1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 15
  1. #1
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    Best Of 70s 80s Music

    Sizlere bu biyografiyi sunmamın nedeni belki aranızda 80s kültürünü hala sevenler vardır!günümüze sayısız hit bırakan bu kültürü biraz daha yakından tanıyalım!80s deyince akla ilk gelen efsane isimlerdendir Falco!kendisi zamansız bir şekilde 1998 yılında bir trafik akzasında hayatını kaybetmiştir....geriye çok sayıda anı ve hit bırakmıştır...kendisi hakkında bilgi vermek gerekirse albümleri en zor bulunan sanatçılardandır?severek dinlediğim ve hayranı olduğum bu adamın kapsamlı ve geniş biyografisini bulamak bile çok zor oldu?buyrun...........

    Gerçek adı Johann Hölzel olan Falco'nun renkli yaşamı Viyana'da 19 Şubat 1957'de yerel saatle 13:15'te başladı. Annesi Maria bir çamaşır yıkama şirketinde mağaza müdürü, babası Alois ise bir maden şirketinde işçi olarak çalışıyordu. Aslında annesi doğum esnasında üçüz dünyaya getirmiş, ancak sadece en son doğan Johann yaşamayı başarabilmişti. O kadar yetenekli bir çocuktu ki daha beş yaşına geldiğinde radyo kanallarını karıştırarak hoşuna giden bir müzik buluyor ve eline geçen eşyaları gitar ya da mikrofon gibi kullanarak şarkılara eşlik ediyordu. Ondaki bu müzik zevkini gören ailesi, müzik öğretmeni olan çok yakın bir komşularının tavsiyesiyle altıncı doğumgününde ona bir piyano hediye etti. Her ne kadar bir akordiyon arzuladıysa da bu piyano, Johann'ın müzik kariyerinde herşeyin başladığı andı. Öyle bir müzik kulağı vardı ki daha ilk kez duyduğu bir şarkıyı çok kısa bir sürede piyanosuyla çalmaya başlıyordu. 8 yaşına geldiğinde okuldaki bir piyeste ilk kez kalabalığa karşı bir konser verdi. Piyanosuyla Strauss'un "Mavi Tuna" isimli bestesini çaldı. İlerleyen haftalarda çevredeki herkesin aşırı ilgisinden bunalarak içine kapandı. Bu dönemde anne ve babasının şiddetli geçimsizlik yüzünden ayrılması, onun okula ve derslerine olan ilgisini de iyice azalttı. Takip eden yıllarda zorda olsa ortaokulu bitirmeyi başardı ve bir müzik dehasını ortaya çıkaracak olan hayati kararı aldı. "Artık okumayacak, sadece müzikle uğraşacaktı" : Ancak çalışması, para kazanması ve bu şekilde annesine destek olması gerekiyordu. 15 yaşına geldiğinde rüyalarını süsleyen bas gitarı satın aldı. Boş zamanlarında sürekli bu gitarla çalışıyor, hatta Viyana'daki bazı stüdyolarda tanıştığı kişilerle ortak provalara bile katılıyordu.
    17 yaşına geldiğinde "Umpspanwerk" isimli bir gruba katıldı. Bir sene kadar bu grupla birlikte müzik yaptıktan sonra ayrıldı ve Viyana Caz Okulu'na bağlı olarak faaliyet gösteren bir kursa kaydoldu. Burada, müzisyen kimliğinin ciddi anlamda şekillenmesini sağlayacak üç değerli sömestr geçirdikten sonra Almanya'da batı Berlin'e gitmeye karar verdi. Orada, her zaman idolü olarak kabul ettiği David Bowie ve o zamanlar Almanya'da ciddi projeler üreten Kraftwerk gibi isimlerden etkilenerek, kafasına kendi tarzının oluşmasına önayak olan birtakım düşünceler yerleştirdi. Berlin'de geçirdiği bir sene boyunca çeşitli yerel gruplarda bas gitar çalarak oldukça iyi miktarda paralar kazandı. Viyana'ya döndüğünde ise onu gerçek anlamda sahneye taşıyacak olan "The Hallucination Band" isimli gruba katıldı. Bu grupla 1978'de Avusturya

    genelinde turneye çıktı. Bir gün Salzburg'da verecekleri bir konserden önce menejerleri Wickerl Adam'a bir ricada bulunarak kendisine sahnede kullanmak üzere bir takma isim bulduğunu ve "Falko Götehrer" olarak anons edilmek istediğini talep etti. Falko ismini seçmişti, çünkü o dönemde hayranı olduğu bir kayak şampiyonu olan Falko Weisspflog'a özeniyordu ve onunla aynı ismi taşımak sahnede güven verecekti kendisine. Ertesi hafta bir başka konserin afişinde, telaffuzda kolaylık sağlamak için "k" yerine "c" harfini ekleyerek "Falco" olarak tanıtıldı. 1979 yılının başında bu gruptan ayrılarak "Spinning Wheel" isimli daha popüler bir gruba geçti.
    Bu grup Bee Gees ve Rod Steward gibi ünlülerin şarkılarını yorumluyordu ve oldukça rağbet gören konserler veriyorlardı. Bu konserler Falco'nun sahne karizmasının oluşmaya ve şekillenmeye başladığı ciddi aktivitelerdi. Bu grupla birlikte çok başarılı konserler verdi. Mayıs 1979'da "Spinning Wheel" grubunun desteğiyle peşpeşe iki single çıkardı. Bunlar Falco efsanesinin başlangıç çalışmalarıydı : "Chance To Dance" ve "Summer" 1980 yılına girildiğinde "Ganz Wien" isimli bestesi onu yerel bir basçıdan uluslararası üne sahip bir stara çevirdi. Öyle ki "Spinning Wheel" grubuyla verdikleri her konserde seyircilerden Falco'nun adı yankılanıyor ve bu şarkısı isteniyordu ısrarla. Böylece Falco artık solo çalışmalar yapmanın zamanı geldiğini iyiden iyiye hissediyordu. Gruptan ayrıldı ve Avusturya'da GIG Records'un sahibi Markus Spiegel ile sözleşme imzaladı.



    LİSTE BAŞARILARI VE ALBÜMLERİ:



    1981 sonbaharı'nda sözleri ve bestesi kendine ait olan bir eserle ortaya çıktı : "Der Kommisar" ve b-side olarak yer alan "Helden Von Heute". Kasım 1981'de Avusturya listeleri'nde 1 numaraya yükseldi bu single. Almanya listelerini zorlamaya başladı. Satışlar tüm Avrupa'da bir anda patladı. İki hafta içinde hemen hemen tüm Avrupa'da 1 numaraya yükselmişti "Der Kommisar". Aralık ayında ise tüm dünyadaki satış rakamı 7 milyonu bulmuştu. Bu şarkının yer aldığı ilk stüdyo albümü "Einzenhaft" için dünya turnesine başladı. Avustralya'dan Kanada'ya kadar pek çok ülkede konserler verdi. Yeni bir albüm için de sürekli hazırlık yaparak ve yer yer konserler vererek geçirdiği 3 senenin ardından 1984'te ikinci stüdyo albümü olan "Junge Roemer" piyasaya çıktı. Ancak albümün satış rakamları belirlenen seviyeye ulaşmamıştı. Avusturya'da 50.000 adet satan albüm uluslararası piyasada pek alıcı bulmamıştı. Ancak albüm için çok başarılı video klipler hazırlanmıştı. "Brillantin' Brutal',Junge Roemer, Kann Es Liebe Sein" gibi hitlerin klipleriyle az da olsa satış rakamlarını yükseltmeyi başardılar. 1985'te yeni bir proje için kollar sıvandığında Falco bu kez farklı bir prodüktör seçmişti kendine : Hollandalı Bolland Kardeşler. Falco'yu "Der Kommisar" günlerindeki gibi canlandırmak için muhteşem bir projeyi hayata geçirmeye çalışıyorlardı. O dönemlerde bir televizyon dizisi yüzünden herkesin dilinde olan ünlü besteci Wolfgang Amadeus Mozart'ın hayat hikayesini ilginç bir yorumla bir pop şarkısına aktarmaya çalışıyorlardı. En sonunda tüm zamanların en büyük şarkılarından biri çıktı ortaya : "Rock Me Amadeus". Öylesine bir başarı elde etti ki bu parça,uzun yıllardır hem İngiltere'de hem Amerika'da bir numaraya aynı zamanda yükselen tek şarkı oldu bir anda. Bu şarkını yer aldığı "Falco 3" isimli albüm de satış listelerinin en üstüne çıktı bu büyük klasik sayesinde. Plak şirketi dünyanın dört bir yanından gelen siparişleri zor karşılar duruma gelmişti. Aynı yıl ünlü Opus grubunun Salzburg'da vereceği bir konsere konuk olarak davet edildi Falco. Bu konserden önce kaldığı otelde Isabelle adlı genç bir kızla tanıştı. İşin doğrusu, otel güvenliğini ve Falco'nun korumalarını atlatan bu genç kız Falco'nun kaldığı odaya sızmayı başarmış ve onunla tanışma şansına kavuşmuştu. Ancak, takip eden günlerde kız arkadaşım diye çevresine tanıştırdığı bu genç kıza pek vakit ayıramazdı. Çünkü profesyonel olarak müzik kariyerinin zirvesindeydi . 31 Ekim 1985'te Viyana'da bir konserde tam 14.000 kişi izledi Falco'yu. Takip eden aylarda "Jeanny" adlı single sürüldü piyasaya. Bu çalışma, tüm dünyada daha ilk haftada 1.700.000 civarında satarak Falco'yu bir efsane haline getiriyordu. Bu arada kız arkadaşının hamile olduğunu öğrendi ve onunla ilgilenebilmek için dünya turnesinin bir bölümünü iptal etmek zorunda kaldı. 13 Mart 1986'da kızları Kaherina Bianca dünyaya geldi.
    Bu yılın büyük bir kısmını ailesiyle birlikte geçirdi. Sonbahar aylarını kapsayan mini bir turnenin ardından Hollanda'da Hilversum'daki stüdyoda dördüncü stüdyo albümünün hazırlıklarını tamamladı ve "Emotional" piyasaya çıktı. Bu albümde üç adet çok başarılı çalışma vardı : "The Sound Of Music, Emotional, Jeanny Part 2 (Coming Home)" Bu esnada ilgisizlikten bunalan kız arkadaşı Isabelle, kızları Katherina Bianca'yı da alarak birlikte yaşadıkları evi terketti. Bu durum ilk başlarda Falco'yu pek etkilemedi. Zaten turnedeydi ve o zamanlar onun için ilk planda olan tek şey müzikti. 1987 yılının neredeyse tamamı konserlerle geçti. Japonya, Amerika, Kanada gibi deniz aşırı ülkelerde konserler verdi.

    1987 sonunda ünlü top model Brigitte Nielsen ile birlikte düet yaptığı "Body Next To Body" adında pek rağbet görmeyen bir single'ın ardından yeni prodüktörlerle birlikte beşinci stüdyo albümü "Wiener Blüt" isimli çalışmasını piyasaya sürdü. Her nedense beklenen ilgiyi görmedi bu albüm. Çoğu konseri bile iptal etmek durumunda kaldı. Bu boşluktan yararlanıp uzatmalı sevgilisi Isabelle ile 17 Haziran 1988'de Los Angeles'ta gizlice evlendi. Herşeyden çok değer verdiği annesi bile bu evliliği bilmiyordu. Yıllar sonra bir röportajında, çocuk yüzünden evlenmek zorunda kaldığını açıkça ifade etmişti. Ancak bu zoraki evlilik çok uzun sürmedi. Yaklaşık bir sene sonra boşandılar. Falco için bunalımlı günler başlıyordu. Albüm satışları düşmüştü. Yeni projeler için ruh hali pek müsait değildi. Konserler tek tek iptal edilmişti.



    ZAMANSIZ SONA EREN BİR YAŞAM:




    1992'ye kadar sessizliğini koruyan ve sadece televizyon programlarında konuk olarak hayranlarına görünen Falco, plak şirketini değiştirdi ve yeni şirketi EMI Electro'dan çıkan ilk, kendisinin altıncı albümü olan "Nachtflug" hayranlarının beğenisine sunuldu. Bu albümden listelere giren ilk 45'lik Mozart ritmleriyle zenginleştirilmiş "Titanic" isimli çalışması oldu. Bu albümün Almanya,Avusturya,İngiltere ve Hollanda'daki satışları kendisine platin plak kazandırdı. Yıllar sonra yine turnedeydi Falco. Avusturya, İsviçre, İtalya, Almanya, Rusya'da çoğu şehri dolaştı. Tam herşey yoluna giriyordu ki bir olay Falco'nun hayatını altüst etti. Ayrıldığı eşi Isabelle, kızları Katherina Bianca'nın Falco'dan olmadığını iddia ediyor ve DNA testi yapılmasını istiyordu. Testin sonucu eski eşini haklı çıkarınca Falco'nun dünyası kararmıştı. Kızını elinden çekip almışlardı. Üç yıl süren bir başka sessizlik döneminin ardından - ki bu boşluğu kendini resim yapmaya adayarak geçirmişti- yepyeni bir single ile 1995 sonbaharında listelere geri döndü. 1930'ların Almanya'da popüler olmuş bir şarkısının yeniden yorumu ile bir kez daha hayranlarının karşısındaydı Falco : "Mutter, Der Mann Mit Dem Koks Is Da". 1996 ilkbaharında ise kendi ifadesiyle "pillerini şarjlamak için" gözlerden uzak, oldukça sakin bir yere taşındı. Dominik Cumhuriyeti'nin Puerto Plata isimli bir tatil beldesi'ne. Orada 200 metrekare civarında bir villa satın alarak çalışmalarını gözden geçirmeye başladı. Hayatında klip çektiği son single olan "Naked" burada kendisi tarafından bestelenmiştir. Bu şarkı aynı zamanda sanatçının hayattayken yayınlanmış olan yedinci ve son stüdyo albümü "Out Of The Dark" ta yer almaktadır. Albümle aynı adı taşıyan "Out Of The Dark" isimli şarkı da oldukça dikkat çeken başarılı bir Falco klasiğidir. 6 Şubat 1998'de yerel saatle 16:40 civarında bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Tüm dünyada hayranlarını yasa boğan bu şok haberin ardından cenazesi, annesi Maria tarafından doğduğu ve büyüdüğü yer olan Viyana'ya getirildi. Burada, hayranları tarafından oluşturulan bir fon ile yaptırılan özel bir mezara defnedildi. Aynı yıl, üzerinde çalıştığı ancak yayınlamaya fırsat bulamadığı en son albümü "Verdammt Wir Leben Noch" gerekli düzenlemeler yapılarak piyasaya sürüldü. Bu Falco'nun sekizinci albümüydü. Sanatçının Viyana'daki evi, resimleri, gitarları, Dominik Cumhuriyeti'ndeki villası bugünlerde müze olarak işletilmektedir. Hayattaki akrabaları, Falco'nun ölümünden sonra adının kullanılarak ticari gelir elde edilmesini engellemek için ortak aldıkları bir kararla her tür hatıra ürünün satışına yasak getirmişlerdir. Gerek ülkesi Avusturya'daki müzik marketlerde, gerekse internet üzerinden satış yapan sanal mağazalarda , orijinal stüdyo albümleri ve konser görüntülerinden oluşan DVD'ler dışında Falco'ya ait bir materyel bulabilmek oldukça zordur.

  2. #2
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    Cevap: Falco(80s)




  3. #3
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    George Mıchael

    Asıl adı Giorgios Kyriacos Panayiotou olan George Michael, 1963 yılının 25 Haziran günü Londra’da (Finchey) dünyaya geldi. Kıbrıslı olan babası Jack Panayioutu işşizlik nedeniyle İngiltere’ye göç etmişti. Annesi Lesley Aangold da dar gelirli bir ailenin kızıydı.

    George Michael’ın müzik yaşamını iki ayrı bölümde ele almak gerek. Sanatçı solo çalışmalarına başlamadan önce Andrew Ridgeley ile kurduğu "Wham!" ile de müzik dünyasında büyük başarılara imza atmıştı. George Michael, Andrew Ridgeley ile 12 yaşındayken gittiği "Bushey Meads" adlı okulda tanışmıştı. Her ikisi de Genesis, Queen ve Elton John hayranıydılar. Ancak onları müziğe iten en önemli şeylerden biri "Cumartesi Gecesi Ateşi" filmi oldu.

    1984 yılında "Wham!"’in ilk gerçek hiti "Wake Me Up Be For You Go Go" büyük bir başarı kazanmış, ikili bu single ile 1 numaraya kadar yükselmişti. Bu şarkının getirdiği başarı ikiliye Amerikamüzik piyasasının kapılarını da açtı. George Michael, grubun her zaman dikkat çeken ismiydi ve bu, zaman zaman problemlere neden oluyordu. Yine bu dönemde müzik tarihinin en popüler şarkılarından biri olan "Careless Whisper" ı solo olarak kaydetti ancak bu şarkı, grubun "Make It Big" albümünde yer aldı. İnanılmaz bir başarı kazanarak neredeyse bütün dünya listelerinde zirveye yerleşen şarkı, George Michael ismiyle özdeşleşti. Bir süre sonra "Do They Know It’s Christmas" adlı şarkıları yine 1 numaraya kadar çıktı ve ikili "Band Aid" projesinde yer aldı.

    1985 yılında grup, İngiltere’de yılın en iyisi seçildi. yine aynı yıl George Michael yılın en iyi şarkıcısı olarak "Ivor Novello" ödülünü kazandı. Aynı yıl Çin’de konser vererek batı dünyası adına bir ilke imza attılar. 17 milyon albüm satan grupta problemler, medyanın da etkisiyle büyümeye başladı ve George Michael grubun dağılacağını duyurdu. İkili, "Wham!" etiketiyle son albümlerini "The Edge of Heaven" başlığıyla 1986 yılı Haziran ayında yayınladı. albüm ve aynı adı taşıyan şarkı çok kısa bir sürede gördüğü büyük ilgiyle zirvedeki yerini aldı. 26 Haziran’da grup, Wembley’de 72.000 kişiye verdikleri muhteşem konserle tarihe karıştı.

    1987 yılında George Michael bir hayalini gerçekleştiriyor ve "Live Aid" konserinde Elton John ile "Don’t Let The Sun Go Down On Me"yi seslendiriyordu. Solo kariyere hazırlık için iyi bir fırsat daha çıkmıştı önüne; dünyanın en iyi seslerinden biri Aretha Franklin ile yaptığı "I Knew You Were Waiting For Me" çalışması... 1987 yılında yayınlanan bu şarkı hem Amerika, hem de Avrupa listelerinde 1 numara oldu. George Michael artık resmen bir dünya yıldızıydı.

    1987 yılında ilk solo single’ı "I Want Your Sex" yayınlandı. Bu şarkı "Beverlly Hills Polisi" filminde yer aldı. Ancak sözleri nedeniyle pek çok ülkede sansüre uğradı. Örneğin Bbc televizyonu bile bu şarkıyı yayınlamamıştı. 1987 sonuyla 1988 yılı, tamamen George Michael’ın dönemiydi. "Faith" albümünü yayınlamış ve bu albümde yer alan "Faith", "Father Figure", "One More Try" ve "monkey" ile müthiş bir başarı yakalamıştı. Michael’a çok sayıda ödül kazandıran bu albümün başarısıyla başlayan dünya turnesi, Japonya’dan Florida’ya kadar geniş bir alanda sürmüştü. Daha da devam etmesi beklenen turne, şarkıcının boğazında yaşadığı bir problem nedeniyle noktalandı.

    Rahatsızlığı nedeniyle uzun bir süre dinlenen şarkıcı 1990 yılında "Listen Without Prejudice" albümünü yayınladı. Albüm ilki kadar başarılı olamasa da "Praying For Time" adlı şarkısıyla gündeme oturmayı ve listebaşı olmayı başardı. Toplam 5 milyonluk bir satış gerçekleştirilebildi. Promosyon eksikliğinden bahane edilmiş olsa da asıl olumsuz etkinin sebebi George Michael’ın çizgisindeki değişimin beğenilmemiş olmasıydı.

    1991 yılında eski grup arkadaşı Andrew Ridgeley ile Brezilya’da "Rock in Rio 2" festivalinde muhteşem birsahne performansı sergilediler. 1992 yılında Queen grubu ile sahneye çıkarak "Somebody To Love"ı seslendiren sanatçı, aynı dönemde birçok yardım konserinde de yer aldı. 1992 yılında "To Funky" single’ı ile 4 numaraya kadar yükseldi.

    Bu dönemde 2 albümlük özel bir projesi vardı, ancak plak şirketiyle bu konuda anlaşmazlıklar yaşadı. sonunda firmasıyla mahkemelik oldu.

    1994’te plak firmasından ayrıldıktan sonar Berlin’de Mtv özel gecesinde "Jesus to a Child"ı seslendirdi. Aynı yıl 50 milyon dolar karşılığında "Dreamwork" ve "Virgin" plak şirketleriyle anlaşma yaptı. Bu anlaşmaya göre "Dreamwork" ile Amerika’da "Virgin" ile de diğer bütün ülkelerde çalışacaktı. 1996 yılında "Jesus to a Child" ve "Fast Love" single’ları yayınlandı. Bu şarkıların hemen ardından "Older" albümü piyasaya çıktı. Aynı sene, Astrud Gilberto "Desafinado"yu söyledi ve bu şarkı "Red Hot Rio" adlı albümde yer aldı. Yine 1996’da ünlü Mtv unplugged’ı yayınladı.

    1998 Eylül’ünde bir toplama albüm olan "Ladies and Gentlemen The Best of George Michael" ("Bayanlar ve Baylar; George Michael’ın En İyileri") piyasaya çıktı. Daha önce yayınlanmamış 3 şarkı da bu albüme eklenmişti; "Outside", "A Moment With You" ve Mary J. Blidge ile seslendirdiği "As"...

    35 yaşına gelen şarkıcı bütün dünyada 60 milyon albüm satmıştı. Kısa bir süre sonra 1999’da "Songs For The Century" albümü yayınlandı. "Roxanne" ve "Miss Sarajevo" gibi cover şarkılar bu caz ağırlıklı albümden çıkan önemli parçalar oldu.

    2000 yılında "If I Told You That" adlı şarkıda bir başka dev isim "Whitney Houston" ile biraraya geldi. "Whitney Houston Greatest Hits"te de yer alan bu çalışma, müzik listelerinde ilk sıralarda yer alma başarısını gösterdi.

    Bu arada; modern İngiltere’de sık rastlanan türden, Kraliçe’ye ve Kraliyet’e saygıda kusur edecek şekilde hazırlanan çizgi-klibinde ABD ve İngiltere yönetimleri ve başkanlarıyla dalga geçen "Good Puppy" parçası George Michael’ın müzik hayatı boyunca geçirmiş olduğu değişiklikleri ve farklı görüntülerini bir araya getirmesi bakımından oldukça dikkat çekiciydi. Michael’in bu ürünü de diğer birçokları gibi tepki topladı ve kimi yerlerde yasaklandı. Yasaklarla eğlenen ve kendisini yavaşlatmasına hiçbir zaman izin vermeyen George Michael müzik dünyasının sıradışı ve "günahkar" ismi olarak uzun yıllar anılmaya devam edecek...
    Konu Bay X tarafından (06-06-2007 Saat 11:26 PM ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    Alphaville

    1981 YILBASI Nelson birliginin,bir grup genç sanatçidan olusan 7 önemli kisisi ile, Marian Gold ve Bernhard Lloyd'un kurduklari dostluk Alphaville'in temellerini atiyor. 1982/83 Gold/Lloyd/Mertens'ten olusan en son hali ile üçlü Forever Young adini verdikleri gruplari ile ikinci konserlerini verdiler. (Bu konser gelecek on yil içinde verecekleri en son konserdi.)1984 Ocak "Big In Japan"adini tasiyan ilk single'in hemen ardindan grup "Sounds Like A Melody" ve Ekim ayinda piyasa çikacak olan "Forever Young"isimli ilk uzunçalarlari ile ayni adi tasiyan "Forever Young" isimli single'lari yayinladi. Aralik Gruptan ayrilan Frank Mertens'in yerini,Keyboardist/gitarist Ricky Echolette aldi.Ayni ay, ALPHAVILLE, orjinal adi,"Der Bulle und Das Madchen/The Cop and the Girl olan Alman yapimi bir filmin soundtrack'inde ve Alman sanatçilardan olusan yardim projesi "BAND FÜR AFRIKA"nin çikardigi Nacht im Wind isimli ortak çalismada yer aldi. 1985 Ocak Alphaville, Forever Young albümünün dördüncü ve son single'i olan THE JET SET'i yayinladi.1986 Uzun bir sessizligin ardindan,grup ikinci stüdyo albümleri olan AFTERNOONS IN UTOPIA"nin ilk single'ini piyasaya çikardi. Prodüktörlügünü daha önce Scott Walker ve Simple Minds'in eski prodüktörleri Peter Walsh ve daha önce A-ha ve David Bowie ile de çalismis Steve Thompson'in yaptigi single'in adi Dance With Me " idi. Oldukça kalabalik bir müzisyen kadrosunun yer aldigi yeni albümde Alphaville alisilmis sound'un disinda yeniliklerle hayranlarinin karsisina çikiyordu.Bayan geri vokaller,gitar sololar,sikça kullanilan saksofon,perküsyon,trompet vb.akustik aletler, Rock'n'Roll tabanli sound'u ile Red Rose,The Voyager parçalar ve sosyal içerikli albümün genelinde yer alan derin ve felsefi sözler, ve insani arastirmaya iten siirsel imgeler. Bastan sona bir öykünün anlatildigi albümünün tümünün temasi 80'li yillarda insanligin en çok özlemini duydugu BARIS üzerine bir ALPHAVILLE ÜTOPYASI. Bu oldukça sofistike albümün ardindan grup, daha fazla stüdyo çalismasina zaman ayirmak için canli konser vermeme karari aldi. Haziran ayinda grup,yeni single "Universal Daddy"i takiben Afternoons in Utopia albümünü çikartti. Aralik ayindada "Jerusalem" adli single piyasaya sürüldü. Bu günlerde Alphaville,Klaus Schulze'ninde içinde yer aldigi,SOUNDTRAXX FOR IMAGINARY MOVIES isimli projeye start verdi. 1987 MAYIS Alphaville,eski Tangerine Dream üyesi, Klaus Schulze'nin prodüktörlügünde üçüncü stüdyo albümlerinin kayitlarina basladi. 1989 MART Üçüncü Alphaville Stüdyo albümü "The Breathtaking Blue" yayinlandi..Bu albümde yer alan her sarki için aralarinda Godrey Reggio'nun da yer aldigi dokuz yapimci, birer kisa film çektiler."SONGLINES" isimli ve video formatindada piyasaya sürülen bu filmlerden,Christoph ve Wolfgang Lauenstein "In the middle of the riddle" için çektikleri kisa film o yil Hollywood'da ,En Iyi Kisa Film OSCAR'ini aldi.

    Doksanlar

    1992 Grup, kendilerine ait olan Lunapark stüdyolarinda,bu kez prodüktörlügünü bizzat kendilerinin üstlendigi adi "PROSTITUTE"olarak belirlenen dördüncü albümün hazirliklarina basladi. Ilk ALPHAVILLE toplamasi olan ve bazi parçalarin yeniden remikslendigi FIRST HARVEST yayinlandi. Ve ayni yil,Marian Gold Ilk solo albümü olan "So Long Celeste"i yayinladi. Prostitute albümü üzerinde grubun yogun ilgisi,kayitlarin uzamasi, albümün yayinlanma tarihini oldukça geciktirdi. 1993 Beyrut'tan aldiklari oldukça samimi bir davet, grubun on yil süren sessizligini ve oldukça kati olan kararlarini degistirmelerine sebep oldu ve Beyrut'ta bir konser verdiler. 1994 Agustos Uzunca süredir beklenen Alphaville albümü "Prostitute", "Fools" single'inin hemen ardindan yayinlandi. 1995 Grup,Güney Fransada" SALVATION adini alacak olan yeni albümün hazirliklari için kampa çekiliyor. 1996 Ricky Echolette, öncelikle grubun hayranlari üzerinde sok etkisi yaratan bir kararla gruptan ayriliyor.Ayni yil, Alphaville Londra'da yeni albümün turne hazirliklarina basliyor Son Alphaville albümünün yeni prodüktörü ise,ayni zamanda albümde müzisyen kadrosunda Marian Gold ve Bernhard LLoyd ile beraber yer alan ve daha daha önce OMD ve ART OF NOISE gibi gruplarlada çalismis olan ANDY RICHARDS. 1997 Salvation albümünün ilk single'i "Wishful Thinking"in yayinlanmasinin hemen ardindan Eylül 1997'de grup son stüdyo albümleri olan "SALVATION"i yayinliyor. Bu albümün yayinlanmasi ile, grup ve yapimci sirketleri WEA ile yapmis olduklari sözlesme sona eriyor. 1998 Alphaville ,kendilerinin organizasyonunu üstlendikleri resmi WEB Siteleri vasitasi ile hayranlari ile sicak iletisime geçiyor. (Welcome to Moonbase - Alphaville's official web site) Grubun Almanya ve Bati Avrupa'daki turnesi halen devam etmekte.Bu arada Peru ve Moskova'da da birer konser veren grubun,"Dreamscapes" isimli Antoloji çalismasi bugünlerde piyasaya çikmak üzere. 8 toplam CD'den olusan proje albümünde, grubun 70'li yillardan 90'lara,hiç yayinlanmamis konser kayitlarina, eski parçalrin remikslerine ve grubun bugüne kadar hiç bir albümde yer almamis olan çalismalarina sahip olmak mümkün.Bu derleme çalismasi grubun son çalismasi anl***** gelmiyor.Grup simdiden yeni albümlerinin hazirliklarina baslamis bulunuyor.Grubun Antolojisini içeren, prodüktörlügünü ve sanat-yapimini kendilerinin üstlendigi DREAMSCAPES'e ise sadece grubun WEB Sitesinden yani Internet üzerinden ulasilabilecek.

    21.Yüzyıl

    2000 Salvation albümünün US versiyonu metropolis records tarafindan tüm ülkede satisa sunuldu.Grub bir taraftan dünyanin degisik yerlerinde konserlerini sürdürürken diger taraftan 2002'de yayinlanacak olan yeni stüdyo albümlerinin hazirliklarini sürdürmeye devam ediyordu.Ve bu arada grub ilk resmi konser albümleri olan ve Alman Alternatif albümler listesinde üç hafta boyunca 1 numarada kalan "Stark Naked And Absolutely Live" albümünü piyasaya çikardi. Ayni yil, in Szchechin/Polonya'da 300.000 kisinin karsisinda sahne alan Alphaville,Dreamscapes adini verdikleri Antoloji çalismalarinin devami niteliginde olan ve serinin 9. Cd'sini tamamlayacak bir dizi yeni ve özel parçayi her ay resmi web sitesi üzerinden yayinladi 2001 Bernhard Lloyd ilk solo projesi olan ve görsel olarak çok basarili olan bir web sitesi (AtlanticPopes) ile desteklenen Atlantic Popes isimli projesini hayata geçirdi.Marian gold bir taraftan yeni albümün sarkilarini hazirlarken öte yandan aralarinda Klaus Schulze, Effjott Krüger gibi Elektronik müzigin büyük isimlerinin yer aldigi dört sanatçi ile birlikte Alman TV kanali SAT 1 için çekilen Klassentreffen isimli alman filminin müzikleri için olusturulan Sputnik Roadhouse isimli proje grubunda yer aldi.(www.sputnikroadhouse.de).Grubun 1999 yilinda Amerika Salt Lake City'de verdikleri konserin kayitlarindan olusan ilk DVD'si yayinlandi. 28 Agustos 2001'den itibaren daha önce Alman server'lari üzerinden ulasilabilen resmi web sitelerini Welcome to Moonbase - Alphaville's official web site olarak yayinlamaya basladilar. Ekim ayina gelindiginde Dreamscapes serisinin 9.u olan ve daha önce her ay birer sarki olarak web site üzerinden Alphaville hayranlarinin Mp3 olarak edindigi sarkilardan olusan Dreamscapes 9 albümü yüksek kalitede Cd olarak yayinlandi.Ayni tarihlerde aralarinda eiffel65,Jose Alvarez Brill,F.a.f, Mark Plati, Paul Van Dyk ve Phazz gibi isimlerin oldugu sanatçi ve DJ'lerin Alphaville klasiklerine yaptiklari performanslaridan olusan Remix Albümü "Forever Pop"piyasaya sürüldü.2002 Alphaville yeni turnesi "Miracle Healing Tour'a start veriyor. Yeni albümleri Crazy Show üzerine yogun bir çalisma içinde olan grub bu arada bir çok yaz festivalinde sahne alirken, aralarinda Çekoslavakya,Avusturya,Macaristan ve Isviçrenin oldugu bir çok avrupa ülkesinde konserler veriyor. Yeni albüm önemli bir degisikligin ilk habercisi oluyor. Bu albüm Bernhard Lloyd'un hiç katkida bulunmadigi ve yer almadigi ilk Alphaville albümü olarak yayinlaniyor. Aralik ayinda Marian Gold "Nokia Night Of The Proms" isimli organizasyonda canli performanslar sergiliyor. 2003 14 Subat'tan itibaren yeni Alphaville albümü Crazy Show dagitilmaya baslaniyor. Çok özel bir tasarimida olan ve toplam 4 adet Cd''den olusan albümü Alphaville hayranlari grubun resmi web sitesinden (Welcome to Moonbase - Alphaville's official web site) ve A Different Drum.com) (A Different Drum - The Source for Synthpop) isimli dagitimci firmadan edinebilirler. 18 Mart 2003'e gelindiginde gruba yillarini vermis olan Bernhard Lloyd'un resmi olarak grubtan ayrildigi açiklaniyor. Bu haberin ardindan Alphaville'in yeni kadrosu, solist Marian Gold ile birlikte 90'larin basindan beri Alphaville müzigine büyük katkilari olan keyboard'çi Rainer Bloss ve Crazy Show albümüne 2 parçasi (The Rain,Ways) ile katilan, ayni zamanda grubun konser grubunun basinda olan Martin Lister olarak açiklaniyor. Crazy Show albümünde yer alan yeni Alphaville sarkilari ilk olarak 5 Nisanda Belçikada yapilan Eurorock festivalinde çaliniyor. Bu etkinlikten kisa bir süre sonra Maran Gold Klaus Schulze ve Hermann Schneider tarafindan bestelenen ve libretto'su italyanca yazilan "L'invenzione Degli Angeli/The Invention Of Angels" isimli operanin kayitlarinda Envoy karekterini
    seslendiriyor.

  5. #5
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    Michael Jackson

    29 Ağustos 1958 tarihinde, Amerika'nın Indiana Eyaleti�nin, Gary şehrinde doğdu. On çocuklu bir ailenin sekizinci üyesi olarak dünyaya gelen sanatçının tam adı, Michael Joseph Jackson'dır. Şarkıcının fabrika işçisi olan babası, Joseph Jackson, müziğe tutku derecesinde bağlıydı ve boş zamanlarında gitar çalıyordu. Eşi Katherine (Scruse) ile evlenip kalabalık bir aile haline geldikten sonra, bu ilgisini çocuklarına da aşıladı.

    60'lı yılların başlarında büyük erkek kardeşleri, Jackie, Tito ve Jermaine, babaları tarafından organize edilen "The Jackson Brothers" adında bir grup kurarak, kulüplerde şarkı söylemeye ve yarışmalara katılmaya başladılar. Jackson'un sahip olduğu ses ve dans yeteneği, kısa zamanda fark edildi. Henüz yaşı küçük olmasına rağmen, özellikle solo şarkılardaki performansı nedeniyle, 1964'de, diğer kardeşi Marlon'la birlikte gruba dahil edildi. Artık beş üyeden oluşan kardeşler, grubun adını "The Jackson 5" olarak değiştirdi.

    1968'e kadar geçen süreçte, amatör çalışmalarına gece kulüplerinde ve barlarda devam eden grup, Harlem-New York'ta bulunan Apollo Tiyatrosu'nda düzenlenen bir yarışmada birinci gelerek, dönemin en ünlü R&B plak şirketi Motown'ın kurucusu Berry Gordy'nin dikkatini çekti. 1968'te Motown'la imzaladıkları sözleşmeden sonra California'ya taşınan grubun yıldızı hızla parlamaya başladı. Sözkonusu şirketten Suzanne de Passe�ın menajerliğinde çıkan ilk dört single, "I Want You Back", "ABC", "The Love You Save", "I'll Be There" listelerde bir numaraya oturdu. O-Jays grubu ve James Brown gibi soul müziğin önderlerinin izinden giden The Jackson 5, 70'lerin başında zenci pop ve soul vokal gruplarının dünya çapında bir numaralı temsilcisi haline gelmişti. Michael Jackson ise, bu yeni müzik tarzını kendi içerisinde, dansıyla birlikte harmanlayarak, özgün bir tarza dönüştürecek, kendi kulvarında yalnız koşacaktı.

    Grubun bu hızlı yükselişinden sonra, güçlü sesiyle, farklı dansıyla oldukça sivrilen ve öne çıkan Michael Jackson, 1971-1976 yılları arasında halen The Jackson 5'a bağlı olarak, yine Motown'dan, "Got To Be There", "Ben", "Music and Me" ve "Forever Michael" adlı ilk solo single'larını çıkardı. Artık Jackson için bireysel kariyerin önü açılmıştı.

    Walt Disney Pictures tarafından, 1971'de grubun çizgi filmi yapıldı ve yayına verildi. Ününü tüm dünyaya duyuran Jackson kardeşler, uluslararası konserler serisine 1972'de İngiltere'den başladılar ve gittikleri her yerde kapalı gişe yaptılar. Bu dünya turnelerinde Commodores ve Lionel Richie, The Jackson 5'ın alt grupları olarak sahneye çıkmıştı.

    1973'den itibaren grubun satış rakamlarının düşme eğilimi göstermesiyle birlikte, Motown kontrolü ele alarak, bundan böyle şirket tarafından seçilecek şarkıların seslendirilmesi konusunda Jackson'lara baskı yapmaya başladı. Sıkıntılı günler geçiren grup, 1976'da şirketten ayrılma kararı alarak, Epic Records'la sözleşme imzaladı. Bu gelişmeden sonra Motown, Jackson'lar aleyhine, sözleşmeyi ihlal etmek savıyla dava açtı. Aynı yıl, grubun bilgisi olmaksızın "The Jackson 5 Anthology" adıyla karışık bir albüm yaparak piyasaya sürdü. Bu gelişme iplerin iyice gerilmesine neden oldu. Şirketin sahibi Berry Gordy'nin kızıyla evli olan Jermaine Jackson, taraflar arasındaki bu ihtilaftan dolayı, gruptan ayrılarak Motown'da kaldı. İsim hakkını kaybeden Jackson kardeşler ise, Jermaine'in yerine en küçük kardeşleri Randy'i gruba dahil ederek, The Jacksons olarak ismini değiştirdi. Yenilenen grup için artık yeni bir dönem başlıyor; Michael ise zirveye doğru koşar adım ilerliyordu.

    The Jacksons kısa zamanda toparlandı ve 1976- 1984 yılları arasında, ağırlıklı kendi parçalarından oluşturdukları albümler ve single'larla kariyerlerinde yükselmeye devam etti. Yeni şirketlerinden altı yeni albüm çıkaran grubun, 1978'deki Destiny çalışması neredeyse patlama yaptı ve Jackson kardeşlerin en başarılı albümleri arasında yer aldı. Bu albümün Michael için de ayrı bir önemi oldu. Çünkü kendi bestelediği şarkılar, dünya çapında büyük beğeni topladı ve grubun klasikleri arasına girmeyi başardı. Böylece Michael'ın "beste yapabilme" gibi başka bir yeteneği daha ortaya çıkmış oldu. Söz konusu albüm iki milyondan fazla satarak, grubun ve özellikle de Michael'ın ününe ün kattı.

    1978'e gelindiğinde ise, Michael için farklı tecrübeler söz konusu olacaktı. Jackson, korkuluğu canlandırdığı The Witz adlı müzikal filmde, aralarında aşk dedikodusunun çıktığı Diana Ross ile birlikte rol aldı. Tam da bu dönemde, müzikalde kullanılacak olan şarkıları aranje eden Quincy Jones'la Michael'ın yolları kesişti. Jones, ünlü pop starın gelecekteki başarısının ortaklarından biri olacaktı. Çünkü, film prodüksiyon aşamasındayken, Jackson'la Jones oldukça uyumlu bir ortaklık kurdular ve Michael'in bağımsız ilk solo albümünü birlikte yapmak için anlaştılar. Böylece 1979'da, ünlü şarkıcının ilk bağımsız solo albümü olan "Off The Wall", Jones'un prodüktörlüğünde Epic Records'tan çıktı. "Don't Stop 'Til You Get Enough", "She�s Out Of My Life", "Off The Wall", "Rock With You" gibi dünya çapında ses getiren birçok hit parçayı içinde barındıran bu albüm, inanılmaz satış rakamlarına ulaşarak, Michael'ı pop müzik ve eğlence dünyasının idolü haline getirecek; sanatçıya ilk önemli ödüllerini kazandırmaya başlayacaktı. 1980 yılında, American Music Awards tarafından 3 dalda ödüle layık görülen albüm (En İyi Soul/R&B Albümü - Off The Wall, En İyi Soul/R&B Erkek Şarkıcı, En İyi Soul/R&B Single - Don't Stop 'Til Get You Enough), birçok liste başarı ödülünün de sahibi oldu. Aynı yılın Şubat ayına gelindiğinde, Michael yine "Don't Stop 'Til Get You Enough"la "En İyi R&B Erkek Vokal" dalında ilk Grammy ödülünü aldı. Bir caz müzisyeni olan Jones'un, albümdeki parçalarda bu müzik türünü altyapıya yerleştirmesi doğal karşılanırken, bununla yetinilmeyip disco ve funky tarzı ritimlere de yer vermiş olması, sadece Michael'e özgü yeni bir müzik türünün ortaya çıkmasına neden oldu. Elbette bu da, Jackson'a benzersiz ve evrensel bir ün getirdi. İlk olarak yakın arkadaşı, Elizabeth Taylor tarafından kendisine atfedilen ve sonraları yaygın bir ifade şeklini alan "pop idolü" benzetmesi, özellikle bu dönemlerde anılmaya başlandı.

    İlk solo albümünün getirdiği başarıların yanı sıra, Jackson kardeşlerle de çalışmaya devam eden Michael, 1980'de grupla birlikte "Triumph" albümünü çıkardı. Bestelediği şarkılar ve bunlara yazdığı sözlerle Triumph'a damgasını vuran yine Michael oldu. "Can You Feel It"e çekilen farklı klip de büyük ses getirdi ve sanatçının dans yeteneği milyonlarca müziksever tarafından yadsındı. 1982'de ise, ünlü pop yıldızına, En İyi Çocuk Albümü dalında Grammy ödülü kazandıracak olan E.T. (Extra-Terrestrial) filminin orjinal soundrack'i "Someone in the Dark" şarkısını seslendirdi.

    1982 yılı, ünlü pop yıldızı için neredeyse bir dönüm noktası oldu. Jackson'ı hemen hemen bugün bulunduğu noktaya getiren ve efsaneleştiren albüm, "Thriller", Epic Records'tan yine Quincy Jones prodüktörlüğünde müzikseverlerin beğenisine sunuldu. Genellikle arka arkaya, single halinde piyasaya sürülen albümün "Wanna Be 'Startin", "Billie Jean", "Beat It"i de içeren her şarkısı hit oldu ve müzik tarihinde tüm zamanların en yüksek satış rak***** ulaşarak rekor kırdı. Şarkıların yanı sıra, dört hit parça için kısa film tadında çekilen, güçlü ve geniş bütçeli prodüksiyon gerektiren ilginç klipler de büyük yankı uyandırdı. MTV, Billie Jean'le, ilk defa zenci bir şarkıcının video klibini yayınlamış oldu. Fantastik bir konuyla kurgulanmış ve danslarla görsel bir şölene dönüştürülmüş Thriller şarkısının 13 dakikalık klibi ise, patlama yaptı ve gelen talepler üzerine VHS formatında piyasaya sunularak, yine ulaşılamayacak bir satış rekoruna imza attı. Klipte Michael'in sergilediği özgün dans kareografileri, birçok gence ilham kaynağı oldu. Özellikle Jackson kardeşler olarak katıldıkları Motown'ın 25.kuruluş yıldönümünde, Billie Jean'i seslendirirken sergilediği "moonwalk" denilen ayak kaydırma hareketi, Jackson'ın imzasıyla tarihe geçti.

    37 hafta zirvede kalan ve Billboard albüm listesinde 122 hafta geçiren Thriller, elbette birçok ödülü de beraberinde getirdi. 1984 yılında, 12 dalda aday gösterildiği Grammy'den 8 ödülle ayrılan Jackson, bir gecede en çok ödül alan sanatçı ünvanını, 2000 yılında Carlos Santana egale edene kadar elinde tutmayı başardı (Ödüllerin yedisi Thriller'a giderken, biri de, 1982'de seslendirdiği "Someone in the Dark"a verildi). Albüm aynı yıl, 8 Amerikan Müzik Ödülü, 4 Amerikan Video Ödülü, 3 MTV Video Müzik Ödülü ve Üstün Başarı Ödülü almaya hak kazandı.

    Bu sırada, Pepsi-Cola'yla sponsorluk anlaşması imzalayan ve kardeşleriyle birlikte şirketin reklam filmlerinde rol alan Jackson'ın başına talihsiz bir olay geldi. Reklam çekiminde, havai fişek gösterisi esnasında saçları alev alarak cildinde ciddi hasar meydana geldi. Jackson, gördüğü fiziksel zarardan şirketi sorumlu tuttu ve tazminat davası açtı. Lehine sonuçlanan davadan kazandığı astronomik meblağı ise, tedavisini yürüten hastaneye bağışladı.

    1984'te, Thriller rüyası devam ederken, kardeşleriyle tekrar biraraya gelerek "Victory" albümünü çıkardılar. Bu albümde de Michael tarafından yazılmış ve bestelenmiş hit parçalar bulunuyordu. Jackson kardeşlerin en başarılı albümü olan Victory için 5 aylık uluslararası dev bir turne düzenlendi. Turne gelirinin tümünü bağışlayacaklarını duyurması üzerine, Jackson'ın adı, jest olarak Hollywood yıldızlar geçidine eklendi. 1985'te, "Beat It" adlı şarkısını, alkollü araba kullanmaya karşı televizyonlarda ve diğer basın-yayın organlarında yürütülen kampanyalarda kullanılmak üzere bağışlaması nedeniyle, dönemin devlet başkanı Ronald Reagan tarafından, teşekkür amacıyla Beyaz Saray'a davet edildi. Jackson ileriki yıllarda, ünlü bir dünya starı olarak, çok daha fazla ses getirecek sosyal sorumluluk ve insani yardım projelerini hayata geçirecekti. Bunlardan en önemlisi, USA For Africa kampanyası çerçevesinde, özellikle Doğu Afrika'da açlık sınırında ve yardıma muhtaç bir şekilde yaşayan insanlar için, Lionel Richie ile birlikte yazdığı "We Are The World" parçasıydı. Dünya çapında en çok satış rak***** sahip single olma özelliğini hala taşıyan şarkı, Stevie Wonder, Tina Turner, Diana Ross, Ray Charles, Cindy Lauper gibi ünlülerin de aralarında bulunduğu 40'dan fazla popüler sanatçı tarafından seslendirildi. Bu başarının ardından, We Are The World'le Richie ve Jackson, Yılın Şarkısı dalında Grammy Ödülü'nü almaya hak kazandı.

    1985 yılı yıldız şarkıcı için yalnızca övgülerle geçmedi. Jackson, içinde birçok ünlü sanatçı tarafından seslendirilmiş parçanın yanı sıra, özellikle Beatles'a ait 200'den fazla şarkının telif hakkını bulunduran ATV Müzik'in en büyük hissesini satın alarak, birçok tartışmaya neden oldu. En sert tepki de müzayedeyi düzenleyen yakın arkadaşı, söz yazarı Paul McCartney'den geldi. Bu olay, dostluklarının ve bilhassa ortak söz yazarlığı çalışmalarının sonu oldu. Sözkonusu tartışmaların ardından, birtakım basın ve medya çevreleri, uzun süre yaşamak için Elephant Man'ın kemiklerini satın almaya kalkıştığından, ilginç tavırlarına kadar birçok konuda sanatçıya karşı alaycı bir üslup kullanmaya ve adından "Wacko Jacko" gibi irrite edici şekilde bahsetmeye başladı.

    1986'da, George Lucas'ın yapımcılığında ve Francis Ford Coppola'nın yönetmenliğinde çekilen "Captain EO" adlı kısa filmde Jackson, Kaptan EO rolüyle ekranların karşısına geçti. 17 dakika olmasına rağmen yaklaşık 17 milyon dolara malolan film, o güne kadar çevrilmiş, dakika başına en büyük maliyete sahip filmdi. Disneyland'da gösterime giren film için Jackson, "Another Part of Me" -sonradan "Bad" albümünde de yer aldı- ve "We Are Here To Change The World" adlı iki yeni parça seslendirdi.

    1987'de, pop yıldızı, "Bad" albümüyle müzikseverlerin karşısına çıktı. Quincy Jones'un prodüktörlüğünü üstlendiği son Michael Jackson albümüydü ve yine Epic Records etiketi taşıyordu. Satış rakamları sanatçının beklentisinin altında olsa da -yaklaşık 30 milyon adet-, "I Just Can't Stop Loving You", "Bad", "The Way You Make Me Feel", "Man In The Mirror" ve "Dirty Diana" gibi single'lar listelerde aynı anda bir numaraya oturarak bir ilke imza attı. Albümün tanıtımından sonra Jackson, yine Pepsi sponsorluğunda, 16 ay gibi oldukça uzun bir zaman alacak ilk solo dünya turnesine çıkarak hayranlarıyla buluştu; 123 konser verdi. Bu arada Pepsi reklamlarıyla ekranlarda boy gösterdi. Dönüşündeyse, Bad şarkısına, Martin Scorsese yönetmenliğinde 18 dakikalık, yine kısa film niteliğinde bir klip çekildi. Ancak klipteki yeni Michael Jackson görüntüsü, neredeyse şarkıdan daha çok konuşulur hale geldi. Çünkü ünlü şarkıcının hem yüzünde, hem de ten renginde çok belirgin ve şaşırtıcı değişiklikler vardı. Medya, sanatçının, zenci olmaktan utandığı için ten rengini beyazlatmaya çalıştığı, burun estetiği, alın kaldırma ve dudak inceltme operasyonu gibi birçok ameliyat geçirdiği iddialarını ortaya attı. Ancak ünlü şarkıcı, 1988 yılında kendi yazmış olduğu Moon Walk adlı otobiyografisinde, sadece iki tane estetik operasyon yaptırdığını ve çenesindeki yaralardan dolayı da cildi için cerrahi işlem uygulandığını yazdı. Bad'in klibi de tüm bu sansasyonlara rağmen, oldukça iyi bir satış rak***** ulaştı.

    Jerry Kramer ve Colin Chilvers tarafından yönetilen; Kellie Parker, Sean Lennon ve Brandon Adams'ın Jackson'a eşlik ettiği "Moonwalker" adlı müzikal film, 1988 yılında gösterime girdi ve izleyiciler tarafından büyük ilgi gördü. Filmin VHS sürümü bir milyon satış adediyle yeni bir rekora imza attı. Artık yıldız sanatçı, pop,rock ve soul müziğinin kralı ilan edilecek ve Elvis Presley, Beatles, Frank Sinatra gibi dünya çapında üne kavuşarak zirveye oturmuş bir idol haline gelecekti.

    Filmin başarısından sonra, paparazzilerden ve hakkında türetilen dedikodulardan bunalan Michael, Hayvenhurst'te ailesiyle birlikte yaşadığı evi terk ederek, 2700 dönümlük dev bir alana kurulu Neverland çiftliğini satın aldı ve orada gözlerden uzak yaşamaya başladı. Çok küçük yaşta hayata atılmak zorunda kaldığı için, özlemini kurduğu çocukluk günlerini yaşayabilmek adına, lunaparktan hayvanat bahçesine, büyükçe bir göle kadar kendine apayrı bir dünya kurdu bu çiftlikte. Ancak ileriki yıllarda, çiftliğinde misafir ettiği minik arkadaşlarına cinsel tacizde bulunma suçuyla yargılanacağı günler çok uzak değildi.

    1991'de, Jackson, müzik şirketini değiştirerek astronomik bir rakamla Sony'le sözleşme imzaladı. 15 yıllık bir sürece ve altı albüm ile bir film çalışmasına dayanan kontrat, Michael'e sağladığı ekonomik getiriyle, adından çok söz ettirdi. Aynı yılın Kasım ayında, sanatçının yeni albümü "Dangerous" piyasaya çıktı. Albümün hit parçası olan "Black or White"a David Lynch yönetmenliğinde çekilen klip, olay yarattı. Klip, şiddet ,cinsellik ve ırkçılık gibi öğelere gönderme yapıyor; özellikle sonlarına doğru görülen bazı sahnelerle şimşekleri üzerine çekiyordu. Sözkonusu klibin, medya ve kamuoyunda yarattığı tartışmalar nedeniyle, Jackson bir basın bülteni yayınlayarak üzüntüsünü ifade etti ve ihtilafa konu olan bölümleri kaldırttı. Bu sansasyonlara rağmen, "Remember the Time", "In the Closet", "Jam" gibi hit parçalar daha çıkaran albüm, 17 milyonluk bir satış rak***** ulaştı. Sanatçının çıktığı ikinci dünya turnesi, hemen her ülkenin basın-yayın organları tarafından birebir takip edildi.

    1992'de, MTV tarafından kanalın ilk uluslararası yarışması yayınlanmaya başladı. Dünya çapında birçok insanın katılabildiği yarışmanın ödülü ise, Michael'le bir akşam yemeğiydi. Oldukça büyük ilgi uyandıran yarışmanın talihlileri, ünlü sanatçının "In The Closet" adlı single'ının klip çekimlerinde biraraya geldi. Ertesi yıl ise, ABC kanalınca Jackson kardeşlerin gerçek hayat hikayelerine dayanan görsel biyografileri "The Jacksons: An American Dream" yayına sunuldu. Gerçekten de, neredeyse bir rüyanın dünyanın gerçek olgularıyla yakın temasa geçtiği bir hikayeye sahip olan Michael ve kardeşlerinin, evrensel popülaritesinin altında yatan neden belki de buydu.

    Aynı yıl, Jackson, sosyal sorumluluk çerçevesinde, hümanist projelere imza atmaya devam etti ve "Heal the World Foundation" adı altında bir fon kurdu. Fonun amacı, çocukların daha iyi ve eşit yaşam koşullarına sahip şekilde büyümesini, yaşadıkları topluma faydalı hale gelmesini sağlamaktı. Kuruluşun faaliyet merkezi Kaliforniya civarında, Santa Ynez'di ve yardıma muhtaç çocuklar, ünlü yıldızın Neverland çiftliğindeki oyun alanlarından yararlanıyordu.

    1993'de 27.Superbowl maçının devre arasında mini bir konser veren Michael, Amerikan televizyonlarında o zamana kadar elde edilmiş en büyük izlenme payına sahip oldu ve yaklaşık 100 milyon kişiyi ekranları başına topladı. Şubat ayında düzenlenen 35.Grammy Ödül töreninde, Jackson'a "Yaşayan Efsane" ödülü verildi. Mart ayında ise, Soul Train tarafından Yılın Hümanisti ödülüne layık görüldü.

    Aynı yıl, Jackson, Neverland'de konuk ettiği çocuklara karşı cinsel istimarda bulunma iddiasıyla suçlanarak yargı önüne çıkarıldı. İddianın kaynağı, sanatçının çiftliğinde bulunmuş olan çocuklardan birinin anlattıklarıydı. İlginç kişiliği, farklılaşan görüntüsü ve çiftliğinin bahçesine yaptırdığı oyun alanlarıyla, iddiaların doğruluğu arasında medya tarafından sürekli bağlantı kurulmaya çalışılıyordu. Kimi zaman yalancı şahitler ortaya çıkıyor; yeni iddialar ortaya atılıyor; bunların gerçekleri yansıtmadığı kanıtlanınca, başka başka gelişmelerle durum aydınlatılmaya çalışılıyordu. Olay yaratan davalar zinciri, dünya ve özellikle Amerikan basınını karıştırmış; medaya kuruluşları bile kendi içinde karalama ya da aklama politikalarına soyunmuştu. Yılın sonlarına doğru, Jackson, çiftliğinden uydu aracılığıyla iddialara yanıt verdi ve bunların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. 1994'ün Ocak ayında sonuçlanan davalardan birinde mahkeme, Jackson'ı para cezasına çarptırdı. Meblağ tam olarak açıklanmasa da, basına yansıyan bilgi, 20 milyon dolar olduğu yönündeydi. Ancak bu ceza tazmin edilmedi.

    1995'in sonlarına doğru, bu tatsız iddiaların biraz durulmasıyla birlikte, Michael Jackson, efsane rock şarkıcısı Elvis Presley'in kızı olan Lisa Marie Presley ile hayatını birleştirdi. 19 ay gibi kısa bir zaman süren bu evlilik, yine büyük tartışmalara neden oldu. Ancak evliliğin sona ermesinden sonra Lisa Marie, Michael'in gay olduğu ve yankıları halen süren taciz davalarının üstünün örtülmeye çalışıldığı gibi birçok iddianın gerçekleri yansıtmadığını, pop kralının gayet normal ve sağlıklı bir erkek olduğunu açıkladı.

    Jackson, "HIStory: Past, Present And Future" adlı yeni albümününün birinci bölümünü, 1995'in Haziran ayında çıkardı. HIStory Begins, albüm serisinin başlangıcıydı ve cover'lanmış 15 eski hit parçadan oluşuyordu. Serinin ikinci bölümü, HIStory Continues ise, 15 yeni parçayla piyasaya sürülmüştü. İlk albümün ilk single'ı, büyük liste başarısı sağlayan "Scream" oldu. Kızkardeşi Janet Jackson'la birlikte seslendirdiği bu parçaya çekilen klip ise, tüm zamanların en pahalı videosu oldu. Jackson kardeşler "Scream"le, MTV Video Müzik Ödülleri gecesinden, farklı kategorilerde 3 ayrı ödülle ayrıldı. Anti-Semitik ifadeler içerdiği için Yahudi toplumunun tepkisini çeken "They Don't Care About Us" şarkısı, HIStory albümünden çıkan dördüncü single oldu. Parçanın anti-semitik sözleri, sonraki düzenlemelerde sound'a uygun bir şekilde değiştirildi. Albümün başarısı üzerine 1996'da yine dünya turnesine çıkan Michael, henüz konserler devam ederken Deborah Jeanne Rowe ile evlenerek; Michael Joseph Jackson, Jr. (Prens olarak da bilinir) adında bir erkek ve Paris Katherine Jackson adında bir de kız çocuk evlat edindi. Ancak bu evliliğini de sürdüremeyen Jackson ile Rowe, 1999 yılında olaylı bir şekilde boşandı. Sansasyona neden olan şey, evlat edinilen çocukların velayet davasıydı. Popun kralı hakkında yapılan tartışmalar bununla da sınırlı kalmadı. 1996'da Brit Ödülleri gecesinde, "Earth Song" adlı parçasını, beyazlara bürünmüş ve çevresini sarmış birçok küçük çocukla seslendiren Jackson, iki ağaç arasında kollarını açtığı figürü nedeniyle, kendisini Mesih gibi gördüğü iddiaları ile karşı karşıya kaldı.

    1997 yılına gelindiğinde, ünlü pop şarkıcısı, HIStory albümünün hit parçalarının remix'lerinden oluşan "Blood on the Dance Floor: HIStory in the Mix" i piyasaya çıkardı. Albümün çıkış parçası "Blood on the Dance Floor", "Is It Scary" ve "Ghosts" büyük ilgi gördü ve iyi bir liste başarısı kazandı. Michael, bu albümünü, büyük yardımını gördüğü Elton John'a ithaf etti. "Is It Scary" ve "Ghosts"a, Jackson ile Stephen King tarafından yazılan, Stan Winston tarafından yönetilen 35 dakikalık bir klip çekildi. Halen dünyanın en uzun müzik videosu olma özelliğini koruyan klip, yine uluslararası bir başarı kazandı.

    2001'de Jackson, 13 ülkenin pop müzik listesinde bir numaraya oturacak olan "Invisible"'ı çıkardı. "You Rock My World", "Cry" ve "Butterflies" gibi hit single'larla piyasalarda fırtına gibi esti. Ancak, albüm çıkmadan önce, ünlü yıldızın, Sony Müzik'in sahibi Tommy Mottola'yı, süresi dolmak üzere olan kontratlarını yenilemeyeceği doğrultusunda uyarmasına rağmen, Jackson'la şirketin arası açıldı. Yasal prosedürler nedeniyle, albümle ilgili tüm promosyonlar ve single satışları iptal edildi. Mottola'nın, Afrika kökenli Amerikan sanatçılara saygısız davrandığını ve hakaret içerikli konuşmalar yaptığını iddia eden Michael, şirketin zenci artistleri çıkarları doğrultusunda kullandığı yönünde bir açıklama yaptı. Sony ise, sanatçının iddialarında doğruluk payı olmadığını savundu.

    2001 yılının Eylül ayında, yıldız şarkıcı, solo kariyerinin otuzuncu yılını doldurması şerefine, Madison Square Garden'da bir kutlama partisi düzenledi. Bu özel gecede, Usher, Whitney Houston, Destiny's Child, James Ingram, Gloria Estefan, Liza Minelli gibi birçok ünlüyle düet yapan Michael, kardeşleriyle de özel bir performans sergiledi.

    2002 yılında bir konser için gittiği Berlin'deki otel odasının penceresinden, küçük bebeğini sarkıtması, ünlü sanatçı hakkında yine büyük tartışmaların patlak vermesine neden oldu. Kaliforniya barosundan avukat Gloria Allred, Kaliforniya Çocuk Koruma Servisi'ne suç duyurusunda bulunarak, Jackson'ın bebeklerinin koruma altına alınmasını istedi. Bu olaylar, şarkıcının geriye dönük çocuk istismarı suçlamalarıyla tekrar karşı karşıya kalmasına neden oldu.

    2003 yılında, İngiliz gazeteci Martin Bashir tarafından "Living with Michael Jackson" (Michael Jackson'la Yaşamak) adlı bir çalışma yayınlandı. Bashir ve ekibi, 18 ay boyunca sanatçıyı filme aldı. Çalışmada bu görüntülerden enstantaneler verildi ve yıldızın özel hayatıyla ilgili kendi ağzından bilgiler aktarıldı. Görüntülerde, Michael'in kanserli bir çocuğu yatak odasına alıp diğer bir çocukla yan yana yatırması, hoş karşılanmayarak söylentileri arttırdı.

    Yine 2003'te, Jackson, "Resurrection" adında bir albüm çıkaracağı haberini verdi ve albümün promosyonunu kısa bir filmle yaptı. Aynı yılın Mart ayında, "Xscape" şarkısının çıkacağı, yayın organlarında duyulmasına rağmen, bilinmeyen nedenlerden dolayı iptal edildi. Bunun yerine yılın sonlarına doğru, Jackson'ın zirveye çıkıp hit olmuş tüm parçalarını içeren "Number Ones", Sony Records etiketiyle CD ve DVD formatında piyasaya sürüldü ve 8 milyondan fazla bir satış rakamı yakaladı. Albümdeki tek yeni parça olan "One More Chance"in klip çekimlerinde, yine çocuk istismarı iddiasıyla üçüncü kez tutuklanan Jackson, masum bulunarak salıverildi. Aynı yıl, basında Michael Jackson'ın dinini değiştirerek İslamiyet'i seçtiği ve Müslüman olduğu yönünde haberler çıktı. Sonrasında ise, 2005'te, bir cami yaptırdığı haberleri çıktı.

    2004 yılının Ağustos ayında VH1 müzik kanalında, "Man In The Mırror: The Michael Jackson Story" adında, sanatçının hayat hikayesini anlatan görsel bir biyografi yayınlandı. Gavin Arviso tarafından Jackson aleyhine tekrar gündeme getirilen cinsel çocuk istismarı suçlamalarına karşılık, ünlü rap şarkıcısı Eminem "Just Loose It" şarkısıyla göndermeler yaptı. Tartışmaların alevlenmesi üzerine Michael, açıklama yapmak zorunda kaldı.

    2005 yılının Haziran ayında, hakkında açılan on davanın tamamından beraat eden Jackson, Bahreyn'e yerleşti. Burada zamanını yeni besteler yaparak ve Katrina Kasırgası mağdurlarına ithafen "I Have This Dream" şarkısını yazarak geçirdi. Bu şarkının seslendirilmesinde Ciara, Snoop Dogg, Keyshia Cole, James Ingram, Jermaine Jackson, Shanice, Shirley Caesar ve The O'Jays gibi ünlüler yer aldı. Ancak, şarkı bilinmeyen nedenlerden dolayı yayınlanmadı.

    Hakkındaki suçlamalar bitmek bilmeyen Jackson, 2006'da, bir erkeğin cinsel saldırı iddiasıyla karşı karşıya kaldı. Ancak davadan beraat etti. Şubat ayında, Jackson'la eski eşi Deborah Rowe'un velayet davası sonuçlandı. Mahkeme, eski eşlerin çocukları üzerindeki haklarını sınırlandırarak ihtilafa açık bir karar verdi. Mart ayında ise, Kaliforniya İşçi Dairesi, sigorta ücretlerini ödemediği gerekçesiyle Neverland çiftliğini kapatarak, sanatçıyı, 69 kişiden oluşan her bir işçi başına 1000 dolar olmak üzere, toplamda 69.000 dolar tazminat ödemeye mahkum etti.

    Jackson Nisan ayında, Two Seas adlı müzik şirketinin CEO'su olan İngiliz müzik yapımcısı Guy Holmes ile, 2007'de çıkması planlanan tek albümlük bir sözleşme yaptı. Mayıs 2006'da ise Tokyo'da, MTV'nin Japonya lokasyonu tarafından düzenlenen Video Müzik Ödülleri'nde Yaşayan Efsane ödülünü aldı. Uzun bir aradan sonra Michael'in ekranlarda göründüğü ilk geceydi bu. Kasım ayında, ünlü pop yıldızının, "Visionary: The Video Singles" adında, yirmiden fazla hit şarkısını içeren bir çalışması, yine Sony Müzik etiketiyle yayınlandı. Guiness Dünya Rekorları'nın Londra ofisinde 8 dalda layık görüldüğü ödülleri alan Jackson, Dünya Müzik Ödülleri'nde, 100 miyondan fazla satış rak***** ulaştığı için Elmas ödülün de sahibi oldu.

    Yeni albümü için hazırlıklara başlamak üzere, 2007'nin başlarında Amerika'ya geri dönen Michael, gelecek Mart ayında, Japonya'da, hayranlarının da katılımyla gerçekleşecek olan birtakım faaliyetlerde bulunmayı planlıyor. Yılın üçüncü çeyreğinde ise, yeni albümünü müzikseverlerin beğenisine sunmayı amaçlıyor. Bu albümde The Black Eyed Peas'ten will.i.am, Teddy Riley, DJ Whoo Kid, Chris Brown, Akon ve 50 Cent'le işbirliği yapacağı yönünde duyumlar var. Two Seas müzik şirketiyle uzun süre bağlı kalamayacak gibi görünen Jackson, yeni albümünü, kendi kurduğu The Michael Jackson Company'den çıkarmayı planlıyor.

  6. #6
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    Bon Jovi

    Heavy metal çıkışlı çok az grup Bon Jovi kadar popüler olmayı başarabilmiştir. '80'lerin ilk yarısında tüm dünyayı sallayan İngiliz Def Leppard'a, Amerikalıların bir cevabı gibidir Bon Jovi. Grup, trendlerin peşinden gitmek yerine, kendi trend yaratıp, başkalarını peşinden sürüklemiştir. '80'lerde Amerika'da yaşanan pop metal akımından da günümüze kadar gelebilen yegane grup Bon Jovi olmuştur.

    Bon Jovi'nin kuruluşu, grubun vokalisti Jon Bon jovi'nin lise zamanında başlayan rock n'roll tutkusuna kadar uzanıyor. Jon, arkadaşı David Rashbaum ve kuzeni Tony ile birlikte ufak yerlerde konserler veriyordu. Tony'nin New York'ta Power Station adını taşıyan bir kayıt stüdyosu vardı. Bu stüdyoda E Street Band ve Aldo Nova gibi tanınmış isimlerle demolar kaydeden Jon, bunlardan "Runaway" adını taşıyan tek parçalık demosuyla bir anda New Jersey radyolarının en çok çalınanlarında zirveye oturacak bir hit yaratmış oldu. Bongiovi adı altında gönderdikleri demonun kayıtlarında Jon ve David Rashbaum'un yanısıra gitarist Dave Sabo, basist Alec John Such ve baterist Tico Torres yeralıyordu. 1983 yılında Polygram/Mercury Records ile yapılan albüm anlaşmasından sonra kayıtlar sırasında Jon Bongiovi, soyadını kolay okunabilmesi için Bon Jovi şeklinde değiştirdi. Diğer kurucu üye klavyeci Dave Rashbaum ise göbek adı Bryan'ı soyadı olarak kullanmaya başladı. Power Station Stüdyosu'nda albüm kayıtları sürerken gitarist Dave Sabo gruptan ayrıldı ve yerine ileride Jon'dan sonra grubun en popüler elemanı olacak olan Richie Sambora geldi.

    Bon Jovi'nin kendi adını taşıyan ilk albümü 1984 yılında yayınlandı. Single olarak yayınlanan "Runaway" Billboard listelerinde ilk 40'a kadar yükseldi. Albüm, bir ilk albüm için fazlasıyla başarılıydı ve bu başarının arkasında grup için benzersiz bir sound yaratan kuzen Tony Bongiovi'nin payı büyüktü.

    1985 yılında grubun 2.albümü "7800 Degrees Fahrenheit" yayınlandı. Çıkar çıkmaz altın plak alan albümün en büyük hiti hiç kuşkusuz "In & Out Of Love"dı. Bu arada ilk albümünü Bon Jovi'den sadece 3 yıl önce yayınlamış olmasına rağmen Amerika'da bir fenomen haline gelmiş olan Mötley Crüe'nun da zirvedeki yeri tehlikeye girdi.

    İlk 2 albüm her ne kadar birçok hit ve hit adayı mükemmel parça içerse de, Bon Jovi'nin Mötley Crüe, Kiss, Def Leppard ve ZZ Top gibi sound olarak yakın durduğu rakiplerini geçebilmesi için güçlü bir çıkışa ihtiyacı vardı.

    Daha önce Kiss ve Mötley Crüe için de hitler yaratmış ünlü şarkı sözü yazarı Desmond Child, bu kez Bon Jovi'nin yayınlanacak olan 3.albümü için New Jersey ve New York gençliğini yakından ilgilendiren konuları içeren birçok şarkı sözü yazdı. 1986 yılında "Slippery When Wet" adı altında yayınlanan albüm, Bon Jovi'yi zirveye taşıyan albüm oldu. "You Give Love A Bad Name" ve "Livin On A Prayer" singleları Billboard'da 1 numaraya kadar çıktı, "Wanted Dead Or Alive" ise ilk 10'a girdi. Sadece Amerika çapındaki satışı ise 9 milyonu buldu.

    "Slippery When Wet"in getirdiği başarı, grubun "her yıl 1 albüm" geleneğini de sekteye uğrattı. Albüm sonrası çıkılan dünya turnesi 1 yılı aşkın bir süre devam etti ve 4.albüm "New Jersey" ancak 1988'de vitrinlerdeki yerini alabildi. Albüm 5 milyonluk Amerika satışının yanısıra 2 tane 1 numara olacak single'ıyla da dikkat çekiyordu: "Bad Medicine" ve "I'll Be There For You". Yayınlanan diğer singlelar "Born To Be My Baby" ve "Lay Your Hands On Me" ise ilk 10'a girdi.

    1989'da grup, Cher'i destekleme kararı aldı. Cher'in "Heart of Stone" albümünde Richie Sambora gitar çaldı, grup ise sanatçıyla 18 ay sürecek olan bir dünya turnesine çıktı. Bu arada Jon Bonjovi, Young Guns II filmi için "Blaze Of Glory" şarkısını yazdı ve bu parçayla Grammy ve Oscar Ödüllerine aday gösterildi. Şarkıyla aynı adı taşıyan ilk albümünü ise 1990 yılında yayınladı. 1991'de ise gitarist Richie Sambora'nın ilk solo albümü "Stranger In This Town" yayınlandı.

    1992'de grubun 5.albümü "Keep The Faith" çıktı. Başta "Bed Of Roses" olmak üzere albümden 5 single yayınlandı ve hepsi de önemli liste başarıları kaydetti. 1994 yılında grubun ilk toplama albümü olan "Cross Road" yayınlandı ve satış rekorları kırdı. '90'ların başında Seattle kaynaklı olarak ortaya çıkan grunge akımı Amerikan pop rock ve glam rock gruplarını tarihe gömerken, Bon Jovi'nin popülaritesi buna rağmen artarak devam etti.

    Basçı Alec John Such'tan sonra grup dışı bir basçıyla yola devam kararı alan grup, 1995 yılında kariyerinin en silik albümü olan "These Days"i yayınladı. Elektronik müziğin hızlı yükselişi ve grup müziğinin eski popülaritesini kaybetmesi Bon Jovi üzerinde olumsuz etki yaptı. 1997'de Jon Bon Jovi 2.solo albümü "Destination Anywhere"i, 1998'de Richie Sambora da 2.solo albümü "Undiscovered Soul"u, 1999'da ise klavyeci David Bryan ilk solo albümü "Lunar Eclipse"i yayınladı.

    2000 yılının sonlarında Bon Jovi "It's My Life" single'ıyla büyük bir patlama yaptı. Ardından çıkan "Crush" albümü Bon Joviş'yi yeniden zirveye taşıdı. Yayınlanan 2.single "Say It Isn't So" da başarılı klibiyle müzik kanallarının ilk tercihi oldu.

    Albüm sonrası geniş çaplı bir dümnya turnesine çıkan grup, dönüşte 1985'ten bu yana verdiği konserlerin kayıtlarını derledi ve kariyerinin ilk konser albümünü "One Wild Night" adı altında yayınladı. Albümde "One Wild Night" adını taşıyan yeni bir parçanın yanısıra 2 de cover parça yeralıyordu. Sahnede Bob Geldof'un katılımıyla söylenen Boomtown Rats klasiği "I Don't Like Mondays" ve Neil Young klasiği "Rockin' In The Free World".

    2002 yılına geldiğimizde grubun yeni albümü "Bounce" için çalışmak üzere stüdyoya kapandığını görüyoruz. Ancak Jon Bon Jovi arkadaşlarından biraz daha fazla mesai yapıyor. Harley Davidson motorsikletlerinin 100.yılı şerefine 2 yıl boyunca motorsikletle gezerek çeşitli eyaletlerdeki harley davidson kutlamalarına katılacak olan Jon Bon Jovi, New Jersey'e döndüğü an yeni albüm "Bounce"un vokal kayıtlarını bitirecek. Albümün bu yılın sonlarına dorğu yayınlanması bekleniyor.

  7. #7
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    Modern Talking(Best Of 80s)

    Efsane 1984'te başladı,yeni yıldan önce müzik piyasasına yeni bir yıldız doğdu: Modern Talking. Dieter Bohlen ve 22 yaşındaki Thomas Anders yakında Avrupa ve Asyadaki müzik listelerini fethedecekleri ilk singılları "You're My Heart,You're My Soul" ile birlikte...Bu singıl ile beraber dünyanın çeşitli yerlerindeki 35 ülkede 1 numara oldu. Bunu diğer hitleride takip etti ve herbiri büyük başarılara imza attı..Taki 1987 deki ayrılığa kadar....

    M.T.'nin İnanılmaz Başarı Öyküsü:

    "YOU'RE MY HEART, YOU'RE MY SOUL"

    M.T. "Formel1" ve drescheibe" Tv-showlarına çıktıktan sonra albüm satışı doruğa ulaştı ve günde 40.000 den fazla bir satış grafiği elde etti.böylece M.T.nin başarısı Almanyadan diğer Avrupa ve asya ülkelerine yayıldı."You're My Heart,You're My Soul" ile birlikte dünyanın 35 ülkesindeki singıllar sıralamasında 1 numaraya yerleşti.

    You can win, if you want

    M.T. ikinci hiti "You can win,If you want" ta da bu başarısını devam ettirdi. Bu şarkı M.T.in diğerleri gibi tek-hitlik bir ikili olmadığını gösterdi. Daha sonra bunu "Cheri Cheri Lady" "Brother Louie" "Atlantis is calling" gibi hitleri izledi."Brother Louie" singılı Kanada da Gold Album statüsüne erişti."Gerenimos Cadillac" "In 100 Years" vs. ile de dünyanın kapıları M.T. için açıldı.

    1987'de Thomas ve Dieter aralarındaki çeşitli anlaşmazlıklar nedeniyle yollarını ayırdılar. Thomas kendi solo albümlerini yaparken Dieter'de Blue System'i kurdu.

    Bir Telefon ve Geri Dönüş

    1994'te Thomas, Koblenz'e geri döner.Dieter de aynı yıllarda ona telefon açıp nasıl olduğunu sorar ve bu görüşmeleri düzensiz de olsa devam eder. 98'de ise inanılmaz olay gerçekleşir... Dieter Bohlen ve Thomas Anders, Modern Talking'e geri dönmeye karar verirler.

    BACK FOR GOOD:

    Dieter ve Thomas geri dönüşlerinin ilk performanslarını Mart-98'de Almanya'nın en büyük Tv-showu "wetten,dass..?" da gösterdiler. Back for good albümünde; eski hitlerin yeni kayıtları ve remixleri,günümüz kayıt teknolojisiyle yeniden düzenlendi.Albüm 5 haftada 1 numaraya yükseldi ve dünya çapında 6 milyondan fazla sattı.

    ALONE:

    1 yıl sonra M.T. listelerdeki yeri doldurulamazlığını yeni albümleri Alone ile tekrar gösterdiler. Bir kez daha bir M.T. albümü Avrupa top-ten listelerinde 1 numara oldu. Ayrıca bu albumle En çok satan Alman gurubu ödülünü aldılar..

    YEAR OF THE DRAGON:

    Thomas ve Dieter bize, (Çin takvimine göre) 2000 yılının Şubat ayında başlayan Dragon yılını hatırlatmak istediler.Bu sebeple yeni albümlerinin adını "Year of the Dragon" koydular. Bu albümden çıkan ilk sıngılları "China in her eyes" Almanya da derhal 3 numaraya yerleşti. ülkemizde ise "No face,no name,no number" ile bu albümlerinin sesini duyurdular.
    Artık Dieter ve Thomas 80'lerdeki problemlerini unutmuşlar,tam bir takım çalışması içinde albümlerini dinleyicilerine sunuyorlardı.Yine her zaman ki gibi Dieter sözleri yazıp,beste yapıyor.. Thomas'da yorumluyordu..

    AMERICA:
    (yeni) America

    2001 yılının başında "win the race" singılının başarısının ardından M.T. 10. albümü "America"yı piyasaya sürdü. Bu albümde de 2001 yılına damgasını vuracak "Last exit to Brooklyn" "win the race" "New york city girl" gibi hitleri mevcut...


    Sonuç olarak M.T. geri dönüşleriyle şimdiye kadar sattıkları toplam 120 milyondan fazla albümle ait oldukları top-ten listelerine geri döndü. Ve bu dönüşün ardından (Back For Good Albumu) Almanya da 4.5 milyon ve dünya çapında 20 milyondan fazla album sattı. Ayrıca, 50 ülkede 500'den fazla altın,platinium ve double platinium album ödülleriyle tartışılmaz başarısını kanıtladı.

    Her güzel şey gibi Modern Talking'in de bir sonu olacaktı elbette. 2003 yılında Universe albumunun ardından M.T. için ikinci ayrılık yolu gözüktü..
    Konu Bay X tarafından (06-06-2007 Saat 11:29 PM ) değiştirilmiştir.

  8. #8
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    AHA(Best Of 80s)

    Vokalist Morten Harket, gitarist Paul Waaktaar-Savoy ve klavyeci Magne Furuholmen kadrosuyla Norveçli grup A-ha, 1982 yılında Londra’ya geçerek müzik kariyerine başladı. Grubun ilk yazdığı parça “Take On Me” single’ı ile 1985 yılında tüm dünyada 7 milyon satmayı başaran grup, bu parçayla Amerika listelerinde 1, İngiltere listelerinde 2 numara olmayı başardı. Bu single sonrası ilk albümleri “Hunting High And Low” ile müzik dünyasına tam giriş yapan A-ha, albümle Amerika listelerinde 15 numarada kaldı. Albüm İngiltere listelerinde 2 numara olurken, albümden çıkan 2. single “The Sun Always Shines On TV” ile grup, İngiltere listelerinde 1 kez daha 1 numara olmayı başardı. “Take On Me” video klibi ile 1986 MTV Müzik Ödülleri’nden toplam 6 kategoride ödül kazanan A-ha, “The Sun Always Shines On TV” ile de aynı senenin MTV Müzik Ödülleri’nden 2 ödülle birlikte döndü. 1986 Grammy’lerine “En İyi Yeni Artist” kategorisinde aday gösterilen grup, ilk albümleriyle şu ana dek tüm dünyada 8 milyon satmayı başardı.

    Birçok müzik eleştirmenince bir şarkılık şöhret grubu olarak gösterilen A-ha, 2. albümünü 1986 yılında “Scoundrel Days” ismiyle piyasaya sürerek bu düşünceyi yıkmayı başardı. Albüm, İngiltere listelerinde 2 numaraya yükselirken, albümden çıkan single “Cry Wolf”, listelerde 5 numara oldu. Şu ana dek tüm dünyada 6 milyonluk bir satış yakalayan albüm sonrası hayran kitlesini genişleten A-ha, 1987 senesindeki James Bond filmi “The Living Daylights”ın soundtrack’ine “The Living Daylights” parçasıyla katıldı.

    1988 senesinde “Stay On These Roads” adlı 3. albümünü çıkartan A-ha, bu albüm sonrası müzik eleştirmenlerinden hem pozitif hem de negatif eleştiriler aldı. 1989 senesinde Rio de Janerio’da 100,000 kişiye konser veren grup, 1990 senesinde “East Of The Sun, West Of The Moon” adlı 4. albümünü piyasaya sürdü. Albümde 1963 The Everly Brothers hiti “Crying In The Rain”i baştan yorumlayan grup, 1991’de Rock In Rio II Festivali’nde 198,000 kişinin yer aldığı bir konser gerçekleştirerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi.

    1993 senesinde “Memorial Beach” adlı 5. albümünü piyasaya süren A-ha, bu albümle şu ana dek tüm dünyada 1,2 milyon kopya sattı. 1994 senesinde Norveç’deki Kış Olimpiyatları’nda sahne alan grup, bu konserde organizasyon için besteledikleri “Shapes That Go Together” parçasını seslendirdi. Aynı sene grup içinde anlaşmazlıklar yaşamaya başlayan A-ha üyeleri, plak şirketleri ile de sorunlar yaşamaya başlayınca dağılma kararı aldı.

    Grubun dağılmasından sonra solo projelere yönelen A-ha üyelerinden Paul Waaktaar-Savoy, Savoy adlı grubu kurarak şu ana dek toplam 5 albümle müzik dünyasındaki konumunu devam etttirdi. Vokalist Mortan Harket, solo olarak 3 albüme imza atarken, klavyeci Magne Fuluholmen birkaç filmin soundtrack’ini hazırladı.

    1998 senesinde ‘Nobel Peace Prize’ konserinde biraraya gelerek bir konser gerçekleştiren A-ha, kendilerine olan ilginin hala devam etmekte olduğunu görünce stüdyoya girerek yeni parçaların üzerinde çalışmaya başladı. 2000 senesinde “Minor Earth And Major Sky” adlı 6. albümünü çıkartan grup, bu albümden çıkan single’lar “Summer Moved On” “Minor Earth Major Sky” ve “Velvet” ile beğeni topladı. “Summer Moved On” parçasında toplam 20 saniye boyunca tek bir notada kalarak vokal yeteneğini bir kez daha ispatlayan Harket, aynı sene grubuyla Japonya, Avrupa ve Rusya’da turneye çıktı.

    2002 senesinde 7. albümü “Lifelines”ı piyasaya süren A-ha, özellikle İskandinavya ve Orta Avrupa’daki satışlarıyla hala beğeni toplayan bir grup olduğunu gözler önüne serdi. 2003 senesinde “How Can I Sleep With Your Voice In My Head?” adlı konser albümünü piyasaya süren grup, bu albümde eski hit olmuş şarkıların yanısıra yeni parçaların da konser versiyonlarını hayranlarıyla buluşturdu. Aynı sene “The Singles 1984-2004” derleme albümü ile İngiltere listelerinde 13 numara olan A-ha, 2005 senesinde Berlin’de katılıdğı Live 8 konserinde 200,000 kişiye çaldı.

    2005 senesinde 8. albümünü çıkartan A-ha, albümün adını “Analogue” olarak belirledi. Albümden çıkan ilk single “Celice” ile Avrupa’nın birçok ülkesinde listelere girmeyi başaran grup, 2006 senesinde John Lennon parçası “#9 Dream”i baştan yorumladı.

    2007 senesinde yeni bir albüm çıkartmayı planlayan A-ha, şu günlerde hala “Analogue” albümünün turnesinde bulunuyor.
    Konu Bay X tarafından (06-06-2007 Saat 11:28 PM ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    Tina Turner

    Gerçek adı Annie Mae Bullock olan Tina Turner, 29 kasım 1939'da Amerika'da doğdu. St. Louise'deki gece klüplerinde şarkı söyleyen Tina Turner'ı daha sonradan evlendiği gitarist Ike Turner tarafından keşfedilmiş. 1956'da Ike Turner'ın grubuna geri vokal olarak katılmasıyla başlayan ilişkileri evlilikle devam etti. Ama Ike'in irrasyonel davranışlarından dolayı evlilikleri 1975'de son buldu. 1975 ile 1983 arasında Tina'nın kariyeri epey donuk geçen şarkıcı, 1983'te plak şirketini değiştirerek Capitol ile anlaştı. Al Green'in "Let's Stay Together" parçasını söyleyen Tina Turner bu parçayla İngiltere Top 10'e girmeyi başardı. "What's Love Got to With It" parçası İngiltere listelerinde 3 numara olurken Amerika'da liste başına oldu. Bu parçanın yer aldığı albümle En İyi Albüm ve En İyi Kadın Pop Vokal dalında 2 Grammy Ödülünü kazandı. 1984'te Turner "Mad Max Beyond The Thunderdome" filminde oynamayı kabul etti. Turner'ın bir sonraki hiti "We Don't Need Another Hero" parçasını da aynı filmde kullanıldı. Ertesi yıl Mick Jagger ile Tina Turner yardım amaçlı olarak bir düet yapan Turner dünya çapında üne kavuştu. Zor bir çoçukluk ve gençlik yaşamış olduğunu her fırsatta dile getiren şarkıcının 1985'te yazılan otobiyografisi 1993 yılında ona dünya çapında ün getiren parçası "What's Love Got to Do With It" adıyla film yapıldı. 1995'te yılında Tina Turner, James Bond filmi "Golden Eye"da filmle aynı adı taşıyan parçayı seslendirdi.

  10. #10
    Aktif Üye Bay X - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    İSTANBUL
    Mesaj
    2.170
    Rep Gücü
    37029

    Best of 80s

    Bu bölümde tüm nostaljik şarkılara ve sanatçılara ait bilgileri bulabileceksiniz hatta şarkıların türkçe çevirisini bile!Supermeydan Kalitesiyle sizlere farklı şeyler sunmaya devam edecek!

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. ARİF ŞAHİN - Sururi 2009 (Sufi Music Of Turkey)
    datamemory0101 Tarafından ilahiler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 10-04-2009, 12:38 PM
  2. Music Brush
    dogangunes Tarafından Grafik Tasarım Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-03-2008, 03:11 PM
  3. NOKIA N70 XPRESS MUSIC CEP TELEFONU
    dogangunes Tarafından Cep Telefonu Tanıtım, inceleme Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-10-2007, 01:03 AM
  4. AV Music Morpher
    tekniker Tarafından Ses Video Programları Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 21-03-2007, 03:49 AM
Yukarı Çık