1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 11
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Sioux kabilesi

    Merhaba

    SİOUX KABİLESİ







    Kabile İsimleri Nüfus Toplam yerli nüfusuna oranı (%)
    Cherokee 308,132 16.4
    Navajo 219,198 11.7
    Chippewa 103,826 5.5
    Sioux 103,255 5.5
    Choctaw 82,299 4.4
    Pueblo 52,939 2.8
    Apache 50,051 2.7
    Iroquois 49,038 2.6
    Lumbee 48,444 2.6
    Creek 43,550 2,6
    Blackfoot 32,234 1.7
    Canadian & Latin Americ. 22.379 1.2
    Chickasaw 20,631 1.1
    Potawatomi 16,763 0.9
    Tohono O' Odham 16,041 0.9
    Pima 14,431 0.8
    Tlingit 13,925 0.7
    Seminole 13,797 0.7
    Alaskan Athabaskans 13,738 0.7
    Cheyenne 11,456 0.6
    Comanche 11,322 0.6
    Paiute 11,142 0.6
    Puget Sound Salish 10,246 0.5
    Yaqui 9,931 0.5
    Osage 9,527 0.5
    Kiowa 9,421 0.5
    Delaware 9,321 0.5
    Shoshone 9,215 0.5
    Crow 8,588 0.5
    Cree 8,290 0.4

    KIZIL TÜY KABİLESİ - Kabileler

  2. #2
    Tecrübeli Üye suhran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesaj
    253
    Rep Gücü
    11002
    Bu geçite eşliği anlamlı olur sanırım...



    The Last of the Mohicans

  3. #3
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    şarkı sözleri

    Merhaba



    KIZILDERİLİ RUHU
    Beni çemberinin içine aldı
    Gün geçtikçe daraldı
    Vaat edilen günler nerede kaldı?

    Kuşatıyor beynimi duyduğum tüm sesler
    Korkutuyor beni soyut karakterler

    Beni çemberinin içine aldı
    Beni çemberin içine al!

    Kuşların pençesi kanadı
    Çöllerin ıssızlığı
    Ormanın ruhu olmalıyım...
    İnsanların doğrusu yalanı
    Zamanın bugünü yarını
    Her şeyin farkına varmalıyım

    GÜNEŞ DANSI ŞARKISI
    Buradayım,
    Gör beni.
    Ben güneşim,
    Gör beni.

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    10 kızılderili yasası

    Merhaba



    1- Büyük Ruh'a ve evrenin kutsal sırlarına yakın ol.

    2- Yeryüzündeki tüm insanlara saygı göster.

    3- Gereken her durumda iyilik ve yardımda bulun.

    4- Yaşadığın sürece daima dürüst ve doğru ol.

    5- Yüreğinle inandığın doğru bildiğin şeyi yap.

    6- Aklına ve bedenine iyi bak, sağlıklı kal.

    7- Bütün yaptıklarının sorumluluğunu taşı.

    8- Her zaman daha iyi işler yapmaya çabala.

    9- Birlikte tüm insanlığın yararı için çalış.

    10- Ve unutma ki, dünya insanlara değil, insanlar dünyaya aittir.

  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba



    Sioux Kabilesi

    Siu, Kuzey Amerika'da önceleri Superior Gölü çevresinde yaşayan, Kızılderili kabilesi.
    Avrupalı sömürgecilerle yaptıkları savaşlar sonucunda yenildiler ve Minnesota ile Lakota'ya sürüldüler.
    XIX. yüzyıl ortalarında toplama kamplarına yerleştirildiler.

    1876 yılında ayaklanarak bağımsızlık ve özgürlük savaşını yeniden başlattılar.
    Liderleri Oturan Boğa öldürüldü. 1890 yılında da ABD güçlerinin düzenlediği büyük bir katliamla direnişleri kırıldı.

    Siu kelimesi, Fransızca "Sioux" kelimesinden Türkçeye geçmiştir.
    Bu kelimenin ilk kaynağı, Fransız kâşiflerin günümüz Kanada sınırları içinde karşılaştıkları
    Ojibva Kızılderililerinin beyazlara komşu kabileleri aşağılamak için kullandıkları "nahdossiu" kelimesidir.

    Zamanla bu kelimenin ilk heceleri kaybolmuş, Fransızca çoğul anlamı yükleyecek
    "x" harfi eklenmiş, aşağılayıcı anlamını yitirmiştir.

    Çılgın At (İngilizce: Crazy Horse) Oglala Siu kabilesinin şeflerindendir.
    1876 senesinde General Custer'ı tepeleyen şef olarak da bilinir.

  6. #6
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    şef seattle’ın abd başkanına mektubu

    Merhaba



    Yüzyıllardır halkımın üzerine merhamet gözyaşları döken şu sonsuz gökyüzü bir gün değişebilir.

    bugün açık gözüken gökyüzü yarın bulutlarla kaplanabilir.

    sözlerim, asla yer değiştirmeyen yıldızlar gibidir.

    şef seattle her ne söylerse, washington'daki büyük şef ona, güneşin ya da mevsimlerin dönüşüne inandığı ölçüde inanabilir.

    washington'daki büyük şef bize dostluk ve iyilik dilekleriyle birlikte bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildirmiş. onun, bizim arkadaşlığımıza çok fazla ihtiyacı olmadığını biliyoruz. merak ediyoruz ki gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilir ya da satabilirsiniz? bunu anlamak bizler için çok güç.

    bir zamanlar insanlarımız bu topraklara tıpkı rüzgarda kıvrımlanan deniz dalgalarının kabuklu kuru yüzeyleri kapladığı gibi yayılmışlardı. çok uzun zaman geçti ve o büyük kabileler artık hüzünlü bir anı oldu.

    bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu; halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deneylerin bir parçasıdır.

    ormandaki ağaçların damarlarında dolaşan su, atalarımızın anılarını taşır; biz buna inanırız.

    beyazlar için durum böyle değildir. bir beyaz, öldükten sonra yıldızlar alemine göç ettiği zaman, doğduğu toprakları unutur. bizim ölülerimiz ise bu toprakları unutmaz. çünkü kızılderili, gerçek anasının toprak olduğuna inanır.

    washington'daki büyük beyaz reis bizden toprak almak istediğini yazıyor.

    bu bizim için büyük bir fedakarlık olur. büyük beyaz reis, bize rahat yaşayacağımız bir yerin ayrılacağını, bize babalık edeceğini, biz kızılderililerin ise onun çocukları olacağımızı söylüyor. bu önerinizi düşüneceğiz.

    ama yine de bunun kolay olmayacağını itiraf ederim.çünkü bu topraklar bizim için kutsaldır.

    nehirlerin ve ırmakların suyu, bizim için sadece akıp giden su değildir; atalarımızın kanıdır aynı zamanda.

    bu toprakları size satarsak, bu suların ve toprakların kutsal olduğunu çocuklarınıza öğretmeniz gerekecek.

    biz nehirleri ve ırmakları kardeşimiz gibi severiz. siz de aynı sevgiyi gösterebilecek misiniz kardeşlerimize ?

    biliyorum beyaz adam bizim gibi düşünmez. beyazlar için bir parça toprağın diğerinden farkı yoktur.

    beyaz adam topraktan istediğini almaya bakar ve sonra yoluna devam eder. çünkü toprak beyaz adamın dostu değil, düşmanıdır. beyaz adam topraktan istediğini alınca başka serüvenlere atılır.

    beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. onun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir. beyaz adamın kurduğu kentleri de anlayamayız biz kızılderililer. bu kentlerde huzur ve barış yoktur. beyaz adamın kurduğu kentlerde, bir çiçeğin taç yapraklarının açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulmaz.

    belki bir vahşi olduğum için anlayamıyorum ama, benim ve halkım için önemli olan şeyler oldukça başka. insan bir su birikintisinin etrafına toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların, ve doğanın seslerini duymadıkça, yaşamın ne değeri olur ?

    bir kızılderiliyim ve anlamıyorum. biz kızılderililer, bir su birikintisinin yüzünü yalayan rüzgarın sesini ve kokusunu severiz. çam ormanının kokusunu taşıyan ve yağmurlarla yıkanıp temizlenmiş meltemleri severiz. hava önemlidir bizim için. ağaçlar, hayvanlar ve insanlar aynı havayı koklar. beyaz adam için bunun da önemi yoktur. ancak size bu toprakları satacak olursak, havanın temizliğine önem vermeyi de öğrenmeniz gerekir. çocuklarınıza havanın kutsal olduğunu öğretmeniz gerekir. hem nasıl kutsal olmasın ki hava ? atalarımız doğdukları gün ilk nefeslerini onun sayesinde almışlardır. ölmeden önce son nefeslerini de gene bu havadan almazlar mı ?

    toprak satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğiz. eğer önerinizi kabul edecek olursak, bizim de bir koşulumuz var: beyaz adam bu topraklar üzerinde yaşayan bütün canlılara saygı göstersin. ben bir vahşiyim ve başka türlü düşünemiyorum. yaylalarda cesetleri kokan binlerce buffalo gördüm. beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu hayvanları sadece eğlenmek için. dumanlar püskürten bu demir atın bir buffalodan daha değerli olduğuna aklım ermiyor. biz sadece yaşayabilmek için avlardık buffalo'ları.

    bütün hayvanları öldürecek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz? canlıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan ölür gibi geliyor bize. unutmayın, bugün diğer canlıların başına gelen yarın insanın başına gelir. çünkü bütün hepsinin arasında bir bağ vardır.

    şu gerçeği iyi biliyoruz:

    toprak insana değil, insan toprağa aittir. ve bu dünyadaki herşey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi, ortaktır ve birbirine bağlıdır. bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır.

    bildiğimiz bir gerçek daha var:

    sizin tanrınız bizimkinden başka bir tanrı değil. aynı tanrının yaratıklarıyız. beyaz adam bir gün bu gerçeği de anlayacak ve kardeş olduğumuzu fark edecektir. siz tanrınızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz.

    ama hepimizi yaratan tanrı için Kızılderili ile beyazın farkı yoktur. ve Kızılderililer gibi tanrı da toprağa değer verir. bu toprağa saygısızlık, tanrının kendisine saygısızlıktır.

    beyaz adamı bu topraklara getiren ve kızıl deriliyi boyunduruk altına alma gücünü veren tanrının adaletini anlayamıyoruz. tıpkı buffalo'ların öldürülüşü, ormanların yakılışı, toprağın kirletilişini anlamadığımız gibi.

    bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş, yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş.

    işte o gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı olacak.

    gündüz ve gece bir arada olamaz.

    kızılderililer her zaman beyazlardan tıpkı sabah sislerinin güneşten kaçtığı gibi kaçmışlardır. bütün bunlara rağmen, teklifinizi tartışacağız. ve umuyorum ki, halkım bunu kabul edecek ve büyük beyaz şef'in vaadettiği üzere beraber barış içinde yaşayacağız.

    böylece ay birkaç kez daha doğacak, birkaç kış daha geçecek. bu geniş topraklara yerleşmiş ve mutluluk içinde yaşamış olan neslimiz, daha önce bizden daha güçlü ve daha umut dolu yaşamış insanlarımızın mezarları başında yas tutacaklar. ama, niye insanlarımın kaderi için yas tutayım ki? tıpkı deniz dalgaları gibi kabileler kabileleri, uluslar ulusları takip ediyor. bu doğanın düzenidir ve teessüf gerekmez.

    yok oluşumuz çok uzak olabilir ama kesinlikle bir gün gerçekleşecek; son kızılderili yok olup, kabilemin hatıraları beyazlar için bir tarih olduğunda, bu kıyılar kabilemin görünmez cesetleriyle kaynaşacak.

    çocuklarınızın çocukları kendilerini bir dükkanda, bir yolda, boş bir yerde yalnız olarak düşündüğünde aslında yalnız olmayacaklar. dünyanın hiçbir yerinde tamamen işsiz bir yer yoktur. geceleri, şehir ve kasabalarınızın caddeleri boşalmış gibi görünse de, aslında, bir

    zamanlar oralarda yaşamış ve bu güzel toprakları gerçekten seven ruhlarla dolu olacaktır. beyaz adam asla yalnız kalamayacaktır. beyaz adamın, benim insanlarıma saygı göstermesini sağlamalısınız, çünkü; ölüler güçsüz değildir. ölü mü dedim?
    ölüm diye bir şey yoktur ki, sadece dünya değiştirir insan.

  7. #7
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba




    Cırcır Böceği

    Bir gün New York' ta bir grup iş arkadaşı yemek molasında dışarıya çıkarlar, gruptan biri Kızılderilidir. Yolda yürürken insan
    kalabalığı, siren sesleri, yolda calışma yapan işcilerin araçlarının çıkardığı gürültü, araçların korna sesleri arasında ilerlerken Kizilderili, kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyler ve aranmaya başlar.

    Arkadaşları bu gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam ederler.
    Aralarından bir tanesi inanmasa da onunla birlikte aramaya devam eder. Kızılderili, caddenin karşısına doğru yürür arkadaşı da arkasından takip eder ve o binaların arasında bir kaç tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir cırcır böceği bulurlar. Arkadaşı kızılderiliye "Senin insanüstü güçlerin var bu sesi nasıl duydun." Diye sorar, Kizilderili ise bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek arkadaşına kendisini izlemesini söyler. Kaldırıma geçerler ve Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlayarak atar. Bir cok insan bozuk para sesinin ceplerinden düşen bir paramı diye sesin geldiği yöne doğru bakar. Kızılderili arkadaşına dönerek,

    - "Gördün mü önemli olan nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğine bağlıdır.
    Herşeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin" der ! ...

    Ağaçların Arkasını Gören

    Powhatan kabilesinin yetişkinliğe geçiş sınav ve töreni yapılacaktır. Sadece, adı Reis tarafından konuncaya kadar 'Ceviz' diye hitap edilen küçük Kızılderili çocuğun annesi endişelidir. Çünkü bir Kızılderili için en önemli duyulardan bir tanesi, görüşü, kısıtlıdır. Uzağı zorlukla görebilmektedir Ceviz..

    Annesi, onu yıllardır bu sınavda düş kırıklığına uğramaması için hazırlamakta ve onun diğer duyuları, duyma, dokunma ve koku alma yetilerini pekiştirerek, görme noksanını örtmeye çalışmaktadır.

    Kızılderililerin geleneklerinde, bu sınava girecek ergenlik çağı çocukları silahlarını takınıp, ormanın en karanlık, en yoğun bölgesine, gece karanlığında, kendi başlarına bırakılacaktır. Süresi her kabileye göre değişir.

    Ceviz'in heyecandan titreyen annesi, onu öpe koklaya, teşvik edici sözler ve son uyarılar ile uğurlar ormana.

    Ceviz, ilk gece, kulaklarını bir çakal, el ve ayaklarını bir köstebek, burnunu bir leopar gibi kullanarak, her tehlikeye hazır, bekler ormanda. Gözleri ile göremediklerini burnu ve kulaklarıyla hisseder. Ağaçların arkasına saklanmış hayvanları bile yakalayıp avlar, becerikli Ceviz.

    Yetişkinliğe geçiş töreninde, Reis Ceviz'in başını okşar. "Sen" der, "çok akıllı ve güçlü bir savaşçısın. Herkesin gördüğünden fazlasını görüyorsun. Sana 'Ağaçların Arkasını Gören' adını verdim..." der..
    Iroguois Yaradılış Efsanesi

    Çok kışlar öncesinde, Yeryüzü tümüyle büyük bir su örtüsü altındaymış. Ne güneş, ne ay, ne yıldız ne de ışık varmış. Her şey karanlığa gömülüymüş.O zamanlarda, dünyadaki yegane canlı yaratık su hayvanlarıymış.

    Yeryüzünün üstünde çok uzakta, Büyük Hoca Kawennionun yaşadığı Mutlu Ruhlar Ülkesi bulunuyormuş. Ve bu üst dünyanın ortasında dev bir ağaç varmış. Kökleri toprağın derinliklerine kadar uzanan bu ağaç bir elma ağacıymış. Bir gün, Kaweninio bu dev ağacı kökünden sökmüş. Büyük Ruh, Üst Dünyada yaşayan kızını yanına çağırıp kökünden koparılan ağacın bıraktığı deliğe bakmasını emretmiş.

    İyi ve kötü ruhların annesi olacak olan bu kadın, kökünden koparılmış ağaçtan kalan deliğe yakından bakmış.Aşağıda, derinlerde suların altında bir bulut kütlesiyle kaplı Alt Dünyayı görmüş.Büyük Ruh, ona "Bu karanlıklar dünyasına inmelisin" demiş. Büyük Ruh onu yavaşça kaldırıp deliğin içine bırakmış. Aşağıya doğru batmaya başlamış. Aşağıda derinlerde, su hayvanları karanlık sularda yüzüyormuş. Başlarını kaldırdıklarında, kendilerine doğru yavaşça düşen, gökyüzü kadınını büyük bir ışık şeklinde görmüşler.

    Bedeninden büyük bir ışık yayıldığı için önce çok korkmuşlar. Kalplerini büyük bir endişe kaplamış ve derin sulara dalmışlar. Ancak su yüzüne geri döndüklerinde, endişeleri kaybolmuş. Suya değdiği zaman kadın için ne yapabileceklerini kendi kendilerine düşünmeye başlamışlar.

    Kunduz, "Konabileceği kuru bir yer bulmalıyız" demiş ve biraz toprak bulmak için suyun altına dalmış. Uzun bir süre sonra, kunduzun bedeni su yüzünde yüzmeye başlamış.

    Dalgıçkuşu da denemiş, ama bedeni asla su yüzüne geri gelmemiş. Diğer birçok hayvan denemiş, ama hiçbiri toprak getirmeyi başaramamış.

    Sonunda, bataklık kunduzu dalmış ve çok uzun bir süre sonra bedeni su yüzünde yüzmeye başlamış. Küçük patileri güçlü bir şekilde sıkışmış. Onları açınca, biraz toprak olduğu görülmüş.

    Su yaratıkları bu toprağı almış ve geniş sırtına toprağı sıkıca iliştirmek üzere büyük bir kaplumbağa çağırmışlar. Kaplumbağa anında büyümeye başlamış. Ve toprağın miktarı da artmış.

    Bu toprak, büyük bir ada olan Kuzey Amerika olmuş. Bazen toprakta yarıklar oluşuyor ve titriyor ve dalgalar şiddetli bir şekilde karaya vuruyormuş.

    Beyaz adam buna :

    "zelzele" Mohawk da buna

    "kaplumbağa geriniyor" diyormuş.

    Şimdi Gökyüzü Kadını neredeyse toprağa ulaşmıştı. Beyaz kuğların şefi "Onun önünden uçup inişini kolaylaştırmak için sırtlarımıza konmasını sağlamalıyız" demiş. Büyük bir beyaz kuğ sürüsü Gökyüzü Kadınır17;na doğru yükselmiş. Onu sırtlarına alıp yavaşça toprağın üzerine bırakmışlar. Bir süre sonra Kadın, ikizler dünyaya getirmiş. İyi Ruh olması gereken, ilk doğmuş. Diğeri, Kötü Ruh, doğumda annesine o kadar acı çektirmiş ki kadın ölmüş.

    İyi Ruh, hemen annesinin başını almış ve onu gökyüzünde sallandırmış. Kadın güneş olmuş. Ve annesinin bedeniyle İyi Ruh, ayı ve yıldızları yaratıp onları gökyüzüne asmış. Annesinin bedeninin geri kalanını toprağın altına gömmüş. Bu nedenle tüm canlı varlıklar toprakta beslenecek bir şey buluyorlarmış. Ana topraktan kaynaklanıyorlarmış.

    Kötü Ruh, önden güneşi kovalamaları için karanlıkları batı gökyüzüne yerleştirmiş.

    İyi Ruh, toprağa yerleştirdiği birçok şeyi yaratmış. Kötü Ruh, kötülüğü yaratarak kardeşinin yapmış olduklarını bozmaya çalışmış. İyi Ruh, çam gibi çok güzel büyük ağaçlar yaratmış.

    Kötü Ruh, bazı ağaçların şeklini bozmuş. Diğerlerine düğüm atmış, dikenlerle kaplamış veya zehirli meyveler yerleştirmiş.
    İyi Ruh, geyik ve ayı gibi hayvanlar yaratmış.Kötü Ruh, İyi Ruhr17;un yarattığı hayvanları yok etmek için zehirli hayvanları ve yılanları yaratmış.

    İyi Ruh, temiz ve berrak suyla kaynakları ve ırmakları yaratmış. Kötü Ruh, çok sayıda kuru kaynağa zehir üfleyip kimilerine de yılanlar dağıtmış.

    İyi Ruh, yüksek tepelerin koruduğu çok güzel nehirler yaratmış.

    Kötü Ruh, nehirleri akıntıyı hızlı ve tehlikeli hale getiren kayalar ve topraklar eklemiş. İyi Ruhun yaptıklarını kötü kardeşi sürekli yıkmaya çalışmış. Sonunda, yeryüzü tamamlandığı zaman, İyi Ruh, kırmızı harçla insanı yaratıp, onu yeryüzünün üzerine koymuş. Ve ona nasıl yaşayacağını tembih etmiş. Kötü Ruh, geri kalmamak için, denizin beyaz köpüğüyle bir yaratık oluşturmuş. Yarattığı bir maymunmuş.

    İnsanı ve yeryüzünün diğer yaratıklarını yaptıktan sonra, İyi Ruh yarattıklarının her birini koruması amacıyla, koruyucu bir ruh yaratmış.
    O zaman Kötü Ruhu çağırmış ve yeryüzündeki kötülüklerine son vermesini istemiş. Kötü Ruh itaat etmeyi reddetmiş. O zaman İyi Ruh, kardeşine karşı büyük bir öfkeye kapılmış. Onu, bahsin, yeryüzünün üstünlüğü olacağı bir dövüşe çağırmış. Silah olarak dev bir elma ağacının dikenlerini almışlar. Birçok güneş boyunca dövüşmüşler.

    Sonunda Kötü Ruh yenilgiye uğramış. O zaman İyi Ruh yeryüzünün hakimi olmuş. Kötü kardeşini sonsuza dek kalması için yeraltında karanlık bir mağaraya kapatarak lanetlemiş.

    Ama Kötü Ruhun yeryüzünde dolaşan sadık hizmetkârları varmış. Bu kurnaz ruhlar Kötü Ruhun almalarını istediği her tür yaratığın şeklini alabiliyormuş. İnsanların ruhlarını sürekli etkileyip onların kötülük yapmalarına neden oluyorlarmış.

    Bu sebeptendir ki, her insanda bir kötü kalp ve bir iyi kalp vardır. Bir insan ne kadar iyi görünürse görünsün, bu içinde kötü bir yan olmasını engellemez. Ve bir insan ne kadar kötü görünürse görünsün, onda iyi bir taraf vardır. Hiçbir insan mükemmel değildir.
    İyi Ruh, insanları yaratmaya ve korumaya devam etmektedir. Doğru insanların ruhlarını ölümlerinden sonra yönetir. Kötü Ruh, kötülerin ruhlarından sorumludur.

  8. #8
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    APACHE BAYRAĞI


    SİOUX BAYRAĞI


    COMANCHE BAYRAĞI


    CHEYENNE BAYRAĞI


    CHEROKEE BAYRAĞI


    NAVAHO BAYRAĞI

  9. #9
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba



    ŞEREF YASALARI


    1 - Dua etmek için günesle birlikte kalk. tek basina dua et, sık sık dua et.
    Büyük Ruh dinler, eger sen sadece konusursan.

    2 - Yollarinda kaybolmus olanlara karsi anlayisli ol. Cehalet, kibir, öfke,
    kiskançlik ve açgözlülük, kayip bir ruhtan kaynaklanir. Rehberlik bulmalari için dua et.

    3 - Kendini, kendi kendine arastir, kesfet. Baskalarinin senin yolunu senin
    için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Digerleri o
    yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.

    4 - Misafirlerine evinde saygiyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver,
    en iyi yatagi ver ve onlara saygi ve onurla muamale et.

    5 - Herhangi bir kisiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden
    olsun, senin olmayan seyi alma. O ne kazanilmistir, ne de verilmistir.Senin degildir.

    6 - Yeryüzü üzerindeki her seye saygili ol - ister insan ister bitki olsun.

    7 - Diger insanlarin düsüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandir.

    Baska birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese
    kisisel ifadeleri için izin ver.

    8 - Baskalarina asla kötü bir sekilde konusma. Evrene biraktigin negatif
    enerji, sana katlanmis olarak geri döner.

    9 - Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bagislanabilir.

    10 - Kötü düsünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastaliklara neden olur.
    Iyimser ol.

    11 - Doga bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin
    dünyasal ailenin parçalaridir.

    12 - Çocuklar gelecegimizin tohumlaridir. Onlarin yüreklerine sevgi ek ve
    bilgelik ve hayatin dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için
    yer birak.

    13 - Baskalarinin kalplerini incitmekten kaçin. verdigin acinin zehiri sana geri döner.

    14 - Her zaman dürüst ol.

    15 - Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben 'in, Ruhsal ben 'in, Duygusal
    ben 'in ve Fiziksel ben 'in - hepsinin güçlü, saf ve saglikli olmaya gereksinimi var.
    Zihnini güçlendirmek için bedenini çalistir. Duygusal rahatsizliklari iyilestirmek için ruhsallikta büyü.

    16 - Kim olacagini ve nasil davranacagini belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumlulugunu üzerine al.

    17 - Baskalarinin mahremiyetine ve kisisel yerlerine saygili ol. Baskalarinin kisisel esyalarina dokunma
    özellikle kutsal ve dini esyalarina. Bu yasaktir.

    18 - Önce kendine karsi dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine
    yardim edemezsen, baskalarini besleyemezsin ve onlara yardim edemezsin.

    19 - Baskalarinin dini inançlarina saygi göster. Kendi inancini baskalarina
    kabul ettirmeye çalisma.

    20 - Iyi talihini baskalari ile paylas.Şevkatli ol.

  10. #10
    Kıdemli Üye SEBLA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nerden
    Gurbet'den...
    Mesaj
    577
    Rep Gücü
    3515
    Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına eğitim veriyordu. Onlara dedi ki:

    "İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş.. İki kurt arasında;

    Bu kurtlardan birisi; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü,pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor.

    Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu,anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor.

    Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde de."

    Çocuklar anlatılanları anlamak için bir dakika düşündüler ve içlerinden biri büyükbabasına;

    - Hangi kurt kazanacak? diye sordu.

    Yaşlı Cherokee kısaca cevapladı;

    - BESLEDİĞİNİZ..
    ''İslam’a gelmek bir yere gelmek değil, ‘kendine gelmek’tir.''

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Dogon Kabilesi ve Dinleri
    bursali68 Tarafından Diger Dinler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-10-2011, 03:16 PM
Yukarı Çık