+ Yorum (Cevap) yazın
3. Sayfa, Toplam 3 BirinciBirinci 123
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 29 Toplam: 29

A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

Kültür, Sanat Kategorisinde ve Genel Kültür Forumunda Bulunan A dan Z ye Bulmaca sözlüğü Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> R Rabindranath Tagore’un ünlü romanı. : GORA Raca. : MİHRACE Radyasyon dozu birimi.:REM Radyasyon ölçümlerinde kullanılan temel birim.:BEKEREL Radyasyon.:IŞINIM Radyo

  1. #21
    SMN
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Üye Numarası
    52466
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    919
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    R

    Rabindranath Tagore’un ünlü romanı. : GORA

    Raca. : MİHRACE

    Radyasyon dozu birimi.:REM

    Radyasyon ölçümlerinde kullanılan temel birim.:BEKEREL

    Radyasyon.:IŞINIM

    Radyo ve televizyon yayınlarında, film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi.: EFEKT

    Radyumun simgesi. : RA

    Raf. : SERGEN

    Rafadan. : ALAKOK

    Rahat eden. : MÜSTERİH

    Rahim,döl yatağı.:UTERUS

    Rahip,keşiş. : KARABAŞ

    Raket. : VURAÇ

    Rakı içilen masa. : ÇİLİNGİR SOFRASI

    Rakı konan 15- 20 cl’lik kulpsuz sürahilere verilen ad. : KARAFAKİ : KARAF

    Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana yada arkaya savurma,devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu.:SALTO

    Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek.:SAHUR

    Rap başta olmak üzere 1980’lerin siyah ABD müziğini ve Newyork popunu içine alan müzik türlerinin genel adı.: HİPHOP

    Rapor. : YAZANAK

    Rasathane.:OBSERVATUAR

    Ray aralığı 60 cm eninde veya daha az olan,arabaları buhar,hayvan ve insan gücüyle yürütülen küçük demiryolu.:DEKOVİL

    Razı olma,uzlaşma. : MUVAFAKAT

    Reasürans şirketlerine işveren şirket. : SEDAN

    Recep ayının kandil olarak kutlanan ilk Cuma gecesi. : REGAİP

    Reçine sakızı.:MIRRA

    Reçine.Çam sakızı. : EDEMİK

    Reçinesi hekimlikte kullanılan bir ağaççık. : LADEN

    Refakat muhribi. : ESKORT

    Refik Halit Karay’ın mizah yazılarında kullandığı takma ad. : KİRPİ

    Rehin verme. : TERHİN

    Rekoru ele geçirme.,skoru yenileme. : EGALE

    Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı.:UMİAK

    Rengi kırmızı ile sarı arasında değişen doğal kurşun oksit.: MASİKO

    Renk körlüğü. : DALTONİZM

    Renk yuvarı,renk küre. : KROMOSFER

    Renkler.Türlü renklerde olan. : ELVAN

    Renkli cam parçalarından oluşan saydam pencere süslemesi veya resim.:VİTRAY

    Renkser. : KROMATİK

    Resim çizmekte kullanılan,taflan çubuklarından yapılan kalem.: FÜZEN

    Resim ve heykel(yontu) sanatlarında varlıkların biçimi.:BETİ

    Resimde bir nesne veya figürü derinlik duygusu içinde verme yöntemi.:RAKURSİ

    Resimli. : MUSAVVER

    Resmi bir daireye yazılan mektuplar. : TAHRİRAT

    Resmi bir erkek ceketi. : REDİNGOT

    Resmi temsilci heyeti.:DELEGASYON

    Resmi törenlerde giyilen uzun etekli,eteğinin arkası beline kadar yırtmaçlı,siyah,resmi erkek ceketi.: FRAK

    Resmi ziyafet ve davetlerde erkeklerin giydikleri,arkası yırtmaçlı,etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket. : JAKETATAY

    Ressam Gürkan Coşkun’un bilinen adı. : KOMET

    Ressam tarafından kullanılan boya hacmi. : PAT

    Rezene bitkisine verilen bir ad.:RAZİYANE

    Rezonans. : SESELİM

    Rıhtımın su üstünde kalan bölümü.:SOM

    Rivayet eden.:RAVİ

    Rize ilinde balıyla ünlü bir yayla. : ANZER

    Rize ilinde,aynı adlı balıyla ünlü bir yayla.:ANZER

    Rize yöresinde dokunan ince bez.: FERETİKO


    Rize-Erzurum karayolunda bir dağ ve geçit. : OVİT

    Rodyumun simgesi. : RH

    Roket atar.:BAZUKA

    Roma iffet tanrıçası. : DİANA

    Roma imparatorlarının tacı. : ATENA

    Roma imparatoru Sezar’ın geldim,gördüm,yendim anlamındaki ünlü sözü.:VENİ-VİDİ-VİCİ

    Roma mitolojisinde aşk tanrısı. : AMOR

    Roma mitolojisinde bereket ve toprak ürünleri tanrıçası.:OPS

    Roma mitolojisinde Jüpiter ve Mars’ın sıfatı. : ULTOR

    Roma sanatında,tapınak yada mezarlarda Tanrı heykelinin,ölü heykelinin yada kutsal eşyanın konulduğu küçük niş. : AEDİCULA

    Roma tanrısı. : LAR

    Roma’nın eski adı. : RİM

    Roma’yı tekrar görebilmek için,içine para atılması adet olan ünlü çeşme.:TREVİ

    Romalılarda tanrı olarak düşünülen ölü ruhları.: MANES

    Romanya para birimi. : LEY

    Romanya’nın plaka işareti. : RO

    Romatizma hastalıklarını tedavi eden tıp dalı. : ROMATOLOJİ

    Romen rakamında bin. : M

    Ruanda’nın başkenti.:KİGALİ

    Rubidyum’un simgesi. : RB

    Ruh biliminde nesnelerin dokunulmaksızın hareket edişi.Uza devim. : TELEKİNEZİ

    Ruh ve sinir hastalıklarıyla,kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme,teşhis ve tedavi etmeye uğraşan uzmanlık dalı.:PSİKİYATRİ

    Ruh. : TİN

    Ruhbilim.: PSİKOLOJİ

    Ruhsal bunaltı. : ANGOR

    Ruhsal yaşama ve bedene egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemi.:YOGA

    Rulet oyununda 1-35 arasındaki tek sayılardan her biri.:EMPER

    Rum asıllı Türk besteciler.:ALEKO BACANOS-YORGO BACANOS

    Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar. : AYAZMA

    Rus alfabesi. : KİRİL

    Rus dilinde evet. : DA

    Rus halk destanı veya rapsodisi. : BİLİNA

    Rus imparatorluk ailesinin toprak olarak sahip olduğu mülkler.: UDEL

    Rus komünisti.:BOLŞEVİK

    Rus köylü kadınların giydiği uzun elbise.:SARAFAN

    Rus köylü topluluğuna verilen ad. : MİR

    Rus köylüsü.: MUJİK

    Rus, Leh, Sırp, Hırvat, Bulgar ve Çek halklarına dillerindeki yakınlık dolayısıyla verilen ad. : SLAV

    Rusların ünlü destanı. : İGOR

    Rusya federasyonuna bağlı,doğu ucunda bir ada.:SAHALİN

    Rusya ikinci meclisi. : DUMA

    Rusya’da bir ırmak. : LENA

    Rusya’da kıyı ırmağı. : TAZ

    Rusya’da yaklaşık 15 bin kişinin konuştuğu Aramca lehçesi. : AYSOR

    Rusya’da,bir kazaya karşılık gelen yönetim bölümünü belirten Rusça sözcük. : RAYON

    Rusya’nın St. Petersburg kentinde 1764 yılında kurulmuş ünlü saray müzesi.:ERMİTAJ

    Rusya’ya özgü,taze krema ile birlikte yada yahninin yanı sıra sunulan veya yağda pişirilmiş,ayıklanmış karabuğday irmiği.:KAŞA

    Rutenyumun simgesi. : RU

    Rüşvet verenle alan arasında aracılık eden.:RAİŞ

    Rüyaları inceleyen bilim dalı. : ONİROLOJİ

    Rüzgar ve karla karışık yağan yağmur.:ÇIVGIN

    Rüzgar,şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı.:BORAN

    Rüzgar,yel,hava,nefes, : BAD

    Rüzgarın estiği yönü göstermek için direk şapkalarının üstüne konulan yelkovan biçimindeki ağaç. : PİNEL

    Rüzgarın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt.:ANEMOMETRE

  2. # ADS
    İlginizi Çekebilir
    Üyelik tarihi
    Daima
    Nerden
    Supermeydan
    Mesaj
    Çok:)
     

  3. #22
    SMN
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Üye Numarası
    52466
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    919
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    S

    Sabah ve öğle arası. : KUŞLUK

    Saban demirinin toprakta bıraktığı iz. : ÇİZİ

    Sabanın kaldırdığı toprak. : KESEK

    Sabit fikir,saplantı. : İDEFİKS

    Sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan,üç veya dört kollu halat.:YOMA

    Sabun otu,çevgen.:ÇÖVEN

    Sac üstünde pişen yufkayı çevirmeye yarayan yassı tahta aygıt : ATARAÇ

    Sacda pişirilmiş yuvarlak pide. : BAZLAMA

    Saç kepeği,baş konağı.: DONRA

    Saç kıvrımı.: LÜLE

    Saç lülesi,zülüf.:BÜRÇÜK

    Saç örgüsü. : BELİK

    Saç tutturacağı. : FİRKETE

    Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu.:MEÇ

    Saçma atan av tüfeği.:KAVAL

    Saçma sapan söz.:YAVE

    Saçma. : ABSÜRD

    Sadist. : ELEZER

    Sadrazam kavuğu.:KALLAVİ

    Sadrazamların veya devlet görevlilerinin padişaha verdikleri armağan. : RİKABİYE

    Saf yün,pamuk ve sentetik elyaf karışımı bir tür sert kumaş.:DRA

    Saf,tatlı su.:ZÜLAL

    Safra.Karaciğerin salgıladığı acı su. : ÖD

    Safran,amber ve misk karıştırılarak yapılan güzel bir koku.:ABİR

    Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi.:ZERDE

    Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç.:ZERDE

    Sagu’da denilen ve kimi hurma ağaçlarının özünden çıkarılan nişastalı bir maddeye verilen ad. : HİNT İRMİĞİ

    Sağana benzer bir kuş. : SALANGAN

    Sağanak sırasında atmosfer elektriğinin boşalmasındaki parlak ışık.:ŞİMŞEK

    Sağır ve dilsiz. : AHRAZ

    Sağlam ve sert taş. : ÇİNKE

    Sağlam,kuvvetli. : EKİDE

    Sağlam.:BERK

    Sağlamlaştırılmış.: MÜSTAHKEM

    Sağlamlaştırma. : TAHKİM

    Sağlamlaştırmak.:BERKİTMEK

    Sağlık yurdu,hastane.:DARÜŞŞİFA

    Sahan altlığı. : NİHALE

    Sahip çıkanlar,tutanlar. Hz Muhammed’in meclisinde bulunan kimseler. : SAHABE

    Sahip,iye. : IS

    Sahnede oynanmak için yazılmış oyun.:DRAM

    Sahte,düzmece. : CALİ

    Saka kuşu. :KUTAN

    Saka Türklerinin ünlü destanı,: ŞU

    Sakağı da denilen ve özellikle atlarda görülen ölümcül bir hayvan hastalığı. : RUAM

    Sakal. : LİHYE

    Sakarya ovasının diğer adı. : AKOVA

    Sakat,kötürüm,hasta.:AHNIT

    Sakat,malul.: SÖKEL

    Sakırga.:KENE

    Sakızla tatlandırılmış rakı. : MASTİKA

    Sakin deniz. : BONAÇA

    Sakinler,bir yerde oturanlar. : SEKENE

    Saklambaç oyunu. : EBEKAÇ

    Salamuraya yatırılmış yiyecekler için kullanılan sözcük. : MARİNE

    Salep bitkisi. : ASILMIŞ ADAM

    Salepgillerden,bataklık yerlerde yetişen bir bitki.: DANAKIRANOTU

    Salgın hastalık. : EPİDEMİ

    Salisilik asidin tuzu. : SALİSİLAT

    Salkım durumundaki mavi çiçekleri olan bir bitki. : LOBELYA

    Salkımsöğüt. Baklagillerden,sıcak iklimlerde bir çok çeşitleri yetişen ve zamk,boya gibi maddelerinden yararlanılan bir ağaç. : AKASYA

    Salya. : RİK

    Saman taşımak için arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit.:ÇİTEN

    Saman ve çamur karışımı ilkel tuğla. : KERPİÇ

    Saman yığını.: TINAZ

    Samanından ayrılmamış arpa,buğday yığınları. : NAMLI

    Samanla karışık tahıl. : MALAMA

    Samanlık. : MEREK

    Samanyolu. : KEHKEŞAN

    Samaryumun simgesi. : SM

    Samit’de denilen ve sözsüz oynanan köy seyirlik oyunlarının genel adı, dilsiz.:LAL

    Samoa takımadaları devletinin para birimi.:TALA

    San Marino’nun plaka.:FARAZİ

    Sanal. : FARAZİ

    Sanayi ve tarımda kullanılan,tekerlekler üzerine kurulmuş,istenilen yere çekilebilen patlamalı motor veya buhar makinesi.:LOKOMOBİL

    Sanayi,endüstri. : URAN

    Sancağı,yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.Yelken indirme. : ARİYA

    Sancak. : LİVA

    Sancı. : BURU

    Sandalları asmaya yarayan ve gemilerin bordalarında bulunan dikmelere verilen ad.:MATAFORA

    Sanma,zannetme.:ZEHAP

    Sap ve kökünde bol tanen bulunan çok yıllık bir bitki.:KURTPENÇESİ

    Sap yüklemede ve harman aktarmada kullanılan tahta tarım aracı.:ANADUT

    Sapaklık,aykırılık. : ANOMALİ

    Sapı veya ortası omuza geçirilebilen tek veya iki gözlü bir tür çanta. : HEYBE

    Sapınç. : ABERASYON

    Sapındaki liflerden halat,çuval gibi kaba örgüler yapılan bir bitki.:KENEVİR

    Sapkınlık.:DALALET

    Saplantı,sabit fikir.:İDEFİKS

    Sapları ve yeşil çiçek tomurcukları sebze olarak yenen bir bitki.:BROKKOLİ

    Saplı tencere.:KAÇARULA

    Sara hastalığı. : EPİLEPSİ:TUTARIK: YİLBİK

    Sararmayı gidermek için beyaz çamaşırların son suyuna karıştırılan mavi renkte bir toz boya.:ÇİVİT

    Sararmış,solgun,sarı. : ZERD

    Saray.:DARÜSSAADE

    Saraylarda harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer. : ENDERUN

    Sardalye yavrusu. :PAPALİNA

    Sardunya adasının kuzeybatı kıyısında İtalya’ya ait bir ada.:ASİNARA

    Sarhoş olmak. : ESRİMEK

    Sarhoşlar. : MESTAN

    Sarhoşluk.:SEKR

    Sarı çiçekli,acı ve kokulu bir ot.:ANDIZOTU

    Sarı çiçekli,keskin kokulu bir bitki.(Turşulara lezzet ve koku vermek için kullanılır).:ÇÖRDÜK

    Sarı humma virüsü. : AMARİL

    Sarı renkli bir üzüm cinsi. : EMİRALİ

    Sarı tüylü kedi.:SARMAN

    Sarık.:DESTAR

    Sarımsağın antibiyotik etkisini gösteren maddelerinden biri.: ALİSİN

    Sarımsı yeşil renkli cam parıltılı magnezyum ve demirli silikat. : OLİVİN .: PERİDOT

    Sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ipek kumaş.:ABANİ

    Sarısabır da denilen bir süs bitkisi. : AZVAY

    Sarkıt.:STALAKTİK

    Sarma tekniğiyle yapılan bir tür işleme. : ANAVATA

    Sarmal. : HELİSEL

    Sarmaşık,tırmanıcı bitki. : AŞAK

    Sarp bölgede kurulmuş Kafkas dağ köyleri. : AUL

    Sarp geçit. : AKABE

    Sarp kayalık çıkıntı.:KORNİŞ

    Sarp sıradağlar.:BALKAN

    Sarp,dik.: YALMAN

    Satıcının,mal sahibi adına sattığı şeyden aldığı yüzdelik,satımlık. : PEYİKE

    Satır aralığı.:ESPAS

    Satışa başlamak.:SİFTAH

    Satrançta bir değerlendirme ve klasman sistemi.:ELO

    Satürn gezegeninin en büyük uydusu. : TİTAN

    Satürn’ün bir uydusu. : REA

    Savaş gemilerindeki asma yatak.:BRANDA

    Savaş meydanı. : MAREKE

    Savaşçı,okçu. : VAKKAS

    Savaşlarda giyilen zırh. : ÇOKAL

    Savaşta tutsak edilen veya satın alınan ve sahibinin üzerinde tam bir kullanım hakkı bulunan kadın.:KARAVAŞ

    Sayfa çevresine çekilen çizgi.: ZIH

    Sayfa düzeni.: MİZANPAJ

    Saygı ile ağırlama. : İZAZ

    Sayı boncuğu,çörkü. : ABAKÜS

    Sayı farkı. : AVERAJ

    Sayılar,harfler ve semboller kullanılarak açılan bir çeşit fal.:CİFİR

    Sayılmış. : MADU

    Sayım. Toplanma. : TADAT

    Sayısal. : DİJİTAL

    Sayma,sayılma. : AD

    Saymaca . : İTİBAR

    Saz takımında usul vurmaya yarayan tef. : DAİRE

    Saz veya kamıştan yapılmış kulübe.:HUĞ

    Saz,kamış,hasır otu. : KOFA : KİLİZ

    Sazan balığı familyasından bir tatlı su balığı.:AKKEFAL

    Sazan familyasından vücudu yandan basık,sarı pullu,eti tatsız,kılçıklı bir tatlı su balığına verilen ad. : ÇAPAK

    Sazana benzer bir tatlı su balığı.: KARAKEÇİ

    Sazı kurmaya yarayan burgu,kulak.: KÖK

    Sazın en ince ses veren teli.: ZİR

    Sazlık,kamışlık. : KİLİZMAN : BİŞE

    Sebze bahçesi.:BOSTAN

    Seçenek.:ALTERNATİF

    Seçici kurul.: JÜRİ

    Seçimin sonuçsuz kalması.:BALOTAJ

    Seçkin bir sanat yapıtının taklidi. : PASTİŞ

    Seçmecilik yanlısı,seçmeci.:EKLEKTİK

    Seçmeli yemek. : ALAKARD

    Seçmesiz yemek. : TABLDOT

    Sedir. : DİVAN

    Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü.: ROMANS

    Sekiz sesten oluşan ses dizisi.:OKTAV

    Sekizer hecelik dört dizeden oluşan Hint edebiyatına özgü şiir türü. : ŞLOKA

    Selam anlamında Latince sözcük.:AVE

    Selam veya teşekkür için eğilerek veya dizleri kırarak yapılan hareket. : REVERANS

    Selçuklu şehzadelerin eğitimiyle uğraşan öğretmen,lala.:ATABEY

    Selçuklularda şehzadeleri eğitmekle görevli vezirlere verilen san.:ATABEK

    Selenterelerden,toplu yada tek başına yaşayabilen basit yapılı hayvan. : POLİP

    Selin getirdiği kumlu toprak. : MİL

    Selülozun bir türevi.:KİTİN

    Semazenlerin giysisi. : TENNURE

    Semer,oturmalık. : EYER

    Semirtme.:BESİ

    Senegal’in başkenti.:DAKAR

    Senet. : BELGİT

    Senfonik şiirde küçük melodi parçası. : LAYTMOTİF

    Sentetik bir kumaş. : PERLON

    Sentetik polyester lifleri veya ipliği.:TERGAL

    Sepicilikte ve hekimlikte kullanılan tadı buruk bir madde. : TANEN

    Sepilenerek boyanmış ve cilalanmış deri. Özellikle ciltçilikte kullanılan bitkisel sepileme görmüş keçi derisi.: SAHTİYAN

    Sepilenmiş koyun derisi.: MEŞİN

    Serap,pusarık.:ILGIM:AL

    Serap. :AL

    Serbest bırakılmış cariyeler , veya köleler,azatlılar. : UTEKA

    Serbest biçimdeki geleneksel Türk güreşi.: KARAKUCAK

    Serbest vuruş.:FRİKİK

    Serçegillerden küçük bir kuş.:BECET

    Sert bir metal. : KORİNDON

    Sert buğdaydan elde edilen,taneleri iri,glutence zengin un.:İRMİK

    Sert kabuklu,iri ve uzunca taneli bir üzüm cinsi. : KEÇİMEMESİ

    Sert ve siyah renkli tahta. : ABANOZ

    Sert,kaba. : ANİF

    Sert,katı. : BERK

    Serumda meydana gelen antikor.:AGLÜTİNİN

    Servet.:NEVA

    Servi ağacı.: ANDIZ

    Servigillerden,dipten dallanan bir süs bitkisi.: MAZI

    Seryum elementinin simgesi. : CE

    Seryum filizlerinde bulunan,gri renkli bir element.:İTRİYUM

    Ses yitimi:. AFONİ

    Ses,ahenk,nağme.:NEVA

    Seslerin aralarında hiç kesinti olmadan birbirini izlemeleri gerektiğini belirten müzik terimi. : LEGATO

    Sessiz sinemanın üç büyük komedyeninden biri olan gülmeyen adam Buster Keaton’un Avrupa’da yaygın olarak bilinen adı.:MALEK

    Sessiz,huzurlu.:ASUDE

    Sevap.:ECİR

    Sevgi,dostluk.:VEDAT

    Sevgili,yar. : EMRE

    Sevgilinin dudağı. : LAL

    Sevgilinin saçı.: ZÜLÜF

    Sevinçli. : ŞAD

    Seyelan. : AKI

    Seyhan ırmağının en uzun ve en önemli kolu. : ZAMANTI

    Seyir işaretlerini taşımaya, bir geçidi bir tehlikeyi belirtmeye yarayan yüzer cisim. : ŞAMANDIRA

    Seyrek dokunmuş delikli bir kumaş. : ETAMİN

    Seyrek dokunmuş,astarlık ince bez.: SALAŞPUR

    Seyrek taneli,kırmızı benekli bir üzüm cinsi. : YAPINCAK

    Seyrek ve eğreti dikiş.: TEYEL : İLİNTİ

    Seyrek ve yuvarlak taneli bir çeşit üzüm. : DİMYAT

    Seyrekçe örülmüş büyük torba.:ÇUVAL

    Seyyar ızgara. : BARBEKÜ

    Seyyar soba. : SALAMANDRA

    Sezar’ın selamlama şekli. : AVE

    Sıcağa ve soğuğa karşı dayanıklılığı kükürtle arttırılmış kauçuk. : EBONİT

    Sıcak bölgelerde yetişen kerestesinden kaplamada yararlanılan çok sert bir ağaç.: TİK

    Sıcak bölgelerde yetişen ve keçiboynuzu’na benzer meyveleri reçel ve şerbet yapımında kullanılan bir ağaç.:DEMİRHİNDİ

    Sıcak bölgelerde yetişen yaşlı bir ağaç.:BAN

    Sıcak iklimlerde yetişen bir bitki.İlaç olarak kullanılan bir baharat. : KAKULE

    Sıcak parçanın ansızın suyun içine daldırılmasıyla elde edilen çatlak cam türü.:KRAKELE

    Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç.:ANZAROT

    Sıcak ülkelerde yetişen,dini törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren,odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç.:ÖD AĞACI

    Sıcak ve ılık denizlerde yaşayan bir balık. : İSPAROZ

    Sıcak ve ılık denizlerin kıyı bölgelerinde yaşayan kemikli bir balık türü.:SARIKUYRUK

    Sıcak yenilen bir çeşit peynirli tel kadayıf. : KÜNEFE

    Sıcak,kızgın,yakıcı.:HAR

    Sıcak,nemli iklimlerde oluşan,parlak kırmızı yada kahverengiye çalan kırmızı renkli,demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak.:LATERİT

    Sığ deniz. : NERİTİK

    Sığ sularda ağır yükleri taşımak için kullanılan altı düz tekne. : ŞAT

    Sığ sulardaki çalılıkların dibinde yaşayan küçük balık.:ANABAS

    Sığınak.:MELAZ

    Sığır sürüsü. : NAHIR

    Sığır sürüsünün otlamaya gitmeden önce toplandığı yer.:GEZEKLİK

    Sığır tüccarı,kasaplık hayvan tüccarı.Koyun,keçi,sığır gibi kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse.. : CELEP

    Sığır vebası. : ÇOR

    Sığır,öküz anlamında sözcük. : BAKAR

    Sığırcık. : LALESAR

    Sığırın öd kesesinden çıkan taş : HARAZA

    Sığırın öd kesesinden çıkan taş. : HARAZA

    Sığırtmaç,sığır çobanı. : BAKKAR

    Sığla yağı’da denilen ve günlük ağacından elde edilen balsam.:TIGALA

    Sıhhi.:HİJYENİK

    Sık dokunmuş yünlü bir kumaş türü.:ÇUHA

    Sık gözlü ağ.: TOR

    Sık sık hastalanan,sağlıksız kimse.: NANEMOLLA


    Sıkı dokunmuş bir tür, ağır pamuklu kumaş. : DİMİ

    Sıkı kapanan bir fermuar türü.:ZİP

    Sıkılmış üzümün cibresinden yapılan sert bir Fransız içkisi. : MARK

    Sıkıntı,dert. : GAİLE: BUN : KASVET

    Sıkıntı,üzüntü.:KOYUNTU

    Sıkıştırılmış bitki tellerinden yapılan mukavva yada tahta. : FİBER

    Sıkıştırma aleti,pres.:CENDERE

    Sıkma,sıkarak bağlama.: ŞET

    Sınır boyu. : SERHAT

    Sınır geçme izni. : PASAVAN

    Sınır nişanı.:URA

    Sınır,uç. : HAD

    Sınırdan geçiş belgesi. : LESEPASE

    Sır saklamayan.:BEYHAN

    Sır,gizli tutulan şey.:RAZ

    Sır.:GİZEM

    Sıralaç. : KLASÖR

    Sıraları geriye veya kenarlara doğru yükselen tiyatro salonu.:AMFİTEATR

    Sıralayan. : RATİB

    Sırf buğday yolmakta çalıştırılan tarım işçisi. : ABERECİ

    Sırlar. : SERAİR

    Sırma veya gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. : BROKAR

    Sırmayla işlenmiş,sırmalı.:ZERKAR

    Sırsız seramik.Sarıdan kızıl kahveye kadar değişik renklerde tuğla ve kiremitten çok daha düzgün,ince dokulu pişmiş toprak. : TERRAKOTTA

    Sırt yüzgeci uzun ve geniş küçük bir balık.:HOROZBİNA

    Sırtta taşınan yük.:ŞELEK

    Sıska. : ARIK

    Sıtma tedavisinde kullanılan bir ilaç.:ATEBRİN

    Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç.:BRÜLÖR

    Sıvılaştırılmış petrol gazı.:LPG

    Sibirya Ren geyiği./Amerika Ren geyiği. : KARİBU

    Sicilya kökenli Newyork mafyasına verilen ad. : COSANOSTRA

    Sigara artığı. : İZMARİT

    Sigortada yapılan değişiklikleri gösteren ve poliçeye eklenen belge.:ZEYİLNAME

    Sih dininin kurucusu. : NANAK

    Sihlerin Hindistan’da kurmak istedikleri bağımsız devletin adı. :HALİSTAN

    Sihlerin kutsal kitap olarak belledikleri peygamber öğretilerine verilen ad,/ Hindu üstadına verilen ad. : GURU

    Siirt ve Diyarbakır yörelerinde düzenlenen “cigor” şenliği sırasında yapılması gelenekselleşmiş olan bumbar dolmasına verilen ad. : ZİMBİLOK

    Siirt yöresine özgü,kurut da denilen kurutulmuş yoğurt. : KEŞK

    Silah olarak kullanılan ağır topuz.:GÜRZ

    Silah,zırh gibi savaş aracı.:PUSAT

    Silahlı. : MÜSELLAH

    Silindir.:ÜSTÜVANE

    Silindirik alet mili.Demir çubuk. : BARA

    Silis grubundan değerli bir mineral. : OPAL

    Simetri : BAKIŞIM

    Simge,sembol. : TİMSAL

    Simge. : REMİZ : REMZ

    Simyacıların kurşuna verdikleri ad.: AABAMA

    Sina yarımadasının ortasında yer alan çöl.:TİH

    Sincap. : ÇEKELEZ

    Sinek. : CİBİN

    Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği’nin kısa yazılışı.:SESAM

    Sinema filmlerinin kültür,eğitim amacıyla korunduğu,saklandığı yer. : SİNEMATEK

    Sinema ve tiyatroda teknik ustalıkla yapılan gösteri.: TRÜK

    Sinemacılıkta kamerayla geniş bir mekanın taranmasına verilen ad. : PAN

    Sinir ağrısı. : NEVRALJİ

    Sinir hücresinin gövde kısmından çıkan tek uzun uzantı.:AKSON

    Sinir sistemini , duyu organlarını oluşturan ve embriyonun dış yüzünü örten tabakaya verilen ad. : EKTODERM

    Sinir tellerini kesme ameliyatı. : LOBOTOMİ

    Sinirbilim. : NÖROLOJİ

    Sinop’un bir ilçesi. : AYANCIK

    Siper. : KAZAMAT

    Sir Alexander Fleming tarafından 1928’de bulunan,metabolizma ürünlerinden elde edilen antibiyotik.:PENİSİLİN

    Sivas yöresinde yaygın halay türü bir halk oyunu.: AŞİRET

    Sivilce. :AKNE

    Sivrisineğe benzer bir böcek.:ÜVEZ

    Sivrisineğe benzer çok küçük bir sinek türü.:KUMUK

    Siyah kan damarı,toplardamar.:VERİT

    Siyaha boyanmış Sibirya tilkisi kürküne verilen ad. : SİTKA

    Siyaha yakın koyu yeşil. : NEFTİ

    Siyasal erkin birkaç kişilik bir kümenin elinde bulunduğu yönetim.:OLİGARŞİ

    Slav alfabesi.:KİRİL

    Slayt. :DİA: DİAPOZİTİF

    Slovakya’nın plaka işareti.:SK

    Soğan ve benzeri katmerli şeylerin iç kısmı.:CÜCÜK

    Soğanlı bir süs bitkisi.:AMARİLİS

    Soğanlı et yemeği. : YAHNİ

    Soğuk denizlerde yaşayan bir fok türü.: OTARİ

    Soğuktan donmak.:BUYMAK

    Soğurma,emme. : MAS

    Soğutma özelliği olan,soğutucu.:FRİGORİFİK

    Soğutulmuş olarak sunulmak üzere içinde buzla kokteyl malzemelerin çalkalandığı çift çeperli kapalı maşrapa.:SHAKER

    Sohbet toplantıları düzenleyen ve yöneten kişiye bazı yörelerde verilen ad.:YAREN

    Sokakta bulunan sahipsiz eşya. : LUKATA

    Sokakta bulunan sahipsiz eşya.:LUKATA

    Sokulgan.:CİVELEK

    Sola ait,sola ilişkin.:YESARİ

    Soluk borusu. : TRAKEA

    Soluk kahverengi,karnı beyaz tüylü,kısa kulaklı,postundan kürk yapılan memeli bir hayvana verilen ad. : KARSAK

    Soluk tıkanımı: ASFİKSİ.

    Somun ile sıkıştırılacak parça arasına yerleştirilen,hafif bombeli ortası delik parça.:RONDELA

    Somurtkan.:ABUS

    Son,işin sonu. : ENCAM

    Sonbahar.:BAĞBOZUMU

    Sonda. : KATETER

    Sonradan çıkan adet.:BİDAT

    Sonradan görme.:BULDUMCUK

    Sonradan ortaya çıkan.:ARIZ

    Sonradan,sonraları anlamında bir belirteç.:BİLAHARE

    Sonsuz,ebedi.:CAVİDAN

    Sonsuz,ucu bucağı olmayan.: NAMÜTENAHİ

    Sonsuz. : HALİT

    Sonsuzluk. : EBET

    Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık. : SEHİV

    Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık.:SEHİV

    Sonucu önceden düşünüp önlem alan. : DURENDİŞ

    Sorguç.: TUĞ

    Soruşturma.: TAHKİK

    Sosyal. : İÇTİMAİ

    Sovyet edebiyat eleştirmeni Mihail Mihailoviç Bahtin’in takma adı. : VOLOŞİNOV

    Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nin ilk yıllarında uygulanan Yeni Ekonomi Politikasını simgeleyen harfler.:NEP

    Sovyetler Birliği döneminde para yerine kullanılmak üzere 1921 ve 1922’de kabul edilen emek hesap birimi. : TRUD

    Sovyetlerde Gulag kamplarındaki tutuklulara verilen ad. : ZEK

    Soy ağacı.: ŞECERE

    Soykırım,katliam. : JENOSİT

    Soylu Arap atı. : KÜHEYLAN

    Soylular,aristokrasi.:ZADEGAN

    Soylular. : KİRAM

    Soyluluk,ululuk. : KEREM

    Soyluluk.HASEP

    Soymuk doku,soymuk borusu. : FLOEM

    Soyoluş.:FİLOGENEZ

    Soysuz,dejenere. : YOZ

    Soytarı. : KAŞMER

    Soyu karışmış Avrupalı.:LEVANTEN

    Soyu tükenmiş bir kuş. : DODO

    Soyunda şair yokken,hiçbir eğitim görmeden kendi kendine şair olan kimse.:NABİGA

    Soyut bir şeyin,bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya.: AMBLEM

    Soyut,mücerret. : ABSTRE

    Sömürge. : KOLONİ: MÜSTEMLEKE

    Söndürme.,borcu ödeme. : İTFA

    Sönmemiş kireç.: KİLS

    Söylenti. : TEVATÜR

    Söyleyiş özelliği. : ŞİVE

    Söz dizimi. : NAHV : NAHİV

    Söz geçirirlik,saygınlık.:FORS

    Söz karışıklığı.:PARAFAZİ

    Söz yitimi. : AFAZİ

    Söz,konuşma. : HANEK

    Söz,sözleşme. : KAVİL

    Söz. : KELAM

    Sözcü. : RAPORTÖR

    Sözçatar. : STAND-UP

    Sözle,bakışla,telkin yoluyla sağlanan bir tür uyku.:İPNOTİZMA

    Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri.:OPERA

    Sözlük yazarlığı,sözlük bilgisi.:LEKSİKOGRAFİ

    Sözlükbilimci.:LEKSİKOLOG

    Sözsel anlatım bozukluğu. :AKATAFAZİ

    Sözü boş yere uzatma : ITNAP

    Sözü boş yere uzatma : İTNAP

    Sözü geçen,etkili olan.:NAFİZ

    Steteskop kaşifi Fransız hekim.:RENE THEOPHİLE LAENNEC

    Stoacılık. : REVAKIYE

    Stronsiyum’un simgesi. : SR

    Su kıyılarında yaşayan, sırtı mavi ve yeşil, karnı pas rengi bir kuş. / İskele kuşuna verilen ad. : YALIÇAPKINI

    Su bahçesi. : AKUALAND

    Su baldıranı da denilen bir bitki.:SU REZENESİ

    Su buharı gücüyle çalışan gemi.: VAPUR

    Su buharı.:BUĞU

    Su deposu. : SARNIÇ

    Su dolabı. : NAURE

    Su düzeyindeki sıra kayalar. : RESİF

    Su geçirmez,kukuletalı kısa ceket. : ANORAK

    Su kabağından yada ağaçtan oyulmuş maşrapa. : SUSAK

    Su kabarcığı. : HABBE

    Su kıyılarında setler kuran,kürkü değerli bir hayvan. : KUNDUZ

    Su kıyılarında veya taşların altında yaşayan kınkanatlı böcek.:AGONUM

    Su kıyılarında yaşayan çok iri bir kuş.:PELİKAN

    Su kıyılarında yetişen ve kökü hekimlikte kullanılan otsu bir bitki.:EĞİR

    Su kızağı. : JETSKİ

    Su samuru ve kürkü. : LUTR

    Su tavuğu. : KALİNİS

    Su ve sulu şeyler koymaya yarayan kulplu,emzikli kap.: İBRİK

    Su yolu : AKAÇ

    Su yosunu. :ALG

    Su yüzündeki sıra kayalar.:RESİF

    Subaylar.: ZABİTAN

    Suç.:CÜRÜM

    Suçlama.:TÖHMET

    Suçüstü.:CÜRMÜMEŞHUT

    Suda büyük derinliklere dalabilen insanlı bağımsız araç.:BATİSKAF

    Suda giyilen başlık. : BONE

    Suda yaşayan,sevilen,beyaz eti için avlanan,iri bir böcek. : ISTAKOZ

    Suda yüzdürülerek çekilen veya herhangi bir yere asılan cismin sağa sola çarpmasını önleyen donanım. : ACEVELE

    Sulak yerlerde yetişen,yaprakları salata olarak kullanılan bir bitki.:KUZUKULAĞI

    Sulamaya ve yangın söndürmeye yarayan araç. : AROZÖZ

    Sularını bir denize veya göle gönderen bölge. : MAİLE

    Sulavesi Adalarında yaşayan bir manda. : ANOA

    Sulavesi adalarında yaşayan cüce bir manda.: ANOA

    Sulfata,sıtma ilacı. : KİNİN

    Sulu darı hamurunun ekşitilmesiyle yapılan bir içecek.:BOZA

    Sulu,cıvık hamur.:BULAMAÇ

    Suluboya resmi. : AKVAREL

    Sunak. : ALTAR

    Surinam plakası.: SME

    Suriye kıyısında oturmuş Sami kökenli antik halk.:FENİKELİLER

    Suriye,Filistin,Mezopotamya ve Irak Arap edebiyatında kullanılan bir rubai. : ATABE

    Suriye’de oturan Samilerin büyük tanrıçasının yaygın adı.:İŞTAR

    Suriye’nin plakası. : SYR

    Susama benzeyen, tohumları acı olan,halk hekimliğinde tedavi ettiğine inanılan bir bitki.:ÜZERLİK

    Susamın ezilmesiyle elde edilen yağlı besin.:TAHİN

    Suşi gibi çiğ balıkla yapılan bir Japon yemeği.: SAŞİMİ

    Suyu alınmış meyve artığı. : KÜSPE

    Suyu emme,ıslanma anlamında eski sözcük.:NAK

    Suyun buz tutması ile kaynaması arası seksen eşit parçaya bölünerek elde edilen sıcak ölçer. : REOMÜR

    Suyun arklara paylaştırıldığı yer. : ANAVUL

    Sülük yapıştırma. : İLAK

    Sülük. : ALAK

    Sülüngillerden soyu azalmış bir kuş türü.:TURAÇ

    Sümerlerde gök tanrısı.:ANU

    Sümerlerde sağlık tanrıçası. : BO

    Sümerlerde toprak tanrısı. : ENKİ

    Sümüksü doku.:MUKOZA

    Sünger taşı.:PONZA

    Sünnet etme. : HİTAN

    Sünnet olan çocuğun elini kolunu tutan ve çocuk üzerinde babaya yakın bir hak taşıyan kimse. : KİRVE

    Süpürge otu,funda. : ERİKA

    Süpürge otu.: PÜREN

    Süpürge sapı. : TARA

    Süpürge.:CARU

    Sürat korkusu. : TAKOFOBİ

    Süratli,en çabuk. : ESRA

    Süre ölçer.:KRONOMETRE

    Süreç. : VETİRE

    Süreç.:VETİRE

    Sürekli olarak aç kalma.:DÖNGEL ORUCU

    Sürekli su akan boru. : MASLAK

    Sürekli,iyice yerleşmiş. : PAYİDAR

    Sürekli,sonsuz.:DAİM

    Sürgen doku.:MERİSTEM

    Sürgün. : LİNET

    Sürme.: RASTIK

    Sürükleyerek götürme.:CER

    Sürüldükten sonra nadasa bırakılan tarla. : HERK

    Sürülmemiş sert toprak. : BAİRE

    Sürülmemiş tarla.Bakımsız bağ,bahçe. : KELEME

    Sürülmemiş,ot bürümüş toprak.: MALAZ

    Sürüngen hayvanların genel adı. : KELER

    Sürünün sıcakta dinlendiği gölgelik. : EĞLEK

    Süryani takvimine göre sekizinci ay.:İYAR

    Süs için yapılmış kumaş kıvrımı.:PLİ

    Süs iğnesi. : BROŞ

    Süs lalesi.:BÜRÇÜK

    Süs olarak kullanılan ziynet,altın taklidi sarı tenekeden pul. : PENES

    Süs. : BEZEK:PİRAYE

    Süsleme,tezyin. : DONATA

    Süslemecilikte kullanılan çok parlak,yeşil ve pembe dalgalı sedef.:ARUSEK

    Süsleri olan kumaş. : FİSTO

    Süslü taş mezar. : LAHİT

    Süslü,güzel.:ZİBA

    Süslü. : ZİBA

    Süt kardeş. : RADİ

    Süt kardeşi anlamında yerel bir sözcük.: EMİŞİK

    Süt mamulleri imalathanesi. : MANDIRA

    Süt şekeri. : LAKTOZ

    Sütte bulunan protein. : KAZEİN

    Sütten kesilmiş sığır yavrusu.:BUZAĞI

    Süzgeç,kevgir. : AYIRT : İLİSTİR : ELESTİR

    Süzülmüş et veya tavuk suyu. : KONSOME

    Süzülmüş et veya tavuk suyu.:KONSOME

  4. #23
    SMN
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Üye Numarası
    52466
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    919
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    Ş

    Şah İsmail’in şiirlerinde kullandığı mahlas.:HATAYİ

    Şair bahşişi.:CAİZE

    Şakaklardan sarkan saç lülesi. : ZÜLÜF

    Şalgama benzeyen bir bitki.:ALABAŞ

    Şalvarın üstüne giyilen ve önde uzun iki parçası olan bir giysi.:ÜÇETEK

    Şaman. :KAM

    Şamdan. : ÇIRAKMAN

    Şampiyon : BÖKE

    Şampiyon.Kahraman.Güçlü kimse. : BÖKE

    Şanlıurfa yöresine özgü,dürüm gibi sarılmış yufka arasına ceviz doldurularak yapılan bir tür hamur tatlısı : ŞILLIK

    Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde antik bir yerleşim merkezi.: NEVALİÇORİ

    Şapka. : KAPELA

    Şapka.: KAPELA

    Şapkasının altında ışınsı levhacıklar,sapının üst kısmında bir yaka ve dip kısmında bir etek bulunan mantar.:AMANİTA

    Şarap mahzeni.:KAV

    Şarap rengi. : ŞARABİ

    Şarap tadıcısı.:DEGÜSTATÖR

    Şarap üretiminde kullanılan yerli bir üzüm cinsi. : KARASAKIZ

    Şarap.: ÇAKIR : BADE

    Şarapları inceleyen bilim dalı. : ENOLOJİ

    Şarbon. : KARAYANIK

    Şarkı demeti.: POTPURİ

    Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış,genellikle kıtalar biçiminde beste. : ROMANS

    Şarkı,türkü,köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde,güftenin iki kıtası arasına,başına,sonuna da gelebilen,sözsüz çalınan parça.:ARANAĞME

    Şarkılı kilise duası için bestelenmiş müzik parçası./Katolik kiliselerinde Hz İsa’nın çarmıha gerilmesini anmak için yapılan tören. : MİSSA

    Şarkının sert bir biçimde vurgulandığı disko müzik üslubu.:RAP

    Şarlatan,yalancı,hileci.: KALTABAN

    Şartlar,içinde bulunulan koşullar. : ŞERAİT

    Şaşma. : TAACCÜP

    Şatafat.:CAFCAF

    Şeftalili,kremalı bir çeşit dondurma.:PEŞMELBA

    Şehir dışı yolların iki tarafındaki toprak veya çakıl yol.:BANKET

    Şehir. : ŞAR


    Şehirle ilgili.: BELEDİ

    Şehirlerarası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol.: BANKET

    Şehre yakın çevre.:BANLİYÖ

    Şehvet.: BAH

    Şehzadenin hükümdar olarak tahta çıkması.:CÜLÜS

    Şeker hastalarının şeker yerine kullandığı,maden kömürü katranından elde edilen beyaz bir toz.:SAKARİN

    Şeker kamışı veya şeker pancarından elde edilen bir tür şeker.: SAKAROZ

    Şeker kamışı. : NAL

    Şeker kamışından elde edilen sert bir içki.:KALİTEA

    Şeker kamışından yapılan bir içki.:ROM

    Şeker karıştırılarak pişirilmiş meyve ezmesi.:MARMELAT

    Şeker posası. : MELAS

    Şeker ve nişasta ile yapılan bir tür tatlı. : REŞİDİYE

    Şekerci boyası. : AMERİKAN ÜZÜMÜ

    Şekeri çok bir tür yer elması.:BADAT

    Şekerin yakılmasıyla yapılan şekerleme.:KARAMELA

    Şekil,biçim bilgisi. : MORFOLOJİ

    Şeriat gereği,nikahta erkeğin kadına verdiği mal yada para. : MİHR

    Şeyh Abdülkadir Geylani tarafından on birinci yüzyılda kurulan bir tarikat.:KADİRİLİK

    Şık,lüks ve gösterişli,bir törene,bir davete uygun giyim tarzı.Fantezi ve öğleden sonra giyilebilecek kadın giysisi biçimi. : ABİYE

    Şiddetli acı ve sıkıntı.:EZİNÇ

    Şiddetli yağmur. : BORAN

    Şii mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı.: RAFIZİLİK

    Şiir. : YIR : POEM

    Şili plakası.: RCH

    Şimşek. : BALKIR

    Şişman,semiz. : SEMEN

    Şişmanca,kısa boylu,yapılı. : TIKNAZ

    Şom ağızlı,kara haberci. : NAİ

    Şubat sonlarında,sırayla havaya,suya ve toprağa düşerek oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.:CEMRE

    Şüphe,kuruntu.: VESVESE

    Şüphe.: ŞEK

    Şüpheli,kuşkulu. : MEŞKUK

  5. #24
    SMN
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Üye Numarası
    52466
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    919
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    T

    Tabaklanarak boyanmış ve cilalanmış deri.:SAHTİYAN

    Tabanı meşinden olan mest.Edik.: LAPÇİN

    Tabanı tahtadan yapılmış deri ayakkabı.:GALOŞ

    Tabiat,huy. : HASLET

    Tabut. : SAL

    Tac Mahal’in bulunduğu kent. : AGRA

    Tadarak kontrol etmek.:DEGÜSTASYON

    Tadı ekşimiş ve buruk olan. : KEKRE

    Tadı ve kokusu karabibere benzeyen bir tür baharat.:KAKULE

    Tahıl için kullanılan sekiz kiloluk ölçek. : ŞİNİK

    Tahıl kuyusu. : SARPIN

    Tahıl tepsisi. : EVSECEK

    Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albüminli madde.:GLUTEN

    Tahıl yığını. : ÇEÇ

    Tahılı aletler kullanarak başaktan ayırma işi.:HARMAN

    Tahılı saman ve kavuzlardan ayırmaya yarayan,kıldan veya kamıştan yapılmış elek.:TEPİR

    Tahılın taş ve samanla karışması./Harmanda ürün kalıntısı. : AFARA

    Tahin,nohut,patates ve soğanla yapılan meze.:TOPİK

    Tahitili kadınlardan esinlenerek oluşturulmuş bir plaj giysisi. Üzerinde basılı büyük motifler bulunan ve Tahiti’de göğsün üstünde yada belde düğümlenerek giysi olarak kullanılan kumaş parçası. : PAREO

    Tahminen.: TAKRİBEN

    Tahsildar.:CABİ

    Taht. : ERİKE

    Tahta ayakkabı. Tek bir tahta parçadan yada tahta parça üzerine tutturulmuş kösele bir üstlükten oluşan ayakkabı. : SABO

    Tahta kılıçlarla yapılan Japon dövüş sporu. : KENDO

    Tahta maşa. : ŞAKŞAK

    Tahta perde. : DARABA

    Tahta ve kereste biçmeye yarayan,elektrik ve su gücüyle çalışan büyük bıçkı. : HIZAR

    Tahtacılar da denilen konar göçer Türk topluluğu. : AĞAÇERİLER

    Tahtadan parçaları uç uca takılı,uzun bir boru biçiminde,perdeli bir üflemeli çalgı.:FAGOT

    Tahtadan topları,tokmaklar yardımıyla bazı kurallara uyarak ve belli bir yolu izleyerek küçük kemerlerin altından geçirmeye dayanan oyun.:KROKET

    Taka’dan büyük,baş ve kıç tarafı yukarı kalkık bir çeşit Karadeniz teknesi.:ÇAPAR

    Takadan büyük,baş ve kıç tarafı yukarı kalkık bir çeşit Karadeniz kayığı.:ÇAPAR

    Takdim etme. : LANSE

    Takım yıldız. : ALTIKARDEŞ

    Taklit.:İMİTASYON

    Takunya. : NALIN

    Talih,şans, uğur.. : NEVAL : KUT

    Tallı bitkilerin,çoğu sularda yetişen ilkel yapıdaki örneklerine verilen genel ad.:: YOSUN

    Tam olgunlaşmamış ekin.:ALACATEK

    Tam tersine.:BİLAKİS

    Tambura benzeyen maden gövdeli bir saz türü.:CÜMBÜŞ

    Tan ağartısı.:SEHER

    Tan. : SEHER

    Taneleri hayvan yemi olarak kullanılan ve mercimeğe benzeyen bir bitki.:BURÇAK

    Taneleri için yetiştirilen ve dıştan bakıldığında mısırı andıran tarım bitkisi. : SORGUN

    Tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı.:RASTIK

    Tanınmış,bilinen. : MARUF

    Tanısızlık : AGNOSİ

    Tanıtma filmi.:FRAGMAN

    Tanıtma yazısı.: JENERİK

    Tanıtmalık.: PROSPEKTÜS

    Tanrı birliği.:VAHDANİYET

    Tanrı korusun. : MAZALLAH

    Tanrı saygısı ve ahret kaygısından ötürü günah işlemekten titizlikle kaçınma.:VERA

    Tanrı yoluna girme. / Tövbekar olma. : İNABE

    Tanrı,sahip,efendi,azat olmuş köle,terbiye eden. : MEVLA

    Tanrı,tanrıça,evrenin doğuşu ile ilgili düşsel,alegorik anlatımı olan halk öyküsü. : MİTOS

    Tanrı. : ÇALAP : OGAN : YEZDAN

    Tanrıcılık.: TEİZM

    Tanrının insan ruhlarını yarattığı zaman.:ELEST

    Tanrıtanımaz(Ateist). : ATE

    Tanrıya boyun eğme,gönlü saygı ve korkuyla dolu olma.:HUŞU

    Tanrıya eş koşma. : ŞİRK

    Tanyerinde güneş doğmadan önce beliren kızıllık. : FECİR

    Tanzanya plakası. : EAT

    Tanzimat’tan Meşrutiyet’e kadar Türkiye’de kullanılan,yakası kapalı bir tür redingot.:İSTANBULİN

    Tanzimat’tan sonra kolağası rütbesine eşit olan sivil unvanı.:RABİA

    Tarım işçisi.:RENÇBER

    Tarıma zararlı bir böcek. : MANAS

    Tarımda bir yılda elde edilen herhangi bir ürünün toplamı.:REKOLTE

    Tarih öncesi dinsel konu ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiire verilen ad. : DESTAN

    Tarih öncesi çağlarda tanrılara adak olarak sunulan heykelciklere verilen ad.: İDOL

    Tarihi olayların zaman bakımından sırası.:KRONOLOJİ

    Tarihsel coğrafyada Anadolu’nun Lykia bölgesinde,kalıntıları Fethiye ilçesi yakınlarında bulunan antik kent.:TLOS

    Tarihte Kırım Hanlığında veliahta verilen unvan.:KALGAY

    Tarihte kölelerden kurulu bir asker sınıfı.:KÖLEMEN

    Tarihte,demirden veya tunçtan dökülmüş,yuvarlak ve boş olan, içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya elle atılan yuvarlak bir tür bomba. : HUMBARA

    Tarihte,Rumeli’de oturan Rumeli fatihlerinin torunlarına,bölge fethedildikçe Anadolu’dan getirilerek buraya yerleştirilenlere ve bunlardan oluşturulan askeri örgüte verilen ad.:EVLADIFATİHAN

    Tarikat ehlinin başlığında bulunan kabarık dilimler. : TERK

    Tarikatlarda şeyhlik makamı. : POST

    Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve törenleri yaptıkları yer.: DERGAH

    Tarla faresi. : GELENİ

    Tarla,bahçe gibi yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak. : ÇARDAK

    Tarla,bahçe,bağ gibi yerlerden toplanan üründen arta kalanlar.:TARAŞ

    Tarlada açılan su yolu,tarlayı sulamakta kullanılan tahta oluklar.: ABARA

    Tarlada saban izi. : ABARA

    Tarlaya atılan tohumu örtmek için gezdirilen,ağaçtan geniş sürgü.:TAPAN

    Tarsus yakınlarında dinlence yeri olarak kullanılan ünlü yayla. : NAMRUN

    Tarz.:STİL

    Tasarı. : LAYİHA

    Tasavvuf ve tekke müziğinde bir form. : SAVT

    Taslak. : ESKİZ

    Tasvir. : BETİM

    Taş bilimi.:LİTOLOJİ

    Taş dibek.: SOKU

    Taş kırıntısı. : MICIR

    Taş levreği. : MİNAKOP

    Taş silindir . : LOĞ

    Taş veya ağaçtan yapılmış büyük havan.:DİBEK

    Taş veya mermerden oyma mezar.: LAHİT

    Taş veya tuğladan yapılmış olan. : KAGİR

    Taş.: SENG

    Taşçı kalemi.: MİNKAR

    Taşınabilir yatak.: SEDYE

    Taşınır tahta perde. : PARAVAN

    Taşıtlara yolun açık veya kapalı olduğunu göstermek üzere renkli levhalar ya da ışıklarla işaret veren dikme. : SEMATOR

    Taşıtlarda lastiklerin takıldığı tekerleğin çember biçimindeki bölümü.:JANT

    Taşıyan,yüklü. : HAMİL

    Taşizm de denilen soyut resim anlayışı.:LEKECİLİK

    Taşlama, iğneli söz. : TARİZ

    Taşların yapısını inceleyen bilim.: LİTOLOJİ

    Taşların yüzlerini düzlemede kullanılan çekiç.:BUCARDA

    Taşlayarak idam cezası. : RECİM

    Tatlı su ıstakozu.:KEREVİT

    Tatlı su levreği.:PERKİ

    Tatlı sularda yaşayan bir tür gelincik balığı . : LOTA

    Tatlı sülümen. : KALOMEL

    Tatsız tuzsuz yiyecekler için kullanılan söz. Çürük yumurta gibi kokan. : SASI

    Tavan tahtaları arasına konulan ince tahta.:ŞÜŞE

    Tavla oyununda pul dizilen yer. : KAPI

    Tavlada üç sayısı. : SE

    Tavuğun göğüs etiyle hazırlanan ve pişmiş hamurla yenen bir tür çorba.:ARABAŞI

    Tavuğun istenilen yere yumurtlamasını sağlamak için kullanılan beyaz taş. : FOL

    Tavuk kümesi.: PİN

    Tavuk yada dana etiyle yapılan bir tür yemek. : ŞNİTZEL

    Tavuk,balık,dana ve kuzu etlerinin kemiklerinin çıkartılarak dilimlere ayrılması.:FİLETO

    Tavukbalığı.:MEZGİT

    Tayland’ın eski adı. : SİYAM

    Tayland’ın para birimi.:BAHT

    Taze soğan ve marulla pişirilmiş kuzu eti yemeği.: KAPAMA

    Tazelik,sevinç. : NÜZHET

    Tecrübeli oyuncu. : VETERAN

    Tecrübeye dayanan.:AMPİRİK

    Tedirgin.:BİZAR

    Tefecilik. Bir malı çok fazla karla satma. : MURABAHA

    Tehlike durumu,imdat,yardım.:CAR

    Tehlike sınırı.:RUBİKON

    Tehlikeli durum.: VARTA

    Tehlikeli son.:VEHAMET

    Tehlikesiz salgı bezi uru. : ADENOM

    Tek at koşularak çekilen,üzeri kapalı,yanları açık bir tür araba. : PARAŞOL

    Tek başına oynanan bir iskambil oyunu.: SOLİTER

    Tek bir mekanda geçen TV komedi dizilerine verilen ad. : SİTCOM

    Tek deste kağıtla oynanan bir iskambil oyunu. : PİNAKİ

    Tek düze,monoton.:YEKNESAK

    Tek hörgüçlü deve. : HECİN

    Tek kağıt tabaka üzerine basılan 16 sayfalık kırılmış kitap parçası.:FORMA

    Tek kişilik halk oyunu. : ALMADERE

    Tek kişilik ve yelkenli yarış teknesi. : FİNN

    Tek kurşun atan bir çeşit tüfek.:MARTİN

    Tek odalı daire.: STÜDYO

    Tek parça hayvan postundan yapılan ceket. :GOCUK

    Tek tip,küçük,tek kişilik ve yelkenli yarış teknesi.:FİNN

    Tek tohumluk kuru meyve. : AKEN

    Tek tük ağaç bulunan kayalık. : GER

    Tek ve belirli bir yıldız. : KEVKEP

    Tek veya çok hücreden oluşan,vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku.:EPİTEL

    Tek,eşsiz,biricik.:YEKTA

    Tekelci sermayedarlığa dayalı ortaklıklar birliği.:TRÖST

    Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri.:DALAK

    Tekke edebiyatında,insanın Tanrıdan çıkıp tekrar Tanrıya döneceğini işleyen şiir türü.:DEVRİYE

    Tekli. : SİNGLE

    Tekne ziftleme. : KALAFAT

    Teknelerde hamuru kazımaya yarayan araç.:ISIRAN

    Teknelerle suyun dibinde sürüklenerek çekilen, geniş ağızlı balık ağı. : TROL

    Tel durumundaki gümüşü,altını örerek veya bir şey üzerine kakarak yapılan iş.:TELKARİ

    Tel,kurşun boru gibi uzun ve bükülebilir şeylerin halka biçiminde sarılmasıyla yapılan bağ.:KANGAL

    Telgraf alfabesi. : MORS

    Telgraf işaretlerini göndermek için,bir devredeki akımı kesmekte veya yeniden vermekte kullanılan araç.: MANİPLE

    Telkin yolu ile uyutmak.:İPNOTİZMA

    Telli balıkçıl. : OKAR

    Telli bir Azeri çalgısı. : TAR

    Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü.:EŞİK

    Tellür’ün simgesi. : TE

    Temel niteliğinde olan. :ASAL:ESASİ

    Temel. : BAZ

    Temeli taklide dayanan sözsüz oyun. : MİM

    Temiz kalpli.:OĞUZ

    Temiz,iffetli. : AKMAN

    Temiz,namuslu anlamında yerel sözcük. : ARCA

    Temiz,namuslu.:SİLİ

    Temiz,temiz ahlaklı.: NEZİH

    Teneşir,sedir,peyke. : KEREVET

    Teneşir. : SALACAK

    Tenis ve golfde,topa yanlamasına vurulan darbe.:SLİCE

    Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun.:BADMİNTON

    Teniste hızlı,iyi,karşılanamayan servis atışı. : ACE

    Teniste topun çizdiği yol.Topu rakibin arkasına düşürmeyi amaçlayan vuruş. : LOB

    Teori. : KURAM

    Tepelikli bir papağan. : MAKADU

    Tepesi dar,kenarları geniş,kulak hizasına değin uzanan basık bir fes türü. : AZİZİYE

    Tepki.:AKSÜLAMEL

    Ter.: ARAK

    Terazi gözü. : KEFE

    Terazi. : MİZAN

    Teraziyi denklemek için hafif gelen gelen kefeye konulan ağırlık.:ABRA

    Terementi ağacının tohumu.: MENEVİŞ

    Termofor. : BUYOT

    Ters,aksi. : PAHAL

    Tersinden de aynı şekilde okunan sözcük yada tümce (pay ederek iki kerede yap örneğinde olduğu gibi ) . : PALİNDROM

    Terzilikte ölçü almak için kullanılan,genellikle 1,5 m uzunluğunda şerit metre.:MEZURA

    Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim vermesi işi,kesim.:FASON

    Tesadüf. : RAST

    Tez canlı,içi tez,ivecen.:ACUL

    Tezat.:ANTAGONİZMA

    Tezhipçilerin altını dövmeleri sırasında tirşenin kenarlarından dışarı taşan parçalara verilen ad.:RAMAD

    Tıbbın sindirim sistemi hastalıklarını inceleyen dalı.:GASTROENTOROLOJİ

    Tığ.:BİZ

    Tımar. : ZEAMET

    Tınlama.: TANİN

    Tıp dilinde akciğer veremine verilen ad. : FTİZİ

    Tıp dilinde belsoğukluğu hastalığına verilen ad.:GONORE

    Tıp dilinde bere ,morarma,çürük anlamında kullanılan söz. : EKİMOZ

    Tıp dilinde bir ilacın ağızdan alınacağını belirten terim. : PEROS

    Tıp dilinde ergenlik,buluğ anlamında kullanılan sözcük. : ADOLESAN

    Tıp dilinde felçli anlamında kullanılan sözcük. : PARALİTİK

    Tıp dilinde idrar salgısının azalmasına verilen ad.:ANÜRİ

    Tıp dilinde ishal. : DİYARE

    Tıp’ta kuvvetsizlik: ADİNAMİ

    Tıpta deli dana hastalığının kısa yazılışı.: BSE

    Tıpta iştahsızlık.:ANOREKSİ


    Tıraş etme,kazıma.:YÜLÜME

    Tırnak kemirme hastalığı. : ONİKOFAJİ

    Tırnak,boynuz,kıl gibi üst deri ürünü olan yapıları oluşturan proteinli madde. : KERATİN

    Tırnak.:CIRNAK

    Tırpana balığı. Yan kanatları vücuduna yapışık,uzun kuyruklu,iri bir balık. : RİNA

    Tibet antilobu. : KİRU

    Tibet öküzü. : YAK

    Tibet ve Keşmir’de hircus türü keçinin tüyleriyle dokunan ve özellikle şal yapımında kullanılan çok yumuşak bir dokuma.: PAŞMİNA

    Tibet’in merkezi olan kent. : LHASA

    Tibetlilerin alfabelerine verdikleri ad.:DBUÇAN

    Ticaret gemilerinde tayfaların başı.:LOSTROMO

    Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılan büyük depo.: DOK

    Ticari değer taşıyan yaprak tütünlerin düşük kaliteli olanı.:KAPA

    Ticari malların geçici olarak konulduğu yer. :SUNDURMA

    Ticari senetlerde,ödemeden sorumlu olanların ödememesi halinde üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. : AVAL

    Tifo gibi bazı hastalıklara eşlik eden kas zayıflığı.:ADİNAMİ

    Tiftikten yapılan bir cins ince kumaş.:ŞALİ

    Tilki,samur,tavşan gibi hayvanların karın taraflarından elde edilen kürk. : NAFE

    Tilkinin ense postu kürkü. : CILKAVA

    Tipo baskıda kullanılmak amacıyla,üzerine kabartma olarak bir kompozisyon yada resim kopya edilmiş madeni levha. : KLİŞE

    Tire ve Ödemiş ilçelerine özgü bir tür bilye oyunu.: LEK

    Tirsi balığı. : ALOSA

    Titrek,titreyen. : LERZAN

    Titreme korkusu.: TREMOFOBİ

    Titreme,ürperme. : RAŞE

    Titreştirilince ana seslerden birini veren çelik alet.:DİYAPOZON

    Tiyatro oyunları yazma sanatı.: DRAMATURGİ

    Tiyatro sahnesine ilk çıkan Müslüman Türk kadını. : AFİFE JALE

    Tiyatro ve sinemada teknik ustalıkla yapılan hile. : TRÜK

    Tiyatroda sahne. : ŞANO

    Tiyatrolarda oyunu alkışlamak için parayla tutulan kimse. : KLAKÖR

    Tohum için ayrılmış tahıl,tohum.:BİDER

    Tohumda embriyonu kaplayan etli bölüm.: ÇENEK

    Tohumlarından elde edilen yağ,yapay kauçuk yapımında kullanılan bir bitki.:KOLZA

    Tohumlarından kandil yağı,çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki. : REZEDE

    Tok ve kalın ses. : DAVUDİ

    Tokat’ın Pazar ilçesinde,sarkıt ve dikitleriyle ünlü bir mağara.:BALLICA

    Tokat’ta yetişen ve kaliteli bir şarap elde edilen beyaz üzüm çeşidi. : NARİNCE

    Tokyo kentinin eski adı. : EDO

    Tombala kartı. : KARTELA

    Ton balığı. : ORKİNOS

    Topal,aksak. : LENG

    Topallık,aksayarak yürüme. : ARECAN

    Toplam olarak.:CEMAN

    Toplama,toplanma.:CEM

    Toplanma,birleşim. : İNİKAT

    Toplar damar.:VERİT

    Toplardamar genişlemesi. : VARİS

    Toplardamarlarda iç zar iltihabı.:FLEBİT.:FİLİBİT

    Toplu geziler için yapılmış büyük otobüs.: OTOKAR

    Toplu olarak.:CEMAN

    Topluluk.:CUMHUR

    Toplum yaşayışından uzaklaşarak tek başına yaşama.:UZLET

    Toprağı derince kazarak altını üstüne getirmek. : KİRİZMA

    Toprağı kazıp siper yapmak.:ORAMAK

    Toprağın nemi. : ÖL

    Toprağın suyunu çekerek yerin bataklık duruma gelmesini önleyen bir ağaç. : OKALİPTÜS

    Toprak Aşınması. : EROZYON

    Toprak evleri sıvamak için kireç yerine kullanılan bir tür toprak.:AKTOPRAK

    Toprak içinde yumru biçiminde yetişen,yenilebilen bir bitki,yer mantarı,keme.:DOMALAN

    Toprak nemi.:DARBIZ

    Toprak ve kireçle karışık kırıntılar,yapı döküntüsü.:MOLOZ

    Toprak yığını,küçük tepe.:HÖYÜK

    Toprak,kum ve saman elemeye yarayan iri delikli kalbur :ABARA

    Toprak.:TURAB

    Topraktan çıkıp büyüyen. : NABİT

    Topraktan yapılmış tencere.:ÇÖMLEK

    Toptan,götürü iş,yazılı anlaşma. : KESENE

    Topu kısa aralıklarla veya yavaş yavaş vurarak ileri götürmek.:DRİPLİNG

    Topun gerisini kapayan kapak. : KAMA

    Topuz biçiminde yaprakları olan,yapraklarının üst yüzeyi,böcekleri yakalayan yapışkan tüylerle örtülü bitki.:DROSERA

    Torba biçiminde dikilmiş yorgan çarşafı.:NEVRESİM

    Tornacılıkta,bir deliğin ağzını genişletmeye yarayan çelik alet.: FREZE

    Torun,evlat.:HAFİD

    Toryum’un simgesi. : TH

    Toy,acemi.:ÇAYLAK

    Toynaklı memelilerin bir çoğunun başında bulunan,sert maddeden oluşmuş uzantıya verilen ad. : BOYNUZ

    Toz bulutu.NAK

    Toz emici alet.: ASPİRATÖR

    Toz fırtınası.: TOZAK

    Tömbeki denilen bir cins tütünün dumanının sudan geçirilerek içilmesini sağlayan araç.:NARGİLE

    Töre bilimi,ahlak. Bir kimsenin davranışlarına temel olan ahlak ilkelerinin tümü. : ETİK

    Tören ve alaylarda padişahın,vezirin yanında yürüyen görevliler.:ŞATIR

    Tören yapılan taş masa. : SUNAK

    Tören,merasim. Genellikle resmi yerlerde,resmi işlerde uyulması gereken kural,yol ve yöntemlerin tümü. : SEREMONİ

    Tövbe etme.:İNABE

    Trabzon hurması da denilen tropikal bir meyve. : KAKİ

    Trabzon ilinde bir yayla. : LİŞER

    Trabzon ve Rize yöresinde karabatak denilen deniz kuşuna verilen ad.: KUKARMA

    Trabzon’un Akçaabat ilçesinde bir göl.: SERA

    Trabzon’un Çaykara ilçesinde,1989’da tabiat parkı kaps***** da alınan,doğal güzelliğiyle tanınmış göl.:UZUNGÖL

    Trafik. : SEYRÜSEFER

    Traktör veya kamyonlara,daha çok yük taşımalarını sağlamak için takılan araba.:TREYLER

    Tren istasyonlarında tren yolu boyunca uzanan,inilip binilen yüksekçe döşeme.:PERON

    Triko eşyaların yakasını yapmada kullanılan makine. : REMAYÖZ

    Tropik bölgelerde yetişen,bazı erguvangillerden çıkarılan ve cila yapımında kullanılan bir çeşit reçine.:KOPAL

    Tropikal bölgelerde yetişen ve yapraklarından değerli bir tekstil elyafı elde edilen bitki. :SİSAL

    Tropikal Afrika’da yaşayan ve göbekli domuz da denilen hayvan.:PEKARİ

    Tropikal Afrika’da yetişen bir ağaç. : AZOBE

    Tropikal Afrika’da yetişen bir ağaç.: OKAN

    Tropikal Afrika’da yetişen ve açık damarlı,siyahımsı esmere dönüşen esmer renkte,daha çok kaba dokulu,sert ve ağır bir odun veren ağaç. : VENGE

    Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta marangozlukta kullanılan ağaca verilen ad. : EKABA

    Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta kullanılan bir ağaç. : LİMBALİ

    Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu kolay işlenen büyük bir ağaç. : İROKO

    Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu marangozlukta ve kaplamacılıkta kullanılan çok büyük ağaç.: MAKORE

    Tropikal Afrika’da yetişen ve Ohi de denilen ağaç. : BA

    Tropikal Amerika ormanlarında yaşayan bazı etçil küçük memelilerin ortak adı.:OLİNGO

    Tropikal Amerika’da yaşayan kimi hafif gagalı kuşların ortak adı.:TUKAN

    Tropikal Amerika’da yaşayan küçük bedenli akbaba.:URUBİ.:URUBU

    Tropikal Amerika’da yaşayan tavuğa benzer bir kuş.: TİNAMU

    Tropikal Amerika’da yaşayan,eflatunla karışık gri ve esmer renkte,15 cm boyunda büyük gece kelebeği cinsi.: EREBUS

    Tropikal Amerika’da yetişen çok sert bir ağaç.:VERA

    Tropikal bölgelerde bulunan asalak olmayan guguk kuşu.:KUKAL

    Tropikal bölgelerde yaşayan kimi kertenkelelerin ortak adı.:VARAN

    Tropikal bölgelerde yetişen bir ağaç.:OBEŞE

    Tropikal bölgelerde yetişen ve nişastaca zengin yumru kökleri yiyecek olarak kullanılan bitki.:YAM

    Tropikal bölgelerde yetişen ve yumruları besin olarak kullanılan bir bitki.: TARO

    Tropikal bölgelerdeki denizlerde kesiksiz esen bir takım rüzgarların adı.:ALİZE

    Tropikal denizlerin az derin sularında yaşayan bir yengeç cinsi. : RANİNA

    Tropikal ormanlarda yaşayan tavuğa benzer bir kuş. : TİNAMU

    Tuğla ve harçla örülmüş,alttan obruk,yarım silindir biçiminde tavan örtüsü.:TONOZ

    Tuğlaların harçla doldurulup düzeltilen aralığı. : DERZ

    Tulum.:TULUK

    Tumturaklı konuşma. : AYTA

    Tuna nehrinde hafif savaş gemisi olarak veya yük ve insan taşımakta kullanılan bir çeşit gemi. : NASAD

    Tuna ırmağında kullanılan bir çeşit yolcu gemisi. : ORANSA

    Tunus kıyılarında kullanılan üç direkli yelkenli tekne. : ÇİTİHA

    Tunus’un plakası. : TN

    Turfanda zamanı. : MEYA

    Turku’nun İsveç’teki adı. : AB O

    Turna türü.:KARKARA

    Turpgillerden,yağlı tohumlu mevsimlik bir bitki : KOLZA

    Turşusu yapılan bir tür soğan. : INCALIZ

    Turunçgillerden tadı acımsı bir meyve,greyfurt.:ALTINTOP

    Tutak,sap.: KABZA

    Tutam.:FİSKE

    Tutturgaç:. ATAŞ

    Tutuk dilli,pepe. : PEPEME

    Tuzak,kapan. : FAK

    Tuzlalarda deniz suyu çekilen bölüm. : TAVA

    Tuzlanmış ve deri tuluma bastırılmış peynir. : OLAMAN

    Tuzlu hamurdan yapılan ince uzun çubuk,tuzlu çubuk.:BATONSALE

    Tuzsuz taze peynirden nişasta ve pirinç unu konarak yapılan bir helva.:HÖŞMERİM

    Tüberküloz tedavisinde kullanılan bir antibiyotik. : KANAMİSİN

    Tüccar.:BEZİRGAN

    Tüketici. : MÜSTEHLİK

    Tükürükte bulunan ve nişastanın sindirilmesine yarayan enzim. : PTİYALİN

    Tülbent ile patiska arası ince patiska arası ince pamuklu bir bez. :MERMERŞAHİ

    Tümden çıplak olarak açık havada yaşamayı savunan öğreti.:NÜDİZM

    Tümevarım. : ENDÜKSİYON

    Tümör.: UR

    Türk müziğinde bir makamı, kendi perdelerinden daha tiz yada pes perdelerde çalma işi.: ŞETARET

    Türk aşıklık geleneğinin ve aşık edebiyatının etkisiyle Anadolu’da ve Azerbaycan’da yetişen,Türkçe ve Ermenice şiirler söyleyen,öyküler anlatan Ermeni asıllı aşıklara verilen ad.:AŞUK:AŞUĞ

    Türk Halk Müziğinde bağlama ailesinden çalgıların en küçük boylusu.Tezene ile çalınan iki yada üç telli halk sazı. : CURA

    Türk halk müziğinde bir türkü türü.:UZUNHAVA

    Türk Halk Müziğinde kullanılan cura,bulgari,bağlama gibi telli ve çalgıçla çalınan çalgıların genel adı. : TAMBURA

    Türk kentlerinin çoğunda,surla çevrili alanın dışında kalan yerleşmelere verilen ad.:TAHTAKALE

    Türk lehçelerinden biri.:ÇUVAŞÇA

    Türk müziğinde az kullanılmış pek az bilinen bir zurna türü.: ASAFİ

    Türk Müziğinde bileşik makam. : NİKRİZ

    Türk müziğinde bir makam adı. : KARCIĞAR : ARAZBAR : REHAVİ

    Türk Müziğinde bir makam. : EVİÇ:EVCARA .: SUZİNAK

    Türk müziğinde bir makam. : BAYATİ: ISFAHAN: MAYE: ACEMAŞİRAN

    Türk müziğinde bir makam. : NEVA .: IRAK: SABA: SUZİDİLARA

    Türk müziğinde bir makam.: ARAZBAR

    Türk müziğinde bir makam.: CANFEZA.:NİKRİZ.:BUSELİK

    Türk müziğinde bir makam.: HİSAR.:SUZİDİLARA.:UZZAL.:ZAVİL

    Türk müziğinde bir makamdan yada bir usulden başkasına geçmek. : GEÇKİ

    Türk müziğinde bir oyun havası.: SİRTO

    Türk Müziğinde bir usul. : NEMEL .: REMEL

    Türk müziğinde birleşik bir makam.:NEVESER

    Türk müziğinde fasıl topluluğuna verilen ad. : İNCESAZ

    Türk müziğinde iki makamın ortak adı.:REHAVİ

    Türk müziğinde kullanılan zilsiz büyük tef.:BENDİR

    Türk müziğinde oldukça kıvrak bir usul. : AKSAK

    Türk tuluat tiyatrosunda baş komik görevindeki uşak tiplemesi. Hımbıl,alık. : İBİŞ

    Türk Üniversitelerinde en az beş yıl profesörlük yapmış,bilimsel çalışmalarıyla kendini tanıtmış öğretim üyeleri arasından seçilerek bir kürsünün yönetimiyle görevlendirilen kimseye verilen unvan.:ORDİNARYÜS

    Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır kapısı. : ESENYAYLA

    Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır kapısı.:ALİCAN

    Türkiye ile Gürcistan arasındaki sınır kapısı.:TÜRKGÖZÜ

    Türkiye ile İran arasındaki gümrük kapısı.:GÜRBULAK

    Türkiye’den göç eden Yunanlıların oluşturduğu müzik türü. : REMBETİKO

    Türkiye’nin 4. Büyük gölü. : EĞİRDİR

    Türkler anlamında eski sözcük. : ETRAK

    Türklere özgü bir şekerleme.:LOKUM

    Türklerin egemen olduğu yerlerde yaşayan Arap ve İranlılara verilen ad.: TAT

    Türkmenistan’da bir kent. : MARİ

    Türkmenistan’da dokunan değerli bir halıya verilen ad. : YOMUT

    Türkmenistan’da eski Orta Asya kenti.:MERV

    Türkmenler arasında oynanan bir halk oyunu. : TEREKEME

    Türlü bitkilerin yaprak ve kabuklarıyla kokulandırılmış acımtırak bir içki. : AMER

    Türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halat.:URGAN

    Türlü eşya ve öteberinin satıldığı Pazar yeri.: SATAK

    Tütsü kabı.:BUHURDAN

    Tütün dumanının bıraktığı yağlı kir.: ZİFİR

    Tütün fidelerini örtmek için kullanılan hasır veya ottan örtü.:KAPANCA

    Tütün fidelerinin yetiştirildiği yatak. : ANDAL

    Tütün hevengi,tütün dizmek,kurutmak ve işlemek için kullanılan üstü kapalı sergi. . :ARAN

    Tütün yaprağı dizesi.:YONGA

    Tütün yaprağı dizisi. : PASTAL

    Tütün yapraklarından çıkarılan ve sigarada bulunan zehirli madde.: NİKOTİN

    Tütünleme suretiyle kurutulmuş ringa balığı.:FRİSA

    Tüyleri kara,meyve ve böceklerle beslenen ötücü bir kuş.:KARATAVUK

    Tüylü kundura derisi. : SÜET

    Tüylü,kıllı çuha,kebe. : BARAK

    Tüysüz şeftali de denilen bir meyve. : NEKTARİN

    Tüysüz,ince,sık dokunmuş yün kumaş.:ÇUHA

  6. #25
    SMN
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Üye Numarası
    52466
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    919
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    U

    Ucu yanık odun. : EKSİ: ESE

    Ucu bucağı olmayan.:NAMÜTENAHİ

    Ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılan ağaç. : MİSVAK

    Ucu halkalı cıvata.:MAPA

    Ucuz,özenmeden ve bayağı cins ayakkabı yapan veya satan esnaf.:KAVAF

    Uçabildikleri halde genellikle yürümeyi ve koşmayı yeğleyen 46 kuş türünün ortak adı.:TİNAMU

    Uçaklarda pilot kabini . : KOKPİT

    Uçakların yanaştığı yer. :APRON

    Uçan avı bir noktaya çekmek için kullanılan içi doldurulmuş kuş.:PADALYA

    Uçma korkusu.: AEROFOBİ

    Uçuk sarı renkte,yağ kıvamında,güçlü patlayıcı özelliği olan bir madde.:NİTROGLİSERİN

    Uçurum. : KALAR

    Uçuş korkusu.:AVİOFOBİ

    Uda benzeyen bir müzik aleti.. : LAVTA

    Ufak ateş tanesi.:CENGE

    Ufuk. :ÇEVREN

    Ufuklar.:AFAK

    Uğur Mumcu’nun Politika ve Çivi gazetelerinde yazdığı yazılarda kullandığı takma ad. :MEHMET FERDA

    Uğurlama.:TEŞYİ

    Uğursuz. : ŞOM : MERET

    Uğursuzluk. : FATALİTE

    Uğursuzluk.: ŞEAMET

    Ukrayna’nın başkenti. : KİEV

    Ukrayna’nın plakası. : UA

    Ulaşım.:KORELASYON

    Ulaştırma. : İSAL

    Ulusal yada yöresel konulardan esinlenerek oluşturulmuş müzik yapıtı.:RAPSODİ

    Uluslar arası af örgütü. : Aİ

    Uluslar arası Basın Enstitüsünü simgeleyen harfler. : İPİ

    Uluslar arası Gazeteciler Federasyonu’nun kısaltması.:FİJ

    Uluslar arası hukukta vatandaşlık hakkını kaybeden ve bir yenisini kazanamayan kimse,vatansız.: HAYMATLOS

    Uluslar arası Meteoroloji Birliği. : WMO

    Umutsuz,karamsar. : MEYUS

    Un elerken dökülmemesi için yere serilen örtü. : İTEĞİ

    Un,süt ve balla yapılan bir tatlı.:MEMUNİYE

    Un,süt,yumurta ile yapılan,ufak ve yuvarlak taneler biçiminde kurutulan hamur.:KUSKUS

    Un,süt,yumurta,şeker veya pekmezle yapılan bir tatlı.:AKITMA

    Un,yağ ve su ile elde edilen karışım,çorba sosu.(Süt ile yapıldığında ise beşamel adını alır).:MEYANE

    Unutkan. : NESİ

    Unutma. : NİSYAN

    Ur Keklik’de denilen ve Doğu Anadolu’da yaşayan keklik cinsi. : KEVDERE

    Ur.: NEOPLAZMA

    Uranüs’ün bir uydusu.:ARİEL

    Urları inceleyen bilim dalı. : ONKOLOJİ

    Uruguay’ın başkenti.:MONTEVİDEO

    Usanç,can sıkıntısı. : MELAL

    Uskumru balığının kurutulmuşu. : ÇİROZ

    Uskumru,sardalye,kolyoz gibi balıkların ufağı. : VONOZ

    Uskumru’nun 8-10 cm boyunda olanı.:VONOZ

    Uskumrugillerden bir balık.: ORKİNOS

    Uskumrugillerden,eti esmer,kılçıksız ve pulsuz bir balık.: PALAMUT

    Uskumrugillerden,genellikle Akdeniz’de yaşayan ufak pullu bir balık.:AKYA


    Uşak halısı ismi. : SARPKİLİT

    Uşak iline özgü,nişasta ve pekmezle yapılan bir tatlı.:PELVAZE

    Ut,kanun,keman gibi çalgıların tellerini geren düğme.: MANDAL

    Utanma duygusu. : UT : AR

    Uyak,kafiye. : REDİF

    Uyanık,gözü açık. : SAK

    Uyanık,uyumayan.:BİDAR

    Uyanıklık. : TEYAKKUZ

    Uyarlama.: ADAPTASYON

    Uydurma,gerçek olmayan,gerçekmiş gibi gösteren haber.: ASPARAGAS

    Uygulanabilirlik.Yapılabilirlik. : FİZİBİLİTE

    Uygun,yerinde,denk.:MEHEL

    Uygur Türklerince 11. asra kadar Çin’de dokunan çok ince kalite ipek duvar halılarına verilen ad. : KESİ

    Uygur hükümdarlarına verilen san. : İDİKUT

    Uyku hastalığı. : NARKOLEPSİ

    Uyku ile uyanıklık arası bir durumda bulunmak,uyuklamak.: IMIZGANMAK

    Uyku. : HAB: MENAM

    Uyluk kemiğinin bilimsel adı.:FEMUR

    Uyruk. : TEBAA

    Uyuklayan. : IMIZGAN

    Uyuşma,görüşme. : İTİLAF

    Uyuşuk,miskin.:UYUNTU

    Uz yazım. : TELEKS

    Uzaduyum. : TELEPATİ

    Uzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük hayvanı katarı. : KERVAN

    Uzakdoğu’da yetişen amerikan elmasından çıkarılan bir tür zamk./Vernik. : LAK

    Uzakta olan. : ÜCRA

    Uzaya giden ilk canlı köpek cinsi. : LAYKA

    Uzun ve tumturaklı konuşma .: TİRAT

    Uzun ağızlı balık. : SARGANA

    Uzun boylu,zayıf,ince kimse.:KİKİRİK

    Uzun boyunlu,kulpsuz,küçük rakı sürahisi.: KARAFA

    Uzun kavkılı deniz yumuşakçası.: OTİNA

    Uzun kemiklerin iki ucundaki şişkin kısım. : EPİFİZ

    Uzun süre kadınsız kalan erkek,cinsel açlık çeken. : ABAZAN

    Uzun süre saklanabilen yiyeceklerin genel adı.: ERZAK

    Uzun süreli.:MEDİD

    Uzun taneli bir pirinç türü. : BERSANİ

    Uzun tecrübeler sonunda özel olarak ifade edilmiş ve halka mal olmuş söz,darbımesel.:ATASÖZÜ

    Uzun tütün çubukların kullanıldığı çağlarda odanın ortasına yerleştirilen kül çanağı.:TAKATUKA

    Uzun tüylü bir köpek cinsi. : EPANYÖL

    Uzun tüylü bir süs köpeği. : LULU

    Uzun tüylü İngiliz köpeği.:SETER

    Uzun tüylü kalpak. : PAPAK

    Uzun ve beyaz taneli bir üzüm cinsi.:DİRMİT

    Uzun yapraklı palmiye. : RAFYA

    Uzun,çok ince,beyaz ve bol tüylü yapağısından dokumacılıkta yararlanılan bir koyun cinsi.:MERİNOS

    Uzun,kıvırcık tüylü bir cins köpek.:KANİŞ

    Uzun,sarı ve yumuşak saç. : LEPİSKA

    Uzunca kadın ceketi. : TRUVAKAR

    Uzunluğuna açılan yazma kitaplar : BEYAZİ

    Uzunluğuna,boyun.:TULANİ

  7. #26
    SMN
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Üye Numarası
    52466
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    919
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    Ü

    Ücretle çalışan kimse.:ECİR

    Ücretli Osmanlı askeri.:KAPIKULU

    Üç ayaklı çember veya üçgen biçiminde demir destek.: SACAYAK

    Üç Bergama Kralının ortak adı. : ATTALOS

    Üç boyutlu sinema tekniği.:SİNERAMA

    Üç direkli yelkenlilerde mizana direğinin en altta bulunan sereni. : FOA

    Üç katlı bir balık ağı. : DİFANA

    Üç telli bağlama.:YONGAR

    Üç telli bir Rus sazı.:BALALAYKA

    Üç telli ve perdesiz Japon lavtası. : SAMİSEN

    Üç veya daha çok direği bulunan gemilerde arka direk. : MİZANA

    Üç veya daha çok sayıda halat telinden elle örülerek yapılmış kısa ip. : TİRNELE

    Üç veya dört yaşına kadar olan dişi manda.:EVERE

    Üçüncü jeolojik çağın,memelilerin oluştuğu dönemi.:EOSEN

    Üçüncü Selim’in şiirlerinde kullandığı mahlas.:İLHAMİ

    Üflemeli bakır çalgılardan oluşan orkestra.:FANFAR

    Üflemeli bir çalgı. : KEN : KENA

    Üflemeli bir çalgı.:KORNO.:ZURNA

    Üflenerek çalınan perdesiz çalgı.:BORAZAN

    Ülkeler. :MEMALİK

    Ülser hastalığına verilen bir başka ad.:KARHA

    Üniversite diplomasıyla doktora arasındaki akademik derece.:LİSANS

    Üniversitelerde öğrencilerin ders seçme veya bırakma işlemi.:EKLESİL

    Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eden,yönetiminden,öğretimin düzenli yürütülmesinden sorumlu kimse. : REKTÖR

    Ünlü Meksikalı ressam.( 1907-1954 yılları arasında yaşamış, ilkel görünümlü,keskin hatlı ve parlak renkli kendi portreleriyle tanınmış, yaşam öyküsü sinemaya da aktarılmıştır).:FRİDA KAHLO

    Ünlü,soylu. : ANGIN

    Üreteç. : JENERATÖR

    Ürkme.,insandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım dozu birimi. : REM

    Ürkü. : PANİK

    Ürünün üzerindeki fiyat etiketi. : BARKOT

    Üst bitken. : EPİFİT

    Üst derinin en dış tabakası.:KORUN

    Üstü galeta unu veya rendelenmiş peynirle kaplanarak fırına verilen yemekler için kullanılan sözcük.:OGRATEN

    Üstü toprakla örtülü saman yığını. : NODA

    Üstün nitelikte kadın sanatçı. : DİVA

    Üstünde hamur açılan,yemek yenilen tahta.:YASTAĞAN

    Üstünde oturulan,yatılan,içi yünle,pamukla doldurulmuş döşek.:ŞİLTE

    Üstüne kıyma,kıyılmış soğan ve baharat konularak fırında pişirilen pide.: LAHMACUN


    Üstünkörü bir biçimde,geçici olarak onarma.:MERAMET

    Üstünlük taslayan.:FODUL

    Üstünlük. : FAİKİYET

    Üşengeç. : ERİNCİK

    Üzeri ekmek kırıntısıyla kaplanmış yiyecekler için kullanılan sözcük. : PANE

    Üzeri kırmızı parafinle kaplanan bir tür peynir.:EDAM

    Üzeri kırmızı,parafinle kaplı bir tür peynir. : EDAR

    Üzeri meşin,halı gibi şeylerle kaplanmamış olan eyerin bölümü.:KALTAK

    Üzerinde atlayarak ve sıçrayarak çeşitli hareketler yapılan,çelik yaylar üzerine gerilmiş bez ve bu bez üzerinde yapılan spor. : TROMBOLİN

    Üzerinde bir çok fındık dalı bulunan dal.:ÇOTANAK

    Üzerinde değişik renkler bulunan. : EBRULİ

    Üzerinde döndüğü milden bağımsız olarak çalışan mekanizma. : AVARA

    Üzerinde film çevrilen stüdyo düzlüğü.:SET

    Üzerinde gür ot biten,toprağı nemli düzlük.:ÇAYIR

    Üzerinde kitap okunan,yazı yazılan,bazıları açılıp kapanabilen alçak,küçük masa.:RAHLE

    Üzerinde kümbet biçiminde bir kapağı bulunan,oldukça büyük bir tür cep saati.:PİRYOL

    Üzerinde maden dövülen,çelik yüzeyli,demir araç.:ÖRS

    Üzerinde ölü yıkanan kerevet,salacak. : TENEŞİR

    Üzerinde yazı yazmaya,arasında evrak saklamaya yarayan deri kaplı altlık.:SÜMEN

    Üzerinde yazıt veya kabartmalar bulunan dikilitaş. : STEL

    Üzerine rayların yerleştirildiği , yere enine konulmuş demir veya ağaç parçaların her biri. : TRAVERS

    Üzerine besmele veya maşallah yazılı altın nazarlık.:ARMUDİYE

    Üzerine kumaş gerilerek nakış işlemeye yarar,çoğu dikdörtgen biçiminde olan çerçeve.:GERGEF

    Üzerine rayların yerleştirildiği,yere enine konulmuş demir veya ağaç parçaların her biri.:TRAVERS

    Üzerine resim yapılan bez. : TUAL

    Üzerine saydam bir cila tabakası çekilmiş olan eşya.: GLASE

    Üzerine şilte serilerek yatmaya veya oturmaya yarayan sedir.:KEREVET

    Üzerine yazı yazılan tabaklanmış ceylan derisi. : RAK

    Üzerleri noktalarla işaretli, dikdörtgen biçiminde, 28 taşla masa üzerinde oynanan bir oyun.:DOMİNO

    Üzerleri noktalı 28 dikdörtgen taşla oynanan bir oyun.:DOMİNO

    Üzülme,üzüntü.:TEESSÜR

    Üzüm bahçesi. : BAĞ

    Üzüm kütüğü.: TAK

    Üzüm suyunun damıtılmasından elde edilen rakı,pirinç rakısı: ARAK

    Üzüm taşımaya yarayan tahta kap.. : MAHRA

    Üzüm yetiştiren.:BAĞCI

    Üzüntü dert anlamında yerel sözcük. : GADA

  8. #27
    SMN
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Üye Numarası
    52466
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    919
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    V

    Vade. : ÖNEL

    Vadi. : KOYAK

    Vahşi hayvan barınağı,kovuk. : İN

    Vahşi orman.:ECEME

    Vakti gelmeden ölü doğan yavru.:BAĞAN

    Vaktinden önce,erken doğmuş bebek.: PREMATURE

    Vali : İLBAY

    Van gölünün kuzey batısında Muradiye ovasında Urartu döneminden kalma kaleye verilen ad. : KEÇİKIRAN

    Van Gölü kıyısındaki Urartu kenti. : ABAİNDİ

    Van’ın Erciş ilçesinde bir kaplıca.:HASANABDAL

    Van’ın güneydoğusunda yüksek bir dağ kütlesi.:İSPİRİZ

    Vantuz : ÇEKMEN

    Varisler. : VERESE

    Varlık bilim.: ONTOLOJİ

    Varlıklı eski Rus köylülerine verilen ad.:KULAK

    Varoluşçuluk.:EGZİSTANSİYALİZM

    Varoluşu düşünceden çıkarsayan Descartes’çı akıl yürütme. : COGİTO

    Varsayım.:FARAZİYE

    Vasıflar,nitelikler. : EVSAF

    Vasiyet etme. : İSA

    Vaşak denilen hayvanın küçük bir türü.:ÜŞEK

    Vazgeçmek. : FARİĞ OLMAK

    Veba hastalığı. : TAUN

    Vecize,kısa ve özlü söz. : LAKONİK

    Vekil. : NAİP

    Vekiller,bakanlar. : VÜKELA

    Veli. : EGE

    Venedik Film Festivalinin yapıldığı küçük ada.:LİDO

    Venedik gondolcülerinin söz ve müziği önceden yazılmadan,içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı.:BARKAROL

    Venezüella’nın para birimi.:BOLİVAR

    Venüs gezegeni. : ÇOLPAN


    Venüs,Çulpan.: ÇOBAN YILDIZI

    Verem mikrobunu kapmış ama henüz hastalığa yakalanmamış zayıf vücutlu kimselerin vereme yakalanmasını önlemek için bakıldıkları sağlık kurumu.:PREVANTORYUM

    Vergide kaynaktan kesme.:STOPAJ

    Veri. : MUTA

    Verimli toprak.:BİTEK

    Verme,ödeme. : İTA

    Veteriner : BAYTAR

    Vezir kavuğu. : KALLAVİ

    Vezir. : ASAF

    Vietnam krallık hanedanı. : LE : Lİ

    Vietnam plakası. : VN

    Vietnam’ın para birimi.:DONG

    Villa tipi küçük ev.: ŞALE

    Virgül biçimindeki bakteri.:VİBRİYON

    Viyolonsele verilen ad. : ÇELLO

    Vizon. : MİNK

    Voleybol.:UÇANTOP

    Voleybolda yukarıdan aşağıya topu sertçe yere vurmak.:SMAÇ

    Volga ırmağına tarihte verilen bir ad.: İTİL

    Volkan bölgelerinde,belli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak.:GAYZER

    Vurgun hastalığına karşı uygulanan emniyet durakları.:AKSONA:AKSUNA

    Vurguncu,dalavereci.,spekülatör. : AFERİST

    Vurma.:DARP

    Vuruşma,savaş. : KITAL

    Vücudu silindir biçiminde,gaga gibi ince uzun sivri ağızlı bir balık : ZARGANA

    Vücudun herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik.:BEZE

    Vücudun mikroorganizmalara ve öbür yabancı maddelere karşı gösterdiği bağışıklığı inceleyen bilim dalı. : İMMÜNOLOJİ

    Vücutta doğuştan organ eksikliği veya yer değişikliği. : EKTOPİ

  9. #28
    SMN
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Üye Numarası
    52466
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    919
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    Y

    Yaban armudu. : AHLAT

    Yaban gülü.: NESTEREN

    Yaban havucu.:KARAKAVZA

    Yaban kazı. : LÖKEŞE: SAKARMEKE

    Yaban kedisi.:GAPAR.:OSELO

    Yaban mersini. : KEÇİ YEMİŞİ

    Yaban sümbülü adıyla da bilinen bir kır bitkisi.:KEDİNANESİ

    Yaban tere’si. : HOROZCUK

    Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaların plakalarında kullanılan kısaltma.Kor diplomatik.:CD

    Yabancı korkusu.XENOFOBİ

    Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. : AKSEPTANS

    Yabancı ülkelerde,doçent olmak için sınav vermiş kimse,doçent.:AGREJE

    Yabancı,gurbette yaşayan,garip. : ELGİN

    Yabancı. : YAD : ÇITAK

    Yabancılara tanınan ayrıcalıklar.:KAPİTÜLASYON

    Yabancılık.:EGZOTİZM

    Yabani dişi eşek. :ANE

    Yabani elma. : ACUK

    Yabani ıspanak. : SİRKEN : PAZI

    Yabani mercanköşk.: FARE KULAĞI

    Yabani yonca,tirfil. : KORUNGA

    Yabani zeytin : DELİCE

    Yadırganacak yönü olma,gariplik,tuhaflık.:GARABET

    Yadigar.:BERGÜZAR

    Yağ çözeltisi. : MİSEL

    Yağ dokusunun,bulunduğu yerde büyümesiyle oluşan zararsız ur.: LİPOM

    Yağ,un ve et suyu katılarak hazırlanan özel sos.:VELUTE

    Yağda kızartılarak,üzerine şeker yada şerbet dökülen bir hamur tatlısı. : LALANGA

    Yağı alınmış sütten yada yoğurttan yapılan peynir. : KEŞ

    Yağı alınmış sütten yapılan ve çökelek de denilen peynir. : EKŞİMİK

    Yağmur çisentisi. : REŞ

    Yağmur damlası.:JİK

    Yağmur kuşu. : KALİNİS

    Yağmur,soğuk gibi dış etkilere karşı başa geçirilen,giysiye dikili veya ayrı olarak kullanılan başlık.: KUKULETA

    Yağmur. : BARAN

    Yağmurluk.:TRENÇKOT

    Yağsız ve mayasız hamurdan yapılan ve külde pişirilen çörek.:KETE

    Yahudi dinsel törenlerinde kullanılan yünlü veya ipekli şal. : TALET

    Yahudi tapınağı. : SİNAGOG : HAVRA

    Yahudilerde Tevrat’ın gizli anlamlarını araştırma işi.: KABALA

    Yahudilerin,Yahudi olmayan kişi ve kuruluşlara verdikleri ad. : GOY

    Yahudiliğin simgesi olan yedi kollu şamdana verilen ad.:MENORA

    Yakalama,tutma,ele geçirme.:DERDEST

    Yakanın devrik bölümü. : KLAPA

    Yakarca. : TATARCIK

    Yakarı. : DUA

    Yakası kürklü ve kolsuz kaput. : ŞİNEL

    Yakası kürklü ve kolsuz kaput.:ŞİNEL

    Yakasız erkek gömleği. : MİNTAN

    Yakıcı. : SUZAN

    Yakın arkadaşları tarafından Stalin’e verilen ad.:KOBA

    Yakışıksız ve saygısızca davranan.: DENSİZ

    Yakışır,yerinde,uygun. : REVA

    Yakıt. : MAHRUKAT

    Yaklaşık 12.000 yıl önce Pasifik’e gömüldüğüne inanılan,insanlığın ve uygarlığın anayurdu sayılan kıta. : MU

    Yaklaşık 12.000 yıl önce Pasifik’e gömüldüğüne inanılan,insanlığın ve uygarlığın anayurdu sayılan kıta.:MU

    Yaklaşık 3cm genişliğinde yumuşak,kösele şerit.: VERDELA

    Yakup Peygamberin karısı.:LEA

    Yalan dolan.:KATAKULLİ

    Yalancı safran.:ASPUR

    Yalancı,hileci.:KALTABAN

    Yalanlama.: TEKZİP

    Yalanlar ve hikayeler uydurmaya yol açan yapısal eğilim. Yalan söyleme hastalığı. : MİTOMANİ

    Yaldızlama.: TEZHİP

    Yaldızlı. : DORE

    Yalınayak kimse.:DALTABAN

    Yalıtılmış.:İZOLE

    Yalıtkan. : İZOLATÖR

    Yalman. : SARP

    Yalnız atomlarının kitleleri yönünden farklı olan aynı kimyasal element.:İZOTOP

    Yalnız baş harflerle yazılan kısa imza.:PARAF

    Yalnız başına ilerleyen ve öbür hastalıklı durumlara bağlı olmayan hastalık. : İDİOPATİ

    Yalnız bir giysilik dokunmuş,üstün nitelikte kumaş parçası. : KUPON

    Yalnız erkek bireyler veren döllenmesiz üreme.: ARENOTOKİ

    Yalnız güldürmeyi değil,daha çok düşündürmeyi ve yergiyi amaçlayan mizah.:KARAMİZAH

    Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta.:BUL

    Yalnız pruva direği kabasorta,öbür direkleri sübye donanımlı olan,genellikle üç direkli yelkenli gemi.:NAVİ

    Yalnız tabanı bulunan,ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı.:SANDALET

    Yalnız,tek,sırf. : SALT

    Yalnızlık korkusu. : EREMOFOBİ

    Yaltakçı.:DALKAVUK

    Yalvarma,dua. : NİYAZ

    Yan etki.:KOMPLİKASYON

    Yan gelip yatma. : KEKA

    Yan tutularak çalınan,orkestrada yer alan bir üflemeli çalgı.: FLÜT

    Yan yan giden.:ÇALIK

    Yan yana konmuş iki küçük davuldan oluşan ritim çalgısı.:BONGO

    Yan yana tutturulmuş iki kamış düdükten yapılmış çifte kaval.: ARGUN

    Yan,taraf,cihet.:CANİP

    Yan.:BÖĞÜR

    Yanağın alt kısmı. : ENEK

    Yanardağ ağzı. : KRATER

    Yanardağ kayalıkları arasında bulunan bir feldispat türü. : TRAKİT

    Yanardağlardan fırlayan parça.:LAPİLLİ

    Yanarken güzel koktuğu için tütsü olarak kullanılan bir ağaç.:ÖD

    Yandan görünüş. : PROFİL

    Yandığında renkli ve parlak ışıklar saçan,şenlik gecelerinde yakılan havai fişek.: MAYTAP

    Yangın bombalarının doldurulmasında kullanılan bir madde.: NAPALM

    Yangın çıkarma saplantısı olan.: PİROMANİ

    Yankı bilimi. : AKUSTİK

    Yankıca.:EKOLALİ

    Yanlış kelime,yanlış söz. : GALAT

    Yanmış kömür tanesi.:CEMRE

    Yansıca. : EKOPRAKSİ

    Yansıma,yankı,inikas. :AKİS

    Yansıma.,piyasada etki. : İNİKAS

    Yapağı veya keçi kılının dokunmadan,yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaş.:KEÇE

    Yapağıdan elde edilen,eczacılıkta ve parfümeride kullanılan,sarımtırak renkte bir yağ.:LANOLİN

    Yapan,işleyen.:FAİL

    Yapay dokuma ipliği.: ORLON

    Yapay reçine.(Formaldehit ile fenolün yoğunlaşması sonucu elde edilir.) : BAKALİT

    Yapı çıtası.:BAĞDADİ

    Yapı vs yapımında kullanılacak çakılları,taşları elde etmek için,büyük kayaları kırıp ufalamaya yarayan makine.: KONKASÖR

    Yapıda kullanılan dört köşe veya yuvarlak,kalınca sırık.: MERTEK

    Yapılabilirlik.:FİZİBİLİTE

    Yapılarda gereç taşımak için kullanılan,dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç.:TESKERE

    Yapılarda yayvan kemer.:SEPET KULPU

    Yapıların duvar ve tavanlarına süslemeler yapan usta,bezekçi.:NAKKAŞ

    Yapıların kaba ağaç ve tahta işlerini yapan kimse.:DÜLGER

    Yapıların üst katlarından ana duvarların dışına,sokağa doğru çıkıntı yapmış balkon.:CUMBA

    Yapılması zorunlu olan.:FARZ

    Yapısal.: STRÜKTÜREL

    Yapışık,ikiz meyve.: ÇATAK

    Yapışkan çamur.:BALÇIK

    Yapma boyaların yapımında kullanılan bir madde.: ANİLİN

    Yaprak hamuru(milföy) ile hazırlanan bir çeşit soslu börek.:VOLOVAN

    Yaprak sapı. : ANAK

    Yaprak sigara.:SİGAR

    Yaprak.: VARAK

    Yaprakları çay gibi haşlanarak içilen bir Güney Amerika bitkisi.: MATE

    Yaprakları sebze olarak yenen bir bitki.:LABADA

    Yara izi. : NEDBE

    Yara.:CERİHA

    Yaradılış,huy,karakter.: SECİYE

    Yaradılış. : HİLKAT : CİBİLLİYET

    Yaralama.:CERH

    Yararlanan. : MÜSTEFİT

    Yararlı. : NAFİ

    Yarasa,gece kuşu. : VATVAT

    Yaraşırlık. : LİYAKAT

    Yaratan.: SANİ

    Yaratıcılığa dayanmayan,el melekesi ile yapılan iş.: RUTİN

    Yaratılmış bütün canlılar.:ENAM

    Yardakçılar:. AVENE

    Yardım amaçlı,eğlenceli toplantı. : KERMES

    Yardım etme. : MUAVENET

    Yardım. : İANE

    Yardımcı. : YARDAK : YAMAK : EL ULAĞI : YAVER

    Yargıcı. : FATALİST

    Yarı kömürleşmiş bitki yakıtı. : TURBA

    Yarı kuru toprak. : ALAKUR

    Yarı yaş,yarı kuru nemli toprak. : ALATAV

    Yarı yavaş anlamında müzik terimi,adagio ile antantino arası.:ANDANTE

    Yarı,yarım. : NISIF

    Yarık,çatlak. : ŞAK

    Yarık,gedik. : YARA

    Yarık,yırtık.:YİRİK

    Yarıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk.:ÇENET

    Yarım baş ağrısı. : MİGREN

    Yarım gün. : PARTTAYM

    Yarım ipekli,bürümcük türü bir kumaş.:HELALİ

    Yarım kafiye.:ASONANS

    Yarım kilogramlık bir ağırlık ölçü birimi.: LİBRE

    Yarım ton ince ses. : DİYEZ

    Yarış atlarının bakımıyla yükümlü ve antrenman için zaman zaman onlara binebilecek yetenekte seyis.:APRANTİ

    Yarış teknesi.: ŞARPİ

    Yas havalarına uygulanan bir halk ezgisi. : LELEMENDİ

    Yasaklama,engelleme. : MEN

    Yasalar. : KAVANİN

    Yasemin yaprağı. : BERKİ SEMEN

    Yassı gümüş külçesi. : LAVAŞA

    Yassı uçlu büyük iğne.:ÇUVALDIZ

    Yassı ve büyük yemek tabağı. : PİYATA

    Yassı ve dar biçimli metal parça :LAMA

    Yassı ve düz taş.:KAYRAK

    Yassı,basık.:PAT

    Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş.:BEZGİN

    Yaş***** ilişkin bilgiler,Herodotos’a ve Firdevsi’nin Şehnamesine dayanan,İranlıların efsanevi hükümdarı. : FERİDUN

    Yaşamından umut kesilen,öleceği kesinlikle bilinen bir hastanın acısını bir an önce dindirmek amacıyla ve hastanın isteği üzerine doktorlar tarafından öldürülmesi. : ÖTANAZİ

    Yaşatkan sinir sistemini oluşturan iki sistemden biri. : PARASEMPATİK

    Yaşça yakın,boydaş,yaşıt.:ÖĞÜR:AKRAN

    Yaşlanmak. :FARIMAK

    Yaşmak.:BÜRGÜ

    Yat limanı. : MARİNA

    Yatak doldurmaya yarayan yün,pamuk,kıtık gibi şeyler.:İÇİRİK

    Yatar koltuk.:PULMAN

    Yatay güneş saati,yükseklik tahtası.:BASİTA

    Yatay güneş saati. : BASİTE

    Yatay güneş saati.:BASİTE

    Yatay. : UFKİ

    Yatırılmış sermayenin,bir kuruluşun veya bir yatırım konusunun gelir sağlayabilme olanağı,verimlilik.: RANTABİLİTE

    Yatırım,mevduat.: PLASMAN

    Yatıştırıcı.: MÜSEKKİN

    Yatsı namazından sonra kılınan üç rekat namaz. : VİTİR

    Yavan,tatsız.:ZIRTLAK

    Yavaş,ağır anlamında kullanılan müzik terimi. : ADAGİO

    Yavru.:BALA

    Yavşan otu da denilen mavi ve beyaz renkte çiçekler açan bir bitki. : VERONİKA

    Yay çizer. : PERGEL

    Yay.:ZEMBEREK

    Yaya kaldırımı. : TROTUAR

    Yaygın medya kuruluşlarına giremeyen veya girmek istemeyenlerin çıkardığı dergilere verilen ad.: FANZİN

    Yayılma. : TAAMMÜM

    Yayımlayan. : TABİ

    Yayla çiçeği. : AMBERİYE

    Yayla evi : KOM

    Yayla veya bahçe kulübesi,/ küçük köy. : TOL

    Yayla. : PLATO

    Yaylı at arabası. : BRİK

    Yaylı bir pensle tutturulmuş küpe,iğne vs.: KLİPS

    Yaylı kerevet. : SOMYA

    Yayvan sepet. : SELE

    Yaz aylarında giyilen bol ve geniş dikimli astarsız hafif ceket.: KANADİYEN

    Yaz mevsimi.: TABİSTAN

    Yaz mevsimi.: TABİSTAN

    Yazarı bilinmeyen,anonim. : LAEDRİ

    Yazı bilgisi. : GRAFOLOJİ

    Yazı ile bildirme. : İŞAR

    Yazı ve müzikte alışma ve öğrenmek için yapılan çalışma,el çalışması.: MEŞK

    Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi,uzun ve tumturaklı konuşma.:TİRAD

    Yazı veya resim başlığı.:ANTET

    Yazı yazan,bir yazıyı kaleme alan kimse.:REDAKTÖR

    Yazı yazma,kaleme alma.:REDAKSİYON

    Yazıcı uç adı verilen ve gölgesi düzlemsel bir yüzeye düşen basit bir çubuktan oluşmuş ilkel güneş saati.:GNOMON

    Yazılı kağıt. : KETAL

    Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayıma hazır duruma getirme.: REDAKSİYON

    Yazılmış,yazılı. : MUHARRER

    Yazım.:İMLA

    Yazın güneş bulut arkasında kaldığında oluşan gölgeli durum.:ALAGÜN

    Yazın,edebiyat. : LİTERATÜR

    Yazınsal.:EDEBİ

    Yazıtbilim.:EPİGRAFİ

    Yazlık davar ağılı: ÇALAMAR

    Yazma yitimi.: AGRAFİ

    Yazma yitimi.Ellerde ve parmaklarda hiçbir sakatlık olmamasına rağmen ruhsal nedenlerle yazma yetisini yitirme. : AGRAFİ

    Yedek.: REDİF

    Yedi Osmanlı saltanat sancağından birinin adı. : AKALEM

    Yelken açma komutu. : AMORA

    Yelken bağı.:CAMADAN

    Yelken devrinde muhabere ve irtibat hizmetlerinde kullanılan hızlı ve hafif gemi. : AVİZO

    Yelken gemilerine mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni. : GİZ

    Yelken indirme.(Fora karşıtı). : MAYNA

    Yelkenin ucunda ip geçirmek üzere yapılmış göz.:MATA

    Yelkenlere açılan deliklere ve halat ilmiklerine geçirilen metal halka. : RADANSA

    Yelkenleri germe veya gevşetme işlemi : TİRAMOLA

    Yelkenlerin iç yanları. : ALABANDA

    Yelkenlerin indirilmesi için verilen komut.: AMORA

    Yelkenli gemilerde yelken açmak için kullanılan, yatay bağlanmış, uçları ince göndere verilen ad. : SEREN

    Yelkenli bir tekne. : KEÇ

    Yelkenli gemilerde arka direk.: MİZANA

    Yelkenli gemilerde gabya çarmıklarını ana direğe bağlayan kısa çarmıklar. : RİLİ

    Yelkenli gemilerde gabya çarmıklarını ana direğe bağlayan kısa çarmıklar.:RİLİ

    Yelkenli gemilerde gabyarların direklere çıkması için verilen komut.: ARİVA

    Yelkenli gemilerde iki direk arasına gerilen üçgen yelken. : VELENA

    Yelkenli gemilerde pruva direğinin en altta bulunan ana sereni ve bu serene bağlanan yelken.:TRİNKETA

    Yelkenli gemilerde serenlerle donanımlarının bakımıyla görevli tayfa.: GABYAR

    Yelkenli ve kürekli eski bir gemi türü.:ÇEKTİRİ

    Yelkenli yük teknesi. : SALAPURYA

    Yellenme. : ZARTA

    Yelve. : FLURYA

    Yelyutan’da denilen bir kuş.: SAĞAN

    Yemek altı. : ORDÖVR

    Yemek bilgisi. : GASTRONOMİ

    Yemek listesi. : MÖNÜ

    Yemek pişirmek için kullanılan ızgaralı,ayaklı taşınabilir ocak.: MALTIZ


    Yemek. : AŞ:TAAM

    Yemeklere,çorbalara ve salatalara mayhoş bir tat vermesi için katılan ve narın kaynatılması ile elde edilen bir çeşit pekmez.:NAR EKŞİSİ

    Yemekten önce,genellikle tuzlu çerezle alınan,çoğunlukla damıtık alkollü içki.:APERİTİF

    Yemen ve Etiyopya’da yetişen,yaprakları uzun süre çiğnenince sarhoşluk veren bir ağaç.:KAT

    Yemin. : ANT : KASEM : İLA

    Yemiş.:BAR

    Yengeç. : SERETAN

    Yeni çıkmaya başlamış ekin. : FİREZ

    Yeni doğmuş çocuk. : NEVZAT

    Yeni ve parlak.: ÇİL

    Yeni Zelanda plakası. : NZ

    Yeni Zelanda’da yaşadığı bilinen soyu tükenmiş bazı uçamayan kuş türlerinin ortak adı.:MOA

    Yeni Zelanda’nın nemli ormanlarında yaşayan,yeşilimsi papağan.: KAKAPO

    Yeni Zelanda’nın yerli halkı.:MAORİ

    Yeni,çok yeni olan şey.:NEVİN

    Yeni.:CEDİT

    Yeniçeri kuruluşunda görevi alaylarda selam törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay.:ODABAŞI

    Yeniçeri ocağına yeni girmiş delikanlı.:CİVELEK

    Yeniçerilere verilen üç aylık ücret.: ULUFE

    Yeniçerilerin kayıtlı olduğu defter.: ESAME

    Yeniden canlandırma,diriltme. : İHYA

    Yeniden geri alım vaadiyle satış anlaşması.:REPO

    Yer bilimi.:JEOLOJİ
    Yer değiştiren maldan alınan vergi.Osmanlılarda gümrük vergisi. : BAÇ

    Yer eksenli yörünge üzerine,deneme uyduları yerleştirmek amacıyla geliştirilmiş Avrupa uzay füzesi.:ARİANE

    Yer fıstığı. : ARAŞİT: KİKİRİK

    Yer jimnastiğinde,vücudun yatış pozisyonundan ayaküstü duruma geçme hareketi.: KİPE

    Yer kabuğunun maddesi. : KAYAÇ

    Yer kırığı,fay. : ESİK

    Yer mantarı,domalan. : KEME

    Yer mantarı,keme. : DOMALAN

    Yer mantarı.: KEME

    Yer ölçmeye yarar düğümlü ip.:GEZ

    Yer ölçümünde uzaklık saptama,hizalama işlemlerinde kullanılan beyaz ve kırmızı şeritler halinde boyanmış ağaç veya metal çubuk. : JALON

    Yer sarsıntılarının oluş kökenini,deprem işleyişini,boyutunu,etkilerini ve alt yapısını araştıran jeofiziğin bir alt kolu. : SİSMOLOJİ

    Yer yuvarlağının yıl içinde Güneşe en uzak olduğu nokta. : AFEL

    Yer. : MAHAL

    Yerbilimde tekne.: İNEÇ

    Yerdeki çamuru kazımak için bir değneğin ucuna geçirilen yassı demir.:CEMEK

    Yerdeki karın yüzünde buz tutmuş olan tabaka. : KÖREŞE

    Yerden sıçrayan çamur. : ZİFOS

    Yere çakılan kısa ve kalın kazık.:ÇAKAK

    Yergi ile ilgili.: SATİRİK

    Yergi,mizah. : SATİR

    Yerin iç yapısı ile yerin sarsıntı ve yük altında dinamik davranışını araştıran bilim dalına verilen ad. : JEOFİZİK

    Yerin üst yapısı ve yerin geçirdiği evrimleri ve değişimleri inceleyen bilim dalı. : JEOLOJİ

    Yerinde bırakma. : İPKA

    Yerinde duramayan kimse,yönlendirme. : AJİTE

    Yerine koyma.: TELAFİ

    Yerleştirme. : TABİYE

    Yerme. : KOV

    Yeryüzünde yalnız Birecik’te Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan uzun gagalı bir kuş.:KELAYNAK

    Yeşil abanoz. : İPE

    Yeşil abanozun öteki adı.:AKAMPSİS

    Yeşil ırmağın bir kolu. : TERSAKAN

    Yeşil ırmak’ın antik dönemlerdeki adı. : İRİS

    Yeşil ve pembe dalgalı sedef.:ARUSEK

    Yeşile çalan toprak rengi. :HAKİ

    Yeşilırmak deltasının kuzeydoğu kesiminde, yüzlerce kuş türünü barındıran küçük göl. : SİMENLİK

    Yeşille lacivert arası renk.: ÖRDEKBAŞI

    Yeter sayı. : NİSAP

    Yeterli etkinliği olmayan,bir süre için,geçici.: PALYATİF

    Yeterlilik belgesi. :BRÖVE

    Yeterlilik. : KİFAYET

    Yetimhane.:DARÜLFÜNUN

    Yetimler okulu.:DARÜŞŞAFAKA

    Yetişmemiş karpuz.: ŞALAK

    Yetkili. : MEZUN

    Yetkin,olgun. : KAMİL

    Yıl aşırı,iki yılda bir.:BİENAL

    Yılanbalığıgillerden,Avrupa kıyılarında yaşayan,eti lezzetli büyük bir balık.:MAGRİ

    Yılanbalığına benzer,eti lezzetli bir balık. : KUFA

    Yılanbalığına benzer,yırtıcı,eti beyaz,göğüs yüzgeci olmayan deniz balığı. : MURANA

    Yılancık da denilen,el,ayak ve yüzde kızartı ve şişmelerle kendini gösteren hastalık.:ALAZLAMA

    Yılankavi. : HELEZONİK

    Yıldırım. : SAİKA

    Yıldız çiçeği. : DALYA

    Yıldız falcılığı.:ASTROLOJİ

    Yıldızların yüksekliğini ve açı uzaklığını gözlemeye yarayan alet. : OKTANT

    Yıldızların yüksekliğini ve açı uzaklığını gözlemeye yarayan alet.:OKTANT

    Yırtıcı bir kuş. : BALABAN

    Yırtıcı kuşlardan bir doğan çeşidi.:ÇAKIRDOĞAN

    Yırtık,yarık.:ÇAK

    Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir. : AGANTA

    Yiğit,cesur,bahadır.:KELEŞ

    Yiğit.:CİVANMERT

    Yiğitlik,kahramanlık.:CELADET

    Yiğitlik,yararlılık.:BESALET

    Yirminci asır başlarında ev içi sahneleri canlandıran ve ev yaşamını konu alan resim tarzına verilen ad. : ENTİMİZM

    Yiyeceği ortaklaşa sağlanan toplantı. : ARİFANE

    Yiyecek,içecek şey.: AZIK

    Yiyecek,içecek,özellikle ekmek : NİMET

    Yiyecek. Azık. : NEVALE

    Yiyecekleri dondurarak saklayan buzdolabı.:DİPFRİZ

    Yiyecekleri önce una ve yumurtaya,sonra istenirse galeta ununa bulayıp kızartmak.:PANE

    Yiyen,yiyici kimseler. : AKİLE

    Yiyicilik,rüşvet alma. : İRTİKAP

    Yoga felsefesini uygulayan derviş.:YOGİ

    Yoğrularak yuvarlanmış topak edilmiş bulgur. : TAPAŞ

    Yoğun. : KESİF

    Yoğunlaç. : KONDANSATÖR

    Yoğunluğu çok düşük cam, vernik, kauçuk veya köpük görünüşünde lastiğe benzeyen madde.: POLİÜRETAN

    Yoğunluk ölçer. : DANSİMETRE

    Yoğurt,pekmez gibi koyu şeyleri suyla inceltmek,sulandırmak. : ÖZEMEK

    Yoğurtlu yumurta yemeği.:ÇILBIR

    Yok etme,kökünü kurutma. : ERADİKASYON

    Yok olma,yok edilme.:ZEVAL

    Yoksul,çıplak,saf,saf ırk.: ARİ

    Yol bakımı ve kontrolü için demir yollarında kullanılan küçük araba.: DREZİN

    Yol çukuru.:KASİS

    Yol kontrol ve bakımı için demiryollarında kullanılan küçük araba.: DREZİN

    Yol üzerinde oluşmuş çukur.:KASİS

    Yol ve tarla kenarlarında yetişen otsu bir bitki.: DEVEDİKENİ

    Yol,yapı v.s. yapımında kullanılacak çakılları,taşları kırıp ufalamaya yarayan makine.:KONKASÖR

    Yol. : RAH :TARİK

    Yolcu.:SAFİR

    Yolculukta veya askerlikte kullanılan,boyuna veya bele asılı olarak taşınan,genellikle aba veya deri kaplı,metal su kabı.:MATARA

    Yollarda,toprak damlarda yeri bastırmak veya tarlalarda toprağı ezmek için gezdirilen taş silindir.:LOĞ

    Yonga.: TALAŞ

    Yontulmuş yapı taşı. : BİÇME

    Yorgun,bitkin.:BİTAP

    Yorumlama. : ŞERH

    Yosma.:KOKET

    Yosun sapçığı. : SETA

    Yoz beğeni. :KİÇ : KİTCH

    Yozgat ilinde ortaya çıkarılan ve Anadolu’nun tam bir kronolojisini göstermesi bakımından büyük önem taşıyan höyük. : ALİŞAR

    Yozgat ilinde ünlü bir höyük.:ALİŞAR

    Yön,taraf.:CİHET

    Yönetici. : ZİMAMDAR

    Yönetmelik.: TALİMATNAME

    Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanın başlangıç noktasına olan uzaklığının cebirsel değeri.:APSİS

    Yöntem bilim. : METODOLOJİ

    Yöntem,yol,usul.:RACON

    Yudum.:CURA

    Yugoslav ulusal dansı. : KOLO

    Yumurta biçiminde olan,oval,beyzi.: SÖBE

    Yumurta biçimli ve sekiz delikli bir flüt. : OKARİNA

    Yumurta hücresinin embriyon oluşurken gelişerek aldığı ilk biçim,blastula.: MORULA

    Yumurta sarısı,zeytinyağı ve limonla yapılan bir tür koyu soğuk salça.:MAYONEZ

    Yumurta ve irmikle yapılan bir tatlı.:REVANİ

    Yumurta verimi çok,genellikle beyaz tüylü bir tavuk ırkı.:LEGORN

    Yumurta,süt ve un ile hazırlanan tatlı veya tuzlu hamur.:KREP

    Yumurta,şeker ve un ile yapılan,yumuşak pasta.:PANDİSPANYA

    Yumurtadan yeni çıkmış civcivin ağzının kıyısında bulunan ve zamanla kaybolan sarı renk.:KEF

    Yumurtadan yeni çıkmış ve henüz ayakları oluşmamış yavru kurbağa. : İRİBAŞ

    Yumurtalarını ekin yapraklarına bırakan zararlı bir böcek. : SÜNE

    Yumurtayı kabuksuz olarak kaynar suyun içerisinde pişirmek.:POŞE

    Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac.:TENEKE

    Yumuşak deri./ Üzerine saydam bir cila tabakası çekilmiş olan eşya. : GLASE

    Yumuşak huylu.:HALİM

    Yumuşak keçe. : FÖTR

    Yumuşak ve gümüş rengi postu için avlanan kemirici bir hayvan. : ÇİNÇİLYA

    Yumuşak ve hafif ,odunu doğramacılıkta kullanılan bir Afrika ağacı.: EKABA

    Yumuşak ve hafif bir ipekli kumaş. : SÜRA

    Yumuşak yer. : NAÇE

    Yumuşak:. NAİM

    Yumuşama. : DETANT

    Yunan abecesinde bir harf.: TETA: ERA: GAMA: ALFA: DELTA : EPSİLON: BETA

    Yunan barış tanrıçası. : EİRENE

    Yunan dansı. : SİRTAKİ

    Yunan felsefe okulu. : ELEA

    Yunan mimarlığının üç biçeminden biri. : İON

    Yunan mitolojisinde Afrodit’in gözdesi olan genç delikanlı.:ADONİS

    Yunan mitolojisinde altın postu aramaya çıkan Argo gemisinin kaptanı.:İASON

    Yunan mitolojisinde çok hızlı koşmasıyla tanınmış avcı kız.:ATALANTE

    Yunan mitolojisinde Dionysos’un ceviz ağacına dönüştürdüğü Lakonia’lı genç kız.:KARYA

    Yunan mitolojisinde doğa tanrıçası.: ARTEMİS

    Yunan mitolojisinde doğa,vahşi hayvanlar,av,bereket,erdenlik ve doğurganlık tanrıçasına verilen ad. : ARTEMİS

    Yunan mitolojisinde dokuz sanat perisinden biri. : ERATO

    Yunan mitolojisinde düz olduğuna inanılan yer çevresinde akan ırmak.:OKEANOS

    Yunan mitolojisinde evlilik ve kadın yaşamının tanrıçası. : HERA

    Yunan mitolojisinde intikam tanrıçası. : NEMESİS

    Yunan mitolojisinde Odysseus’un eşi.:PENELOPE

    Yunan mitolojisinde savaş tanrısı.:ARES

    Yunan mitolojisinde şafak tanrıçası. : EOS

    Yunan mitolojisinde toprak ve tarım tanrıçası. : DEMETER

    Yunan mitolojisinde tutku tanrıçası: ATE

    Yunan mitolojisinde Zeus’un habercisi olan tek kanatlı zafer tanrıçası. : NİKE

    Yunan mitolojisinde,kuğu kılığına giren Zeus’la karşılaşması bir çok sanatçıya esin kaynağı olmuş ünlü kadın.: LEDA

    Yunan rakısı.: UZO

    Yunan ulusal dansı. : ROMAİKA

    Yunanistan’ın plakası. : GR

    Yunanlı tarihçi Ksenophon’un Onbinlerin Dönüşü adıyla da bilinen ünlü eseri.:ANABASİS

    Yunus balığının iri bir türü. : FALYANOS

    Yunus balıklarının yetiştirildiği ve seyircilere gösteri yaptırıldığı deniz suyuyla doldurulmuş havuz. : DELFİNARYUM

    Yurdumuzda da yaşayan bir tür yaban ördeği.: MEZGELDEK

    Yurdumuzda da yaşayan ötücü bir kuş. : ÇÜTRE

    Yurdumuzda kurulmuş 21 Köy Enstitüsünden biri.:SAVAŞTEPE:KEPİRTEPE.:AKSU:CİLAVUZ

    Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca,fındığa benzeyen,sert ve pürüzlü,bir yüksük içinde bulunan,tanen bakımından zengin meyvesi.: PALAMUT

    Yurdumuzda yetişen sofralık bir üzüm cinsi. : HÖNÜSÜ

    Yurdumuzda yetişen ve palaz’da denilen bir fındık cinsi. : AGRAP

    Yurdumuzun bir çok yöresinde yaşayan küçük bir kuş: ALAMECEK

    Yurdumuzun hemen her bölgesinde yaşayan ötücü bir kuş. : ÇIVGIN

    Yurdumuzun orman alanlarında da yaşayan bir kuş.:TIRMAŞIK

    Yurdumuzun sulak alanlarında kışlayan,küçük bedenli bir ördek cinsi. : SÜTLABİ

    Yurdumuzun sulak alanlarında yaşayan yabani ördek cinsi.:YEŞİLBAŞ

    Yurdumuzun sularında yaşayan ördeğe benzer bir kuş. : KİRİK

    Yurt,baba ocağı gibi sevilen şeylerden ayrılmış olan,uzak kalmış olan.: CÜDA

    Yurt,sıla özlemi.:DAÜSSILA

    Yurtseverlik. : HAMİYET

    Yutak yangısı. : FARENJİT

    Yuva.: LANE

    Yuvarlak ve bombeli bir tür şapka. : MELON

    Yuvarlak ve bombeli bir tür şapka.:MELON

    Yuvarlak ve yassı biçimli nesne,ağırsak.: KURS

    Yuvarlak,yassı ve sipersiz başlık.: BERE

    Yuvarsı kemer. : DOM

    Yüce,kudretli : . BAYAR

    Yüce,kudretli.:BAYAR

    Yüce,yüksek. : ALİ

    Yücelik,yükseklik. , : ULVİYYET

    Yük asansörü.: ELEVATÖR

    Yük treni. : MARŞANDİZ

    Yüklük,yatak yorgan konulan yer. : MUSANDRA

    Yüksek ve alçaktan mermi atabilen top ve havanların bazı özellilerine sahip kısa namlulu top. :OBÜS

    Yüksek basınçlı atmosfer kütlesi.:ANTİSİKLON

    Yüksek bir makama sunulan mektup yada dilekçe. : ARİZA

    Yüksek dereceli devlet görevlileri ile elçilerin oturması için ayrılan konut.:REZİDANS

    Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo,çanak,çömlek gibi nesne. : SERAMİK

    Yüksek kabartma gibi bir zemine bağlı veya alçak kabartma gibi yassılaştırılmış olmayan,üç boyutta da gelişmiş olan heykelcilik yapıtı.:TAMOYMA

    Yüksek makamlardaki devlet adamları.:RİCAL

    Yüksek sesle inleme. : RENANET

    Yüksek sesle yapılan çağrı,duyuru.,tellalla duyurma: CAR

    Yüksek sosyete yaşamını seven.:MONDEN

    Yüksek tepe,dağ.: KEPEZ

    Yüksek,yüce.:BÜLENT

    Yükseklik korkusu. : AKROFOBİ

    Yükseklik. : İRTİFA: KOT

    Yükselme,yücelme. : TEALİ

    Yükselteç.:AMPLİFİKATÖR

    Yükselti.: RAKIM

    Yükümlülük.:VECİBE

    Yün eğirme aracı.:KİRMEN

    Yün eğirmekte kullanılan çıkrığın adı.Pamuk ipliğini saran el çıkrığı. : ALAMİT

    Yün kumaşların havlarına kıvırcık görünüm kazandırmak için yapılan uygulama: RATİNAJ

    Yün veya pamuk gibi maddeleri tokmak ile kabartan kimse. : HALLAÇ

    Yünden dokunmuş yaygı,kilim. :SİLİ

    Yünden dövülerek yapılan kalın ve kaba kumaş. : ABA

    Yünlü yada pamuklu bir dokuma. : ABADAN

    Yünsü tüylü bir av köpeği cinsi.:BARBE

    Yürek atışı. : DARABAN

    Yürek darlığı.,aşırı sıkıntı,kaygı,bunaltı. : ANKSİYETE

    Yürek paralayan,tüyler ürpertici.:CANHIRAŞ

    Yürüme korkusu.: BASİFOBİ

    Yürürlükte bulunan antlaşmalara göre olması gereken veya süregelen durum : STATÜKO

    Yürütme.:İCRA

    Yürüyen merdiven. : ESKALATÖR

    Yüz altı taşla oynanan bir oyun. : OKEY

    Yüz güzelliği.:CEMAL

    Yüz örtüsü. Peçe. : NİKAP : YAŞMAK : BÜRGÜ

    Yüz,çehre,beniz.:BET

    Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir balık.: BARSAM

    Yüzgeçlerinde zehirli dikenleri bulunan,eti beyaz ve lezzetli bir balık.:İSKORPİT

    Yüzme havuzu.PİSİN

    Yüzölçümü. : MESAHA

    Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan,aşırı çiçek bozuğu olan kimse.:ÇOPUR

    Yüzü yay biçiminde bir çeşit keser.:AYDEMİR

    Yüzün rengi,bet beniz. : NEVİR

  10. #29
    SMN
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Üye Numarası
    52466
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    919
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    160

    Cevap: A dan Z ye Bulmaca sözlüğü

    Z

    Zaç yağı,sülfirik asit.:KARABOYA

    Zakkum : AĞI AĞACI

    Zaman,vakit (yerel sözcük) :ADAR

    Zamanbilimi.Zaman dizini. : KRONOLOJİ

    Zamansız,uygun zamanda olmayan. : NAGAH

    Zambakgillerden bir kır bitkisi,mahmur çiçeği.:ÇİĞDEM

    Zambakgillerden,beyaz renkli ve güzel kokulu bir çiçek. : SÜMBÜLTEBER

    Zambakgillerden,soğanından ilaç olarak yararlanılan bir takım maddeler elde edilen bir bitki.:ADASOĞANI

    Zambiya’nın başkenti. : LUSAKA

    Zamir. : ADIL

    Zamklı cila. : LIKA

    Zar ile oynanan kumar.:BARBUT

    Zararlı bir bitki./Koyunlarda görülen bir hastalık. : KARAMUK

    Zatülcenp. : SATLICAN

    Zatürree.: PNÖMANİ : BATAR

    Zayıf ve cılız. : ENEZE : DEBİL : HIRA

    Zayıf,çelimsiz,etsiz.: LAGAR

    Zebercet taşı.: PERİDO

    Zehiriyle ünlü olmasına karşın insanlar için tehlikeli olmayan bir örümcek türü.:TARANTULA

    Zehirlemek,ağılamak.: OTALAMAK

    Zehirli bir bitki türü.:BALDIRAN

    Zehirli bir örümcek cinsi. : AKALAR

    Zehirli bir örümcek türü. : KARADUL

    Zehirli bir örümcek türü.:BÖ

    Zehirsiz,çok güçlü büyük bir yılan.:PİTON

    Zeka geriliğinin ileri bir şekli.,doğuştan ahmak,aptal. : İDİOT

    Zeka. :ANLAK

    Zeki,anlayışlı,akıllı kimse.: FEHİM

    Zen düşünmenin ereği olan ruhsal uyanış.: SATORİ

    Zencefilgillerden ıtırlı bir bitki.:KAKULE

    Zengin bir kadının yardımcısı olan,onun ,işlerini yapan kadın.:NEDİME

    Zengin. : VARSIL

    Zeravent’de denilen ve kökleri halk hekimliğinde kullanılan sarılgan bitki.:LOĞUSA OTU

    Zerdüşt dininde Ahura Mazda’nın oğlu olan ateş tanrısı. : ATAR

    Zerdüşt dininin iyilik tanrısı. : AHURAMAZDA


    Zerdüşt dininin kutsal kitabı.:AVESTA

    Zevk ve eğlenceye düşkün,uçarı.: SEFİH

    Zeytin biçiminde,beyaz unlu,tadı mayhoş bir yemiş. : İĞDE

    Zeytingillerden bir ağaç ve bu ağacın beyaz,eflatun veya pembe renkte,güzel kokulu çiçekleri.:LEYLAK

    Zeytinin sıkılıp yağı alındıktan sonra geriye kalan küspesi. : PİRİNA

    Zeytinyağı çıkaran kimse. : ZEYTAN

    Zeytinyağı,soğan ve maydanozla yapılan bir tür fasulye salatası.:PİYAZ

    Zeytinyağında kızarmış sarımsak ve rendelenmiş domates ile yapılan garnitür.:PROVANÇALE

    Zıplama,sıçrama. : RAKADAN

    Zırh veya silah.:CEBE

    Zırh.Silah.:CEBE

    Zırhlı hayvan.: TATU

    Zihin açıklığı.:FİTNAT

    Zihin.:AN

    Zihinsel özürlü.:MONGOL

    Zikreden,anan. Tekkelerde ayinde ilahi okumakla görevli hanende. : ZAKİR

    Zikreden,anan.:ZAKİR

    Zimbabwe’nin başkenti. : HARARE

    Zimbabwe’nin eski adı.:RODEZYA

    Zina işleyen. : ZANİ

    Zirve,doruk. : ŞAHİKA

    Zona. : HERPES ZOSTER

    Zonguldak yöresine özgü bir halk oyunu. : AMANİ

    Zoolojide kuyruklular.: URODEL

    Zorba.:CEBERRUT.:MÜSTEBİT

    Zorla alma.:GASP

    Zorlama,bir işi zorla yaptırma.:ZECİR

    Zorlu ve ezici güç.:SATVET

    Zorlu,katı,şiddetli.: YEĞİN

    Zulümler,kıyımlar.: MEZALİM

    Zurnalarda,kamış düdüğün bulunduğu lüleye takılan yuvarlak plaka.:AVURTLAK

    Zurnalı ve tulumlu bir çalgı.:GAYDA

    Zurnanın dudaklara gelen kamış bölümü. : SİPSİ

    Zümrüde benzer değerli bir taş. : ZEBERCET

    Züppe. : DANDİ: SNOP

Benzer Konular

  1. Peygamberimizle ilgili Bulmaca ve Şiirler
    iimmran Tarafından Soru Cevap Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 18-03-2015, 12:19 PM
  2. Japon bulmaca karsiliklari
    mopsy Tarafından Oyun Dünyası Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-03-2010, 01:42 PM
  3. Sigarayı bıraktığınızda bulmaca çözün
    SAHARAY Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 01-05-2008, 03:39 PM
  4. Bulmaca
    kasev Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-02-2008, 06:12 PM
  5. Bulmaca-Turca 2.30
    oyunx Tarafından Oyun Dünyası Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 18-12-2006, 04:29 PM

Anahtar kelimeler