doku aleyhine gelişen tehlikesiz ur.:ADENOM
Bir sanatçının tek müzik aleti eşliğinde verdiği konser. : RESİTAL
Bir seçimde adaylardan hiçbirinin gerekli oyu sağlayamaması nedeniyle seçimin sonuçsuz kalması. : BALOTAJ
Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti.:BEMOL
Bir sıvının içindeki alkol derecesi. : GRADO
Bir sıvıyı gaz biçiminde püskürten aygıt.:VAPORİZATÖR
Bir sinema filmini televizyonda göstermeye yarayan cihaz.: TELESİNEMA
Bir sinir lifini uyarmak için anında devreye giren bir doğru elektrik akımının sahip olması gereken en düşük şiddet değeri. : REOBAZ
Bir sonuç çıkartma yolu.:ANALOJİ
Bir sorunu ele alış,ona bakış biçimi.:YAKLAŞIM
Bir sözcükteki harflerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcük.:ANAGRAM
Bir su altı aracı.:BATİSKAF
Bir süre sürülmeyerek boş bırakılmış tarla. : GEN
Bir süs bitkisi. : ŞAKAYIK : KÜPE ÇİÇEĞİ : KATALPA
Bir süs taşı. : AMETİST
Bir şarkının,bir filmin deneme kaydı yada çekimi. : DEMO
Bir şehrin avukatlarının toplandığı meslek kuruluşu.:BARO
Bir şey için uygun durum,fırsat.:PUNT
Bir şey üzerindeki gerekli bilgi,kavram.:NOSYON
Bir şeyden korkmak,ürkmek,çekinmek.: OCUMAK
Bir şeye dayanan. : MÜSTENİT
Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma.HALT
Bir şeyi bir yerden bir yere götürüp getirmeye yarayan halat.: VARAGELE
Bir şeyi unutmamak için parmağa bağlanan iplik. : RETİME
Bir şeyin ayrıntılarına girmeden ana çizgilerini belirten.:KABATASLAK
Bir şeyin balmumu,alçı gibi maddeyle kalıbını çıkarmak için yapılan işlemlerin tümü.:MULAJ
Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü.:RÜKÜN
Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası.:DİN
Bir şeyin içinde var olan. : MÜNDEMİÇ
Bir şeyin içindeki öz,lup.: EVİN:NÜVE
Bir şeyin kenarını koruyan,süsleyen veya sınırını belirleyen çerçeve.:BORDÜR
Bir şeyin özü,aslı.:MAYE
Bir şeyin parçaları arasındaki uygunluk.:LORANT
Bir şeyin yokluğunu hissetme. : ARAMİ
Bir tabanca türü.:PİŞTOV
Bir takoz türü.:BAT
Bir tarım aleti,geminin orta bölümü. : BEL
Bir tarikatın müritlerinin yolculukları sırasında konakladıkları, ibadet ve ayin yaptıkları tekkelere verilen ad. : ZAVİYE
Bir tatlı su balığı: ÇOTİRA. : TARANGA
Bir tatu (döğme) türü. : APAR
Bir tekkenin şeyhi olan kimse.: POSTNİŞİN
Bir televizyon ekranına bağlanan mikrofon yardımıyla,ekrandaki görüntüler eşliğinde şarkı söyleme esasına dayanan oyun.: KARAOKE
Bir tema etrafında oluşan.:TEMATİK
Bir ticaret senedinin yenilenmesinden alınan komisyon.:ACYO
Bir ticari ortaklığın kuruluşu sırasında başlangıç sermayesini oluşturmak üzere ortakların vermeyi yükümlendikleri değerlerin tümü./ Anonim şirketlerde kurucu ortakların veya sermaye artırımına katılanların şirket sermayesine yaptıkları her türlü katkı. : APOR
Bir tiyatro oyuncusunun seyircilerin duyacağı biçimde ama sanki diğer oyuncular duymuyormuş gibi konuşması veya düşünmesi:. APAR
Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça : TİRAT
Bir tiyatro oyununda,karşısındakinin sözüne gerekli karşılığı verme.:REPLİK
Bir tiyatro sahnesinin önünde,ışık ve ışıldakların yerleştirildiği,izleyiciye en yakın yer.:RAMP
Bir tiyatroda en üst balkon. : PARADİ
Bir toplantıda bulunma karşılığı alınan para,oturum ücreti.:HAKKIHUZUR
Bir toplumdaki ahlakla ilgili davranış biçimleri. : TÖRE
Bir tuzla ürününün satıldığı bölgeler. : OROS
Bir tür Amerikan kekliği. : İNAMBU
Bir tür antilop. : UREBİ
Bir tür asma,Meryem ana asması.:AKASMA
Bir tür balık ağı. : ABLATYA
Bir tür başlık. : KABALAK
Bir tür baykuş. : KUKUMAV
Bir tür bıçak. : DAĞA
Bir tür cüppe. : BİNİŞ
Bir tür çuha. :.EN
Bir tür dana ve öküz derisi.:TELATİN
Bir tür davul.:TİMBAL
Bir tür delikli balık ağı.:IRIP
Bir tür domino oyunu.: AZNİF
Bir tür et yemeği. : PATE
Bir tür ferace. : ALAVURA
Bir tür filika.:FUTA
Bir tür gemici düğümü.Izbarço bağı. : ALABORİNA
Bir tür hafif ayakkabı. : YEMENİ
Bir tür ince dokunmuş çizgi kumaş.:ÇİTARİ
Bir tür ince ipekli kumaş. : PAPAZİ
Bir tür ince meşin. :VAKETA
Bir tür İngiliz birası.:ALE
Bir tür iplik bükme aracı.:TEŞİ
Bir tür işleme. : KOPANAKİ
Bir tür jelatin. : AGARAGAR
Bir tür kağıt süslemeciliği.:EBRU
Bir tür kalın ve ağır çizme. : TOMAK
Bir tür kalsiyum karbonat.:ARAGONİT
Bir tür keçe çadır. : GEDEME
Bir tür kement.:BOLA
Bir tür kertenkele. : BABAKÖŞ: AGAMA:VARAN
Bir tür keten patiska veya basma. : KRETON
Bir tür keten,patiska veya basma.:KRETON
Bir tür kısa hırka.:LİBADE
Bir tür kömür sobası.: SALAMANDRA
Bir tür kukuletalı asker kaputu,yağmurluk.:AVNİYE
Bir tür kumaş. : DRA: FLANEL
Bir tür kuzu eti yemeği. :KAPAMA
Bir tür kürek.:AYALEMA
Bir tür macun.:BERŞ
Bir tür mezgit balığı. : MERLANOS
Bir tür nişasta helvası.:SABUNİYE
Bir tür org.: LATERNA
Bir tür ökçesiz ayakkabı,yemeni. : KALAVRA
Bir tür palmiye. : AREKA
Bir tür pamuklu kumaş. : PAZEN
Bir tür pelte. : PALUZE
Bir tür perde. : STOR
Bir tür peynir. : EDAM
Bir tür sağlam ve yumuşak dana veya öküz derisi. : TELATİN
Bir tür sert ve fazla kızarmayan domates. : KAVATA
Bir tür ses alma cihazı.: DİKTAFON
Bir tür sıçan. : FARİG
Bir tür sıralaç. : KALAMAZO
Bir tür soğanlı süs bitkisi.:AMARİLİS
Bir tür süs kağıdı.: SERPANTİN
Bir tür süsleme sanatı. 18. yy başında Fransa’da çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bezeme üslubu. : ROKOKO
Bir tür şahin. : LAÇİN
Bir tür şalvar. : ELİFİ
Bir tür şeker hamuru.:NUGA
Bir tür tabanca.:NAGANT
Bir tür takoz.:BAT
Bir tür taşkömürü.:ANTRASİT
Bir tür tozluk.:GETR
Bir tür verimli balçık. : LÖS
Bir tür yağsız ve tuzsuz peynir. : TELEME
Bir tür yapay mermer. : BREŞ
Bir tür yelkenli ve motorlu yarış teknesi.:REGATA
Bir tür yün örgüsü. : HARAŞO
Bir tür yünlü kumaş. : KAŞE
Bir tür zamk.:KİTRE:LAK
Bir türün,bir olayın karakteristik yönünü veren.:SPESİFİK
Bir ulusun başka bir ulusu siyasi ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.: EMPERYALİZM
Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü
B DEVAM
Bir ülkede yönetime el koyan kimselerden oluşan kurul.: CUNTA
Bir ülkenin iskeleleri arasında gemi işletebilme hakkı. : KABOTAJ
Bir üzüm cinsi. : İRİKARA: PAPAZKARASI
Bir üzüm türü.:KARAGEVREK
Bir varlığın doğası. : NELİK
Bir veya iki çalgı için yazılmış,üç veya dört bölümden oluşan müzik eseri.:SONAT
Bir veya iki milimlik pli. : NERVÜR
Bir yada iki çalgı için yazılmış üç yada dört bölümden oluşan müzik eseri. : SONAT
Bir yağ türü.:BEZİRYAĞI
Bir yapıda dış kapıyla odalar arasındaki giriş bölümü.:DALAN
Bir yapının Belediyece öngörülen yüksekliği. : GABARİ
Bir yapının iç duvar kaplaması. : LAMBRİ
Bir yarış yelkenlisi. : SNİPE
Bir yaşını geçmiş inek yavrusu.:DÜVE
Bir yazı sayfasının altına,metnin herhangi bir noktasıyla ilgili olarak yazılan açıklama.:HAŞİYE
Bir yelkenli türü.:CÖNK
Bir yengeç türü. : UCA
Bir yerde biriken sıvıları dışarıya akıtmakta kullanılan oluk veya boru. : AKAÇ
Bir yere gönderilen eşyanın listesi.:İRSALİYE
Bir yeri kira ile tutabilmek için sahibine veya içindeki kiracıya açıktan verilen para.:HAVAPARASI
Bir yetimin veya akılca zayıf birinin malını yöneten kimse. : VASİ
Bir yılan türü.: PİTON
Bir yıllık kuzu.:TOKLU
Bir yol veya geçide girilmemesi için acele yapılan engel : BARİKAT
Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç. Topoğraf aracı. : NİVO
Bir yüzü içbükey,öbür yüzü dışbükey olan mercek. : MENİSK
Bir yüzünde Kurtuluş Savaşı,diğer yüzünde ise Cumhuriyetin ilanı canlandırılan,8 Ağustos 1928’de açılan Taksim Atatürk Anıtının İtalyan heykeltıraşı.:PİETRO CANONİCA
Bir zırhlı gemi türü. : DRETNOT
Bir zinciri oluşturan halkalardan her biri. : BAKLA
Bira yapmak için çimlendirilip kurutularak hazırlanmış arpa veya başka taneler.:MALT
Birbirine bağlı kurşun bölmelere yerleştirilmiş renkli cam parçacıklarından oluşan,saydam pencere süslemesi veya resim. : VİTRAY
Birbirine paralel olarak uzanan iki akarsu arasında kalmış dağ sırtı.:KIRAN
Birbirine sürtünen cisimlerin karşılıklı etkileşimini inceleyen bilim dalı. : TRİBOLOJİ
Birbirine uygun,karışık. : MÜMTEZİÇ
Birbiriyle geçinemeyen gemi tayfası. : ALABABULA
Birçok onayaklı kabukluda orta sularda yaşayan larva biçimi. : ZOE
Birden çok işletmenin bir grup başkanının yönetimi altında,belirli bir işi gerçekleştirmek amacıyla belirli bir süre için oluşturdukları topluluk.:POOL
Bireycilik. : İNDİVİDÜALİZM
Bireyler.: EFRAT
Biri Amerika’da,diğeri Madagaskar’da yetişen ve yelpaze biçiminde yaprakları olan iki ağacın ortak adı.:RAVENALA
Biri öne,öteki arkaya bakan,birbirine karşıt iki yüz biçiminde betimlenen eski bir Roma tanrısı. :İANUS
Bir-iki yaşında koyun. : ŞİŞEK
Birimlerin başına konulduğunda on katı gösteren bir ek.:DEKA
Birinci çağın ilk dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer katmanları.:KAMBRİYEN
Birinci Dünya Savaşında Osmanlı ordusunda kullanılan bir tür başlık.:KABALAK
Birine bir mülkü sahip kılma. : TEMLİK
Birine karşı gelmek,sert cevap vermek.:ÇEMKİRMEK
Birinin ölümünü haber veren.:NAİ
Birler,tekler. : YEGAN
Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden (prizma) geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü.:TAYF
Birleşikgillerden hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki. : TARHUN
Birleşikgillerden,kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki. : TEKESAKALI
Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün kısa yazılışı.: UNESCO
Birlik. : VAHDET
Birlikte kullanıldığı terimin anl***** aşırılık kazandıran bir müzik terimi.:ASSAİ
Birmanya (Myanmar) para birimi. : KIYAT
Birmanya’da sıradağlar. :ARAKAN
Birmanya’nın plakası. :BA
Bisiklet ve motosiklette dümenin elle tutulan kısımlarına geçirilen ve yumuşak,sentetik maddeden yapılan kaplama.:ELCİK
Bistüri. : NEŞTER
Bit yavrusu. : YAVŞAK
Bit,tahta kurusu gibi böceklerin yumurtası.:SİRKE
Bit. : KEHLE
Bitki hastalıklarını inceleyen bilim dalı.:FİTOPATOLOJİ
Bitki kökleri,şeker,misk,dövülmüş ceviz veya fındık içi ile yapılan bir tür şekerleme.:DEVAİMİSK
Bitki. : VİTAL
Bitkilerden elde edilen ilaçlarla hastalıkların tedavisi.: FİTOTERAPİ
Bitkilere,özellikle ekinlere zarar veren bir böcek.:BAMBUL
Bitkilerin,hayvanların doku ve sıvılarında bulunan,birleşimi karbon,oksijen,azot,hidrojen ve kükürt olan,suda eriyen,beyaza yakın renkte,yapışkan madde.:ALBÜMİN
Bitkinin doğal olarak yetiştiği yer,yurt.:HABİTAT
Bitkisel tellerden yapılmış kaba örgülü büyük çuval. : TELİS
Bitkisiz. : AFİTAL
Bizans kiliselerinde kadınlara ayrılan bölüm. : YİNEKE
Boagillerden,Afrika ve Asya’da yaşayan,zehirsiz,çok güçlü büyük yılan.:PİTON
Boagillerden,tropikal Amerika’da yaşayan,avını sararak ve sıkarak öldüren yılan.:ANAKONDA
Bodrum yakınlarında turistik bir belde.:TÜRKBÜKÜ
Boğa güreşçisi. : TORERO
Boğa güreşi.:KORİDA
Boğa,tosun.:KELE
Boğanotunun güz çiğdemi de denilen bir türü. : İTBOĞAN
Boğaya tutulan kırmızı şal (Matadorların boğayı yormak ve hırslandırmak için kullandıkları kırmızı renkli kumaş parçası). : MULETA
Boğaz mukozasının şişmesi,yutak iltihabı.: ANJİN
Bol,verimli,gür.:FEYYAZ
Bolivya’nın başkenti. : LAPAZ
Bolkar dağları ile Ala dağlar kütlesini birbirinden ayıran tektonik çukur. : ECEMİŞ
Bolluk,genişlik.:FERAHİ
Bolu ilinde bir kaplıca.:SAROT
Bolu yakınlarındaki kayak merkezi. : KARTALKAYA
Bolu’nun Göynük ilçesinde,doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl.:SÜNNET GÖLÜ
Bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper.:KAZAMAT
Borazan kuşu. : AGAMİ
Borç alınan bir paranın belirli zamanlarda ödeneceğini gösteren senetler.:ESHAM
Borç alma. : İSTİKRAZ
Borç veren,alacaklı : DAİN
Borç veren.:DAYİN
Borç verme anlamında eski bir sözcük. : İDANE
Borç verme. : İKRAZ
Borçlar.:DÜYUN
Borda kaplamalarını yerleştirmek için ahşap gemilerin omurgalarına açılan yuva. : AŞOZ
Borneo dağlarında yaşayan sülün. : RALİC
Borsada kesin vadeli değerlerin kuru ile primli değerlerin kuru arasındaki fark. : EKAR
Boru sesi. : Tİ
Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan bağlantı parçası. : RAKOR
Borusunun içinde,ağız deliğinin altında bir tapa (blok veya dil ) bulunan ve ucundan üflenerek çalınan kavallara verilen ad. : DİLLİDÜDÜK
Bostanda yapılan bekçi kulübesi. : GÜMELE
Boş alan korkusu.: KENOFOBİ
Boş,anlamsız söz.:FASARYA
Boş,çürük,yanlış. : BATIL
Boş,yararsız : . MALAYANİ
Boş. : TEHİ
Boş.,yararsız,.saçma. : ABES
Boşanma. : TALAK
Boşanmış kadın. : TALİKA
Boşluk. : KAVİTE
Boşluk.:VAKUM
Boşta gezen.:HAYTA
Boşuna.:BEYHUDE
Botanikte köksap.: RİZOM
Botanikte populus olarak tanımlanan söğütgillerden uzun orman ağacı.: KAVAK
Botanikte,kabuğu çatlamamış meyve kabuğuna verilen ad.: AKEN
Bovling oyununda devrilmeye çalışılan,üzeri plastik kaplı tahta kuka. : PİN
Boy,endam. : KAMET
Boy,klan. : ANAR
Boyacılık ve sepicilikte kullanılan tanence zengin bitkisel özüt. : KAŞA
Boyacılıkta kullanılan,nikel ve demire benzeyen,gümüşi renkte bir element.:KOBALT
Boyalı ve yapışkan suyun üzerine kapamak yoluyla kağıda yapılan bir çeşit dalgalı ve kareli süs.:EBRU
Boyanmamış seramik rengi. : ZEM
Boylam uzunluk. : TUL
Boynuz.:KARN
Boynuzdan yapılan bir çeşit boru. : NEFİR
Boyu yüz metreyi aşabilen bir ağaç.: OKALİPTÜS
Boyu 40-60 cm,vücudu silindir biçiminde,gaga gibi ince uzun sivri ağızlı geçici bir balık.:ZARGANA
Boyunduruk. : NİR
Boyut.:BUUT
Boyutları farklı iki gövdeden oluşan tekne tipi.: PRAO
Bozukluk ,yanlışlık. : SAKAMET
Bozukluk,yanlışlık,eksiklik.:SAKAMET
Bozularak kokuşmuş.:CILK
Bozulmak,ekşiyip çürümek.: EPRİMEK
Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi. :ADRENALİN
Böbürlenme. : TAFRA
Böcek.:HAŞERE
Böcekbilim.:ENTOMOLOJİ
Böceklerde baş ile karın arasında kalan beden bölümü. : TARAKS
Böcekleri inceleyen bilim dalı.: ENTOMOLOJİ
Böceklerin kurtçuk durumundan yetişkin duruma geçerken arada aldıkları özel biçim. :NEMF
Böceklerin kurtçuk durumundan yetişkin duruma geçerken arada aldıkları özel biçim.:NEMF
Böğürtlen,diken dutu,it üzümü. : BÜK
Böğürtlen.:BÜK
Bölüştüren, ayıran, ikilem. : MUKASSİM
Bram Stoker’ın sinemaya da uyarlanmış ünlü korku romanı.:DRAKULA
Brezilya müziği.(1950’lerin sonlarında ortaya çıkarak halk arasında yaygınlaştı).:BOSSANOVA
Brezilya’da bir kent. : NATAL
Brezilya’da büyük kentlerin çevresini saran gecekondulara verilen ad. : FAVELA
Brezilya’nın para birimi. : REAL
Brezilya’nın plaka işareti. : BR
Briçte iki manştan oluşan bölüm.:ROBER
Briçte karşı tarafa ancak bir el vererek çıkarılan oyun. : ŞLEM
Briçte kazanılan her ele verilen ad.: LÖVE
Briçte oyunculardan birinin elinde bir renkten hiç kağıt bulunmaması. : ŞİKAN
Briçte,bir eli üstün bir kağıtla almayıp daha aşağı bir kağıtla almaya verilen ad.:EMPAS
Bronz. : TUNÇ
Bu günkü belediyenin Türkiye’de ilk kurulan biçimi. : ŞEHREMANETİ
Bu günkü Hollanda,Belçika ve Kuzeydoğu Fransa’ya eskiden verilen ad.: FELEMENK
Buddha’nın Çin’deki adı.: FO
Budistlerin en büyük tanrısı. TARA
Budizm de ruhun ulaştığı en yüksek mertebeye verilen ad. : NİRVANA
Budun ön kısmından elde edilen ve kızartmaya elverişli olan dana eti. : NUAR
Buğday tanesinin olgunlaşmış içi.,bir şeyin özü. : EVİN
Buğday,toprak gibi şeylerin elendiği iri gözlü kalbur.:GÖZER
Buhar. : İSTİM
Buharlı hamam. : SAUNA
Bukalemun. : KAYAKELERİ
Bulanık,net olmayan. : FLU
Bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş insanların karantinaya alındıkları binaya verilen ad. : LAZARETTO
Bulaşıcı,geçici.:SARİ
Bulgar parası. : LEVA
Bulgaristan’ın plakası. : BG
Bulgur,biber,soğan,domates gibi şeylerle yapılan ve asma yaprağına sarılıp çiğ olarak yenen bir yemek. : BAT
Bulmaca anlamında kullanılan bir sözcük.: ENİGMA
Bulmaca bilim. : ENİGMATOLOJİ
Bulut. : SEHAB
Bunama. : ATEH
Bunamış.: MATUH
Bundan böyle. : BADEMA
Bundan dolayı. : BİNAENALEYH
Bunun gibi,böyle. : HAKEZA : KEZALİK
Burçlar kuşağının dördüncü işareti (Yengeç).:CANCER
Burdur’da bir baraj.:ONAÇ
Burgaç,çevri,eğrim. : ANAFOR
Bursa – Mustafakemalpaşa’da bir kaplıca. : DÜMBÜLDEK
Bursa ili Mustafakemalpaşa ilçesinin eski adı. : KİRMASTİ
Bursa’nın Gemlik ilçesinin antik dönemdeki adı.:KİOS
Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı,tamamıyla sit alanı olan Zeytinbağı bucağının eski adı.:TİRİLYE
Burun boşluğu ile orta kulağı birleştiren boru biçimindeki yola verilen ad.:ÖSTAKİ
Burun iltihabı. : RİNİT
Burun kanaması. : EPİSTAKSİS
Burun ve burun boşluğu hastalıklarıyla uğraşan patoloji dalı.: RİNOLOJİ
Burun. : ENF
Burunotu.: ENFİYE
Buzul.:CUMUDİYE
Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası. : TOYAKA
Bükme ve fırlatma tekniklerini kullanması ve saldırganın gücünü ve hamlelerini ona karşı kullanmayı amaçlaması bakımından Jiujitsu ve Judo dövüş tekniklerine benzeyen kendini savunma sistemi.:AİKİDO
Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık. : KAŞEKSİ
Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık.:KAŞEKSİ
Bütün denizlerde yetişen,emici köklerle kayalara tutunan,uzun şeritler durumunda bir deniz yosunu.: LAMİNARYA
Bütün dünyaya yayılmış küçük yaprak böceği. : LUPERUS
Bütün Hıristiyan kiliselerinin birleştirilmesini amaçlayan hareket.:EKÜMENİZM
Bütün vücudu yıkamak.:ÇİMMEK
Bütünleşme,birleşme.: ENTEGRASYON
Bütünleşme,birleşme.:ENTEGRASYON
Bütünsel. : TOTAL
Büyücü.:CADI
Büyük araç korunağı,sundurma. : HANGAR
Büyük bakraç.Su kovası. : SİTİL
Büyük balıkçı kayığı. : ALAMANA
Büyük balıkların göğsüne yapışık olarak yaşayan küçük balıklara verilen ad.:RAMORA
Büyük bir maymun türü.:LANGUR
Büyük bira bardağı.:ŞOP
Büyük boynuzları olan bir yaban koyunu : ARGALI
Büyük bölümü hazır olarak buzdolaplarında saklanan,sonradan birleştirilip çabucak hazırlanabilen basit ve standart yiyecek servisinde uzmanlaşmış lokanta.:SNACK
Büyük bölümü saf metandan oluşan,kolayca tutuşabilen bir gaz.:GRİZU
Büyük çağlayan.:ÇAVLAN
Büyük çarpmaları,bölmeleri,kök ve kuvvet alışlarını yapabilmek için bulunan bir yol.:LOGARİTMA
Büyük çivi. : ENSER: MIH
Büyük çoğunluğu Moldova’da,az bir bölümü Deliorman,Dobruca,Besarabya ve Ukrayna’da oturan Ortodoks Türk halkı.:GAGAVUZ
Büyük delikli kalbur. : SARAT
Büyük devletler. (İngiltere,Fransa,Almanya ve Rusya). : DÜVELİ MUAZZAMA
Büyük erkek kardeş,ağabey. : EDE
Büyük hasır çanta.Hasırdan örülmüş saplı torba. : ZEMBİL
Büyük havan. : DİBEK
Büyük havuz.:BİRKE
Büyük Hindistan cevizi. : NARCIL
Büyük ırmak. : ŞAT
Büyük iplik çilesi.: KELEP
Büyük kötülük. : MELANET
Büyük küpeleriyle tanınan ve dinsel inançlarında Hindu,Şiva,Tandra Budhacılığı ve Hathayoga’ya özgü ögeleri birleştiren Şivacı çileciler tarikatı.: KANPHATAYOGİ
Büyük mağaza.:BONMARŞE
Büyük Menderes deltasında,zengin bir kuş yapısına sahip olan göl.:KARİNE
Büyük meşin heybe. : HURÇ
Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç. : GELBERİ
Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç.:GELBERİ
Büyük Okyanus da yer alan,dünyanın en derin çukuru. : MARİANA
Büyük piliç. : YARKA:BULADA
Büyük pulluk.Kotan. : KUTAN
Büyük Rus kentlerinin yakınındaki tatil evlerine verilen ad.: DAÇA
Büyük saban.,pulluk anlamında yerel sözcük. : KOTAN
Büyük sandal. : BARKA: ŞALUPA
Büyük sıçan.: KEME
Büyük su kabı.:BİDON
Büyük tencere. : KAÇARULA:HARANA
Büyük ve derin karavana,kazan. : KERES
Büyük ve görkemli ev. : KONAK
Büyük ve ulu.:CELİL
Büyük yelkenli gemi.:CÖNK
Büyük yılan.: EJDER
Büyük yün çilesi. : KELEP
Büyük zoka. : SİNARA
Büyük,kocaman.:CESİM
Büyük,yetişkin,yaşlı. : EKE
Büyük,yumurtamsı,kırmızımsı mavi renkli bir erik türü.:AYNABAKAR
Büyükbaş yada küçükbaş hayvanların bağırsakları temizlenip içine ciğer,soğan,pirinç ve baharattan oluşan iç doldurularak yapılan dolma. : BUMBAR DOLMASI
Büyükelçi.: SEFİR
Büyüklük,irilik.:CESAMET
Büyüklük,yücelik. : İZZET
Büyükşehir,anakent.: METROPOL
Büyültme. : AGRANDİSMAN
Büyüme hormonunun aşırı salgılanmasına bağlı olarak ellerde,ayaklarda ve başta aşırı büyüme gibi değişikliklerle belirgin hastalık.:AKROMEGALİ
Büyümemiş karpuz. : KALAK: ŞALAK
Büyüteç. : LUP
Büyütme,abartma. : İZAM
Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü
C
Caddelerde kutlama için kurulan süsler. :TAK
Cahiliye devri Arap şairi.:NABİGA
Cahiller.:CÜHELA
Cam bilye. : CİCOZ
Cam,sedef,taş v.v den yapılmış renkli süs tanesi.:BONCUK
Cami hademesi.:AYYUM
Camide namaza kalkmak için okunan ezan.: KAMET
Camide verilen ders.:DERSİAM
Camilerde iç avluda yer alan,havuz biçiminde bir haznenin çevresinde bulunan musluklardan oluşan,üstü kapalı yada açık çeşme. : ŞADIRVAN
Camilerde parmaklıklarla çevrilmiş yer.:MAKSURE
Camlı taraça.:VERANDA
Can Yücel’in,Deniz Gezmiş’i anlattığı ünlü şiiri.:MARENOSTRUM
Can. : ANİMA
Canlandırıcı. : ANİMATÖR
Canlı bir organizmanın oluşturduğu ona özel bir renk veren kimyasal madde.:PİGMENT
Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi koşulların tümü.:ORTAM
Canlı olmayan cisim.:CİRİM
Canlı,hareketli.:CEVVAL
Canlı,parlak ve koyu pembe renk. : FUŞYA
Canlılarda ve makinelerde kontrol,iletişim ve işleyişi inceleyen bilim.:SİBERNETİK
Canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandıran bilim.:TAKSONOMİ
Canlıların aralarındaki bağlantıları ve ortamlarıyla olan ilişkilerini inceleyen biyoloji dalı.:EKOLOJİ
Canlıların bölümlenmesinde dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. : FİLUM
Canlıların hücre,doku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı. : FİZYOLOJİ
Cansız olan.: İNORGANİK
Cansız şeyler.:ECRAM
Cansız varlıklar.:CEMADAT
Cansız. : CAMİT
Casus.Ajan. : ÇAŞIT
Cava ve Bali gibi,Endonezya adalarından biri.(Eski adı Selebes). : SULAWESİ
Cava yerlilerinin silahlarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : UPAS
Cazibe. :ALBENİ
Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik.:PARAMETRE
Cehennem bekçisi.:ZEBANİ
Cehennem.: TAMU
Celbeden,çeken.:CALİP
Cem Sultan’a Avrupalılarca verilen ad.:ZİZİM
Cemal Süreya’nın şiir kitabı.: SICAK NAL
Cenaze namazı kılmak için veya bayram ve Cuma namazına cemaati çağırmak için minarelerde okunan dua,çağrı ezanı.:SALA.: SELA
Cendere. : PRES
Cendere.:SIKMAÇ
Cengiz Han’ın annesinin adı. : ULUNEKE
Cennet ile cehennem arası. : ARAF
Cennet.:BEHİŞT
Cennetkuşu da denilen ve gösterişli çiçekleri olan bir süs bitkisi.:STARLİÇE
Cennetlik. : NACİ
Cennette bulunduğuna inanılan kutsal su. : KEVSER
Cennetteki iki melekten biri. : RIDVAN
Cephe.:CENAH
Cepken altına giyilen kolsuz bir çeşit giysi.: GAZEKİ
Cerrahi aletler bilgisi. : ASİDOLOJİ
Cerrahide,marangozlukta kullanılan bir maddeyi kazımaya yarayan bıçak biçiminde araca verilen ad. : İSPATULA
Cesareti ve gücü ile tanınan dayanıklı bir köpek cinsi. : TERİYE
Cesur,korkusuz.:SERBAZ
Cevat Şakir Kabaağaçlı. : HALİKARNAS BALIKÇISI
Cevher.: TÖZ
Ceviz veya badem içi.:ÇİĞE
Ceviz. : KOZ
Cevizin yeşil kabuğu veya yaprağı. : TETİR
Ceylan derisi.: RAK
Ceylan. :AHU : GAZAL
Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması.:PATRONAJ
Cezalandırma.:TECZİYE
Cezayir kurtuluş savaşında,Fransa saflarında yer alan Cezayirlilere verilen ad.:HARKİLER
Cezayir sahrasında vahalar dizisi. : RİR
Cezayir’de doğan ve Arap müziğiyle Batı müziğinin karışımı olan müzik türü. : RAİ
Cılız,zayıf. : İNEZE
Cıvataların altına yerleştirilen ortası delik yuvarlak metal parça. : RONDELA
Ciddi bir eseri veya olayı alaya alarak güldürme amacı güden komedi türü.Gülüt. : PARODİ
Ciddi işlerle uğraşmayan,havai.:YELEKE
Cila yapmakta kullanılan bir çeşit reçine. : KOPAL
Cila.:PERDAH
Ciltcilikte kitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit.Pehlivan kispetinin paçası. : ŞİRAZE
Ciltte çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntüler,kurdeşen.: ÜRTİKER
Cilveli. : FETTAN
Cimri. : NEKES
Cinayet. : KIYA
Cinnet,delirme,çıldırma.:CÜNUN
Cinsel dürtünün enerjisi. Cinsel içgüdünün belirtilerini taşıyan yaşama gücünün bütünü. : LİBİDO
Cinsel uyarılmada ve doyumda,alışılmışın dışında davranışlara ve özel nesnelere zorunluluk duyma. : PARAFİLİ
Cinsellik korkusu.: EROTOFOBİ
Cokeylerin giydiği bir tür başlık.: TOK
Cömert,dost. : AHİ: AKA
Cömert,eli açık.:CEVAT
Cumba.:SAHNİŞİN
Cümle bilgisi.:NAHİV.: SENTAKS
Cüruf.: DIŞIK
Cüzam hastalığına tutulmuş olan kimse.:MİSKİN
Cüzam. : LEPRA
Cüzamlı. : ALATEN
Cüzi,kısmi. :TİKEL
Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü
Ç
Çabalama.:CEHT
Çabuk kurumasını sağlamak için boyaya az miktarda katılan madde. : SİKATİF
Çabuk yol alan,hızlı giden.:YÜRÜK
Çabukluk,hız,sürat : İVİNTİ
Çadır kümeleri. : ASARİM
Çağlar,devirler. : EDVAR
Çağrı kağıdı. : OKUNTU
Çakala benzer vahşi bir hayvan.:KARAKULAK
Çakıllı ve bozuk yol. : NALDÖKEN
Çalgı ağızlığı ile pistonu olan,boyundan geçirilerek tutulan,çember biçimli,üflemeli bakır çalgı.:HELİKON
Çalgıcıların kullandığı bahşiş.:ALATURA
Çalgıç,mızrap.:TEZENE
Çalgılı meyhane. : TAVERNA
Çalı bahçe duvarı. : ÇİT
Çalışan,çaba gösteren.:CAHİT
Çalışan,gayret eden. : SAİ
Çalışkan.:HAMARAT
Çalışma. : SAY
Çalma,hırsızlık.: SİRKAT
Çam ağacından yapılmış su testisi. : SENEK
Çam ağacının çiğnenip emilen iç bölümü ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara,soymuk. : YALAMUK
Çam ağacının reçineli kabuğu. : ZAVİL
Çam sakızı. : REÇİNE : AKMA
Çam,ardıç,ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları. : PÜR
Çam,ardıç,sedir gibi ağaçların yaprağı.: İBRE
Çamaşır leğeni.:TEŞT
Çamaşır yıkamada kullanılan yassı tokmak. : TOKAÇ
Çamaşır yıkarken kullanılan tahtadan yassı tokmak.:TOKAÇ
Çamaşırcı ayı’ denilen,kürkü kıymetli bir hayvan. : RAKUN
Çamaşırın az kirli ve köpüklü son suyu. : EPRİK
Çamgillerden,yüksek bölgelerde yetişen,kozalaklı bir orman ağacı. : KÖKNAR
Çamur tedavisi. : PALEOTERAPİ
Çamur,cıvık.:LAY
Çamurcun,eğri koca gibi adlar da verilen ve yurdumuzun sulak alanlarında yaşayan küçük ördek cinsi.:ÇAKIRKANAT
Çan,çıngırak. : DERA
Çanakkale Boğazı’nın Nara Burnu mevkiinde,1954 yılında,Dumlupınar denizaltımıza çarparak batıran İsveç tankeri.: NABOLAND
Çanakkale Boğazında Dumlupınar deniz altısına çarparak, dört Nisan 1953’de batmasına neden olan İsveç yük gemisi. : NABOLAND
Çanakkale ilinde ünlü bir antik kent.:ASSOS
Çanakkale’nin Ezine ilçesinde bir kaplıca.:KESTANBOLU
Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan sepilenmiş dana derisi. : VİDALA
Çanta,eldiven yapımında kullanılan yumuşak deri.:NAPA
Çapkın.:HOVARDA
Çarlık Rusya’sında gizli ve siyasi polis birliği.:OHRANA
Çarmıha giden İsa’ya kötü davrandığı için sonsuza dek yürümeye mahkum edilen efsanevi kişi.:AHASVERUS
Çarpan balığı. : TRAKUNYA
Çarpık,eğri ağız. : YILIK
Çarşıya,pazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi.:KANTARİYE
Çavuşkuşu,hüthüt.:İBİBİK
Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti. : KARMIK
Çeçenlerin kendi ülkelerine verdikleri ad.:İÇKERİYA
Çekici.:CALİP
Çekilerek balık avlamaya yarayan,genellikle daire şeklinde el ağı. : TRATA
Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi.:POLAROİT
Çekinik. : RESESİF
Çekinme,sakınma.:İBA
Çekinmeden.:BİPERVA
Çekişme.:CİDAL
Çelik. : PULAT
Çelikkalem takımyıldızının Latince adı.:CAELUM
Çelimsiz ve biçimsiz kimse.:CİMBAKUKA
Çelişki. : TENAKUZ
Çember biçiminde,tellerden yapılma,torbaya benzer,büyük gözlü ağ.:APOŞİ
Çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası.:BALYA
Çemberin çevresinin çapına oranını gösteren sayı.: Pİ
Çemen otu.: POY
Çene yarıştırma. : TALK-SHOW
Çeper,zar.:CİDAR
Çerez olarak yenen tahıl kavurgası.:FİRİK
Çerkezlerin ulusal destanı. : NART
Çeşitleme.:VARYASYON
Çeşitler.:ENVA
Çeşitli boğanotu türlerinden elde edilen bir alkaloit. : ATİZİN
Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş sahne gösterisi. : REVÜ
Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri.: KABARE
Çeşitli malzemelerin sanatsal amaçla bir araya getirildiği ürün. : KOLAJ
Çeşitli tropikal bölgelerde genellikle kuru,sağanaklardan sonra geçici akarsuya dönüşen sel yatağı.:ARROYO
Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan. : İZBİRO
Çeşitli yüzeyleri istenilen konuma getirmek için kullanılan ölçü aleti.:SUTERAZİSİ
Çeşme zıvanası. : MASURA
Çeşme,musluk vs. çevreye sıçramasını veya akıp gitmesini önlemek için konulan delikli taş tekne.:YALAK
Çete.:GANG
Çevre.:ETRAF
Çevrili girinti. : ALKOV
Çıkılması güç kayalık yer.:LAÇİN
Çıkrık veya dişli yardımıyla ağır yükleri kaldırmaya veya çekmeye yarayan bir alet.:BOCURGAT
Çıkrıkçı çarkı.: TARTURA
Çılgın,divane. : ŞEYDA
Çınar,meşe,palamut gibi ağaçların meyvesi.:PELİT
Çıplak toprak./Kel. : DAZ
Çıplak,tüysüz. : CAVLAK
Çırak.: ŞAKİRT
Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi.: TAÇ
Çiçek bozuğu yüz.:ÇAPAR
Çiçek demeti. : BUKET
Çiçek tozu. : POLEN : TAL
Çiçek. : ŞÜKUFE
Çiçekleri hekimlikte kullanılan ve kökleri kavrularak yenilen bir bitki,sığırdili.:HODAN
Çiçekleri katmerli ve mor renkte bir tatula türü.:NAVÇAĞAN
Çiçekleri sinek örümcek gibi kimi böcekleri andıran otsu bir bitki.:OFRİS
Çift sürerken öküzleri yürütmek için kullanılan, ucuna sivri demir çakılmış uzun değnek. : ÜVENDİRE
Çift atlı binek arabası. : KAROÇA
Çiftleşme zamanı gelmiş kısrak yada dişi eşek. : GÜRE
Çiftlik uşağı.:AZAP
Çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak için,üzerine geçirilen kafes dolap biçimindeki hafif ve bir eksen üzerinde dönen araç.: ELEMGE
Çimenlik,bahçe.:ÇEMENZAR
Çin ayısı. : PANDA
Çin düşüncesinde dişi ilke : YİNG
Çin felsefesinde doğru yolu yada cennetin yolunu belirten temel kavram. : TAO
Çin felsefesinde eril,gök,aydınlık,etkin ve delici olarak düşünülen ilke. : YANG
Çin gongu. : TAMTAM
Çin gülü. : KAMELYA
Çin Halk Cumhuriyeti’nde bir ırmak.:İRTİŞ
Çin kirazı denilen ve nemli topraklarda yetişen bir meyve.: LİÇİ
Çin müziğine özgü dört veya beş telli lavta. : PİPA
Çin ve Japonya’da oynanan bir strateji oyunu. Çin satrancı. :GO
Çin,Vietnam,Malezya’da yetişen ve lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki.: RAMİ
Çin’de Buda’ya verilen ad. : FO
Çin’de yetişen ve meyvelerinden kurutucu bir yağ elde edilen ağaç. : TUNG
Çin’in eski para birimi.: TAEL
Çin’in para birimi. : YUAN
Çin’in plakası.: TJ
Çinakoptan büyükçe lüfer. : SARIKANAT
Çingene çadırı.:ÇERGİ
Çingene.:KIPTİ
Çinko banyosu. : GALVANİZ
Çinko,bakır ve nikelden yapılan,gümüşü andırır bir alaşım.Mayşor. : ALMAN GÜMÜŞÜ
Çinko.:TUTYA
Çinkonun başlıca cevherlerinden biri olan doğal çinko sülfür. : BLEND
Çinlilerin bir uzunluk ölçüsü. : Lİ
Çipura balığının,boyu 10 santimetreye kadar olan gençlerine verilen ad.:LİDAKİ
Çirişli bir çeşit parlak bez.: KETAL
Çirkin huy. : ENİR
Çirkin.:KAKNEM
Çiroz durumundan çıkarak yağlanmaya başlamış olan uskumru.:LİPARİ
Çit yapmakta kullanılan büyük kızak.: SÖVEN
Çit,perde. : ÖR
Çit.: ÇEPER
Çitlembik. : MELENGİÇ
Çivit renginde koyu mavi.:NİLGÜN
Çiy, kırağı. : JALE: ŞEBNEM
Çizgi. : HAT
Çizgileri olan kumaş.: REYE
Çizgilerin,yüzeylerin,katı cisimlerin birbirine rastlayıp kesiştikleri yer.:ARAKESİT
Çizilerek veya oyularak açılan kertik. : ÇETELE
Çoban düdüğü denilen keskin kokulu bir bitki. : MEYHANECİ OTU
Çoban düdüğü. : TİKE
Çoban düdüğüne halk hekimliğinde verilen ad.:AZARON
Çoban köpeği.:KARABAŞ
Çoban türküsü. : KAYABAŞI : İGLOG
Çoban yamağı anlamında kullanılan yöresel bir sözcük. : ÇONA
Çoban yıldızı,Venüs.:ÇOLPAN
Çoban yıldızı. : KERVANKIRAN
Çoban.: RAİ
Çobanların çaldığı ıslık. :ASADOLU
Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz,kolsuz,keçeden üstlük : KEPENEK
Çocuk hastalıkları ile ilgili bilim dalı. : PEDİATRİ
Çocuk oyunlarında kale olarak kullanılan çukur.:MELE
Çocuklarda,karın şişmesiyle beliren bir hastalık.:KIRBA
Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen bir yaratık,umacı,hayalet.:KARAKONCOLOS
Çoğu kıldan dokunmuş büyük çuval.: HARAR
Çoğulcu.: PLÜRALİST
Çoğunluğu Türk soyundan olan ve Polonya topraklarında oturan Musevi topluluğu.:KARAİMLER
Çoğunlukla akaryakıt gibi sıvı maddeleri taşımada kullanılan,silindir biçiminde,metalden büyük kap.: GALON
Çoğunlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardımıyla tutmaya yarayan alet.:BASKÜL
Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan,keten veya ipek karışımı bir kumaş.: DAMASKO
Çoğunlukla hidrojen veya helyumla şişirilmiş güdümlü balon.:ZEPLİN
Çoğunlukla imaretlerde yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir tür ekmek.: FODLA
Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılan,içinde ızgarası bulunan,ayaklı ve taşınır ocak.:MALTIZ
Çoğunlukla yüzey sularından yoksun mağaralarla ve yer altı ırmaklarıyla örülü kıraç ve kayalık arazi. : KARST
Çok acıklı olay.: HAİLE
Çok anlamlı bir kelimeye her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma. : CİNAS
Çok az kaldı anlamında bir sözcük.:RAMAK
Çok beyaz.:APAK
Çok bilinen bir sözü veya atasözünü biraz değiştirip eklemeler yaparak güncel sorunları belirten cümle.:LAFORİZMA
Çok bükümlü ipliklerle dokunan ve kendine özgü dalgalı bir görünümü olan kumaş.:KREP
Çok eski bir geçmişi olan ve kimi Şinto törenlerinde yapılan dinsel Japon dansı. : KAGURA
Çok eski bir tarihi anlatır. : Fİ
Çok gizli.:EKTEM
Çok güzel,en güzel.:AHSEN
Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi. : SKAVUT
Çok hücreli canlılarda hücrenin belli evrelerden geçerek çoğalması.:KARYOKİNEZ
Çok iğneli olta takımı. : ÇAPARİ
Çok iğneli uzun balık oltası. : PARAKA
Çok ince bir yün cinsi. : KAŞMİR
Çok ince toz tanesi.: TOZAN
Çok ince ve çok seyrek muslin yada pamuklu bez. : ADATİS
Çok iri ve kaba şey.: LENDUHA
Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet.:ŞURUP
Çok kepekli un. : PASPAL
Çok kısa boylu,bücür.:BODUR
Çok öfkeli.Kötü ve korkunç cin. : İFRİT
Çok övünen. : FAHUR
Çok parlak.: BER
Çok pullu,gümüş renkte,beyaz etli bir balık.:KEFAL
Çok rüzgarlı yer.: TOZKOPARAN
Çok sesli müzikte bir beste.: FÜG
Çok süslü giyinen ve modaya düşkün kadın. : KOKET
Çok şey bilen,her şeyden anlayan.:HEZARFEN
Çok şiddetli ve çevrintili bir yel. : KASIRGA
Çok tanrıcılık. : PAGANİZM
Çok tanrılı dinden olan kimse. : PAGAN
Çok tehlikeli bir köpek balığı türü. : HARHARYAS
Çok üşümek.:BUYMAK
Çok verimli,bol,eksiksiz.: ONGUN
Çok yırtıcı bir deniz balığı.:MURANA
Çok yiyen,obur.:HIRA
Çok yorulmak. : TELESİMEK
Çok zaman tahıl,kepek ve keten tohumu karışımından oluşan at yemi. : MAŞ
Çokluk. : KESRET
Çorak toprak. : KEPİR
Çorba gibi yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sosa verilen ad. : MEYANE : MİYANE
Çorum bezi de denilen ve geleneksel el tezgahlarında dokunan bir tür bez.:KENEFİ
Çorum ilinde,Hitit Uygarlığını aydınlatan ünlü höyük.:ALACAHÖYÜK
Çorum’da,Hititler döneminde yapılmış açık hava tapınağı.: YAZILIKAYA
Çorum’un Mecitözü ilçesinde bir kaplıca.: BEKE
Çorumun Alaca ilçesinde ünlü bir höyük. : ESKİYAPAR
Çöl bölgelerinde bazı çukurların tabanını kaplayan tuzlu ve killi toprak.: TAKİR
Çöl bölgelerinde yaşayan bir sürüngen türü. : SKİNK
Çöl.:BEYABAN
Çölde fırtına sonucu tepecikler halinde yığılan kum kütlesi.:KAUR
Çölde işaret için konulan taşlar. : ARAM
Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi.Kumul./Buzul : EKSİBE.
Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi. : KUMUL
Çözgü ve atkının kumaş yüzeyi üzerinde kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaşa verilen ad. : FASONE
Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde,kendiliğinden desen oluşturduğu her tür kumaş.:FASONE
Çözgü. :ARIŞ
Çözgüsü ipek veya sentetik elyaf,atkısı kalın pamuk veya yün olan kumaş. : BENGALİN
Çubuk veya kamıştan yapılmış bağ ve bahçe kulübesi.: HUĞ
Çuha kumaşının sarıldığı top.: PASTAV
Çukur yer.: ESİK
Çulluk. : BEKAS
Çürütülmüş tütünden yapılan ve buruna çekilen keyif verici toz. : ENFİYE
Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü
D
Dadı. : TAYA
Dağ geçidi.: AŞIT
Dağ keçisi. : ELİK: YAĞMURCA
Dağ kırlangıcı da denilen küçük bir kuş. : EBREHE
Dağ kırlangıcı denilen küçük bir kuş ,Keçisağan.:EBABİL : EBREHE
Dağ lalesi.Manisa lalesi: ANEMON
Dağ servi’si. : SEDİR : ARAR
Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz,rüzgar almayan kuytu yer.: ARKAÇ
Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.Dağ üzerindeki yüksek geçit. : BELEN
Dağ tavuğu. : ÇİL
Dağ yürüyüşü. : TREKKİNG
Dağcılık. :ALPİNİZM
Dağılma, : İNFİSAH
Dağıtıcı.:MÜVEZZİ
Dağıtım.:TEVZİ
Dağlarda yetişen,rengi hafif yeşil bir çeşit yaban soğanı.:KÖMÜREN
Dağların oyuk,kuytu yerleri.: KEPEZ
Dağlık yer.:CEBELİSTAN
Daha çok ayakkabı yapılan bir çeşit sağlam ve parlak kumaş.:KARAMANDOLA
Daha çok hayvan postundan yapılan bir başlık türü.:BÖRK
Daha çok kadınların bluz üzerine giydikleri yelek. : JİLE
Daha çok Karadeniz yöresinde giyilen bir tür erkek ayakkabısı. : ÇAPULA
Daha çok Nil ırmağında kullanılan bir tür küçük gemi. : FELUKA
Daha çok radyo ile yayımlanmak için hazırlanmış,genellikle güldürü niteliğinde kısa oyun.:SKEÇ
Daha çok tahıl tarlalarında görülen mor çiçekli bir bitki,mavi kantaron. / Peygamber çiçeğine verilen ad : BELEMİR
Daha çok Türkmen oymakları arasında rastlanan bir tür kukla oyunu. : KARAÇOR
Daha iyi. : EVLA
Daha sonra.:BİLAHARE
Dahi. : ÖKE
Dal ve budak kırpıntısı.:ÇIRPI
Dalan.,çıkar topluluğu. : LOBİ
Dalga dalga renkli çizgiler.:MENEVİŞ
Dalga. : TALAZ
Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir tür kumaş,hareli kumaş.: MUARE
Dalla örtülü, çalı çırpıdan yapılmış kulübe,çardak. : ALACIK
Dallardan örülmüş büyük sepet.:ÇİTEN
Dalları çok çatallı ve sapları odunsu bir bitki.:ÇALI
Dalsız budaksız ağaç. : KABAŞ
Dalyanın kapak yeri.: BASARNA
Damak zevki olan.Yemekten ve içkiden anlayan,bunların tadına varabilen kimse. : GURME
Damar sertliği. :ARTERYOSKLEROZ
Damarlı ve yarı saydam bir taş,balgam taşı. : ONİKS
Damıtmaya yarar araç,damıtıcı.:İMBİK
Damla. : KATRE
Danışma kurulu.: ŞURA
Danışma.:İSTİŞARE
Danimarka,İsveç ve Norveç’in küçük para birimi. : ÖRE
Danimarka’nın para birimi.:KRON
Dans adımı. : EŞAPE
Dans düzenleme sanatı. : KOREOGRAFİ
Dantel ve nakış ipliği yumağı. :KUKA
Dar geçit,boğaz.:DERBENT
Dar tentene. : OYA
Dar ve ensiz tahta.: TİRİZ
Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku,kapalı yer korkusu.: KLOSTROFOBİ
Dar,uzun ve hafif bir yarış kayığı,kik.:FUTA
Darıdan yapılan şarabın kımızla karıştırılmasıyla elde edilen eski Türk içkisine verilen ad.: TARASUN
Datça’daki eski çağ kenti. : KNİDOS
Dava. : ARANÇ
Davar ağılı.:KOM
Davet eden,çağıran. : DAİ
Davranışçılık.:BEHAVYORİZM
Dayanak,yardımcı. : MEDAR
Dedeler,atalar. : ECDAT
Dedikodu etme. : NEMİME
Dedikodu.Bir kişinin gıyabında ileri geri konuşmak. : GIYBET
Dedikoducu. : NEMMAL
Defterler.:DEFATİR
Değerini,önemini yitirmiş. : KADÜK
Değerli eşya,kumaş,mücevher v.s. alınıp satılan kapalı çarşı.:BEDESTEN
Değerli madenlerde yasanın istediği ağırlık,saflık ve değer derecesi ölçüsü. : MİYAR
Değerli olan,zebercet adını taşıyan silikat.: OLİVİN
Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı,süs eşyası.:BİJUTERİ
Değerli taşlarla donanmış. : MURASSA
Değerli tespih taşı.(Deniz filinin dişinden yapılan). : NAKA
Değersiz,önemsiz.:NAÇİZ
Değirmen suyunu başka yöne akıtmak için yapılan düzen.: SAVAK
Değirmen taşına buğdayı akıtan oluk.:ARD
Değirmen taşının ekseni.:SEPEK
Değirmen. : AS
Değiş tokuş da üste verilen şey. : ABRA
Değiş tokuş. : MÜBADELE
Değiş,mal değişi,trampa.:TROK
Değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan, dere kenarlarında da yetişen bir süs bitkisi.: ÇUHA ÇİÇEĞİ
Değişik biçim.:VERSİYON
Değişik boyda , sert ağaçtan yapılmış tuşlardan oluşan bir Afrika çalgısı. : BALAFON
Değişik çağları birbirine karıştırma,bir olayın çağıyla ilgili yanılma. : ANAKRONİZM
Değişik çağları birbirine karıştırma,bir olayın çağıyla ilgili yanılma.:ANAKRONİZM
Değişik genetik kökenli çeşitli hücrelerden oluşan organizma.:KİMERA
Değişik renklerde üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına bir desen yapılan değerli taş.:KAME
Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılan değerli bir taş.. : KAME
Değişik renkte boya kullanılarak,kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemiyle bu işleme uğratılan ipekli,yünlü vs kumaş. : EMPRİME
Değişik sayıda akortlu tahta yada metal çubukların gam sırasıyla dizilmesinden oluşan iki değnekle vurularak çalınan bir çalgı. : KSİLOFON
Değişik şekillerde kesilmiş,yağda veya fırında kızartılmış ekmek.:KRUTON
Değişik tonlarda boyama. : RÖFLE
Değişik türlerden,çoğunlukla yabanıl ağaç,ağaççık ve çalıların deneysel yetiştirilmesine ayrılmış park veya alan. : ARBORETUM
Değişim cetveli,grafik.:DİYAGRAM
Değiştirgeç. : RÖLE
Dekoratif bir dikiş türü. : REÇME
Dekoratif demir işçiliği. : FERFORJE
Delege . : MURAHHAS
Delgeç. : MATKAP
Delikanlı.Yakışıklı erkek:CİVAN
Delikli kepçe.:KEVGİR
Delikli örgü,gözenek.: AJUR
Delil,kanıt,ispat.:BURHAN
Delilik.:CİNNET.:CÜNUN
Deliorman,Dobruca, Besarabya ve Ukrayna’da oturan Hıristiyan Ortodoks Türklere verilen ad.:GAGAVUZ
Delme.: PERFORAJ
Delta : ÇATALAĞIZ
Demir atmış gemi. : RASİ
Demir kiriş. : PUTREL
Demir şiş. : SİH
Demir yada tahta üzerindeki boya,pas gibi şeyleri çıkarmakta kullanılan çelik araç.:RASPA
Demirci aracı. : ÖRS
Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç. : AÇKI
Demirin simgesi. : FE
Demiryollarında gündüz mekanik olarak bir kolla gece kırmızı ışıkla işaret veren alet.:SEMAFOR
Demiryollarında traverslerin altına,şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları.:BALAST
Demokrasi. : ELERKİ
Demre’de (Yeni adı Kale) yaşadığına ve Noel Baba olduğuna inanılan ve adı efsaneleşen Aziz. :AYANİKOLA
Den dolayı,..den ötürü anlamında eski bir sözcük.: BİNAEN
Denek taşı.: MİHENK
Denetleme,denetim.: TEFTİŞ
Denetleme. : MURAKABE
Deney üstü. : TRANSANDANTAL
Denge,ölçü. : MUVAZENE
Dengesini ustalıkla korurken top,bıçak,tabak gibi nesneleri havaya atıp tutarak gösteri yapan sanatçı.: JONGLÖR
Deniz anası. : MEDÜZ
Deniz ataşesi. : ATAŞENAVAL
Deniz avcılığında kullanılan ince daldan örülü sepet. : KİRTİL
Deniz ayısı da denilen ve soğuk güney denizlerinde yaşayan fok türü. : OTARİ
Deniz bilim.:OŞİNOGRAFİ
Deniz derinliğini ölçme işi (Batimetre). : İSKANDİL
Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç.:BATİSKAF
Deniz içinde zincirlerin birbirine dolaşması. : ISPARMAÇA
Deniz kenarında salaş ve dam gibi barınılacak yer.:KAVALA
Deniz kırlangıcı.:BALIKÇIN
Deniz kızı.: SİRER
Deniz kuşlarının gübre olarak kullanılan pisliği. : GUANO
Deniz tarafından ırmak ağızlarında yada akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde oluşan yüksek kenarlı kıyı biçimi. : RİA
Deniz taşıtlarını yönetmek.:ABRAMAK
Deniz taşıtlarının pervanesi. : USKUR
Deniz tedavisi.:TALASOTERAPİ
Deniz teknelerinin iç yanları.: ALABANDA
Deniz veya denizcilikle ilgili.:BAHRİ
Deniz yolculuklarında geminin veya yükünün gördüğü zarar.. : AVARYA
Deniz,göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer.: BALIKLAVA
Deniz,göl ve ırmaklarda kıyılara yakın yerlerde ağ ve kazıklarla oluşturulan,balık avlama yeri.:DALYAN
Deniz.:BAHİR
Denizaltında dinleme aygıtı. : SONAR
Denizcilik dilinde aşağıda,alt anlamında kullanılan söz.Gemiyi baştan yada kıçtan halatla karaya bağlama. : ABAŞO
Denizcilik dilinde yelken indirmeye verilen ad.:MAYNA
Denizcilikte çok durgun deniz ve hava.: BONAÇA
Denizcilikte iki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi.:MATİZ
Denizcilikte safra anlamında kullanılan sözcük.:BALAST
Denizcilikte ve havacılıkta kullanılan radyo seyir sistemi.: LORAN
Denizcilikte yedek halat. : PERMEÇE
Denizcilikte,çekilmekte veya indirilmekte olan bir halatı veya zinciri bir yere bağlamak için verilen komut.: ABOSA
Denizde ada.:CEZİRE
Denizde ağır cisimleri kaldırmaya,batık gemileri çıkarma veya askıya almaya yarayan,su kesimi az,vinçli tekne yada duba. : ALGARNA
Denizde batmış olan bir geminin,bir nesnenin yerini ve durumunu ses dalgalarıyla saptayan sistem.:SONAR
Denizde yada kıyıda buz tabakasıyla örtülü olan kesim. : BANKİZ
Denizde yaşayan,Latince adı Noctulica Milliaris olan,dokunulduğunda ateş böceği gibi ışık saçan plankton.(Milyonlarcası bir araya gelince geceleri bir balık veya bir kayık çarptığında ışık saçarlar).:YAKAMOZ
Denizde yol göstermeye,bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim.:ŞAMANDIRA
Denizde yosunlu sazlı yer.:ÇEPEZ
Denize uzanan dar ve alçak kara parçası.:DİL
Denizin çekilmesi.:CEZİR
Denizlerin çekilmesiyle oluşan bölge. : NERİTEL
Denizli yöresinde kına gecesinde gelin için okunan maniye verilen ad. : OKŞAMA
Denk,uygun. : MÜTEVAZİN
Deprem bilim.: SİSMOLOJİ
Deprem dalgası.: TSUNAMİ
Derbeder,başıboş yaşayış. : BOHEM
Derbeder. : HARABATİ
Derebeylik düzeninde bir vasala senyörce verilen toprak veya mal. : FİEF
Derebeylikte toprakla beraber satılan köle. : SERF
Deri dokusunun anormal büyüyüp yağlanmasıyla oluşan kabarcık.:ET BENİ
Deri hastalığı. : LİKEN
Deri tüberkülozu. : SIRACA
Deri üzerine uygulamaya özgü hamur kıvamında ilaç. : PAT
Deride,sinirler boyunca,özellikle gövde,bacak ve yüzde bir takım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren mikroplu bir hastalık : ZONA
Deriden yapılmış kalkan. : DARAKA
Deriden yapılmış torba.:DAĞAR
Derilerin içine batırıldığı tanenli bitki suyu. : TETERİ
Derin sular. : ABİSAL
Derin vadi. : KANYON
Derinin yağ bezi ve ter bezi salgılarının anormal artışı. : SEBORE
Derinleştirme. : TAMİK : İKAR
Derinliği aynı olan sığ su alanı. : FİLET
Derinliği az metal kap. : SAHAN
Derinliğine,iyice.Enine boyuna:. ARİZAMİK
Derinlik ölçme aracı. : SONDA
Derinlik., aptallık. : AMAKAT
Derisinden kürk yapılan bir kır sansarı. : FERSAN
Deriyi kullanılabilecek duruma getiren kişi,sepici,tabak.:DEBBAĞ
Deriyle kaplı bir çeşit eskimo kayığı. : UMİAK
Deriyle kaplı bir çeşit Eskimo kayığı.:UMİAK
Derli toplu,özenli,düzgün,temiz. : NETA
Ders verme.:TAKRİR
Dervişlerin bulunduğu yer. : DERGAH
Dervişlerin giydikleri tiftikten yapılmış ince külah.ARAKİYE
Desibel. : DB
Destan. : EPOPE : DASİTAN
Destansı. : EPİK
Deve semeri. : HAVUT
Deve yavrusu. : POTUK
Devegiller familyasından,sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan bir memeli türü.: HECİN
Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses.:IH
Devinbilimi. : DİNAMİK
Devirler,çağlar.:DEVRAN
Devlet hazinesi.:BEYTÜLMAL
Devlet hazinesi.:MİRİ
Devlet malı,beylik. : MİRİ
Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.:BAREM
Devlet yönetiminde akrabalara ve özellikle yeğenlere yapılan iltimas.:NEPOTİZM
Devletçe koruma altına alınmış tarihi yer veya bölge.:SİT
Devletçe para,senet ve tahvil çıkarma,piyasaya sürme.:EMİSYON
Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket.:BANDROL
Devletçilik. : ETATİZM
Devletin merkeziyetçiliğini savunan kimse. : JAKOBEN
Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama.:PLEBİSİT
Dış evlilik.:EGZOGAMİ
Dış mahalleler.:VAROŞ
Dıştan sağlanan her türlü maddeye karşı fiziksel ve ruhsal bir bağımlılık duyan kimse. : TOKSİMAN
Dibek. : SOKU
Difteri.: KUŞ PALAZI
Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem.: REGRESİON
Dijital Video Disk’in kısaltması.:DVD
Dik yerlerden inen buzullarda,derin yarılmalar nedeniyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi.:SERAK
Dik,sarp. : YALMAN
Dikdörtgen bir masada oynanan minyatür futbol oyunu.: LANGIRT
Diken. : NİŞ
Dikenli çalı. : KEVEN
Dikenli,sert pullu,kısa ve geniş,siyaha yakın esmer bir balık.:ÇOTİRA
Dikilitaş. : OBELİSK
Dikişte hata. : POT
Dikme.Dik. : AMUT
Dil bilgisi.:GRAMER
Dil tutukluğu. :ANARTRİ
Dilde tutukluk,kekemelik. : REKAKET
Dilek. : KAM
Dilekçe. : ARZUHAL
Dilenci.: GOYGOYCU
Dili tutuk olan,kekeme.:REKİK
Dilsiz,sessiz.:EBKEM
Din adına yapılan savaş.:GAZA
Din büyüklerinin yada tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikaye. : MENKIBE
Din dışı. : LADİNİ
Din işleriyle uğraşanların mesleği. : İLMİYE
Din kurallarını öğretmek için yazılmış kitap.:İLMİHAL
Din uğruna yapılan savaş.:CİHAT
Dindar Yahudilerin başlarını örttükleri takke.:KİPPA
Dingil. : AKS
Dini bakımdan İngiliz kilisesine bağlı kimse.:ANGLİKAN
Dini ezgi veya kaynağı dini olan orkestra parçası.: KORAL
Dini ezgi yada kaynağı dini ezgi olan orkestra parçası.::KORAL
Dini tören masası.: SUNAK
Dini,felsefi ve politik bir öğretim sistemini meydana getiren dogma ve kavramların bütünü,öğreti.:DOKTRİN
Dinlenme salonu. : ODİTORYUM
Dinler. : EDYAN
Dinsel yada yarı dinsel bir konu üzerine bestelenen büyük ölçekli müzik yapıtına verilen ad. : ORATORYO
Dinsel inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda çıkacağına inanılan yalancı.: DECCAL
Dinsel tören ve kuralları.,mason töreni. Ritüel. : RİT
Dip not. : HAŞİYE
Diploma.:BRÖVE
Dipten dallanan bir süs bitkisi. : MAZI
Direk.Yapıda kullanılan dört köşe yada yuvarlak,kalınca sırık. : MERTEK
Dirgen,yaba.:ANADUT
Diş çıkarma. : ISNAN
Diş diplerinde ve kaplarda oluşan kireç tabakası. : KEFEKİ
Diş kiri,diş pası.:PESEK
Diş köklerini kaplayan sert madde.: SEMAN
Dişçilikte kullanılan,cıva ile bakır veya cıva,gümüş ve kalay bileşiği.:AMALGAM
Dişçilikte kullanılan,cıva ve bakır yada cıva,gümüş ve kalay bileşiği. : AMALGAM
Dişi at. : KISRAK
Dişi bizon ile boğanın çiftleşmesinden doğan melez hayvan. : KATOLO
Dişi deve. NAKA: MAYA: ARVANA
Dişi geyik. : MARAL
Divan edebiyatında içkiyi ve içkili toplantıları övmek için yazılan şiir türü.:SAKİNAME
Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti.:MATLA
Divan edebiyatında sevgilinin kaşı,kirpiği,bakışı için kullanılan benzetme,: TİG
Divan edebiyatında şehzadelerin sünnet düğünleriyle hanım sultanların doğum ve evlenme törenlerini anlatan yapıtlara verilen ad. : SURNAME
Divan şiirinde her beytin son sözcüğünü,sonraki beytin ilk sözcüğü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı. : İADELİ
Divan şiirinde uyakta tesis adıyla anılan eliften önceki sessiz harfin harekesi. : RES
Divit.yazı hokkası. : AME
Diyalektik. :EYTİŞİM
Diyalog halinde yazılmış,genellikle eğlendirici sahne eseri : SKEÇ
Diyarbakır yöresine özgü sütle yapılan bir hamur tatlısı. : NURİYE
Diyarbakır’ın eski adı. : AMİD : AMED
Diyelim ki,tutalım ki. : BİLFARZ
Diyezli ve bemollü bir sesin eski duruma getirilmesini gösteren nota işareti.:BEKAR
Diz meniski travması. : MENİSKUS
Dizanteri. : KANLI BASUR
Dizginleri koyuverilmiş bir atın dört nala koşması.Süvari akını.:ILGAR
Dizi,sıra. : NAF
Dizicilerin harfleri içine yerleştirdikleri demir yuva. : KUMPAS
Dogma. : NAS : İNAK
Doğa seslerine benzer seslerle yapılan sözcük ses yansıması,yansıma.:ONOMATOPE
Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan aygıt.:LAVTA
Doğaçlama tiyatro. : TULUAT
Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil,birdenbire olması.:MUTASYON
Doğada,kemik dokusunda bulunan,içinde flüor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat.:APATİT
Doğadaki canlıların birbiriyle ve çevreyle ilişkilerini inceleyen bilim dalı. : EKOLOJİ
Doğal hidratlı manganez ve kalsiyum silikat.: İNEZİT
Doğal olarak böğürleri kalçalara doğru daralan at için kullanılan sözcük : LAĞAR
Doğal set. : SEKİ
Doğalcılık.:NATÜRALİZM
Doğalgaz,elektrik gibi şeylerin kullanılan miktarını ölçen alet.: SAYAÇ
Doğalgazın ikinci önemli bileşeni olan hidrokarbon.:ETAN
Doğanın bilgisine büyüsel işlemlerle varılabileceği inancı. : ÖKÜLTİZM
Doğayı gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil,ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan;doğrudan doğruya gerçeği,nesneyi değil de,onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı.:EMPRESYONİZM
Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan,sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta.:SUNTA
Doğru yolu arama.:HİDAYET
Doğru,gerçek.:ÇIN
Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti.:PRAGMATİZM
Doğu Karadeniz Bölgesinde tulum eşliğinde horon oynayarak yapılan geleneksel eğlence. : VARTAVAR
Doğu Afrika’da yaşayan bir antilop.:GERENUK
Doğu Afrika’da yaşayan göçebe bir halk.:MASAİLER
Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı türü.: TAR
Doğu Anadolu’da bir göl.:ARİN
Doğu Anadolu’da kullanılan bir küçük zurna.:MEY
Doğu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna.: MEY
Doğu Anadolu’dan doğarak Hazar’a dökülen bir ırmak. : ARAS
Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu. :TAMZARA : MEYROKİ
Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:SEPE
Doğu Anadolu’ya özgü,halay türü bir halk oyunu.:SEPE
Doğu Asya’da bir ırmak. : YALU
Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen bir koyun türü.:KARAYAKA
Doğu Karadeniz dağlarında,fundalıklarda yetişen,2-3 m boyunda,kışın yaprak dökmeyen,çok iri ve mor çiçekler açan ve yaprakları halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık,orman gülü.:KOMAR
Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen,uzun kuyruklu,beyaz renkli bir koyun ırkına verilen ad. : KARAYAKA
Doğu Karadeniz’de ünlü bir yayla. : VERÇENİK
Doğu Karadeniz’de özellikle Rize yöresinde dokunan çamaşırlık ince bez. : FERETİKO
Doğu Karadeniz’in dağlık kesimlerinde yaşayanların giydiği,bacağı çorap gibi saran bir tür çizme. : SABUK
Doğu kiliselerinde ermişlerin tahta pano üzerine yapılan resimlerine verilen ad.:İKONA
Doğu masal ve efsanelerinde kötü ve korkunç cin.:İFRİT
Doğu müziklerinde eserler arası çalınan parça. : ARANAĞME
Doğu Timor’un başkenti. : DİLİ
Doğu ülkelerinde yaşayan Yunan asıllılara verilen ad.: RUM
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konar göçerlerin kıl çadırından oluşan yayla yerleşmesine verilen ad. : ZOMA
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü,tavuk eti,sarımsak ve ekmekle yapılan bir çeşit pilav.:SENGESER
Doğum meleği.:AYZIT
Doğum sancısı.:BURU
Doğumdan altı ay sonraya kadar olan erkek yada dişi at yada eşek yavrusu. : KULUN
Doğurması yakın olan hamile kadın. : AĞIRAYAK
Doğuştan kör.:DARİR
Doğuştancılık. : NATİVİZM
Doktorların kulaklarına takarak insanların iç organlarını dinlemek için kullandıkları tıbbi alet.:STETESKOP
Doku ölümü.:NEKROZ
Dokubilim. : HİSTOLOJİ
Dokuma tezgahı çerçevelerinin gücü tellerine takılan ve içinden çözgü ipliği geçen küçük halka.. : NİRE
Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan,demirden veya ağaçtan yapılmış dişli araç.: KİRKİT
Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler : ÇÖZGÜ
Dokumacılıkta kullanılan unlu yada çirişli sıvı.:HAŞIL
Dokumacılıkta mekikle enine atılan iplik. :ATKI
Dokuması kalın,sık ve yumuşak,bir tür pamuklu bez.: PAZEN
Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi.Sanayide kimi metalleri ve yüzeyleri parlatma. : POLİSAJ
Dokusunda altın ve gümüş renkte tellerin çoğunlukta olduğu kumaş.:LAME
Dokuz dereceden oluşan,depremlerin gücünü ölçme birimi.:RİCHTER
Dokuz milimetre çapında,İngiliz yapısı,hafif,kullanışı kolay bir tür makineli tüfek.:STEN
Dokuzuncu İsrail kralı. : YORAM
Dolama.Parmak çıbanı. : ETYARAN
Dolandırıcı.:AYYAR
Dolaşma,gezinti.:CEVELAN
Dolmuş yapan büyük at arabası. : OMNİBÜS
Dolunay,mehtap. ,ayın on dördü : . BEDİZ : AYAS
Dolunayda huyu değişen. : AYSAR
Domalan’da denilen ve patatese benzeyen bir tür mantar.:KEME
Domates.: BANADURA
Domuz yavrusu. : MOZAK
Domuz.:BOCUK
Domuza benzer bir hayvan./ Yaban domuzu. : PEKARİ
Don Kişot’un atının adı : ROSİNANTE
Don,şalvar. : TUMAN
Donanım. : TEÇHİZAT
Donanma. : ARMADA
Dondurulmuş meyve suyundan yapılan bir tür pelte. : ELMASİYE
Dondurulmuş yada buzlu olarak hazırlanan içecek.:FRAPE
Dost,yakın arkadaş.:ENİS
Dostlar,arkadaşlar. : İHVAN
Dökme demir,font. : PİK
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl. : ALAZA
Dökülen yaprak. : HAZAL
Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp. : SAÇULA
Döl verme yetkinliğine eren,baliğ.:ERİN
Döl yolu. : VAGİNA
Dönbaba,turna gagası gibi adlar da verilen ve yapraklı dalları Ege Bölgesinde sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.:İĞNELİK
Döneç. : ROTOR
Dönek,uğursuz. : ALABACAK
Dönemeç.:BÜK
Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü.:EVLEK
Dönüşümcülük. : TRANSFORMİZM
Dört bölükten kurulan,bir binbaşının komutasında bulunan asker birliği.:TABUR
Dört Japon çiçek süsleme okulundan biri. : KO
Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına,alt tarafa doğru bağlanan halat.: BORİNA
Dört tekerlekli,çift körüklü bir tür binek at arabası.:LANDO
Dört tekerlekli,hafif,bir tür gezinti arabası.:KALESKA
Dört tekerlekli,içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası. : LANDO: LANDON
Dört telli bağlama.:BULGARİ
Dört yaşına kadar olan dişi manda.:EVERE
Dört. : CIHAR
Dörtte bir,çeyrek anlamında eski sözcük. : RUBA
Döşeme gereci plastik madde. : MARLEY
Döşeme sıvası.: ŞAP
Dövülmüş et,bulgur ve soğanla yapılan ızgara köfte. : ORUK
Dövülmüş sarımsak,yumurta sarısı ve zeytinyağından oluşan soğuk sos.: AYOLİ
Dövüşemeyecek duruma gelen bir boksörün karşılaşmayı bırakması. : ABONDONE
Duacı.:DAİ
Dul kadınlar. : ERAMİL
Duman rengi. : FÜME
Duman.:DUHAN
Dumanda kurutulmuş et,balık veya peynir.:FÜME
Dumanı toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı.:DAVLUMBAZ
Durağan yıldız.:SABİTE
Durgun su. : RAKİT
Durum. : HALET
Duvar içindeki oyuk,raf,: NİŞ
Duvar lambası. : APLİK
Duvar örülürken büyük taşların arasına konan ufak taşlar. : HELİK
Duvar ve tavan süslemeleri yapan usta.:NAKKAŞ
Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi. : PERESE
Duvardaki taş yada tuğla sırası.:REDE
Duvarı berkitmek için taşların arasına yatay olarak yerleştirilen direk.: HATIL
Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan ve çiçek resimleriyle bezeli pişmiş balçık levha,fayans.:ÇİNİ
Duyarga,dokunma duyusu. : LAMİSE
Duygu kapanıklığı. : APATİ
Duygulu. : MÜTEHASSİS
Duygusal,hikayeli türkü./ Serbest biçimli,romantik,müzik araçlarıyla çalınan yada şarkı olarak okunan yapıt. : BALLAD
Duygusuz,kayıtsız,uyuşuk. : APATİK
Düdenden daha geniş olan çukurlara verilen ad.:UVALA
Düğme ve süs eşyası yapımında kullanılan bir deniz kabuklusu. : ABALON
Düğün armağanı. : SAÇI
Düğünde oyundan sonra davulcunun topladığı para. : ŞABAŞ
Düğüne çağrılanlara düğün sahibince verilen hediye. : DÜRÜ
Dümen kolu. : YEKE
Dünya çapında.:CİHANŞÜMUL
Dünya ile ahret.:DAREYN
Dünya ve dünya ile ilgili her şey.:MASİVA
Dünyaca ünlü bir çevre örgütü.:GREENPEACE
Dünyanın Yedi harikasından biri sayılan Bodrum’daki anıtmezarıyla ünlü Kayra kralı. : MAUSOLOS
Dünyanın yedi harikasından biri olan Babil asma bahçelerini yaptıran efsanevi Asur kraliçesi. :SEMİRAMİS
Dünyanın bütün denizlerine yayılmış bir yumuşakça cinsi.:ERATO
Dünyanın büyük bir kısmını eline geçiren.:CİHANGİR
Dünyanın ilk nükleer denizaltısının adı.: NAUTİLUS
Dürbün.:IRAKGÖRÜR : BAKAÇ
Düş gücü.:MUHAYYİLE
Düşkünler evi.:DARÜLACEZE
Düşkünlük,tutku. : İPTİLA
Düşman. : YAĞI : ADU
Düşmanlık. : ADAVET
Düşme.:SUKUT
Düşsel.:FANTASTİK
Düşük nitelikli,kötü anlamında argo sözcük.:DANDİK
Düşük sıcaklıklı bir yanardağ patlaması sonucunda ortaya çıkan küçük krater. : MAAR
Düşünceden çok,canlı duygulara ve aşka dayanan sanat eserleri için kullanılan eski bir sözcük.:GARAMİ
Düşünceleri şeriat ilkelerine aykırı görüldüğünden,Memlük sultanının buyruğu üzerine,Halep’te derisi yüzülerek öldürülmüş olan Türk tasavvuf şairi.(14. asır). :NESİMİ
Düşünme gücü. : KARİHA
Düşünülenin tersini söyleyerek yapılan ince alay. : İRONİ
Düşünüş biçimi. : MANTALİTE
Düz dam,taraça. : ŞATU
Düz dokunmuş açık saman renginde bir tür ipek kumaş. : SADAKOR
Düz duruma getirme,düzleme.: TESVİYE
Düz kenarlı şapka. : KANOTİYE
Düz nehir gemisi. : TOMBAZ
Düz tepeli,sarp yamaçlı dağ,masadağ. : MESA
Düz veya desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE
Düz veya desenli kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE
Düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket : SETRE
Düz yazıda yapılan uyak.:SECİ
Düz,engebesiz toprak parçası.: DÖLEK
Düzen,hile.: DEK
Düzenleme. : ARANJMAN
Düzenlenmiş arazinin yüzölçümünü bulup planını yapmaya yarayan alet. : TAKEOMETRE
Düzenleyen. : NAZIM
Düzenleyici. : ARANJÖR
Düzenli olarak ekim yapılan arazi. : EKENEK
Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta : ÇITA .
Düzgün sarılmış halat yumağı. : RODA
Düzgün söz söyleme kolaylığı. : TALAKAT
Düzgün. : ONAT
Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü
E
Ebegümecigillerden bir bitki.:BAMYA
Eczacılık. : İSPENÇİYARİ
Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki.:KARAYA
Eczacılıkta,parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ. : LANOLİN
Edat. : İLGEÇ
Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme.:HEZEL
Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek,kötüsünü kastetmek.:CİNAS
Edebiyatta,iki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı.:İHAM
Edepsiz,şamatacı. : ŞEREMET
Edepsiz,şirret.:ZİLLİMAŞA
Edipler. : UDEBA
Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı.: BELMUŞ
Edirne’de Meriç ırmağı deltasında bir göl.:BÜCÜRMENE
Edirne’nin Enez ilçesinin antik adı. : AİNOS
Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.. : LABADA
Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray.:RONİN
Efes kentinin kurucusu. : ANDROCLE
Efes’te bir tapınak. : SERAPİS
Eflatun,beyaz, kokulu çiçekler açan bir ağaç.:LEYLAK
Efsane köpek.:KITMİR
Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.:ABIHAYAT
Efsanevi Argos kralı.:AGAMEMNON
Efsanevi bir kuş. : SİMURG
Eftalitler’de denilen ve 5. yüzyılda güçlü bir devlet kuran eski Türk ulusu.:AKHUNLAR
Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent. : İASOS
Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad. : LAP
Ege Bölgesine özgü bir tür zeybek oyunu.: FERAYİ
Ege bölgesine özgü,küçük ama lezzetli bir karides cinsi.: ÇİMÇİM
Ege Denizinin eski adı. : ADALAR DENİZİ
Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” anlamındaki adı. :ARŞİPEL
Ege kıyılarında,özellikle İzmir kentinde etkili yerel deniz meltemi. : İMBAT
Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen,tohumları çok zehirli küçük bir ağaççık.:ZİVİRCİK
Ege ve Akdeniz’de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi.:NİKA
Egemenliğini tanıma.:BİAT
Eğerin altındaki belleme. : YUNA
Eğik olarak kesilmiş kenar. : PAH
Eğilim,yönelim.:TANDANS
Eğim ölçer. : KLİNOMETRE :EKLİMETRE
Eğirmen,kirmen.:İĞ
Eğitim bilimi. : PEDAGOJİ
Eğlenceli,hafif konulu,içinde bestesiz konuşmalar da bulunan sahne yapıtı.:OPERET
Eğrelti otu,aşk merdiveni.: FUJER
Eğreti dikiş.: TEYEL
Eğretileme.: METAFOR
Eğrilmekte olan yün,keten gibi şeylerin tutturulduğu,bir ucu çatal değnek.: ÖREKE
Ejderha.:DRAGON
Ek çizgisi,bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. : YİV
Ek vagon.:FURGON
Ek. : LAHİKA
Eker. : MİBZER
Ekilen biçilen tarlada işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad. : EYNERCİ
Ekin biçerken sıralanan işçi takımı.: HON
Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap.: ANIZ
Ekinlerde başak.:KELLE
Ekip gereçleri. : EKİPAJ
Eklembacaklılardan taşlar altında yaşayan zehirli bir böcek.:ÇİYAN
Eklembacaklıların ve kabukluların örteneğini oluşturan madde.:KİTİN
Eklemlerdeki ağrılı hastalık. :ARTRİT
Ekler’e benzer bir tür pasta.:PROFİTEROL
Ekmek içi,ceviz,zeytinyağı,sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze : TARATOR
Ekmek parçası,lokma. : BANAK
Ekmek.:NAN
Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak,teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.: EKONOMETRİ
Eksen. : MİHVER
Eksiklik,kusur. : NAKISA : AĞMAN
Eksiksiz,kusursuz.:HAZA
Ekşimik.:KESİK
Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop.:GİB
Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı. : ANONA
Ekvator bölgesinde yetişen bir meyve ağacı.: ANONA
Ekvator kuşağında geniş çayırlara verilen ad.:SAVANA
Ekvator kuşağındaki geniş çayırlara verilen ad. : SAVANA
Ekvator para birimi. : SÜKRE
Ekvator. : EŞLEK
Ekzama. : MAYASIL
El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç.: KOPANAKİ
El ile dokuma. : PEMAS
El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi.:KANAVİÇE
El tezgahında bez dokuyan kimse.:ÇULHA
Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu. : AVREŞ
Elbise plesi.:BÜZGÜ
Elbise,çamaşır ve örtü gibi şeylere süs olarak dikilen seyrek örgü,tentene.:DANTEL
Elbise,çamaşır.:CAME
Elbisede bir tür kol kesimi.:JAPONE
Elçi atanma yazısı. : AGREMAN
Elçiliğe bağlı uzman:. ATAŞE
Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli. : KANÇILARYA
Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru. : KAVAS
Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit.:FİSTO
Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ. : KİRMAN : KİRMEN
Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri. : NAPA
Ele başı. : SERGERDE
Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler.: İRİNTİ
Elek. : KALBUR
Elektrik direnç birimi. : OM
Elektrik kutusu. : BUAT
Elektrik sıgası birimi. : FARAD
Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji. : MOJENERASYON
Elektriksel kapasite.:SIĞA
Elektroensefalografi’nin kısaltması.:EEG
Eleman,unsur.: ÖGE
Elemler. : ALAM
Eli açık,cömert. : KERİM
Eli açık,cömert.: KOÇAK
Eline,ayağına çabuk,çevik,atik.:ÇALAK
Elle seyrek dikiş. : OYULGA
Elle sürülen,hafif,küçük çocuk arabası.: PUSET
Elli şiniklik tahıl ölçeği. : MUT
Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü. : EŞELEK
Elmas,yakut gibi değerli taşlar,mücevher.: CEVAHİR
Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri. : FAÇETA
Emanet.İnam. : VEDİA
Emekçi topluluğu. : PROLETARYA
Emiliano Zapata’nın devrim planı. : AYALA
Emmeç. : ASPİRATÖR
Emzikli şişe.:BİBERON
En az : EKAL : EDNA
En beyaz.:BEYZA
En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad. :ÇİTARİ
En büyük. : EKBER
En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık.:LÖS
En elverişli,en iyi olan.:OPTİMUM
En eski jeolojik sistem.:AZOİK
En iri geyik. : MUS
En kısa zaman.:AN
En küçük boylu yarış yelkenlisi. : KADET
En küçük izci kuruluşu. : OBA
En son. : HATEM
En ünlü iki Alman destanından biri.:NİBELUNGEN
En yüksek değer.: KEMAL
Encümen,komisyon,komite. : YARKURUL
Endonezya plakası. : RI
Endonezya,Malezya gibi ülkelerde hem erkek,hem kadın tarafından giyilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası. : SARONG
Endonezya’da takımadalar. : ARU
Endonezya’da takımadalar.: ARU
Endonezya’nın para birimi.: RUPİ
Enerji.:ERKE
Engebeler,tümsekler,yüzey biçimleri.:AVARIZ
Engel,uymazlık.BEİS
Engel. : KET
Engerek yılanı. : EFİ
Enine boyuna,her yönü ile.: ARİZAMİK
Enine olan : ARZANİ
Enli çember. : KASNAK
Erbainden sonra gelen,31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi.: HAMSİN
Erginlik.:RÜŞT
Erik,kayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk. : KEDİBALI
Erim. : MENZİL
Erime. : ZEVEBAN
Erişim. : MUVASALA
Erişmiş. : NAİL
Eriyen elektrotla,karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı. : MAG
Eriyik. : MAHLUL
Erkeğin eşi,zevce.: AYAL
Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji.:MAŞİZM
Erkek balığın tohumu.:SÜT
Erkek çocuk. : KIZAN
Erkek deve.: LÖK
Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.:AŞIM
Erkek hindi. : GURK
Erkek kardeş.:DADAŞ
Erkek keçi.:ERKEÇ
Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.: BABAÇ
Erkek ördek. : SUNA
Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.:ALAGARSON
Erkek veya dişi üreme hücresi.:GAMET
Erkeklerde resmi,ciddi;kadınlarda öğleden sonra giyilen,özenli,süslü,aksesuarı tamam giyime verilen ad.:ABİYE
Erkeklerde yaş dönemi. : ANDROPOZ
Erkeklere ait özel konut. : GARSONİYER
Erkekliği güçlü,çok eski bir Mısır tanrısı.:MİN
Erkekliğin ve dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom. : ALOZOM
Erkeklik organı. : ZEKER
Erkekte cinsel güçsüzlük.,puluçluk. : ANANET
Erken bunama. : ŞİZOFRENİ
Erken doğmuş bebek. : PREMATÜRE
Erken olgunlaşan ince kabuklu bir siyah üzüm çeşidi. : DİMNİT
Ermeni müziğine özgü,kavala benzer bir çalgı. : DUDUK
Ermenistan’ın başkenti.:ERİVAN
Ermenistan’ın kendi dilindeki adı. : HAYASTAN
Ermenistan’ın para birimi. : DRAM
Erotik,şehevi : KÖSNÜL
Erteleme. : TECİL
Erzak odası. : KİLER
Esenlik dilemek. : SELAM
Eserin sonuç bölümü. : EPİLOG
Eshabı Kehf’de yedi uyuyanların köpeğinin adı. : KITMİR
Esinti,rüzgarın bir kere esmesi.:NEFHA
Esinti.:NEFHA
Esir çocuk. : BEÇE
Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap. : ŞARAPNEL
Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL
Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse yada topluluk. : VANDAL
Eski Yunanlılarda, eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralığa verilen ad. : KOMA
Eski adı Seylan olan ülke. : SRİLANKA
Eski ağırlık ölçüsü okkanın dört yüzde biri. : DİRHEM
Eski Asur kenti. : NİNOVA
Eski ayakkabı. : KELİK
Eski bez parçası,paçavra.:ÇAPUT
Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.:BATMAN
Eski bir çalgı. : MAR
Eski bir fitilli tüfek. : ALAYBOZAN
Eski bir hacim ölçüsü.: KA
Eski bir salon dansı.: KADRİL
Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. : KİLE,: SA
Eski bir tüfek. : KARABİNA
Eski bir uzunluk ölçüsü birimi (68 cm’ye eşit).: ARŞIN
Eski bir uzunluk ölçüsü. : ENDAZE
Eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı.:ARKEOLOJİ
Eski Çin felsefesinde,evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi.:TAO
Eski dilde surat,yüz. : RU
Eski dilde acıyan. : RAİF
Eski dilde ağırbaşlılık,vakar. ;VAK
Eski dilde ağız.:DEHEN
Eski dilde ağlatma. : IBKA
Eski dilde akıllı. : LEBİB : LEBİBE
Eski dilde alametler,işaretler. : ALAİM
Eski dilde alın. : NASİYE
Eski dilde altın. : ZER
Eski dilde anne. :EM.: ÜM
Eski dilde Aralık ayı. : BİRİNCİ KANUN
Eski dilde arka,sırt.:ZAHR
Eski dilde arkası sıra.: DERADAP
Eski dilde aslan. : ŞİR : ESED
Eski dilde at,beygir. : ESB
Eski dilde atasözü.:DARBIMESEL
Eski dilde ateşler. : NİRAN
Eski dilde atlı haberci,postacı.:ÇAPAR
Eski dilde ayırıcı özellik. : ŞİAR
Eski dilde ayrı durma.Sıkma,sıkarak bağlama. : ŞET
Eski dilde aysberg. : CUMUDİYE
Eski dilde azı dişi.: NAB
Eski dilde baba Cet. : EB
Eski dilde bağlı kılma,kısıtlama.: TAKYİT
Eski dilde balık. : MAHİ
Eski dilde balta.: TEBER
Eski dilde bayağı insanlar. : EDANİ
Eski dilde bayrak.:RAYET
Eski dilde belediye . : URAY
Eski dilde belirti. : NİŞANE
Eski dilde bencillik.:ENANİYET
Eski dilde berrak,duru.:NAB
Eski dilde bilgiçlik taslayan.:MALUMATFURUŞ
Eski dilde boy,endam. : KAD
Eski dilde boynuzdan yapılan bir tür boru.:NEFİR
Eski dilde bozma,.feshetme. : FEK
Eski dilde burun ucu. / Hayvanların burun ucu.: KALAK
Eski dilde bülbül. : ANDELİB
Eski dilde cam,kristal.: MİNA
Eski dilde cehennem. : TAMU
Eski dilde cıva. : ABEK
Eski dilde çekinme,razı olma. : İBA
Eski dilde çekirge. : MİK
Eski dilde çeyrek. : RUBU
Eski dilde çizme. : MUSE
Eski dilde çöl. : TİH
Eski dilde dağ eteği,çayırlık,çimenlik. : RAG
Eski dilde daha doğru,en sağlam. : ASAH
Eski dilde damar.: REG
Eski dilde delip geçen,içe işleyen.:NAFİZ
Eski dilde demir. : AHEN
Eski dilde deri kalkan.:DARAKA
Eski dilde derin hale getirme. : İKAR
Eski dilde derinlik.:UMK
Eski dilde deve.:ŞÜTÜR
Eski dilde devirler,çağlar,zamanlar.:EDVAR
Eski dilde dilek.:KAM
Eski dilde dilenci.: SAİL.:GEDA
Eski dilde dinlenme,istirahat.:AJ
Eski dilde doku. : NESİÇ
Eski dilde dokumacılıkta,tüle benzer ince ve saydam bir kumaş.:SAKANGUR
Eski dilde dolum,dolma,doluluk. : MELA
Eski dilde dölleme,döllenme.: İLKAH
Eski dilde dönence.: MEDAR
Eski dilde dudak. : LEB
Eski dilde duvar. : DAR
Eski dilde düğün yemeği./Saadet,mutluluk. : URS : URAS
Eski dilde Ekim ayı. : BİRİNCİ TEŞRİN
Eski dilde ekmek. : NAN
Eski dilde elma: . SİB
Eski dilde en azından.,asgari. :LAAKAL
Eski dilde en sefil,pek aşağı. : ESFEL
Eski dilde en tatlı.:AZEB
Eski dilde engel,uymazlık.:BEİS
Eski dilde er,erkek. : NER
Eski dilde erik. : ALU
Eski dilde erkekler.: RİCAL
Eski dilde estetik. : BEDİA
Eski dilde eş,zevce.:REFİKA
Eski dilde eşek .:HAR
Eski dilde eşik.:ASİTANE
Eski dilde etek. :DAMEN
Eski dilde faiz.:RİBA
Eski dilde gece. : ŞEB
Eski dilde geceler : LEYAL
Eski dilde geçip gitme,sona erme.: MÜRUR
Eski dilde gelin.: ARUS
Eski dilde gemi demiri.:MİRSAT
Eski dilde gemi. : SEFİNE : SABİHA : KEŞTİ
Eski dilde gerdek. : ARİS
Eski dilde geri döndürme,geri çevirme.:REKS
Eski dilde görme.:RÜYET
Eski dilde gösterme.:İRAE
Eski dilde göz. : AYN: DİDE
Eski dilde güç,iktidar elde etme.: NAMİYE
Eski dilde güçsüz bırakma. : İHAN
Eski dilde gün.:RUZ
Eski dilde güneş yada ay tutulması. : KESF
Eski dilde haberci,ulak.: SAİ
Eski dilde halkın İstanbul’daki yabancılara,özellikle Fransızlara verdiği ad.:DİDON
Eski dilde hastalık , dert. : DA
Eski dilde herhangi bir şeyin küçük parçası.:ŞİRZİME
Eski dilde hesap defteri.. : ABAR
Eski dilde hevesler,istekler. : EHVA
Eski dilde hokkabazlık,el çabukluğu. : ŞABEZE
Eski dilde horoz.:DİK
Eski dilde ılgın ağacı.:AC
Eski dilde idare etmek.,temize çıkarmak. : ABRAMAK
Eski dilde ihtiyarlık. : ŞEYB
Eski dilde iklimler.:EKALİM
Eski dilde ilkbahar.:NEVBAHAR
Eski dilde intikam,öç. : SAR
Eski dilde kadın.: ZEN
Eski dilde kale hendeği. : UR
Eski dilde kalıba dökme.:İSAGA
Eski dilde kamış. : NAY
Eski dilde kan. : DEM
Eski dilde kaplan.:BEBİR
Eski dilde karınca. : MUR
Eski dilde Kasım ayı. : İKİNCİ TEŞRİN : SONTEŞRİN
Eski dilde kaş.: EBRU
Eski dilde kaz.: BAT
Eski dilde kemik.:AZM
Eski dilde kılıç. : TİG
Eski dilde kırmızı renkli olan. : LALİN
Eski dilde kilise çanı.:NAKUS
Eski dilde kimseler,insanlar. : KESAN
Eski dilde kip.:SIYGA
Eski dilde koku. : BU
Eski dilde kolay. : ASAN
Eski dilde korku.:BİM
Eski dilde kovma. : İBAD
Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.:RİŞEGİR
Eski dilde köpek. : SEG : SEK
Eski dilde körpelik,tazelik.: TARAVET
Eski dilde kumaş. : KALA
Eski dilde kurban bayramı. : ADHA
Eski dilde kuş gagası.:NAL
Eski dilde kuşluk vakti. : ÇAŞT
Eski dilde lanet sözü. : LAN
Eski dilde mektup,mesaj ulaştırma. : BELAĞ
Eski dilde mermer.:RUHAM
Eski dilde mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK
Eski dilde mum,balmumu.: ŞEM
Eski dilde müjde,müjdeli haber. : SAVA
Eski dilde Müneccimlerce insanın doğduğu andan başlayarak,yaşamındaki uğursuz anların hesaplanması. : ASİTAN
Eski dilde nevale,azık. : TUŞE
Eski dilde oburlar.: EKELE
Eski dilde Ocak ayı. : İKİNCİ KANUN : KANUNU SANİ
Eski dilde ok atıcı,okçu.:KEMANKEŞ
Eski dilde ok.. : TİR
Eski dilde oklar anlamında sözcük.:NİBAL
Eski dilde otlar. : ERA
Eski dilde öç,intikam.:SAR
Eski dilde öd kesesi.:MERARE
Eski dilde öfke.:RİS
Eski dilde öğrenci.:ŞAKİRT.:TİLMİZ
Eski dilde öğüt,akıl verme.: NUSH
Eski dilde öğüt,nasihat. : MEVİZE : NUSH
Eski dilde örtme,gizleme.: SETR
Eski dilde özgürlük yanlısı olanlar. : AHRAR
Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.:REVNAK
Eski dilde parlama.:LEM
Eski dilde pek az., çok aşağı. : EDNA
Eski dilde pirinç. : ERZ
Eski dilde rüzgar,esinti. : RİH
Eski dilde saf,arı,katıksız anlamında sözcük.:NAB
Eski dilde sağır. : ASAM
Eski dilde sanık.: MAZNUN
Eski dilde satrançtaki vezir taşı.: ASAF
Eski dilde satrançtaki vezir. : FERZ
Eski dilde sermaye,kapital.:RESULMAL
Eski dilde sıcak suda haşlama. : NAK
Eski dilde sıcaklık,hararet.:TEB
Eski dilde sığır çobanı.: RAİ
Eski dilde sıhhi. : ZENİ
Eski dilde soylular.:ZADEGAN
Eski dilde su yosunları.: ÜSNİYE
Eski dilde su.. : AB : MA
Eski dilde sünnet etme.:HİTAN
Eski dilde süs.: ZİVER
Eski dilde şarap.. :HAMR
Eski dilde şehir.:ŞAR
Eski dilde şiirler.:EŞAR
Eski dilde şişme,kabarma. : AMASA
Eski dilde taç.: İKLİL
Eski dilde taçlar. : TİC
Eski dilde tarak. : ŞANE
Eski dilde toplama. : İCMA
Eski dilde tuğgeneral.: MİRLİVA
Eski dilde tuz. : NEMEK
Eski dilde uyurgezer.: SAİFFİLMENAM
Eski dilde uzaklık,ara. : KAB
Eski dilde üzengi.: RİKAB
Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.:RAKİME
Eski dilde üzüm.: İNEB
Eski dilde üzüntü,kaygı, : HEM
Eski dilde vergi toplama . : CİBAYET
Eski dilde yakın,az aralıklı olan.:KARİN
Eski dilde yara.:ZAHM
Eski dilde yardım. : NASR
Eski dilde yasaklayan,engel olan. : NAHİ
Eski dilde yemin etme. : İLA
Eski dilde Yengeç Burcu.: SERETAN
Eski dilde yeni anlamında bir sözcük.: CEDİT
Eski dilde yıl. : AM
Eski dilde yılan.:MAR
Eski dilde yıldırım.: BARİKA
Eski dilde yıldız.:SİTARE
Eski dilde yırtma. : ÇAK
Eski dilde yiğitler,kahramanlar. : ASÜD
Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.: RAZİK
Eski dilde yumuşak.:NERM
Eski dilde yumuşaklık.: NERM
Eski dilde yuva.:LANE
Eski dilde yüzyıl.: ASR
Eski dilde zaman.:EYN
Eski dilde zarif giyinen kimse. : TİRENDAZ
Eski Doğu’da ve Bizans’ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı.:TİARA
Eski eşya pazarı.:BİTPAZARI
Eski İran dininde aşk ve bereket tanrısı. :ANAHİTA
Eski İran dininde aşk ve doğurganlık tanrısı.:ANAHİTA
Eski İskandinav mitolojisinde baş tanrı. : ODİN
Eski İskandinav mitolojisinde evrenin yaradılışında oluşan ilk canlı. : YMİR
Eski Japon bozuk parası. : RİN
Eski Japonya’da soylular sınıfı: İO
Eski Japonya’da tüccar sınıfı . : CHONİN
Eski Kıbrıs’ın kuvvet tanrısı. : BES
Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. : MABEYİN
Eski Mezdeki dinine bağlı Perslerin ayinlerde kullandıkları,bazılarının yalancı altın mantarı gibi sanrı yaratıcı bir mantar sandığı bitki. : HAOMA
Eski Mısır tanrılarının asası. : UAS
Eski Mısır valilerine verilen ad.:HİDİV
Eski Mısır ve Yunan kültürlerinde önemli bir yeri olan insan başlı aslan gövdeli mitolojik yaratık. : SFENKS
Eski Mısır’da güneş tanrısı. : AMON
Eski Mısır’da şehir devletlerine verilen ad.:NOM
Eski Mısır’da üretici güç. : KA
Eski Mısır’ın en büyük piramitlerinden biri. : MİKERİNOS
Eski Mısırlıların,Asya’nın Mısır’a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad.:AAMU
Eski mimarlıkta yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK
Eski Roma’da ayrıcalıklı Particiler dışında kalan yurttaşlara verilen ad.:PLEBLER
Eski Roma’da vahşi hayvan ve av tanrıçası.:DİANA
Eski Roma’da,bir sirk içinde küçük çapta deniz savaşları yapılmak üzere kazılmış büyük havuz.:NOMAHYA
Eski Romalılar zamanında,Roma’da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan.:FORUM
Eski Romalıların ulusal giysisi olan geniş ve uzun harmani. : TOGA
Eski Rusya’da gönüllü emekçiler birliği.:ARTEL
Eski salon danslarından biri. : KADRİL
Eski Sümer su tanrısı. : EA
Eski şairlerin kasidelerinde övdükleri kişilerden aldıkları bahşiş.:CAİZE
Eski Türk devletlerinde ,özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi yada bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. : ATABEK
Eski Türk güreşlerinden biri. : ABA
Eski Türklerde atasözü,tez. : SAV
Eski Türklerde büyük davula ve davul tokmağına verilen ad. : BARABAN
Eski Türklerde deniz tanrıçası.:AKANA
Eski Türklerde hekim. : ATASAGUN
Eski Türklerde kullanılan bir unvan.:TİGİN
Eski Türklerde mezarların üzerine anıt olarak dikilen taşlar. : BALBAL
Eski Türklerde ordu müfettişlerine verilen ad. : YASAVUL
Eski Türklerde ölüler için yapılan tören. : YOĞ : YUĞ
Eski Türklerde soylular sınıfı. : AKSÜYEK
Eski Türklerde Tanrı.: OĞAN
Eski Türklerde yağmur yağdırıp yel estirdiğine inanılan büyü taşı.:YADA
Eski Türklerde yer altı tanrısı.:ERLİKHAN
Eski ve usta gemici.: ÇAÇA
Eski Yahudilere verilen ad.:İBRANİ
Eski Yunan mitolojisinde Medusa’nın kanından doğma kanatlı at. : PEGASOS
Eski Yunan fabl’larını derlediğine inanılan,ama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara geleneksel olarak verilen ad.:EZOP (AİSOPOS)
Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.: MONAT
Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.:MONAT
Eski Yunan kentlerinde pazar yeri,antik kent meydanı.Yönetim,politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. : AGORA
Eski Yunan mitolojisinde kötülük tanrıçası.:ATE
Eski Yunan mitolojisinde öbür dünyanın en karanlık bölümü.: EREBOS
Eski Yunan mitolojisinde,Artemis tarafından öldürülen ve takım yıldıza dönüştürülen,Poseidon’un oğlu olan dev avcı.:ORİON
Eski Yunan mitolojisinde,Oidipus’un hem annesi,hem karısı olan kadın.: İOKASTE
Eski Yunan tiyatrolarında sahneye verilen ad.:SKENE
Eski Yunan ve Roma’da hekimlik tanrısı.: ASKLEPİON
Eski Yunanistan sitelerinin özelliklede Atina’nın yönetsel bölümü.:DEMOS
Eski Yunanistan’da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa. : ABAK
Eski Yunanlı,Grek.:HELEN
Eski Yunanlılarda,özellikle Makedonya piyadelerinin çekirdeğini oluşturan mızraklı alay.:FALANJ
Eski Yunanlıların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. : DİTİRAMP
Eski,ezeli. : KADİM
Eskiden adet,tören. : DEB
Eskiden albay. : MİRALAY
Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker. : AZEB
Eskiden Aralık ayına verilen ad. : İLKKANUN
Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.: LEZEZ
Eskiden Avrupa’da kentler arasında yolcu taşımakta kullanılan kapalı ve dört tekerlekli at arabası. : DİLİJANS
Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan ipekli kumaş. : ATABİ
Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan sağlam ipekli kumaş.:ATABİ
Eskiden bezek işlerinde kullanılan bir tür sedef.: ARUSEK
Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan.: GAR
Eskiden cüzamlı hastaların konulduğu yere verilen ad.: MİSKİNLER TEKKESİ
Eskiden ders çalışma masası. : RAHLE
Eskiden dervişlerin oturduğu yer,tekke.:DERGAH
Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.:REVENDÜK
Eskiden el yazması kitaplara yapılan suluboya resim.:MİNYATÜR
Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse.:KESEDAR
Eskiden Fransa’da kullanılan 52 ar değerinde olan yer ölçüsü.:AKR
Eskiden giyilen düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket.:SETRE
Eskiden giyilen kolsuz,önden açık,uzun ve geniş kesimli giysi. : KAFTAN
Eskiden harman ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi:. AŞAR
Eskiden İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN
Eskiden işlemeli kısa yelek türü. : CAMADAN
Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü.,Endonezya’nın plakası. : Rİ
Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel öçlü.:Rİ
Eskiden kansere verilen ad.:AKİLE
Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan bir top.:BALYEMEZ
Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. : TATU
Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad.:ABDAL
Eskiden koyun ve keçi başına alınan sayım vergisine verilen ad.: AĞNAM
Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan,zambakgillerden bir bitki.: SAPARNA
Eskiden köy muhtarının yardımcısı.:KİZİR
Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi.: OKKA
Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak,dilimli çuha başlık. : ŞUBARA
Eskiden kullanılan üç direkli,bir tür yelkenli savaş gemisi.: FİRKATEYN
Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.: LİRA
Eskiden kullanılan,kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.: ÇEKELEVE
Eskiden kullanılan,kolları ve etek uçları bazen bol ama genellikle bele oturan kadın korsajına verilen ad. : KARAKO
Eskiden kullanılmış ince,uzun ve zarif bir kayık.:HANIM İĞNESİ
Eskiden kullanılmış mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. : ÇAKALOZ
Eskiden kuyumculara taslak hazırlayan kimselere verilen ad. : SADEKAR
Eskiden Kuzey Afrika’daki dervişlere verilen ad.:MARABUT
Eskiden lise düzeyinde okul. : İDADİ
Eskiden Mısır halkından olan kimse. : KIPTİ
Eskiden Mısır köylülerine verilen ad. : FELLAH
Eskiden Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.:CİZYE
Eskiden nikahsız olarak alınan cariyelere verilen ad.: ODALIK
Eskiden oğlak burcuna verilen ad. : CEDİ
Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören.:AMİNALAYI
Eskiden on para değerindeki sikke. : METELİK
Eskiden özellikle sülüs yazı yazmak için kullanılan perdahlı bir kağıt türü : ALİKURNA
Eskiden papaların kullandığı tören başlığı. : TİARA
Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad.:NİGARİ
Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne.:AVİZO
Eskiden Romanya’nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.: ULAH
Eskiden Rum korsanlarına verilen ad.: IZBANDUT
Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan.:ATAMAN
Eskiden savaşlarda işaret vermek için kullanılan büyük davul.: KÖS
Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para veya armağana verilen ad. : CAİZE
Eskiden Tekel idaresine verilen ad.:REJİ
Eskiden tiyatroya verilen bir ad.:TEMAŞAHANE
Eskiden trajediye verilen ad.:HAİLE
Eskiden tuğgeneral.:MİRLİVA
Eskiden Türk’e yabancı olan kimse ve topluluklara verilen ad. : TAT
Eskiden ücret karşılığı ölünün arkasından ağlayan kadın.:NAYİHA
Eskiden üzerine yazı yazmak için hazırlanan deri,parşömen. : TİRŞE
Eskiden vezir konaklarındaki bir bölüm müstahdeme verilen ad.:ZOBU
Eskil. : ARKAİK
Eskilere göre dünya atmosferinin ötesindeki boşlukları dolduran çok uçucu akışkan.:ESİR
Eskimiş giyecek.:ALIK: ALAK
Eskimiş,üzerinden zaman geçmiş,kronik. : MÜZMİN
Eskimoların buzdan kulübeleri. : İGLO : İGLU
Eskimoların kendilerine verdiği ad. : İNUİT
Eskrimde kullanılan üç silahtan biri. : EPE : FLÖRE
Esmer açık kestane renginde olan.: KONUR
Esmer,açık kestane rengi rengi.:KANUR
Esnaf kuruluşu. : LONCA
Esnek dokunmuş ipekli yada yünlü bir kumaş. : JARSE
Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.: KABAK
Eş anlamlı. : SİNONİM
Eş basınç. : İZOBAR
Eş zamanlı olmayan.: ASENKRON
Eş zamanlı.: SENKRONİK
Eş,zevce. : REFİKA
Eşcinsel kadın. : LEZBİYEN
Eşek binmeliği. : SEMER
Eşek eyeri.: PALA
Eşek yavrusu. : SIPA
Eşek. : KARAKAÇAN: MARSIVAN
Eşey bezi. :GONAT
Eşeylik kazanmış böceğin son biçimi.:İMAGO
Eşeysiz bölünme. : AMİTOZ
Eşgüdüm.:KOORDİNASYON
Eşik. : SÖVE
Eşit. : MÜSAVİ
Eşkenar dörtgen. : MAİN
Eşya üzerindeki mikrop veya ufak böcekleri basınçlı buharla öldürmeye yarayan büyük kazan. : ETÜV
Eşyanın üzerini işlemek için kullanılan sedef,plastik,metal vs malzemeden yapılmış parlak ve yassı plaka. : PAYET
Eşyaya vurulan damga.:EN
Et ve sebzeleri, kapak kenarı hamurla iyice kapatılmış tencere içinde pişirme yöntemi. : USTUFATO
Et haşlanırken su üzerinde biriken tortu.:KEF
Et kesimi yortusu. : APUKURYA
Et yemez. : VEJETARYEN
Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi. : DÖPİYES
Etek ucuna doğru genişleyen. : EVAZE
Etene,son. : MEŞİME : EŞ
Eter. : LOKMANRUHU
Eti beyaz ve lezzetli bir balık.:SUDAK
Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık.:LEVREK
Eti için avlanan bir deniz kabuklusu.:LANGUS
Eti için avlanan,pavuryaya benzer küçük su hayvanı.:ÇAĞANOZ
Eti yenen bir çeşit mürekkep balığı. : KALAMAR
Etiket. : PAFTA
Etiyopya’nın para birimi. BİRR
Etken,yapan. : AMİL
Etkime. : TESİR
Etli lahana yemeği.:KAPUSKA
Etli,yuvarlakça ve şişkin olan sap kısmı yenen lahana cinsi. : ALABAŞ
Etnik. : BUDUNSAL
Etoburların gelişmiş dönemlerinde kalın bağırsaklarında yaşayan tenya türü.:EKİNOKOK
Ev halkı,aile. : HORANTA
Ev makarnası. : ERİŞTE
Ev.:BEYT
Evde kalmış kız. : KALIK
Evlek. : MAŞALA
Evlenme.:İZDİVAÇ
Evlerin önündeki taşlık. Üstü kapalı balkon : SUNDURMA
Evlerin önüne oturmak için taş ve çamurdan yapılan set.: SEKİ
Evren bilim. : KOZMOLOJİ
Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan öğreti.:HİLOZOİZM
Evrensel alıcı kan grubu. : AB
Evrensel hayat enerjisi anl***** gelen,çok eski bir Japon sağlık tekniği.: REİKİ
Eyer örtüsü. : ÇAPRAK : ŞAPLAK
Eytişim. : DİYALEKTİK
Ezgi,makam. : TERANE
Ezgi.:MELODİ
Ezici.:KAHİR
Ezilmiş havuç içine fındık,şeker vs eklenerek yapılan bir tatlı türü.: CEZERYE
Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü
F
Fabrika yapımı her türlü kumaş,bez gibi dokumalar. : MANİFATURA
Fahri.:ONURSAL
Faizler. : FERAİZ
Fal. : BAKI
Falez.:YARIYAR
Farazi. : HİPOTETİK
Farbala,fırfır.: FARBA
Farsca’da tat,çeşni,tadılacak şey. : MEZE
Fas’ın plaka işareti. : MA
Fas’ta işlenen yumuşak bir tür keçi derisi. : MAROKEN
Fas’ta sultanı devirmek isteyen kimseye verilen ad.:RUGİ
Fatih Sultan Mehmet’in şiirlerinde kullandığı mahlas. : AVNİ
Favori,/gözde sporcu.:AS
Faydalar. : MENAFİ
Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bir şiir kitabı. : ASU
Fedai. : SERDENGEÇTİ
Felç,inme. : NÜZUL : AKATİZİ
Felç.: PARALİZİ
Felçli. : MEFLUÇ
Feldispat,kuvars,mika ve ortoklaz minerallerinden birleşmiş,türlü renkte billursu,çok sert bir kayaç.: GRANİT
Felsefe,bilgelik. : HİKMET
Felsefede bir durumdan diğerine geçiş. : OLU
Felsefede değişebilen,geçici nitelik.:KİP
Felsefede nesnenin kendisi.:NUMEN
Felsefede seçmecilik.: EKLEKTİZM
Felsefede,belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen,yalnızca sınırlı,dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi,öğreti.:İÇREK
Ferman : YARLIK
Feryat.:VAVEYLA
Fesleğen’de denilen,yaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi. : REYHAN
Fethiye ilçesi yakınlarında,doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy ve ada.:KATRANCI
Fıçı biçiminde Libya davulu. : NEVBET
Fıçıcı keseri. : BARDA
Fıkıh bilgini.:FAKİH
Fıkra.:ANEKDOT
Fındık ve Antep fıstığı veya meyve konservesi katılmış sertçe veya daha yumuşak pişmiş şeker hamuru.:NUGA
Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan ve soyu tükenme tehlikesi gösteren,uzun gagalı bir kuş. : KELAYNAK
Fırfır.: FARBALA
Fırında ekmek,börek,çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek. : ISIRAN
Fırınları temizlemekte kullanılan ucuna bez sarılı uzun sırık.:ESE
Fışkıran su.:DAFİK
Fışkırma. : FEVERAN
Fidan,yeni dikilmiş fidan.:DİKME
Fide dikilirken kullanılan ucu çatallı çubuk. : DİKEÇ : DİKELEÇ
Fide veya fidan dikilen yer.:ARIK
Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü.:TAVA
Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak. : TAVA
Fihrist. : KATALOG
Fiiller,eylemler anlamında eski söz. : EFAL
Fiillerin zarf olarak kullanılan şekilleri,bağfiil.: ULAÇ
Fildişi kıyısı plakası. : Cİ
Filika büyüklüğünde bir deniz teknesi,küçük vapur,istimbot. : ÇATANA
Filipinler’de yetişen,dokuma maddesi elde edilen bir tür muz ağacı.:MANİLA KETENİ
Filipinlerde yetişen ve Manila keneviri adlı elyafı veren muz türü. : ABAKA
Filistin Direniş Hareketi. : İ NTİFADA
Filizlenmek.:CÜCÜKLENMEK
Film seslendirmelerinde,tiyatro oyunlarında hareketlere uygun seslerin özel bazı yöntemlerle çıkartılması işlemi.:EFEKT
Filmin başlangıç yazıları. : JENERİK
Filmin kurgusu açısından bir bütün oluşturan plan dizisi.:SEKANS
Finlandiya parlamentosuna verilen isim. : EDİSKUNTA
Finlandiya’da göl.:İNARİ
Finlandiya’nın plaka işareti.:SF
Fistül.:AKARCA
Fiyatların düşmesini önlemek için ürünlerin piyasaya sürülmeyip tahrip edilmesine verilen ad:DARDANİZM
Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu.:OPTİK
Fizikte bir iş birimi. : JUL
Formika görünümlü sunta .: SUNTALAM
Fosforun simgesi. : P
Fotoğraf duyarlığını belirten sayısal değer. : ASA
Fotomekanik işlemlerde duyarlı tabaka önüne yerleştirilen kareli veya ağımsı saydam bir malzemeden oluşan elek.:TRAM
Fransa’da 18. yüzyılın başında çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bir bezeme üslubu.:ROKOKO
Fransa’da bir ırmak. : AİM
Fransa’da bir idari bölge.: AİN
Fransa’nın güneybatısında planlama bölgesi.:AKİTANYA
Fransa’nın kuzey yarısında konuşulan Roman dili lehçeleri. : OİL
Fransa’nın plakası. : FR
Franz Kafka’nın sevgilisi. : MİLENA
Frengi. : SİFİLİS : ŞANKR
Frengiye benzer bir hastalık. : PİAN
Futa. : KİK
Fütüvvet şeyhi.:AHİ
Füzeli mermi veya makinelerin,havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.:RAMPA
Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü
G
Gabon’da yetişen zakkumgillerden bir ağaç.:İBOGA
Gaetano Donizetti’nin bir operası. : RİTA
Gaf,:POT
Gagasındaki deliklerden rüzgar estikçe türlü sesler çıktığına inanılan bir masal kuşu. :MUSİKAR
Galeta ununa bulanarak yağda kızartılan bir çeşit köfte,patates v.s.:KROKET
Galeta ununa bulanarak yağda kızartılmış pirzola.: KOTLETPANE
Gambiya’nın para birimi. : DALASİ
Gametlerde bulunan kromozomların hepsine verilen ad.: GENOM
Gana’nın para birimi.: SEDİ
Gayrı müslim mezarlığı. : MAŞATLIK
Gayrı,başka anlamında eski sözcük. : SİVA
Gaz söktürücü bir bitki./ Hoş kokulu ve baharlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve içkilerde tat verici olarak kullanılan otsu bitki. : REZENE
Gazel ve kasidenin ilk beytine verilen ad. : MATLA
Gazete,dergi gibi yayınlarda sayfa düzeni.:MİZANPAJ
Gazete.:CERİDE
Gazetecilik dilinde uydurma habere verilen ad. : ASPARAGAS
Gaziantep ve Kayseri yöresine özgü,yoğurt tatlısına benzer bir hamur tatlısı.:NEVZİNE
Gaziantep yöresinde yetişen beyaz bir üzüm cinsi.: RUMİ
Gaziantep yöresine özgü bir cins çörek.:KAHKE
Gaziantep yöresine özgü bir halkoyunu. : AŞEY
Gaziantep yöresine özgü bir tür kebap. : CARTLAK
Gazinolardaki ilgi çekici,eğlendirici gösteri:. ATRAKSİYON
Gazların hareketini inceleyen fizik bilimi dalı.:AERODİNAMİK
Gebe inek. : AVGAN
Gebre otu. : KAPARİ : KEBERE
Gece korkusu.: NYCTOFOBİ
Gece ve gündüzün eşitliği. : EKİNOKS
Gece ziyafetlerinde,galalarda ve gece eğlencelerinde erkeklerin giydikleri,önü açık,ceketi daha çok atlas yakalı takım elbise.: SMOKİN
Gece. : TÜN : ŞEB
Geceler anlamında eski sözcük. : LEYAL
Geceleri sık işeme. : NİKTÜRİ
Geceleyin söylenen ağır ve feryatlı türkülerde uygulanan bir halk ezgisi. : TATYAN
Geceleyin, ateş çevresinde genç erkeklerin davul, zurna eşliğinde oynadıkları bir halk oyunu.: SİNSİN
Gecelik,gömlek,peçete yapımında kullanılan bir tür ince,yıkanabilir pamuklu kumaş.:ŞİLEBEZİ
Geçen yıl.:BILDIR
Geçerli,akan. : CARİ
Geçici,yeterli etkinliği olmayan. : PALYATİF
Geçim. : MAİŞET
Geçimini orman ürünlerinden sağlayan köylü. : ÇITAK
Geçişme.: OSMOS
Gedik,yarık. : RAHNE
Gelecekçilik.:FÜTÜRİZM
Gelen evrak. : VARİDE
Gelenek. : ANANE
Geleneksel Anadolu konut mimarlığında,ahşap yapılardaki çıkmaların altına çaprazlamasına konan dikdörtgen kesitli destek.:ELİBÖĞRÜNDE
Geleneksel Türk evlerinde bulunan raf. : TEREK
Gelibolu yarımadasında eskiçağ kenti.: İDAİON
Gelibolu yöresinde kadınların boydan boya örtündükleri bir tür çarşaf.:ALAVURA
Gelin başlığı. : KEPEZ
Gelin çiçeği.:KALA
Gelin tacı.:KALAK
Gelincik çiçeği. : KIZALAK : KALA
Gelincik.: ARS
Gelinin çeyizi.:DÜRÜ
Gelip çatma,girme. : HULUL
Gelip geçici. :ARIZİ
Gelirler. : VARİDAT
Gelişigüzel toplanmış eşya. : DERİNTİ
Gelişigüzel ve dayanıksız yapılmış anlamında: ÇER
Gelişigüzel. : ALELITLAK
Gelişme. : NEŞVÜNÜMA
Gemi bordolarına,küpeştelerine açılan dörtgen biçimli delik.:LOMBAR
Gemi çatmasında eğri parça.:PARAÇOL
Gemi demiri.:ÇAPA.:LENGER
Gemi demirinin ucundaki yassı parça.: TIRNAK
Gemi enkazı,batık. : LAŞE
Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri. : KEMERE
Gemi için,pervaneyi ters yönde çevirme.: TORNİSTAN
Gemi kiralama : ISKAPARMA
Gemi omurgası.:KARİNA
Gemi safrası. : SABURA
Gemi yada tren yatağı. : KUŞET
Gemi yapılan yer.:TERSANE
Gemi yapım yeri.Gemilerin yükleme ve boşaltma yapması için rıhtımlarla çevrili havuza verilen ad. :DOK
Gemi zincirinin su içindeki bölümü. : KALOMA
Gemici çırağı,küçük yaştaki tayfa yamağı. : MİÇO
Gemici düdüğü.: SİPSİ
Gemici,işçi gibi kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili,danslı yer.:BALOZ
Gemicilerin eğlenmek için gittikleri içkili yer. : BALOZ
Gemicilerin gayret sözü. : HEYAMOLA
Gemicilikte halat germe. : TİZE
Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.:ARMADURA
Gemide hareket halinde bulunan bir halatın veya zincirin,bir an durdurulması için verilen komut.: ABOSA
Gemide hava bacaları. : MANİKA
Gemide tayfa başı. : LOSTROMO
Gemide teslim satış. : FOB
Gemilerde çeşitli anlamlar taşıyan ışıklı işaretlerin topluca sıralandığı direk.:NOEL AĞACI
Gemilerde denizcilik kurallarına aykırı durum. : KARAVELA
Gemilerde kullanılan demir halka. : ANELE
Gemilerde kullanılan küçük su fıçısı. : KARTEL
Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken. : RANDA
Gemileri bağlamakta kullanılan üç yada dört kollu halat. : YOMA
Gemileri farklı iki su düzeyinin birinden ötekine geçirmek için yapılan ara havuz. : LOK
Gemileri iskele,rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. : PALAMAR
Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan bir tona eşit birim.:TONİLATO
Geminin saatteki hızını ölçen alet. : PARAKETE
Geminin arkası. : PUPA
Geminin bağlı olduğu limanın adı yazılan düz veya yuvarlak kıç bölümü :AYNALIK.
Geminin başka bir gemiden veya kıyıdan uzaklaşması.:AVARA
Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken.: FLOK
Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.:KANA
Geminin en geniş yeri. :MASTURİ
Geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak. : BANDIRA
Geminin içindeki en alt bölüm.: SİNTİNE
Geminin ön tarafı. : PRUVA
Geminin rüzgar alan yönü. : ORSA
Geminin rüzgar üstüne veya altına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme,bazısını germe işlemi. : TİRAMOLA
Geminin yan kısmı.:BORDA
Geminin zincirini toplayıp demirini kaldırmaya hazır bulunması :APİKO
Genç yanardağların çevresinde,karbondioksit ve metan gazı ile çeşitli hidrokarbon gazları sızdıran yarık veya delik.:MOFET
Genç,toy. : TORLAK
Genelev işleten kadın,mama.:ÇAÇA
Genelge. : TAMİM
Genellikle 12 Martta görülen,Batı Karadeniz’e özgü şiddetli bir fırtına.:HUSUM
Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen örgü kazak.:SÜVETER
Genellikle bayramlarda konuklara ikram edilen kokulu bir çörek.:NOKUL
Genellikle beyaz renkli ve damalısı da olan cilalanabilen billurlaşmış kireç taşı. : MERMER
Genellikle bir çok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı.:SABO
Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet.:RİPER
Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tatlı bisküvi. : KEDİDİLİ
Genellikle eski bir sanat yapıtının,bir yazıtın çizilerek veya boyanarak yapılmış kopyası.:RÖLÖVE
Genellikle gece kulüplerinde,pavyonlarda genç bir kadının müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri.: STRİPTİZ
Genellikle giysinin yaka,kol,etek çevresine kendi kumaşından veya başka kumaştan geçirilen ince şerit.: BİYE
Genellikle gömlek yapmakta kullanılan,çizgili ve ince bir pamuklu kumaş.:ZEFİR
Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez,naylon v.s.’den yapılmış örtü.:TENTE
Genellikle hamsi veya sardalye balığından yapılan zeytinyağlı ve tuzlu balık ezmesine verilen ad. : ANÇÜEZ
Genellikle haşlandıktan sonra salata olarak yenilen,deniz kenarlarında ve tuzlu topraklarda yetişen otsu bir bitki.:DENİZ BÖRÜLCESİ
Genellikle Hindistan’da dokunan,özel motifleri olan değerli bir yün kumaş. ŞAL :
Genellikle kadınların denize girerken saçları ıslanmasın diye kullandıkları başlık.:BONE
Genellikle kahveyle birlikte yenilen bir tür çikolata. : TRÜF
Genellikle kışın akan,yazın kuruyan küçük çay : DERE
Genellikle kürkten yapılmış omuz atkısı : ETOL
Genellikle ölçü aygıtlarında gösterge çizelgesi. : SKALA
Genellikle resmi yerlerde,resmi işlerde uyulması gereken kural,yol ve yöntemlerin tümü.:SEREMONİ
Genellikle şeker hastalarının kullandığı tatlandırıcı : SAKARİN
Genellikle topla yapılan yaylım ateş. : SALVO
Genellikle uluslar arası bir serginin yapımcılığını üstlenen kişi. : KÜRATER : KÜRATÖR
Genellikle Uzakdoğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden doğan bir hastalık. : BERİBERİ
Genellikle Venedik’te kullanılan bir kayık.:GONDOL
Genellikle yakmak için kullanılan iri saman.: KES
General veya amiral aşamasındaki askerler.:ERKAN
Geniş açılı manzara. : PANORAMA
Geniş cadde. : BULVAR
Geniş kulplu kap. : LENGER
Geniş şal. Uzun omuz atkısı. : ETOL
Geniş ve derin bilgisi olan. : MÜTEBAHHİR
Geniş yapraklı bir süs bitkisi.:DEVE TABANI
Geniş,engin : VASİ
Genişlik. : VÜSAT
Genizsi,genzel.:NAZAL
George William Russell (takma adı). : AE
Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı.:NATÜRALİZM
Gerçek olan,gerçeğe yada aslına dayanan.:OTANTİK
Gerçekleşme.: TAHAKKUK
Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmaya yarayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi.:DİYALEKTİK
Gerçekten,doğrusu. : FİLHAKİKA
Gerekçe. : ESBABI MUCİBE
Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kimse.:ALAYLI
Gerekli,lüzumlu.: BECİT
Gerekli. : MUKTAZİ
Gerekme,gerekçe. : İKTİZA
Gerektiği zaman kullanılmak için saklanan tahıl. : ZAHİRE
Geri alma. : İSTİRDAT
Geri çevirme. : İRCA
Gerilim yokluğu. :ATONİ
Gerilmiş halatla taşıma.Getirip götürme halatı. : VARAGELE
Geriye doğru uçabilen küçük bir kuş. : KOLİBRİ
Gevenden çıkarılan ve kestere de denilen bir tür zamk.: KİTRE
Geveze,sözünü bilmez anlamında yerel bir sözcük.:VAZALAK
Geveze. : RAAT
Geviş getiren hayvanlarda,dört bölümlü midenin dördüncü bölümü.: ŞİRDEN
Gevrek bir elma türü.:FERİK
Gevşek,iş bilmez,tembel.:SALPA
Gezegen. : PLANET
Gezgin samuray.: RONİN
Gırtlağın ön tarafında bulunan ve salgısını kana veren bir bez.:TİROİT
Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap.:LARENJİT
Gidiş. : AZİMET
Gine’nin para birimi.: SİLİ
Giresun yakınlarında bir burun. : YOROZ
Giriş müziği. : PRELÜD
Girişik bezeme. : ARABESK
Girit’in efsanevi kralı. : MİNOS
Gitar eşliğinde seslendirilen Portekiz halk şarkısı. : FADO
Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü.:STİLİST
Giyim süslemede,şapka,çanta ve sepet örmede kullanılan parlak ve renkli şerit.: RAFYA
Giysi kesimi,kesimle verilen biçim. : KUP
Giysi. : LİBAS: ESVAP : FİSTAN
Giysinin kenarına paralel olarak yapılan kendi kumaşından süs. : BİYE
Gizemcilik.: MİSTİSİZM
Gizemli eski yazı.:RUNİK
Gizleme,örtme.: SETR
Gizli oyun.:DALAVERE
Gizli yer,köşe bucak. : TUN
Gizli,saklı,gizlenmiş.:PİNHAN
Gobene’de denilen bir balık. : TORBİL
Gomalak’da denilen ve cilacılıkta kullanılan hayvansal kökenli reçine.:ŞELLAK
Gonçarov’un,uyuşuk ve iradesiz bir toprak sahibinin portresini çizdiği ünlü romanı.:OBLOMOV
Gondol’a benzer kayık. : PEREME
Gondolcu şarkısı.:BARKAROL
Göçebe ve yarı göçebe Türkmenler arasında,genellikle ölülerin ardından söylenen ağıt ve bozlağa benzer türkü. : YAKIM
Göçebe,eti için avlanan bir kuş. : ÇULLUK
Göçebelik:. BETAET
Göçücü balıkların Akdeniz’den Karadeniz’e çıkması. : ANAVASYA
Göçücü balıkların Karadeniz’den Akdeniz’e geçmesi. : KATAVASYA
Göğün en yüksek katı.: ARŞ
Göğüs kafesinin iç yüzünü kaplayan ve akciğerleri saran zar.:PLEVRA
Göğüs kemiği arkasında bulunan iç salgı bezi.: TİMÜS
Göğüs zarı. : PLEVRA
Göğüs,bağır.:DÖŞ: TORAKS
Gök bilim.:ASTRONOMİ
Gök boşluğu.:CEVV
Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç.:USTURLAP
Gök gürültüsü korkusu.: BRONTOFOBİ
Gök yakut. : SAFİR
Gökçeada’da yurdumuzun batıdaki en uç noktası olan burun. : AVLAKA
Gökçeada’nın eski adı. : İMROZ
Gökkuşağı,eleğimsağma. : ALAİMİSEMA : ALKIM
Gökova körfezi kıyısında turistik bir belde.:AKYAKA
Gökova körfezinin güney kıyısında doğal güzelliğiyle ünlü bir koy.:BÖRDÜBET
Göktaşı. Taş meteorit. : AEROLİT
Gökteki ay. : MAH
Gökyüzü. : ASUMAN
Gölge. : SAYE
Gölgede kalan taraf.: KUZ
Gölgeler. : ZILAL
Gölgelik. : TENTE
Gölgelik.: SAYEBAN
Gölleri inceleyen bilim dalı. : LİMNOLOJİ
Gömlek. : KAMİS
Gönderme , yollama. : İRSAL
Gönderme kağıdı. : İRSALİYE
Gönlü rahat.Sessiz,sakin. :ASUDE
Gönül alıcı davranış, kompliman.:CEMİLE
Gönül alma.: TALTİF
Görevi sadece şarap dağıtmak olan garson.:SOMELİYE
Görgülü,terbiyeli,olgun kimse. : ÇELEBİ
Görgüsüz.:CUDAM
Görkem,ihtişam,şatafat,tantana.:DEBDEBE.:ŞAŞAA
Görme. : RÜYET
Görsel sanatlar ve müzik alanlarında,1960’ların sonlarında NewYork kentinde ortaya çıkan,biçimde aşırı sadeliği ve nesnel yaklaşımı savunan akım.:MİNİMALİZM
Görsel sunumu içeren özel dosya.:PORTFOLYO
Görülen alemin ötesi.: MAVERA
Görüngü bilimi. :FENOMENOLOJİ
Görüntüleme.: KLİP
Gösterge bilimi. : SEMİYOLOJİ
Göstergebilim.: SEMİYOLOJİ
Gösteriş,şatafat.:CAFCAF
Gösteriş. :ALAYİŞ
Gösteriş.:ALAYİŞ
Gösterişi seven,varlıklı kimse.: KALANTOR
Gösterişi ve özentisi olmayan. : BABAYANİ
Gösterişsiz,sade yaşamaktan yana olan.:KALENDER
Gösterme,ortaya çıkarma. : İZHAR
Götürü iş yapan.: TAŞERON
Götürü,toptan. : KABALA
Gövde heykeli. : TORS
Gövdesi , kabuğu soyulduktan sonra yenilen veya turşusu yapılan yumru köklü,beyaz çiçekli ve otsu bir bitki. : GİMİ
Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz.: REBAP
Gövdesi kızıl kırmızı,ayakları ve yelesi siyah renkli olan at.:DORU
Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan cinsi.:ARA
Göz alıcı,göze çarpıcı. : FRAPAN
Göz bebeği.:HADEKA
Göz çukuru. :ÇANAK
Göz tansiyonu.:GLOKOM
Göz.:DİDE
Gözbağcı,büyücü. : RAİB
Gözde iris ile billur cisim arasında bulunan boşluk. : ARTODA
Gözde sarıya çalan kestane rengi. : ELA
Gözdeki ağ tabaka. : RETİNA
Gözdeki arpacık.:İT DİRSEĞİ
Gözdeki billur cismin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen körlük,aksu.:KATARAKT
Göze takılan mercek. : LENS
Gözle görülmeyen,yapay olarak elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım,ultraviyole.:MORÖTESİ
Gözlemevi. : OBSERVATUAR
Gözler,pınarlar,kaynaklar. : UYUN
Gözleri ağrılı ve kirpikleri dökülmüş kimse.:CİPİ
Gözleri görmeyen. : AMA
Gözpınarları. : AMAK
Gözün içini aydınlatıp görmek ve gözü muayene etmek için kullanılan aynaya verilen ad. :OFTALMOSKOP
Gözün ön odasına kan dolması.: HİFEMA
Gözüpek. : ACAR
Gözyaşı ile ilgili. : LAKRİMAL
Gözyaşı kanalcığı içinde oluşan taş.:DAKRİYOLİT
Gözyaşı.: EŞK
Gramerde çıkma durumu.:ABLATİF
Gramerde özne.: SÜJE
Granitle aynı kimyasal yapıda,içinde mikrolitler olan kayaç.:LİPARİT
Gri renkli,sise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakası,katmanbulut.:STRATUS
Gri veya sarı renkte,etçil bir sinek cinsi.Çulluk sineği.:YEPTİS
Grip,paçavra hastalığı.:ENFÜANZA
Grup,kategori. : ULAM
Guatemala’nın para birimi.:KETZALİ
Guatr. : GUŞA
Gurbete gitme.:CELA
Gurbette yaşayan.:ELGİN
Gurur. : AZAMET
Gübre,tezek. :KEMRE
Gücenme.:İĞBİRAR
Gücü tükenmiş,yorgun,bitkin.: ARGIN
Gücü’de denilen ve bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak.:NİRE
Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar. : İSLİM
Güç vermek,güçlendirmek.:PEKİTMEK
Güçlü ve gösterişli,iri yarı kadın.:BABAÇKO
Güçlü,kuvvetli,sağlam. : BEKEN
Güçlü,şiddetli etki. : ZARP
Güçlük,sıkıntı.:MEŞAKKAT
Güçsüz düşmek,yorulmak.:FARIMAK
Güldürücü öyküler,fıkralar anlatıp hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyerek halkı eğlendiren kimse.:NEKRE
Güleç,güler yüzlü.:BESİM
Güleç.:BESİM
Güler yüzlü.:BEŞUŞ
Gülgillerden bir ağaç ve bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi. : ÜVEZ
Gülgillerden bir ağaç.:ÜVEZ
Gülgillerden yabani bir ağaç ve bu ağacın mayhoş yemişi.:ALIÇ
Güllük körfezi kıyısında,Milas ilçesine bağlı turistik bir köy.: KIYIKIŞLACIK
Gülme,gülüş.: HANDE
Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın.:RÜKÜŞ
Gülünç derecede dar ve kısa giyinmiş olan. : ZİBİDİ
Gülüş. : HANDE
Gülüt. : GAG
Gümüş balığı. : ATERİNA
Gümüş balığına benzer bir küçük balık. : ÇAMUKA
Gümüş parlaklığında,bilinen en hafif element.: LİTYUM
Gümüş parlaklığında,demir sertliğinde,kolay işlenir ve kolayca tel durumuna getirilir bir element.:NİKEL
Gümüş üstüne özel bir biçimde kurşunla işlenen kara nakış.:SAVAT
Gümüş,altın tellerden süsleme. : TELKARİ
Gümüşbalığının küçüğü. : AFİS: İLARYA
Gümüşhane ilinde,kayak merkezi olan bir dağ. : ZİGANA
Gümüşhane ilinde,sarkıt ve dikitleriyle ünlü bir mağara.:KARACA
Gümüşhane’nın Şiran ilçesi yakınlarında bir şelale. : TOMARA
Gümüşhane’nin Şiran ilçesi yakınlarında bir şelale.:TOMARA
Gümüşhane’nin Torul ilçesinde,tabiat parkı kaps***** alınan 18 krater gölünün ortak adı.:ARTABEL
Gün doğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar. : SABA
Gün. : RUZ
Günahtan dönme.: TÖVBE
Günahtan sakınma,züht. : TAKVA
Gündüz sefası. : KAHKAHA ÇİÇEĞİ
Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde. : KLOROFİL
Güneş odası. : SOLARYUM
Güneş.: AFİTAP.: ŞEMS
Güneşin battığı yer, batı. : MAĞRİP
Güneşin doğduğu yer,doğu. : MAŞRIK
Güneşin doğması. : TULU
Güneşin yedi rengini ayrıştıran spektroskop.: TAYFBİN
Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et.:KADİT
Güneşten yayılan ısı miktarını ölçmeye yarayan alet.: HELYOGRAF
Güney Amerika’da yaşayan bir cins deve kuşu.: REA
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yönetsel başkenti.:PRETORİA
Güney Afrika Cumhuriyetinde doğmuş veya uzun süredir orada yaşayan ve Afrikaans dili konuşan beyaz ırktan kişiler.:AFRİKANER
Güney Afrika Cumhuriyetinin plakası. : ZA
Güney Amerika ırmaklarında yaşayan bir balık.:DORADO
Güney Amerika kemiricisi: AGUTİ
Güney Amerika ormanlarında yaşayan,mavi ve yeşil metalik yansımalı bir kuş.:AGAMİ
Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : KÜRAR
Güney Amerika’da üretilen kaliteli bir kahve cinsi. : ARABİKA
Güney Amerika’da yaban hayvanlarını yakalamakta kullanılan kement.:LASO
Güney Amerika’da yaşayan büyük su yılanı. : MUSURANA
Güney Amerika’da yaşayan iri kemirici bir hayvan.:PAKARANA
Güney Amerika’da yaşayan uzun kuyruklu bir tukan türü. : ARAKARİ
Güney Amerika’nın sıcak ve bataklık bölgelerinde yaşayan bir kuş. : HOAZİN
Güney Anadolu’da yabani olarak bulunan ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen kırmızı çiçekli otsu bir bitki. : NAKIL
Güney Anadolu’daki konar göçer Türkmenler arasında göç kervanını yöneten genç kıza verilen ad. : ALADORLAR
Güney Ege ve Akdeniz kıyısı bölgelerimizde Çipura balığına verilen ad. :ALYANAK
Güney kutbunda yaşayan bir kuş.:PENGUEN
Güney ve Güneydoğu Anadolu da halk arasında domatese verilen ad. : BANADURA
Güney yarımkürede bulunan parlak yıldız,Yıldırak.: SÜHEYL
Güney,güney rüzgarı,kaba yel. : LODOS
Güneydoğu Asya’da özellikle Laos’ta kullanılan ağızlı org. : HEN
Güneydoğu Anadolu ile Irak Türk bölgesinde ezgiyle söylenen mani. : HOYRAT
Güneydoğu Anadolu’da antik kent.:ZEUGMA
Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilen yerli koyun ırkı. : İVESİ
Güneydoğu Anadolu’ya özgü acı kahve. : MIRRA
Güneydoğu Anadolu’ya özgü,çekilmiş mercimek,bulgur ve soğanla yapılan bir yemek.:KÖLÜKAŞI
Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nin simgesi.:ASEAN
Güneydoğu Asya’da bir ırmak. : İRAVADİ
Güneydoğu Asya’da yaşayan kuyruklu bir maymun.:MAKAK
Güneydoğu Asya’da yaşayan yabani öküz. : BANTENG
Güneydoğu Asya’da yetişen ve mobilya yapımında kullanılan bir cins kamış.:RATAN
Gün-gece eşitliği : EKİNOKS
Günlük yaşama ait küçük ve geçici belgeleri toplama şeklinde koleksiyonculuk. : EFEMERA
Gür erkek sesi.:DAVUDİ
Gürcistan’ın başkenti. : TİFLİS
Güreş meydancısı.:CAZGIR
Güreşler için boğa yetiştiren kimse.:GANADERO
Güreşte bir oyun.: KAFAKOL
Güreşte bir oyun.:BOYUNDURUK.:KURTKAPANI.:DALMA:ÇİPE
Gürgengillerden,kerestelik bir ağaç cinsi.:HUŞ
Gürültü patırtı.:DAĞDAĞA
Gürültü,patırtı,telaş,karmakarışık durum.: DAĞDAĞA
Güven mektubu.:İTİMATNAME
Güvercin kanadı. : CENAHI KEBUTER
Güvercin. : KEBUTER
Güverte locasının altındaki demir kol. : KASTANYOLA
Güzel avrat otu.:BELLADONNA
Güzel avrat otundan elde edilen ve hekimlikte yararlanılan zehirli bir madde. : ATROPİN
Güzel çiçekli bir süs bitkisi. : KANA
Güzel koku. : RAYİHA
Güzel koku.:ARF
Güzel kokular.:ITRİYAT
Güzel kokulu beyaz çiçekler açan ağaççık.:FUL
Güzel kokulu bir kavun türü. : ŞAMAMA
Güzel kokulu çiçekleri olan tırmanıcı bir bitki.:HANIMELİ
Güzel kokulu,değişik renkli çiçekleri olan bir süs bitkisi.: ŞEBBOY
Güzel kokulu,sarı renkte,uzunca bir kavun türü.:TOPATAN
Güzel kokulu.: ITRİ
Güzel konuşma yeteneği. : NATIKA
Güzel sanatlar evi.:DARÜLBEDAYİ
Güzel sesli bir kuş.:İSKETE
Güzel sesli ötücü bir kuş. : İSKETE
Güzel sevgili. : NİGAR
Güzel söyleme ve yazma yeteneği. : SELİKA
Güzel söz söyleyen,konuşkan.:DİLBAZ
Güzel ve faydalı şeyler.:BEDAYİ
Güzel ve inandırıcı konuşma.:CERBEZE
Güzel yüz.:DİDAR
Güzel,hoş (kadın). : RANA
Güzel,hoş,nefis.: OFLAZ
Güzel,ince,zarif kadın.Ceylan.: AHU
Güzel,iyi kadın anlamında kullanılan bir sözcük : HASNA
Güzel,sevimli insan.:GÖKÇEK
Güzel. : NİK
Güzeli en üstün,en yüce değer sayan kişi.:ESTET
Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü
H
Haberci,ulak. : KARAKULAK
Haberleşmeye yarayan bir tür süratli vapur.: AVİZO
Habeş piskoposlarına verilen ad. : EBUNA
Habeş soylusu. : RAS
Habeş Yahudi’si.:FLAŞA
Hac sırasında kesilen kurban.: HEDİ
Hacim,oylum. : CİRİM
Haç : ÇARMIH
Hafıza kaybı : AMNEZİ
Hafif esinti.:İPİLTİ
Hafif kadifemsi bir görünüş kazandırılmış sığır derisi. : NUBUK
Hafif yağmur,serpinti.:ÇİLENTİ
Hafif yaralama : HACAMAT
Hafniyum’un simgesi. : HF
Haiti kökenli bir dans ve müzik.:MAMBO
Haiti kökenli,rumba ve çaça’ya benzeyen bir dans.: MAMBO
Haiti plakası. : RH
Hak ve adalete uygunluk.: NASFET
Hakim,başat,başta gelen.:DOMİNANT
Hakkı devretme.: TEMLİK
Haksız olarak alınan toprak,mal. : ASABALIK
Haksızlık,kıygı. : GADR (GADİR)
Hala.:BİBİ : ÇİÇE
Halat gibi örülmüş iplik çilesi. : TURA
Halat ucu.: ÇIMA
Halat yumağı.: RODA
Halatların dikişlerinde kullanılan demir veya ağaç kama.: KAVELA
Halatta kaymayı önleyen bir düğüm biçimi.:KROPİ
Halı dokuma tezgahı.:ISDAR
Halı ve jakar dokuma sanayinde çözgü ipliği. : KORD
Halı veya kilim dokunan tezgah. : ISDAR : ISTAR
Halı,kilim veya bez dokuma tezgahı. : HAMA: HANA
Halıcılıkta iplik düğümlerini sıkıştırma topağı. : KİRKİT
Halk arasında yaban arısına verilen ad. : SARICA
Halk arasında ekini biçilip kaldırılmış tarlaya verilen ad. : KOZAN
Halk arasında Eylül ayına verilen ad.:VERİMAY
Halk arasında hindiye verilen ad. : CULUK
Halk arasında,herkesin söylediğini yapan,iltifat meraklısı kimseye verilen ad.:EFELEK
Halk bilgisi.:FOLKLOR
Halk dilinde etek anlamında kullanılan sözcük.: YEKTE
Halk dilinde abla.: MADAMA
Halk dilinde acı pul biber. : İSOT : ISIOT
Halk dilinde ağıl.: ARKAÇ
Halk dilinde atasözüne verilen ad. : ORAÇLAMA
Halk dilinde avare,işe yaramaz.:AVARA
Halk dilinde babanın kız kardeşi,hala. : EME : EMETİ: BİBİ
Halk dilinde badem. : PAYAM
Halk dilinde bahane. : MAHNA
Halk dilinde boşboğaz,söz taşıyan. : YALAK
Halk dilinde büyük heybe.:ARTMAK
Halk dilinde çay demliğine veya küçük güğüme verilen ad.: HALASTAR
Halk dilinde çekül sözcüğünün aldığı biçim.:ŞAVUL
Halk dilinde çoban köpeği.:KARABAŞ
Halk dilinde çuvala verilen ad.:KELETE
Halk dilinde dikenlik anlamında kullanılan sözcük.:SİYEŞ
Halk dilinde dilsiz.:TAT
Halk dilinde ekilmeden bırakılmış tarlaya verilen ad. : KEN
Halk dilinde kardeş. : KADA
Halk dilinde kemik veremi.:AKARCA
Halk dilinde kertenkeleye verilen ad.:ELÖPEN
Halk dilinde keser.:KERKİ
Halk dilinde kır lalesine veya gelincik çiçeğine verilen ad.: PAMPAL
Halk dilinde klitoris,bızır.:DILAK
Halk dilinde köylerde hekimlik yapan kimselere verilen ad.:OTÇU
Halk dilinde küme,topluluk anlamında kullanılan sözcük.:ÇOM
Halk dilinde lor peynirine verilen ad. : ÇOMA
Halk dilinde mısır.:LAZUT
Halk dilinde mızıkçı,yaygaracı,gürültücü anlamında kullanılan sözcük.:KACARA
Halk dilinde minnet.: MÜDANA
Halk dilinde mutfağa verilen ad.:TAKANA
Halk dilinde otlak.:ÖRÜ
Halk dilinde parıltı.: IŞILAK
Halk dilinde pestil.: BASTIK
Halk dilinde sazlık yer.: KOVALIK
Halk dilinde sebze bahçesi.:AVAR
Halk dilinde semavere verilen ad.:KAVAZ
Halk dilinde semizotuna verilen ad. : PİRPİRİK
Halk dilinde serçeye verilen ad. : DARICAN
Halk dilinde sincap.:ÇEKELEZ
Halk dilinde sperm,meni. : ATMIK
Halk dilinde şaka anlamında kullanılan sözcük.:HORATA
Halk dilinde şarbon hastalığına verilen ad. : YAKMA
Halk dilinde Temmuz ayı.: ORAKAYI.
Halk dilinde termometreye verilen ad.:ISIKERTE
Halk dilinde yabani tereye verilen ad : ISPATAN
Halk dilinde yanık,yırtık.. : YİRİK
Halk dilinde yenge anlamında kullanılan sözcük. : BULA
Halk edebiyatında aşk,özlem gibi duygusal konuları işleyen şiir türü.: GÜZELLEME
Halk edebiyatında mahlas anlamında kullanılan sözcük.:TAPŞIRMA
Halk edebiyatında uyağa verilen ad. : AYAK
Halk hekimliğinde gaz söktürücü ve antiseptik olarak kullanılan,aynı zamanda kimi yiyeceklere de katılan bir cins ceviz. : MUSKAT
Halk oylaması.: REFERANDUM
Halk tarafından sevilme,tutulma. : POPÜLARİTE
Halk,topluluk.:CUMHUR
Halkalar geçirilerek yapılmış veya zincirden örülmüş zırh.:CEBE
Halojenler gurubunun dördüncü ametali olan yalın cisim. : İYOT
Halterde kaldırılması gereken alet. : BAR
Ham demir madeninin eritildiği büyük ocak,fırın.:HADDEHANE
Ham deriden yapılan köylü ayakkabısı.:ÇARIK
Ham ile olgun arası. : ALASULU
Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getiren kimse.:KAZAZ
Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş. : SOF
Ham keten rengi. : EKRU
Ham olarak yenilen badem,erik,kayısı gibi yemişler.:ÇAĞLA
Ham üzüm. : KORUK
Hamal semeri. : ARKALIK
Hamalların yük taşırken kullandıkları arka yastığı.:ARKALIK
Hamam böceği.:KAKALAK
Hamam. : YUNAK
Hamamda kese yapan erkek. : TELLAK
Hamamlarda musluk altında bulunan ve su biriktirmek için kullanılan mermer veya taş tekne.:KURNA
Hamle.: SAVLET
Hamsi,Sargan gibi küçük balıkları tutmakta kullanılan balık ağı : BARABAT
Hamsigillerden bir balık. : TİRSİ
Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce, içine konulduğu oyuk gözlü tahta.: BİNİT
Hamur açılırken tezgaha yapışmaması için serpilen un.:UĞRA
Hamur açılırken yapışmaması için un serpmek.:UĞRALAMAK
Hamur tahtası. : SENİT
Hamur teknelerini kazımaya yarayan araç.:ISIRAN
Hamuru ovalayarak yapılmış kırıntılarla pişirilen çorba. : OVMAÇ
Hamurun fırına verilmeden önce dinlendirildiği , üzerinde bekletildiği tahta. : PASA
Hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılan bir tür tatlı.:AKITMA
Hanay. :AVLU
Hanım,hanımefendi.:BANU
Hanigiller familyasından bir balık türü.: LAKOZ
Hanigillerden bir balık türü.:ORFOZ
Hanigillerden,Akdeniz ve Ege’de yaşayan lezzetli bir balık.:LAHOS
Hap. : DRAJE
Haraç.:BAÇ
Hare.Bir yüzeyde renk dalgalanması sonucu görülen parlaklık. : MENEVİŞ
Hareket etmeyen,kımıldamayan,sakin.:DİNGİN
Harfler,kısaltmalar kümesi. : LOGO
Harfler.:HURUFAT
Harita çıkarmaya yarayan bir aygıt.: PLANÇETE
Haritacı.: KARTOGRAF
Haritasını çıkarmak için bir araziyi üçgenlere bölme işi. : NİRENGİ
Harman aktarma ve sap yükleme işlerinde kullanılan tarım aracı.Dirgen.Yaba : ANADUT .
Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak,çöp ve samanla karışık tahıl taneleri.:BADAS
Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplayan kişi. : AFARACI
Harran ovasında ünlü bir ören yeri. : SOGMATAR
Harzemşahların ilk hükümdarı.: ANUŞTİGİN
Has ekmek. : FRANCALA
Has,mahsus. :ÖZE
Hasankeyf ilçesini sular altında bırakacak olan baraj.: ILISU
Hasattan sonra tarla veya bahçelerde kalan ürünleri toplama.:BAŞAKLAMA
Hasırdan örülmüş kulplu torba.:ZEMBİL
Hasırotu,saz,kamış.: KOFA
Hasta dinleme aleti. : STETESKOP
Hasta. : SAYRI : BİMAR
Hastalığın bedene yerleşmesi.:RES
Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde. : ANTİKOR
Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde.:ANTİKOR
Hastalık nöbeti,kriz. : AKSE
Hastalık,dert.: ÇOR
Hastalıklar bilimi. : PATOLOJİ
Hastalıklar. : EMRAZ
Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi yöntemi.:KEMOTERAPİ
Hastalıkların nedenini araştıran bilim. : ETİYOLOJİ
Hastalıktan sonraki iyileşme. :İFAKAT
Hastanelerde perhizsiz hastalara etlisi tatlısıyla verilen tam yemek.: ALTIDAN
Hastanın veya yakınlarının,onun daha önce geçirmiş olduğu hastalık ve sağlık durumları hakkında hekime verdiği bilgilerin tümü.: ANAMNEZ
Hat sanatında birkaç kağıdın,suları ters yönde olmak üzere üst üste yapıştırılmasıyla elde edilen mukavva.:MURAKKA
Hata ,/ hatalı pul. : ERÖR
Hatay ili Reyhanlı ilçesinde arkeolojik höyük. : AÇANA
Hatay yöresine özgü,cevizli bir hamur tatlısı.:KEREBİÇ
Hatay yöresine özgü,yan yana tutturulmuş iki kamış düdükten yapılmış çifte kaval.:ARGUN
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Tel Açana’da denilen ünlü höyük.:ALALAH
Hatıra,yadigar. : ANDAÇ
Hatırlayan. : ANAN
Hava basıncını ve dolayısıyla bir yerin yüksekliğini ölçen alet,basınç ölçer.:BAROMETRE
Hava basınç birimi.: BAR
Hava korkusu. : AEROFOBİ
Hava yutma. : AEROFAJİ
Havacı bülteni. : NOTAM
Havada oksitlenmeyen bir element.:KROM
Havada on milyonda bir oranında bulunan bir asal gaz. : KSENON
Havadaki toz taneciklerini ölçmeye yarayan araç.:AEROSKOP
Havadar. : YELEÇ
Havagazı lambasının ucu. : BEK
Havai. : YELEME
Havari.:APOTR
Havaya fırlatılan bir plakanın vurulması ilkesine dayanan atıcılık dalı.: TRAP
Havuca renk veren madde. : KAROTEN
Havuç. : YEREGEÇEN
Havuç.: YEREGEÇEN
Havuz,göl,akarsu,deniz,okyanus gibi sulara ait ekosistemlerin herhangi bir derinliğindeki su tabakalarında,su hareketiyle sürüklenen veya yavaş olarak yüzen,hayvan ve bitkilerden oluşan mikroskobik büyüklükteki organizmalar. : PLANKTON
Hawai adalarına özgü gitara benzer dört telli çalgı. : UKULELE
Hawai inanışında savaş tanrısı. : KU
Hawai’de karşılama veya uğurlama anısı olarak verilen,çiçekten yapılmış kolye.:LEY
Hayal. : İMGE
Hayat hikayesi.:BİYOGRAFİ
Haydut,eşkıya. : ŞAKİ
Haylaz,serseri. : NABEKAR
Hayvan bilimci. : ZOOLOG
Hayvan boyunduruğu. : TASMA
Hayvan çulu.ALIK
Hayvan derisinden yapılmış kırbaç.:ÇAVUN
Hayvan korkusu.: ZOOFOBİ
Hayvan pisliği.:TERS
Hayvan postundan başlık. : KALPAK
Hayvan vebası. : MALKIRAN
Hayvan yavrusu.:BALAK
Hayvan,balık,sebze,meyve gibi yiyecekleri,yerinden getirerek toptan satan kimse.:MADRABAZ
Hayvanca duygu.:BEHİMİ
Hayvanı avcılığa alıştırma. : BAV
Hayvanı otlatmak. : OTARMAK
Hayvanın bir yanındaki yük.:TAY
Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek.:DUŞAK
Hayvanlar veya hayvan yaşamı ile ilgili Yunanca öntakı: ZOO
Hayvanlara yedirilen bir çayır bitkisi./Bir tür sümbül. : NARDİN
Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip.Hayvan bağlanan ip. : ÖRK
Hayvanları nallayan kimse.:NALBANT
Hayvanların beğenmeyerek yemedikleri iri kalbur üstü taneler. : İRİNTİ
Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi.: KAYAR
Hayvanların kemik ve kıkırdak gibi dokularından yada bitkisel yosunlardan elde edilen saydam ve renksiz bir madde.:JELATİN
Hayvanların saman,ot,mısır sapı gibi kışlık yiyeceği.: ALAF
Hayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap.: YALAK
Hayvanların,özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.:AKITMA
Hazır. : AMADE: ANIK
Hazreti Muhammed’e yardım eden ve İslamiyet’in yayılmasına hizmet eden kimseler.:ENSAR
Hazreti Muhammed’in aile üyelerine verilen ad. : ALİABA
Hazreti Ebubekir’in lakabı.:ATİKA
Hazreti Muhammed’in hayatını anlatan kitap. : SİYER
Hazreti Muhammed’in siyah renkli sancağının adı. : UKBA
Hecelerin uzunluk ve kısalık,kapalılık yada açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan Divan Edebiyatı nazım ölçüsü. : ARUZ
Hediye verilen levha. : ŞİLT
Hediye,bahşiş. : ATİYYE
Hekim,otacı.:DİRGER
Hekimlik taslama.: OLÇUM
Hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir bitki. : KANTİYANE
Hekimlikte kullanılan,sütleğengillerden bir bitkinin verdiği zamk ve özsu.:TIGALA
Hektar. : HA
Hele,özellikle. : BAHUSUS
Hem ısıtmaya,hem de üzerinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası.:KUZİNE
Henüz mayalanmamış üzüm suyu. : ŞIRA
Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm.:KORUK
Her biri başka perdede bir sıra kamış düdük,musikar.:MISKAL
Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş manzume.: AKROSTİŞ
Her iki küreği bir kişi tarafından çekilen ve birden üç çifteye kadar küreği bulunan savaş gemisi filikası. : PATALYA
Her şeyin evveli,tazesi,turfanda. : REYAN
Her tür organik yağa verilen ad. : LİPİT
Her tür organik yağa verilen ad.: LİPİT
Her türlü gösteriş ve dünya kaygılarından uzak kalmayı öğütleyen Sünni tarikatı.:MELAMİLİK
Her yanı görmeye elverişli,camlı çatı katı veya taraça,kule.: CİHANNÜMA
Her yiyeceğe canı çeken. : EKTİ
Her zaman olduğu gibi.:BERMUTAT
Her zaman.:DAİMA
Herek.:İSPALYA
Herhangi bir kişinin, malın yada durumun niteliklerini öğrenmek için toplanan bilgi. : RANSEYMAN
Herhangi bir değerli taş yada metali sabitleştirmekte kullanılan yapışkan madde. : ROKELA
Herhangi bir eserin tanıtılması,okunması,yorumlanması veya bir sanatçıyı anma amacıyla düzenlenen toplantı.: MATİNE
Herhangi bir nedenle armağan kabul edenin vermek zorunda olduğu karşılık.:AVİYET
Herkes tarafından kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan. : İNDİ
Hesap defteri.:EVAR
Hesap sahiplerine bankaca gönderilen mektup. : AVİ
Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre.:MATRİS
Heyecan veren edebi üslup. Dokunaklı,etkili. : PATETİK
Heyelan. : KAYŞA
Heykel,abide anlamında yerel sözcük.:ANAK
Heykel,sütun gibi şeylerin üstüne konulduğu parça,ayak,taban. : DURAÇ
Hıristiyan sanatında ellerini kaldırmış dua eder durumda canlandırılmış insan figürüne verilen ad. : ORANS
Hıristiyan bayramı. : YORTU
Hıristiyan beyi. : TEKFUR
Hıristiyan sanatında ölü İsa’nın vücudunu kollarında tutan Meryem betimlemesi. : PİETA
Hıristiyan sanatında,Meryem Ana ile çocuk İsa’yı gösteren heykel veya resim.:MADONNA
Hıristiyan ve Musevilerde gelinin güveye verdiği para veya mal.: DRAHOMA
Hıristiyanların büyük perhize girmek üzere bulundukları günler.:APUKURYA
Hıristiyanlıkta ermiş.: AZİZ
Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. : AFOROZ
Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası.: AFOROZ
Hıristiyanlıkta küçük kilise yapısı veya büyük bir kilisenin içinde bir azize adanmış ibadet yeri.:ŞAPEL
Hıristiyanlıkta,ilk günahı silmek ve Hıristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem.:VAFTİZ
Hırsızlık yapma şeklinde beliren hastalık.: KLEPTOMANİ
Hırslı.:MUHTERİS
Hırvatistan ve Slovakya’da bir kont tarafından yönetilen toprağa verilen ad. : ZUPA
Hız ve manevra yeteneği bakımından üstün niteliklere sahip küçük savaş gemisi,muhrip.:DESTROYER
Hızı saatte 120 km’yi geçen çok şiddetli ,yağmur getirmeyen fırtına. : URAGAN
Hızla dönen rüzgarların oluşturduğu şiddetli siklon fırtınası. : TORNADA
Hicri takvimde 22 Aralık 31 Ocak arası.Kırk günlük kış dönemi. : ERBAİN
Hiç görülmemiş,alışılmamış,şaşılacak veya yadırganacak şey.Ucube.: ACİBE
Hiçbir heyecan yada zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği. : ATARAKSİYA
Hiçbir koşula bağlı olmayan,istediği gibi davranabilen. : ERKİN
Hikaye,fıkra.:KISSA
Hilal. : AYÇA
Hile,düzen. : DEK: AL
Hileci.:DEKBAZ
Hilekar. : AYYAR
Himalaya dağlarında doruk.:APİ
Himalayalar’da yaşadığına inanılan “kar adam”a verilen ad. : YETİ
Hindistan kökenli evcil bir sığır türü.: ZEBU
Hindistan plakası. : İND
Hindistan Prensesi .Raca karısı. : RANİ
Hindistan Prensi. : RACA
Hindistan ve Endonezya’da yetişen,kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç. : KINAKINA
Hindistan ve Malezya ormanlarında yaşayan ilkel maymun. : LORİS
Hindistan yarımadasında yaşayan kuyruksuz,çok uzun kollu maymunların ortak adı.:JİBON
Hindistan’a özgü,güreşle ragbinin karışımı olan bir spor.:KABADDİ
Hindistan’da bitkisel elyafla dokunan bir cins tafta. : DARİDAS
Hindistan’da Ekber döneminde büyük eyaletlere verilen ad. : SUBA
Hindistan’da kastlar halinde değil de kabileler halinde örgütlenmiş ve kültürleri Hindu olmayan yerli halk.:ADİVASİ
Hindistan’da kocasının cesediyle birlikte ateşe atılan ve ermiş sayılan kadın. : SATİ
Hindistan’da yetişen bir ağaç. : RİTA
Hindistan’da yetişen bir bitki. : HALİLE
Hindistan’da yetişen tırmanıcı bir karabiber ağacı. : BETEL
Hindistan’da, bir din büyüğünün çevresinde toplananların birlikte oturup eğitildikleri yer : AKRAMA
Hindistan’ın güneyinde konuşulan bir dil.:DRAVİD
Hindistan’ın para birimi.:RUPİ
Hinduizm,Budizm ve Caynacılığın bazı mezheplerinde Batıni (içrek) uygulamaları konu alan çok sayıda metnin ortak adı.: TANTRA
Hinduizm’de servet ve iyi talih tanrıçası.:LAKŞMİ
Hinduizm’in temel ilkesi olan,hiçbir varlığı incitmeme erdemi.:AHİMSA
Hinduizmin en büyük tanrılarından biri.:ŞİVA
Hinduların kutsal kitabı. : VEDA
Hint bademi. : KAKAO
Hint edebiyatında bir çeşit epik dram. : NATAKA
Hint İran dil grubuna verilen ad. : ARİ
Hint irmiği. : SAGU
Hint kenevirinden çıkarılan esrara eskiden verilen ad.:HAŞİŞ
Hint kertenkelesi.:İGUANA
Hint mitolojisinde ayin içkisinin elde edildiği bitkiyi kutsallaştırma. : SOMA
Hint mitolojisinde fırtına ve yağmur tanrısı. Hindistan’da Veda tanrılarının en büyüğüne verilen ad. : İNDRA
Hint mitolojisinde ilk insan. : MANU
Hint müziğine özgü telli bir çalgı. : VİNA
Hint müziğine özgü telli bir çalgı.:SARANGİ
Hint müziğine özgü yaylı bir çalgı.: SARANGİ
Hint okyanusunda denizaltı dağı. : OB
Hint safranı.: ZERDEÇAL
Hint sülünü.:ALE
Hint tanrısı. : RAMA : AGNİ
Hintlilerin,bağlı oldukları tarikatı belirtmek için kül veya renkli tozla alınlarına çizdikleri işaretlere verilen ad.:TİLAKA
Hiperaktif çocukları sakinleştirmede kullanılan ilaç.:RİTALİN
Hipotez,faraziye.: VARSAYIM
Hiroşima’da atomdan sağ kurtulanlar. : HİBAKUŞA
Hisse senedi,tahvil,yabancı para gibi değerli kağıtları daha karlı görülen başka kağıtlarla değiştirme işi.: ARBİTRAJ
Hisse senedi. :ESHAM
Hitabet sanatı.:RETORİK
Hitit mitolojisinde gökyüzü krallığının ilk yöneticisi. :ALALU
Hititlerde arazi fiyatlarının saptanmasında kullanılan bir ölçü birimi. : İKU
Hititlerin Anadolu da yerleştikleri ilk kent olan ve günümüzde Kültepe olarak adlandırılan yer. : NEŞA
Hititlerin akıl ve bilgelik tanrısı.: AYA
Hizip. : KLİK
Hizmet belgesi.:BONSERVİS
Hizmet eden.Sadık,dost. : HADİM
Hokkabazların kullandıkları tahta maşa.:ŞAKŞAK
Hollanda’nın para birimi.:FLORİN
Honduras’ın para birimi.:LEMPİRA
Hong Kong’un plakası. : HK
Hor görmek. : KARAMAK
Hor görülen,aşağılanan.:ZELİL
Horoz tepeliği,köşe-kenar-uç. : İBİK
Horozun en gösterişli tüyü.ÇIĞA
Hortlak.:CAZU
Hoş kokulu.:ITRİ
Hoşgörü. : TOLERANS
Hoşlanarak bakma.:TEMAŞA
Hud Peygamber döneminde Hicaz’da oturan,kötü ahlakları nedeniyle yok oldukları rivayet edilen,Kutsal Kitap’ta adı geçen bir kavim.:AMALİKA
Hukuk.: TÜZE
Hukukta bir mülk üzerindeki ortaklığı giderme.:İZALEİŞÜYU
Huni biçiminde çukur yer.İç bükey. : OBRUK
Hurma dalı veya kamıştan yapılan iki yanı kulplu meyve sepeti.:KAVSARA
Huysuz atları yola getirmek için dudaklarına takılan tahta kıskaç.: YAVAŞA.: EGEN
Huysuz şirret kadın.:CADALOZ
Huzur,erinç : DİRLİK
Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapı. : LİNİN
Hücre bölünmesi yoluyla gerçekleşen hücre çoğalması. : MİTOZ
Hücre sitoplazmasında oluşan cansız yapı.:KOFUL
Hücre.:GÖZE
Hücrebilim.: SİTOLOJİ
Hükümdar ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen ad.:İLİG
Hükümdarın,bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi. : OTOKRASİ
Hükümler.:AHKAM
Hükümsüz.:BATIL
Hüngür hüngür anlamında bir söz.:ZARİZARİ
Hünnap,iğde gibi zeytinimsi meyve. : UTME
Hünnapgillerden,hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan bir bitki cinsi,güvemeriği.:AKDİKEN